-D.2/2001 Yargıtay/Hukuk 30/98
(Dava No: 11/97; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Celâl Karabacak,Mustafa H.Özkök,Seyit A.Bensen.
İstinaf eden: Hayriye Kızılduman, Lefkoşa
- (Davalı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Ayşe Yılancı, Alsancak
(Davacı)
A r a s ı n- d a.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M. Rıza adına Avukat Levent
Celâlettin
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Mustafa Güryel.
Girne Kaza Mahkemesinin 11/97 sayılı davada 17.3.1998 tarihinde verdiği karara (Gülen Özkamil -Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
-------------------
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak : Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Seyit A. Bensen okuyacaktır.
Seyit A. Bens-en : Davacı (aleyhine istinaf edilen), Davalı (istinaf eden) aleyhine Girne Kaza Mahkemesinde dosyaladığı 11/97 sayılı dava ile 01392 sayılı tasarruf tezkeresi tahtında sahibi ve/veya yasal mutasarrıfı olduğu 3 adet keçi ile 7 adet koyunu Davalının takribe-n Aralık 1996 ayı içinde Davacının izni ve rızası hilâfına alıp götürdüğünü ve ahara satmak suretiyle zarar ziyana düçar olduğunu iddia ederek mezkûr hayvanların toplam değeri olan asgari 197.000.000.TL için hüküm talep etti.
Davalı, dosyaladığı müdafaa-da, Davacıya ait herhangi bir hayvanı almadığını ileri sürerek Davacının talep ve iddialarını reddetti ve diğer şeyler arasında takriben Ocak 1997 ayı zarfında eşi ile birlikte Alsancak'a gittiğini ve orda Davacı ile birlikte yaşamakta olan babasını, babas-ının kendi arzusu üzerine alıp Lefkoşa'ya getirdiklerini ve bu arada babasının sahibi olduğu 3 keçi, 7 koyun ve 1'de küçük kuzuyu babasının alıp beraberinde Lefkoşa'ya getirdiğini ve mezkûr hayvanları yine babasının bilahare sattığını ileri sürerek davanın- masraflarla reddini talep etti.
Davayı dinleyen Girne Kaza Mahkemesi, Davacı tarafından Mahkemeye emare 1 olarak ibraz edilen tasarruf tezkeresinin geçerli bir belge olduğu bulgusuna vardı ve huzurundaki şahadet ve emare 1 tasarruf tezkeresi ışığında 3- adet keçi ile 7 adet koyunun mal sahibinin Davacı olduğu, Davacının Türkiye'de olduğu bir zamanda dava konusu hayvanların Alsancak'ta Davacı ve eşi Hasan Yılancı'nın evinde olduğu bir sırada Davalı tarafından alındığı ve Lefkoşa'ya götürülüp satıldığı hus-usunda bulgu yaptı. Kaza Mahkemesi, ayrıca dava konusu hayvanların değerinin, Davacının vermiş olduğu ve inandığı şahadet ışığında 200.000.000.TL değerinde olduğu hususunda bulgu yaptı. Ancak Davacı, talep takririnde 197.000.000.TL zarar ziyan için hüküm t-alep ettiğinden ve talep takriri de tadil edilmediğinden talep takriri gereğince Davacı lehine ve Davalı aleyhine 197.000.000.TL, yasal faiz ve dava masrafları için hüküm verdi. İstinaf, Kaza Mahkemesinin bu hükmünden yapılmıştır.
Davalı, Kaza Mahkemesi-nin bulgularının aşağıdaki sebeplerden hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
Muhterem Bidayet Mahkemesi 17.3.1998 tarihli kararında 01392 numaralı Tasarruf Tezkeresinin bu belgeyi tanzim etmiş olan muhtarın şahadeti ışığında geçerli ve dava konusu -hayvanların sahibinin kim olduğunu kanıtlayıcı bir belge olduğu bulgusuna varmakla ve 3 adet keçi ve 7 adet koyunun mal sahibinin Davacı olduğu hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir, şöyle ki Fasıl 29 madde 3(1)de muhtarın böyle bir belge verebilmesi için- hayvanların kime ait olduğunu bilmesi veya bunun kendisine ispatlanması gerekmektedir. Ayrıca belgeyi veren muhtar Davacının mahalle muhtarı olmadığı cihetle bu belgeyi vermeye yetkisi yoktu.
Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacı tanığı Hacer Aruk'un şahadet-ine itibar ederek dava konusu hayvanları Davalının aldığı hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir. Şöyle ki Davacı tanığı Hacer Aruk şahadetinde ve özellikle istintak sırasında çelişkili şahadet vermiştir ve ayrıca söz konusu tanık Davacının öz kızı olup ta-rafsız bir tanık değildir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi Davalının, sadece dava konusu hayvanların adedini ve kaça satıldıklarını hatırladığı ve kararında defaten 80 yaşında hasta birisi olduğunu vurguladığı Hasan Yılancı'nın bu hayvanların adedini, kaça sat-tığını ve kime sattığını hatırlayamaması gerekçesi ile bu hayvanların Davalı tarafından satıldığına bulgu yapmakla hata etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi dava konusu hayvanların değerini tesbit ederken hatalı davranmıştır, şöyle ki Mahkemenin huzurunda- bu hayvanların değeri ile ilgili yeterli şahadet yoktur. Davacı hayvanların değeri ile ilgili şayia şahadet sunmakla yetinmiş talep takririnde ileri sürülen miktarların bile bilgisinde olmadığını göstermiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi genel itibarıyla -Davalının ve Davalı tanıklarının vermiş olduğu şahadet ve iddiaları teyit eden ve Davacı ve tanığının şahadeti hilâfına şahadet veren iki bağımsız mahalle muhtarının şahadetine itibar etmeyerek Davacı ve Davacı tanığının şahadetine inanmakla hata etmiştir.-
Dava ile ilgili olgular özetle şöyledir. Davacı ve Davalının babası Hasan Yılancı, dava ile ilgili zamanlarda evli olup Alsancakta ikamet etmekte ve hayvancılıkla iştigal etmekte idiler. Davalı ise Lefkoşa'da ikamet etmekte olup Davacının üvey kızıdır.- Davacı, bakımını yaptığı 3 adet keçi ve 7 adet koyunu evde bırakarak ziyaret maksadıyle Türkiye'ye gitti. Davalı 4.1.1997 tarihinde kocası ile birlikte Alsancak'a gitti ve evde hasta olan babası ile birlikte hayvanları da alarak Lefkoşa'ya götürdü. Davacı- Türkiye'de hayvanların alındığını kızı vasıtasıyle öğrendi ve 2 gün sonra Kıbrıs'a gelerek hayvanların evde olmadığını tesbit etti. Bunun üzerine Alsancak Yayla mahallesi muhtarına başvurarak dava konusu hayvanlar için 6.1.97 tarih ve 01392 sayılı bir tas-arruf tezkeresi temin etti ve bu tezkereye dayanarak Davalı aleyhine bu davayı ikame etti.
İlk önce 1. istinaf sebebini ele alalım. Bu istinaf sebebinin birinci kısmı ile Davalı, Mahkemeye emare 1 olarak ibraz edilen 01392 sayılı tasarruf tezkeresinin g-eçersiz bir belge olduğunu iddia etmektedir.
Fasıl 29, Hayvan Tezkereleri Yasasının 3. maddesinin (1) fıkrası şöyledir:
"3.(1) Her köy veya mahalle muhtarı, köy veya
mahallede sakin herhangi bir kişinin isteği ve saptanmış harcın ödenmesi üzerine, o- kişinin malı olduğunu bildiği veya o kişinin malı olduğunun muhtarı tatmin edecek biçimde kanıtlanan her hayvanı için o kişiye bir sahiplik tezkeresi verir."
"Mahalle" deyimi yine ayni yasanın 2. maddesine göre bir köy veya kentin mahallesini anlatır.
