-D.5/97 Yargıtay/Hukuk 30/95
(Dava No: 93/90; Lefke)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H.Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf Eden: Hasan Yıltaş, Doğancı
(Davacı)
- - ile -
Aleyhine İstinaf Edilen: 1. Kaza Tapu Amiri, Lefkoşa
2. KKTC Başsavcısı, Hukuk
Dairesi,Lefkoşa
3. Hasan Osman Kasapoğlu,
D-oğancı
4. Hasan Köle, şahsen ve/veya
merhum Köle Mustafa Çavuş
Terekesi, Tereke İdare Memuru
Sıfatıyle, Doğancı
5. Os-man Hasan Kasapoğlu,
Doğancı
(Davalılar)
A r a s ı n d a .
Lefke'de oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 93/90 sayılı davada 27.6.1995 tarihinde verdiği karara (Recep Gürler Kaza Mahkeme-si Kıdemli Yargıcı, İlker Sertbay Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı Davacı tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf Eden namına: Avukat Kıvanç M. Riza ve Avukat Vehit Nekipzade adına Avukat Levent Celâlettin
Aleyhine İstinaf Edilenler namına: 1 ve 2 namına Savc-ı Ersoy Ölçter, 3,4 ve 5 namına Avukat Serhan Çınar.
-----------------------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Doğancı'da, Koçan No.6499, Pafta/Harita No. XXVIII, Parsel No. 249 olan bir evlek 200 ayakkare alanında bir taşınmaz malın 1/4 hissesi- merhum Köle Mustafa Çavuş, 3/4 hissesi ise Şerife İslam Mustafa adında kayıtlı idi.
Şerife İslâm Mustafa, köy içinde bir avlu olan bu taşınmaz maldaki hissesini Davacıya satmaya karar verdi. 15.8.1990 tarihinde Davacı ile Şerife İslâm Mustafa Lefkoşa'-ya gelerek Lefkoşa Tapu Dairesine gittiler ve 3/4 hissenin Davacıya satıldığını beyan ettiler. Mal hisseli olduğu için satış işleminin tamamlanmasına olanak yoktu. Geriye kalan 1/4 hisse sahibinin önce satın alma hakkı (opsiyon hakkı) bulunduğu için satı-ş sözleşmesinin, Fasıl 224 madde 25'in öngördüğü şekilde bir Gazetede ilân edilmesi gerekiyordu. Bu nedenle 16.8.1990 tarihli Halkın Sesi gazetesinde gerekli ilân yapıldı. İlândan sonra diğer 1/4 hisse sahibi Köle Mustafa Çavuş terekesinin, 1 ay içerisin-de açıklanan satış bedelini Tapuya yatırarak malı öncelikle satın alma hakkı doğdu. Köle Mustafa Çavuş'un tereke yöneticisi, diğer hisseyi satın alma yönüne gitse tüm mal terekeye ait olacaktı ve böyle bir işleme karşı Davacının şikâyet hakkı bulunmayaca-ktı. Fakat tereke yöneticisi bu yöne gitmedi. Satışa karşı hareketsiz de kalmayan yönetici Gazete ilânından dört gün sonra yani 20.8.1990 tarihinde terekeye ait hisseyi Hasan Osman Kasapoğlu'na ait bir taşınmaz malla takas etti. Fasıl 224'e göre hisseli- malların satışında diğer hissedarın önce satın alma hakkı olduğu halde takaslarda böyle bir hak yoktur. Bu nedenle Hasan Osman Kasapoğlu aynı gün, yani 20.8.1990 tarihinde taşınmaz maldaki 1/4 hissenin sahibi oldu. Hasan Osman Kasapoğlu takas yaparak za-hmetsizce 1/4 hissenin sahibi olmakla kalmadı Davacının satın aldığı 3/4 hisseyi de satın almaya kalktı. 22.8.1990 tarihinde Kaza Tapu Amirliğine bir yazı gönderen Hasan Osman Kasapoğlu yasanın tanıdığı önce satın alma hakkını (opsiyon hakkını) kullanmak -istediğini bildirdi. Lefkoşa Tapu Dairesi 22.8.1990 tarihinde bu istem doğrultusunda işlem yaptı ve böylece Davacının satın aldığı 3/4 hisse de Hasan Osman Kasapoğlu'na geçti. Tüm taşınmaz malın kayıtlı sahibi olan Hasan Osman Kasapoğlu 4.9.1990 tarihind-e malı babası Osman Hasan Kasapoğlu'na devretti.
