-D.8/83 Yargıtay/Hukuk 32/82
(Dava No.471/80 Gazi Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Sal(hi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay
İstinaf eden:1. Nevzat Çelebi, Ma-ğusa
2. Mehmet Şemmedi, Mağusa
3. Ali Hazım İrfan, Mağusa
(Davalı No. 1 ve 3)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Faik Topsever, Mağusa
(Davacı)
- A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Osman Dağlı
Aleyhine istinaf edilen namına: Zeki Bayram ve Tevfik Pilli
Tazminat - Trafik kazasında yaralanmaya neden olma nedeiyle özel ve genel tazminat - Davacının kazaya-%30, Davalının %70 katkısı olması - Tazminatın tespitinde dikkate alınacak kriterler.
İstinaf - Davacının aldığı yaralar ve çekmiş olduğu acı ve ızdırap dikkate alındığında tespit edilen tazminatın fahiş olduğuna ilişkin istinaf - Davacının mukail istinaf-ı - Davacının İlk Mahkemenin ekonomik koşul- ları yanlış değerlendirdiği, tazminatın tesbitinde yanlış kritereler kullandığı ve paranın satın alma gücünü dikkate almadan genel tazminatı tesbit etmekle hata ettiğine ilişkin istinaf.
Olgularla ilgili bulgu -- Yargıtayın olgulara genellikle müdahale etmemesi - Olguların ihtilafsız olması halinde bu bulgulardan istihraç edilecek netice açısından Yargıtayın İlk Mahkemeler kadar avantajlı olması - Yargıtay benzer içtihat kararlarının genel anlamda ışık tutabilece-ği, ölçü olarak dikkate alınamayacağı görüşü.
OLAY: Davacııı arabasına binmek üzere iken Davalı 1'in kullandığı aracın çarpması sonucu yaralandı ve aldığı yaralar neticesi genel ve özel zarar ziyan talep etti.
İlk Mahkeme Davacının kazaya olan katkıs-ını %30, Davalının %70 olduğunu ve sunulan şahadeti dikkate alarak davacı lehine genel ve özel tazminata hükmetti.
Davalılar, Davacının aldığı yaralar ve çektiği acı ve ızdırap dikkate aldığında tespiy edilen genel tazminatın faiş olduğunu ve özel tazmi-nat tesbit edilirken sunulan şahadeti destekleyici şahadet aranmadığını ileri sürerek İlk Mahkeme hükmünü istinaf etti.
Davacı mukabil istinaf dosyalayarak tesbit edilen tazminat miktarının az olduğunu, tazminat tespit ederken İlk mahkemenin paranın sat-ın alma gücünn devamlı olarak değer yitirdiğii dikkate almadığını ve özel zarar ziyanı tespit ederken sunulan şahadeti layıkı ile değerlendirmediğini ve az özel zarar ziyan tespit ettiğini ileri sürdü.
SONUÇ: Yargıtay, İlk Mahkeme kararlarına hangi haller-de müdahale edilebile- ceğine değinerek, olguların ihtilafsız olması halinde, bu olgulardan çıka- rılabilecek netice açısından Yargıtayın İlk Mahkemelerden daha az avantajlı olduğunun söylenemeyeceğini belirtti. Olgular hussuunda ihtilaf olmadığını vurgula-yan Yargıtay İlk Mahkeme kararının ne yönde hatalı olduğunu, tazminat tespit ederken ne şekilde hataya düştüğü konusunda tarafların Yargıtayı ikna etmesi gerektiğini belirtti.
Yargıtay, benzer içtihat kararları, verilen olgular çerçevesinde kazazedeyi -tatmin edici makul tazminatın tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Yargıtaay, İlk Mahkemenin kazazedenin sıhhi durumunu, kazadan önceki iş kapasitesini, Türk parasının devamlı surette değer kaybettiğini dikkate alarak sterlin üzerinden tazminatı tespit et-tiğini ve konuyu layıkı ile değerlendirdiğini belirterek genel tazminatı doğru tespit ettiği kanısına vardı.
