-D.12/91 Yargıtay/Hukuk 3/91
(Dava No: 2382/86; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ.
İstinaf eden: 1. İsmet Uluha-n, Lefkoşa.
2. Hatice Yorgozlu, Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Merhum Ahmet Uluhan, n/d Ahmet Cemil'in Tereke
İdare Memuru sıfatı ile İsmet Esendağlı, Lefkoşa.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: A-ytekin Musa.
Aleyhine istinaf edilen namına: Hasan Balman.
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Özkan Tunçağ verecektir.
Özkan Tunçağ: Aleyhine istinaf edilen davacı 21.1.1988 tarihli Mahkeme Emri gereğince tadil ed-ilmiş şekli ile dosyaladığı talep takririnde, sair şeyler yanında, Lefkoşa'da ikâmet eden merhum İbrahim Mehmet Naci Uluhan n/d İbrahim Uluhan'ın 24.6.1986 tarihinde vasiyetname bırakmadan çocuksuz vefat ettiğini, varislerinin karısı İsmet Uluhan (Müstenif- davalı 1) ile kendisinin olduğunu, merhum ile kardeş olduklarını, davalıların 128/86 numaralı istida ile 3.7.1986 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi Tereke Tenfiz Salâhiyeti Mukayyitliğine merhumun terekesine idare memuru tayin edilmek için başvuru yaptıkla-rını, kendisinin 8.8.1986 tarihinde avukat vasıtasıyle itirazname (caveat) dosyalayarak davalıların, adıgeçen merhumun tereke idare memurluğuna tayinini engeleldiğini, davalıların tereke idare memurluğuna tayin edilebilme yeteneklerine haiz olmadıklarını, -davalı 1'in tereke idare memurluğu müsessesesinin uygulanmasını kendisine göre yorumladığını, önyargı içerisinde bulunduğunu, davalı 2'nin ise tereke ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davalıların tereke idare memuru tayin edilmesinin terkenin ve kendisinin -menfaatına olmayacağını, kendisinin de en azından davalı 1 kadar terekede hakkı olduğunu, bu nedenle temsil edilmesi gerektiğini, fakat kendisinin 85 yaşında ve rahatsız bir kişi olduğunu, damadı İsmet Esendağlı'nın bu iş için gerekli niteliklere haiz oldu-ğunu, bu şahsın merhum İbrahim Uluhan'ın sağlığında merhumun veya merhum ile kendisinin birlikte hissedar oldukları mülklerin idaresinde yardımcı olduğunu öne sürerek talep takririnin 9'uncu paragrafında aşağıdaki gibi talepte bulunmuştur.
"(A) Davacının -damadı olan İsmet Esendağlı'nın Tereke İdare Memuru seçilmesi veya tayin edilmesini öngören bir emir;
(B) Altearnatif olarak davacının damadı olan İsmet Esendağlı'nın diğer varis olan davalı 1 ve/veya davalı 1'in ve/veyas Mahkemenin seçeceği birisi ile -birlikte terekeye tereke idare memuru tayin edilmesini içeren bir emir;
(C) Davalı 1 ve davalı 2 tarafından Lefkoşa Kaza Mahkemesi Tereke Tenfiz Salahiyeti Mukayyitliğinde dosyalanmış olan 128/86 no'lu Tereke istidasının iptalini içeren bir emir;
(D) H-ak ve nisfet kuralları çerçevesinde muhterme mahkemenin uygun göreceği bir hal şekli;
(E) İşbu dava masraflarının Terekeden ödenmesi;"
Davalı 1 ise 21.1.1988 tarihinde Mahkeme Emri gereğince tadil edilmiş şekli ile verilen talep takririne dosyaladığı m-üdafaada, sair şeyler yanında, talep takririndeki bazı hususları kabul etmekle beraber kendisinin merhum kocasının terekesini idare edebilecek yetenekte olduğunu, kültürlü, dürüst, yasalara saygılı bir kişi olduğunu, hak ve adalet ölçüleri içerisinde ilgil-i yasalara saygılı ve bağlı bir şekilde terekeyi idare edeceğini, tek başına bu terekeyi idare edebilecek yetenekte olmaasına rağmen davalı 2'yi de yanına almayı tercih ettiğini, bunun ise kendisinin tek başına terekeyi idare edemeyeceği anlamına gelmediği-ni, merhumun eşi olması nedeniyle terekenin durumunu en iyi bilen kişi olduğunu, piyasayı gayet iyi bildiğini, davacının yaşlı olduğunu, davacının damadı İsmet Esendağlı'nın ise kendisi ile iyi geçinmediğini, kendisine saygısızlık ve hakarette bulunduğunu,- önyargılı olduğunu, çıkarlarına göre hareket eden asabi bir kişi olduğunu, bu nedenlerle terkenin idare memuru olarak tayin edilecek niteliklere haiz bulunmadığını, aralarının açık olduğunu ve halen konuşmadıklarını öne sürerek davanın masraflarla red ve -iptaline ilişkin istemde bulunmuştur.
