D.22/80 Yargıtay/Hukuk 36/80 (Dava No. 507/80, Lefkoşa)Yüksek Mahkeme HuzurundaMahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan,Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi.İstinaf eden: İbrahim Rifat, Lefkoşa.- ile –Aleyhine istinaf edilen: I. Feriha Tahsin ve diğerleri. A r a s ı n d a.İstinaf eden namına: Kıvanç M. RizaAleyhine istinaf edilen namına: Gürsel Kadri tarafından Mustafa Menteş.Ara emri - Geçici ara emri - Dava konusu evin dava neticeleninceye kadar başkalarına satmaktan ve devretmekten men edilmesi için ara emri talebi - Davacıların ve Davalının babasının yaşlanması nedeniyle dava konusu evi satarak varislerine eşit şekilde pay etmek için Davalıyı yetkili kılması - Davacıların Davalının hile veya baskı veya nüfuz suistimalinde bulunarak konu evi adına geçirdiği iddiası - Davalının babasının evi kendisine hibe ettiği iddiası - Ara emrinin verilmemesi halinde davacıların tamiri imkansız zarara uğrama ihtîmalleri - Ciddi bir dava konusu olup olmaması - 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41'inci maddesine göre ara emri verme şartları.Şahadet - İlk Mahkemenin tanığın şahadetine dayanarak bulgu yapması - Tanığın şahadeti ile yemin varakası arasında çelişkiler olması.OLAY: Davacıların ve Davalının babası aşırı yaşlanması nederıiyle dava konusu evi satarak eşit bir şekilde kanuni varislerine pay etmesi için Davalıyı yetkili kıldı. Davalı evi kendi ismine kaydetti. Davacılar Davalının dava konusu evi hile yolu ile adına geçirdiğini iddia ederek bir dava açtılar ve ayrıca Davalının konu evi satmaktan ve devretmekten men edilmesi için geçici ara emri talep ettiler. Davalı ise geçici ara emri istidasına itiraz dosya.layarak babasınırı evi kendisine kendi isteği ile hibe ettiğini ileri sürdü.İlk Mahkeme Davacıların geçici ara emri talebini uygun görerek emri verdi.Davalı İlk Mahkemenin verdiği ara emrin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf etti.SONUÇ: Yargıtay Davacıların dinlettikleri tanığın şahadeti ile Davacıların yemin varakalarında belirttikleri arasında büyük çelişki olduğunu belirtti. Yargıtay Davacılar tanığının dava konusu evi Davalıya bir anlaşma neticesinde verdiğini iddia ettiğini halbuki yeminnamede nüfuz suistimalinden söz edildiği üzerinde durdu.Yargıtay 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41. maddesinde yer alatı geçici ara emir verilmesi şartlarını dikkate aldı. İlk Mahkemenin bu şartları incelemediğini, davanın sadece moral yönü üzerinde durduğunu gözönünde bulunduran Yargıtay, davada karara bağlayacak ciddi bir konu bulunmadığı sonucuna vardı ve verilen ara emri iptal etti.Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar: 1- 25/78 sayılı Yargıtay/Hukuk.H Ü K Ü MÜlfet Emin, Başkan: Aleyhine istinaf edilen, davacılar, Lefkoşa Kaza Mahkemesınde istinaf eden, davalı aleyhine açtıkları bir dava ile davalının hileyle ve/veya baskı ve/veya nüfuzunu kötüye kullanarak ve/veya zor kullanarak Ahmet Rifat Yorgancı'yı kandırarak Lefkoşa Yenicami mahallesinde parsel 114 taHtında adına geçirmiş olduğu evin dava neticeleninceye kadar başkalarına satmasından ve/veya devretmesinden önlenmesi ve Muhterem Mahkemenin bir ara emri vererek Ahmet Rifat Yorgancının herhangi bir tasarruf yapmaya ehil olmadığına dair bir beyan verilmesi isteminde bulundular. Dava E.2 Nizam 1 uyarınca açılmıştır. Dava açıldıktan sonra davaCılar 6 Mayıs 198() tarihinde dosyaladıkları bir istida ile davalının dava konusu evi dava neticeleninceye kadar başkalarına satmasından ve/ veya devretmesinden önlenmesi için bir emir talep etti.