-D.12/2004 Yargıtay/Hukuk 29/2002
(Dava No: 408/97; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Metin A. Hakkı, Mustafa H. Özkök, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: 1. Nuri Binici, Girne
2. Hakan Binici, Girne-
3. Ömürel (İnşaat-Turizm) Ltd. Mete Adanır Cad.
Girne
(Davalılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ali Halil n/d Ali Sarıoğlu, Girne
2. London Car Sa-les Ltd. Londra
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Menteş Aziz ve Avukat Mehmet Bilimer
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Güner Göktuğ.
Girne Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Taş-kent M. Akif ve Kıdemli Yargıç Göksel Başak'ın 408/97 sayılı davada 19.7.2001 tarihinde verdiği karara karşı Davalılar tarafından yapılan istinaftır.
---------------
H Ü K Ü M
Metin A. Hakkı: Davacılar, 28.4.1997 tarihinde, Usulü Mahkeme Nizamla-rı Emir 2 Nizam 1'e istinaden Girne Kaza Mahkemesinde, Davalılar aleyhine dosyaladıkları yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen dava ile Davalılar aleyhine müştereken ve münferiden £117.600 Sterlin için hüküm talep etmişlerdir. Davalı 1, 22.7.1997 tarihinde,- Davalı 3, 9.5.1997 tarihinde ispatı vücut varakalarını dosyaladıktan sonra Davacılar 23.12.1997 tarihinde tafsilâtlı Talep Takririni dosyalamış ve özetle (Talep Takririnin 3. paragrafından alınan kelimelerle) 1993 yılı sonbaharında Girne'de, taraflar aras-ında sözlü bir iş anlaşması yapıldığını, bu anlaşmaya göre Davacıların İngiltere'den araba satın alıp Kıbrıs'a göndereceklerini, arabalar Kıbrıs'a vardığı zaman, bedelleri ile yol ve sair masrafların yarısının Davalılar tarafından Davacılara ödeneceğini, "-böylece arabaların tarafların ortak malı haline" geleceğini, daha sonra Davalıların bu arabaları Kıbrıs'ta satacaklarını, satışlar gerçekleştikten sonra da elde edilecek paranın taraflar arasında eşit oranda bölüşüleceğini iddia etmişlerdir. Davacılar Tal-ep Takririndeki iddialarına devamla, bu şartlar altında Kıbrıs'a 18 adet araba yolladıklarını, bu arabaların Girne'de yine taraflar arasındaki bir anlaşmaya uygun olarak, Davalıların otellerinin altında bulunan dükkânlarda muhafaza edildiğini, bilâhare ara-baların bazılarının satıldığını, bazılarının ise satılmadığını iddia etmişlerdir. Davacıların Talep Takrirlerine göre bilâhare taraflar 1994 yılında Kıbrıs'a jeneratör ithal edip satmak için de bir ortaklığa girmişler, bu şekilde Davacı 2 adına Kıbrıs'a j-eneratörler gönderilmiş bilâhare taraflar anlaşarak (yine Talep Takririnin 14. paragrafından alınan kelimelerle) iş ilişkisi sona erdirilmiş ancak Davalıların Davacılara 98,002 Sterlin borçlu kaldığı iddia edilerek Davacılar bu miktar için Davalılar aleyhi-ne müştereken ve münferiden hüküm talep etmişlerdir.
Davalılar 2.3.1998 tarihinde Davacıların Talep Takririne, Mukabil Talep de içeren bir Müdafaa Takriri dosyalamışlar ve Davacılar ile Davalıların herhangi bir ortaklık anlaşması yapmadıklarını, Dava-lıların malı olan Girne'deki bazı dükkânları Davacılara antrepo veya iş yeri olarak kullanmak üzere ayda 1000 Sterlin kira ile icar ettiklerini, ancak Davacıların Davalılara kira ödemediğini, bu şekilde Davacıların Davalılara 35 bin sterlin kira borcu biri-ktiğini, kiraları alabilmek için Davalıların, arabaların satışı hususunda Davacılara yardımcı olduklarını, aynı şekilde Davacıların adaya ithal ettikleri jeneratörleri satmak için de Davacılara yardımcı olduklarını iddia etmişler ve genelde Davacıların tal-eplerini reddederken, Davacılar namına bilhassa arabaların tamir ve satışı için yaptıkları harcamalar ve kira alacakları dahil Davalıların Davacılardan ceman 41.768 Sterlin alacaklı olduklarını iddia edip bu miktar için Davacılar aleyhine hüküm talep etmiş-lerdir. Davacılar, 16.4.1998 tarihinde, Davalıların Mukabil Davalarına Müdafaa Takriri ve Müdafaalarına da Cevap dosyalayarak Mukabil Talepteki iddiaları reddedip Talep Takrirlerinde ısrar etmişlerdir.
