-
D.17/98 Yargıtay/Hukuk 32-33-34-35-36/96
(Birl. Dava No.574/93,575/93,1484/93,
1493/93,1486/93; Magosa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Ergin-el,Mustafa H.Özkök,Gönül Erönen.
İstinaf eden:1. Ersin Çakıcı Çayırova
2. Celâl Kandilli, Mehmetçik
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1.Mahmut Avşar Terekesi İdare Memurları
- İbrahim Avşar ve Meyrem Avşar, Pamuklu
2.Meryem Avşar, Pamuklu
3.Alev Avşar(küçük) annesi ve/veya en
yakın arkadaşı ve/veya yasal -temsilcisi
Meryem Avşar vasıtasıyle, Pamuklu
4.Hasan Avşar(küçük)annesi ve/veya
yakın arkadaşı yasal temsilcisi
Meryem Avşar vasıtasıyle, Pamuk-lu
(Davacılar)
ve
Üçüncü Şahıs: 1. Meryem Avşar, Müteveffa Mahmut Avşar Terekesi
İdare memuru sıfatıyle, Pamuklu
2. İbrahim Avşar, müteveffa Mahmut Avşar Terekesi-
İdare Memuru sıfatıyle, Pamuklu
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Avukat Oktay Feridun adına Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Tevfik Pilli adına Avukat -
Gülsün Yücel.
Yargıtay/Hukuk 33/96
(Dava No: 575/93; Magosa)
İstinaf eden: 1. Ersin Çakıcı, Çayırova
2. Celâl Kandilli, Mehmetçik
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1. Elmas Avşar- Terekesi Tereke İdare
memurları Hilmi Avşar ve İbrahim Avşar,
Pamuklu
2. İbrahim Avşar, Pamuklu
3. Rüyam Avşar (küçük) babası ve/veya -en
yakın arkadaşı ve/veya yasal temsilcisi
İbrahim Avşar vasıtasıyle, Pamuklu
(Davacılar)
ve
Üçüncü Şahıs: 1. Meryem Avşar, müt-eveffa Mahmut Avşar Terekesi
Tereke İdare memuru sıfatıyle, Pamuklu
2. İbrahim Avşar, Müteveffa Mahmut Avşar Terekesi
İdare memuru sıfatıyle, Pamuklu
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına-: Avukat Oktay Feridun ve Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Tevfik Pilli adına Avukat
Gülsün Yücel.
Yargıtay/Hukuk 34/96
(Dava No: 1484/93; Mago-sa)
İstinaf eden: 1. Ersin çakıcı, Çayırova
2. Celâl Kandilli, Mehmetçik
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1. Müteveffiye Sultan Avşar Terekesi İdare
Memurları İsmail Avşar ve Kazım Avşar, -
Pamuklu
2. Uğur Avşar (küçük) kardeşleri ve/veya en
yakın arkadaşları İsmail Avşar
vasıtasıyle, Pamuklu
3. Cennet -Avşar (küçük) kardeşleri ve/veya
en yakın arkadaşları vasıtasıyle,Pamuklu
4. Sati Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya
yakın arkadaşları İsmail Avşar
- vasıtasıyle, pamuklu
(Davacılar)
-ile-
Üçüncü Şahıs: 1. Meryem Avşar, müteveffa Mahmut Avşar Terekesi
Tereke İdare memuru sıfatıyle, Pamuklu
2. İbrahim Avşar, müteveffa Mahmut- Avşar Terekesi
İdare memuru sıfatıyle, Pamuklu
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Avukat Oktay Feridun ve Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Tevfik Pilli adına Avukat
- Gülsün Yücel.
Yargıtay /Hukuk 35/96
(Dava No: 1486/93; Magosa)
İstinaf eden: 1. Ersin Çakıcı
2. Celâl Kandilli, Mehmetçik
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1. Müteveffa Fadime- Avşar Terekesi İdare
memurlar İsmail Avşar ve Kazım Avşar,
Pamuklu
2. Uğur Avşar, (küçük) kardeşleri ve/veya
yakın arkadaşı İsmail Avşar vas-ıtasıyle,
Pamuklu
3. Cennet Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya
en yakın arkadaşı İsmail Avşar
vasıtasıyle, Pamuklu
4. S-atı Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya en
yakın arkadaşı İsmail Avşar vasıtasıyle,
Pamuklu
(Davacılar)
-ile-
Üçüncü şahıs: 1. Meryem Avşar, Müt-eveffa Mahmut Avşar Terekesi İdare
memuru sıfatıyle, Pamuklu
2. İbrahim Avşar, Müteveffa Mahmut Avşar Terekesi
idare memuru sıfatıyle, Pamuklu
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Avuk-at Oktay Feridun ve Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Tevfik Pilli adına Avukat
Gülsün Yücel.
Yargıtay/Hukuk 36/96
(-Dava No 1493/93; Magosa)
İstinaf eden: 1. Ersin Çakıcı Çayırova
2. Celal Kandilli, Mehmetçik
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1. Müteveffa Hüseyin Avşar Terekesi Tereke
İdare memurlar İsmail A-vşar ve Kazım
Avşar, Pamuklu
2. Uğur Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya en
yakın arkadaşları İsmail Avşar
vasıtasıyle, Pamuklu
- 3. Cennet Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya
en yakın arkadaşları İsmail Avşar
vasıtasıyle, Pamuklu
4. Satı Avşar(küçük) kardeşleri ve/veya en
- yakın arkadaşları İsmail Avşar
vasıtasıyle, Pamuklu
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına:Avukat Oktay Feridun ve Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilenler nam-ına:Avukat Tevfik Pilli adına Avukat
Gülsün Yücel.
İstinaf Magosa Kaza Mahkemesinin Birleştirilmiş 574/93, 575/93, 1484/93, 1493/93, 1486/93 sayılı davada 18.1.1996 tarihinde verdiği karara karşı Davalılar tarafından ya-pılan istinaftır ve Davacılar tarafından yapılan mukabil istinaftır. (Kaza Mahkemesi Başkanı Erdal Kadıoğlu ve Kaza Mahkemesi Yargıcı Ahmet Kalkan tarafından verilmiştir.
-----------------
H Ü K -Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Huzurumuzdaki istinaflar birleştirilerek dinlenmiştir.
Davalı No 1, 2.10.1992 tarihinde ve/veya o tarihlerde geceleyin yönetimindeki TBZ 908 plâka n-o'lu kamyonun arızalanması üzerine mezkûr kamyonu yol içerisinde Mağusa istikametine doğru bakar şekilde bırakmıştır.Davalı no.2 ise sahibi ve/veya zilyedi bulunduğu CL 063 plâkalı otobüsü aynı mahalde fakat Karpaz istikametine bakar vaziyette yolun ters t-arafında yani Karpaz istikametine göre yolun sağ tarafında uzun ışıkları yanar vaziyette bırakmıştır. Bu esnada Mahmut Avşar yönetiminde ve Mağusa istikametine doğru seyretmekte olan S096 plâka no'lu araç, CL 063 plâkalı otobüsün ters istikamette park etmi-ş ve uzun ışıklarını yanık vaziyette tutması nedeni ile, S096 plâkalı araç sürücüsü müteveffa Mahmut Avşar'ın önünü görememesine ve önünü kapatan TBZ 908 plâkalı kamyona feci şekilde çarparak tabiri caiz ise kamyonun altına girmiştir.
Davalı no 1 ve 2 al-eyhine ikame edilmiş Magosa Kaza Mahkemesinde 574/93, 575/93, 1484/93, 1486/93 ve 1493/93 sayılı davalardaki Davacılar,dava konusu kazanın TBZ908 plâkalı kamyona çarpması nedeniyle meydana geldiğini, bu trafik kazası sonucu S096 plakalı araç sürücüsü Mahmu-t Avşar ile sözkonusu araçta yolcu olarak bulunan Sultan Avşar, Hüseyin Avşar, Fadime Avşar ve Elmas Avşar'ın vefat etmeleri nedeniyle özel ve genel tazminat isteminde bulunmuşlardır.
21.6.1994 tarihli Mahkeme emri ile konsolide edilerek dinlenen dav-alarda Davacılar tarafından 9 tanık şahadet sunmuş, Davalı no 1 tarafından ise şahadet sunulmamıştır. Davalı 2 şahsen şahadet sunmuş, lehine de 4 tanık dinletmiştir.
Bidayet Mahkemesi Davayı dinledikten sonra ilkin kazanın oluş şeklini ve sorumluluk konu-sunu daha sonra ise özel ve genel zarar ziyan taleplerini inceleyerek ilgili görüşlerini açıklamıştır.
