- Yargýtay/Hukuk 33/76
(Dava No. 426/75 Lefkoþa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ahmet Ýzzet, Þakir Sýdký Ýlkay ve Salih S. Dayýoðlu.
Ýstinaf eden: Servet Lisani, Maðusa. (Davâlý)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Oðuz Önkaya, Lefkoþa. Davacý
a r a s ý n d a
Ýstinaf eden namýna: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namýna: Hakký Süleyman.
Sözleþme Yasasý - Mersum bir borç senedinden doðan alacak talebi.
Hukuk Usulû - Müdafaa ve mukabil talep takriri - Senedin hile ile yapýldýðý iddiasý.
Hukuk Usulû - Ýspat - Ýspat hakký - Ödeme niyeti olmadýðý halde sözveride bulunma yolu ile hile yapýldýðý takrirde zikredilmesinden sonra bunu ispat etme yönüne gidilebilmesi.
Hukýýk Muhakemeleri Usulü Tûzüðû - Tüzüðün 19. Emrinin S. Nizamý - Hile iddiasý bulunan bir takrirde nelerin yer almasý gerektiði - Hilenin takrirlerde sadece zikredilmesi ile yetinilmeyip hileyi oluþturan olgularýn dermeyan edilmesi - Bu olgularýn Davacý tarafýndan bilindiðinin, yalan olduðu halde Davalýya doðru imiþ gibi aksettirildiðinin ve bunun sonucu olarak Davalýnýn kandýrýldýðýnýn iddia, edilmesi gerekir.
Fasýl 149 Sözleþme Yasasý - Yasanýn 17(c) maddesi - Hile - Ödeme niyeti olmadýðý halde sözveride bulunma - Takrirde iddia edilmesi gereði - Bu gerek yerine getirildikten sonra bunu ispat etme hakký elde edilebilmesi.
Hukuk Usulü - Ýstinaf - Ýlk Mahkemenin, müdafaa takririnde tafsilât verilmediðinden, hileye iliþkin Davacýya soru yöneltilmesine izin vermemesi - Ýzin vermeme kararýna karþý yapýlan istinafý Yargýtayýn reddi.
Hile - Senedin hile ile yapýldýðý iddiasýnýn ve bunlara iliþkin olgularýn müdafaa takririnde yer almasý gerektiði - Buna uyulmayan hallerde hileye iliþkin soru tevcih edilmemesi.
OLAY: Davacý, mersum bir borç senedine dayanarak açtýðý davada davalýdan senetten doðan alacaðýný talep etti.
Davalý verdiði müdafaa takririnde senedin hile ile imza ettirildiðini iddia etti.
Duruþma sýrasýnda hilenin ortaya çýkarýlmasýný saðlamak için Davalý avukatý tarafýndan Davacýya sorular soruldu. Davacý avuka.tý bu sorulara itiraz ederek müdafaa takririnde hilenin tafsilâtý verilmediðine göre sorularýn sorulamayacaðýný iddia etti. Ýlk Mahkeme itirazý yerinde bularak müdafaa takririnde hilenin tafsilâtý verilmediði için sorularýn sorulamayacaðýný karara baðladý.
Davalý Ýlk Mahkemenin bu kararýnýn hatalý olduðunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, hile iddiasýnýn takrirlerde yer almasýnýn yeterli olmadýðýný ve hileyi oluþturan olgularýn da dermeyan edilmesi gerektiðini belirtti. Müdafaa takririnde hileye iliþkin olgularýn zikredilmesinin yanýsýra bu olgularýn Davacý tarafýndan bilindiðinin Davalýya yanlýþ aksettirildiðinin ve Davalýnýn kandýrýldýðýnýn iddia edilmesi gerektiðini de dikkate alan Yûksek Mahkeme Ýlk Mahkemenin kararýný onayladý.
Atýfta Bulunulan Yargýsal Ýçtihatlar:
1. Davy v. Garrett 7 Ch. D. s.473 sayfa 489.
2. Wallingford v. Mutual Society (1879-80) 5 A.C. s.685 sayfa 701 ve 704.
Atýfta Bulunulan Bilimsel Ýçtihatlar:
1. Bullen and Leakes' Precedents of Pleadings, sayfa 815.
_____________________
H Ü K Ü M
Ahmet Ýzzet: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayýn Yargýç Salih S. Dayýoðlu verecektir.
Salih S. Dayýoðlu: Davacý (aleyhine istinaf edilen), davalý (istinaf eden aleyhýne Lefkoþa Kaza Mahkemesinde ikâme etmiþ olduðu 426/75 sayýlý dava ile davalý tarafýndan davacý lehine yaptýðý 1 Þubat 1974 tarihli mersum bir borç senedi tahtýnda K.L.400.- ve faiz talep etmiþtir.