Dava ile ilgili olgular, istinafı ilgilendirdiği oranda aşağıdaki şekilde özetlenebilir: Son ikâmetgahı Lefkoşa olan merhum İbrahim Mehmet Naci Uluhan n/d İbrahim Uluhan 24.6.1986 tarihinde Lefkoşa'da vefat etmiştir.- Merhum çocuksuz olup vasiyetname bırakmamıştır. Varisleri bu davadaki müstenif davalı 1 (bundan böyle davalı olarak anılacaktır) İsmet Uluhan ile bu davada aleyine istinaf edilen (bundan böyle davacı olarak anılacaktır) tam kan erkek kardeşi olan Ahmet Ul-uhan n/d Ahmet Cemil'dir.
Davalı bu davada davlaı 2 olarak görülen Hatice Yorgzlu ile birlikte tereke idare memuru tayin edilmeleri için Lefkoşa Kaza Tereke Tenfiz Salâhiyeti Mukayyitliğine 128/86 numaralı istida ile 3.7.1986 tarihinde başvuruda bulundul-ar. Davacı avukatı vasıtasıyle bu başvuruya 2.8.1986 tarihinde itirazname (caveat) dosyaladı. Ancak 29.3.89 tarihinde davalı 2 avukatı ile birlikte Mahkemede hazır bulunup 128/86 sayılı istidayı davalı 2 olarak geri çektiklerini belirtmişlerdir. Davalı 2 a-vukatı ayni tarihte tadil edilmiş şekliyle talep takririne müdafaa takriri dosyalamadıklarını ve esasen dosyalamaya da niyetli olmadıklarını beyan etmiş; fakat davacı avukatı davalı 2 aleyhindeki davayı geri çekmemiştir. Mahkeme de bu hususlar kayda geçtik-ten sonra duruşmaya devam etmiştir.
Merhum İbrahim Uluhan vefat tarihinde taşınmaz mallar ile birlikte taşınır mallar ve kıymetler de bırakmıştır.
Merhum İbrahim Uluhan'ın bırakmış olduğu evler Lefkoşa'nın Çağlayan, Selimiye ve Akkavuk semtlerinde kâin-dir.
Merhuma ve kardeşi davacıya halen hayatta bulunmayan anneleri Meryem Arif Uzun Mustafa'dan veya Meryem Arif'ten veya Meryem Mehmet Naci İbrahim'den ve babaları Mehmet Naci İbrahim'den veya Mehmet Efendi Çoban İbrahim'den Lefkoşa ve Gönendere'de mira-s yolu ile birçok taşınmaz mallar intikal etmiş ve bugüne kadar bu mallar ile ilgili tereke teşkil edilmemiştir.
Çağlayan'daki evde davalı oturmaktadır. Merhum İbrahim Uluhan'ın Lefkoşa'da kâin diğer iki evi ise kiradadır.
Davalı ile davacının damadı i-smet Esendağlı arasında iyi ilişkiler yoktur. Halen küs durumdadırlar.
