-D.6/94 Yargıtay/Hukuk 36/93
(Lefkoşa Dava No: 2098/92)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı.
İstinaf eden: 1. Özkan Şabanlı,- Lefkoşa.
2. Vedia Tanfer, Lefkoşa.
3. Canberk Tanfer, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC., Elektrik Kurumu, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf e-den namına: Avukat Aytekin Musa.
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Ümit Özdil.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Bu davada Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Metin A. Hakkı okuyacaktır.
Metin A. Hakkı: Yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen istinafta olgular -ile ilgili olarak taraflar arasında ihtilâf olmayıp kısaca şöyle özetlenebilir: İlgili tarihlerde İstinaf Eden Davalılar, Yeni Boğaziçinde 14 arsaya bölünmeye müsait bir gayrinemkulün mal sahibi idiler. İstinaf Eden Davalılar ile Aleyhine İstinaf Edilen K.-T. Elektrik Kurumu, mezkûr arsalara elektrik enerjisi verilmesine ilişkin 15.2.91 tarihinde yazılı bir mukavele yaptılar. Söz konusu mukaveleye göre, İstinaf Eden Davalılar, Aleyhine İstinaf Edilen Davacıya mukavelenin imzalandığı gün 28,399,330TL'yi peşin- olarak ödeyip mütebaki 5,000,000 borçlarını ise imza tarihinden itibaren 3 ay zarfında ve 3 eşit taksitte %68 faizleri ile birlikte ödemeyi kabul ve deruhte ettiler. Taraflar arasında aktedilen mukavele faizle ilgili olarak enteresan 2 hüküm içermekte olu-p mukavelede 2. ve 4. madde olarak yer alan bu hükümler aynen şöyledir:
"3) K.K.T.C. tarafından faiz oranında değişiklik yapılması halinde mukavelede belirtilen faiz oranlarında geriye kalan miktar için aynı oranda değiştirilecektir.
2) Borcun vade son-unda ödenmemesi halinde terakûm etmiş faiz kapitalize edilip ana paraya eklenecek ve tüketici toplam miktar üzerinden faiz ödemekle mükellef olackatır."
İstinaf Eden Davalılar, mukavelede öngörülen zaman içinde 5,000,000TL'lık mütebaki vereceklerini Aley-hine İstinaf Edilen Davacıya zamanında ödemediğinden Davacı Aleyhine İstinaf Edilen, İstinaf Eden Davalılar aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 298/92 sayılı bir dava ikâme edip, almağa hakları olduğunu iddia ettikleri ana para ve faizleri için hüküm talep -etti. Neticede dava Lefkoşa Kaza Mahkemesince dinlenmiş, İlgili tarihlerdeki KKTC'de faiz oranlarında yapılan değişikliği de gözönünde bulunduran Mahkeme, İstinaf Eden davalılar aleyhine 13.5.93 tarihinde özetle aşağıdaki şekilde bir hüküm vermiştir.
1) Se-net tarihi olan 25.2.91 tarihinden 27.5.91 tarihine kadar 5,000,000 TL üzerinden %68 faize baliğ olan 850,000 TL faizi de ana para olan 5,000,000 TL'ye ekleyip kapitalize ettikten sonra 5.850,000TL için hüküm.
2) 5,850,000TL üzerinden 28.5.91 tarihinden it-iabren faiz oranının KKTC makamları tarafından yukarıya doğru değiştirilme tarihi 1.6.91 tarihine kadar 4 günlük faiz tutarı olan 43.594TL için hüküm.
3) 1.6.91 tarihinden itibaren 5,850,000TL üzerinden nihai tediye tarihine kadar %81 nisbetinde senevi fai-z.
Davalı İstinaf Edenler, mezkûr hüküm aleyhine Yargıtay olarak oturum yapan Yüksek Mahkemeye istinaf dosyalamış bulunmaktadırlar. İstinaf Edenlerin istinaf ihbarnamesi 3 istinaf sebebi içermekle birlikte istinafın duruşması esnasında İstinaf Edenler av-ukatı kanımızca çok yerinde bir girişimde 2 ve 3. istinaf sebeplerini geri çekmiş ve sadece faizle ilgili olan istinaf sebebi üzerinde istinafın duruşmasını neticelendirme yönüne gitmiştir.