İstidaya eklenen yemin varakasında daracı (1), (2) ve (3) Ahmet Rifat Yorgancının kızları olduğunu davacı 4(a) ve 4(b) ise torunları olduğunu davalının da Ahmet Rifat Yorgancının oğlu olduğunu belirttiler. Yemin varakasının 3. paragrafında babalarının davalıya yanaşarak çok yaşlandığını ve ömrünün bu son yıllarında maliki bulunduğu Lefkoşa'da Yenicami Mahallesi Parsel 114'deki evin tüm evlatlarına ve/veya kanuni varislerine bölüştürmeyi ve/veya devretmeyi ve/veya satıştan elde edilecek parayı eşit şekilde bölüştürmeyi ve bu hususla ilgili adı edilen davalıyı görevlendirmek ve/veya yetkili kılmak istediğini izah etti. Davalı bu fırsattan yararlanma yönünü düşünerek gerek yaş gerekse sağlığının bozuk oluşu nedeniyle ne yaptığını ve/veya ne y·apabileceğini salimen idrak edemeyecek birdurumda olan Ahmet Rifat Yorgancıya her türlü nüfuz suistimalinde bulunarak adı edileni kandırarak mezkûr gayrımenkulü adına kaydettirip davacıları mirastan mahrum etmiştir ve böylece her türlü kanunsuz yollara tevessül etmiştir. Yemin varakasının 4. paragrafında ise davalının babasından hile yolu ile ve/veya babasını kandırarak almış olduğu bir vekâletname ve/veya hibe senedi ve/veya sair evrakla 25.1.1980 tarihinde Lefkoşa Tapu Dairesine müracaatta bulunduğunu ve davs konusu taşınmaz malı 4.4.1980 tarihinde adına kaydettirdiği belirtilmektedir. Yemin varakasının 6. paragrafı ile davacılar, davalının babasının tüm gayrimenkulü haksız ve kanunsuz olarak adına kaydettirmekle davacıları zarar ziyana soktuğunu da iddia etmektedirler. Yemin varakasının 7. paragrafında ise davacılar, davalının babasını kandırarak ve/veya nüfuz suistimalinde bulunarak elinden almış olduğu ve kendi adına kaydetmiş bulunduğu taşınmaz malı dava neticeleninceye kadar elinden çıkarılmasına ve/veya başkalarının adına kaydettirmesinden önlenmesini Mahkemeden talep ettiler. Aynı paragrafta davacılar, böyle bir emir verilmediği takdirde tamiri imkânsız zarar ziyana uğrayacakları ve eski duruma dönüşün imkansızlaşacağını ve hakkaniyet icabı baba mirasından mahrum edileceklerini ileri sürdüler.Ara emri için yapılan istidaya davalı itiraıname dosyaladı. İtiraznameye eklenen davalı tarafından yapılan yemin varakasında davalının babasına hile yaptığını ve/veya baskı veya suistimal kullandığını reddetti ve babasının dava konusu taşınmaz malı kendi isteğiyle hibe ettiğini ileri sürdü. Buna ilaveten yemin varakasının 3. paragrafı ile davalı davacıların davayı açmaya ne de istidada talep ettikleri ara emrini talep etmeye hakIarı olmadığını ileri sürdü. Çünkü taleplerinin istinat ettiği gerçekler doğru olsa bile davacılar dava açmaya ve/veya istida yapmaya ehil kişiler değildirler. Böyle bir dava ancak eski mal sahibi Ahmet Rifat Yorgancı tarafından açılabileceğini iddia etti. İstidanın duruşmasında davacılar yemin varakasına ilaveten ek şahit çağırdı. Çağırılan şahit Ahmet Rifat Yorgancıdır. Davalı istidanın duruşmasında herhangi bir şahit çağırmış değildir. h9ahkeme talep