-D.24/89 Yargıtay/Hukuk 36/88
(Dava No.642/80; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
İstinaf eden: Kemal Hüseyin, Lefkoş-a.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Adem Kader, Lefkoşa.
(Davacı)
A r a- s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Osman Örek.
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Şefika Durduruan ve Av. Hasan Hasipoğlu.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu bir dava ile, 3.10.1979 tarihinde davalıya 165,-000TL ödeyerek bunun karşılığında 1400 Sterline baliğ olan seyahat çekleri alındığını, davalı tarafından davacıya para karşılığı verilen bu seyahat çeklerinin bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını iddia ederek 1400 Sterlinin geçer kur üzerinden- Türk Parası olarak ödenmesini, 3.10.1979 tarihinden itibaren %9 faiz ile dava masraflarını talep etmiştir.
Davalı dosyalamış olduğu müdafaa takririnde ise özetle; kendisi ile davacı arasında böyle bir muamelenin yer aldığını, 1400 Sterline baliğ olan çe-kleri verip bunun o zamanki karşılığı olan 165,000TL'sını ödendiğini kabul etmekle beraber, kendisinin hamiline yazılmış bu çeklerin karşılığı bulunmadığını bilmediğini, çekler davacıya verilirken kendisi tarafından ciro edilmediğini bu nedenle çeklerin ka-rşılıksız olmasından sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Keza davalı müdafaasında, döviz alım ve satımının yasak olduğunu ve bu nedenle de davanın ileri gidemeyeceğini öne sürmüştür.
Neticede davayı dinleyen İlk Mahkeme davacı lehine ve davalı aley-hine talep takriri mucibince hüküm vermiştir.
İstinaf bu karara karşı davalı tarafından yapılmıştır.
İstinafın duruşmasında birlikte ele alınan istinaf sebeplerine değinen müstenif avukatı argümanlarını başlıca iki nokta üzerinde toparlamıştır.
Müste-nif avukatıın iddiasına göre KKTC'de döviz alımı ve satımı yasak olduğu ve karşılıksız olan bu çekler karşılığında alıann para ve yapılan işlemlerin de kanunsuz sayılması gerektiği cihetle davacının talebi ileri gidemez. Ayrıca bu çekler davacıya davalı ta-rafından verilirken davalı tarafından ciro edilmediği cihetle davalının bu çeklerin karşılıksız olmasından bir mesuliyeti bulunma-maktadır. Keza davalının bu çekleri karşılıksız olduğunu bildiği de isbatlanmış değildir. Bu nedenle yasanın öngördüğü şekilde- bir işlem yapılmadığı diğer bir ifade ile çekler ciro edilmediği cihetle davacının davası ileri gidemez.
-İlk argümanı ele aldığımda 38/82 sayılı Para ve Kambiyo İşleri Yasası, bazı kısıtılamalara rağmen döviz alım satımını serbest bıraktığı ve bu nedenle döviz alım satımının tam anlamı ile yasak olmadığı Yargıtay/Hukuk 110/87'de karara bağlanmıştır. Bu durum-da müstenifin birinci iddiasının ileri gidemiyeceği kanısındayım.
Müstenif tarafından ileri sürülen 2. hususa gelince; bir çekin geçerli olarak el değiştirebilmesi ve verenin çeki alana karşı bir sorumluluğu olabilmesi için, çeki verenin böyle bir çekin -arkasını imzalamaması (ciro etmemesi) gerekir. Ancak bu ilke ile emre ödenen çekler için geçerli olup hamiline isdar edilen çekler için geçerli değildir. Devreden kişi, çekin gerçek hamili (holder in due course) ise böyle bir çeki ciro etmesi gerekmemekted-ir. Devir işlemi verebilmek sureti ile tamamlanır ve bu durumda devreden kişi böyle bir çeki ciro etmiş gibi mesuliyet taşımaktadır.
