- Yargıtay/Hukuk 30/77
(Dava No.54/76 Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay, Salih S.
Dayıoğlu-.
İstinaf eden:1. Arman Hasan, Engomi.
2. Zeki Cemal,Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen:1. Leman Hasan namı diğerle Lema Hasan
2. Cemal Ah-met Tunçbilek
(Müteveffa Hasan Ahmet Sönmez namı diğerle
Hasan Sönmez Terekesinin İdare Memurları ve
mezkûr müteveffanın varislerinin kanuni
temsilcileri); -ve Diğerleri.
a r a s ın d a .
İstinaf edenler namına: Kıvanç M. Rıza.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Zeki Bayram ve Talât Kürşat.
Trafik Kazası - Trafik kazası sonucu ölüm - Ölenin terekesinin -idare
memurları ile geçimi için ona bağlı eş ve çocuklarının tazminat
taleplerini içeren dava - Kazanın kamyonu ile seyreden müteveffenın
seyir hattına ani olarak önündeki 2 aracı geçerek giren Davalı
otobüs sürücüsünün kamyonla çarpışması sonu-cu meydana gelmesi - İlk
Mahkemenin Davalıyı %80, öleni %20 kazanın meydana gelmesinde
kusurlu bulması ve ölenin terekesi ile eş ve çocukları lehine
tazminata hükmetmesi - Davalıların İlk Mahkeme hükmü aleyhine
istinafı - Ölenin kazıncı, 10 çoğ-altıcı rakam, terekeye verilecek
tazminıtın genel tazminattan düşülmesi, sorumluluk ve 2. avukata
masraf ödenmesi hususlarında İlk Mahkemenin verdiği kararların
hatalı olduğuna dayanan istinaf - Yargıtayın İlk Mahkemenin ölenin
kazancı hususund-a yaptığı bulguları yapabilmesi için önünde yeterli
şahadet olduğuna ve bu bulgulara müdahale için neden bulunmadığına,
taraflarca da hata olduğu kabul edilen terekeye ödenecek miktarın
genel tazminattan düşülmesine; ölene yüklenen %20 kusurun öle-nden
seyir hattına araç gireceği için daha sola kamyonu almasını
beklemenin normal ve makul olmadığından iptal edilmesine;
Mahkemelerin 2. avukata da 1. avukat lehine hükmettiği tazminatın
2/3'ü kadar masraf ödeme emri verilme takdir hakkı oldu-ğuna ve bu
meselede bu takdir hakkının hatalı kullanılmadığına hükmetmesi.
Genel Tazminat - İlk Mahkemenin trafik kazasında ölenin kazancı ile 10
çoğaltıcı rakamını esas olarak tazminata hükmetmesi ve tereke için
hükmettiği tazminatı genel tazmin-attan düşmemesi İstinaf -
Yargıtayın, 5/75 sayılı Hukuk İstinaf kararında 37 yaşında ölene
14, 55 yaşında ölene 7 çoğaltıcı rakamı uygun gördüğünü de dikkate
alarak bu meselede 56 yaşında olan ölen için 10 çoğaltıcı rakamın
açıkça yüksek olduğu-na kanaat getirmesi ve makul ve adil olanın 7
çoğaltıcı rakamı olduğuna hükmetmesi - Yargıtayın taraflarca da
hata kabul edilen terekeye ödenecek paranın genel tazminattan
düşülmesini emretmesi İlk Mahkemenin ölenin kazancına ilişkin
yaptığı bu-lguyu yapabilmesi için önünde yeterli şahadet olduğundan
ve müdahale için neden bulunmadığından Yargıtayın ölenin kazancı
ile ilgili İlk Mahkeme bulgusu aleyhine yapılan istinafı reddi.
Sorumluluk - Trafik kazası sonucu ölüm - Kamyonla otobüsün yüzy-üze
çarpışması - İlk Mahkemenin kazaya önündeki 2 aracı geçerek
karşıdan gelen kamyona çarpan ve şöförünûn ölümüne neden olan 1.
Davalının %80 sebebiyet vermiş olduğunu bulması ve ölenin de daha
başlangıçta sağdaki araçları görüp araçlardan bir-inin ani
fırlayarak önündeki araçları geçmeye çalışan birisinin
bulunabileceğini düşünerek daha sola kaymamakta kusuru olduğundan
%20 katkısal sorumluluk atfetmesi - İstinaf - Yargıtayın normal ve
makul sürücüden beklenmeyecek bir tedbiri almas-ının ölenden
beklenemeyeceğini ve esasen ölen aracını daha sola kaydırsa bile
kazanın yine de önlenemeyeceğini dikkate alarak ölene İlk Mahkemece
atfedilen %20 sorumluluğun hatalı olduğundan iptaline hükmetmesi.
Avukatlar lehine hükmedilen masraf-lar - Davacıların 2. avukatı için de
İlk Mahkemenin masraf ödenmesini emretmesi - İstinaf Yargıtayın
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.59 n.6'ya göre davanın önemi,
müşkilât ve aciliyeti ışığında Mahkemelerin 2. avukat içinde 1.
avukata ödenmes-ini emrettiği miktarın 2/3'üne kadar masraf ödenmesi
emri verebilme takdir takkı bulunduğu ve İlk Mahkemenin bu takdir
hakkını hatalı kullandığına ikna olmadığından istinafı reddi.
Tereke İdare Tûzüğü - Tüzükte tereke teşkili için talep edilecek
- masrafın nasıl ve ne miktarda olacağına ilişkin düzenleme bulunması
- Trafik kazasında ölenin tereke teşkili masrafı olarak İlk Mahkeme
ce K.L.100.- ödenmesini emretmesi - Yargıtayın Davacıların bu
masraf için şahadet sunmadıklarını ve bu mese-lede K.L.100.-
tereke teşkil için masraf saptanmasına olanak bulunmadığından bu
masrafın Davalılarca da kabul edilen K.L.20.-ye düşürülmesine
hükmetmesi.