Önümüzdeki davada Davacı, bir taşınmaz maldaki 3/4 hisseyi satın aldıktan sonra başka bir alıcı ortaya çıkmış ve hisseli mallara ilişkin kurallardan yararlanarak tüm mala sahip olmuştur. Doğal olarak bu -duruma içerleyen Davacı, Köle Mustafa Çavuş terekesi (Davalı 4), Hasan Osman Kasapoğlu (Davalı 3) ve babası Osman Hasan Kasapoğlu'na (Davalı 5) karşı 7 yıl süren bir yasal savaş başlattı. Davacı takas işleminin samimi bir işlem olmadığını, yani hileli old-uğunu iddia etmektedir. Davacıya göre Köle Mustafa Çavuş terekesi aslında malı Hasan Osman Kasapoğlu'na satmıştır. Taraflar satış işlemini Tapuda beyan etseler Hasan Osman Kasapoğlu'nun önce satın alma hakkı olmayacaktı. Bu nedenle taraflar aralarında a-nlaşarak satış işlemini takas olarak gösterdiler. Davacı takas işleminin tarafların gerçek niyetini yansıtmadığını ve hileli olduğunu iddia etmektedir. Davacı bu iddiasına ek olarak takas işlemi hileli olmasa bile satın alma hakkının eski hissedarda yani- Köle Mustafa Çavuş terekesinde olduğunu, daha sonra hisseye sahip olan Hasan Osman Kasapoğlu'nun önce satın alma hakkı bulunmadığını öne sürmektedir.
Taraflar arasında daha ara emri aşamasında uzun tartışmalar oldu. Davacı, dava devam ederken taşınmaz- malın üçüncü kişilere devrolmaması için önlem almak istedi. Bu nedenle bir ara emri istidası dosyalayan Davacı ile Davalılar arasında şiddetli tartışmalar çıktı. İlk Mahkemenin ara emri vermeyi uygun görmemesi üzerine Davacı bu karara karşı istinaf dosy-aladı. İstinaf Mahkemesi Yargıtay/Hukuk 67/90 (D.5/91) sayılı kararında Davacının ara emri almaya hakkı olduğu kanısına vardı ve talep olunan ara emrini verdi. Böylece davanın sonuçlanmasına değin ihtilâf konusu parsel 249 ile ilgili işlemler durdurulmuş- oldu.
Davanın tam teşekküllü İlk Mahkemede yapılan duruşmasından sonra İlk Mahkeme şöyle dedi:
"İşbu davada, karara bağlanması gereken, yukarıda da özetle temas ettiğimiz gibi 28.8.1990 tarihinde, kendisinin (Davacının) "option" hakkını bertaraf etmek- amacıyle satış işlemini gizleyerek ve/veya bu işlemi hile ile takas ve/veya değiştirme göstererek Hasan O. Kasapoğlu'nun devralması işlemlerinin iddia edildiği şekilde yapılıp yapılmadığı ve "option" hakkının
Fasıl 224, mad.25 uyarınca ve usulüne uygun o-larak kullanılıp kullanılmadığı hususlarıdır.
Huzurumuzda şahadet veren her şahidin hal ve tavırlarını, şahadet verme tarzlarını, müşahade ettik, kanaatimiz odur ki, Davalılar ve şahitleri dürüst şahadet vermişler ve çok sıkı ve bunaltıcı uzun istintakta- çelişkiye düşmemiş, sarsılmamışlardır.
Davacının kendi şahadeti ile diğer şahitlerinin şahadetleri zaman zaman çelişkili ve tutarsız olmuş, inandırıcı olmamıştır.
Davalıların sunduğu şahadete baktığımızda esasa ilişkin olmayan ve teferruata kaçan ba-zı farkların olduğu görülmektedir. Ancak tüm şahadetleri incelendiğinde, doyurucu ve izahı tatminkâr olmayan bir şahadetin sunulmadığı açıklıkla görülmektedir.