Kaza ile ilgili taraflar arasındaki ihtilâf konusu hususlar, CR063 plâkalı van araç ile TBZ908 plâkalı kamyonun yoldaki konumları, her iki aracın ışık-larının durumu, kazadan önce kamyonun önünde ve arkasında uyarıcı tehlike üçgenlerinin bulunup bulunmadığı, TBZ 908 plâkalı kamyonun hareket ettirilip ettirilemeyeceği ve S096 plâkalı aracın sürati ile ışıklarının durumu ve olay mahallindeki görüş mesafesi-nin ne olduğudur.
Tanıkların sunmuş oldukları şahadeti dinleyen Bidayet Mahkemesi kazanın aşağıdaki şekilde meydana geldiği hususunda bulgu yapmıştır:-
"2.10.1992 tarihinde davalı no.1 yönetimindeki TBZ 908 plâkalı kamyonun 1-2.nci millerinde gidiş istika-metine göre yolun soluna sol tekerlekleri bankette, sağ tekerlekleri ise asfalt yolda olmak üzere gündüz 15.00-15.30 sıralarında park edildiği, kamyonun havanın kararmasına yakın bir zamana kadar tamir edilemediği cihetle saat 18.00 raddelerinde PM Refet K-ayacan tarafından TBZ908 plakalı kamyonun ön ve arka kısmında 30 ayaklık mesafeye uyarıcı tehlike üçgenlerinin konulduğu ve kamyonun park ışıkları ile dörtlü flaşörlerinin yakıldığı, bilahare PM Refet Kayacan'ın oradan ayrıldığı, kamyonun tamir edilmemesi -nedeniyle saat 20.00 raddelerinde davalı no.2'nin tanık İlhan Özkoraltayı yanına alarak saat 20.30 raddelerinde CL 063 plakalı van araç ile olay mahalline geldikleri, davalı no.2'nin CL063 plâkalı van aracı TBZ908 plâkalı arızalı kamyonun karşısında aksi i-stikamette ve çok yakın vaziyette ve van aracın sağ arka tekerlekleri bankette, sol arka tekerlekleri ise asfalt yol içerisinde sağ ön tekerleği asfalt ile banketin birleştiği yerde, sol ön tekerleği tamamen
asfalt içerisinde sol ön farı ise yol içerisind-e
kamyon hizasında yolun soluna doğru 1 ayak taşar vaziyette, büyük ve küçük ışıklar yanar şekilde park ederek davalı no.2 ile İlhan Özkoraltay'ın arızalı kamyonu tamire çalıştıkları bir esnada takriben 20.45 raddelerinde Mahmut Avşar'ın yönetimindeki S0-96 plâkalı araç ile mezkur yolda Gazi Mağusa istikametine doğru seyretmekte olduğu bir esnada
müteveffa Mahmut Avşar'ın S096 plâkalı aracı ile TBZ 908 plâkalı kamyonun 30 ayak arkasında bulunan tehlike üçgenlerine 80-100 ayaklık görüş mesafesi içinde fark- etmeyerek tehlike üçgenlerine çarptıktan ve bankete düştükten sonra kamyonun altına girmek suretiyle kazanın meydana geldiğine ilişkin bulgu yaparız."
Daha sonra sürücülerin sorumlulukları ile ilgili görüş beyan eden Mahkeme, arızalı kamyonun yol içerisi-nde ihmalkârane bırakıldığı ve ikaz edici gerekli tedbirleri almadığı hususu ile van aracın yolun aksi istikametinde yoldaki trafiği engelleyecek ve karşıdan gelen araç sürücülerinin önlerini görmelerine mani olacak şekilde park edildiği, ışık yakmamak sur-etiyle de karanlık bir alan yaratacak durumda olduğu, hiçbir tedbir almayan Davalı 2'nin büyük ölçüde kusur ve ihmali olduğu bulgusuna varmıştır.
Mahkeme devamla, Davalı no.1'e ait TBZ908 plâkalı kamyonun arızalandığı andan itibaren fırsatı ve imkânı olma-sına karşın kamyonu tamir etme yönüne gitmediğini, kamyonun mezkûr mahalde gereğinden fazla bir süre ana yolun bir kısmının işgal edilmesine sebebiyet verdiğini, imkân ve fırsatı olmasına karşın yol içerisindeki kamyonu daha salim bir yere çektirmek için g-erekli önlemleri almadığını, kamyondan geriye doğru olan görüş mesafesinin gece karanlığı koşullarında fazla olmadığını göz önünde tutarak, tamirat yapılmakta olduğunu belli edecek ek tedbirleri almayan Davalı no.1'in kazanın meydana gelmesinde kusuru ve i-hmali bulunduğu hususunda bulguya varmıştır.
Mahkeme, S096 plâkalı araç sürücüsü Müteveffa Mahmut Avşar'ın dikkatsizce önüne bakmaksızın, yoldaki araçları kaale almadan, yolun
durumunu ve gecenin karanlığını dikkate almaksızın aşırı süratle araç kulla-ndığını, ikaz üçgenlerini görmeyerek frenleri ve ışıkları bozuk vaziyette yetersiz ışıkla araç kullanarak bu kazanın meydana gelmesine büyük oranda katkısal kusuru olduğu hususunda bulguya varmıştır. Mahkeme, daha sonra kazanın oluşunda Davalı 2'nin kusur -oranını %40, Davalı 1'in kusur oranını %20, müteveffa Mahmut Avşar'ın kusur oranını ise %40 olarak tesbit etmiştir.
Bidayet Mahkemesi yaptığı bu tesbitlerden sonra tazminat ile ilgili hususlara geçmiştir. Davanın sonunda varmış olduğu tazminat miktarların-ı her davada aşağıdaki şekilde ayrı ayrı tesbit etmiştir:
Alt Mahkeme ilk önce 574/93 sayılı (Y/H.32/93) davadaki Davacıların taleplerini incelemeyi uygun görmüştür. Davacıların özel zarar istemlerini kanıtlayamadığı cihetle reddeden Mahkeme daha sonra ge-nel tazminat istemlerini incelemiştir.
Huzurunda bulunan şahadeti inceleyen Mahkeme, müteveffanın eşi Meryem Avşar'ın inandığı şahadetinden Mahmut Avşar'ın ölmeden önce Mehmetcikte ekmek fırınında çalıştığını,evine baktığını, çocuklarının ihtiyaçlarını ka-rşıladığını, kötü alışkanlıkları içkisi olmadığını, sigara içtiğini, müteveffanın ölümünden sonra Nisan 1994 yılında 2. bir evlilik yaptığını keza müteveffanın devletin tesbit ettiği ve ilk dönemde 806.000TL olan asgari ücreti almakta olduğuna, eşi ve çoc-uklarının bakım ve ihtiyaçlarını karşılamakta olduğuna ve kaza tarihinde 24, yaşamış olsaydı duruşma tarihinde 27 yaşında olacağına dair bulgu yapmıştır.
Mahkeme değerlendirme yaparken, konuya ilişkin içtihat kararları arasında olan Y/H.14/84,19/84, 20/84-,23-24/94,5/75 Hukuk İstinaf, 27/78 sayılı davalarda belirtilen prensipleri gözönünde bulundurmuştur. Bu prensipler ve meselenin olguları ışığında
merhumun yaşının küçük olduğunu, işini, ülkemizdeki enflasyon oranını ve Türk Lirasının satın alma gücün-deki düşüşü göz önünde bulundurduktan sonra Mahkeme hayat intizarı kaybı nedeni ile merhumun terekesine ödenmesi gereken tazminatın 1000 sterling'in, duruşma tarihindeki resmi kur karşılığı Türk Lirası olarak ve tam mesuliyet esası üzerinden 65 milyon Türk- Lirası olarak tesbit edip müteveffanın kazanın oluşumunda %40 sorumluluğu olduğunu saptamıştır. Bu nedenle terekesine ödenecek 65 milyon Türk Lirası hayat intizarı kaybı tazminatının %60'ının 39 milyon Türk Lirası olduğu hususunda bulgu yapmıştır.