Hukuk Mukhakemeleri Usulü Tüzüğü - Tüzüğü Emir 59 Nizam 6'sı -
Mahkeömenin 2. avukat için- de 1. avukata ödenmesini emrettiği
masrafın 2/3'üne kadar masraf ödenmesini emretme yetkisi -
İstinaf - Yargıtayın 2. avukata İlk Mahkemece ödenmesi emredilen
masraf tutarına ilişkin takdir hakkına müdahale için neden bulun-
madığından bu hu-sustaki istinaf sebebini reddi.
Dikkatsiz Sürüş - Otobüs ile kamyonun çarpışması - öndeki 2 aracı
geçmek için ani olarak fırlayıp karşıdan gelen kamyona çarpması ve
kamyon sürücüsünün ölümüne sebebiyet vermesi- Ölene kazada İlk
mahkemece takdir- edilen %20 katkısal kusurun Yargıtayca hatalı
olduğuna kanaat getirilmesi ve iptali.
Çoğaltıcı Rakam - Genel tazminat tespitinde çoğaltıcı rakamının yüksek
olmasına etki eden faktörler - İngilteredeki kazalarda ölenler için
hazırlanan cetvelle-rde çoğaltıcı rakamın ölenin yaşına veya yıllık
yardımın devam etmiş olacağı kabul edilen süreye tam bir orantı
içinde olmaması ve bunun bizdeki içtihat kararlarında da böyle
olması - Genel tazminat yıllık yardım miktarı ile bu yardımın devam
- etmesi beklenen yıllık süre ile (çoğaltıcı rakamla) çarpılmak
suretiyle bulunması - Genel tazminatın hesaplanmasında hayatta kar-
şılanması mümkün tehlike, araqz ve diğer bilinmeyen olaylardan ötü-
rü ve ayrıca tazminatın yekün bir miktar alınac-ağı cihetle, gerek-
tiği kadar indirimin yapılması gereği - Bu indirimin ise çoğaltıcı
rakamın başka bir deyimle satın alınacak sürenin gerektiği surette
azaltılması ile yapılabilmesi.
OLAY: Lefkoşa- Mağusa ana yolunda bir otobüs ile kamyon yüzy-üze
çarpıştı. Kamyon sürücüsü öldü.
Ölenin Tereke İdare memurları, üç varisinin yasal temsilcileri
ve 1. Davacı şahsen ve ölenin küçük çocuklarının tabii vasisi
ve en yakın arkadaşı sıfatıyle otobüs şöförü ve sahibi aleyhine
dava açarak -özel ve genel tazminat talebinde bulundular.
Davalılar kazaya müteveffanın sebep olduğunu ve/veya katkıda
bulunduğunu iddia ettiler.
İlk Mahkeme kazanın, merhumun Mağusadan Lefkoşaya doğru
kamyonunu sürerek gelirken, sağda parkedilmiş ara-ç arkasındaki 2
otobüsten arkada bulunan otobüsün şöförü olan Davalının otobüsü ile
ani çıkış yaparak merhumun sürmekte olduğu kamyonla çarpışmasından
meydana geldiği bulgusuna vardı. İlk Mahkeme, karşıdan gelen
kamyonu görmeyerek önündeki 2 ar-acı geçmeye çalışan Davalının
gerekli dikkat ve ihtimamı göstermemekle kazada büyük kusuru
olduğunu; merhumun ise başlangıçta sağdaki araçları görüp yolun
daha soluna kamyonunu döndürmemekle az da olsa kazaya katkıda
bulunduğunu belirtti. İlk M-ahkeme kazanın meydana gelmesine
Davalıların %80, merhumun %20 sorumluluğu bulunduğu bulgusuna
vararak Davalıların Davacılara özel ve genel tazminat ödemesini
emretti.
Davalılar İlk Mahkemenin müteveffanın kazancı ile özel
zarar ziyanı a-şikâr surette fahiş tespit etmekle, 10 gibi yüksek
bir çoğaltıcı rakamla kazancı çarpmakla ve Davacıların l.
avukatından fazla avukat için dava masrafı ödemelerine hükmetmekle
hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme tereke- teşkil masraflarının K.L.100.- olarak
tespit edilmekle beraber bunun için şahadet ibraz edilmediğinden bu
miktarın Davalılarca kabul edilen K.L.2O.-ye düşürülmesine
hükmetti.
Müteveffanın kazancına ilişkin İlk Mahkeme bulgusunun şshadetle
- desteklendiği ve bu bulguya müdahale için herhangi bir neden
bulunmadığı kanaatine varan Yüksek Mahkeme öldüğünde 56 yaşında
bulunan müteveffanın dinç ve sağlam birisi olarak 11 yıllık çalışma
hayatı için 10 çoğaltıcı rakamının daha önce verilen- içtihat
kararlarını da dikkate alarak aşikâr surette fahiş olduğu kanaatine
oyçokluğu ile vararak genel tazminatın hesaplanmasında 7 çoğaltıcı
rakamının bu mesele için kullanılmasının makul ve adil olacağına
hükmetti.
Merhum daha da sola- kamyonunu kaydırmış olsaydı kazanın
önlenmesinin yine de mümkün olamayacağını belirten Yüksek Mahkeme,
kaldı ki 1. Davalının seyir hattına ani çıkış yapmasına kadar
merhumu daha da dikkatle davranmaya zorlayacak bir anomalinin
olmadığına ve ön-ünde bulunan 2 araca rağmen bunları Davalının
geçmeğe teşebbüs edeceği ihtimalinin merhumun zihninden geçmesini
beklemenin normal ve makul olmadığı kanaatine vardı ve İlk
Mahkemenin merhuma %20 kusur atfeden emrini iptal etti.