Yargıtay, özel tazminatla ilgili İlk Mahkemede Davacı tarafından sunulan şahadete göz atıldığında Davacının sarsılmadığı ve bu şahadeti İlk Mahk-emenin doğru kabul ettiğini belirtti. Yargıtay, Davacının 3 aylık iş kaybı hususunda vermiş olduğu şahadete göre aylık kazancının asgari 40,000TL, azami 50,000TL olduğu ve bunun tekzip edilmediğini belirtti. Yargıtay İlk Mahkemenin 40,000TL ayda kazanç kay-bını esas almayıp 20,000TL için karar vermekle hata ettiğini belirtti ve Davacı lehine özel tazminatı 3 ay için 120,000TL olarak değiştirdi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
The Cyprus Asbestos Mines Limited v. Theoccharis Loizou Scoufaris and other- (1964) C.L.R. s.12.
Montgomerie and Co. Ltd. v. Wallace-James (1904) A.C.73 at p.75.
H. West and Son Ltd., and Another v. Shephard (1963) 1 All E.R. 625, 636.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Kemp and Kemp The Quantum of Damages Third Edition, Volum-e 1, Appeals on the Quantum of Damages s. 133.
H Ü K Ü M
N. Ergin Sal(hi: Davacı, Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde açtığı 471/80 sayılı dava ile 20.2.1980 tarihinde Mağusa'da Hendek Bar önünde R507 pl(kalı arabasına binmek üzere iken davalı 1'in kulaln-dığı ve davalı 3'e ait olduğu iddia edilen V558 pl(kalı aracı davalı 1'in dikkatszi ve ihmalkarane sürmesi neticesi ona çarparak yaraladığını iddia etmiş ve aldığı yaralar ve sarfettiği para için özel ve genel zarar ziyan talep etmiştir.
Davanın duruşmas-ında taraflar müştreken yaptıkları bir beyanla davacının kazaya olan katkısının %30, davacıların ise %70 odluğunu kabul ve beyan etmişlerdir. davayı dinleyen İlk Mahkeme neticede davacı lehine ve davalılar aleyhine müşterek ve münferiden TL367.682 genel ta-zminat ve TL78.305.50kr. özel tazminat için hüküm vermiştir.
Davalı müstenifler bu karardan istinaf etmişlerdir. 4 istinaf sebebi içeren istinaf ihbarnamesinde üzerinde durulan noktalar başlıca 2 başlık altında toplanabilir:
1. davacının aldığı yararla-r, çekmiş olduğu acı ve ızdırap ile benzeri davalarda verilen tazminat miktarları nazarı itibara alındığında davacı lehine karara bağlanan genel zarar ziyan alenen fahiştir ve Mahkeme bu tazminatı tesbit ederken yanlış ölçü kullanarak yanlış değerlendirme -yapmıştır.
2. Mahkeme özel zarar ziyanı tesbit ederken sunulan şahadeti destekleyici şahadet aramamış ve davacının özel zarar ziyan üzerindeki şahadeti desteklemediği halde sadece bu şahadete dayanarak özel zarar ziyan tesbit etmekle hataya düşmüştür.
-Davacı, aleyhine istinaf edilen, ise o da mukabil istinaf dosyalayarak 4 istinaf sebebi ileri sürmüştür. üzerinde durulan istinaf sebepleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
1. İlk Mahkeme genel tazminat tesbit ederken davacının almış olduğu yaraları, çe-ktiği ızdırabı nazarı itibara alarak değerlendirirken yanlış değerlen- dirmiş ve verilen tazminat miktarı alenen azdır. Mahkeme bu karara varırken ekonomik koşulları yanlış değerlendirdiği gibi genel tazminat miktarının tesbit edilmesinde kullanılan ölçüle-ri yanlış kullanmış ve bilhassa paranın satın alma gücünün devamlı surette değer yitirdiğini nazarı itibara almadan genel tazminat miktarını tesbit etmiştir.
2. İlk Mahkeme özel zarar ziyanı tesbit ederken olayın mahiyeti ve vakıaları ve verilen şhadeti -layıkı ile değerlendirmemiş ve öze tazminat miktarı verilen şahadet ışığında aşık(r surette azdır.
İstinafta müstenif avukatı genel zarar ziyanın alenen fahiş olduğu üzerinde dururken davacının yarasının absit olduğunu ve karındaki yaraya bağlı olarak ya-pılan ameliyat netciesindeki fıtığın cüzi bir araz olduğunu, tekrar ameliyat geçirmiş olmasına rağmen yine de fıtığı bulunduğunu, ancak bir fıtığın mühim bir araz olmadığı üzerinde durarak benzeri İngiliz içtihat kararlarında bu gibi fıtıklara verilen gene-l zarar ziyanın 300-500 sterling gibi cüzi bir miktar olduğu üzerinde durmuştur.