-
Yasanın 3(1) maddesinden görüleceği üzere her köy veya mahalle muhtarı, köy veya mahallede sakin herhangi bir kişinin isteği üzerine, o kişinin malı olduğunu bildiği veya o kişinin malı olduğunun muhtarı tatmin edecek biçimde kanıtlanan her hayvanı için -o kişiye bir sahiplik tezkeresi vermeğe yetkilidir.
Davacı istintakı esnasında bir soruya karşılık Alsancak'ta Yayla mahallesinde değil de Alsancak'ta Yeşilova mahallesinde oturduğunu ve tezkereyi de kendi mahalle muhtarından değil de Yayla mahalle muht-arından aldığına ilişkin şahadet verdi.
Alsancak, Yeşilova mahalle muhtarı olan Davalı tanığı Ramadan Güvenoğlu ise vermiş olduğu şahadette, tezkere almak için Davacının kendisine başvurduğunu, Davacıdan hayvanlara ilişkin kanıtlayıcı makbuz istemesi üz-erine Davacının belge göstermeden ayrıldığını belirtti.
Yine Alsancak Yayla mahalle muhtarı olan Davalı tanığı Alpay İlseven de, vermiş olduğu şahadette Davacı ve eşi Hasan Yılancı'nın Alsancak'ta Yeşilova mahallesinde oturduklarını, 01392 sayılı emare -1 tasarruf tezkeresini Davacının isteği üzerine Davacıya verdiğini, tezkereyi verdiği gün Davacının evinde hayvanları mevcut olup olmadığını kontrol etmediğini, ancak evde hayvanları olduğunu bildiğini belirtti.
Yukarıdaki şahadetten görüleceği üzere Da-vacı ve eşinin Alsancak'ta Yeşilova mahallesinde oturdukları ve hayvan tasarruf tezkeresini de Davacının ikamet ettiği Yeşilova mahalle muhtarı değil de, Yayla mahalle muhtarının isdar ettiği ortaya çıkmıştır.
Fasıl 29, Hayvan Tezkereleri Yasası'nın 3(1-) maddesine göre her mahalle muhtarı ancak mahallesinde sakin herhangi bir kişinin isteği üzerine tasarruf tezkeresi vermeğe yetkilidir. Bir mahalle muhtarı, mahallesinde sakin olmayan bir kişiye tasarruf tezkeresi vermesi söz konusu olamaz ve böyle bir be-lge geçerli sayılamaz.
Daha önce belirtildiği gibi Davacıya emare 1 tasarruf tezkeresi Davacının ikamet etmediği mahallenin Yayla mahalle muhtarı tarafından verilmiştir. Tasarruf tezkeresini veren muhtar, Davacının ikamet ettiği mahalle muhtarı olmadığı- cihetle emrare 1 tasarruf tezkeresini vermeye yetkisi yoktu. Muhtarın Davacıya tasarruf tezkeresi vermesi yasaya aykırıdır ve böyle bir belge geçerli sayılamaz. Bu nedenle emare 1 tasarruf tezkeresinin geçerli olmadığı kanısındayız. Bu durumda emare 1 tas-arruf tezkeresinin herhangi bir ağırlık taşımaması gerekir. Kaza Mahkemesi emare 1 tasarruf tezkeresinin geçerli bir belge olduğu hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir.
Şimdi de 1. istinaf sebebinin ikinci kısmını inceleyelim. Bu istinaf sebebinin ikin-ci kısmı ile Davalı, Kaza Mahkemesinin dava konusu 3 adet keçi ile 7 adet koyunun mal sahibinin Davacı olduğu hususunda bulgu yapmakla hata ettiğini iddia etti.
Talep takriri incelendiği zaman Davacının davasını gasp fiiline dayandırdığı anlaşılmaktadır-.
