- Yargıtay/Hukuk 29/78
(Dava No. 426/75; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi. İstinaf eden: Se-rvet Lisani, Maraş.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Oğuz Önkaya, Başsavcılık, Lefkoşa.
(Davacı)
- a r a s ı n d a .
İstinaf eden namırıa: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ergin Ulunay.
Sözleşme Yasası - Mersum borç senedinden doğan alacak talebi Davacı
ile Davalının kardeş ve müşterek mirascı olmaları - Davalının
senedi Davac-ının bir vaadi sonucu imzaladığı, Davacının bu vaadi
yerine getirme niyetinde olmadığı, yani hile yaptığı müdafaası -
İlk Mahkemenin Davalının hileyi ispat edemediği sonucuna vararak
Davacı lehine hüküm vermesi - Davalının hükmü istinafı - İstinaf-ın
İlk Mahkemenin şahadet olmadığı görüşüne varmakla ve senette
belirtilen K.L.400.-nin gerçekten Davacı tarafından Davalıya
verilip verilmediği hususunda bulgu yapmamakla hata ettiğine
dayanması - Yargıtayın İlk Mahkemenin hile olmadığına iliş-kin
bulgularının şahadetle desteklendiği ve bunlara müdahale için neden
bulunmadığı; bunun ötesinde mersum borç senedi muhtevasının yanlış
olduğuna ilişkin belli müdafaalar olduğu ve bu müdafaalar başarılı
olmadığı hallerde böyle senet muhteviy-atlarına ilişkin Mahkemenin
bulgu yapmasına gerek olmadığından istinafı reddi.
Mersum borç senedi - Senet muhtevasının kesin şahadet olması Mersum
borç senedine karşı yapılabilecek savunmalar - İmzanın gerçek
olmadığı, senedin baskı ve hile altın-da yapıldığı savunmaları -
Senedin muhtevasının doğru olmadığını kanıtlayabilmek için
öncelikle bu savunmalarda başarılı olmak gerekir - Davalının senedi
Davacının bir vaadi üzerine imzaladığı, ancak Davacının vaadi
yerine getirme niyeti olmadı-ğı (hile) müdafaası - İlk Mahkemenin
hilenin ispat edilmediği kanısına varması ve Davacı lehine hüküm
vermesi - Yargıtayın hile isbatlanamadığına göre senet muhtevasına
ilişkin bulgu yapmaya gerek olmadığı görüşü.
Şahadet - Mersum borç senetlerin-in muhtevalarının kati şahadet ol-
ması - Belli müdafaalarda başarılı olunmadığı hallerde senet
muhtevaları için bulgu yapmanın gereksiz olması. (Ayrıca Bakı-
nız..... Mersum borç senedi - Senet muhtevasının kati şahadet ol-
ması.)
Hukuk Usulû- - Mersum borç senedine karşı yapılabilecek müdafaalar
Fasıl 149 Sözleşmeler Yasasının 80. maddesi - 80. maddede senedin
içeriğine karşı yapılabilecek müdafaaların belirlenmiş olması -
(Ayrıca bakınız....Sözleşme Yasası - Mersum borç senedinden do-ğan
alcak talebi ve Mersum borç senedi - Senet muhtevasının kati
şahadet olması.)
OLAY: Davacı ile Davalı kardeştir. Davacı mersum bir borç senedine
dayanarak açtığı davada Davalıdan senetten doğan K.L.400.alacağını
talep etti.
Davalı mü-dafaa takririnde senedi yapıp imzaladığını kabul
etmekle birlikte senedi Davacının bir vaadi sonucu imzaladığını,
Davacının vaad yaparken vaadini ifa niyetinde olmadığını ve bu
nedenle senedin hile ile yapıldığını iddia etti. Vaad ve hileyle
il-gili tafsilât veren Davalı annelerinin Terekesine karşı açtığı
bir davayı geri çekmesi karşılığı Davacının yaptığı vaad sonucu
senedi imzaladığını iddia etti.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme ileri sürülen hilenin Davalı
tarafından ispat edilemed-iği bulgusuna vararak Davacı lehine talep
edildiği şekilde hüküm verdi.
Davalı hile ile ilgili yeterli şahadet olmadığı kanısına
varmakla, hile ile ilgili olgular üzerinde ciddiyetle durmamakla ve
senette belirtilen K.L.400.-yi Davacının ger-çekten Davalıya verip
vermediği hususunda bulgu yapmamakla İlk Mahkemenin hata ettiğini
ileri sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, senedin hileli olup olmadığını saptamak için
senedin yapıldığı 1.2.1974 tarihinde Davacının vaadini i-fa etmek
niyetinde olup olmadığına bakmak gerektiğini belirtti. Mahkeme
zabıtlarında bu vaadin yapıldığına ilişkin şahadet olduğu halde
Davacının vaadini yaparken niyetinin ne olduğu hususunda şahadet
bulunmadığına değinen Yüksek Mahkeme hile i-ddiasının
isbatlanamadığı sonucuna vardı.