Alt M-ahkeme huzurundaki olgular ve inandığı şahadet neticesinde asgari ücret karşılığı çalışan bir kişi olan müteveffanın gelirinin %25'ini kendisine %75'ini ise bakımına muhtaç eşi ve çocuklarına harcadığı yönünde tesbit yapmıştır. Mahkeme yapmış olduğu tesbit-te müteveffanın ölüm tarihinden duruşma tarihine kadar olan kazanç kaybını 83,870.000 Türk Lirası olarak tesbit etmiştir. Ölüm tarihi ile duruşma tarihi arasındaki kazanç kaybından merhumun kendisine harcadığı %25 miktar tenzil edileceğinden ölüm tarihind-en duruşma tarihine kadar merhumun bakımına muhtaç kişilere ödenmesi gereken miktarın 67,096,000TL olduğu hususunda bulgu yapmıştır. Yıllık yardım miktarını, 15 olarak uygun gördüğü çoğaltıcı rakamla çarptıktan sonra, ölüm tarihinden duruşma tarihine kada-r tam mesuliyet üzerinden hükmedilmesi gereken genel tazminatın 1,338,796,000TL olduğunu saptamıştır. Bu durumda müteveffa Mahmut Avşar'ın kazanın oluşumundaki %40 oranında sorumluluğu tenzil edildikten sonra ödenecek olan genel tazminat miktarının %60'ı 8-03,277,600TL olarak saptamıştır. Bu rakamdan müteveffanın hayat intizarı kaybı nedeni ile terekesine ödenmesi gereken 39,000,000TL'de düştükten sonra ödenmesi gereken miktar 764,277,600TL olarak ortaya çıkmaktadır.
Saptanan genel tazminat daha sonra mütev-effanın bakımına muhtaç kişiler olarak Meryem Avşar'a 100 milyon TL., Hasan Avşar'a
332,138,800 Türk Lirası, Alev Avşar'a 332,138,800 Türk Lirası şeklinde paylaştırılmıştır.
Bu davada Mahkeme, Davalı 1 ve 2'nin mukabil talepleri kanıtlanmadığı cihetle -reddetmiştir.
Neticede 574/93 sayılı davada Mahkeme aşağıdaki şekilde hüküm vermiştir:-
Davacı no 1: Tereke lehine ve Davalı no 1 ve 2
aleyhine müştereken ve münferiden,
a) Hayat intizarı kaybından dolayı 39,000,000TL.
- tazminat
b) Davacı no 2 lehine davalı no.1 ve no. 2
aleyhine müştereken ve münferiden 100,000,000TL
genel tazminat,
c) Davacı no 3 lehine ve davalı no 1 ve 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 100,000,000TL. genel
t-azminat,
d) Davacı no 4 lehine ve davalı no 1 ve
2 aleyhine müştereken ve münferiden
332,138,800TL Genel tazminat,
e) Yasal faiz,
f) Dava masraflarının %60'nin davalı no 1 ve 2
tarafından müştereken ve münferiden öden-mesi,
g) Davalı no 1 ve 2'nin mukabil taleplerinin red
ve iptal edilmesi,
h) Mukabil talep masraflarının %60'nın davalı no 1
ve 2 tarafından müştereken ve münferiden davacı
no 1'e ödenmesi,
ı) Davalıların 3.ncü şahıslar ale-yhine olan
taleplerinin red ve iptal edilmesi,
i) Davalıların 3.ncü şahıslar aleyhine olan
talepleri ile ilgili masraf emri verilmemesi
hususunda hüküm ve emir vermiştir.
575/93 sayılı davayı (Y/H.33/93) ele alan Mahkeme-, huzurunda bulunan şahadeti değerlendirdikten sonra kazada ölen müteveffiye Elmas Avşar'ın ölüm tarihinde 42 yaşında olduğu, Davacı no 2 İbrahim Avşar ile evli olduğu ve Davacı no 3,9 yaşında olan Rüyam Avşar'ın çocukları olduğu hususunda bulguya varmıştı-r. Alt Mahkeme
Davacı 2'nin özel zarar ziyan ile igili istemini kanıtlayamadığı cihetle reddetmiştir.
574/93 sayılı davada belirtilen prensipleri de bu davada uyguladıktan sonra müteveffiyenin terekesine ödenmesi gereken hayat intizarı kaybından doğ-an tazminatın 1000 sterling, duruşma tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 65 milyon Türk Lirası olarak saptamıştır. Müteveffiyenin elde ettiği gelir ve dul eşi İbrahim Avşar'ın hasta olduğu ve çalışmadığı ile ilgili sunulan şahadeti yeterli bulmadığı ci-hetle bu husustaki savları reddeden Mahkeme müteveffiyenin 45 adet koyunu olduğu hususunda bulguya vardı ve bu hayvanlardan elde ettiği ürün nedeniyle yıllık gelirini 30 milyon Türk Lirası olarak saptadı. Daha sonra gelirinin %30'unu kendisine %70'ini is-e ailesinin geçimine harcadığı yönünde bulgu yaparak müteveffiyenin ölüm tarihinde hayvancılık faaliyeti ile ailesinin geçimine yalnız 21 milyon Türk Lirası yardımda bulunduğu neticesine varmıştır. Müteveffiyenin duruşma tarihindeki yıllık kaybını ise 49 m-ilyon TL olarak tesbit etmiştir. Bu davada Mahkeme çoğaltıcı rakamı 8 olarak tesbit etmiş ve Davacı no 2 ve 3'ün müteveffiyenin ölüm tarihi ile duruşma tarihinden sonra uğradıkları tazminat kayıpları miktarını 168 milyon Türk Lirası, ölüm tarihinden duruşm-a tarihine kadar geçen süreyi de dikkate alarak toplam gelir ve hizmet kaybını 217 milyon Türk Lirası olarak saptamıştır. Eş ve Annenin kaybından dolayı manevi zarara uğradıklarını isbat etmiş olduğunu kabul ettiği küçük Rüyam'a 65 milyon TL., 58 yaşındaki- İbrahim Avşar'a 30 milyon TL.,tazminat ödenmesini uygun görmüştür. Mahkemenin yukarıda ayrıntıları verilen genel tazminatın toplamını 312 milyon TL olarak saptadığı görülmektedir. Müteveffiyenin ölüm nedeni ile hayat intizarından dolayı terekesine ödenece-k tazminat miktarının Davacı 2 ve 3'ün elde edecekleri bir yarar olup bu miktarların almaları gereken tazminattan tenzil edilmesi gerektiğine işaret eden Mahkeme bu miktarları tenzil ettikten sonra 217 milyon Türk Lirası gelir ve hizmet kaybı tazminatının -75 milyon Türk Lirasının dul eşi İbrahim Avşar'a, geri kalan 147 milyon Türk Lirasının ise küçük Rüyam
arasında bölüştürülmesini adil bulmuştur. Küçük Rüyam'ın alacağı toplam genel tazminat miktarını 196,166,667 Türk Lirası, Davacı no 2'nin dul eşi İbr-ahim Avşar'ın alacağı genel tazminat miktarını ise 94,166.667 Türk Lirası olarak saptamıştır. Bu davada Mahkeme Davalı 1 ve 2'nin mukabil taleplerini reddetmiştir.
Neticede 575/93 sayılı davada Mahkeme aşağıdaki şekilde hüküm vermiştir :
Davacı No 1 terek-e lehine ve Davalı no 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden:-
Hayat intizarı kaybından dolayı 65,000,000TL
tazminat
b) Davacı no 2 lehine ve Davalı no 1 ve 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 94,166,667TL genel
- tazminat,
c) Davacı no 3 lehine ve Davalı no 1 ve 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 196,166,667TL genel
tazminat,
d) Yasal faiz,
e) Dava masrafları
f) Davalılar-ın Davacı no 1 aleyhindeki mukabil
taleplerinin red ve iptal edilmesine ve mukabil dava
masrafları için emir verilmemesine,
g) Davalı no 1 lehine 3.ncü şahıslar Mahmut Avşar -
terekesi tereke idare memurları aleyhine
142,133,333TL,
h) Yasal faiz,
ı) Dava masraflarının %40'nın 3.ncü şahıslar tarafından
davalı no.1'e ödenmesi.
1486/93 sayılı davada (Y/-H.35/93) müteveffiye Fadime Avşar terekesi Tereke İdare Memurları İsmail Avşar ve Kazım Avşar vasıtasıyle Davacı 2,3 ve 4 Uygur Avşar, Cennet Avşar, Satı Avşar (küçükler) kardeşleri ve en yakın arkadaşları İsmail Avşar vasıtası ile, Davalılar aleyhine müşt-ereken ve münferiden hayat intizarı kaybından doğan tazminat, defin masrafı ve dava masrafları için hüküm ve emir verilmesini istemişlerdir. Alt Mahkeme özel zarar
ziyan istemleri ile ilgili şahadet sunulmadığı cihetle bu özel zarar
ziyan taleplerini -reddetmiştir. Hayat intizarı kaybı nedeni ile genel tazminat istemini inceleyen Mahkeme müteveffiyenin ölüm tarihinde 8 yaşında olduğunu gözönünde bulundurarak 574/93 sayılı davada belirttiklerini ve dikkate alınması gereken prensipleri bu davada da uygula-yarak müteveffiyenin yaşının küçük olduğunu ve ülkemizdeki enflasyon oranını, Türk Lirasının satın alma gücündeki düşüşü de dikkate aldıktan sonra müteveffiye Fadime Avşar terekesine ödenecek hayat intizarı kaybından doğan tazminatı 65 milyon TL olarak sa-ptamıştır. Ancak dava mevzuu 25 milyon ve 50 milyon TL arası olduğu cihetle tadilat olmaksızın Davacı lehine tazminatın 50 milyon TL olarak hükmedilmesi gerektiğine değinmiştir.