Taşınır mal gaspıyla ilgili olarak açılan herhangi bir davada, Davacı söz konusu malı ilgili zamanda yani yasa dışı fiili eylemin gerçekleştiği anda fiili tasarrufunda bulundurduğunu veya hemen tasarruf etme hakkına sahip olduğunu ispat etmesi gerekir-. Taşınır malın maliki olduğunu ispat etmesi gerekmez. Sadece de facto tasarruf, üçüncü kişilere karşı, gasp davasının açılması için yeterlidir.
Gasp fiiline karşı kimlerin dava açmağa hakkı olduğu hususunda Clerk & Lindsell on Torts, 12. baskı sayfa 52-6, paragraf 945'de şöyle denmektedir.
"Plaintiff should have right of possession. The general rule is that the right to bring an action for conversion or wrongfull detention of goods belongs to the person who can prove that he had, at the time of the con-version or detention, either actual possession or the immediate right to possess. It is not necessary to prove a title of absolute ownership, and indeed the owner may not sue unless he either possesses or has the immediate right to possess."
Davanın ihti-lâfsız olgularına baktığımızda Davacı ve Davalının babası Hasan Yılancı, dava ile ilgili zamanlarda, evli olup Alsancak'ta ikamet etmekte ve hayvancılıkla iştigal etmekte idiler. İstinaf konusu 3 adet keçi ve 7 adet koyun Alsancak'ta Davacı ve eşi Hasan Yı-lancı'nın evinde bulundukları hususunda taraflar arasında ihtilâf yoktur. Şimdi karar verilmesi gereken konu, konu taşınır malların tasarruf ve zilyetliği konusudur. Kaza Mahkemesi Alsancak'ta Davacı ve eşi Hasan Yılancı'nın evinde bulunan 3 adet keçi ve 7- adet koyunun Davacıya mı yoksa eşi Hasan Yılancı'ya mı ait olduğu hususunu inceledi ve emare 1 tasarruf tezkeresi ve verilen şahadet ışığında dava konusu hayvanların mal sahibinin Davacı olduğu hususunda bulgu yaptı. Her ne kadar da Kaza Mahkemesi dava ko-nusu hayvanların mal sahibinin Davacı olduğuna ilişkin bir bulguda bulunmuşsa da, bu istinaf maksatları bakımından Davacı ve eşi Hasan Yılancı arasındaki mülkiyet konusuna değinmemiz gerekmemektedir. Çünkü bir tecavüz ve gasp davası olan bu davada bizim bi-rinci derecede ilgilendiğimiz konu Davacı ile Davalı arasındaki hayvanların tasarruf ve zilyetliği konusudur. Kanaatimizce konu hayvanların tasarruf ve zilyetlik konusu tartışma kaldırmayacak kadar açıktır. Dava konusu hayvanlar, Davacının Alsancak'ta kâin- evinde bulunduğu taraflarca da kabul edildiğine göre, tasarruf hakkının da Davacıda bulunduğunu kabul etmek gerekir. Tasarruf ise mülkiyete karine teşkil eder. Bu durumda dava konusu hayvanların tasarrufu veya tasarruf hakkı Davacıda bulunduğu nedeniyle, -Davacının dava açmağa hakkı olduğu açıktır.
Dava konusu hayvanların Davacının tasarrufunda bulundukları ortaya çıktıktan sonra, Davacının dava konusu hayvanlar üzerinde herhangi bir hakkı olmadığını ispatlamak Davalıya düşer.
Davalı gerek müdafaasınd-a gerekse şahadetinde dava konusu hayvanların Davacıya ait değil de, babası Hasan Yılancı'ya ait olduğunu ileri sürdü ve bu iddiasını teyit için de babasını şahadete çağırdı. Dava konusu hayvanların mülkiyet ve tasarrufu Davacı ile eşi Hasan Yılancı arasın-da Davalı tarafından dava konusu edilmişse de, Davacının eşi olan Hasan Yılancı bu davada taraf yapılmamıştır. Mahkeme ancak davaya taraf olan kişiler hakkında bağlayıcı karar verebilir. Mülkiyet konusunda Davacının eşi davada taraf yapılmadığına göre de D-avalı, dava konusu hayvanları tasarrufunda bulundurma hakkına sahip olan Davacıya karşı, üçüncü bir kişiye ait olduğunu ileri süremez. Bu hususla ilgili olarak Fasıl 148, Haksız Fiiller Yasasının 41. maddesi şöyledir.