Mersum borç senetlerinin muhtevasının kesin şahadet kabul
edildiğini, bunu çürütmek için Davalının imzanın kendine ait
olmadığını veya senedin baskı ve hile ile yapıldığını iddia etmesi
gerektiği-ni belirten Yüksek Mahkeme, böyle müdafaaların başarılı
olamadığı hallerde Mahkemenin senet muhtevasına ilişkin bulgu
yapmasına gerek olmadığı sonucuna vardı. Bu nedenle K.L.400.- nin
gerçekten verilip verilmediği hususunda bulgu yapmamakla İlk
- Mahkemenin hata yapmadığını kabul eden Yüksek Mahkeme istinafı
reddetti.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi verecektir.
N. Ergin Salâhi: Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesind-e açtığı 426/75 sayılı bir dava ile 1.2.1974 tarihli mersum bir borç senedi tahtında 1.2.1975 tarihinde davalının kendisine ödemesi gereken K.L.400.ile %9'dan faizlerini talep etmiştir.
Davalı ise müdafaa takririnde böyle bir senedin yapılmış ve kend-isinin de imzalamış olduğunu kabul etmekle beraber senede imzasını yapılan bir vaat neticesi koyduğunu, halbuki davacı böyle bir vaat yaparken ifa niyeti olmadığını ve bu nedenle senedin yapılışında hile (fraud) bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı ileri sü-rdüğü hilenin tafsilâtını şöyle izah eder:
Davacı ve davalı kardeştirler, davacı her iki tarafın annesi olan müteveffa Ayşe Osman'ın tereke memurudur. Davalının 25.1.1968 tarihinde yapılmış K.L.1000.- bir borç senedi mucibince alacağı vardı. Bu alaca-ğını tahsil edebilmek için tereke aleyhine Rum Mahkemesinde 7890/72 sayılı bir dava açmıştır. Davanın belirli bir safhasında davacı davalıya 7890/72 sayılı davayı geri çekmesini, kendisine davalının K.L. 400.- vermesini ve davacının da buna mukabil K.L.100-0.-yı terekeden azami 1 sene zarfında ödemeği teklif etmiştir. Bu teklifi kabul eden davalı açtığı 7890/72 sayılı davayı geri çekmiş ve işbu dava konusunu teşkil eden 1.2.1974 tarihli K.L.400.- mersum borç senedini imzalamıştır. Davalı mevcut olduğunu iddi-a ettiği hileyi davacının tereke namına veya şahsen davalıya alacağı olan K.L.1000.- ve faizlerini bir sene zarfında ödemesini vaat ederken bunu ifa niyeti olmadığını ve kendisinin de bu vaada kanarak işbu dava konusu senedi imzalamasına bağlamıştır.
- Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi ileri sürülen hilenin (fraud'-
un) davalı tarafıdan isbat edilmediği bulgusuna vararak davacı leyhine talep edildiği şekilde hüküm vermiştir.
Müstenif bu karardan istinaf etti. İstinaf ihbarnamesi 7 istinaf sebebi i-çermekle beraber müstenif avukatı istinafın duruşmasında bunları başlıca iki başlık altında toplayıp ileri sürmüştür.
1. Bidayet Mahkemesi hile ile ilgili hiçbir veya kâfi şahadet olmadığı görüşüne vardı ve bu görüşe varırken hile ile ilgili olgular -üzerinde ciddiyetle durmamıştır.
2. Bidayet Mahkemesi dava konusu senette zikredilen K.L.400.-yı davacının gerçekten davalıya vermiş olup olmadığı hususunda bulgu yapmamakla hata etmiştir.
1. istinaf sebebini ele aldığımızda ilkin ileri sürülen- hilenin ne olduğunu incelemek yerinde olur. İleri sürülen hile davalının terekeden alacağı olan K.L.1000.-nın azami bir sene zarfında ödenmesi ve böyle bir vaat yapıldığı 1.2.1974 tarihinde davacının bunu ifa etmek niyetinde olmadığı hususundadır. Sadece -böyle bir vaat yapılması hilenin isbatına kâfi değildir. Esas itibarı ile hile yönünden göz önünde tutulması gereken husus senedin yapıldığı ve vaadin verildiği iddia edilen 1.2.1974 tarihinde, davacının bunu ifa etmek niyetinde olmadığını, ileri süren dav-alı tarafından isbatlanıp isbatlanmadığıdır.