Merhum ile davacıya anne ve babalarından kalan mallar ile İsmet Esendağlı eskiden beri ilgilenip kiralarını toplamakta ve hasılatı kayınpederi olan davacıya vermekte idi. Bu husus mer-hum İbrahim Uluhan'ın da bilgisine getirilmişti. Davacı Ahmet Uluhan n/d Ahmet Cemil 3.2.1991 tarihinde Lefkoşa'da vefat etmiş ve yapılan başvuru üzerine bu istinafta merhumun yerine, terekesinin idare memuru damadı İsmet Esendağlı davacı sıfatı ile taraf -yapılmıştır.
Alt Mahkeme dava lâyihalarını ve ibraz edilen şahadeti özetledikten sonra bulgularını yapmış, kararını verirken bizim mevzuatımız ile İngiliz Hukuk mevzuatına atıfta bulunarak bazı alıntılar yapmıştır.
Alt Mahkeme kararında aşağıdaki görüş-lere yer vermiştir:
"Ayrıca davacı ile davalı 1 arasında ve keza davacının damadı olan İsmet Esendağlı ile davalı 1 arasında sevgi ve saygı bağının kalmadığı, geçmişte ve halen polislenmeye varacak derecede aralarında ihtilâflar olduğu ve birbirlerine kar-şı itimatlarının kalmadığı ve terkeye konu malların ve bilhassa taşınmaz malların taksimi hususunda da anlaşmaya varamadıklarını, aralarında inatlaşmanın bulunduğu, davalı 1'in gerek Çağlayan'daki ev ve gerekse Selimiye'deki ev ile aşırı derecede saplantıl-arı bulunduğu, bu saplantıların ise davalı 1'in Çağlayan'daki eve evlenmiş olmasını, Selimiye'deki evlerini rahmetli annesinin mübareki savmak suretiyle bir kutsiyete kavuştuğuna bağladığını, davalı 1'in bu saplantıdan kurtulamadığını ve mutlaka bu 2 evin -tamamen kendisine ait olması gerektiğine inandığı ve bunda da aşırı derecede ısrarlı olduğu, davacının ve davacının damadı olan İsmet Esendağlı'da ise davalı 1 fobisi bulunduğu ve bu durumunun da onlarda saplantılar meydana geldiği hava parasına davalı 1'i-n terekeye konu malları da peşkeş çekebileceği saplantısından kurtulamadıkları hususunda da bulgu yaparım.
...............................................................................................................
.....................................-.........................................................................
Tarafların bu acaip tutumu ve davranışlarının değişeceği de yoktur. Kanaatim odur ki; bu durum hayatları boyunca sürüp gidecektir. Bu tutum ve düşünce içinde olan kimselerin terekey-i en iyi bir şekilde ve yasalar mucibince çekip çevireceğine inanmıyor ve ihtimal dahi vermiyorum. Bu durumun devamı veya taraflardan birinin veya müştereken tereke idare memuru tayin edilmeleri hali terkenenin ilelebet askıda kalması sonucunu getirecektir- ki bu arzu edilen bir durum değildir. Keza, taraflardan birinin veya müştereken tereke idare memuru atanması, mevcut sorunlara sorun eklemek, tarafların Mahkemeden çıkmamasını sağlamak demektir. Kısaca, taraflardan hiçbirinin yani gerek davacının, gerekse- damadı İsmet Esendağlı'nın ve gerekse davalı 1'in merhumun terekesine tereke idare memuru olmalarını uygun görmüyorum."
Alt Mahkeme tarafları ve celbettikleri tanıkları dinledikten sonra yukarıdaki alıntıdan da görülebileceği gibi Lefkoşa Kaza Mahkemesi-nde Tereke Mukayyidi Emel Hansoylu'nun aslen Lefkoşa'lı olan ve vasiyetname bırakmadan Lefkoşa'da 24.6.86 tarihinde vefat eden merhumun İbrahim Mehemt Naci Uluhan n/d İbrahim Uluhan'ın terekesine tereke idare memuru atanması, davalı 1 ve 2 tarafından Lefko-aş Kaza Mahkemesinin Tereke Tenfiz Salahiyeti Mukayyitliğinde dosyalanmış bulunan 128/86 numaralı tereke istidasının iptali, tereke ile ilgili tüm harcamarla dava masraflarının terekeden ödenmesine ilişkin hüküm ve emir vermiştir.