İstinaf Edenlerin avukatının iddiasına göre Davalı İstinaf Edenl-erin ana para borcu 5,000,000 TL olduğuna göre Alt Mahkeme 27.5.91 tarihine kadar biriken faizleri de kapitalize edip ana paraya ekledikten sonra baliğ olan 5,850,000 TL üzerinden borcuna nihai tediyesine kadar faiz ödemesini de hükmetmekle hatalı hareket -etmiştir, çünkü 5,850,000 TL olan hükümlü borç, faiz de içerdiğinden 5,850,000TL üzerinden nihai tediye tarihine kadar Alt Mahkeme yine faiz hükmetmekle tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesine ters düşmüştür. Bir başka deyişle hüküm mür-ekkep faiz de içerdiğinden, mürekkep faiz içerdiği oranda hatalıdır. Bu konuda İstinaf Edenlerin esas üzerinde durdukları mezkûr Yasanın 42(4) maddesi aynen şöyledir:
"Bu maddenin hiçbir hükmü faiz üzerine faiz (Mürekkep faiz) verilmesine müsaade etmez."
-
Aleyhine İstinaf Edilen kurum Alt Mahkeme kararının yerinde olduğunu, hiçbir mevzuata ters düşmediğini, istinafın reddedilmesi gerektiğini çünkü 17.5.91 tarihinde 5,000,000 TL olan ana paraya kapitalize edilen 850,000TL faizin artık faiz olarak telâkki e-dilemeyeceğini kapitalize edilmek suretiyle ana paraya dönüştüğünü dolayısıyle Alt Mahkeme kararında faiz (mürekkep faiz) verildiğinden yakınılamayacağını iddia etmiştir. Aynı iddiaya göre faizin kapitalize edilmesini yasaklayan herhangi bir Yasa KKTC de y-oktur. Bu meselede Yargıtay olarak karar vermemiz gereken husus, tarafların ileriye sürdüğü 2 zıt iddianın Yasalarımıza göre doğru ve yasal olanı hangisidir? Diğer bir deyişle faiz üstüne faiz verilmesine yasalarımız cevaz verir mi?
Bu konunun iyi incele-nip sağlıklı bir karar verilebilmesi için en azından 1960 yılında, Kıbrıs Cumhuriyetinin ilânından sonra faiz ve faiz oranları ile ilgili olan mevzuattaki gelişmelere bir göz atmada ve onların ışığında bir yargıya varmada fayda vardır. Önce faizle ilgili m-evzuatın incelenmesi yerinde olacaktır. Kıbrıs Cumhuriyeti ilân olunduğunda faize şamil mevzuat 16 Kasım tarihinde yürülüğe giren Fasıl 150 'Interest Law'da' gösterildiği gibi idi ve özetle mezkûr Yasa bir yandan senevi %9 faiz oranının üstünde faiz alınma-sına mani olurken diğer yandan da faizin ana parayı geçemeyeceği hükmünü içermekte idi. Mezkûr Yasanın 'kuralları' 31/38 sayılı Kıbrıs Türk Federe Devleti Merkez Bankası Yasasının 57(1) maddesi ile yürülükten kaldırılmıştır. Gelişmelerin enteresan olması h-asebi ile yukarıda sözü edilen yasada kullanılan kelimelerden alıntı yapılması uygun olacaktır. Mezkûr Yasanın 57(1) maddesinin ilgili kısmı aynen şöyledir:
"Bu Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra bu madde ile yürülükten kaldırılan .......................-...........................................................................
................................................................................................................
Faiz Yasaları Kuralları;
..........................................-................................................................
.........................................................................................................
yürürlükten kaldırılır."