Davanın duruşmasına Girne Kaza Mahkemesinde 2-7.1.1999 tarihinde başlanmış, Mahkemede Davacı 1 şahsen ve Davacı 2'nin direktörü sıfatı ile şahadet vermiştir. Davacı tarafı ilâveten Mahkemede 4 de tanık dinletmiştir. Müdafaa namına ise, Davalı 1 Mahkemede şahadet vermiş, ilâveten 5 tanık dinletmiştir-. Duruşma esnasında taraflar Mahkemeye 45 adet emare ibraz etmişlerdir. Duruşma takriben 20 celsede hitam bulup kararı da 19.7.2001 tarihinde verilmiştir. Bir başka deyişle duruşma 2 buçuk yıl gibi uzun bir sürede hitam bulmuştur ki bir davanın böyle uzu-n sürede neticelenmesi ve Mahkemenin de buna alet olması pek tasvip edilecek bir yöntem değildir.
Davanın kökeninde yatan olgular özetle şöyledir: Davacı No.2 11.9.1990 tarihinde İngiltere'de, özel bir şirket (private company) olarak tescil edilmi-şti. Davacı 1 ise bu şirketin ilgili zamanda direktörü idi. Davalı 3 Kıbrıs'ta tescil edilen Davalı 1 ve 2'ye ait özel bir şirketdir. Davalı 1 ve 2 baba-oğuldurlar ve bu şirketin hissedarı ve direktörüdürler ancak şirketin Anayasası (Memorandum of As-sociation) Mahkemede emare olarak ibraz edilmediği cihetle şirketin gayesi bizce meçhuldur. Öyle anlaşılıyor ki, 27.12.1993 tarihinde London Car Sales isimli ticari ünvana haiz bir müessese Davacı 1 tarafından Kıbrıs'ta Şirketler Mukayyitliğinde tescil ed-ilmiştir. Emare 10, bunu göstermektedir. Dava konusu ceman 18 adet arabanın ve keza dava konusu jeneratörlerin İngiltere'den KKTC'ye bu ticari ünvanlı müesseseye Davacılar tarafından ihraç edildiği sabittir. Yine Mahkemenin bulgusuna göre (Bak: Mavi 241-) ticari ünvan ismine gönderilen arabaların satın alınış fiyatları, aynı arabalar için KKTC Gümrük yetkililerine ibraz olunan bedellerin üstündedir. Alt Mahkeme kararına göre, böyle davranmakla Davacıların Devletten vergi kaçırma çabası içinde olduğuna k-uşku yoktu ve öyle anlaşılıyor ki Davacılar bunda muvaffak da olmuşlardır, yani gümrük vergisi olarak London Car Sales isimli ticari ünvana haiz müessese ithal edilen arabalara, ödenmesi gereken gümrük vergisinden daha az gümrük vergisi ödemiştir ve Davacı-lar da buna yardımcı olmuşlardır. Alt Mahkeme bu hususa kararında yer vermiş ancak Davacıların Mahkemeye temiz elle gelmedikleri gerçeğini bu konuda bulgu yapmasına rağmen hasıraltı ederek bu hareketle gerçek dışı beyanlarla daha düşük vergi ödendiğini ve- bunun cezai bir suç teşkil edebileceğini gözardı ederek davayı iptal etme yoluna gitmemiştir. Aksine, alt Mahkeme önünde ibraz olunan şahadet ve emareleri tezekkür ettikten sonra Davacıların Davalılardan 48,290,27 Sterlin alacaklı olduğu bulgusunu yapıp -bu miktar için Davacılar lehine hüküm vermiş ve masrafların da Davalılar tarafından ödenmesini emretmiştir. Mukabil Talebe gelince, bunun yukarıda izah olunduğu gibi kira alacakları ve Davalıların Davacılar adına arabalara yaptıkları masraf kalemlerinden -oluştuğu sabittir. Kira alacaklarının miktarı ile ilgili olarak Davalılar alt Mahkemede taraflar arasında yapılan şifahi bir anlaşma ile 1000 Sterlin ayda olduğu doğrultusunda Mahkemeye şahadet ibraz etmiştir. Yine alt Mahkemeye ibraz olunan emareler ara-sında kiranın ayda 300 Sterlin olduğuna dair bir aylık bir kira mukavelesi görülmektedir. (Bak: emare 41) Alt Mahkemenin bulgusuna göre emare 41 göstermelik bir mukaveledir ve sırf gümrüğe antrepo izni alınmasına yardımcı olmak için gerektiğinde gümrük y-etkililerine ibraz edilmek için hazırlanmıştır. Müdafaanın ibraz ettiği bu çelişkili şahadet muvacehesinde alt Mahkeme kira ile ilgili Davalıların talebini güvenilir bulmayıp reddetti. Girne Kaza Mahkemesi Davalıların Davacılar namına arabalara yapıldığı- iddia edilen masrafların miktarını ise 3111 Sterlin olarak tespit edip (Bak: Mavi 247) bu miktarı da Davacıların talebinden düştükten sonra Davacılar lehine 48,290,27 Sterlin için hüküm verdi. İstinaf bu karara karşı yapılmıştır.