Mahkeme zabıtlarına göz attığımızda ileri sürülen vaadin yapıldığına dair davalı ve şahitleri tarafından, ilk nazarda, kâfi şahadet ileri sürüldüğü görülmektedir. Davacının vaadin yapıldığı zamanki niyeti -hususunda direkt şahadet ileri sürülmemiştir. Tabiatı ile bir şahsın niyeti ancak çevre şahadet ve daha sonraki tavrı hareketleri ve tüm ahval ve şeraitten istihraç edilebilir. Birçok ahvalde niyetin direkt şahadetle isbatlanması çok güçtür. Yine zabıtlara- bakıldığında davacının 1.2.1974 tarihinde bu vaadı yaparken niyetinin ne olduğu hususunda Mahkemenin bulgu yapmasına yardımcı olarak kâfi şahadet sunulmadığı görülmektedir.
Bidayet Mahkemesi dava konusu senedin yapıldığı tarihte davacının niyeti hus-usundaki şahadete eğildiği ve bir değerlendirme yaptığı görülmektedir. Bidayet Mahkemesi bu hususta kararının 7. sayfasında şöyle demektedir:
"Sözleşmenin ihlâlinden hile sonucunu çıkarma olanağı
yoktur. Kaldı ki bu meselede dâvacının senet- yapıldıktan sonra
fikir değiştirmesi ve sözünde durmaması için önemli bir neden
vardı. Barış Harekâtıyle tereke malları güneyde kaldığından bu
malları satarak K.L.1000.-nı ödeme olanağı kalmamıştı. İleride
terekeden alacağım diye K.L.1-000.-yı şahsen ödemesi de makul
değildi. Çünkü tereke malları üzerinde kontrolu kalmamıştı ve
K.L. 1000.-yı terekeden alması tehlikeye düşmüştü. Daha da ileri
giderek diyebilirim ki davacının anlaşma ile ilgili iddialarını
gerçek kabul -ettiğimiz takdirde senet yapıldığı zaman davacının
samimi olarak K.L.1000.-nı terekeden ödemek niyetinde olduğunu
düşünmek zorunda kalırız. Çünkü senedin yapıldığı tarihte K.L.
1000.-nı ödeme davacı için kârlı bir işlemdi. Bu paranın K.L.
- 400.-nı, kendisi alacaktı. Niçin bu parayı ödememe niyetinde
olsun? Davacı K.L.1000.-nı ödemediği takdirde davalırun Rum
Mahkemesinde açtığı davayı tekrarlama, parayı faizi ve masrafı
ile birlikte tekrar talep etme olanağı vardı. Davacı n-için bu
şartlar altında K.L.1000.-nı ödeme vaadinde samimi olmasın. Bütün
bu nedenlerden davalının yapmış olduğu ikinci iddianın yani hile
iddiasının isbatlanamadığı daha doğrusu bu davada hilenin
kesinlikle mevcut olmadığı sonucuna var-ıyorum.
Müstenifin 1. istinaf sebebi olarak Bidayet Mahkemesinin davacının hile ile ilgili olgular üzerine ciddiyetle eğilip bulgu yapmadığı hususunu kabul edemeyiz. Yukarıdaki iktibastan görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi hile ile ilgili olgular üzer-ine gerektiği şekilde eğilmiştir. Bidayet Mahkemesinin hilenin mevcut olmadığı kanaatırıa ise müdahale etmemiz için kâfi derecede sebep olduğuna ikna edilmedik. Bu nedenle 1. istinaf sebebi geçerli değildir.
Müstenifin 2. istinaf sebebi bu dava konus-unu teşkil eden 1.2.74 tarihli mersum borç senedindeki K.L.400.-nın davacı tarafından davalıya verilip verilmediği hususunda Bidayet Mahkemesinin bulgu yapmamasının hatalı olduğu ile ilgilidir.
Kıbrıs Kanunları Fasıl 149 Kontratlar Kanununun mersum b-orç senetlerinin muhtevası hakkındaki 80. maddesi şöyledir:
"80. Whenever any legal proceedings are taken on a bond in
customary form, the contents of such bond shall be conclusive
evidence of the facts therein stated:
Prov-ided that in any such proceedings it shall be a good
defence to prove that the signature of the debtor or of any other
party to the bond is not in fact the signature of such debtor or
party or that the bond has been obtained by, or in circum-stances
amounting to, coercion or fraud."
Görüleceği gibi mersum bir borç senedinin muhtevasının nihai ve kesin şahad-et olarak kabul edilmesi gerekir. Ancak aksini iddia eden taraf imzanın kendine ait olmadığı, baskı ve hile ile bu senedin yapıldığını iddia etmesi senet üzerindeki bir talebe karşı geçerli bir müdafaa oluşturabilir. Böyle müdafaanın muvaffak olmadığı hall-erde, senedin muhtevasını teşkil eden hususlar üzerinde mahkemenin bulgu yapması gerekmez. Bu nedenle 2. başlık altındaki istirıaf sebebi de geçerli değildir.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi müstenif yaptığı istinafta muvaffak olamamıştır v-e istinaf reddolunur.
Masrafların mûstenif tarafından ödenmesi hususunda emir veıilir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
5 Aralık, 1978
Full & Egal Universal Law Academy