- Yargıtay/Hukuk 37/77
(Dava No.639/75)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet, Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Must-afa Necati, Serdarlı
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Suzan Kemal Uzunoğlu, Lefkoşa
(Davacı)
- a r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Trafik kazası - Kaza sonucu yaralanma - Kazadan doğan özel ve genel
tazminat talebi - Katkısal kusur - İlk Mahkemenin Davacının kazaya
%35 or-anında katkıda bulunduğu kanısı - Özel ve genel tazminatın
tespiti.
Müterafik kusur - Yargıtayın İlk Mahkemenin saptadığı kusur oranını
hatalı bularak tarafların eşit oranda kusurlu olduğuna hükmetmesi.
Dikkatsiz sûrûş - Arkadan gelen arabanın önde- giden ve sağa dönmek
üzere olan arabaya çarpması - İlk Mahkemenin Davalının %65,
Davacının ise %35 oranında kusurlu olduğu kanısına
varması Yargıtayın bu oranı hatalı bularak kusur oranını %50'şer
olarak tespit etmesi.
Özeltazminat - İspatla-nmadığı halde İlk Mahkemenin Davacıya günlük
kazanç kaybı hesapladığı iddiası - Bu konuda Davacının şahsi
şahadeti bulunduğundan Yargıtayın İlk Mahkemenin bulgusunu
değiştirmemesi.
OLAY: Lefkoşa Mağusa anayolunda arabası ile seyreden ve Ercan
- Havaalanına dönecek kavşağa girmek üzere olan Davacıya Davalının
sürdüğü araba arkadan gelerek çarptı, ve yaralanmasına neden oldu.
Davacı Davalı aleyhine tazminat talep eden bir dava açtı.
İlk Mahkeme, Davalının arabası Davacının arabasına ya-klaştığı
zaman Davacının yolun ortasında gittiğini, Davalının dip yaptığını,
ancak Davacının aynı vaziyette gitmeğe devam ettiği ve Davalı
Davacıyı geçmeğe çalıştığı an Davacının sağa döndüğünü kabul etti
ve Davacının kazaya %35 oranında katkıd-a bulunduğu sonucuna vardı.
Bu nedenle Davalının kazada %65 oranında kusurlu bulunduğuna
hükmeden İlk Mahkeme bu oran üzerinden Davacı lehine ve Davalı
aleyhine tazminat hükmü verdi.
Davalı İlk Mahkemenin Davacı veya şahitlerine inanmakla ve-
Davalı veya şahitlerine inanmamakla, Davalıya mesuliyet atfetmekle
ve fahiş genel tazminata hükmetmekle hata ettiğini ileri sürerek
istinaf etti.
SONUÇ: Kazanın meydana geliş şeklini dikkate alan Yüksek Mahkeme, İlk
Mahkemenin Davalıyı kusurl-u bulmakla hata etmediği kanısına vardı,
ancak kusur oranının hatalı olduğunu kabul ederek bu oranı %50
olarak değiştirdi.
Davacının son muayenesine ilişkin doktor şahadetini, pelvisteki
kırığın kaynadığını ve yüzdeki yara izlerinin gittikçe- küçüldüğünü
dikkate alan Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin tespit ettiği tazminat
miktarını da isabetli bularak onayladı. Yüksek Mahkeme, bu
değerlendirmeyi yaparken paranın 36 ile çarpılarak Türk Lirası
olarak ödeneceğini ve değer kaybettiğini d-e dikkate aldı.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Ahmet İzzet verecektir.
Ahmet İzzet:
Davacı 43 yaşında ve Lefkoşa'da Harem Gece Kulübünde konsomatris ve bar kızı olarak çalışmakt-a idi.
10 Ekim 1975 tarihinde davacı C 153 plâka numaralı arabası ile Lefkoşa'dan Mağusa istikametine doğru gitmekte idi. 8-9 milleri arasında Ercan Havaalanına dönmek üzere olduğu bir sırada arabası ile arkadan gelen ve davalının sürdüğü VRRIG Londr-a plâka numaralı araba ile çarpıştı.
Kaza sonucu davacı yaralanıp hastahaneye kaldırıldı. 20 Ekim 1975 tarihine kadar hastahanede kaldıktan sonra evde yatılı olarak bir müddet tedavi gördü.
