-D.32/88 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 38/88 ve 39/88
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
Yargıtay/Hukuk 38/88
(Dava No: 784/85 Girne)
İsti-naf eden: H. Cahit Yılmazoğlu, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. KKTC Bakanlar Kurulunu Temsilen, Başsavcılık,
Lefkoşa.
2. KKTC Turizm İşletmeleri Ltd. Girne.
3. İsmail Akıncı, Sokrates Otel, Girne.
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden şahsen hazır
Aleyhine istinaf edilen namına: Ergin Ulunay
Yargıtay/Hukuk 39/88
(Dava No: 784/85 Girne)
İstinaf eden: İsmail Akıncı, Girne.
ile
Aleyhine istinaf edilen-: Cahit Yılmazoğlu, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilen şahsen hazır.
Tahliye - Otelin tahliyesi - 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası kap-samı dışındaki otelin tahliyesi - Rumdan kalan bir otel olan Socrates Hotel Bakanlar Kurulu kararıyla Turizm İşletmelerine tahsis edildi - Turizm İşletmeleri de oteli 3 yıllığına Davalı 3'e kiraladı - Daha sonra Turizm İşletmelerinin tahsisi iptal ediler-ek otelin kesin tasarruf belgesi Davacıya verildi - Davacı açtığı davada Davalı 3 ile Turizm İşletmeleri arasında yapılan kira sözleşmesinin sona erdiğini iddia etti - Davalı Davalı 3'ün oteli tahliye etmesini, ara kâr veya ara tazminat (mesne profits)- talep etti - Davalı 3 kira sözleşmesi sona erse bile oteli yasal kiracı olarak tasarruf etmeye devam ettiğini iddia etti - İlk Mahkeme tahliye emri ve ara kâr için hüküm verdi ve tahliye emrinin icrasını 6 ay süreyle durdurdu - Davalı 3 hükmü istinaf ett-i - Yargıtay otelin 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamı dışında olduğunu vurguladı - Tahliye emri verilebilmesi için Davalı 3'e ihbar göndermek gerekip gerekmediği üzerinde duran Yargıtay, Tenancy at will ve tenancy at sufference ayırımı yaparak Dav-alı 3'e ihbar göndermek gerekmediği kanısına vardı - 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası uygulanmadığına göre Mahkemenin tahliye emrinin icrasını durdurmaya yetkisi olmadığını belirten Yargıtay icrayı durdurma emrini kaldırdı - Yargıtay tazminat miktarını- artırdı ve tahliye emrini onayladı.
Mesne profits (ara kâr, ara tazminat) - Tahliyesine karar verilen malın mal sahibine iade edileceği tarihe kadar ara tazminata hükmolunması - Mal sahibinin maldan makul surette elde edebileceği kârın mal sahibine öden-mesi gereği.
Tahliye emrinin icrasının durdurulması - Taşınmazın Kira (Denetim) Yasası kapsamı dışında olması - 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamında olan taşınmaz mallarda Mahkemelerin tahliye emrini durdurma konusunda takdir yetkileri olması - Y-asa kapsamı dışındaki mallarda ise Mahkemenin resen tahliye emrini durdurma yetkisi olmaması.
İhbarname -Kira sözleşmesi sona eren Davalı 3'e sözleşmenin sona ermesinden sonra ihbarname göndermenin gerekli olup olmadığı tartışması Sözleşmede, sözleşmeni-n sona ereceği tarihin kesin olarak belirtilmiş olması - Davalı 3'ün, oteli Davacının arzusu hilafına tasarrufunda bulundurması nedeniyle ihbarname göndermeye gerek olmadığı görüşü.
Tenancy at will - "Tenancy at will" tanımına, giren bir icar mukavelesind-e müstecire ihbar gönderilmesi gereği - "Tenancy at will" statüsünün devam edebilmesi için mal sahibinin müstecirin tasarrufuna en azından zımni olarak rıza göstermesi gereği.
Tenancy at sufference - Tasarrufun bitiminde müstecir taşınmazı mal sahibinin a-rzusu hilafına tasarruf etmeye devam ederse "tenancy of sufference" durumunun doğması - "Tenancy at sufference" durumunda ihbar göndermenin gerekli olmaması.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
X.L. Fisheries Ltd. v. Leeds Corporation, 2 All E.R. (1955)- p. 875 at 877.
Piper v. Muggleton (1950) 2 Q.B.D. p.556 at p.578.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Halsbury's Law of England III. Ed. Vol.23, s.509 para.1158.
Woodfall on Landlord and Tenant , twenty seventh ed. Vol.1, s.287, para.687ve 688.
