- Yargıtay/Hukuk 29/77
(Dava No. 74/75; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay ve Salih S.
Dayı-oğlu.
İstinaf eden: Müteveffa Lefkoşalı Mustafa Fuat Fehim Terekesinin İdare
Memuru sıfatıyle ve/veya şahsen Hatice Hasan Lefkaridi,
Lefkoşa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edi-len: Mustafa Halil İbrahim, Lâpta, Girne.
(Davalı)
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Dan-a
Meni müdahale emri ve zarar ziyan talebi - Davacının Karşıyakadaki
tarlasına Davalının su arkı açarak su geçirmek suretiyle müdahale
ettiğini iddia etmesi ve meni müdahale ile geçmiş kullanımdan
dolayı tazminat istemi - Davalının nizasız ve fa-sılasız 30 yıl su
arkını kullandığı için irtifak hakkı doğduğu savunmasıİlk
Mahkemenin Davalı ve şahitlerine inanarak Davalının su arkı
üzerinde irtifak hakkı doğduğuna kanaat getirmesi - Davacının izin
ile suyun geçirildiği süreler dikkate al-ındığında 30 yıllık sürenin
dolmadığı iddiası - İlk Mahkemenin önünde vardığı bulgulara
varabilmesi için yeterli şahadet olduğundan Yargıtayın müdahale
etmemesi.
İrtifak hakkı - Davalının 1919-63 yılları arasında nizasız ve
fasılasız 30 yıldan- fazla su arkını kullandığından doğan irtifak
hakkı Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf, Kayıt ve Takdiri Kıymet)
Yasasının 11(1)(b) maddesi - İlk Mahkemenin Davalı ve şahidinin
şahadetine inanarak Davalı ve selef lerinin su arkı üzerinde bir
irti-fak hakkı doğduğuna ilişkin bulgu yapması - İstinaf Yargıtayın
İlk Mahkemenin bulgusuna müdahale için neden olmadığından Davacının
yaptığı istinafı reddetmesi.
Şahadet - İlk Mahkemenin Davacı ve kocasının şahadetine inanmaması ve
Davalı ve şahitl-erinin şahadetlerine inanarak Davacının tarlasından
geçen su arkı üzerinde Davalı ve seleflerinin 30 yıllık nizasız ve
fasılasız kullanmaktan dolayı irtifak hakkı doğduğuna hükmetmesi.
OLAY: Davacı şahsen ve müteveffa Mustafa F. Fehim Terekesi İdare-
memuru sıfatıyle bir dava açarak Karşıyakadaki bir tarlasına
Davalının müdahalesini meneden bir emir ve geçmişteki
müdahalesinden ötürü tazminat talep etti.
Davacı talep takririnde Davalı ve/veya ajanlarının tarlasında su
arkı açarak kend-i tarlasına su geçirmek suretiyle müdahalede
bulunduğunu ve açılan arka yakın zeytin ağaçlarının zarar gördüğünü
ileri sürdü.
Davalı müdafaasında dava konusu tarladan su arkı geçirmeğe hakkı
olduğunu ve bu arkı 1919 yılından beri nizasız ola-rak kullandığı
için su arkında bir irtifak hakkı doğduğunu iddia etti ve zarar
ziyan talebini reddetti.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme Davacı ve kocasının şahadetine
inanmadı, Davalı ve şahitlerinin şahadetlerine ise inanarak
Davalının ve se-leflerinin sözü edilen su arkından 1919 yılından
1963 yılına kadar nizasız olarak su geçirdikleri kanısına vardı ve
bu nedenle Davalının sözü edilen su arkında bir irtifak hakkı
doğduğuna kanaat getirerek davayı reddetti.
