-D.21/80Yargıtay/Hukuk 34/80
(Dava No. 442/79; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden:1. Şükrü Kaptan, Lefkoşa.
2. Ayşe Kaptan, Lefkoşa. )-
Davalılar
ile -
Aleyhine istinaf edilen: M. Fazıl Plümer, Lefkoşa. (Davacı )
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Rıza.
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye - 18/73 say-ılı Kira Kontrol
Yasasının 7(1)(g) maddesi - 18/73 sayılı Kira Kontrol Yasasının
7(1)(h) maddesine göre Davacının veya eşinin veya 18 yaşını ikmal etmiş herlıangi bir evladının konuta makul surette ihtiyacı olduğu ve tahliye emri verilmesinin mak-ul olduğu hususunda Mahkemeyi tatmîn etme zorunluluğu - Davacının kızı ve oğlunun konuta gereksinimleri olduğunu ileri sürerek tahliye talep etmesiTahliye emri verilmesinin Davalılara Davacıya nazaran daha bûyük müşkilat yaratacağı iddiası.
Hukuk Usulü - -İspat külfeti - İhtiyaca binaen tahliye davalarında Davalının, tahliye emri verilmesi halinde, Davacıdan daha büyük müşkilatla karşı karşıya kalacağını ispat etmesi gerekir.
İhtiyaca binaen tahliyede tarafların mali durumu - Davacının oğlunun herhangi bir- geliri olmaması - Yargıtayın tarafların mali durumlarını gözönünde bulundurması - Tahliye emri verilmesi halinde Davalının Davacıdan daha fazla müşkilatla karşılaşmayacağı bulgusu.
OLAY: Davacı, kızının ve oğlunun eve ihtiyacı olduğunu ileri sürerek konu-tun kendilerine teslim edilmesi için tahliye davası açtı. Davalılar tahliye emrinin verilmesi halinde Davacılara nazaran kendilerinin daha büyük müşkilatla karşılaşacaklarını ileri sürdüler.
İlk Mahkeme Davacılar lehine tahliye emri vererek, tahliye e-mrinin de 4 ay süre ile durdurulmasına emir verdi.
Davalılar, davacının ibraz ettiği şahadetle ispat külfetini yerine getirmediğini, Davacının ibraz ettiği şahadette oğlu için makul surette konuta ihtiyacı olduğunu ispat edemediğini ve 4/75 sayılı istiria-fta belirtilen hukuki testleri İlk Mahkemenin yanlış veya hiç uygulamadığını iddia ederek istinaf ettiler.
SONUÇ: Yargıtay 18/73 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasasının 7(1)(g) maddesine göre tahliye emri alınabilmesi için Davacının veya eşinin ve-ya 18 yaşını ikmal etmiş herhangi bir evladının taşınmaz mala makul surette ihtiyacı bulunması gerektiğini belirtti. Yargıtay ayrıca bu iki husus ispat edilse bile kiracının tüm hal ve şartlara göre tahliye emri verilmesi halinde Davacıdan daha büyük müşki-latla karşılaşacağını ispat ederek tahliye emri verilmesini önleyebileceğini belirtti.
Yargıtay İlk mahkeme hükmünün makul olduğu kanaatine vardı. Davalının ve eşinin kamu görevlisi olması nedeniyle mali durumlarının Davacılara nazaran daha iyi olduğunu v-e tahliye emri verilmezse Davacıların karşılaşacağı müşkilatın Davalılardan daha fazla olduğunu belirten Yargıtay istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Hukuk İstinaf 18/73.
Hukuk İstinaf 4/75.
H Ü K Ü M
Aleyhine istinaf edilen dava-cı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame ettiği 442/79 sayılı dava ile Mehmet Akif Caddesinde bulunup Plümer Apartmanı olarak bilinen 11 numaralı daireyi davalıların, ajanlarının ve/veya hiımetkarlarının tahliye ederek boş olarak davacıya teslim etmelerini talep- etti. Davacının tahliye talebi ihtiyaca binaen sebebine dayandırılmaktadır. Davacı talep takririnde dava konusu daireye 18 yaşını ikmal etmiş evlatlarının yani kızı ve oğlunun ikametleri için makul surette ihtiyacı olduğunu ve kızının 9 aylık bir çocuğu b-ulunduğunu, oğlunun ise talep takririne göre evlenmek üzere olduğunu ve her ikisinin de ayrı ayrı evlere ihtiyacı olduğunu ileri sürdü. Davanın duruşması esnasında davacının oğlunun evlendiği belirtildi.