Yüksek Mahkeme-, Mahkemelerin 2. avukata da 1. avukat lehine
hükmettiği masrafın 2/3'ü kadar masraf ödenmesi emri verebilme
hususunda takdir hakkı bulunduğunu ve bu meselede İlk Mahkemenin bu
takdir hakkını hatalı kullandığına ikna olmadığından bu husustaki
i-stinaf sebebini reddetti.
Yüksek Mahkemenin bir üyesi 2. avukat için İlk Mahkemenin
meselenin benzer davalardan farklı bir niteliği olduğu veya farklı
bir önem, müşkülât ve aciliyet arzettiği görülmediğinden masraf
ödeme emri vermekle ve bun-u 1. avukat lehine takdir ettiği masrafın
2/3'ü kadar olacağı şeklinde takdir etmekte hatalı olduğu görüşünde
olduğunu belirtti. Ayrıca ölürken 56 yaşında olan müteveffanın İlk
Mahkemenin saptadığı 67 yaşına kadar değil, 70 yaşına kadar
çalışab-ileceği ve paranın satın alma gücünün devamlı düştüğü
dikkate alındığında çoğaltıcı rakamın 9 olmasının makul ve adil
olduğu görüşüne vardı.
Mahkeme Başkanı ise genel tazminatın hesaplanmasında paranın
değerinin ileride de düşebileceğinin di-kkate alınmasının hukuken
doğru olmadığı görüşünde olduğunu ve paranın ileride de düşmeye
devam edeceğinin söylenemeyeceğini belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Selçuk İbrahim ile Kadir Ali ve diğerleri arasındaki 5/75 sayılı
Hukuk İs-tinaf kararı.
2- Fardom v. Haacourt - Rvington (1932) All E.R. (reprint)
s.81 sayfa 83.
3- Mitchell (by his next friend Hazel Doreen) v. Mulholland and
Another (No:2) (1971) 2 All E.R. s.1205 sayfa 1217.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Kem-p and Kemp 2. Baskı Cilt II sayfa 283.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin Başkan: Bu istinafta ilk hükmü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir.
Şakir Sıdkı İlkay: Bu istinafta Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu'nun hazırladığı ükmü daha önceden ok-umak fırsatını buldum ve bu hükümde 3. ve 5. istinaf sebepleri dışındaki istinaf sebepleri ile ilgili olarak söylenenler ve varılan sonuçla hemfikirim. Bu durumda ben sadece 3. ve 5. istinaf sebeplerini incelemeyi ve ilk önce bunlardan 5. istinaf sebebini -ele almayı uygun gördüm.
5. istinaf sebebi ile Bidayet Mahkemesinin davacılara birden fazla avukat için masraf vermekle hataya düştüğü iddia edilmiştir. İstinaf konusu dava ölümle neticelenen bir trafik kazasından ötürü ölenin terekesinin idare memur-ları ve geçimi için ona bağlı eşi ve çocuklarının tezminat taleplerini içeren bir davadır. Bidayet Mahkemesi huzurunda davacılar müştereken 3 avukat tarafından temsil edildiler. Davayı dinleyen Lefkoşa Kaza Mahkemesi davacılar lehine hüküm verdi ve ayrıca -davalıların davacıya 2 avukat için masraf ödemesini emretti. Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatı E.59 n.6 uyarınca bir Mahkeme, önündeki meselenin niteliği, önemi veya müşkil veya acil oluşu dolayısıyla ortaya çıkan özel nedenlerden ötürü bir tarafa 2 avukat- için masraf verebilir, ancak ikinci avukat için verilen masrafın birinci avukat için verilenin üçte ikisinden fazla olmaması gerekir. İstinaf konusu davanın ise benzeri tazminat davalarından farklı bir niteliği olduğu veya bu gibi davalardan farklı bir ön-em, müşkilât veya aciliyet arzettiği görülmemektedir. Buna ilâveten şu da var ki Bidayet Mahkemesi davacılara 2 avukat için masraf verirken ikinci avukatın masrafını birinci avukatın üçte ikisine tahdit etmemiştir. Bu durumda Bidayet Mahkemesi Davacılara 2- avukat için masraf vermekle ve ilâveten de ikinci avukata verilen masrafı E.59 n.6 uyarınca tahdit etmemekle hata etmiştir. Bu nedenle bu istinaf sebebinin kabul edilmesi gerektiği görüşündeyim.
3. istinaf sebebi ile Bidayet Mahkemesinin tazminat mi-ktarını saptarken müteveffanın eşi ve çocuklarının müteveffadan gördükleri yıllık maddi yardımı 10 ile çoğaltmakla hata ettiği iddia edilmiştir.
Mahkeme huzurundaki şahadete göre müteveffa kaza tarihinde 56 yaşında sıhhatlı ve sağlam birisi idi. Bida-yet Mahkemesi müteveffanın sıhhatlı ve çalışkan birisi olduğunu kabul etti ve ölmemiş olsa 67 yaşına kadar çalışabileceğine hükmetti. Müteveffanın sıhhatli ve çalışkan biri olduğu ve geçindirmekle mükellef olduğu bir ailesi olduğuna göre niçin 70'e kadar d-eğil de 67 yaşına kadar işleyeceğine hükmedilmiş olmasının nedeni Bidayet Mahkemesinin hükmünden belli değildir.