İstinaf ihbarnames-i 11 istinaf sebebi içermekle birlikte istinafın duruşmasında İstinaf Eden Davalıların avukatı istinaf nedenlerini aşağıdaki 3 ana başlık altında toplamıştır.
Alt Mahkeme Fasıl 116 Ortaklık ve İş İsimleri Yasasının 5,6 ve 62. maddelerini yanlış tefsir ede-rek uygulayıp Davacılar lehine hüküm vermekle hata etti.
Alt Mahkeme önünde ibraz olunan şahadeti yanlış değerlendirdi ve şahadet olmayan konularda da kendisi şahadet varmış gibi bulgu yaparak Davacılar lehine hüküm vermekle hata etti.
Taraflar arasında -yapılmış yazılı bir kira sözleşmesi olmasına rağmen ve alt Mahkeme önünde ibraz olunan şahadetten Davacıların, Davalılara ait dava konusu dükkânları yaklaşık 35 ay süre ile tasarruflarında bulundurdukları açık bir şekilde ortada iken alt Mahkeme bu hususta- bulgu yapmayıp Davacılar lehine hüküm vermemekle hata etmiştir.
Önce 3. istinaf sebebini tezekkür etmeyi uygun gördük.
İstinaf, Mahkemenin 5.5.2004 tarihli oturumunda ele alınıp dinlenmiş ve karar için bilâmüddet ertelenmişken, ertesi gün yani 6.5.2004- tarihinde, Davalıların Yüksek Mahkeme Mukayyitliğine dosyaladıkları ve Davalıları istinafın duruşmasında temsil eden her iki avukat tarafından da imzalanan bir ihbara göre, Davalılar Mukabil Taleplerini ve onu ilgilendiren istinaflarını geri çektiklerini -Mahkemeye bildirmişlerdir. Bu durumda bu istinaf sebebi ve Davalıların bu yakınmaları geri çekildiğinden ret ve iptal olunur.
istinaf sebebine gelince, yukarıda kararın başında,
bilhassa Davacıların Talep Takririnin 3. paragrafındaki iddialardan alıntı y-apılırken, tarafların kâr etmek amacı ile bir iş ortaklığına girdiklerine değinmiştik. Bu durumda Fasıl 116'nın konuya şamil 5 ve 6. maddelerinin davaya şamil olduğu sarihtir. Davacılar Fasıl 116 hükümlerini yerine getirmeden, yani ortaklığı tescil ettir-ip gerekli evrakları gerekli mercilere dosyalamadan ve Fasıl 116'nın 62. maddesi hilâfına yetkili Mahkemeden izin almadan bu davayı dosyalayıp lehylerine hüküm alamazdı. Alt Mahkeme Yargıtay/Hukuk 35/79 (D.2/80) sayılı içtihata dayanarak Davacılar lehine -karar vermekle hata etmiştir. Sözü edilen Yargıtay/Hukuk 35/79, dikkatlice incelendiğinde sarih olduğu görülmektedir ki dava konusu ortaklığın kâr gayesi güden bir iş ortaklığı olması hasebi ile Fasıl 116'nın yukarıda sözü edilen hükümlerine Davacıların h-arfiyen uyması gerekmekte idi. Yargıtay/Hukuk 35/79'da İstinaf Mahkemesi o davaya has olguları incelerken ve her ortaklığın kaydedilmesi gerekmez derken kâr gayesi gütmeyen ortaklıkları kastetmiştir, mesela 2 kişinin müştereken mal satın alması gibi. Bu -husus bilhassa ilgili kararı içeren kitabın 510'uncu sayfasında sarihtir. (Bak: Yüksek Mahkeme Kararları, Yargıtay/Hukuk 1977-1979, sayfa 507-511) Bu durumda ve bu davada Fasıl 116'nın bilhassa 5 ve 62. maddeleri hükümlerine uyulmadığı cihetle alt Mahkem-enin Davacılar lehine hüküm vermesi yanlış idi ve bu hatanın düzeltilmesi de İstinaf Mahkemesine düşmektedir. Bir başka deyişle, bu sözlerden anlaşılacağı gibi 1'inci istinaf sebebi kabul edilir.