Davalılar dosyaladığı müdafaa takriri ile söz konus-u dairenin KL32.- aylık kira ile kiracısı bulunduklarını, söz konusu daireye davacının kızı veya oğlunun ikameti için makul surette ihtiyacı olduğunu red ve inkâr ettiler. Diğer şeyler meyanında davalılar, söz konusu daireyi tahliye etmeleri için bir tahli-ye emrinin verilmesinin davacıya nazaran kendilerine daha büyük müşkilat yaratacağını iddia etti.
Davacının bizzat verdiği şahadet ve davalının bizzat verdiği şahadeti inceledikten sonra Mahkeme davacı lehine ve davalılar aleyhine emri verdi. Tahliye emri-nin icrasının 4 ay süre ile durdurulmasına emir verdi. İlk Mahkeme masraflar için herhangi bir emir vermedi.
Davalılar İlk mahkeme hükmünün diğer şeyler meyanında aşağıdaki sebeplerden ptürü hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Mahkemenin hükmüne karşı istin-af etti.
Davalı, Mahkemenin davacının ibraz ettiği şahadetle isbat külfetini yerine getirmediğini, davasını isba.tlamadığını gözönünde bulundurmadan tahliye emri vermekle hata ettiğini ve davacının ibraz
ettiği şahadet ışığında dava konusu eve oğlu için m-akul surette ihtiyacı olduğunu isbat edemediğini ileri sürdü. Ayrıca İlk Mahkemenin, davacının ve davalının şahadetlerine inandıktan sorıra davacının subjective beyanlarını tercih ederek, tahliye errıri vermekle hata ettiğini, tüm şahadet ışığında tahliye -emri vermekle ve/veya böyle bir emir vermesini makul addetmekle hata ettiğini, tahliye emri verirken 4/75 sayılı istinafta belirtilen hukuki testleri yanlış uyguladığını ve/veya hiç uygulamadığını, tahliye emriniri verilmesinin makul olup olmadığının 18/73- sayılı Yasanın 10. maddesi ışığında karara bağlamakla hukuki hata işlediğini, davacının oğlunun Kıbrıs'a yerleşeceğı hususunda yeterli şahadet olmadığı neticesine vardıktan sonra ve/veya bu hususta ciddi şüpheye düştükten sonra sırf şartlı tahliye emri ve-remeyeceği gerekçesi ile tahliye emri vermekle, hata işlediğini, tahliye emri vermekle davalının davacıya ve/veya oğluna nazaran daha büyük müşkilatla karşılaşmayacağına hükmetmekle hata işlediğini, davalının şahadeti ışığında tahliye emrinin icrasını 1 se-ne yerine 4 ay için durdurmakla adli yetîcisini yanlış kullandığını iddia etti.
4/75 sayılı hukuk istinafında ihtiyaca binaen tahliye emri ile ilgili şunları söylemiştim:
"Herhangi bir şahsın Kuralın 7(1)(g) maddesi tahtında bir tahliye emri alabilmesi iç-in aşağıdaki iki hususu isbat etmesi gerekir.
1) Gayri menkul mala kendisinin veya eşinin veya 18 yaşını ikmal etmiş herhangi bir evlâdının makul surette ihtiyacı olduğunu;
2)Mahkemenin tahliye emri veya hükmü vermesinin makul olduğu.
Davacı yukarıda -belirtilen her iki hususu isbat etmedikçe tahliye emri alamaz. Ancak her iki hususu isbat etse dahi müstecir meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde tahliye emri verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük müşhülât yaratacağını isb-at ederse Mahkeme tahliye emri veremez.
4/75 sayılı hukuk istinafta belirttiğim yukarıdaki görüş mahkeme heyetini oluşturan diğer yargıçlar tarafından da benimsenmişti.
Yukarıda iktibas edilen görüşleri bu istinafta da aynen benim- seriz.
İstinaf eden i-stinafın duruşması esnasıııda İlk Mahkemonin davacının gayri menkul mala ihtiyacı olduğu hususunda herhangi bir bulgu yapmadığını iddia etti. Mahkeme verdiği hükümde ihtiyaç hususunda şunları söyledi:
"Bu meselede davacının ihtiyacının mutlak bir zorunlul-uktan az olsa bile özlemin ötesinde olduğuna şüphe yoktur. Bu nedenlerle davacının eve makul surette ihtiyacı olduğu görüşündeyim."