Davacı, Davalı ve s-eleflerinin su arkını suyu icar ederek
kullandıklarını 30 yıllık sürenin hesaplanmasında izin ve icar
sürelerinin dikkate alınmaması gerektiğini öne sürerek hükmü
istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Davalı su arkından sadece müteveffadan satın
- aldığı suyu geçirmiş olsaydı Müstenif-Davacının haklı
olabileceğini, ancak Davalının Rum su sahiplerinden satın aldığı
suyu da su arkından geçirdiğini ve İlk Mahkemenin önünde varmış
olduğu bulgulara varabilmesi için yeterli şahadet olduğunu dik-kate
aldı ve istinafı reddetti.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu: Davacı Lefkoşalı müteveffa Mustafa Fuat Fehim Terekesinin idare memuru sı-fatıyle ve keza şahsen, Girne Kaza Mahkernesirce açmış olduğu 74/75 sayılı dava ile Vasilya köyünde Sikoudia mevkiinde koçan no 2869 kıta 318 plan ve varaka XI.l3 de kâin ve içinde tahminen 280 adet zeytin ağacı bulunan 18 dönüm 3 evlekten müteşekkil tarla-sına davalının müdahale etmesinin menedilmesini ve geçmişteki müdahalesinden ötürü özel ve genel zarar ziyan talep etti.
Davacının talep takririne göre davalı ve/veya ajanları haksız ve izinsiz olarak davacının yukarıda tarifi verilen tarlasının için-den 1962 yılında bir su harkı veya su mecrası açmak ve buradan tarlasına su geçirmek suretiyle sözü edilen tarlaya müdahalede bulunmuş ve Mahkemece menedilmediği takdirde bu tecavüzü sürdürme niyetindedir. Davacı keza bu tecavüzden ötürü su harkı kenarında-ki zeytinlere yılda K.L.l20.lık zarar olduğunu iddia ederek davalıdan 13 senelik zarar ziyanın toplamı olan K.L.1560.- zarar ziyan talep etmiştir.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa takriri ile sözü edilen su harkından su geçirmeğe hakkı olduğunu ve bu h-arkı 1919 senesinden beri nizasız olarak kullandığı için su harkında bir irtifak hakkı olduğunu iddia etmiş ve zarar ziyan talebini de red ve inkâr etmiştir.
Davacı kendisi şahadet vermiş ve kocasını ve Girne Kaza Mahkeme Mukayiyidini şahit olarak ce-lbetmiştir. Davalı da kendi şahadetine ek olarak iki şahit celbetmiştir.
Davayı dinleyen Girne Kaza Mahkemesi Başkanı davacı ve kocasının şahadetlerine inanmamış ve davalı şahitlerinin şahadetlerine inanarak davalının ve seleflerinin sözü edilen su h-arkından 1919 yılından 1963 senesine kadar nizasız olarak su geçirdiklerini bir bulgu olarak bulmuş ve bu durumda davalının sözü edilen su harkında bir irtifak hakkı doğduğuna kanaat getirerek davayı reddetmiştir. Davacının ikinci şahidi olan Girne Kaza Ma-hkemesi Mukayyidi formal bir şahitti ve konu tarlanın eski sahibi Mustafa Fuat Fehimin davalı aleyhine aynı konu ile ilgili açtığı 423/63 sayılı dava dosyasını Mahkemeye ibraz et mişti.
İlk Mahkeme davacı ve kocasının şahadetini tezekkür ederken şöyl-e dedi:-
"Yukarıda özet olarak verilen Mahkeme huzurundaki şahadetten
de görüleceği gibi davacı ile kocası evleğin 1962 yılından evvel
mevcut olduğunu kabul etmemektedirler. Buna rağmen davacı
tarlasının eni boyunca uzanan evleğin a-sfalt yola geldiği yerde
kendini bildi bileli bir köprücük bulunduğunu ve suyun bu
köprücüğün altından geçerek davalının tarlasına gittiğini çok
sıkı bir istintaktan sonra kabul etmek zorunda kalmıştır.
Davacının bu gerçeği gizlemek içi-n büyük bir gayret sarfettiği
Mahkemenin gözünden kaçmamıştır. Yine davacı kendini bildi bileli
bu köprücüğün ayrı yerde mevcut olduğunu itiraf etmiştir. Şahadet
verirken yakından görüp izlemek fırsatını bulduğum davacı
gerçekleri Mahke-meden gizlemek için büyük bir gayret içinde
olduğu intibaını vermiştir. Davacının kocası da karısının
davasına gölge düşürecek şahadet vermekten büyük bir dikkatle
kaçındığı intibaını vermiştir."