Davacılar 2,3 ve 4 müteveffiyenin kardeşleri olup keza müteveffiyenin ölümü n-edeniyle kayba uğradıklarına ilişkin şahadet sunmadıkları cihetle Davacı 2, 3 ve 4 lehine genel tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek Davacı 2,3,4'ün genel tazminat istemlerini reddetmiştir.
Neticede 1486/93 sayılı davada Mahkeme aşağ-ıdaki şekilde hüküm vermiştir.:-
Davacı no 1 lehine Davalılar no 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden
a) Hayat intizarı kaybından dolayı 50,000,000TL
tazminat,
b) Yasal faiz,
c) Dava masrafları.
1484/93 sayılı davada (Y/H.34/93) Davacı No -1 müteveffiye Sultan Avşar terekesi Tereke İdare Memurları İsmail Avşar ve Kazım Avşar vasıtasıyle, Davacı no 2 Uygur Avşar Davacı no 3 Cennet Avşar Davacı no 4 Satı Avşar, kardeşleri ve en yakın arkadaşları İsmail Avşar vasıtasıyle hayat intizarı ve/veya -hayat iştirakı olarak
manevi ve/veya genel zarar ziyan ödenmesi ve Davacı 2, 3 ve 4'e destekten mahrum kalmaları nedeniyle Sultan Avşar terekesine tazminat ödenmesi, keza defin masrafları ve polis raporu için ödenmiş olan 450,000TL., yasal faiz ile d-ava masrafları için talepte bulunmuştur. Mahkeme bu davada Davacıların özel zarar ziyan ile ilgili talepleri hakkında şahadet sunmadıkları ve dolayısıyle istemlerini kanıtlayamadıkları cihetle özel zarar ziyan ile ilgili taleplerini reddetmiştir.
Bu davad-a şahadeti değerlendiren Mahkeme küçük İsmail'in, müteveffiyenin öldüğü tarihte 18 yaşını tamamlamadığı, Satı'nın 11, Uğur'un 16, Cennet'in ise 15 yaşında olduğu, müteveffiyenin yaşının ise ölüm tarihinde 48 olduğu bulgusuna varmıştır.
Yine 574/93 sayılı- davada belirtilen prensipleri bu dava için de uygulayan Mahkeme müteveffa Sultan Avşar terekesine ödenecek hayat intizarı kaybından doğan tazminatı 65 milyon Türk Lirası olarak tesbit etmiştir. Davacı 2,3, ve 4'ün genel tazminat istemini değerlendiren Mah-keme müteveffiyenin herhangi bir gelir elde ettiğine ilişkin huzurunda somut kabul edilebilir ve inandırıcı şahadet sunulmadığı cihetle bu konudaki talebi reddetmiştir. Müteveffanın ölüm nedeni ile hayatta kalan çocukları Davacılar 2,3 ve 4'ün Annenin yönl-endirme ve tavsiyelerinden mahrum kaldıkları kanaatine vararak çocukların yaşlarını da dikkate aldıktan sonra Davacı 2'ye annenin bakım hizmet ve yönlendirmelerinden mahrum kalma neticesinde 50 milyon TL, Davacı 3'e 50 milyon TL, Davacı 4'e ise 65 milyon T-ürk Lirası tazminat ödenmesinin gerektiğinin adil olacağı görüşünü belirtmiştir.
Bidayet Mahkemesi annelerinin ölümü ile mahrum oldukları hizmetlerin yerine getirilebilmesi için ne gibi maddi harcamalara ihtiyaç olduğuna ilişkin herhangi bir şahadet sun-ulmadığı cihetle bu
doğrultudaki talepleri reddetmiştir. Davacılar 2,3 ve 4'ün müteveffiyenin ölümü nedeni ile elde edecekleri yarar olan ve Davacı no 1'e ödenmesi gereken 65 milyon TL hayat intizarı kaybı nedeniyle takdir edilen 16 milyon 250,000TL taz-minatı almaları gereken tazminattan düşmek suretiyle gerekli indirimi de yapan Mahkeme daha sonra Davacı 2, 3 ve 4'ün genel tazminat almaya hakları olduğu kanaatine varmıştır.
Neticede 1484/93 sayılı davada Mahkeme aşağıdaki şekilde hüküm vermiştir:
D-avacı no 1 lehine, davalılar no 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden,
Hayat intizarı kaybından dolayı 65,000,000TL
tazminat,
b) Davacı no 2 lehine, davalı no 1 ve no 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 33,750,000TL g-enel
tazminat,
Davacı no 3 lehine davalı no 1 ve 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 33,750,000TL genel tazminat,
Davacı no 4 lehine, davalı no 1 ve 2 aleyhine
müştereken ve münferiden 48,750,000TL genel
tazminat,
e-) Yasal faiz,
f) Dava masrafları.
1493/93 sayılı davada (Y/H.36/93) Mahkeme, müteveffa Hüseyin Avşar'ın S094 plâkalı araçta yolcu olarak seyahat ettiği sırada 2/10/1992 tarihinde dava konusu kaza neticesinde hayatını kaybettiği, o tarihte 59 yaşın-da olduğu ve Davacı 2,3, 4'ün müteveffanın bakımına muhtaç çocukları olduğu hususunda, bulguya varmıştır. Huzurundaki şahadeti değerlendiren Alt Mahkeme müteveffa Hüseyin Avşar'ın hayatta olduğu sürede tarım ve hayvancılık ile iştigal ettiğine ve ailesinin- geçimini sağladığına ilişkin bulguya vardıktan sonra hayat intizarı kaybından dolayı verilecek olan tazminatın tesbitini 574/93 sayılı davada belirtildiği şekilde yapmıştır. Hayat intizarı kaybından doğan tazminat olan 1000 sterlinin duruşma tarihindeki r-esmi Türk Lirası karşılığını 65 milyon TL şeklinde tesbit etmeyi makul ve adil bulmuştur.
Müteveffanın bakımına muhtaç çocukları olan Davacı 2,3 ve 4'e ödenecek genel tazminatı belirlemek için müteveffanın gelirini tesbit etmek suretiyle yıllık yardım m-iktarı hususunda bulguya varması gerektiğine değinen Mahkeme, huzurundaki şahadeti değerlendirdikten sonra müteveffanın sağlığında tarım ve hayvancılık işinden gelir elde ettiğini, traktörü bulunduğunu, ekip biçtiğini, karpuz kavun yetiştirip sattığını, sü-rekli ziraatla uğraşan bir kişi olduğunu, 10-15 arasında koyunu olduğunu, ülke koşullarını ve devletin belirlediği tahıl fiyatlarını da dikkate aldıktan sonra müteveffanın zirai faaliyetlerinden elde ettiği gelirinin yıllık 40 milyon TL, hayvancılıktan ise- devletin dönem dönem ilân ettiği canlı hayvan ve süt fiyatlarını dikkate alarak bu hayvanların sütünün, gübresinin yününün ve kuzularının satışından elde edeceği geliri 9 milyon TL olarak tesbit edip bunun makul ve adil olduğu hususunda bulguya varmıştır.-
Mahkeme daha sonra müteveffanın Davacı 2,3 ve 4'e yapılan yıllık yardım miktarını tesbit etmiştir. Müteveffanın sigara dışında kötü alışkanlıkları olmadığı kendi işi olan ziraat ve hayvancılık ile iştigal ettiğini, işini devam ettirmesi için zorunlu i-htiyaçları bulunduğu hususunu dikkate aldığında müteveffanın yıllık kazancının %30'unun şahsi ve zorunlu giderlerine, geriye kalan %70 gelirini ise bakımına muhtaç çocuklarına harcadığı, bu miktarın 34,300,000TL olduğu bulgusuna varmıştır.
Müteveffanın ö-lüm tarihi ile duruşma tarihi arasındaki dönemi kapsayan süre içerisinde bakımına muhtaç çocukların mahrum kaldıkları yıllık yardım miktarını 80,033,333TL olarak hesaplamıştır. Bu hesaplamadan sonra belirtilen içtihat kararları çerçevesinde çoğaltıcı rakam-ı 6 olarak tesbit etmiştir.