Yukarıda yapılan alıntıdan görülüyor ki İlk Mahkeme davacının dava konusu taşınmaz mala makul olarak ihtiyacı olduğu hususun-da bulgu yapmıştır.
İstinaf eden davacının ibraz ettiği şahadetle üzerine düşen isbat külfetini yerine getirmediğini ileri sürmüştür. İIk Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre davacının 18 yaşını bitirmiş bir oğlu ve bîr kızı vardır. Bunların her ikisi -de evlenmiş ve yerleşecek birer ev aramaktadır. Davacı sahibi bulunduğu apartmanın iki dairesini boşaltmak ve iki evlâdını yerleştirmek istemektedir. Mahkemenin bulgusuna göre davacının oğlu evlendikten sonra Master yapmak için İngıltere'ye gitti ve 4-5 ay- sonra geri gelecekti. Karısı ise 1 aylığına kendisine refakat etmektedir. Karısı geri dönünce sokakta kalmak tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çünkü ne eşyasını koyacak ne de kalacak bir yeri bulunmaktadır. Mahkeme huzurunda verilen şahadet ışığında İlk Mah-kemenin dava konusu taşınmaz mala davacının ihtiyacı olduğu hususunda bulgusu hatalı değildir.
İstinaf eden İlk Mahkemenin tahliye verilmesinin makul olduğu hususunda bulgu yapmadığını ileri sürdü. İlk Mahkemenin hükmü incelendiğinde direkt olarak tahliye- emrinin verilmesinin makul olduğu hususunda herhangi bir bulgu yoktur. Ancak mahkemenin tüm hükmü okunduğunda İlk Mahkemenin tahliye emrinin verilmesinin makul olduğu kanaatına vardığı aşikârdır. Örneğin Mahkeme hükmünde şunları söylemektedir:
"Bir ev sa-hibinin yeni evlenen bir evlâdını yerleştirmek için tahliye emri almaya hakkı olmalıdır. Kimse ev sahibinden kendi evini kirada tutmasını ve evlâdı için başka bir ev kiralamasını bekleyemez. Bu nedenle davacının ilk bakışta haklı bir durumu vardır."
Bun-a ilâveten Mahkeme, Yasanın 7(1)(g) maddesinin şart bendini inceleme yönünü tutmuş ve tahliye emri verildiği takdirde davalının daha fazla müşkilât ile karşılaşmayacağı kanaatına varmıştır. Mahkemenin müşkilât konusunu incelemek için davacının tahliye emri-ni almaya makul surette haklı olduğu kanaatına varması gerekir. Aksi takdirde Mahkemenin müşkilât konusuna girmemesi gerekirdi.
İstinaf eden tüm şahadet ışığında Bidayet Mahkemesi tahliye emri vermekle hata işlediğini, Bidayet Mahkemesinin 4/75 sayılı huk-uk istinafında depriş edilen hukuki testi yanlış uyguladığını ve tahliye emrinin verilmesinin makul olup olmadığını 18/73 sayılı Yasanın 10. maddesi ışığında karara bağlamakla hukuki hata işlediğini, davacının oğlunun Kıbrıs'a yerleşeceği hususunda yeterli- şahadet olmadığı neticesine vardıktan sonra ve/veya bu hususta şüpheye düştükten sonra sırf şartlı tahliye emri verilemeyeceği gerekçesi ile tahliye emıy vermekle hata işlediğini ileri sürdü.
İlk Mahkemenin 4/75 sayılı hukuk istinafında belirtilen hukuki- testi yanlış uyguladığına dair ikna olunmadık. Bilâkis ilk mahkeme 4/75 sayılı hukuk istinafında belirtilen testi uyguladığı açıkça görülmektedir. İlk Mahkeme tahliye emrinin verilmesinin makul olup olmadığını, Yasanın 10. maddesi ışığında karara bağlamış- değildir. Mahkeme sadece davacının oğlunun adaya gelmemesi halinde davalının Yasanın 10. maddesine dayanarak hakkını arayabileceğini belirtmiştir. Mahkeme davacının oğlunun Kıbrıs'a yerleşeceği hususunda yeterli şahadet olmadığı neticesine varmış değildir-. Bilâkis Mahkeme verilen şahadet ışığında davacının oğlunun Kıbrıs'a yerleşeceğine kanaat getirmiştir. Mahkeme davacının oğlunun Kıbrıs'a geleceğinden ciddi şüpheye düşmüş değildir. Ancak böyle bir ihtimal olsa dahi davalının hakkını araması için Yasada h-üküm bulunduğunu belirtmiştir. İlk Mahkemenin tahliye emrini sırf şartlı tahliye emri verilemeyeceği gerekçesi ile verdıği doğru değildir.