Fasıl 262 Poliçeler Yasasının devir ile ilgili 31. maddesi İngiliz Bills Of Exchange Act. 1882'nin 31. maddesinden alınmı-ş olup aşağıda görüldüğü gibi tamamen aynıdır. Fasıl 262 madde 31 şöyledir:
"31(1) A bill is negotiated when it is transferred from one person toa nother in suchmanner as to constitute the transferee the holder of the bill.
(2) A bill payable to bearer- is negotiated by delivery.
(3) A bill payable to order is negotiated by the indorsement of the holder completed by delivery.
(4) Where the holder of a bill payable to his order transfers it for value without indorsing it, the transfer gives the transf-eree such title as thetransferor had in the bill, and the transferee in addition acquires the right to have the indorsement of the transferor.
(5) Where any person is under obligation to indorse a bill ina reperesnatative capacity, he may indorse the bil-l in such terms as to negative personal liability."
Bills of Exchange Act madde 31 şöyledir:
"31.-(1) A bill is negotiated when it is transferred from one person toa nother in such a manner as to constitute the transferee the holder of the bill.
(2) A- bill payable to beraer is negotiated by delivery.
(3) A bill payable to order is negotiated by the indorsement of the holder completed by delivery.
(4) Where the holder of a bill payable to his order transfers it for value without indorsing it, the tr-ansfer gives the transferee such title as the transferor had in the bill, right to have the indorsementy of the tranferor.
(5) Where any person under obligation to indorse a bill in a representative capacity he may indorse the bill in such terms as to ne-gative personal liability."
Yukarıdaki maddeden açıklıkla görülebileceği gibi çekler hamiline ve emrine olmak üzere ikiye ayrılmakta, hamiline olan çekler ciro edilmeden devredilebilirken emrine yazılan çeklerin mutlaka ciro edilmesi gerektiği vurgulanma-ktadır. Jacobs on Bills of Exchange 4. baskı sayfa 118 ve 119'da çeklerin nasıl devredilebileceğini aşağıdaki şekilde izah etmekte ve yukarıda değindiğim ayırımı bariz bir şekilde ortaya koymaktadır.
"How Bill is Negotiated.- The Act provides that
"a bil-l payable to bearer is negotiated by delivery"
(section 31 (2) ), while
"a bill yapable to order is negotiated by the indorsement of the holder completed by delivery."
(Section 31(3) ). As we have seen, the condition of the transferability of a negotiabl-e instrument by mere delivery is that it is in a "deliverable state." In the case of abill, if it is payable to bearer and is otherwise complete, it is ina deliverable state as it satnda, wile if it is payable to order, it needs, in order to put it into a -deliverabale satte, indorsement, i.e. a statement by the tranferor authorising or commanding payment to some one other that the transferor himself. As will be seen, however, when it is intended to make the bill payable merely to bearer, the bare signature -of the transferor implies such a statement."
Önümüzdeki meselede davalı tarafından davacıya verilen çekin hamiline isdar edilmiş bir çek olduğu müdafaa takririnde, başka hususlara yanıt verilirken kabul edilmekte ve şöyle denmektedir:
"Her hal ve kârda-, davalı, davacıya hamiline muharrer nitelikte kıymetli evrak teslimi (delivery) dışında kendisini şahsen ilzam eden yazılı veya sözlü herhangi bir özel muamele veya anlaşma yapmadığını iddia eder."
Yine İlk Mahkeme zabıtları incelendiğinde, bu çeklerin -hamiline düzenlenmiş çekler olmadığı yönünde bir iddiaya restalanmamaktadır. Davalının ise bu çekleri davacıya devrederken hakiki hamili (holder in due course) olmadığı yönünde de herhangi bir iddiası yoktur.