Müteveffanın ölüm tarihi ile duruşma tarihi arasındaki yıllık yardım miktarı ile duruşma tarihindeki yıllık yardım miktarını (34,300,000 X 6) ekledikten sonra genel tazminat toplamını 285,033,333 TL olarak tesbit eden Mahkem-e, hayat intizarı kaybı tazminatı olan 65 milyon TL'dan Davacı 2,3 ve 4'ün hisselerine düşecek toplam miktar olan 48,750,000 Türk Lirasını tazminat miktarından tenzil ettikten sonra müteveffanın bakımına muhtaç çocukları olan Davacı 2,3,4'e ödenecek genel -tazminat miktarının 236,283,333TL olduğu hususunda bulguya varmıştır. Mahkeme bu rakamı Davacı 2'ye 60 milyon TL Davacı 3'e 76,283,333TL ve Davacı 4'e 100 milyon TL olarak bölüştürmüştür.
Neticede 1493/93 sayılı davada Mahkeme aşağıdaki şekilde hüküm verm-iştir :
Davacı no 1 lehine davalı no 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden
a)Hayat intizarı kaybından dolayı 65,000,000TL tazminat
b)Davacı no 2 lehine, Davalı no 1 ve 2 aleyhine müştereken
ve münferiden 60,000,000TL Genel tazmin-at,
c)Davacı no 3 lehine Davalı no 1 ve 2 aleyhine müştereken
ve münferiden 76,283,333TL genel tazminat,
d)Davacı no 4 lehine, Davalı no 1 ve 2 aleyhine müştereken
ve münferiden 100,000,000TL Genel tazminat,
e)Yasal faiz,
f)-Dava Masrafları.
Bidayet Mahkemesinin bu kararı 69 sayfadan oluşmaktadır.
Davalılar bu karardan istinaf etmiştir. Davalıların bu davalardaki istinaf ihbarnameleri iki başlık altında şöyle özetlenebilr:-
Alt Mahkeme:-
Dava konusu kaza tamamen mütevef-fanın dikkatsizliği ve
ihmali, ve/veya kanuni vazife ve vecibeleri hilâfına hareket
ettiğinden dolayı meydana geldiği hususunda şahadet
bulunmasına rağmen tüm davalarda kazanın oluşumunda davalı
1'in %20, davalı 2'nin ise %40 katkısal -kusuru olduğu
hususundaki bulgusu hatalıdır.
32,33,36/94 sayılı davalarda kazada ölenlerin
kazançları,harcamaları ve tesbit edilen çoğaltıcı rakamlar
yüksek tutulmuş olup bu husustaki bulguları hatalıdır.
Mayıs 1996 da aynı karara mukab-il istinaflar dosyalayan Davacılar ise özetle Alt Mahkemenin:-
1. Tüm davalarda hayat intizarı kaybı nedeniyle 1000
sterlin olarak tesbit edilen tazminatların az olduğu ve
tesbit edilen rakamın TL karşılığının hüküm günü değil
de duruşma gün-ü kurları dikkate alınarak tesbit etmekle
hatalı hareket ettiğini;
Tüm davalarda -herhangi bir tazminatın Yüksek Mahkemenin
vereceği hüküm günündeki TL karşılığı üzerinden tesbit
edilmesi gerektiğini;
32/94,33/94,34/94 ve 36/94 sayılı istinaflarda tazminat
tesbit ederken ölenlerin kazanç, harcamaları -ve
çoğaltıcı rakamlarla ilgili yapılmış olan tüm saptama
ve tesbitlerin düşük ve/veya hatalı olduğunu;
36/94 sayılı istinafta, müteveffiye Fadime Avşar'ın,
müteveffadan sonra öldüğü halde hayat intizarı -
tazminatından yararlandırılması gerektiği halde, bunu
yapmamakla haksızlık yaptığını;
33/96 sayılı istinafta Davalı 1 ve 2 tarafından 3.şahıs
ihbarnamesinin Mahkemeden 15 günlük süre uzatmaya
- ilişkin izin almadan dosyalanmasını müteakip 3.Şahıs
prosedürünü ret etmeyip 3. Şahıs aleyhine tazminata
hükmetmekle Mahkemenin hata ettiğini;
ileri sürmektedirler.
-Alt Mahkemenin Yüksek Mahkemeye nazaran şahadet değerlendirme açısından daha avantajlı durumda olduğunu bir çok içtihat kararlarımızda belirttik. Alt Mahkemenin tanıkları izleme ve gözleme fırsatı olduğu için gerek görülmedikce şahadete inanma veya inanmam-a konusunda bulgularına müdahale edilmemektedir. Bu itibarla Davalıların istinaf sebeplerini incelerken Alt Mahkemenin bu konudaki bulgularına bakmakta fayda vardır.
Davalıların katkısal kusurları ile ilgili Alt Mahkeme kararının bir kısmında şöyle demi-ştir:-
"Yolun kendi gidiş istikametine göre ters tarafına büyük ışıkları yanar vaziyette CL 063 plakalı aracı park etmek suretiyle TBZ 908 plakalı kamyonu tamir etmeye çalışan bunun neticesi tamir süresince CL 063 plakalı van aracın karşı istikametten -gelen araçlara ışık verecek şekilde sol ön farı tamamen asfalt yol içerisinde park edilmiş vaziyette durmasına ve doğal olarak CL 063 plakalı aracın sol ön farının karşıdan gelen sürücüleri etkilemesine ve yanıltmasına sebebiyet veren aracın bu şekilde par-k edilmesiyle ilgili hiçbir tedbir almayan davalı no 2'nin kazanın meydana gelmesinde büyük ölçüde kusuru ve ihmali bulunduğu kanısındayız ve bu hususta bulgu yaparız.
Davalı no 1'in kusur ve sorumluluğuna gelince; Sürücüsü olduğu TBZ 908 plâkalı kamyonu a-rızalanması nedeni ile gidiş istikametine göre sol tekerlekleri bankette, sağ tekerlekleri 5 ayak asfalt içerisinde park eden arızalı şekli ile hareket edemeyecek durumda olan mezkur kamyonu havanın kararmaya yüz tuttuğu bir zamanda durumdan polisi haberd-ar eden Polis tarafından yolda gerekli tedbir alınarak kamyonun yaklaşık 30 ayaklık mesafede önüne ve arkasına tehlike üçgeni konmasına park ışıklarının yakılmasını sağlayan davalı no 1'in normal koşullarda geceleyin park için gerekli tedbirleri aldığı gör-ülmektedir.
..................................
Davalı no 1'e ait TBZ 908 plâkalı kamyonun arızalandığı andan itibaren fırsatı ve imkanı olmasına karşın kamyonu tamir etme yönüne gitmeyen, kamyonun mezkur mahalde gereğinden fazla bir süre ana yolun bir kısm-ının işgal edilmesine sebebiyet veren tamir edilmeyen kamyonun imkan ve fırsatı olmasına karşın yol içerisinde daha salim bir yere çektirmek için gerekli önlemleri almayan kamyondan geriye doğru olan görüş mesafesinin gece karanlığı koşullarında fazla olma-dığını göz önünde bulundurmayan ve devam eden tamiratı belli edecek ek tedbirleri almayan davalı no 1'in kazanın meydana gelmesinde kusuru ve ihmali bulunduğu kanaatindeyiz ve bu hususta bulgu yaparız".
................
574/93 sayılı davadaki müteveffanın- kusuru ile ilgili Alt Mahkeme, kararında şu görüşlere yer vermiştir:-
"İnandığımız şahadet ve yukarıdaki kanaatimiz ışığında geceleyin önüne çıkabilecek bir tehlikenin varlığı karşısında aracını durdurabilecek bir süratten fazla bir süratle seyreden, y-oldaki tehlike üçgenini görmeyen, yol içerisinde kendi gidiş istikameti doğrultusunda kamyonun park ışıkları ile van aracın sol farının yanık olduğunu görebilme ihtimali varken aracını durdurmak için fren tatbik etmeyen yoldaki tehlike üçgenine çarptıktan -sonra TBZ plâkalı kamyonun altına aracı ile giren müteveffa Mahmut Avşar'ın kazanın meydana gelmesinde kusur ve ihmalinin bulunduğuna ilişkin bulgu yaparız."
Bidayet Mahkemesinin yukarıda belirtilen bulgulara varabilmesi için huzurunda yeterli şahade-t bulunduğu görüşündeyiz.
Keza, Bidayet Mahkemesinin huzurundaki davayı gayet uzun ve esaslı bir şekilde incelediğini ve karar verirken dikkate alması gereken tüm olguları ve hususları dikkate aldığını, bunlara gerekli önemi verdiğini ve Davalıların katkı-sal kusurunun olduğu ve yüzdelik oranı konusunda bariz bir hata yapmadığı görüşündeyiz. Aynı şekilde yukarıda açıklanan ve ölenlerin hayat intizarı kaybı nedeniyle 1000 sterlin tazminat tesbit etmesi, harcamaları, kazançları ve tesbit edilen çoğaltıcı raka-mları da önündeki verilere göre tesbit eden Mahkemenin, adaletsizlik yaratacak şekilde yanlış veya hatalı bir şekilde değerlendirdirme yaptığına dair ikna olmadık.