"41. Taşınır mal gaspıyla ilgili ola-rak açılan
herhangi bir davada, davalı, söz konusu malı ilgili zamanda tasarrufunda bulundurma hakkına sahip olan kişiye karşı, üçüncü bir kişinin haklarını, savunma olarak, ileri süremez."
Yukarıda belirtilenlerden anlaşılacağı üzere sadece fiili tasa-rruf, üçüncü bir kişi aleyhine, gasp davası açılması için yeterlidir ve Davalı konu malın bir başkasına ait olduğunu iddia edemez, meğer ki davayı mal sahibi adına ve onun yetkisiyle müdafaa etmiş veya haksız fiili mal sahibinin yetkisi ile yapmış olsun. D-avalının müdafaasına ve şahadetine baktığımızda, davayı mal sahibinin adına ve onun yetkisiyle müdafaa ettiğine veya haksız fiili mal sahibinin yetkisi ile yaptığına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmüş değildir. Bu durumda Davalı müdafaasında başarıl-ı olamaz ve konu hayvanların Davalının babasına ait olduğu iddiası ileri gidemez.
Yukarıda belirtilenlerden anlaşılacağı üzere dava konusu hayvanların tasarrufu Davacıdadır. Tasarruf Davacıda bulunduğundan 1. istinaf sebebinde tasarruf tezkeresinin geç-erli bir belge olmadığı hususundaki bulgumuz saklı kalmak kaydıyle, 1. istinaf sebebi kısmen reddolunur.
Şimdi de 2. istinaf sebebini inceleyelim. Bu istinaf sebebi ile Davalı, Kaza Mahkemesinin Davacı tanığı Hacer Aruk'un şahadetine itibar ederek dava -konusu hayvanları Davalının aldığı hususunda bulgu yapmakla hata ettiğini iddia etti.
Davacı, dava konusu hayvanlar, izni ve rızası olmadan evden alınıp Lefkoşa'ya götürüldükleri gün Türkiye'de bulunduğunu, bu nedenle hayvanları evden kimin aldığını görm-ediğini ancak kızı Hacer Aruk'un gördüğünü şahadetinde belirtti.
Kaza Mahkemesi huzurundaki tutanaklar tetkik edildiğinde Davacının kızı Hacer Aruk'un şahadetinde açıkca dava konusu hayvanların alınıp götürüldüğü gün Hasan Yılancı'nın da hazırda olduğu -bir esnada Davalı ve kocasının hayvanları alıp van arabaya koyduklarını ve götürdüklerini gördüğünü söylemiş olduğu görülmektedir.
Davalı gerek müdafaa takririnde gerekse şahadetinde bu hayvanları alıp götürmediğini ancak bu hayvanların babası Hasan Yıl-ancı'ya ait olduğunu ve babası tarafından alınıp götürüldüğünü söylemiş olduğu görülmektedir. Davalı ayrıca dava konusu hayvanlar alınıp götürülürken Davacı tanığı Hacer Aruk'un hazırda olmadığını istintakı esnasında ileri sürmüştür. Mamafih, Davacı tanığı- Hacer Aruk şahadet verirken hazırda olmadığına ilişkin kendisine herhangi bir soru sorulmamıştır. Bu durumda tanığın hazır olmadığı ile ilgili Davalının şahadetinin bir ağırlık taşımaması gerekir.
80 yaşında olan Davalının babası Hasan Yılancı'da şahad-etinde hayvanların kendisine ait olduğunu ve bu hayvanları van arabaya kendisinin yüklediğini ve Lefkoşa'ya götürüp sattığını söylemiş olduğu görülmektedir.