2'inci istinaf sebebine gelince, gerek jeneratörler-in gerekse Davacılar tarafından Kıbrıs'a ihraç edilen arabaların, Davacılar adına değil de benzer ticari ünvana haiz isme Kıbrıs'ta kayıt edilen müesseseye gönderildiği ve bunların mal sahibinin bu müessese olduğu gerek emarelerden gerekse şahadetten sarih-tir. Davanın ünvanına bakıldığında Davacıların arasında bu müessese yer almamaktadır, yani araba ve jeneratörlerin esas mal sahibi Davacılar değildir. Bu durumda esas mal sahibi Davacılar olmadığına göre, dava ünvanında görülen Davacılar bu davada Davacı- (Proper Plaintiff) olamazdı ve davayı yürütüp leyhlerine hüküm alamazdı. Bir başka deyişle 2'inci istinaf sebebinde de Davalı İstinaf Edenler haklıdır.
Bu istinafı karara bağlarken bir hususa daha değinmeyi faydalı gördük. Davacıların temiz elle M-ahkemeye gelmediklerine yukarıda değinmiştik. Devlete daha az gümrük vergisi ödemek için Davacılar adaya ihraç ettikleri arabaların bedellerini, olduğundan daha az göstermişlerdir. Bu hususu alt Mahkeme de kabul etmiş ve bu hususta bulgu yapmıştır. Buna- rağmen alt Mahkeme bunu gözardı ederek Davacılar lehine hüküm vermiştir. Halbuki Mahkemeye gelen ve Mahkemeden çare arayan Davacıların temiz elle gelmesi adalet gereğidir. Bu husus Kıbrıs'ta 1908 senesinden beri içtihatlara yerleşmiştir. (Bak: Panayı K-alava v. Georgios Bassiliou and G. Ch. Ioannides (CLR) vol. 7 sayfa 67) Alıntısı yapılan bu davada zamanın Kıbrıs Başhakimi Tyser aynen şöyle demişti:
"The answer to Mr. Theodotou's argument is that as
an agreement this document never had an-y real
existence. It was void ab initio. The principles
governing this question were settled in England long
ago by the judgment of Lord Chief Justice Wilmot in
Collins v. Blantern (1767) 1. S.L.C.,398. "We are all
of opinion t-hat the bond is void ab initio, by the
common law, by the civil law, moral law, and all laws
whatever...... This is a contract to tempt a man to
transgress the law, to do that which is void by the
common law, and the reason why the comm-on law says such
contracts are void is for the public good. You shall
not stipulate for iniquity. All writers upon our law
agree in this, no polluted hand shall touch the pure
fountain of justice. Whoever is a party to an unlawful
- contract, if he shall once have paid the money stipulated
to be paid in pursuance thereof, he shall not have the
help of Court to fetch it back again. You shall not
have a right of action when you come into a Court of
Justice in th-is unclean manner to recover it back.
Procul, O procul este profani." (underline supplied)
We are clearly of opinion that the principles here
enunciated are part of the law of the country.
The appeal is dismissed with costs."
- Bir Davacı'nın Yasaları ihlal ederek, kirli elle Mahkemeye gelip Yasalardan yararlanarak çare araması tesvip edilecek bir yö-ntem değildir ve Mahkemeye gelen taraflar Yasalara saygılı olarak temiz elle Mahkemeye gelip Yasaların verdiği haklardan yararlanabilmektedirler. (Bak: Zabri Zaga v. Tassos Demetriou (CLR) vol. XIX page 109) Davacılar bu istinaf konusu dava ile Kıbrıs'a -ihraç ettikleri arabaların fiyatlarını olduğundan daha düşük göstererek, Devletin gümrük vergisi alacağını Devlet aleyhine azaltıp, kendileri daha çok kâr etmeyi amaçlamışlardır. Bu hareket cezai suç oluşturabilir. Bu durumda Davacılar leyhine hüküm verm-ek kamu yararına terstir (against Public Policy). Nitekim Bu konuda Chitty on Contracts'da aynen şöyle denmektedir:
"It is clear ...... that no person can obtain, or
enforce, any rights resulting to him from his own
crime; neither can h-is representative, claiming
under him obtain or enforce any such rights. The
human mind revolts at the very idea that any other
doctrine could be possible in our system of
jurisprudence"....... (Bak: Chitty on Contracts
Vo-l I, (1983) page 627, paragraph 1161).
Bu durumda alt Mahkeme Davacılar leyhine hüküm vermekle hata etmiştir.
Neti-ce olarak yukarıda gösterilen nedenlerle istinaf kabul edilir, alt Mahkeme kararı iptal edilerek hem dava hem mukabil dava reddolunur. İstinaf masraflarını da Aleyhine İstinaf Edilen Davacıların ödemesi emrolunur, bunun miktarını Başmukayyit tespit edecek-tir.
Metin A. Hakkı Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
28.5.2004
-
8
-
Full & Egal Universal Law Academy