Davalı ve şahitlerinin şahadetleri ile -ilgili olarak da İlk Mahkeme şunları söyledi:-
"Davalı ise şahadet verirken daha olumlu tesir bırakmıştır.
Müdafaa tarafından şahit otarak çağırılan Osman Ömer ile Mustafa
Mehmet Kerim de bildiklerini Mahkemeye dürüst bir şekilde
a-ktarmaya çalışan birer dürüst şahit intibaını vermişlerdir.
Bilhassa 81 yaşında olan Mustafa Mehmet Kerim çok sıkı bir
istintaka tabi tutulduğu halde hiç sarsılmamıştır. Bütûn bu
sebeplerden dolayı davalı ile şahitlerinin şahadetlerini davac-ı
ile şahidinin şahadetine tercih ediyor, özellikle Mustafa Mehmet
Kerimin şahadetini olduğu gibi kabul ediyorum."
Yukarıdaki iktibastan da görüleceği gibi İlk Mahkeme Davalı ve şahitlerine inanmış ve netice olarak şunları söylemiştir:
- "1919 yılında açılan ve davanın dosyalandığı 1963 yılına
kader mevcut olduğunu bir gerçek olarak kabul ettiğim bu evlerin
davalı veya ondan evvelki mal sahipleri tarafından
kullanılmasına davacı veya Mustafa Fuad Fehim tarafından herh-angi
bir itirazda bulunulmadığına göre bu müddet zarfında 30 senelik
süre tamamlanmış bulunmaktadır. Böylece davalının 423/63 sayılı
davanın açılmasından senelerce önce davacının tarlasındaki söz
konusu evlekten su geçirmek için kanunen- hak kazandığı açıkça
görülmektedir. Bu nedenle kanunen elde etmiş olduğu hakka
dayanarak davacının tarlasından su geçirmekte olan davalının
herhangi bir tecavüzde bulunduğu söylenemez. Bütün bu nedenlerden
dolayı davacının talep etmekt-e olduğu men'i müdahale emrinin
verilemeyeceği gibi tarlanın eski haline getirilmesi için de
herhangi bir emrin verilmesi mümkün değildir."
Davacı bu hükümden dört istinaf sebebi ileri sürerek istinaf etmiştir. Bunlar aynen şöyledir:-
- "1. Muhterem bidayet mahkemesinin, davalının ve/veyu selef-
lerinin 30 yıllık süre boyunca aralıksız olarak
sözkonusu zeytinliğin güneyinden kuzeyine uzanan bir su
harkını veya su mecrasını kullanmış olması -nedeniyle,
irtifak hakkı (geçit hakkı) doğduğu gerekçesiyle
istenilenmen'i müdahale emrini vermemesi hatalıdır,
çünkü ibraz olunan şahadet ışığında:-
Sözkonusu su harkının davalı ve/veya selefleri
tarafından- kullanılması, uzun yıllar zeytinliğin
sahibinin müsaadesi ile olmuştur ve bu yılların
irtifak hakkının (geçit hakkı) doğması için
kanunen gerekli olan 30 yıllık sürenin
hesaplanmasında nazarı itibare alınması yanlış ve
hatalıdır.
-
Aslında, zeytinliğin sahibi davalıya ve/veya
seleflerine kendi suyunu kiralıyordu ve
zeytinliğin güney hududundan geçen esas evlekten
su alınarak zeytinliğin kuzey hududuna kadar bahis
konusu su harkından akıtılır ve davalıya ve/veya
- seleflerine zeytinliğin kuzey hududunda teslim
edilirdi. Bu gerçekler muvacehesinde, davalının
ve/veya seleflerinin zeytinliğin güneyinden
kuzeyine uzanan bir su harkından su geçirmek
suretiyle sözü edilen su harkının 30 yıldan fazl-a
bir müddet kullandığı gerekçesiyle kanunen bir
geçit hakkı doğduğu bulgusu kabul edilemez.