Unutulmamalıdır ki davasını isbatla yükümlü olan Davaılar değil Davacıdır ve yerleşmiş hukuk -prensiplerine göre davasını isbat için bir Davacının Davalının zayıf davasına değil de, davasını kendi iddia ve sunduğu şahadete dayandırması gerekmektedir."
İlk Mahkeme daha sonra kararını şöyle sonuçlandırdı.
"Davalılar arasında yapılan takas işlemin-in yürürlükteki mevzuata uygun olarak yapıldığı ve yapılan tüm işlemlerin usulsüzlük içermediği ve geçerli bir işlem olduğu hususunda bulgu yaparız."
İstinaf Edenin istinaf nedenlerini incelediğimiz zaman 3 grupta toplandıklarını görürüz.
1. Köle Must-afa Çavuş terekesinin takas yapmaya yetkisi yoktu çünkü takas yapmak, bir tereke idare memurunun yetkileri arasında değildir.
2. Bir an için tereke idare memurunun takas yapmaya yetkili olduğu kabul edilse bile tereke ile Hasan Osman Kasapoğlu arasında ya-pılan işlem takas değil gerçekte bir satış işlemidir. Bu işlemin Tapuda takas olarak gösterilmesi Davacının opsiyon haklarını kullanmasını önlemek içindir. Hileli olan bir takas işleminin geçersiz kabul edilmesi gerekir.
3. Yapılan takas işlemi geçerli k-abul edilse bile önce satın alma hakkı malı takasla devralan kişiye geçmez. Dolayısıyle Hasan Osman Kasapoğlu'nun Davacıya ait hisseyi almaya hakkı yoktu.
İstinaf nedenlerini bir bir ele alarak incelemeye çalışalım.
1. Köle Mustafa Çavuş terekesinin ta-kas yapmaya yetkisi olmadığı iddiası: Fasıl 189 Tereke İdare Yasası terekelerin yönetimine ilişkin hükümleri içermektedir. Bu yasada Tereke İdare Memurunun keyfi hareketlerine karşı tereke mirasçılarını koruyan hükümler yer almaktadır. Halbuki önümüzdek-i davada tereke mirasçılarının yapılan işlemden bir şikâyetleri yoktur. Yapılan işlem terekenin menfaatlerine uygundur. Terekenin menfaatine uygun olarak yapılmış bir işlemin sırf üçüncü kişileri korumak amacıyla geçersiz sayıldığını gösteren ne bir içti-hat ne de bir yasal görüş Mahkememize sunulabilmiş değildir. Bu nedenle Davacı avukatının bu iddiasında fazla bir dayanak göremiyoruz.
2. Tereke İdare Memuru Hasan Köle ile Hasan Osman Kasapoğlu arasında yapılan takas işleminin hileli olduğu iddiası: -Herhangi bir hile iddiasında bu iddiayı yapan Davacının Mahkeme önünde iddialarını kanıtlaması gerekir. Genellikle hile iddiasını öne süren kişi hileli olduğunu iddia ettiği işleme taraftır ve dolayısıyle hilenin yapıldığını kanıtlayacak bir miktar şahade-t veya delile sahiptir. Halbuki burada Davacı, Hasan Köle ile Hasan Osman Kasapoğlu arasında yapılan anlaşmanın hileli olduğunu öne sürmektedir. Bir işlemi yapan iki kişiden ikisinin de işlemden memnun kalmaları halinde, hile yapıldığını kanıtlamak şüphe- yok ki kolay değildir. Burada tek söylenebilecek şey Hasan Köle ile Hasan Osman Kasapoğlu'nun satışı takas olarak göstermede bir menfaatleri bulunduğudur. Ancak bu menfaati onlara sağlayan yasa idi. Mal satışına karar veren iki kişi yasal durumu öğreni-nce, takas yapmanın menfaatlerine daha uygun olduğunu anlar ve satış yapmaktan vazgeçip takas yapma yönüne giderlerse bunun hile olduğu söylenemez.