Bidayet Mahkemesinin, müteveffanın 11 yıl daha işleyebileceğini kabul ettiğine göre, tazminat miktarını saptarken davacıların müteveffada-n gördüğü yıllık yardımı 10 ile çoğaltması, kanımca, hatalıdır.
Bu gibi davalarda verilecek tazminat miktarının saptanabilmesi için davacıların müteveffadan gördüğü yıllık yardım miktarının bu yardımın devam etmesi beklenen yıllık süre ile veya sair -şekilde tabir edildiğine göre satın alınacak süre ile çarpılması lâzımdır. Elde edilecek miktarın ise, hayatta karşılanması mümkün tehlike, araz ve sair bilinmeyen olaylardan ötürü ve ayrıca tazminatın yekün bir miktar olarak alınacağı cihetle, gerektiği v-eçhile tenzil edilmesi lâzımdır. Sözü edien tenzilât, satın alınacak sürenin veya çoğaltıcı rakamın gerektiği surette azaltılması ile yapılabilir.
Kemp and Kemp'deki ilgili cetveller tetkik edildiğinde İngiltere'de muhtelif meselelerde Mahkemeler tar-afından kullanılan çoğaltıcı rakamın birçok kez ölenin yaşına veya yıllık yardımın devam etmiş olacağı kabul edilen süreye tam bir orantı içinde olmddığı görülür. Aynı durum bizdeki içtihat kararları tetkik ve kıyaslandığında da görülebilir. Bunun başlıca -nedeni çoğaltıcı rakamı olumlu veya olumsuz yönde etkileyen birçok faktörün bulunması ve bu faktörlerin davadan davaya veya meseleden meseleye değişmesidir. Diğer bir neden de davaların değişik hakimler tarafından dinlenip karara bağlanması ve İstinaf Mahk-emesinin çoğaltıcı rakamın kullanılması dolayısıyle tesbit edilen tazminat miktarının açıkça çok veya açıkça az olmadığı hallerde buna müdahale etmemesidir.
Paranın alıcı kuvvetinin devamlı düşmesinin de çoğaltıcı rakamın saptanmasında göz önünde bul-undurulması gereken faktörlerden biridir.
-Gör: Kemp and Kemp, 2. baskı; cilt II, s.283. Bizim memlekette tedavülde bulunan ve tazminatların onunla ödendiği para Türk Lirasıdır. Türk Lirasının ise uzun bir zamandan beri devamlı surette alıcı kuvvetinden ka-ybetmekte olduğu bilinen bir gerçek olup Mahkemeler tarafından adlî surette nazarı itibara alınabilir.
Bu meselde müteveffanın 70 yaşına kadar işleyebileceği ve paranın alıcı kuvvetinden devamlı surette kaybetmekte olduğu göz önünde bulundurulduğunda- çoğaltıcı rakamın 9 olarak saptanması, kanımca, makul ve adil olur.
Netice itibarı ile 3. istinaf sebebinin de kabul edilmesi ve çoğaltıcı rakamın 9 olarak değiştirilmesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Davacılar müteveffa Hasan Ahmet Sö-nmez namı diğerle Hasan Sönmez Terekesinin idare memurları ve üç varisin kanuni temsilcileri ve 1. davacı şahsen ve sözü edilen merhumun küçük çocuklarının tabii vasısı ve en yakın arkadaşı sıfatı ile davalılar aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtıkları -54/76 sayılı dava ile 9.12.1975 tarihinde Lefkoşa-Mağusa ana yolunun üzerinde l. davalı tarafından 2. davalının müstahdemi olduğu esnada kullanılmakta olan TAU 624 plâkalı kamyonun dikkatsiz ve ihmalkârane sürülmesi neticesi vukubulan bir trafik kazasında -Hasan Sönmez'in ölmesinden mütevellit özel ve genel zarar ziyan talep etmişlerdir.
Davalılar ise dosyaladıkları müdafaa takriri ile sözü edilen trafik kazasına FR 884 plâkalı kamyonu kullanmakta olan merhumun sebebiyet verdiğini veya bu kazaya katkıd-a bulunduğunu iddia ederek talep edilen özel ve genel zarar ziyan taleplerini reddetmişlerdir.
Takrirlere ve şahadete göre 9.12.1975 tarihinde merhum Hasan Ahmet Sönmez çimento yüklü FR 884 plâkalı kamyonu ile Mağusa'dan Lefkoşa'ya gelirken 18-19 mil-de Lefkoşa'dan Mağusa'ya doğru, aynı yol üzerinde seyretmekte olan TAU 624 plâka numaralı kamyonu kullanmakta olan 1. davalı ile çarpışmış ve bunun neticesi merhum Hasan Sönmez vefat etmiştir. Kaza ile ilgili olarak İlk Mahkeme şunları söylemiştir:
- "Kazanın ceryanı hakkındaki bulgularımıza göre 9.12.1975
tarihinde merhum Hasan Sönmez FR 884 plâkalı kamyonu çimento
yüklü vaziyette Mağusa'dan Lefkoşa'ya doğru kullanıp seyretmekte
olduğu bir sırada Mağusa Lefkoşa anayolunun 18 ve 19. -milleri
arasında Turunçlu eski ismi ile Stronjilo kavşağından biraz evvel
yolda sağda parkedilmiş D 278 plâkalı bir araç vardı. Onun
arkasında fren yapıp durmuş veya durmak üzere olan Arif İsmail'in
kullandığı otobüs ve onun arkasından -da davalının kullandığı
davalı 2'ye ait TAU 624 plâkalı araba geliyordu. Müteveffa Hasan
Sönmez tarafında ve 35 milden aşağı bir süratte seyrettiği bir
anda Arif İsmail'in kullandığı otobüsün hizası civarında iken
davalı kullandığı TAU -624 plâkalı otobüsle ani çıkış yaparak
müteveffanın gidiş istikameti içerisine girmiş ve müteveffanın
gidiş istikametine göre yolun solunda orta çizgiden 2 ayak 4
inçlik bir yerde çarpışma vukubulmuş ve neticede kontrolünü
kaybeden müte-veffa kamyonla birlikte tarlaya girmiştir. Kazada
her iki araca da şahadette belirtilen hasar olmuştur. Davalı
yaralanmış, davacı da kaldırıldığı Mağusa Hastahanesinde kaza
neticesi aldığı yaralardan hayatını kaybetmiştir.