Bilâhare yürürlüğe giren 35/87 sayılı Kuzey Kıbrıs Türk Cum-huriyeti Merkez Bankası Yasası 58(1) fıkrası uyarınca, yukarıda sözü edilen 31/38 sayılı Yasasyı yürülükten kaldırırken, 58(2) maddesi aynen şöyle bir hüküm içermektedir:
"Faiz Yasası yürürlükten kaldırılır"
Yine 35/87 sayılı Merkez Bankası Yasasının 25.- maddesi, Merkez Bankasına faiz oranlarını saptama yetkisi vermiş ve bugün mezkûr Bankanın Yönetim Kurulunun aldığı bir karar uyarınca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhurieytinde Bankaların her türlü mevduat kabulüne ve genel kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz- oranlarının bazı formalitelere uyulması önkoşulu ile serbestce belirlenmesine olanak getirmiştir. Ancak, borç ve mükellefiyetleri için faiz birikimi olarak dava yolu ile tahsil edilecek miktar faizin ödendiği ana para borç veya mükellefiyet miktarının 4 k-atından fazla olamaz. (Bak: 1991 Resmi Gazte, Ek III sayfa 726-727, AE 279). Yine aynı Yasanın 25. maddesinin içerdiği bir hükme göre Merkez Bankasınca belirlenecek faiz oranları ve faiz oranları ile ilgili diğer hususlar bankalar dışındaki tüm alacak iliş-kilerinde de geçerlidir. Dolayısıyle bu hükümler bu istinaf konusu alacağa da şamildir.
Faiz oranları ile ilgili bugün yürülükte bulunan yasal mevzuat yukarıda görüldüğü gibidir. Bunlara kararımızda daha ziyade tabloyu tamamlamak için yer verdiğimizi bel-irtir bu istinafın karara bağlanması gerken esa "issue" nun faiz üstüne faiz alınmasına mevzuatın cevaz verip vermediği hususunda karara bağlanması olduğunu belirtiriz. Faizin kapitalize edilmesi ile ilgili veya böyle bir işlem yasaklayan herhangi bir Yasa- maddesi yürülükte yoktur. Bunun ışığında genel Hukuk ilkesi çerçevesinde bir mukaveleye taraf olan alacaklı ile borçlu, faizin kapitalize edilmesi için anlaşmışlarsa, bunun herhangi bir Yasaya ters olmaması koşulu ile faizin kapitalize edilmesinin mümkün -olduğu düşünülebilir. Bu doğrultuda bizi bağlamayan Güney Kıbrıs Rum Mahkeme kararı mevcuttur. Bu istinafın duruşmasında taraflar buna ve bu karara değinmemelerine karşın, bizim tabloyu tamamlamak için buna da değinmemiz yerinde olacaktır. (Bak: The Turkis-h Bank of Nicosia v. 1. Mehmet Muharrem Sıtkı 2. Muharrem Sıtkı, (1972) 9 J.S.C. 1198). Mezkûr kararın 1217 sayfasında aynen şöyle denmişti:
"In the result, we fında that capitalization ........ of interest is ... legal."
Ancak mezkûr karar dikkatlice in-celendiğinde faizin yasal olarak kapitailze edilebilmesi için o zaman yürülükte bulunan mevzuat mucibince (yani Fasıl 150 hükümlerine göre ve ona tabi olarak) faiz miktarının senevi %9'u aşmaması ve yekün faiz miktarının ana parayı aşmaması şartının arandı-ğı görülmektedir.
Bu görüş benimsenecek olup bugün yürülükte bulunan mevzuat, mutadis mutandis bir davaya uygulanacak olursa, faizin, yasal olan senevi azami faiz miktarını aşmaması ve yine ana paranın 4 katından fazla olmaması koşulu ile kapitalize edil-ebileceğini düşünmek mümkün olabilir.
Faiz kapitalize edilip ana paraya dahil edildikten sonra o rakam üzerinden hüküm verilip ve hüküm üzerinden bir tamam ödenene kadar yine faiz verme durumuna gelince (yani esas 'issue' olan istinaf konusuna gelince,) -bu konuda 1960 da yürülükte bulunan mevzuat, Fasıl 6 Hukuk Muhakemeleri Usulü Yasasının 11. maddesinde gösterildiği gibi idi ve mezkûr maddenin en son (proviso) kısmı aynen şöyle idi:-
"provided also taht whhere any judgment relates to a debt carrying in-terest, no interest shall be paid under the provisions of this section except on the principal debt or any balance thereof remaining due and unpaid."
Bilâhare yürülüğe giren 14/60 sayılı Adalet Mahkemeleri Kanunu, 73. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Usulü -Yasasının 11. maddesini ilga ederken mürekkep fazile ilgili 33. madde mucibince yeni hükümler getirmştir. Sözü edilen 33. maddenin 3. fıkrası aynen şöyle idi:
"(3) Bu maddenin ihtiva ettiği hiçbir hüküm faiz üzerine faiz (mürekkep faiz) verilemsine müsaad-e etmiyecektir."