Kaza Mahkemesi, vermiş olduğu hükümden açık ve seçik bir şekilde görüldüğüne göre bilhassa Davac-ının kızı Hacer Aruk'a inanmış ve doğru söylediğine kanaat getirmiştir. Davalı ve çağırdığı şahit ise Hacer Aruk'un şahadetini tekzip edici mahiyette şahadet vermişlerdir. Bir şahidin doğruyu söyleyip söylemediğini en iyi değerlendiren hiç kuşkusuz o şahid-i dinleyen, onun tavrı hareketlerini müşahade eden Bidayet Mahkemesidir. Bu bakımdan İstinaf Mahkemesi, prensip itibarı ile, Bidayet Mahkemesinin bu avantajlı durumunu gözönünde bulundurarak, kanaat ve bulgularına müdahale etmez meğer ki Bidayet Mahkemesin-in kat'i surette yanıldığına veya hataya düştüğüne dair ikna edilmiş olsun. Bidayet Mahkemesinin inandığı şahadete inanmaması gerektiğini savunan istinaf edenin, İstinaf Mahkemesini tatmin ve ikna etmesi gerekmektedir. Bu meselede şahadet verirken kendiler-ini gören, tavrı hareketlerini müşahade eden ve Davalı ile şahidinin söylediklerini gözönünde bulunduran Kaza Mahkemesi Davalı ve şahidine inanmayıp Davacı tanığına inandı. Kaza Mahkemesinin bu hususta yanılmış veya hata etmiş olduğuna ikna edilmedik. Bilâ-kis tutanakların tetkikinden Kaza Mahkemesinin bu hususta doğru bir karar verdiği kanısına vardık.
Mahkemenin kabul etmiş olduğu bu şahadet ışığında gasp fiilinin işlenip işlenmediğinin incelenmesi gerekir. Davacı, gasp fiilinin Davalı tarafından işlend-iğini ispat etmesi gerekir. Kimlerin, sorumlu olacağı ile ilgili olarak Halsbury's Laws of England 3. baskı Vol.38 sayfa 789, paragraf 1310'da şöyle denmektedir.
"1310. Persons liable in general. To make a person
liable in trover it must be proved tha-t the act of conversion was committed by him or by a person for whose act he is responsible."
Fasıl 148, Haksız Fiiller Yasası, madde 39 gaspı şöyle tarif etmektedir.
"39 Gasp (Conversion), bir taşınır malı etkileyen ve
böyle bir taşınır mal üzerin-de, ilgili zamanda malı tasarrufunda bulundurma hakkına sahip olan kişinin haklarıyla bağdaşmayan biçimde kullanım hakkı iddiasında bulunan yasa dışı fiili bir eylemi anlatır."
"Taşınır mal" deyimi yine ayni Yasanın 2. maddesine göre "tüm cansız şeyleri- ve hayvanları anlatır." Bu tanıma göre dava konusu hayvanlar taşınır maldır.
Gasp fiilinin tarifinden görüleceği üzere yasa dışı bir eylem ile bir taşınır malı etkileyen ve böyle bir taşınır mal üzerinde ilgili zamanda malı tasarrufunda bulundurma hakk-ına sahip olan kişinin haklarıyla bağdaşmayan biçimde kullanım hakkı iddiasında bulunmakla gasp fiili meydana gelir.
Davalının babası Hasan Yılancı vermiş olduğu şahadette tasarrufunda bulundurduğu hayvanları Lefkoşa'ya götürüp sattığını söylemiştir. Bu- durumda Davalının babası Hasan Yılancı Davacının hemen tasarruf etme hakkına sahip olduğu hayvanları, Davacının izni ve rızası olmaksızın satıp elden çıkarmakla Davacıyı konu hayvanlarını kullanmaktan ve tasarruf etmekten mahrum etmiş ve bu suretle gasp f-iilini işlemiş oldu. Hasan Yılancı gasp fiilini işlemekle birlikte aleyhine herhangi bir dava ikame edilmiş değildir. Bu durumda, davaya taraf olmayan Hasan Yılancı aleyhine herhangi bir hüküm vermemiz olası değildir.