Bu davanı-n özetle bulgu ve hakikatleri yukarıda belirtildiği
gibidir. Tarafların kabahatı hususuna gelince; davalının bu
kazadaki kabahatı davacıya oranla çok fazladır. Esas kazaya
sebebiyet veren de onun ani çıkışıdır.
Davalı önünde giden a-racı kendisinden beklenen azami dikkat ve
ihtimamla takip etse idi zamanında gerekli tedbirleri alması
gerekirdi. Kendi ifadesinde de belirttiği gibi karşıdan gelen
kamyonu hiç görmemiştir. Bu da kendisinden beklenen azami dikkat
ve iht-imamı göstermediğine işaret eder. Vaka mahallinde yer yer
devamlı ve bazan kesintili çizgi mevcuttur ve bu da araçların
kendi taraflarında seyretmeleri gerektiğini gösterir ve buna da
riayet edilmesi gerekir. Ancak önlerin temiz olması halin-de bir
aracı geçmeye teşebbüs edilebilir. Davalı bunu yapmamış ve
önûndeki aracı geçmeye teşebbüs etmiş ve en azından müteveffanın
geliş istikametine ani çıkış yaparak onun geliş istikametini
kısmen kapatmıştır. Kendi önünde seyreden şa-hit 2 gibi tedbirli
olarak vaktinde frenlerini kullanarak çıkış yapmasa idi tabiatı
ile bu kaza vukubulmayacaktı. Bütün ahval ve şeraiti göz önünde
tuttuğumuzda kendisinden beklenen azami dikkat ve ihtimamı
göstermemiştir."
İlk Ma-hkeme merhumun da kazaya katkısı olup olmadığını incelemiş ve bu hususta hükmünde şunları söylemiştir:
"Müteveffaya gelince; süratinin 35 milden az olduğu
şahadetle sabit olduğuna göre bu dümdüz yolda 35 milden aşağı bir
süratle seyret-mek tabiatı ile tehlikeli değildir. Şahit 11'in
dediği gibi bu arabalara yaklaştığı zaman muhtemelen süratini bir
miktar daha düşürmüştür. Kaza anında süratinin kati ne olduğu
bilinmemekle beraber süratini düşürmekle bazı tedbirler aldığı
- şahit 11'in şahadetinde görülmektedir. Bu gibi tedbirleri almayı
ihtiyaç duyan müteveffa her ne kadar da kendi tarafını istediği
gibi kullanmakta serbest ise de aynı dikkat ve ihtimamı
göstererek yolun daha da solunu alması gerekirdi. Yol-un durumunu,
ölçülerine ve kendi aracının genişliğine göz attığımızde bankete
çıkmadan dahi yolun 1,5 kusur ayak daha solunda seyredebilirdi.
Bunu araçları gördüğü andan itibaren ta başlangıçta yapmamış
olması kazaya bir dereceye kadar -katkısı olduğu aşikardır. Ani
kendi gidiş istikameti içerisinden çıkan davalıyı gördükten
sonra yolun soluna ani kaçış yapmaya fırsat bulup bulmadığı
sarih olarak tebellür etmemiştir. Ancak şahit 11'in ifadesine
göre böyle bir kaçışa te-şebbüs dahi yapılmadığı görülmektedir.
Bunu göz önünde tuttuğumuzda bu hususta da müteveffa bir dereceye
kadar kabahatlıdır. Ancak bu hususu değerlendirirken kaçış
fırsatını bulup bulmadığı şahadetle tebellür etmediğini de göz
önünde tu-tmamız gerekir. Kendisini daha sola kaçmadığı için değil
de kaçmağa teşebbüs etmediği için suçlu bulmamız ve suç
nisbestini takdir ederken bu hususu göz önünde tutmamız daha
uygundur. "
Netice itibarı ile İlk Mahkeme kazanın meydana ge-lişinde 1. davalıya %80 ve merhuma da %20 mes'uliyet atfetmiştir. Daha sonra zarar ziyan kalemlerini inceleyen İlk Mahkeme özel zarar ziyan olarak cenaze masrafları için K.L.100.-sı ve merhumun terekesinin teşkil masrafları için K.L.100.-sı makul ve isbatl-anmış olarak buldu ve merhumun da katkısal kusurunu dikkate aldıktan sonra bu kalem altında merhumun terekesine özel zarar ziyan olarak K.L.160.- ve genel zarar ziyan olarak da K.L.400.- hükmetti. Genel zarar ziyanın saptanmasında ise İlk Mahkeme 56 yaşınd-a olan merhumun dinç olduğunu ve 11 sene muhtemel çalışabileceği bir süresi bulunabileceğini dikkate aldı ve genel zarar ziyanı hesaplarken çoğaltıcı rakamı 10 sene olarak saptadı. Merhumun katkısal kusurunu tenzil ettikten sonra;
Hasan Ahmet Sönmez t-erekesine 560.000 KL.
Müteveffanın eşi Leman Hasan1010.037 KL.
Hatice Konce Sönmez 332.088 KL.
Yusuf Hasan Sönmez 498.136 KL.