Halen yürülükte bulunan mevzuat, tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının kararımızın başında iktibas edilen 42(4) maddesinde gösterildiği gibidir, çünkü sözü edilen 9/76 sayılı Yasa, diğer getirdiği yeniliklere ilâveten 8-5. maddesi ile 14/60 sayılı Adalet Mahkemeleri Kanununun tümünü de ilga etmiştir. Bir başka deyişle halen yürürlükte bulunan ilgili Yasa maddesi, tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesinde gösterildiği gibi olup, hükümlerde faiz üzerine f-aiz verilmesine mevzuatımız müsaade etmemektedir.
Enteresandır ki bir 'Common Law' ülkesi olması hasebi ile tecrübelerinden bir çok kez yararlandığımız, daha doğrusu 'Common Law'un doğduğu yer olan İngilter'de de, faiz üzerine faiz (mürekkep faiz) verile-miyeceğini öngören bir Yasa maddesi 'Common Law' şeklinde olmamakla beraber Yasa şeklinde (in statute form) halen yürürlüktedir. Law Reform (Miscellaneous Provisions) Act, 1934, 3. maddesi mucibince, yargı yetkisi kullanan bir Mahkemeye bir alacak veya zar-ar ziyan davasında dava sebebinin doğduğu tarih ile hüküm tarihi arasındaki devrede Mahkemenin uygun gördüğü miktar faiz verme yetkisi de verliirken aynı Yasanın 3.(1)(a) maddesi aynen şöyle bir hüküm içermektedir:
"Provided that nothing in this section --
shall authorise the giving of interest upon interest;"
(Bak: Law Reports, Statutes, 1934, page 338).
Halsbury's Statutes, Fourth edition (1991 Re-issue) vol. 11, sayfa 790'da 'General Note' başlığı altında da aynen şöyle denmektedir:
" This section [ (-yani 1934 Law Reform (Miscellaneous Provisions) Act. sec.3) ] applies to court of record but it was repealed in its application to the High Court and county courts by the Administration of Justice Act 1982, Sec. 15(4),(5) ........ and now therefore has onl-y a very limited application (although presumably, it still applies to the Court of Appeal and House of Lords) ............................." (words underlined supplied).
-Yukarıdaki gelişmeleri göz önünde bulundurarak önümüzdeki istinafı karara bağlamazdan önce Aleyhine İstinaf Edilenlerin avukatının yaptığı esas iddiayı da değerlendirmek yerinde olacaktır. Aleyhine İstinaf Edilenlerin avukatı hüküm tarihinden önce biriken- 850.000TL faizin kapitalize edilmek suretiyle ana paraya eklendiğini; dolayısıyle artık bunun faiz vasfını yitirip ana para olduğunu ve faiz olarak telâkki edilemeyeceğini dolayısıyle istinaf konusu olan Kaza Mahkemesi kararının faiz üstüne faiz bahşettiğ-inden de yakınılamayacağını iddia etmişti. Bu iddianın ruhunu içeren bir iddia Millagnos v. George Frank (Textiles) Ştd. (No.2) davasında da yapılmış (Bak: (1976) 3 All E.R. pp.602,603 ve bu konuda davayı gören Yargıç şöyle demişti:
"... S.3(1)(a) of the -Law Reform (Miscellaneous Provision) Act, 1934 excludes the giving of interest on interest from the power to award interest between the date when the cause of action arose and the date of judgment. If to award interest at a rate which includes compounding- is to award interest on isterest, the statute prevents an award at the rate which the palintiff actually paid,............................................................. ...................................................................................-...................... To award simple interest at a rate tp rpocedure the equivalent result is, in my judgment, equally unacceptable, because it is doing by the back door what the statutes says you must not do by the front door ..........."