Daha önce değindiğim hukuki durum ışığında ya-pılan argümanları ve mevcut olguları değerlendirdiğimde davalının davacıya devrettiği ve karşılığını Türk Parası olarak aldığı çeklerin hamiline isdar edilen çekler olduğu, davalının bunların hakiki hamili olduğu ve vermek sureti ile devrettiği, devir işle-mi sırasında bu çeklerin davalı tarafından ciro edilmesinin gerekmediği görüşündeyim. Bu nedenlerle 2. başlık altında toparlanan argümanların da reddedilmesi gerekir.
Konuyu bu açıdan karara bağladıktan sonra Sayın Yargıç Taner Erginel'in başka açıdan in-celediği hususlara değinip, bu konuda bir görüş belitmeyi luzumsuz bulmaktayım.
Netice olarak İlk Mahkeme kararının yalış olduğuna ikna edilmedim ve istinafın reddedilmemesi gerektiği görüşündeyim.
Niyazi F. Korkut: Aleyhine istinaf edilen davacı istina-f eden davalı aleyhine dosyaladığı bir dava tahtında 3.10.1979 tarihinde davalıya 165,000TL verdiğini ve davalının da bu meblağ karşılığı tutarında davacıya sterlin vermeyi kabul ve deruhte ederek £1400'e baliğ olan seyahat çeklerini verdiğini ve davacının- da konu seyahat çeklerini davalıya verdiği 165,000TL'nın karşılığı olarak kabul ettiğini ancak İngiltere'ye gönderilen konu çeklerin ödenmemesine ilişkin talimat (order not to pay) oluşu nedeni ile ödenmeden iade edildiğini ve bu durumda davacının konu çe-klerin veya ödediği paranın karşılığını alamadığını ve müteaddit taleplerine karşın da davalının herhangi bir ödemede bulunmayıp haksız yere zenginleştiğini ve davacının verdiği paranın ivazının gerçekleşmediğini ileri sürerek davalının davacıya £1400 ya d-a geçer değeri üzerinden Türk Lirası ödemesi, 3.10.1979 tarihinden itibaren %9 faiz ve dava masrafları için hüküm talep etti.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, iptidai itiraz olarak davacının ilgili zamanda yürürlükte olan d-öviz mevzuatına göre yasaklanmış olan bir işlem yaptığı için yapılan işlemin yasal bakımdan geçersiz olduğunu ileri sürdü. Bu savına halel gelmeksizin davalı konu seyahat çeklerinin sadece hamili olup başka bir sıfatla taraf olduğu ve konu çekleri davacıya- teslim ederken karşılığının olmadığını bildiği ve konu çekleri davacı lehine imza ettiği ya da çeklerin onore edilmediğinin bilgisine getirildiği ve yazılı bir anlaşma niteliği taşıyan dava konusu çeklerin tarafları, nitelik, nicelik ve tüm koşulları tale-p takririnde ileri sürülmediğine göre de davacının talebinin mesmu olamıyacağını ileri sürdü.
Davanın duruşmasında sadece davacı ve davalı şahadet verdi.
Alt Mahkeme hükmünde, sair şeyler yanında, tarafların davacının 165.000TL karşılığında davalıdan £-1400 tutarında seyahat çeki verdiği, davacının çekleri İngiltere'ye gönderdiği ancak çeklerin "order not to pay" şerhi ile ödenmiyerek davacıya iade edildiği ve keza davacının ödediği 165.000TL'nı da davalıdan alamadığı, davacının davalıya güvenerek ve "ga-ranti benim" sözü üzerine para yerine seyahat çeklerini kabul ettiği hususunda bulgu yaptıktan sonra davalının davacıya karşı sorumlu olduğu, "notice of produce1 gerekmediği ve gerekse bile çeklerin onore edilmediğini davacının dava açılmazdan önce davalın-ın bilgisine getirdiğini davalının şahadetinde kabul ettiğini ve davacının hiç bir kusuru olmayıp, davada talep ettiği gibi, davalının kendine borcu olduğunu kanıtladığını ve davalının ise müdafaasında ileri sürdüğü hususları kanıtlayamadığına kanaat getir-erek davacı lehine £1400 ya da ödeme tarihinde geçerli kur üzerinden Türk Lirası, kanuni faiz ve dava masrafları için hüküm verdi.