Kaza Mahkemesinde zarar ziyan talep eden davacı, alt m-ahkeme tarafından %35 oranında kabahatlı bulunduktan sonra, bu oran da nazarı itibara alındığında K.L.1277.698 özel ve K.L.1820 genel tazminat için hüküm aldı. Gerek mesuliyet oranı üzerinden, gerekse genel ve özel tazminat miktarı üzerinden davalı istinaf- etti. Davacı da aynı konularda karşı istinaf dosyaladı.
Alt Mahkemenin bulgularına göre olay şöyle ceryan etti:
10 Ekim, 1975 tarihinde davacı C 153 plâka numaralı Mini arabası ile, yanında bir asker arkadaşı olduğu halde, Lefkoşa-Mağusa istik-ametinde 8-9 milleri arasında seyrediyordu. Davalı ise VRRlG plâka numaralı arabası ile aynı istikamette 3 arkadaşı ile birlikte Lefkoşa'dan Mağusaya gitmekte idi. Kaza, Voni-Ercan Havaalanı yolunun, Lefkoşa-Mağusa yolu ile birleştiği kavşağa yakın bir yer-de sabahın erken saatlerinde, 00.05' de oldu. Çarpışma noktası yol kavşağından 89 ayak 9 inçti. Çarpışma noktası Mağusa doğrultusunda asfaltın sağ kenarından g ayak 10 inç içerde idi. Asfalt yolun genişliği 9 ayak 8 inçti. Çarpışma noktasından her iki ist-ikamete de uzun ve temiz görüş mesafesi vardı.
Kaza, davacının Ercan Havaalanına doğru büktüğü bir sırada, arkadan gelen ve davacının arabasını geçmeğe teşebbüs eden davalının arabası ile çarpışma sonucu meydana geldi. Davalının arabasının sol ön kıs-mı ile davacının arabasının sağ arka kısmı çarpıştı. Çarpışmadan sonra davacının arabası asfalt üzerinde 3 ayak 7 inç iz bıraktıktan sonra kavşağın diğer tarafında yolun sol kenarında, davalının arabası ise 177 ayak 6 inç sol teker izi ve 187 ayak 2 inç s-ağ teker izi bıraktıktan sonra yine kavşağın öteki tarafında yolun sağında durdu.
Alt Mahkemenin bulgularına göre davalının arabası davacının arabasına yaklaştığı zaman davacının arabası yolun ortasında gidiyordu. Davalı dip yaptı, ancak davacı aynı -vaziyette gitmeğe devam etti. Davalının geçmeğe çalıştığı an, davacı sağa büktü ve çarpışma vukubuldu. Davacı sağa bükmeden önce herhangi bir işaret vermedi. Yol kavşağına yakın bir yerde, ileride kavşak olduğunu gösteren levha vardır.
Davalı istinaf-ın duruşmasında Alt Mahkemenin davacı veya şahitlerine inanmakla ve davalı veya şahitlerine inanmamakla ve davalıya herhangi bir mesuliyet atfetmekle hataya düştüğünü iddia etmiştir.
Tutanaklar incelendiği zaman, Alt Mahkemenin tanıkların şahadetini -dikkatle eleştirdiği meydandadır. Gerek davacının, gerekse davalının şahadetlerinin yalnız bir kısmını kabul eden Alt Mahkeme, davalı şahidi Mehmet Ali Ahmet'i tarafsız bulmuş ve onun şahadetini kabul etmiştir. Bunu yapmakla hata ettiği hususunda ikna edil-medik.
Davacının ve davalının kazaya katkıları ile ilgili olarak Alt Mahkeme şöyle dedi:
"Davacı azami dikkatını yola vermesi kavşak hizasına
gelmeden bükmeğe çalışmaması gerekirdi. Keza arkadan gelen
araçları da lâyıkı ile kontr-ol etmesi ve bu hususu da kaale
alarak gerekli işareti vaktinde vermesi ve verdikten sonra da
arkadn gelen arabanın bunu görüp görmediğini de kontrol etmesi
gerekli idi. Davacı bunların hiçbirisini yapmamış ve izah
edildiği şekilde daha- kavşağa gelmeden yolun sağ tarafında
seyretmeğe devam ederek vakitsiz sağ tarafına geçmiş ve vakitsiz
bükmeğe çalışmıştır. Bu mülâhazalar ışığı altında davacının
kabahatleri mevcuttur ve kazaya katkısı olmuştur.