Alt Mahkemenin harcamalar ile ilgili yaptığı yüzdelik hesapları takdir yetkisini kullanar-ak vardığı bir sonuçtur. Bidayet Mahkemesinin takdir yetkisini kullanırken bu konudaki bulgularına müdahalemizi gerektirecek bir hatanın yapmadığı gibi, Bidayet Mahkemesinin huzurunda bu kanıya varması için yeterli şahadet bulunduğu görüşü ile bu konudaki -3. istinaf sebeplerini de ret etmeyi uygun görmekteyiz.
Yukarıdaki nedenlerle Davalıların her iki istinaf sebeblerinde ve Davacıların da mukabil istinaflarının 3. sebeplerinde başarılı olamadıkları görüşüne varmış bulunuyoruz.
Davacılar Y/H.36/94 (1493/9-3) sayılı istinafta, Hüseyin Avşar'ın kızı olan 8 yaşındaki Fadime Avşar'ın (1486/93 sayılı davadaki müteveffiye) babasından bir saat sonra öldüğü cihetle babasının hayat intizarı kaybından dolayı Davacı 2,3 ve 4 gibi tazminat almaya hakkı olduğunu ileri -sürmektedirler.
Konu davada bu doğrultuda Fadime Avşar Terekesinin Davalılar aleyhine herhangi bir talebi bulunmamasına ve bu konuyu incelemenin akademik kalacağı da anlaşılmasına karşın, benzer meselelere ışık tutması açısından konuyu incelemekte f-ayda görüyoruz.
Fadime Avşar'ın babasından sonra öldüğü ihtilâf konusu değildir. Miras konularında birden fazla kişiden hangisinin ölümü daha önce olduğu hususunda ihtilâf olması halinde ve aksi ispat edilmemesi halinde ikisininin veya hepsinin aynı anda -öldüğü hususu karine kabul edilir. Fasıl 195 Vasiyet ve Veraset Yasası altında madde 14(8) bu doğrultuda şöyle demektedir:-
"In cases of dispute as to which of two or more persons deceased died first, the party asserting the priority of the death of one of- them must give proof of his assertion. In the absence of proof, it shall be presumed that they died simultaneously."
Huzurumuzdaki meselede Fadime Avşar'ın babasından bir saat sonra öldüğü sabittir. Dolayısıyle bu karinenin yeterli şahadet ile bertaraf e-dildiği görülmektedir. Alt Mahkemenin aynı kazada öldükleri için ve ölümleri arasında bir saatlık fark olduğu için ayrıntıya girmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak istinaf konusu edildiği cihetle kısaca da olsa bu konuya değinmek yerindedir. Küçük Fadimen-in babasından sonra ölmüş olması kendini babasının miras hakkından mahrum etmez ve Fadime Avşarın da diğer kardeşleri Davacı 2,3,ve 4 gibi babası Hüseyin Avşar'ın mirasından faydalanma hakkı vardır. Bu noktadan hareketle aynı doğrultuda tazminat talebinin -geçerli olup olmadığı konusunda geçerlimi sorusu akla gelmektedir.
Bu konu ile ilgili Kemp and Kemp- The Quantum of Damages- Vol 1 Mart 1994 baskısında sayfa 23005 paragraf 23-013 de yapılan bir alıntıda, şöyle demektedir:-
"As far as principle is conce-rned, the principle appears to me to be clear. The principle is that each person who can be described as a dependant is entitled to the value of his or her dependency".
Her dava kendi olguları içinde değerlendirilmelidir. Bu açıdan tazminat konusu mira-s konusundan farklılıklar arzetmektedir. Küçük Fadime'nin babasının ölümünden bir saat sonra öldüğü Mahkemenin göz ardı edebileceği bir husus değildir. Tazminat konusunu incelerken bunu akılda tutmak gerekir.
Fadime Avşar kendi hayatını da kaybettiğine -göre babasından hayat intizarı kaybı nedeniyle bir beklentisi veya zararı olabilirmiydi? Ayni şekilde genel zarar ziyan tesbit ederken, Fadime'nin 10 yıl daha babasının bakımına muhtaç olduğunu, dolayısıyle hesaplamada yer alması gerektiği, genellikle kull-anılan bir faktör olarak görülebilse bile, mevcut olgular karşısında bu faktör bu meselede geçerliliğini yitirmektedir. Fadime Avşar'ın genel tazminat tesbitinde kardeşleri ile birlikte, babasının bakımına muhtaç olması,yaşadığı sürece geçerli olabilirdi. -Hayatı bir saat sonra sona erdiğine göre bu meselede genel tazminat tesbitinde Mahkemenin ona hak payı vermemesi doğaldır ve tüm olgular çerçevesinde bu konuda hata yapıldığını söyleyemeyiz. Bu görüşümüzü biraz daha açmakta fayda görüyoruz.
Bu gibi mesele-lerde "bakımına muhtaç olma" başlığı altında genelde tazminat Franklin v. S.E. Railway 1858 3 H.& N. 211 sayılı içtihat kararında belirtilen prensibe dayanarak hesaplanmaktadır:-
"in reference to a reasonable expectation of pecuniary benefit, as of right -or otherwise,from the continuance of life".
Mc Gregor on Damages 12. baskı sayfa 691 para 813'de de bu husus şöyle ifade edilmektdir:-
"The courts have evolved a particular method for calculating the value of the dependency,or the amount of pecuniary be-nefit that the dependant could reasonably expect to have received. The basis is the amount of pecuniary benefit that the deceased would have conferred upon the dependant in the future."
Tazminat tesbitlerinde kullanılan çoğaltıcı rakam, genelde ve en -basit bir tarifi ile bakıma veya yardıma muhtaç olmanın makul olarak sürmesi beklenen seneleri gösteren rakam olarak görülmektedir(multiplier). Dolayısıyle yapılan tesbitlerde sadece müteveffanın değil bakımına muhtaç kişinin de hayat intizarının (expectan-cy of life) dikkate alınması gereken hususlar arasında olduğu kabul edilmektedir.
Mc Gregor'in aynı kitabının 693. sayfasının 816. paragrafında şöyle denmektedir:-
"The expectation of life of the deceased is clearly a matter of importance in assessing t-he starting figure,but the expectation of life of the dependant is also a matter that must be taken into account,a point made by Bankes L.J. in Price v. Glynea & Castle Coal Co.".
Bu prensip çoğaltıcı rakamın tesbiti açısından dikkate alındığına göre mant-ıken tazminat miktarının tesbitinde de önemli bir husus olduğunu teslim etmek gerekmektedir.
Müteveffiye Fadime Avşar'ın, babası Hüseyin Avşar ve annesi müteveffiye Sultan Avşar (1484/93 sayılı davada müteveffiye) kaza mahallinde öldüğü anda küçük kızlar-ı Fadime'nin hayatta kalıp kalmıyacağı bilinmemekte idi. Fadime Avşar ağır yaralı olarak Lefkoşa Devlet Hastahanesine kaldırılmış ancak bir saat içinde vefat etmiş ve neticede gerek babasının gerekse annesinin bakımına muhtaç olma durumu kazadan sadece dak-ikaları kapsayan bir süre sonra sona ermiştir. Aldığı yaralar ömrünü kısalttığına göre yaşama ihtimali olup olmadığının, nasıl bir hayat yaşayıp yaşamıyacağının takdir edilip hesaplanması mümkün değildi. Kısaca,tüm bunlar Fadime Avşar'ın kendi hayat intiza-rı ile ilgili olarak anne ve babasının hayat intizarı ile ilgili beklentisi olmadığına açıkca işaret etmekte idi.
Mevcut olgular çerçevesinde kardeşleri ile beraber tazminatta hak payı alabilmesi için babasının ölümü ile müteveffiye küçük Fadimenin ge-rçekten zarara uğradığı ve tazmin edilmesi gerektiği ispat edilmesi gerekirdi. Halbuki Mahkeme huzurundaki olgular bu zararı göstermemekte,tam tersini göstermekte idi.
Dolayısıyle hayali (imaginary) zarar için tazminata hükmedilemezdi. Nerde kaldı ki küç-ük Fadime'nin makul ve beklenebilen bir menfaat kaybı olduğu hususunda şahadet sunulmamıştır. Başka bir ifade ile, mevcut olgular çerçevesinde Fadime'nin gerçek veya muhtemel ve istikbale ait (prospective) zararı ispat edilmesi mümkün değildi ve zaten ispa-t da edilememiştir.