Zeytinliğin sahibi tarafından icar edilen su,
zeytinliğin kuzey hududunda davalıya ve/veya
seleflerine teslim edildiği nedeniyle, sözkonusu
- su harkından zeytinliğin güneyinden kuzeyine
akıtılan su, zeytinlik sahibi tarafından
geçirilmiş olduğu veya icar edilen suyun ilgili su
harkından geçirilmesi su icarı muamelesinin bir
icabı olduğu açıklıkla ortada iken, ilgili Kanun-un
(Fasıl 224) 11. maddesinin 1. fıkrasının (b)
bendinde öngörülen 30 yıllık sürenin tamamlandığı
bulgusuna varmak yanlış ve hatalıdır.
Her halûkarda, davalının ve/veya seleflerinin
davacının kayıtlı malı olan zeytinlikteki bir su
- harkı ile ilgili olarak irtifak hakkının doğması
için kanunen gerekli 30 yılın kesintisiz ve
nizasız olarak tamamlandığını destekleyen şahadet
mevcut değildir."
İstinaf sebeplerinin yazılış sırasıyle üzerinde durmağı uygun bulduk.
- 1. İstinaf Sebebi:
Bu istinaf sebebiyle müstenif dava konusu su harkından aleyhine istinaf edilenin tarlanın daha evvelki kayıtlı mal sahibinin rıza ve müsaadesiyle su geçirmiş olduğu halde İlk Mahkemenin bu doğrultuda bir bulguda bulunmadığı için -İlk Mahkemenin hataya düştüğünü iddia et miştir.
Bir İstinaf Mahkemesinin bir ilk mahkemenin yapmış olduğu bulgulara, şahadetle desteklendiği sürece kolaylıkla müdahale edemeyeceği birçok içtihat kararlarında belirlenmiştir. Bulguların varılışında şa-hitleri dinleyen, onların tavır ve hareketlerini müşahadesi altında bulunduran İlk Mahkeme muhakkak ki İstinaf Mahkemesinden daha avatajlı bir durumdadır. İlk Mahkemenin varılan bulguya kesin bir şekilde hatalı olarak vardığı hususunda İstinaf Mahkemesini -tatmin etmek müstenife düşer. Bu meselede su harkından su geçirme işleminin Mustafa Fuat Fehimin müsaadesiyle yapılmadığı bulgusuna varma hususu ibraz edilen şahadet ışığında İlk Mahkemeye açıktı ve İlk Mahkeme de böyle bir bulguya varmakla hata ettiğine i-kna edilmedik.
2. fstinaf Sebebi:
Aleyhine istinaf edilen dava konusu su harkından sadece Mustafa Fuat Fehimden satın aldığı suyu geçirmiş olsaydı müstenif bu noktada haklı olabilirdi. Ancak gerek şahadetle ve gerekse İlk Mahkemenin bulgusunda s-özü edilen harktan aleyhine istinaf edilenin manastır ve diğer Rum su sahiplerinden satın aldığı suyu da bu harktan geçirdiği bir hakikattır. Bu durum karşısında bu istinaf sebebi geçerli olamaz.
3. fstinaf Sebebi:
Bu istinaf sebebi ise 2. istin-af sebebi ile sıkı sıkıya bağlıdır ve 2. istinaf sebebi başlığı altında söylediklerimiz bunun için de geçerlidir.
4. İstinaf Sebebi:
Dava konusu su harkının aleyhine istinaf edilen tarafından 1919 yılından 1963 yılına kadar kesintisiz ve nizasız- olarak kullanıldığına dair İlk Mahkemenin bulgusu vardır. İlk Mahkemenin böyle bir bulguya varabilmesi için yeterli şahadetin varolduğu zabıtlardan görülmektedir. Bu durumda bir ilk mahkeme tarafından yapılan bulgu veya bulgularla ilgili olarak l. istinaf- sebebi altında söylediklerimiz bu istinaf sebebi için de geçerlidir.
Yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı gibi müstenif istinafında muvaffak olmamıştır ve istinafın reddi gerekir.
Netice itibarıyle istinaf reddolunur. Müstenifin bu istinafı-n masraflarını ödemesi emrolunur.
(Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
11 Nisan, 1978
- 118 -
Full & Egal Universal Law Academy