Özel zarar ziyana gelince; bubaşlık altında davacının şahadetinden başka şahadet bulunmadığını, davacı 5 gün hastahanede kaldıktan sonra taburcu edildiğini ve 3 ay gibi uzun- bir süre iş yapmamış olmasının kabul edilemeyeceğini, davacının mesleği olan rastorant işletmeciliğinin ağır bir iş olmadığını ve hastahaneden taburcu edildikten sonra geri işinedöndüğü cihetle 3 ay iş kaybının davacıya özel tazminat olarak verilmesinin h-atalı olduğunu, her hal(karda davacının kaybının ayda 20,000TL'sı olduğunun şahadetle desteklenmediğini ileri sürmüştür.
Davacı avukatı ise detaylı olarak advacının kaza netciesi aldığı yaralar ve çektiği sızı ve ızdırap üzerinde durark bu hususta verile-n şahadete değinmiş, davcının, aldığı yaralar netciesi, hayati tehlikeye atıldığını da işaret etmiştir. Bunlar göz önünde tutulduğunda genel tazminat olarak kesilen miktarın alenen az olduğunu ileri sürmüştür.
Özel zarar ziyana gelince; talep edilen özel- zarar ziyanın kalem kalem şahadetle desteklendiğini, davacının 3 ay istirahat etmesi gerektiğinin doktor şahadetinde görüldüğünü, aylık kazancının asgari 40,000TL, azami 50,000TL olduğunu, Mahkemenin 20,000TL aylık kazanç kaybı için kesmiş odluğu miktarın- şahadete dayanmadığını ileri sürmüştür.
Verilen şahadete göz atıldığında davacının, kaza netciesi, karında künt bir travmaya bağlı olarak bir iç kanama geçirdiği, derhal hastahaneye kaldırıldığı, ameliyat edildiğinde karında külliyetli miktarda bir iç k-anama ve birikmiş kan olduğu görülür. Travma netciesi karında, midenin duvarını tesbit eden bağda, tıbbi terimle küçük omentumda yırtık husule geldiği, bu bağın atar ve toplan damarlardan oluşan üstü yağla örtülü önemli bir kısım olduğu, bunun yırtılmasını-n davacının hayatını tehlikeye soktuğu, bu yırtığın dikilmek sureti ile giderildiği ve hastanın hayati tehlikeyi atlatabilmesi için 5 gün sıkı kontrol altına alındığını, ameliyattan sonra sızan kan için ameliyat yerine lastik konarak kanın dışarıya akmasın-ın sağlandığı, hayati tehlike atlatıldıktan sorna hastanın tedavisine ayakta devam edilmek üzere taburcu edildiği ancak kesinlikle kendisine istirahat tavsiye edildiği görülmektedir. Yine ilgili doktorun şajhadetine göre hastanın dışta nekahat ve tedavi de-vresi 3 ay olarak tesbit edilmiştir. Bu 3 ay zarfında hastanın iş yapmaması, bilhassa ağır iş yapmayacağı şahadetten açıklıkla görülmektedir. Yine şahadete göre hastada, ameliyat yarası kapndıkatn sonra, ameliyat yerinde fıtık husule gelmiş ve tedavi maks-adı ile Türkiye'ye gitmiştir. Bu arada hasta sızı ve ızdıraptan şik(yetçi olarak n az 4-5 defa ilgili doktora gelerek sızı dindirici il(çlar verilmek sureti ile sızısı tel(fi edilmiştir. Türkiyede yapılan ameliyattan sonra belirli bir süre yine fıtık husul-e geldi ve hastanın bir üçüncü ameliyat geçirmesi gerekeceği şahadette görülmektedir. Ayrıca ameliyat yerinde husule gelen nedbe soğukta sızlamakta ve fıtığa bağlı olarak d hasta devamlı oalrak korse takmak mecburiyetinde kalmaktadır. Davacı halen korse ta-kmaktadır.
Görülebileceği gibi müstenif avukatının ileri sürdüğü gibi davacının almış olduğu yaralar basit değildir ve kendisini hayati tehlikeye ittiği açıklıkla şahadette görülmektedir. İki defa ameliyat olduğu halde halen ameliyat yerinde karın fıtığı- mevcuttur ve tekrar bir ameliyat geçirmesi halinde dahi bu fıtığın yine bir 3. defa husule gelmeyeceğinin kesinlikle söylenemeyeceği sunulan doktor şahadetinde görülmektedir.