Davacının iddialarını zayıflatan diğer bir olgu da şudur. Diyelim ki Hasan Köle ve Hasan Osman Kasapoğlu -aralarında anlaşarak Davacının hissesini elinden almaya karar verdiler. Bunun için hile yapmalarına gerek yoktu. Eğer taraflar hile yapacak kadar kararlı olsalardı Hasan Köle kendisi tereke adına önce alma hakkını kullanıp tüm mala sahip olur ve daha son-ra malı Hasan Osman Kasapoğlu'na devredebilirdi.
Bu hususlara İlk Mahkemenin şahadete ilişkin bulgularını da ekleyebiliriz. İlk Mahkeme tarafları dinledikten sonra Davalıların şahadetini inandırıcı bulmuştur. İlk Mahkemenin böyle bir bulgusuna İstinaf -Mahkemesinin müdahale edebilmesi için çok ciddi nedenlerin bulunması gerekir. Davacı avukatının Mahkememize böyle ciddi nedenler gösteremediği kanısındayız. Aksine yukarıda anlattığımız gibi davanın tartışma kabul etmeyen kesin gerçekleri hile iddiası ka-dar ve hatta daha çok hile olmadığı iddiasını desteklemektedir.
3.Önce satın alma hakkının malı devralana
geçmiyeceği iddiası: Davacı avukatının bu konudaki argümanları da onu bir sonuca ulaştırabilecek argümanlar değildir. Çünkü Davacı kendisinin 3/4 hi-sseyi Hasan Osman Kasapoğlu'ndan önce satın aldığını dolayısıyle önce satın alma hakkının Hasan Osman Kasapoğlu'nda değil de kendisinde olduğunu iddia etmektedir. Davacının diğer bir iddiası ise şöyledir. Davacı Tapuda satın alma beyanını yaptığı tarihte- malın hissedarı Hasan Köle terekesi idi. Şu halde önce satın alma hakkını kullanabilecek olan Hasan Köle terekesi olup bu hak daha sonra mal sahibi olan Hasan Osman Kasapoğlu'na geçmiş değildir. Davacı avukatının bu ve buna benzer argümanlarına katılma -olanağı bulamadık. Çünkü Tapu dairesinin uygulaması 25. maddenin açık ve normal anlamına uygundur. Davacı avukatına yardımcı olabilecek yorumlar, zorlamayla kabul edilebilecek dar veya olağandışı yorumlardır. Bu yorumları benimsediğimiz zaman ortaya çık-acak engele Hasan Osman Kasapoğlu'ndan önce takılacak olan Davacının kendisidir. Çünkü Tapuda yapılan beyana rağmen Davacı henüz malın sahibi olamamıştı.
25. maddeye dar yorumlar getirdiğimiz takdirde Davacının önce alma hakkı şöyle dursun, dava açma ha-kkı dahi olmadığı sonucuna varmamız kaçınılmazdır.
Fasıl 224'e göre takas işlemi gerçekleştiği anda takası yapanlar aldıkları malın sahibi olurlar. Bu kişilerin diğer mal sahiplerinin kullanabileceği hakları kullanamamaları için herhangi bir neden yoktur-. Yasada bu hakkın kullanılmasını engelleyecek ne bir söz ne de bir belirti mevcut değildir. Takasla kayıtlı mal sahibi olan Hasan Osman Kasapoğlu mala sahip olduğu andan itibaren diğer mal sahiplerinin kullana-bileceği hakları kullanabilirdi. Tapu Dair-esi de 25. maddenin bu normal ve açık anlamını izleyerek işlem yapmıştır.
Bu davada Davacının haksızlığa uğradığını düşünmesi doğaldır. Ancak bu haksızlığı yaratan yasanın düzenlemesi ve Davalılara tanıdığı olanaktır. Davalı 3, yasal hükümlere uygun ha-reket etmiş ve yasanın tanıdığı önce satın alma hakkından yararlanarak avantajlı duruma geçmiştir. Yapılan işleme müdahale etmek için herhangi bir neden bulunmadığı görüşündeyiz.
Bu nedenle istinafı reddederiz. Masraflar için herhangi bir emir verilmez.-
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
Yargıç Yargıç Yargıç
13 Haziran 1997
8
Full & Egal Universal Law Academy