Davalı ise kaza m-ahallinden az ileride dört yol kavşağı
olduğunu ve bunu gösteren levha bulunduğunu bildiği halde öndeki
vasıtayı geçmeğe teşebbüs etmesi hatadır. Kavşağa yaklaştığında
öndeki arabayı geçmek yerine süratini düşürmesi, daha dikkatli ve
te-dbirli olması gerekirdi. Önde giden aracı bu geçmemesi lazım
gelen yerde geçmeğe teşebbüs etmesi yanında dip yapıp yol
istemesi ve dip yaparak yol istediği ahvalde ona ışıkla verdiği
bu işareti öndekinin görüp görmediğini ve öndeki aracın te-dbir
alıp almadığını tesbit etmesi ve kendisine yol vermeden geçmemesi
gerekirdi. Görülebileceği gibi davalı öndeki araba kendisine yol
vermeden ileride kavşak bulunan bu yerde davacıya ait öndeki
arabayı geçmeğe çalışmış ve neticede iz-ah edildiği şekilde kaza
vukubulmuştur. Öndeki davacının arabasını geçeceği anlarda sağda
kâfi genişlikte yol vardı geçebilirdim mülâhazası davalının
kabahatlerini hafifletmez kanaatindeyiz. Davalının arabadaki ar-
kadaşı Müdafaa Şahidi- No.2 öndeki araca dip yapıldıktan sonra
durumunu değiştirmediğini müşahade ettiği halde davalının bunu
müşahade etmemesi veya kaale almamış olması da yine
dikkatsizliğini göstermektedir."
Alt Mahkeme daha sonra davacının kazaya katkıs-ını %35, davalı- nın katkısının ise %65 olarak saptadı.
Yukarıdaki pasajdan görüleceğine göre davacının ihmalkârlığı şunlardan ibaretti: Dikkatını yola vermeyerek arkadan gelen davalının arabasını görmemesi ve hiçbir işaret vermeden ve vakitsiz oalra-k sağa bükmesi.
Davalının ihmalkârlığı ise şunlardan ibaretti: İleride dört yol kavşağı olduğunu gösteren levha olduğu halde, ve dip yaptıktan sonra davacının doğrultusunu değiştirmediğini gördüğü halde, davacının kendisine yol vermesini beklemeden -kavşakta davacıyı geçmeğe teşebbüs etmesi.
Bütün bu faktörler dikkate alındığında kanımızca Alt Mahkeme mesuliyet oranında hata yapmıştır. Bu oran kanımızca %50 olmalı idi.
İkinci olarak, istinaf eden davacıya hükmedilen genel tazminatın fahiş- olduğunu iddia etmiştir. Karşı istinaf yolu ile bu tazminatın çok düşük olduğu iddia edilmiştir.
Davacıyı kazadan sonra Lefkoşa Genel Hastahanesinde 10 Ekim 1975 tarihinde Dr. Akan Sonuç muayene etti. Bu muayene neticesi sağ pelviste kırık, bel trav-ması ve aynı bölgede eziklik, kafa travması ve buna bağlı olarak umumi durumda bozukluk tesbit etti. Sol dirseğin ön yüzünde geniş cilt yarası, yüzünde ise sıyrık yaraları vardı. Davacı hastahanede tedavi altında 20 Ekim I975 tarihine kadar kaldı. Müteakib-en evinde 2 ay da yatakta tedavi gördü. Bundan sonra da bir müddet fizik tedavisi devam etti. Dr. Akan Sonuç'a göre davacı kazadan 2 ay sonra sızılı ve topallayarak yürüyebilecek bir durumda idi. Ancak kazadan 3 ay sonrs iyileşmesi normaldi. 17 Mart 1977 t-arihindeki duruşmadan birkaç gün önce davacıyı son olarak muayene eden Dr. Akan Sonuç, pelvisteki kırığın kaynamış olduğunu tesbit etti ve sol dirseğin ön yüzündeki 3-4 cm'lik yara izinin ve yüzde sol yanakta 10 cm. uzunluğunda izin halen mevcut olduğunu v-e bunların daimi olarak kalacağı kararına vardı. Bu izlerin ilk günlere nazaran azalmış olmakla beraber aradan geçen 2 yıl zarfında küçülebilecekleri kadar küçüldüklerini ve daha fazla küçülme veya kaybolma imkânlarının mevcut olmadığını söyledi. Davacının- fazla yürüdüğü ve ayakta durduğu zaman sızı hissettiği hakkındaki şikâyetlerine değinerek, bu sızıların subjektif olduğunu ancak soğuk havalarda ağrı ve sızının mevcut olmasının makul olabileceğini söyledi. Bu şahide göre davacının genel sıhhi durumu iyid-ir.