Davalı bu hükme karşı istinaf dosyaladı.
5 istinaf sebebi içeren istinafı ile ilgili olarak Mahkemeye hitap eden istinaf- eden avukatı, sair şeyler yanında, davaya konu seyahat çeklerinin teslim edildiği tarihlerdeki yasal duruma göre "illegal" olduğuna ilişkin savında israr etmeyip; (1) dava konusu çeklerin ödenmediğinin isbatının davacıya ait olmasına karşın davacının öden-mediğini ileri sürdüğü çekleri ibraz etmediğini, en azından "order not to pay" durumunu isbat bakımından çeklerin ibrazının gerekli olduğunu ve bu yapılmadığına göre de Alt Mahkemenin davacının davasını reddetmesi gerektiğini; (2) Verilen çekler davalının -şahsi çekleri olmayıp hamiline muharrer seyahat çekleri olduğuna göre çeklerin davacıya teslimi anında davalının sorumluluğunun ortadan kalktığını ve ancak çekleri verirken ödememe emri olduğunu bilse idi sorumlu olabileceğini ve çeklerle ilgili özel kural-lar var iken alelade bir alış veriş gibi işlem yapılamıyacağını; ve (3) taraflar arasında yazılı bir akit olmadığına göre de aynen ifanın söz konusu olmadığını ileri sürdü.
Davacı adına Mahkemeye hitap eden avukatı ise, sair şeyler yanında, davacının şah-adetinde 165,000TL ödeyip karşılığında £1400 tutarında seyahat çeki aldığını ve çeklerin ödenmediğini, davalı çekleri verirken "cash" kadar sağlam dediğini ve Mahkemenin de bu şahadeti doğru olarak kabul ettiğini; verilen seyahat çekleri bir "negotiable in-strument" olmakla beraber davacıya teslim edilirken karşılığı var gerekçesi ile alındığını, muamele de buna dayandığına ve çeklerin karşılığı olmadığını sonradan davalı kabul ettiğine göre de çeklerin ibrazına gerek olmadığını; davada aynen ifa için bir ta-lepleri olmayıp davacının kaybı olan £1400'ni ya da onun Türk Lirası olarak karşılığını talep ettiklerini ve Alt Mahkemenin kararında bir hata bulunmadığını ileri sürdü.
İstinaf edenin yukarıda özeti verilen istinaf sebeplerinden ikincisini öncelikle ele- almayı uygun buldum çünkü istinaf edenin bu istinaf sebebinde haklı olması halinde öteki istinaf sebeplerini incelemeye gerek kalmayacaktır.
Aleyhine istinaf edilen davacının talep takririnden de görülebileceği gibi davacı sadece davalıdan 165.000TL'na £-1400 sterlinlik seyahat çeki satın aldığını belirtmekle yetinip konu çekler kendisine devredilirken çeklerin davalı tarafından imzalanıp imzalanmadığına ya da çekler kendisine devredilirken davalının çeklerin karşılığı olmadığını bildiğine ilişkin herhangi- bir sav ileri sürmemiştir.
Davalı ise müdafaasında, talep takririnde çekin hamili olmaktan başka bir sıfatla taraf olduğu, ya da konu çeki davacı lehine imza ettiği ve çeki davacıya teslim ederken karşılığının bulunmadığını bildiği ileri sürülmediğine g-öre talep takririnin davacı lehine herhangi bir dava sebebi içermediğini ve bu nedenle de isteminin mesmu olamıyacağını ileri sürdü.
Durşma sırasında şahadet veren davacı talep takririnde ileri sürülen savlar doğrultusunda şahadet verdi ve ödenmiyerek ia-de edildiği ileri sürülen dava konusu seyahat çeklerini de emare olarak ibraz etmedi Davalı ise şahadetinde İngiliz menşeli dava konusu seyahat çeklerinin kendi adına olmadığını ve karşılıksız olduklarını bilmediğini ve bu çeklerden dolayı bir sorumluluğu -olmadığını savundu.