Kanımızca yuk-arıda iktibas edilen aynı sistemi bizimde bu istinafta uygulamamız yerinde olacaktır. Şöyle ki bile bile hüküm tarihine kadar birikmiş 850,000TL faizi ana paraya ekleyip 5,850,000TL üzerinden hüküm tarihinden itibaren bir tamam ödenene kadar faiz verilmesi-ne de hükmetmek, hüküm 850,000TL ihtiva ettiği miktar üzerinden faiz üstüne faiz vermek, yani mürekkep faiz vermek, anlamına gelecek ve bu da tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesinin ruhuna ters düşecektir. Ancak sonuca varmazdan önce v-e buna ek olarak istinafın duruşması esnasında Mahkemenin bir sualine karşılık verilen cevaptan ortaya çıkan bir argümanın daha değerlendirilmesi kanımzıca yerinde olacaktır. Argüman şöyle idi: Bir hukuk davasında karar (Judgment) verildiğinde karardan önc-e Davacının dava sebebi (Cause of Action) ne olursa olsun, hüküm Mahkemece verilmesi ile dava sebebi hükme geçer, alacaklı artık hükümlü alacaklı (judgment creditor) borçlu ise (judgment debtor) hükümlü borçlu olur, dolayısıyle hükümden önceki tarafların s-tatüleri değiştiğinden ondan önceki statüleri dava konusu da yapılamaz dolayısıyle bu meselede ana para artı faiz hüküm olduğuna göre ve faiz hüküm üzerinden verildiğine göre mürekkep faizden söz edilemez. Bu prensip Halsbury's Laws of England'da şöyle kal-eme alınmıştır:
"When judgment has been given in an action, the cause of action, in respect of which judgment is given, is merged in the judgement, transit in rem judicatam, and its place is taken by the rights created by the judgment; .......... (Bak: ha-lsbury's Laws of England, 3rd. Ed. Vol.22, page 781, paragraph 1661).
Aynı iddia takriben 20 sene önce Güney Kıbrıs İstinaf Mahkemesinde de yapılmıştı ve bu iddia o davada hükümlü borç faiz de içerdiğinden, hüküm üzerine faiz verilmesi mürekkep faiz veri-leceği anlamına geldiğinden benimsenmemişti. Hükmün ilgili kısmı aynen şöyledir:
"... the appellants are no longer, etitled to claim interest on that sum because the giving of interest on the amount would in efefct violete both the provisions of .........-........... and it wold amount to giving 'interest upon interest' ".
Sözü edilen Rum İstinaf Mahkemesi kararı bizi hiç bir surette bağlamamasına rağmen, aynı iddianın 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesinin ruhu ile bağdaşmadığı görüşüne biz de vardık. (Bak:- The Turkish Bank of Nicosia Ltd. v. Mustafa H. Cukurova and others, 1977 1 CLR 233). Ancak sırası gelmişken şunu vurgulamak yerinde olur ki Günmey Kıbrıs'ta da faiz üzerine faiz verilmemektedir.
Son olarak yine tarafların hiç birinin istinafın duruşması- esnasında üzerinde durmadığı ancak konuyu ilgilendiren bir yerli içtihada daha değinmemiz yerinde olacaktır. (Bak: Hukuk İstinaf 29/72 Lefkoşa Türk Bankası v. Vicdan Mehmet Behaddin). 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesi henüz yokken verilen ancak 14/60 sayı-lı Mahkemeler Yasasının benzeri bir madde olan (33(3) maddesi) yürülükte iken verilen mezkûr kararın sayfa 3'de (son paragraf) aynen şöyle denmişti:
"Bu sebeple, hüküm verildiğinde dava sebebi hükümle birleştiği için ve yalnız hüküm tahtinde faiz talep ed-ilebileceği için kanaatımzca hükümden sonraki verilecek faiz ile ilgili olan madde 14/60 sayılı Kanunun 33(1) maddesidir. Bu maddede de ana parayı yetiştiği zaman faizin duracağına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı için, hüküm verildiğinde eğer faiz ana -parayı geçecek olsa bile mukavele edilmiş nisbet üzerinden hüküm verilmesi gerekir."
Mezkûr Yargıtay kararı verildiğinde hüküm ve hüküm üzerinden faiz verilmesini düzenliyen mevzuat 14/60 sayılı daha önce kısmen iktibas edilen Adalet Mahkmeleri Kanunun 3-3. maddesi idi. Hukuk İstinaf 29/72, 26 Ocak 1973 tarihinde verilmiştir. Bilâhare 1976 yılında yürülüğe giren 9/76 sayılı Yasa 42(4) maddesinde, 14/70 sayılı Yasada olduğu gibi tekrar hükümlerin faiz üzerine faiz verilemiyeceğini vurguladıktan sonra ve 14/-60 sayılı Yasayı tümü ile ilga ettiğine göre zımnen 29/72 sayılı Hukuk İstinaf kararının tefsirini de ilga ettiği sonucuna varmak kaçınılmazdır, çünkü 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesi hükümlere şamildir ve yetkili bir hukuk görüşüne göre;
"........ Owing- to the merger of a cause of action in the judgment interst in respect of a period after judgment can only be recovered under the judgment ......" (Bak: Halsbury's Laws of England, 3 rd Ed. Vo.22, page 782, paragraph 1662).