Davalı bu hükümden isti-naf etmiştir.
İstinaf ihbarnamesi 4 istinaf sebebi içermekle beraber müstenifin avukatı istinafın duruşması esnasında bunları bir ana başlık altında toplamıştır. Müstenif avukatına göre, Alt Mahkeme The Adminstration of Estate Rules madde 31'i uygulamama-kla ve/veya nazarı itibare almamakla ve dolayısı ile davalı no.1'i tereke idare memuru tayin etmemekle hata etmiştir.
Müstenifin avukatı hitabesinde özetle, 1955 Terke İdaresi Tüzüğünün 31. maddiisnin buyurucu (mandatory) bir nitelik taşıdığını, imtiyazl-arı düzenlediğini, müteveffaın karısı olan davalının öncelik hakkının birinci sırada olduğunu, ayni Nizamatın 33. maddeisnin özel durumlardan bahsettiğini, bunların ise akli dengesinin bozuk olması bedenen sakatlık ve vesayet altında olmak gibi durumları i-çerdiğini, bu durumların hiçbirisinin davalıda bulunmadığını, davalının sağlıklı, zeki, dürüst, yasalara ve geleneklere saygılı, fevkalade kültürülü bir kişi olduğunu, Alt Mahkemenin bu hususları gözardı ederek hareket etmekle hata işlediğini, bu nedenlerl-e istinafın kabul edilmesini istemiştir.
Aleyhine istinaf edilen davacının avukatı ise yapmış olduğu hitabede, 1955 Tereke İdaresi Tüzüğü 31 ve 33. maddelerine ek olarak Fasıl 189 Tereke İdare Yasası madde 17'ye atıfta bulunarak Mahkemenin Tereke İdare M-emuru atanacak kişilerle ilgili geniş takdir yetkisi olduğunu, terekenin ekonomik, sağlıklı ve süratli bir şekilde tasfiyesinin esas olduğunu, Fasıl 189'un İngiltere'nin 1925 Tereke Yasalarından kaynaklandığını, bu yasalarda da Tereke İdare Memuru tayinind-e Mahkemeye geniş takdir yetkisi verildiğini belirterek İngiliz Hukuk mevzuatından alıntılar yapmış ve ibraz olunan şahadet ışığında tereke idare memuru tayinine ilişkin Alt Mahkeme kararının hatalı olmadığını savunarak istinafın reddini istemiştir.
Bu i-stinafta öncelikle yasal durumun ne olduğunu incelememiz gerekir.
Fasıl 189, Tereke İdare Yasası madde 17 aynen şöyledir:
"17. Mahkeme, idare memurluğu verirken ölmüş kişinin terekesi veya terekenin satılmasından sağlanacak hasılatta yararlanma hakkı ol-an tüm kişilerin haklarını dikkate alır ve özellikle vasiyetnamede tenfiz memuru belirlenmediğinde idare, lehine vasiyet yapılan veya vasiyetle teverrüs eden kişiye verilir ve böyle bir idare, Mahkemenin uygun göreceği şekilde sınırlı olabilir.
Ancak:-
Bi-r kişi, terkesi ile ilgili olarak hiç bir vasiyet bırakmadan ölmüşse, öleninin borçları ödendikten sonra kalan terekesinde menfaatı olan kişiye veya kişilere, dilekçe verirlerse idare memurluğu verilebilir;
Ölen kişinin terekesinin borçları ödemeye yeterli- olmaması veya başka herhangi bir özel durumdan dolayı Mahkeme, bu şart kuralı olmasa idi yasa gereğince idare memuru atanmak hakkına sahip olan kişiden başka bir kişiyi idare memuru atamanın gerekli ve uygun olacağı kanısına varırsa, bu Yasanın içerdiği -herhangi bir kurala bakılmaksızın kendi takdirine göre uygun göreceği bir kişiye idare memuru olarak atayabilir ve bu şekilde verilen bir idare memurluğu Mahkemenin uygun göreceği şekilde sınırlı olabilir."