İlkay Hasan Sönmez 581.554 KL.
Filiz Hasan Sönmez 1010.037 K-L.
Funda Hasan Sönmez 1010.037 KL.
Mehmet Hasan Sönmez 1010.037 KL.
Savaş Hasan Sönmez 1010.037 KL.
Mustafa Hasan Sönmez 1010.037 KL.
miktarları davalıların genel zarar ziyan olarak ve ayrıca dav-acılara iki avukat masrafını ödemelerine hükmetti.
Davalılar bu hükümden istinaf ettiler. Davalıların istinaf ihbar- namesi aynen şöyledir:
"1.Muhterem Mahkemenin tereke teşkil masrafı için özel za-
rar ziyan olarak tesbit ettiği K.L.100.- fahiş-tir.
2.Muhterem Mahkeme, müteveffanın kazancını ve kendi için
harcadığı ve/veya ailesine harcadığı miktarı tesbit ederken
hataya düşmüştür; Muhterem Mahkeme, müteveffanın ka-
zancını ve ailesine harcadığı miktarı fazla kendi için har-
cadığı- miktarı ise az olarak tesbit etmiştir;
3.Muhterem Mahkeme, çoğaltıcı rakamı 10 olarak tesbit
ederek hataya düşmüş ve yüksek bir rakam tesbit etmiş-
tir; dolayısıyle tesbit edilen genel zarar ziyarı fahiştir;
4.Muhterem Mahkeme, gerekli tenzilâtl-arı yapmadan hüküm
vermekle hataya düşmüştür; şöyle ki hükümde emrolunan
miktar halen sarih olarak gösterilmemektedir;
5.Muhterem Mahkeme Davacıların, 1Avukatından fazla Avu-
kat için Davalıların dava masrafıödemeleriniemretmekle
-hataya düşmüştür."
Davacılar da mukabil istinafihbarnamesidosyalayarak aşağıdaki hususlarda mukabil istinafta bulundular.
"1.Muhterem Bidayet Mahkemesinin verilen tüm şahadet mu-
vacehesinde Müteveffaya herhangi bir mesuliyet atfetmekl-e
hataya düştüğünü,
2.Muhterem Bidayet Mahkemesinin her halûkârda verilen tüm
şahadet muvacehesinde, Müteveffa ile Davalı arasındı me-
suliyet nisbetlerini tesbit ve tayin ederken hataya
düştüğünü;
3.Muhterem Bid-ayet Mahkemesimesuliyet. tesbitederken
nazarı itibsra alınması gereken hususlarıve/veya
şahedeti nazara almamış ve almaması gereken hususları nızaııitibara almakla hataya düştüğünüMukabil istinaf
şeklinde iddia ve beyan edecek-lerdir."
İlkin müstenifin istinaf sebeplerini sıra ile ele almayı uygun gördüm.
1. istinaf sebebi:
Davacılar talep takririnde tereke teşkil masrafı olarak K.L.100.talep etmişler fakat bu hususta duruşma esnasında herhangi bir şahadet ibraz etme-mişlerdir. Müstenifler bu miktarın K.L.100.- olarak saptanmasının fahiş olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Tereke teşkil masraflarının nasıl ve ne miktarda talep edileceği Terekeler İdare Nizamatı 1955'de gösterilmektedir. Buna göre tereke teşkil masrafı o-larak bu meselede K.L.100.-nın saptanmasına olanak yoktur. İstinafın duruşmasında müsteniflerin avukatı bu kalem altında K.L.2O.-nın makul olabileceğini savundu. Bununla hemfikirim ve bu istinaf sebebinin K.L.2O.-na düşürülmesiyle kabul edilmesi görüşündey-im.
2. istinaf sebebi:
İlk Mahkeme müteveffanın haftalık kazancını K.L.3O.-, yıllık kazancını da K.L.1560.- olarak ve merhumdan yardım gören 9 kişilik ailesine bu miktarın yılda K.L.934.-nı verdiğini veya harcadığını bir bulgu olarak bulmuştur. Bir a-lt mahkemenin yapmış olduğu bulgulara genellikle istinaf mahkemesi müdahale etmez meğer ki bu gibi bulguların şahadetle desteklenmediği veya alt mahkemenin dikkate almaması gereken hususları dikkate aldığı veya dikkate alması gerekenleri dikkate almadığı n-oktalarında müstenif İstinaf Mahkemesini tatmin etmiş olsun. Bu davada verilen şahadeti titizlikle inceledim ve İlk Mahkemenin böyle bir bulguya varmakla hata ettiğine ikna edilmedim. Kaldı ki mevcut şahadet ışığında esasen İlk Mahkeme başka bir bulguya va-ramazdı. Binaenaleyh 2. istinaf sebebinin reddedilmesi gerekir.
3. istinaf sebebi:
Müstenifler İlk Mahkemerıin çoğaltıcı rakam olarak 10 yılın saptanmasında hata ettiğini ileri sürdüler. İlk Mahkemede verilen şahadete göre merhum kaza tarihinde 56 ya-şında dinç bir kimse idi. Mahkemenin yaptığı bulguya göre ise merhum 67 yaşına kadar çalışabilecek bir kimse idi. 11 senelik çalışma hayatı tanıdığı merhuma İlk Mahkeme çoğaltıcı rakam olarak 10 yıl hükmetti ve bu esas üzerinden genel tazminatı saptama yön-üne gitti. Hiç şüphe yoktur ki geriye 11 sene çalışma hayatı kalan bir şahsın vefatı üzerine genel tazminat hesaplanırken çoğaltıcı rakam olarak 10 yılın saptanması kanımca hatalıdır. Hukuk İstinaf 5/75 Selçuk İbrahim v. Kadır Ali ve Diğerleri davasında İs-tinaf Mahkemesi 37 yaşında ölen bir şahsın tere-kesine hükmolunan genel tazminat miktarının tesbitinde çoğaltıcı rakam olarak 14 yıl, 55 yaşında ölen bir şahıs için ise çoğaltıcı rakam olarak 7 yıl saptamıştı. Bu meselede merhumun 11 yıl çalışma hayatının -İlk Mahkemece kabullenmesinden maada onun dinç olduğu ve 70 yaşına kadar çalışabileceğini dikkate alarak çoğaltıcı rakamın 7 yıl olarak saptanması ve genel tazminatın K.L.6538.- tesbit edilmesi makul ve adil olacaktır kanaatındayım. Bu noktada istinafın ka-bulü gerekmektedir.