Benzeri bir konuda olan ve C.L.R. Vol. 19 S. 109'da yayınlanan Zabrı Zaga of Beirut, Appellant v. Tassos Demetriou of Nicosia, Respondent, davasında s.111'de Byles on Bills isimli yapıtın 20'inci baskısından, s.177'den yapılan bir alı-ntı aynen şöyledir:
"It was long ago held that if the holder of a bill sends it to market without indorsing his name upon it, neither morality nor the laws of this country will compel him to refund the money for which he sold it, if he did not know at th-e time that it was nıt a good bill."
Bu alıntıdan da görülebileceği gibi bir dava sebebi doğabilmesi için böyle bir çeki devrederken davalının konu çekin karşılığı olmadığını bildiğinin ileri sürülerek kanıtlanması gerekmektedir.
Halbuki davacı talep t-akririnde, çekin devredilirken davalı tarafından imzalanıp imzalanmadığına ve çeki devrederken davalının karşılığı olmadığını bildiğine ilişkin bir sav ileri sürmediğine ve bu hususta Mahkeme önünde şahadet olmadığına göre davacının talebi uyarınca lehine -hüküm vermek olası değildir.
İstinaf eden bu istinaf sebebinde başarılı olduğuna göre de öteki istinaf sebeplerini incelemeye gerek görmüyorum.
Sonuç olarak istinafın kabul edilerek Alt Mahkemenin davacı lehine ve davalı aleyhine verdiği hükmün iptal e-dilmesi gerektiği görüşündeyim.
Taner Erginel: Sayın Ergin Salâhi'nin varmış olduğu sonuca katılıyorum. Ancak konuyu bir başka açıdan incelemeyi tercih ediyorum.
Talp Takririnin 3, 4, 5 ve 8'inci paragrafları şöyledir:
"3. Takriben 3 Ekim 1979 tarihin-de veya o tarihlerde davacı davalıya 165,000TL'sı 58650 no'lu Kıbrıs Kredi Bankası çeki ile verdi ve davalı da davacıya işbu menlağın karşılığı tutarında sterlin vermeyi kabul ve deruhte etti. Davalı işbu anlaşmaya uyarak davacıya toplam 1400 Stg. (Bindört-yüz Sterlin)'e baliğ olan travellers cheque verdi.
4. Davacı, davalı ile geçmişteki müansebetleri dolayısıyle ve/veya davalıya olan kat'i ve mutlak itimadına istinaden davalının getirdiği travellers çekleri davalıya vermiş olduğu 165,000TL'sının karşılığ-ı olarak kabul etti.
5. Davacı yukarıda bahsi geçen travellers çekleri müteakiben İngiltere'ye Bankaya gönderdi amdak işbu çeklerin tümü "Orders not to pay" şerhi ile davacıya iade edildi ve davacı işbu çekelrin karşılığını alamadığı gibi davalıya ödenmi-ş olduğu 165,000TL'yi de geri alamadı.
8. Davacı davalı ile takriben 3.10.1979'da yapmış olduğu 165,000TL'nin karşılığını davalıdan alamamış olduğunu ve böylece işbu münasebetin tüm ivazdan yoksun olduğunu (total failure of consideration) olduğunu ve/vey-a keza davalının 165,000TL'lık haksız zenginleşme durumunda olduğunu iddia eder. Davacı davalıya ödemiş olduğu 165,000TL'sını 3.10.1979 tarihinden itibaren kullanmaktan mahrum olmakla zarar ziyana düçar kaldığını iddia eder."
Davanın talep kısmında ise ş-u ifade yer almaktadır:
"a) Davalının davacıya 1400 Sterlinin geçer değeri üzerinden Türk Lirası ödemesi."