İstinaf eden İlk Mahkemenin tahliye emri vermekle davalının davacıya ve/veya oğluna nazaran daha çok müşkilâtla karş-ılaşmayacağına hükmetmekle hata işlediğini, tahliye emrinin icrasını 1 sene yerine 4 ay süre için durdurtmakla asli yetkisini yanlış kullandığını iddia etmiştir.
İlk Mahkeme davalının davacının karşılaşacağı müşkilâttan daha fazlasıyle karşılaşacağını bul-mamasına sebep davalının ve eşinin aylık gelirlerinin toplamının 18000TL olduğu, halbuki davacının oğlunun herhangi bir geliri olmadığı ve Kıbrıs'a gelince uzun süre mücahitlik yapmasıdır. Mahkeme huzurunda davalı tarafından verilen şahadete göre duruşma g-ününde kendisinin 9500TL, ve karısının da 8500TL aylık maaşı vardı; ancak kendisinin maaşı 1 Ocak 1980'den itibaren ayda 12526TL, olacaktı, karısının maaşının 1 Ocak 1980 tarihinde ne olacağı hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Ancak karısının çalıştığı- yerde de hayat pahalılığı ödeneğinın ödendiği hususunda Mahkeme huzurunda şahadet vardır. Bilinen bir gerçektir ki Kamu Görevlilerine Ocak ayı içerisinde asli maaşlarına %40 oranında hayat pahalılığı verilmiştir ve Şubat ayı içerisinde ise asli maaşlarına- %40 hayat pahalılığı daha ilâve edilmiştir. Yani toplam olarak kanıu görevlileri Şubat ayından itibaren asli maaşlarına ilâveten %80 oranırıda hayat pahalılığı almaktadır. Karısının da maaşına, hayat pahalılığının artması nedeniyle, zam yapıldığına en ufa-k bir şüphe yoktur. Görülüyor ki hüküm verildiği gün yani 1 Nisan 1980'de davalı No.l ile karısının aylık gelirleri hükümde belirlenen 18000TL'den çok daha fazla idi. Davalıların gelirleri ve durumları ile davacının oğlunun herhangi bir geliri olmadığı ve -diğer hususlar nazarı itîbara alındığında İlk Mahkemenin tahliye emri verdiği takdirde davalının karşılaşacağı müşkilâtın davacının veya oğlunun karşılaşacağı müşkilâttan daha fazla olmadığı hususundaki bulgusu hatalı değildir.
Yasanın 7. maddesinin 2. fı-krasına göre Mahkenıe 7. madde tahtında tahliye emri verdiği hallerde makul göreceği şartlara tabi olarak bir yıldan fazla olmamak üzere tahliye emrini durdurabilir, talik edebilir veya tasarrufun elde edilmesi tarihini tehir edebilir. 7(2) maddesinden gör-ülüyor ki 12 ay icrayı durdurtma takdiri bir yetkidir mahkemenin mutlaka icrayı 12 ay durdurması gerekmez. Mahkeme davada verilen şahadeti ve tüm ahval ve şeraiti göz önünde tutarak tahliye emrinin icrasının 12 ayı geçmemek koşulu ile durdurulmasına emir v-erebilir. Mahkeme bu meselede takdir yetkisini kullanarak icrayı 4 ay durdurtmuştur. İlk Mahkemenin takdir yetkisini kullanırken herhangi bir hata işlediğine kanaat getirmedik.
Yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü istinaf reddolunur.
Masraf için herhang-i bir emir verilmemesine karar verilir.
(Ülfet Emin)(Niyazi F. Korkut)(Aziz Altay)
BaşkanYargıçYargıç
28 Temmuz 1980
Full & Egal Universal Law Academy