4. istinaf sebebi:
İlk Mahkeme merhumun terekesi lehine hükmettiği genel tazminatı merhumdan yardım görenler lehine hükmettiği genel tazminattan tenzil etmemekle hata işlediği aşikârdır. Esasen bu istinaf sebebinde müsteniflerin h-aklı olduklarını ve İlk Mahkemenin bu noktada hataya düştüğünü aleyhlerine istinaf edenler de istinafın duruşması esnasında kabul ve teslim etmişlerdir.
5. istinaf sebebi:
Hukuk Usulü Nizamatının E.59, n.6'ya göre bir mahkeme bir meselenin türüne ve -ehemmiyetine, zor oluşuna veya müstaceliyetine binaen, 1. avukatın masraflarının 2/3'ünü geçmemek koşulu ile ikinci bir avukatın masraflarının ödenmesine hükmedebilir. Masraflar bir mahkemenin takdirine bırakılmıştır ve adlî bir takdir hatası olmadığı süre-ce İstinaf Mahkemesi bu takdire müdahale etmez. Bu meselede İlk Mahkeme masraflar hususunda emir verirken takdir hakkını kullanmıştır. Bu takdir hakkını hatalı olarak kullandığına ikna edilmediğim cihetle bu istinaf sebebinin reddi gerekmektedir.
Muk-abil istinaf ihbarnamesinin içerdiği 3 istinaf sebebi daha önce belirtilmiştir. Bunların tümü aleyhlerine istinaf edilenlere göre İlk Mahkeme merhuma herhangi bir katkısal kusur atfetmekle hataya düştüğü noktasında toplanmaktadır.
İlk Mahkeme birinci- davalının merhumun seyir hattına "ani çıkışına" rağmen merhumun kazayı önlemek için herhangi bir "teşebbüste" bulunmadığı için ona %20 katkısal kusur atfetmeyi uygun bulmuştur.
İlk Mahkeme merhumun normal süratte seyir ettiğini, kaza mahalline yakla-ştığı zaman süratini daha da azalttığını bir bulgu olarak buldu. Ancak İlk Mahkeme merhumun bankete çıkmadan 1,5 ayak kadar daha sola kayabileceğini fakat bunu yapmadığını söylemiştir. Kazanın merhumun seyir hattının 2 ayak 4 inç içinde vukubulduğu hakikat-ı karşısında merhumun işaret edildiği gibi 1,5 ayak daha da sola kayması halinde iki aracın teması yine de gerçekleşecekti. Diğer bir deyimle İlk Mahkemenin müşahadesi ile merhum daha da sola kaymış olsaydı bile kazanın önlenmesi söz konusu olamazdı. Kaldı- ki 1. davalının sürüşünde merhumun seyir hattına ani çıkış yapmasına kadar merhumu daha da dikkatli davranmaya zorlayacak herhangi bir anormallik mevcut değildi. 1. davalının ani çıkış yaptığı ana kadar kamyonunu sürmesinde herhangi bir anormallik mevcut -değilken, önünde parkedilmiş iki arabaya rağmen bunları geçmeğe teşebbüs edebileceği ihtimalinin merhumun zihninden geçmesini beklemek kanımca normal ve makûl değildir. Bu hususta Fardon v. Harcourt-Rivington (1932) A.E.R. (reprint) s.81, sayfa 83'de Lord -Dunedinin söyledikleri değindiğimiz noktayı tamamen kapsamaktadır:
"If the possibility of the danger emerging is reasonably
apparent, then to take no precautions is negligence; but if the
possibility of danger emerging is only a mere p-ossibility which
would never occur to the mind of a reasonable man, then there is
no negligence in not having taken extraordinary precautions."
İlk Mahkemenin şahadetine inandığı davacı şahidi İrfan Derviş'in şahadetine göre 1. davalı otobü-sünü ani olarak merhumun seyir hattına sürdüğü zaman merhum ondan 15-20 ayak kadar uzakta idi. Bu kadar kısa bir mesafede ani ve beklemediği bir engel karşısında merhumun herhangi bir önlem alamaması veya almaya teşebbüs etmemesi kanımca bir hata değildir.-
Yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı gibi l. davalının yarattığı ani tehlike karşısında merhumun normal ve makul bir sürücü olarak yapabileceği herhangi birşey yoktu ve İlk Mahkeme ona %20 katkısal kusur atfetmekle hataya düşmüştür.
Netice -itibarıyle istinaf kısmen ve mukabil istinafın tamamen kabul edilmesi ve İlk Mahkemenin hükmünün iptal edilip onun yerine aşağıdaki hükmün konması görüşündeyim.
1. Her iki davalı aleyhine ve merhum Hasan Ahmet Sönmez namı diğerle Hasan Sönmez terekes-i idare memurları sıfatıyle davacılar lehine cenaze masrafı ve tereke teşkil masrafı için K.L.120.- özel ve K.L. 500.- genel olmak üzere toplam K.L.620.- tazminat.