Barnett v Cohen 1921 K.B. sayfa 471 de :-
"I think that the only way to distinguish between the cases where the plaintiff has failed from the cases where he has succeeded is to say that in the former there is a mere speculative possibi-lity of benefit, whereas in the latter there is a reasonable probability of pecuniary advantage. The latter is assessable. The former is non-assessable. This test though necessarily loose, seems to be the only one to apply."
Müteveffiye küçük Fadimenin- durumu ile ilgili tüm yukarıda söylenenler ışığında Alt Mahkeme gerek çoğaltıcı rakam gerekse tazminat tesbitlerinde yapmış old-uğu hesaplamada doğru değerlendirme yapmıştır. Bu nedenlerle Davacıların 4. başlık altındaki mukabil istinaf sebebinin reddedilmesi gerekir.
575/93 sayılı davada Davacılar, Davalılar tarafından Davacı 1 ve 2 davaya 3. Şahıs olarak eklenirken savunmanın ve-rilmesinden itibaren 15 gün içinde 3. Şahıs ihbarnamesi dosyalamaları geekirken bu süreye uymadıklarını ve bu sürenin uzatılması için de Mahkemeden izin almaksızın 3. Şahıs ihbarnamesi dosyaladıklarını bu nedenle 3. Şahıslar aleyhine tazminata hükmedilemey-eceğini ileri sürdüler.
Mahkeme, Davalı 2'nin yaptığı 3. Şahıs prosedürünün gerekli şekilde yerine getirilmediği cihetle 3. Şahıslar aleyhine hüküm vermemiştir.
Davalı 1, 3. Şahıs ihbarı ısdarı için 28.4.1993 tarihinde emir aldıktan sonra 8.2.1995 tar-ihinde avukat değişikliği yapmıştır. Bunu müteakip 3. Şahıs ihbarı 3. Şahıslara tebliğ edilmiştir. 14.2.1995 tarihinde isbat-ı vücut dosyalayan 3.Şahıslar aynı tarihte müdafaa dosyaladılar. 17.2.1995 tarihinde dosyalanan talimat istidası, 16.3.1995 tarihin-de görüşülmüş (Summons for Directions) 3. Şahıs aynı tarihte talimat istidasının (B)C)D) paragrafları mucibince emir verilmesine rıza göstermiştir.
Talimat istidasının (B) C) (D) paragrafları aynen şöyledir:
B: III. şahısların bu davanın dinlenmesinde haz-ır bulunup
davanın dinlenmesinde Muhterem Mahkemenin vereceği direktiflere uygun olarak hareket etmekte serbest olmasına ve keza muhakeme neticesi ile bağlı olmasına.
C: III. Şahısların Davalıları, davacının talepleri ve bu
dava masrafları hakkında -tazmin etme ve/veya söz konusu
talebler ile dava masraflarına katkıda bulunma
mükellefiyetinin bu davanın duruşması esnasında karara
bağlanmasına.
D: Dava konusu kaza ve/veya zarar ziyan hususundaki
mesuliyet derecesinin sadece Davacıl-ar ile davalılar
arasında değil Davacı,
Davalılar ve/veya III. Şahıslara arasında tesbit
edilmesine.
3. Şahıs prosedürü ile ilgili Hukuk Usulü Nizamatı Emir 10 nizam 2(2) aynen şöyledir:-
" The notice shall, unless other-wise ordered by the Court
or Judge, be served within fifteen days of delivering
the defence or where the notice is served by a
defendant to a counter - claim the defence thereto,
and with it there shall be served a copy of t-he writ
of summons or originating summons and of any pleadings
served or delivered in the action" .
Emir 64.n (1) aynen şöyledir.
"Non-compliance with any of these rules, or with any rule of practice for the time being in force, shall no-t render any proceedings void unless the Court or Judge shall so direct, but such proceedings may be set aside either wholly or in part as irregular, or amended, or otherwise dealt with in such manner and upon such terms as the Court or Judge shall think f-it".
Bu emire göre nizamların herhangi birine uyulmaması ilgili yargı işlemini geçersiz kılmaz, meğer ki yargıç işlemi geçersiz- kılmasına emir versin. Bu meselede Mahkeme böyle bir emir vermiş değildir. Bilâkis geçerli kabul etmesi sonucu, dava normal seyrini takip etmiştir.
Mahkeme bu istinaf sebebi ile ilgili olarak kararının bir kısmında şöyle demektedir:-
".Davalı 1'in H-.M.U.Tüzüğünün 10. Emir tahtında
gerekli işlemleri yaptığı, ilgili ihbarnameleri tanzim ettiği 3.Şahıslarla ilgili ısbat-ı vücut dosyalandığı, lâyihaların buna uygun olarak karşılıklı teati edildiği görüldüğünden 3. Şahısların Davalı 1 karşı yükümlülükle-rinin incelenmesi gerekir.
......................
Üçüncü şahıslar tarafından Davalı 1'e yanıt
takririnde ileri sürülen iptidai itiraz ile ilgili
üçüncü şahıslar ısrarlı olmayıp 16/3/95 tarihinde
aleyhlerinde talimat için celpname ısdar edilmes-ine
itiraz etmeyip Mahkemenin bu yönde bir emir
vermesini kabul etmişlerdir."
Alt Mahkeme kararında yer aldığı gibi üçüncü şahıs ile ilgili prosedürün belirtilen süre zarfında yerine getirilmediği görülmekte ise de, Alt Mahkeme bu usulsüzlüğü dikka-te almamış ve gerekli şekilde yapıldığı doğrultusunda bulgu yapmıştır. Alt Mahkemenin bu bulgusuna 3.Şahsın talimat safhasında itiraz etmemesi de etkili olmuştur. Neticede Mahkeme, 3.Şahıs ile ilgili prosedürün, davanın adil bir şekilde seyretmesine engel -teşkil etmediği kanaatine varmış ve bu konudaki usulsuzlüğü sarfınazar etmiştir. Kanaatimizce Alt Mahkemenin bu doğrultuda hüküm vermesi ve işlem yapması bu meseleye
has olgular çerçevesinde 3. Şahıs aleyhine hükmün iptalini gerektirecek dereceye varan bi-r hata değildir. Bu nedenle 5.
istinaf başlığı altındaki istinaf sebebinin iptal edilmesi gerektiği inancındayız.
Davacılara göre Alt Mahkeme,ölümünden önce gelir elde eden müteveffaların ölüm tarihindeki değil, duruşma tarihindeki gelirlerinin ne -olabileceğini dikkate almalıydı. Davacıların iddiasına göre enflasyonun yaratığı anomaliler ve Türk parasının alım gücünün azalmasında yaptığı olumsuz etkiyi de dikkate alarak, Bidayet Mahkemesi duruşma gününde sterlinin Türk Lirası karşılığını bularak bir- artırmaya gitmeliydi. Bu şekildeki hesaplama zarara uğrayan kişinin gerçek zararını tazmin edeceğini ve adalete ulaşılması için gerekli olacağını ileri sürmüştür.
Davacılar mukabil istinaflarında gerek genel tazminat tesbitinde gerekse hayat intizarı taz-minatının tesbitinde sterlinin Alt Mahkemedeki 18.1.1996 tarihinde tespit edilen muadili Türk Lirası karsılığı istinaf karar günündeki sterlin değerinin esas alınarak belirlenmesine veya değiştirilmesine ilişkin talebte bulunmuştur.
Davacılar bu hususla-rdaki iddialarını desteklemek açısından Birleştirilmiş Y/H 59/90 ve 60/90 D11/92'ye,65/90 ve 66/90 D.16/92 ve Y/H 56/93 (D.10/94) sayılı kararlara atıfta bulunmuştur.
Davacılarınkine benzer iddialarla ilgili etüdlerimiz yine trafik kazasından neşet eden -ve tazminat miktarlarını konu eden Y/H.72/96 D.22/97 sayılı kararımızda mevcuttur.72/96 sayılı davada haksız fiillerde Mahkemenin dikkate alması gereken hususları etraflıca inceldik. Bu görüşlerimizi tekrar huzurumuzdaki meselede belirtmeye gerek görmüyor-uz ve bu görüşlerimizin bu istinafa da uygulanması gerektiği inancıyle aynen benimsemiş bulunuyoruz.
Y/H.72/96 sayılı davada,yukarıda belirtilen içtihat kararlarını esaslı bir şekilde inceledikten sonra YH 65-66/90 D.16/92 sayılı davada belirtilen pren-sipleri uygulamayı uygun görmüştük. Y/H.16/92 sayılı kararımızın bir kısmında şöyle demiştik:-
"Bu durumlarda Mahkemece öngörülen ve uygun bulunan
tazminat miktarları, meydana gelen zararı telâfi etmek
açısından amacına ulaşmamaktadır. Bu anomalile-re karşı
koyabilmek ve adaleti sağlayabilmek için Mahkemelerin
gerekli düzenlemeye ve uygulamaya gitmesi gerekir."