Genellikle Yargıtayın, ilk mahkemenin kararlarına bilhassa takdir yetkisine ne- gibi hallerde müdahale edebileceği birçok kararlarda değinilmiştir. Ancak olguların ihtil(fsız olması halinde, bu olgulardan istihraç edilecek netice açısından Yargıtayın alt mahkemelerden daha az avantajlı olduğu da söylenemez. Bu hususta The Cyprus Asbe-stos Mines Limited v. Theocharic Loizou Scofaris and Other (1964) C.L.R. s.12'de H(kim Zek( Bey Montgomerie and Co. Ltd. v. Wallace-James (1904) A.C.73 at p.75'den atıfta bulunarak şöyle demiştir:
"The decision of the trial Court on fact turns virtually -on the inferences to be drawn from undisputed facts and from the facts found by the Court. In reviewing decisions based on inferences from facts not in controversy, this Court is an as good a position as a trial Court to evaluate such facts as no question -of credibility arises. We hardly need to cite an authority on this point. Lord Halsbury in the House of Lords in Montgomerie and Co. Limited v. Wallace-James (1904) A.C. 73 said at p.75):
"But where no question arises as to truthfulness, and where the qu-estion is as to the proper inferences to be drawn from truthful evidence, then the original tribunal is in no better position to decide than the judges of an Appellate Court." "
Önümüzdeki istinafta olgular hususunda herhangi bir ihtil(f yoktur. Ancak du-rum böyle olmakla beraber istinaf eden veya karşı istinaf eden davacının, ilk mahkeme kararının ne yönde hatalı olduğu, genel ta-zminatı takdir ederken ne şekilde hataya düştüğü hususunda Yargıtayı ikna etmesi gerekir.
Taraflar istinafın duruşmasında, benzeri İngiliz içtihat kararlarına atıfta bulunarak bu davalarda verilen genel tazminatlar göz önünde tutulduğunda istinaf eden aç-ısından takdir edilen genel tazminatın aşik(r surette çok, karşı istinaf eden açısından ise iktibas ettiği davalar göz önünde tutulduğunda verilen genel tazminatın çok az takdir edildiği üzerinde durulmuştur. Hemen şunu belirtelim ki benzer içtihat kararla-rı takdir yetkisi kullanan mahkemelre ancak genel anlamda bir ışık tutabilir ve mahkemelerin genel tazminatı takdir ederken sadece bunları ölçü olarak almaları doğru ve salim değildir. Bu hususta Kemp and Kemp The Quantum of Damages Third Edition, Volume -1, Appeals on the Quantum of Damages başlığı altındaki bölümde s.133'de şu görüşe yer verilmektedir:
"This comparatively recent method of arriving at standards, though it is less imprecise than the complete absence of method other than a collective appel-late 'hunch' which preceded and eventually led to it can results only in standards which are very broad, for the criteria of comparability ascertainable from the records of cases reported are themselves broad, and leave room for wide variation within them.- Consequently the consensus of opinion of damage-awarding tribunals in broadly comparable cases does not converge to narrow moneta-ry brackets, but to wide ones."
Bu durumda en doğru yol mevcut benzer içtihat kararları da göz önünde bulundurularak verilen olgular çerçevesinde kazazadeyi tatmin edici makul bir tazminatın takdir edilmesi gerekir. Tazminat hususu takdir edilirken H. We-st and Son, Ltd., and Another v. Shephard (1963) 2 All E.R. 625, sayfa 636'da Lord Devlin'in serdettiği aşağıdaki kriterleri göz önünde tutmak faydalı olur:
"The case raises a fundamental question on the nature of damages for personal injury. There must -be compensation for medical expenses incurred and for loss of earings during recovery; these are easily quantified, whether as special or as general damage. Then there is compensation for pain and sufferings both physical and mental. This is at large. It i-s compensation for pain and suffering actually experienced. Loss of consciousness, however caused, whether by the injury itself or produced by drugs or anaesthetics, means that physical pain is not experienced and so has not to been compensated for; and th-is must be true also of mental pain. Then there is or may be a temporary or permanent loss of a limb, organ or faculty. Whether it is the limb itself that is lost or the use of it is emmaterial. What is to be compensated for is the loss of use and the dep-rivation thereby occasioned. This deprivation may bring with it three consequences. First, it may result in loss of earnings and the can be calculated. Secondly, it may put the victim to expense in that he has to pay others for doing what he formerly did f-or himself; and that also can be calculated. Thirdly, it produce loss of enjoyment, loss of amenities as it is sometimes called, a diminution in the full pleasure of living. This is incalculable and at large. This deprivation with its three consequences is- something that is personal to the victim. You do not, for instance, put an arbitrary value on the loss of a limb, as in commonly done in an accident insurance policy. You must ascertain the use to which the limb would have been put, so as to ascertain wha-t it is of which the victim has actually been deprived."