Bir başka deyişle, yukarıda sö-zü edilen Hukuk İstinaf 29/72 sayılı içtihat zamanında belki de hatalı olarak karara bağlandığı husus bir yana, verildikten sonra geçirilen 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesi ile, doğurduğu yasal durum tadil edilmiş durumdadır ve bugün takip edilmemelidir.
-
Netice olarak bugün yürülükte olan mevzuat muvacehesinde hukuki durumu şu şekilde özetlemek mümkündür:
Faiz üzerine faiz alınması veya diğer bir ifade ile faizi ana paraya eklemek sureti ile, belirli sürelerle ana para ile faizi kapitalize ederek faiz -üzerinden faiz alınması 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 42(4) maddesi mucibince yasaklanmakta veya bu husustaki talep doğrultusunda Mahkemelerce faiz üzerinden faiz için hüküm verilemiyeceği açıklık kazanmış bulunmaktadır.
Bir borçlu ile alacaklı, veya -bir mevduat sahibi veya borçlu ile alacaklı banka arasında, anlaşma mevcut olması halinde, ana paranın belirli bir süreye bağlanarak kapitalize edilmesi ve bu miktar üzerinden betekrar faiz talep edilmesini veya ödenmesini yasaklayan bir kanun hükmü bulunm-adığı görülmektedir. Ancak böyle bir talebin daha önce değindiğimiz gibi Mahkemeye intikal etmesi halinde Mahkeme, faiz üzerine faiz anlamına gelen kapitalize edilmiş ana para üzerindeki faiz yönünde bir hüküm veremeyecektir. Bu duruma Mahkeme safhasına ge-linmezden önce ana paraların kapitalize edilmek sureti ile faiz üzerinden faiz alınması işlemi Mahkemelerce yasal sayılıp bu doğrultuda hüküm verilemeyeceğine göre Mahkeme safhasından önce yapılan bu işlemin ne dereceye kadar yasal olup olmadığı hayli tart-ışma konusudur. Bu hususta taraflar Mahkemeye doyurucu argüman sunamdıklarından ve bizi bağlayan yerli bir içtihatın da yokluğundan bu meselede bu konuyu kesin olarak karara bağlamayı uygun görmekteyiz. Esasen bu husus tam anlamı ile istinafın karara bağla-nmasında etken de değildir.
Önümüzdeki meseleye uygulanacak yasa maddesi olan 9/76 sayılı Yasanın 42(4) maddesine bakıldığında, daha önce değindiğimiz gibi Mahkemenin hükümlü bir borç için hiçbir zaman faiz üzerinden faiz ödenmesini emredemeyeceği, mürek-kep faiz hesaplanması yapılmak sureti ile faiz ödenmesine de imkan olmadığı görülmektedir. Bu durumda hükümde verilecek faiz sadece hüküm öncesi ana para miktarı üzerinden hesaplanması ve hükümden sonra faizin ise yine belirlenen ana para üzerinden devam e-dilmesini sağlayacak şekilde hükümde kurallar içermesi gerekmektedir.
Netice olarak istinaf konusu Lefkoşa Kaza Mahkemesinin verdiği kararının faiz üstüne faiz içerdiği oranda hatalı olduğu görüş ve kanaatine varır istinafın bu nokta üzerinden kabul edil-mesine ve Alt Mahkeme kararının aşağıdaki şekilde tadil edilmesine emir veririz:
İstinaf Eden Davalılar aleyhine:
5,850,000TL için hüküm verilir.
Yine İstinaf Eden Davalılar aleyhine 1.6.1991 tarihine kadar birikmiş faiz olan 43,594TL için hüküm verili-r.
5,000,000TL üzerinden 1.6.1991 tarihinden itibaren bir tamam ödenene kadar %81 senevi faiz için hüküm verilir.
İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) - (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
21 Şubat 1994
Full & Egal Universal Law Academy