Dikkat edilirse bu davada iki taraf arasında 1400 Stg. ile 165.000TL'nin değişmesi hususunda yapılmış bir sözleşmeden söz edilmektedir. Bu sözleşm-eye uygun olarak davacı Kıbrıs Kredi Bankasındaki çek hesabına ait 165.000TL'lik bir çeki davalının ismine tanzim ederek davalıya vermiş; davalı ise Cemal Mişon isimli bir şahsa ait 1400 Stg tutarına seyahat çeklerini davacıya vermiştir. Davalı aldığı çeki- bozdurmuş fakat davacı 1400 Sterlinlik seyahat çekelrini karşılıksız oldukları için bozduramamıştır. Şüphe yok ki böyle bir sorunla karşılaşan davacının çek nedenine dayanan bir dava açması mümkündür. Örneğin davacı çek üzerinde imzası bulunan herkesi bu -kişilerle hiç karşılaşmamış olsa bile dava edebilir ve Pliçeler Yasasındaki hükümlere dayanarak alacağını onlardan alabilir. Ne var ki davacının önünde başka alternatifler de vardır. Davcı isterse anlaştığı kişiye karşı sözleşmeye dayanan bir dava açarak o-nun taahhüdünü yerine getirmesini isteyebilir. Davacının aynı davada iki dava nedenini alternatif oalrak öne sürmesi de mümkündür.
Odgers on Pleading and Practice, 20. Edition sayfa 30'da şunlar yer alıyor:
"The plaintiff may without leave join on one -writ any number of different causes of action against the same person or persons."
Bullen and Leake and Jacob's Precedents of Pleadings, 20. Edition sayfa 665 ve 66 da ise aşağıdaki hususlar yer alıyor:
"Right of action. There are numerous circumsatnc-es in which the law will compel a person, who has received moneys which in equality belong to another, to pay them over to that other.
.............................
Money paid for consideration which has wholly failed: Money paid by the plaintiff for a -consdieration that has wholly failed may be recovered as money ahd and received to his use; e.g. money given for forged railway scrip (Westropp v. Solomon (1849) 8 C.B. 345); for a forged bank note or worthless cheque (Turner v. Stone (1843) 1 D. & L. 122;- Woodland v. Fear (1857) 26 L.J.Q.B. 202); for a forged bill or bank note (Gurney v. Womersley (1854) 4, E.&B. 133; Jones v. Ryde (1814) 5 Taunt. 488 at 494); money given for a bill of exchange that has veen avoided by a material alternation (Burchfield v.- Moore (1854) 3 E.&B. 683; Leeds Bank v. Walker (1883) 11 Q.B.D. 84)"
Yukarıdaki açıklamadan anlaşılacağı gibi taraflar arasında bir çekin kullanılmış olması davacının sözleşmeye dayanan bir dava açmasına ve taahhüt edilen karşılık yerine gelmediği için t-alepte bulunmasına engel değildir.
Talep Takririni incelediğimizde önümüzdeki davanın bir çek davası olmadığını sözleşmeye dayanan bir dava olduğunu görürüz. Davacı davalıyı taahhüdünü yerine getirmediği veya taahhüt ettiği karşılık yerine gelmediği için- dava etmiş bulunmaktadır. İlk Mahkemenin de davayı böyle kabul ederek karara bağladığı anlaşılmaktadır.
"Dava özetle şöyledir: daha önce aralarında işbirliği olan davacı ile davalı 165.000TL karşılıpğında davacı davalıdan 1400 Stg almayı anlaştı. Bunun -travellers çek olarak veren daavlının bozması için İngiltere'ye gönderdiği zaman "order not to pay" şerhi ile davacı 1400 Stg alamamıştır, ne de 165.000TL davalı iade etmiştir.
.............................
Davacı davasını bir alacak verecek noktasına daya-ndırmaktadır ve verdiği paranın ivazı gerçekleşmediği için (total failure of consideration) için ve kendi taahhüdünü yerine getirdiği için davalıdan üzerine düşeni yerine getrimesini istemektedir.