Yukarıda verilen genel anlamdaki kriterleri ve dinlenen davaya has olguları ilk mahkeme değerlendirerek makul bir tazminat vermişse kesilen bu genel tazminata Yargıtayca müdahale edilmemesi gerekir-.
İlk mahkemenin kararına göz attığımızda konuyu layıkı ile değerlendirdiği ve verilen şahadet üzerinde titizlikle durduğu görülmektedir. İlk mahkeme genel tazminatı hesaplarken benzeri İngiliz içtihat kararlarını da incelediği, davacının kazadan önceki -iş kapasitesini, sıhhi durumunu ve davadan sonraki sıhhi durumunu layıkı ile değerlendirerek göz önünde tutulması gereken bütün faktörleri göz önünde tutarak makul ve dengeli bir genel tazminat tesbit ederken Türk parasının devamlı düşüş kaydettiğini göz ö-nünde tutarak nisbeten daha istikrarlı bir para birimi olan sterlini esas alarak genel tazminatı bu para birimi üzerinden hesaplamak sureti ile karar gününde 2000 sterlinin karşılığı olan resmi kur miktarı üzerinden Türk lirası olarak genel tazminatı tsbit- etmiştir. Bu durumda İlk Mahkemenin Türk parasının devamlı değer kaybettiği hususunu kaale almadan bir yargıya vardığı söylenemez. İlk Mahkemenin kararı, yapılan argumanlar ışığında ve bir bütün oalrak incelendikten sonra, genel tazminat ile ilgili kararı-na müdahale etmemizi gerektirecek herhnagi bir sebebin mevcut olduğu hususunda ikna edilmedik. Bu nedenle genel tazminat hususunda istinaf ve mukabil istinaf reddolunur.
Özel zarar siyan hususuna gelince; mahkemelerin sivil davalarda ihtimaller denegesin-i nazarı itibara alarak bir karara vardıkları yerleşmiş bir hukuk prensibidir. Sunulan şahadete göz atıldığında özel zarar ziyan hususunda davacının sunduğu şahadetin sarsılmadığı ve İlk Mahkemenin de bu şahadeti doğru oalrak kabul ettiği görülmektedir. An-cak davacının 3 aylık iş kaybı hususunda vermiş olduğu şahadete göre kazancının asgari 40,000TL azami ise 50,000TL ayda olduğu yönündedir. Bu şahadet tekzip edilmediği gibi aksine herhnagi bir şahadet de ibraz edilmemiştir. Bu durumda Mahkemenin asgari kaz-anç olarak ibraz edilen 40,000TL ayda kazanç kaybını ne sebeple esas almayıp 20,000TL'sına karar verdiği anlaşılmamaktadır. Kanaatımızca İlk Mahkeme mevcut şahadete göre davacının 3 ay zarfında ayda 40,000TL'den 120,000TL kazanç kaybı olduğu hususunda yarg-ıya varması gerekirdi ve İlk Mahkemenin özel zarar ziyan başlığı altındaki kararı hatalıdır.
Netice olarak İlk Mahkemenin genel tazminat ile ilgili hükmü aynen kalır.
Özel zarar ziyana gelince davacının katkısal kusuru da tenzil edildikten sonra davalı-lar aleyhine müştereken ve münferiden davacı leyhine TL112,511,50kr. özel zarar ziyan için hüküm verilir.
İstinaf masraflarına gelince istinaf eden istinafında muvaffak olmadığı mukabil istinaf edenin ise istinafının büyük bir bölümünde muvaffak olmdığı -gözönünde tutlarak istinaf edenin mukabil istinaf edenin mukabil istinaf masraflarının 1/3'ünü ödemesi hususunda emir verilir.
(N. Ergin Sal(hi) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
17 Şubat 1983
9
Full & Egal Universal Law Academy