Ayrıca 1955 Tereke İdaresi Tüzüğü madde 31 aynen- şöyledir:
"31. Bir şahsın vasiyetname bırakmaması halinde terekenin idaresi maksatları halinde verilen idare emrine hakkı olanlar aşağıdaki öncelik sırasına göredir.
Koca veya karı
Müteveffanın çocukları veya halefiyet tarihi ile diğer evlâtları.
Baba v-e anne
Anne, baba bir kardeş ve kızkardeşler veya halefiyet tarikiyle ana baba bir kardeşlerin ve kızkardeşlerin halefiyet tarikiyle evlâtları.
Üvey kardeşler veya üvey kız kardeşler veya üvey kız kardeşlerin halefiyet tarikiyle evlâtları.
Büyük babalar ve- büyük anneler
Tam amca ve dayı ve tam hala veya teyzeler veya müteveffanın tam amcaları veya dayılarının halefiyet tarikiyle evlâtları.
Yarı kan amcaları, dayıları ve yarı kan hala ve teyzeler veya müteveffanın yarı kan amca ve dayıları veya yarı kan hala- ve teyzelerinin halefiyet tarikiyle evlâtları.
Hükümet
Alacaklılar."
Yine 1955 Tereke İdaresi Tüzüğü madde 33 aynen şöyledir:
" Mahkeme özel durumlardan dolayı başka emir vermedikçe, bir tereke emrinin verlimesinde öncelik hakkına haiz kişiler tercih ed-ilir ancak;
Öncelik hakkı olan kişi, böyle bir hakdan feragat etmiş ve işbu feragatını ek A'da 11 ve 12'nci formaya yapmış olması;
Veya tereke emir verilmesi için yapılan dilekçe ihbarını kendine tebliğ edilmesinden 7 gün zarfında tereke işleminin durudu-rulması talebinde bulunmamış olması
Veya hak sahibinin Kıbrıs dışında yaşamakta olması veya adresinin meçhul olması halleri müstesna."
Fasıl 189, Tereke İdare Yasası madde 17'ye göre Mahkeme, yasa gereğince idare memuru atamak hakkına haiz olan kişiden b-aşka bir kişiyi idare memuru atamanın gerekli ve uygun olacağı kanaatına varırsa bu yasanın içerdiği herhangi bir kurala bakılmaksızın kendi takdirine göre uygun göreceği bir kişiyi idare memuru olarak atayabilir.
İlgili yasa ve tüzük maddeleri birlikte -incelendiği zaman bir bütünlük içerisinde oldukları görülmektedir. Yasal mevzuatımız tereke idare memuru tayininde Mahkemeye geniş takdir yetkisi vermiştir. Kuşkusuz ki, Mahkeme bu takdirini adli ölçüler içerisinde kullanmalıdır. (The Court should exercise- its discretion Judicially) Mahkemenin takdir yetkisi ile ilgili Gör: Halsbury's Laws of England, Third Edition, Volume 16, P.213, Para.285, P.224, Para.410.
Yine aynı konuda William's and Mortimer Executors, Administrators and Probate, sayfa 259'da "Ord-er of priority of right to a grant" başlığı altında 3. paragrafta şöyle denmektedir:
"The Court has power in its discretiın to pass over the persons, primarily entitled to administration and to make o grant to persons having a lower title or even to perso-ns having no title at all."
Common Law'daki prensiplerden görülebileceği gibi, Mahkemenin tereke idare memuru tayininde geniş takdir yetkisi vardır. Bilhassa özel durumların mevcudiyeti halinde bu takdir yetkisi daha belirgindir. O kadar ki, terekede hak- sahibi olup öncelik hakkına haiz olanlardan başka birini yani terekede hiç hakkı olmayan bir kişiyi de terekede idare memuru olarak atayabilir.