Davalı ise müdafaası gerek layihalarında gerekse şahadet -esnasında daha çok döviz alım satımı ile ilgili izinler ve bills of exchange ile ilgili kurallar üzerine dayanmaktdır. Görüleceği gibi zaten dava konu travellers çekler değil vediği paranın karşılığı olan 1400 Stg. ödenmesi üzerine dönmektedir."
Önündeki- şahadeti değerlendiren İlk Mahkeme bu hususta şöyle demiştir:
"Bu konuda davacının şahadeti tekzip edilmediği ve sarsılmadığı görülmektedir ve inanmamak için de neden görmedim."
Davacı ise şahadetinde taraflar arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamıştır:
-"Kemal Hüseyin'e 165.000TL'lık çek verdim. O da bana 1400 sterling verecekti karşılığı olarak, çek olarak verdi. "Bu para kadar sağlam bir çektir, garantisi benim" dedi. kabul ettim. Devamlı işbirliği yaptığımız için dürüstlüğüne dayanarak kabul ettim. Çe-k bozulmadı. Tekrar temas kurdum. İade ettim. "Ben size karşılığını birkaç güne kadar vereceğim" dedi. Bugüne kadar ödemedi."
Davalının iddiası ise şöyledir:
"Bana çağırdı traveller çek varsa isterim dedi. Adem Bey'e çekleri ben verdim. cash kadar sağla-md ediğim doğru değil."
Davalı kendisine sorulan bir soruya şöyle cevap vermiştir:
"S. İşlemle ilginiz nedir?
C. Arabuluculuk."
Bu iki şahadet ışığında önümüzdeki davada tartışma konuları oldukça daralmış bulunmaktadır. Taraf-ların birçok hususta anlaştıkları böyle bir davada Mahkemenin anlaşmaya varılan hususları gerçek kabul ederek tartışmaya devam edilen konular üerinde bulgu yapması gerekmektedir. Bunu yapmaya çalışan İlk Mahkemenin önünde davacının ve davalının şahadetleri- bulunuyordu ve bunlardan birisini tercih etmek zorunda idi. İlk Mahkeme de tercihini yaparak davacının şahadetine inanmıştır. Davada İlk Mahkemenin bu bulgusunun hatalı olduğunu gösterecek herhangi bir hususa rastlamak mümkün değildir. Aksine davacının 16-5.000TL''ık çeki üçüncü şahsın değil de davalının ismine yazması davalının arabuluculuk iddiasına bir ölçüde ters düşmekte ve davalının şahadetini zayıflatmaktadır. Bu nedenle İlk mahkeme bulgusunu onaylamamız gerektiği görüşündeyim.
Davalının döviz alım- satımının yasak olduğu ve bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasını 110/87 sayılı davada incelemiş bulunuyoruz. Özetle, 38/82 sayılı Para ve Kambiyo İşleri Yasası ülkemizde döviz alım satımını yasak olmaktan çıkarmış ve serbest bırakmıştır. Bu konu-da birtakım sınırlamalar kalsa bile sözleşmenin geçersiz hale gelmesini gerektirecek ölçüde bir yasaya aykırılık kalmamıştır.
Davalı avukatının diğer istinaf nedenleri Poliçeler Yasasına özgü iddialardır. Davanın bu yasa altında değerlendirilmemesi gere-ktiği görüşünden sonra bu istinaf nedenleri üzerinde durmayı gereksiz buluyorum.
N. Ergin Salâhi: Sonuç olarak istinafın reddedilmesine ve istinaf masraflarının istinaf eden tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesine, Niyazi F. Korkut'un karşı oy ve T-aner Erginel'in ek görüşü ile ve oy çokluğu ile karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargı-ç
11 Mayıs 1989
-
-
12
-
Full & Egal Universal Law Academy