Alt Mahkeme genel tazminat olarak davacıya tam mes'uliyet esası üzerinden K.L.2800.- zarar ziyan hükmetmiştir. Davacının kalıcı sakatlıkları dolayısıyle kazanç kaybının ne olabileceğini Alt Mahkeme özel zarar ziyan açısından eleştirmekle beraber -genel zarar ziyan bakımından bunun ne dereceye kadar nazara alınabileceği hususunda herhangi bir bulguda bulunmuş değildir. Bu hususta Alt Mahkeme şöyle dedi:
"Yine talep takririnin 5. paragrafında ömür boyu kalıcı
sakatlıkları nedeni ile k-azanç kaybına uğradığını beyan eden
ancak kazanç kaybı miktarının nisbeten iyileştikten sonra ne
miktarda olduğu kesinlikle talep takririnde belirtilmemektedir."
Alt Mahkemenin daimi sakatlıklar nedeni ile ileride muhtemel olacak kazanç kay-bı hakkında söyledikleri bundan ibarettir. İstinafın duruşmasında da bu hususa hiçbir taraf değinmemiştir. Bu nedenle biz şimdi bu hususa temas etmeyi uygun görmüyoruz. Sadece Alt Mahkemenin hükmettiği tüm genel zarar ziyan miktarına, ilerideki kazanç kayb-ının dahil edilmediğinin açık olduğunu söylemekle yetineceğiz. Ancak, diğer hususlara ilâveten, paranın satın alma gücünün büyük ölçüde azaldığı ve Kıbrıs lirası olarak verilen hükmün 36 rakamı ile çarpılarak Türk lirası olarak ödeneceği dikkate alındığınd-a K.L.2800' nın fahiş olmadığı kanısına vardık.
Özel zarar ziyana gelince istinaf edenin avukatı davacının günlük kazancını tesbit ederken Alt Mahkemenin hata ettiğini, bunun isbatlanmadığını iddia etmiştir. Bu hususta yazılı şahadet olmamakla berabe-r davacının kendi şahadeti vardır. Bunu uzun uzadıya inceleyen Alt Mahkeme davacının sabit olarak günde K.L.13.888.- aldığı hakkındaki iddiasını tatminkâr bulmuş, içki komisyonluklarından aldığını iddia ettiği K.L.l2-13 hakkında ise bu kazancın gayri kanun-i olduğu kararına varmıştır. Davacı tarafından verilen şahadetten içtiklerinin hakikatte alkollü içki olmadığı, müşteriler tarafından ısmarlanan alkollü içki yerine, su, kola karışımı veya çay içtikleri ve bu suretle müşterilere hakiki içki iştikleri intib-aını verdikleri açıktır. Bu nedenle Alt Mahkemenin bu hususta verdiği karar hatalı değildir.
Alt Mahkemenin özel tazminat ile ilgili olarak yanlış bulgu yaptığına dair ikna edilmediğimizden müdahaleyi gerektirecek bir durum olmadığı kanısındayız. Bu -nedenle özel tazminat ile ilgili istinaf reddolunur.
Sonuç olarak davacının kazaya olan %50 oranındaki katkısı çıktıktan sonra genel tazminat olarak K.L.1400 almağa hakkı vardır. Özel tazminat olarak da Alt Mahkeme tarafından hükmedilen K.L.1934.920'- den davacının davaya katkısı çıktıktan sonra K.L.967.460.- özel zarar ziyan almağa hakkı vardır. Tüm olarak davacı lehine K.L.2367.460.için hüküm verilir.
İstinaf masraflarının yarısının aleyhine istinaf edilen tarafından ödenmesi emrolunur.
(Ülfe-t Emin) (Ahmet İzzet) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
5 Ekim, 1978
Full & Egal Universal Law Academy