Özel durumların (special circumstances) ne olduğu hususu üzerinde kısa da olsa durmak gerekmektedir. Müstenif- avukatının öne sürdüğü gibi, özel durum denince sadece kişinin akli dengesinin yerinde olmaması, bedenen sağlıklı olup vesayet altında bulunmaması gibi durumlara mı inhisar etmektedir; yoksa bu kavram daha geniş bir yoruma açık mıdır? Alt Mahkeme kararınd-a bu konuda aşağıdaki görüşlere yer vermiştir:
"Her meselenin kendine has olgusu vardır. Dolayısıyle özel durumu da her meseleye göre bulup değerlendirmek gerekir. O halde bizim meselemizde özel durum mevcut mudur? Yukarıda da açıkça vurgulandığı gibi ger-ek davacı ve gerekse davada olan İsmet Esendağlı da ve gerekse davalı 1'de saplantıların, kin ve öfke gibi duyguların oluşu başlıbaşına özel bir durumdur."
Alt Mahkeme kararında yukarıdaki görüşe yer verdikten sonra Tereke Mukayyidi Emel Hansoylu'nun tit-iz, güvenilir, yansız, deneyimli bir kişi olduğunu, adıgeçenin müteveffa İbrahim Uluhan'ın terekesine tereke idare memuru olarak atanmasının her yönden terekenin menfaatine olacağını, bu kişinin terekeyi kısa sürede tasfiye edeceğini, bu atamanın uygun ve -adil bir atama olduğuna kanaat getirdiğini belirterek Emel Hansoylu'yu tereke idare memuru olarak atamıştır.
Özel durumlar ile ilgili olarak müstenif avukatının söylemiş olduklarına katılma olanağı bulamadık. Özel durumlar kavram olarak daha geniş bir yo-ruma tabi tutulabilir görüşündeyiz. Alt Mahkeme yargıcının da belirttiği gibi, özel durum olup olmadığı her meselenin kendi olguları içerisinde araştırılıp değerlendirilmelidir. (gör: Halsbury's Laws of England, Third Edition, Volume 16, P.225, Para.411).
-
Yüksek Mahkemenin, Alt Mahkemenin olgular hususunda yaptığı bulgulara, kolay kolay müdahale edemeyeceği ve müdahale edebilmesi için ilkelerin neler olduğu birçok içtihat kararında örneğin Yargıtay/Hukuk 8/77, Yargıtay/Hukuk 30/85, D.3/86 da vurgulanmıştı-r.
Bu içtihat kararlarında söylenenleri bu istinaf bakımından da aynen benimseriz. Her ne kadar da, müstenifin avukatı istinafın duruşması esnasında ağırlıklı bir şekilde Alt Mahkemenin ilgili yasal mevzuatı hatalı uyguladığı noktası üzerinde durmuşsa da-, Mahkemenin davalının şahadetine inanması gerektiği savını da öne sürmüştür.
Dava dosyasını, davacı ve davalı avukatlarının huzurumuzda ve Alt Mahkemede yaptıkları hitapları, atıfta bulundukları yasal mevzuatı, İngiliz Hukukundan yapmış oldukları iktiba-sları inceledik.
Alt Mahkemenin şahadet ve olguları değerlendirdikten sonra yapmış olduğu bulguların hatalı olduğuna dair müstenif tarafından ikna edilmedik. Kanımıza Alt Mahkemenin bu bulguları yapması için önünde yeterli şahadet vardı.
Alt Mahkemenin- ilgili yasal mevzuatı uygularken hatalı yorumla hareket edip uygulama yaptığı ve bunun sonucu olarak hata ettiğine ilişkin de müstenif tarafından ikna edilmiş değiliz.
Bu nedenlerle yapılan istinaf reddolunur.
Aleyhine istinaf edilenin masrafları Tere-keden ödenmesine emir verilir.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) (Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç Yargıç
27 Haziran 1991
-
Full & Egal Universal Law Academy