olunan ara emrinin talep olduğu gibi verilmesini uygun gördü ve d hususta emir verdi.Davalı verilen emrin hatalı olduğunu ileri sürerek ara emrine karşı istinaf dosyaladı.1976 Mahkemeler Yasasının 41. maddesine göre Mahkeme adil veya uygun görülen tüm hallerde geçîci bir meni müdahale emri verebilir ancak geçici meni müdahale emrinin verilebilmesi için karara bağlanması gereken konunun ciddi oIması, davacuıın iddiasında haklı olduğuna dair belirtilerin bulunması ve meni müdahale emri verilmezse ileride talafisi imkansız bir zararın doğacağı veya eski duruma dönüşün zorlaşacağı hususunda Mahkemenin kanaat getirmesi gerekîr.İlk Mahkeme kararında davanın olgu ve gerçekleri ile ilgili şunları söyledi."Ahmet Rifat Yorgancının davalı olan oğlundan başka davacılar olan kızları ve torunları vardıry ve çocuklarını hep birlikte bir aile olarak görmek istemektedir. Davalıyı diğer çocuklarının başında bir direktör olarak görmekte ve ondan aile îşlerini adil bir şekilde yönetmesini beklemektedir. Dava konusu evini davalıya koçan ederken kardeşlerine de haklarını vermolerini şart koşmuş ve davalı bu şartı kabul etmiştir. Ahmet Rifat Yorgancı davalıdan davacıların kabul ettikleri şekilde veya anlaştıkları şekilde onlara hisselerini vermelerini istemiş davalı da bunu kabul etmiştir. Ancak koçan muamelesinden sonra davalı kızkardeşlerinin hisselerini para olarak vermek istemiş ızkardeşleri ise evde hisse sahibi olmak isteyince arada anlaşmazlık başgöstermiştir. Babanın oğluna şartlı olarak verdiği bir ev vardır ve bu şartın uygulanmasında taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık vardır. Bu dava ile davacılar devir işleminin hileli olduğunu iddia etmekte ve Ahmet Rifat Yorgancının devir işlemini yapmaya ehil olmadıği hususunda bir emir talep etmektedirler."İlk Mahkeme kararından müstedaaleyhin davanın yanlış olduğu davadaki tarafların hatalı olduğunu ileri sürdüğünü ve istidanın iptalini istediğini belirttikten sonra davalının yapmış olduğu iddiayı inceleyip karara bağlamayı gereksiz buldu ve sebep olarak da aynen şunları söyledi:a- Davalı avukatının argumanları gerçekte davaya karşı yapılması gereken dava sonunda veya bir strike out istidasında karara bağlanması gereken argumanlardır.b- Davada henüz talep takriri verilmemiş ve davacıların davayı tadil etme olanakları davaya babalarını katma olanakları vardır.c- Bu gerçeklerden daha önemlisi davanın moral yönünden davacıların bu evle ilgili olarak haklı bir talepleri vardır. Ya para olarak ya taşınmaz maltla hisse olarak bir şeyler almaya hakları vardır. Bu istidayı reddedersem dava devam edecek çünkü şu anda davayı iptal etmek bu istidanın konusu değildir. Fakat davalı evi bir başkasına devredebilecektir. Kanımca bu adaletsizliklere yol açacak bir durum olur.İlk Mahkeme kararında sonuç olarak meselede davacıların haklı bir dava sebebi olduğu kanaatine vardı ve davalı avukatının davanın yanlış açıldığı, tarafların yanlış iddiaları bu istidada değil bir strike out istidasında veya dava sonunda ele alınabilecek iddialar olduğunu belirtti.