2. Her iki davalı aleyhine ve merhumdan yardım görenler lehine K.L.6S38.- için hüküm v-erilir. Merhumdan yardım görenlerin yukarıda tereke lehine verilen genel tazminattan alacakları göz önünde bulundurularak ve bunlar çıkarıldıktan sonra aşağıda gösterildiği şekilde tevzi edilmesi emrolunur.
Leman Hasan namı diğerle Lema Hasan892.445- KL.
Hatice Konce Sönmez 194.445 KL.
Yusuf Hasan Sönmez 244.445 KL.
İlkay Hasan Sönmez 294.445 KL.
Filiz Hasan Sönmez 892.445 KL.
Funda Hasan Sönmez - 892.445 KL.
Mehmet Hasan Sönmez 892.445 KL.
Savaş Hasan Sönmez 892.445' KL.
Mustafa Hasan Sönmez 892.44S KL.
Küçük İlkay, Filiz, Funda, Mehmet, Savaş ve Mustafa için -verilen tazminat miktarları tereke idare memurları tarafından adı geçen kûçüklerin nam ve hesaplarına bir bankaya yatırılarak alınacak banka defterlerinin görülüp not edilmesi maksadıyle Kaza Mahkemesi Mukayyidine ibraz etmeleri için emir verilir.
3.- Gerek istinef kısmen ve gerkse mukabil istinaf tamamen kabul edildigi cihetle masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
Ülfet Emin Başkan: Sayın Salih S. Dayıoğlu'nun vermiş olduğu hükümle ve belirttiği görüşlerle tamamen hemfikirim. Ancak Sayın S-alih S. Dayıoğlu'nun değinmediği ve Sayın Şakir Sıdkı İlkay'ın değindiği bir konu hakkında aynı görüşte olmadığımı belirtmeği uygun gördüm. Esasen aynı konuda 28.4.1973'de 12/72 sayılı hukuk istinaf davasında verilmiş bir hüküm mevcuttur. O hükümde beiırtt-iklerimi bu hükümde de benimserim. Enflasyon neticesi paranın değerinin düşebileceği yahut da paranın değerinin günden güne düştüğü hususları, tazminat tesbit edilirken ileride de paranın değerinin düşeceğinin gözönünde tutulması ve buna göre çoğaltıcı rak-amın çoğaltılması gerektiği hukuken doğru değildir. Paranın değerinin duruşma gününe kadar olan düşüşü tazminat tesbit edilirken nazarı itibara alınır. Ancak o günden sonra da paranın değerinin düşmeğe devam edeceği hiçbir zaman kesinlikle söylenemez. Para-nın değerinde bir düşüş olanağı olduğu gibi bazı hallerde paranın değer kazandığı da vâki olmuştur. Bu hususta son senelerde örnekler de vardır. Japon ve Alman paralarının değer artışı en bariz örneklerdendir. Bu hususta Widgery L.J., Mitchell (by his nex -friend Hazel Doreen Mitchell) v. Mulholland and Another (No.2) (1971) 2 All E. R. 1205 davasında say a 1217' de şunları söyledi:
"Inflation which has reduced the value of money at the date
of the award must, thus, be taken into account, but- an award
which is proper according to the value of the pound at the date
when it is made is not to be increased merely because each 1
pound awarded may have decreased in real value in five or ten
years' time. Once the award is made, th-e palintiff must protect
himself against a subsequent fall in the value of money by
prudent investment, as must a legatee under a will or the winner
of a football pool. This principle applies equally to an award of
damages for loss of a-bility to earn as it does to an award for
loss of amenity and pain and suffering. Each is a capital sum to
compensate for present loss."
Bu durumda sonuç olarak mukabil istinaf oy birliği ile kabul edilir ve oy çokluğu ile İlk Mahkemenin hü-kmü aşağdaki şekilde tadil edilir.
1. Her iki davalı aleyhine ve tereke idare memurları lehine K.L. 620.- tazminat,
2. Her iki davalı aleyhine ve müteveffadan yardım görenler lehine K.L.6538.- için hüküm verilir.
Yardım görenlerin tereke -lehine verilen genel tazminattan alacakları gözönûnde bulundurularak bu alacakları miktar hisselerine düşen kısımdan çıkarıldıktan sonra aşağıda gösterildiği şekilde müteveffadan yardım görenlere tevzi edilmesine hükmolunur.
A) Leman Hasan namı diğerle Le-ma Hasan892.445 KL.
B) Hatice Konce Sönmez 194.445 KL.
C) Yusuf Hasan Sönmez 244.445 KL.
Ç) İlkay Hasan Sönmez 294.445 KL.
D) Filiz Hasan Sönmez 892.445 KL.
E) Funda Hasan Sönmez 8-92.445 KL.
F) Mehmet Hasan Sönmez 892.445 KL.
G) Savaş Hasan Sönmez 892.445 KL.
H) Mustafa Hasan Sönmez 892.445 KL.
Küçük olan İlkay, Filiz, Funda, Mehmet, Savaş ve Mustafa için verilen tazminat miktarları-nın tereke idare memurları tarafından adı geçen küçüklerin nam ve hesaplarına bir bankaya yatırılmasına ve alınacak banka defterlerinin Kaza Mahkemesi Mukayyidine gösterilmesine emir verilir.
İlk Mahkemenin İlk Mahkemedeki masraflar için verdiği emi-r 2. avukatın masraflarının 1. avukata verilecek masrafın 2/3 olmak şartıyle, aynen kalır.
Oybirliği ile istinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
(Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan - Yargıç Yargıç
11 Nisan, 1978
Full & Egal Universal Law Academy