Davalý ise verdiði Müdafaa ve Mukabil Talepte iddia edilen borç senedinin bir hile (fraud) neticesinde davalý tarafýndan imza edildiðini iddia etmiþ ve sair iddialar ileri sürerek davacýdan K.L. 1000.- mukabil talepte bulunmuþtur.
2 Kasým 1976 tarihinde yapýlan duruþmada davalý hak ve hukukuna. halel gelmeksizin mukabil talebini geri çekmiþ ve davanýn duruþmasý sadece davacýnýn talebi üzerinde devam etmiþtir.
Duruþma esnasýnda davacý, davalý avukatý tarafýnda.n istintak edilirken- dava konusu senedin bir hile neticesi elde edildiðini göstermek amacý ile davacýya sual sormuþ fakat davacý avukatý iddia edilen hilenin müdafaa takririnde tafsilâtý verilmediði gerekçesi ile hile ile ilgili suallerin sorulamayacaðýný iddia ederek itirazda bulunmuþtur. Bidayet Mahkemesi de hilenin tafsilâtýnýn mûdafaa takriýinde verilmediði kanaatine va.rarak yapýlan itirazý yerinde bulmuþtur. Davalý Bidayet Mahkemesinin bu kararýndan istinaf etmiþtir.
Bu safhada istinaf edenin Bidayet Mahkemesinde dosya-ladýðý müdafaa takririnin ilgili kýsýmlarýný buraya aktarmakta fayda vardýr.
1. Talep Takririnin 1'inci paragrafýna cevaben davalý davacýdan herhangi bir miktar ödünç veya ahar suretle para. aldýðýný red ve inkâr eder, ve bu dava ile ilgili hakikatlerin þu þekilde olduðunu iddia eder:
(a) Davalý ve davacý mûteveffa Ayþe Osmanýn evlâtlarý olup bu dava ile ilgili bütûn zamanlarda davacý mezkûr müteveffa terekesinin idare memuru bulunmakta. idi.
(b) Davalý 25 Ocak 1968 tarihli bir borç senedi mucibince mezkür terekeden alacaklý bulunduðu K.L.1000.- ve iþbu meblað ûzerinden 25.1.1968'den itibaren %9 faiz için, davacý aleyhine Tereke memuru sýffatýyle Lefkoþa Rum Kaza Mahkemesinde 7890/72 numaralý bir dava açmýþ bulunuyordu.
-(c) Davacý da-valýya yakla-þarak, davalý davacýya K.L.400.ödemeði ve 7890/72 numaralý davayý geri çekmeði kabul ettiði takdirde davalýnýn talebi olan K.L.1000.- ve faizleri en geç bir sene zarfýnda. terekenin malýný satmak suretiyle veya satmadýðý takdirde þahsen ödemediði ve keza dava masraflarýný da hemen tediye etmeði teklif etti ve davalý da bu teklifi kabul etti.
(d) Yukarýda para 1(c)'de mezkûr anlaþma mucibince davacý davalýnýn avukatýna K.L.5O.- da.va masrafý ödedi ve dava geri çekildi ve davalýnýn da davacýya ödemeði kabul ettiði K.L.400.- için bir borç senedi imzalamasýný istedi ve davalý da bu isteði kabul ederek iþbu dava konusu senedi imza etti.-
-
(e) Davalýnýn ödemeði kabul ettiði ve bu hususta iþbu da.va konusu senedi imza ettiði K.L.400.- meblaðýn dava.cýya ödenmesi taraflar arasýndaki anlaþmaya göre, davacýnýn davalýya 7890/72 numaralý davadaki K.L.1000-.- alacaðýný ödemesi þartýna ta-bi idi.-
-
-(f) Dava-cý, bugüne kadar yukarýda mezkûr K.L.1000.ve faizleri veya herhangi bir kýsmýný ne tereke namýna veya ne de þahsen davalýya ödemedi.
-
- -2. Davalý iddia eder ki yukarýdaki ahval ve þerait tahtýnda iþbu dava- konusu senedi imza etmesi dava-cý tarafýndan ifa edilen bir yanýltma, aldatýlma veya 'fraud' neticesinde olmuþ- tur.