Yargıtay/Hukuk 65-66/90 (D.16/92) sayılı davada sayfa 5 'de şöyle denmektedir:-
"İstinaf edenin 3. İstinaf sebebine gelince Yargıtay/H-ukuk 59/90'da (D.11/92) oyçokluğu ile verilen kararda belirtildiği gibi bu gibi hallerde verilecek tazminatın sterlinin istinafın hükmünün verildiği gündeki değeri üzerinden saptanması gerekir. Ancak bu istinafta istinaf edenin talebi sterlinin Alt Mahkeme-deki duruşma günü yerine hüküm günündeki sterlin değerinin esas alınmasına ilişkindir. Yukarıda atıfta bulunan Yargıtay/Hukuk 59/90'da verilen ilkeler çerçevesinde istinaf eden bu talebinde de haklıdır. Bu nedenle 11,000 Sterlinin hükmün verildiği 21.6.199-0 tarihindeki Resmi Kur değeri esas alınarak saptanması gerekirdi".
Y/H.72/96, (D.22/97) sayılı davada belirtilen prensipleri dikkate alarak birleştirilerek dinlenen istinaflardaki tazminat miktarlarını teker teker ele alıp incelemeyi uygun görmekteyiz.
-
Alt Mahkeme kararını okuduğu 18.1.1996 tarihinde sterlinin Türk Lirası karşılığı 91,000TL civarında idi. Ancak Alt Mahkemenin kararını açıkladığı tarihten bugüne kadar geçen zaman dilimi içinde, sterlinin muadili olan Türk Lirası enflasyonun etkisiyle ero-zyona uğramıştır. Belirttiğimiz prensipler çerçevesinde Sterlinin bugünkü alım gücüne bakarak söz konusu miktarın Türk Lirası karşılığının düzeltilmesi gerekmektedir.
Alt Mahkemenin karar gününde 91.000TL civarında olan sterlinin bugünkü alım gücü takri-ben 400,000TL civarındadır. Bu nedenle tazminatların Alt Mahkemenin saptadığı Türk Lirası miktar yerine
yukarıda ve Y/H.72/96 (D.22/97) sayılı davada belirtilen prensipler çerçevesinde aşağıda belirteceğimiz meblâğlara yakın rakamlarla değiştirilmesinin- uygun ve adil olacağı görüşündeyiz.
Neticede, Davacılar 2. mukabil istinaf sebebi altında başarılı oldukları cihetle 1. başlık altındaki istinaf sebebini incelemeye gerek kalmamıştır.
Yukarıda ve Y/H.72/96 D.22/97 sayılı davada belirttiğimiz prensiple-r çerçevesinde Alt Mahkemenin 574/93, 575/93, 1486/93, 1484/93 ve 1493/93 sayılı davalarla ilgili verilen hükümde varmış olduğu tazminat miktarlarının 18/3/93 tarihinden sonra geçen süreyi dikkate alarak keza bugüne kadar birikmiş faiz oranlarını da ayriye-ten saptayarak aşağıdaki şekilde değiştirilmesi gerekir:-
574/93 sayılı davada : Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı 170,000,000TL tazminat ve 85 000,000tl birikmiş faiz, toplam 255,000,000TL ,-
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine 418,750,000TL genel tazminat ve 166,000,000tl birikmiş faiz, toplam 584,750,000TL,
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 1,377,000,000TL genel tazminat ve 553,000,000TL birikmiş faiz, top-lam 1,930,000,000TL
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 1,377,000,000TL genel tazminat ve 553,000,000TL birikmiş faiz,toplam 1,930,000,000TL
575/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferid-en hayat intizarı kaybından dolayı 275,000,000TL tazminat ve 108,000,000TL birikmiş faiz, toplam 383,000,000TL,
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 395,000,000TL genel tazminat ve 156,000,000TL birikmiş faiz,toplam 551,000,-000TL
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 815,000,000TL genel tazminat ve 326,000,000tl birikmiş faiz, toplam 1,141,000,000TL
Mukabil talep uyarınca Davalı 1 leyhine 3. Şahıs Mahmut Avşar terekesi tereke idare memuru aleyhine -596,000,000TL genel tazminat ve 236,000,000TL birikmiş faiz, toplam 832,000,000TL;
1486/93 sayılı davadaki duruma gelince bu davadaki tazminat miktarı artırıldığı cihetle, davadaki talep veya dava mevzuu için yapılan tadilât istidası da kabul edilerek, 25- Milyon -50 milyon Türk Lirası olan dava mevzuu, 50 Milyon - 200 Milyon Türk lirasına yükseltilmesine emir veririz. Bunun neticesinde, Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı 117,000,000tl tazminat -ve 83,000,000TL birikmiş faiz,toplam 200,000,000TL,
1484/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı 275,000,000TL tazminat ve 108,000,000TL birikmiş faiz,toplam 383,000,000TL,
Davacı- 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine 145,750,000TL genel tazminat ve 56,250,000tl birikmiş faiz,toplam 202,000,000TL;
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 145,750,000tl genel tazminat ve 56,250,000tl birikmiş faiz, toplam 202,000,-000TL;
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 206,625,000,000TL genel tazminat ve 81,250,000TL birikmiş faiz,toplam 287,875,000TL;
1493/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat- intizarı kaybından dolayı 275,000,000TL tazminat ve 108,000,000TL, birikmiş faiz, toplam 383,000,000TL;
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine 255,500,000TL genel tazminat ve 100,000,000tl birikmiş faiz,toplam 355,500,000TL;
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve- 2 aleyhine müştereken ve münferiden 320,125,000TL genel tazminat ve 126,000,000TL birikmiş faiz, toplam 446,125,000TL;
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden 418,750,000TL genel tazminat ve 166,000,000TL birikmiş faiz,toplam 584,-750,000TL.
Yukarıda belirttiklerimizin tümü ışığında, sonuç olarak,
Davalılar istinaflarında başarılı olamamıştır. Davalıların istinafı bu nedenle ret edilir.
Davacıların ise mukabil istinaflarının 1,3,4 ve 5. sebeplerinde başarılı olmadıkları, 2. istin-af sebebi altında ise başarılı oldukları cihetle Kaza Mahkemesinin tazminatla ilgili verdiği hüküm aşağıdaki şekilde değiştirilir:-
574/93 sayılı davada : Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı bu- güne kadar birikmiş faiz dahil 255,000,000TL; tazminat,
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine bu güne kadar birikmiş faiz dahil 584,750,000TL; genel tazminat;
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz da-hil 1,930,000,000TL; genel tazminat;
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 1,930,000,000TL; genel tazminat;
575/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferid-en hayat intizarı kaybından dolayı bu güne kadar birikmiş faiz dahil 383,000,000TL; tazminat;
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 551,000,000TL; genel tazminat;
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 al-eyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 1,141,000,000TL genel tazminat;
Mukabil talep uyarınca Davalı 1 leyhine 3. Şahıs Mahmut Avşar Terekesi Tereke İdare Memuru aleyhine bugüne kadar birikmiş faiz dahil 832,000,000TL; genel tazmi-nat;
1486/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı bu güne kadar birikmiş faiz dahil 200,000,000TL; tazminat;
1484/93 sayılı davada: Davacı 1 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müşte-reken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı bu güne kadar birikmiş faiz dahil 383,000,000TL; tazminat;
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine bugüne kadar birikmiş faiz dahil 202,000,000TL; genel tazminat;
Davacı 3 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine- müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 202,000,000TL; genel tazminat;
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bu güne kadar birikmiş faiz dahil 287,875,000TL; genel tazminat;
1493/93 sayılı davada: Davacı 1 ley-hine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden hayat intizarı kaybından dolayı bugüne kadar birikmiş faiz dahil 383,000,000TL tazminat;
Davacı 2 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine bugüne kadar birikmiş faiz dahil 355,500,000TL tazminat;
Davacı 3 ley-hine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 446,125,000TL genel tazminat;
Davacı 4 leyhine Davalı 1 ve 2 aleyhine müştereken ve münferiden bugüne kadar birikmiş faiz dahil 584,750,000TL; genel tazminat;
için hüküm- verilir.
Yukarıdaki davalarda belirtilen rakamlarda ana para üzerinden bugünden itibaren yasal faiz uygulanacaktır.
İstinaf masraflarını Davalı, Davacılara ödeyecektir.
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
Yargıç - Yargıç Yargıç
15 Nisan 1998
34
Full & Egal Universal Law Academy