İlk Mahkemenin Ahmet Rifat Yorgancının şahadetine dayanarak konu hakkında bulgu yaparken davacıların istidalarını destekleyenyemin varakalarında belirttiklerini hiç nazarı itibara almadığı görülmektedir. Davacılar yemin varakalarında dava sebeplerini ve istidalarını davalının her türlü nüfuz suistimalinde bulunarak Ahmet Rifat Yorgancıyı kandırdığını ve dava konusu taşınmaz malı üzerine kaydettirdiğini ileri sürmekte oldukları açıkça görülmektedir. Davacılar namına şahadet veıen Ahmet Rifat Yorgancı ise malını davalıya bir anlaşma neticesi verdiğini iddia ettiği görülmektedir. Görülüyor ki bu şahadet ile yemin varakasında belirtilenler arasında büyük bir çelişki vardır. Herhangi bir meselede Mahkemeler Yasasının 41. maddesi uyarınca geçici bir emrin verilebilmesi için 25/78 sayılı Yargıtay/Hukuk istinafında belirtildiği gibi üç esas koşulun var olması gerekir. Bu koşullar şöyledir:1- Karara bağlanması gereken konunun ciddi olması;2- Davacının iddiasında haklı olduğuna dair belirtilerin bulunması;3- Meni müdahale emri verilmezse ileride telafisine imkân olmıyacak bir zararın doğacağı veya eski duruma dönüşün zorlaşacağı.İlk Mahkeme bu üç koşulu ayrı ayrı incelememiş sadece davacıların haklı bir dava sebebi olduğu kanısına varmıştır. Davalının davacıların davalarında haklı bir dava sebebine dayanmadığı hususunda yaptığı iddiaların o safhada incelenip kararâ bağlanması gerekmediği kanaatine vardı. Öyle anlaşılıyor ki İlk Mahkeme davacıların moral yönünden haklı talepleri olduğuna ağırlık verdi. Davacıların yemin varakalarında belirttikleri iddialar göz önünde tutulduğunda dava konusu malın geri alınması için sadece eski mal sahibinin hakkı olduğu ilk bakışta görülmektedir. Davacılar bu durumda hangi sebeplerden dolayı dava açmaya hakları olduğunu ne İlk Mahkemede ne de istinaf Mahkemesinde göstermemişlerdir. Davacıların Yemin Varakasında ileri sürülen iddialarına dayanılarak davacıların davadaki karara bağlanacak ciddi bir konunun bulunduğu söylenemez. Davacı namına şahadet veren Ahmet Rifat Yorgancının şahadeti nazarı itibara alınsa dahi davacıların yine davalı aleyhine davada talep edilen telepler hususunda bir dava sebebi mevcut olduğu kuşkuludur. Bu gibi hallerde davacıların iddialarında haklı olabilme belirtileri olduğunu kanıtlamaları gerekir. Davacıların yemin varakasında yaptıkları iddialar ve şahitlerin yaptıkları iddialar ayrı ayrı değerlendirilse dahi davacıların davalarında haklı olduklarına dair belirtilerin bulunduğu söylenemez. Kaldı ki yemin varakalarında yapılân iddialar ile kendi nam ve hesaplarına verilen şahadet tamamen çelişki halindedir. Mahkeme huzurunda bulunan tüm gerçek ve olgular ışığında davacıların Mahkemeler Yasasının 41. maddesinde öngörülen esas koşulların karara bağlanması gereken konunun ciddi olduğunu ve davacıların iddialarında haklı olduklarına dair belirtilerin bulunduğunu kanıtlamış değillerdir. İlk Mahkeme davalının davacıların dava açmaya hakları olmadığı hususunda yapmış olduğu iddiayı o safhada incelemesi gerekirdi. İlk Mahkeme kararının, bir kısmını olsa dahi, kanuni yöne değil de davanın moral yönüne dayandırmakla hata etmiştir.Yukarıda söylenenler ışığında istinaf kabul edilir. İlk Mahkemenin 10 Haziran 1980 tarihinde davalı aleyhine verdiği ara emir iptal edilir.Aleyhine istinaf edilenlerin istinaf masraflarını istinaf edene ödemelerine emir verilir.(Ülfet Emin) (Salih S.Dayıoğlu) (N.Ergin Salahi) Başkan Yargıç Yargıç8 Ağustos 1980
Full & Egal Universal Law Academy