Davalıya gelince; Gasp fiilinin olu-şması için taşınır malla ilgili yapılan fiili eylemin kasdi ve haksız müdahale olması gerekir. Kasdi ve haksız müdahale yokluğunda ise, taşınır mal, davalının ihmâlkârlığı ile kaybolsa veya tahrip olsa bile, gasp fiili oluşmaz. Yine kullanım hakkı iddiasın-da bulunmaksızın bir taşınır malı bir yerden başka bir yere taşımak, taşınır mala müdahale (trespass) için yeterli olsa bile, gasp fiilinin oluşumuna yeterli değildir.
Bu hususla ilgili olarak Halsbury's Laws of England, 3. baskı Vol.38 sayfa 777, paragr-af 1290'da şöyle denmektedir.
"1290. Removal and misdelivery. A mere wrongful removal
of goods, although it may be a trespass, does not amount to conversion, unless there is an intent to convert them to the use of the taker or some third person, or oth-erwise to deal with them in a manner inconsistent with the rights of the owner."
Önümüzdeki davaya baktığımızda Davacının kızı Hacer Aruk şahadetinde Davalı ve kocasını, Hasan Yılancı'nın da hazırda olduğu bir esnada, dava konusu hayvanları van arabaya y-ükleyip hep birlikte götürdüklerini söylemiştir. Mahkemenin kabul etmiş olduğu bu şahadet ışığında gasp fiilinin oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekir. Davalı, dava konusu hayvanları evinde bulunduran babası Hasan Yılancı'nın huzurunda alıp kocası ile b-irlikte van arabaya yüklemekle gasp fiilini işledi mi? Davalı, gasp fiilinden sorumlu olabilmesi için dava konusu hayvanlar üzerinde, hayvanları hemen tasarrufunda bulundurma hakkına sahip olan Davacının haklarıyla bağdaşmayan biçimde kullanım hakkı iddias-ında bulunması gerekir. Halbuki Davalının hayvanları van arabaya yükleme ameliyesi ile ilgili olarak Davacıyı konu hayvanlardan mahrum etmek niyetiyle veya konu hayvanlar üzerinde herhangi bir hak iddiasında bulunduğuna ilişkin şahadet yoktur. Aksine Daval-ının hareketi iyi niyetle yapılmış bir harekettir. Amacı hasta ve yaşlı babasına yardım etmekti. Bunun ötesinde herhangi bir kasdî hareketi veya niyeti olmadığı gibi konu hayvanları van arabaya Davacıyı mahrum etmek niyeti ile yüklemiş değildir. Kaldı ki, -Davalı, Hasan Yılancı'nın fiili tasarrufunda bulunan hayvanları yine Hasan Yılancı'nın fiili tasarrufuna geri vermiştir. Dava konusu hayvanlar bilâhare Hasan Yılancı tarafından satılmak suretiyle elden çıkarılmıştır. Bu durumda dava konusu hayvanlar, fiili- tasarrufunda bulunduran Hasan Yılancı'ya iade edildikleri cihetle, Davalı yönünden gasp fiili oluşmaz.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı üzere Davalının gasp fiilini işlediği ispat edilememiştir. Kaza Mahkemesi dava konusu hayvanları Davalının alıp -gasp ettiği hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir. Bu nedenle 2. istinaf sebebi kabul edilir. Davalı 2. istinaf sebebinde başarılı olduğu nedeniyle 3,4, ve 5. istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek kalmamıştır.
Yukarıda belirtilenlerden anlaşılacağı -gibi istinaf eden Davalı, yaptığı istinafta başarılı olmuştur ve aleyhindeki hükmün iptal edilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak istinaf kabul olunur ve Kaza Mahkemesinin hükmü iptal edilir. Meselenin tüm ahval ve şeraitini dikkate alarak istinaf masrafla-rı ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
Celâl Karabacak Mustafa H.Özkök Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
27.3.2001
-
13
-
Full & Egal Universal Law Academy