3. Her halukarda davalý idd-ia eder ki dava konusu senet ya-nýltma aldatýlma ve fraud neticesi verildiði ve/veya ivaz mevcut olmadýðý -için hiçbir kanuni kýymet taþýmamaktadýr ve infaz edilemez." -
-Ýstinaf eden yukarýda iktibas edilen müdafaada "hileyi" yeterince iddia edip bunun için ta.fsilât verdiðini ve binaenaleyh verdiði tafsilât ûzerinden istintak edip þahadet verebileceðini iddia etti.-
-
Diðer þeyler meyarýýnda, "hile" üzerine dayanýlan bir takrirde nelerin yer alacaðý E.19 N.5'de gösterilmektedir. E.19 N.S þöyledir:-
"5. In a.ll cases in which the party pleading relies on any- misrepresentation, fraud, brea-ch of trust, wilful default, or undue influence, full particulars thereof shall be stated in the pleading. In the case of f-raud the alleged f raudulent acts must be specially set out and it must be averred that such acts were done fra.udulently."-
-
Yukarýdan da görüleceði gibi verilmelidir. Davy v. Garr-ett 7 üzerine þöyle denmektedir -hilenin tafsilâtý tam bir þekilde Ch. D.473, sayfa 489'da "hile"- üzerine þöyle denmektedir:--
"In the Common Law Courts no rule was more clearly settled that fraud must be distinctly alleged and as distinctly proved, and that it was not allowable to leave f raud to be inferred from the facts. It is said that a different rule prevailed in the Court of Chancery. I think that this cannot be correct. It may not be necessary in all cases to use the word "fraud" -i-ndeed in one of the most ordina-ry -cases it is not necessary. An a-llegation that the Defendant made to the Plaintiff represen-tations on which he intended the Plaintiff to act, which representations were untrue, a-nd known to the Defendant to be untru-e, is sufficient. The word "fra-ud" is not used, but two expressions are used pointing at the state of mind of the Defendant- that he intended the representations to be acted upon, and that he knew them to be untrue."-
- Wallingford v. Mutual Society (1879-80) 5 A.C. 685, sayfa 701'de ise Lord Hatherley þöyle demiþtir:-
-"Nobody ca-n be expected to meet a case, a-nd still less to dispose of a case, summarily upon mere allegations of fraud without any definite character being given to those charges by stating the facts upon which they rest."
-
Yine ayný da-vada sayfa 704'de de Lord Balcburn þöyle dedi:-
-"So again, if you swear that there was fraud, that will not do. It is difficult to define it, but you must give such an extent of definite facts pointing to the fraud as to satisfy -the Judge that those are facts which make it reasonable that you should be allowed to raise that defence."-
-
-"Hile"nin takrirlerde sadece zikredilmesi ile yetinilmeyip- -"hile"yi oluþturan vakalarýn dermeyan edilmesi, bu vakalarýn yer aldýðýnýn davacý tarafýndan bilindiðinin, yalan olduðu halde davalýya doðru imiþ gibi aksettirildiðinin ve bunun neticesi olarak davalýnýn kandýrýldýðýnýn iddia edilmesi gerekir. Nitekim Bullen & Leake's Precedents of Pleadings, sayfa 815'de "hile"ye istinad- edilen bir müdafaa takriri þöyl-e hazýrlanmýþtýr:-
-
"Defence that the Contract was procured by the Fraud of the Plaintiff
l. In order to induce the defendant to make the alleged (or to accept or indorse the bill, or to make the promissory note, or to give the guarantee, or to execute the deed, or as the case ma-y be) the plaintiff, on the ... day of ....,19..., orally represented to the defendant that (set out in precise language each of the representations- alleged to have been ma-de).
2. Acting on the faith and truth of the said representations, and induced thereby and not otherwise, the defendant made the alleged agreement (or as the case may be).
3. In truth and in fact, each of the said representations was false and untrue in that (set out the precise respects in which the representations are said to be false and untrue).
4. The pla-intiff made -t-he said representations fraudulently well knowing the same to be false and untrue, or recklessly and not caring whether they were true or false."-
-
-Ýstinaf eden müdafaa takririnde 1(a), (b), (c), (d) ve (f) altýnda verdiði tafsilât "hile" iddiasýný yukarýda yapýlan iktibaslar ýþýðýnda teyid veya. destekler mahiyetinde olduðunu söylemeðe imkân yoktur. Kanaa.týmýzca. tafsilât kýsmýnda "hile"nin nelerden ibaret olduðunun belirtilmesi ica.p ederdi ki aleyhine istinaf edilen de ne gibi bir müdafaa ile karþýlaþacaðýný bilmiþ olsun. Ýstinaf edenin müdafaasýnda 1. paragraf altýnda dermeyan edilen iddialar "hile"nin mevcudiyetini gösterdiði söylenemez. --Ö--zellikle 1(d), (e) ve (f)'de zikredilen iddia.lar incelendiðinde aleyhine istinaf edilenin istinaf edene ödemeði taahhüt ettiði iddia edilen K.L. 1000.-'yý, bunu, taahhüt ettiði za--man ödemek niyetinde olmadýðýný --iddia etmesi gerekirdi ki Fasýl 149 Madde 17 (c)'nin öngördüðü-- --"hile" nevini isbat etme hakkýný elde etmiþ olsun.-- --Yukarýdaki nedenlerle istinaf reddolunur. Ýstinaf masraflarýnýn
-istina-f eden tarafýndan ödenmesi emrolunur.
(Ahmet Ýzzet) -- - - --(Þakir Sýdký Ýlkay) -- --(Salih S. Dayýoðlu) -
-- -Yargýç- - -Yargýç- - -Yargýç- --
-
4 Þubat, 1977.
480
-
Full & Egal Universal Law Academy