H Ü- K Ü M
N. Ergin Salâhi: Yargıtay/Hukuk 38/88 sayılı istinaftaki müstenif davacı Girne Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu 784/85 sayılı dava ile 17.10.1984 tarihinde Girne'de Sokrates Otel diye bilinen Pafta harita XII 20.3.VIII ile aynı paftada harita 20-.3.IV'de 13 ve 14 parsel numaralı otel ve yerinin kesin tasarruf belgesi ile mal sahibi bulunduğunu bu otelin 1975 tarihli bir protokole dayanarak davalı No.1 tarafından davalı No.2'ye verildiğini ve bu protokolün 8.11.1985'de sona erdiğini, davalı no.2'ni-n de bu oteli 23.4.1982 ile 22.10.1985 tarihleri arasındaki bir süre için davalı No.3'e kiraladığını, imzalanan kira protokolünün 8.11.1985'de sona erdiğini ve kira ilişkisinin de son bulduğunu ileri sürmüş ve davalı 3'ün mukavelenin sona erdiği 22.10.1985- tarihinden sonra konu oteli tasarrufunda bulundurma hakkı olmadığını, kiracılık durumu devam etmediğini, böyle olmasına rağmen davalı No.3'ün bu oteli fuzuli işgal olarak tasarrufunda bulundurmaya devam ettiğini iddia ederek talep takririnde görüldüğü şek-ilde bu otelin tahliyesini talep etmiştir. Ayrıca diğer iki davalının ise otelin tahliyesi için gerekli tedbiri almadığını, otelin dava tarihine kadar kendisine teslim edilmediğinden onların da sorumlu bulunduğunu ve tüm davalılardan 8.11.1985 tarihinden i-tibaren konu malın heyeti asliyesi ile birlikte boş olarak kendisine teslim edilmesine değin 3,000,000 TL ayda mesne profits (kullanma bedeli veya ara kar) ödenmesini veya bu oteli kendisi çalıştırmayacak olsa aylık 2,000,000 lira kira bedeli olduğunu, ken-disinin çalıştırması halinde 3,000,000 lira gelir sağlayacağını iddia ederek alternatif olarak asgari 2,000,000 lira kirayı mesne profits olarak davalılardan talep etmiştir.
Davalı No.3 ise dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talebinde özetle; davacının- iddialarını reddetmiş ve idari kararın iptali için 137/85 sayılı başvuruda bulunduğunu, oteli fuzuli şagil olarak değil kanuni kiracı olarak tasarrufunda bulundurduğunu, otelin tahliyesinin adil ve makul olmadığını ve konu oteli 10 yıldan beri kirasında b-ulundurduğunu, kira hitamından sonra aydan aya kiracısı bulunduğunu, otele takriben 15,000,000TL masraf yaptığını ve tahliye emri verilmesi halinde iş kaybı ve zarar ziyana uğrayacağını iddia ederek 15,000,000 TL. kira yapmış olduğu tamirat bedeli ile temi-n ettiği malzeme bedeli olan 5,000,000 liranın kendisine zarar ziyan olarak verilmesi yönünde mukabil talepte bulunmuştur.
Davalı No.2 ise 21.2.1986 tarihinde dosyaladığı müdafaa takririnde genel olarak talep takririnde ileri sürülen hususları kabul etme-kle beraber davacının kendisinden zarar ziyan veya mesne profits talep etme hakkı olmadığını belirterek tahliye emri verilmesine razı olduğunu beyan etmiştir.
Davalı No.1 de 25.2.1986 tarihinde dosyalamış olduğu müdafaa takririnde davalı No.2 gibi genel- itibarı ile davacının iddialarını kabul etmiş ve özetle davacının dava konusu otelle ilgili tahliye talep etme hakkı olduğunu, fakat mesne profits veya masraf talep etme hakkı olmadığını ileri sürerek davacının kendisinden talep ettiklerinin yasal dayanağ-ı olmadığı cihetle taleplerinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı 10.2.1986 tarihinde davalı no.3'ün müdafaa ve mukabil talebine verdiği cevapla davalı No.3'ün iddialarını reddederek davasında ısrar ettiğini belirtip mukabil talebin de mas-raflarla reddini talep etmiştir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme neticede davalıların Girne'de Sokrates Otel diye bilinen ve talep takririnde tafsilatı verilen yerin heyeti asliyesi ile birlikte tahliye edilerek boş olarak davacıya iadesi yönünde hüküm vermi-ş, ayrıca davalı no.3'ün 13.11.1985 tarihinden itibaren dava konusu gayrımenkulü tahliye edene kadar aylık 328.125TL mesne profits (ara kâr) ödemesine, mukabil talebin reddedilmesine, tahliye hükmünün icrasının ise 13.6.1988 tarihine kadar durdurulmasına e-mir vermiş, ayrıca bugüne kadar davalı No.3 tarafından mahkeme veznesine yatırılan paranın da davacıya ödenmesine hükmetmiştir. Masraflar hususunda ise herhangi bir emir vermemiştir.
39/88 sayılı istinaf davalı 3 tarafından tahliye kararına karşı yapılmı-ş olup istinaf ihbarnamesi 5 sebep içermektedir. İstinafın duruşmasında birlikte ele alınmış olup bunları 3 başlık altında özetlemek mümkündür.
1. İlk Mahkeme davacının, konu malın 17.10.1984 tarihinden itibaren sahibi olup ve bu malı da tasarruf etmeye h-ak sahibi olduğu bulgusuna vardıktan sonra bu tarihte davalı 2 ile davalı 3 arasında aktedilmiş ve halen yürürlükte bulunan ancak 8.11.1985 tarihinde hitam bulan icar mukavelesini dikkate almamak ve bu mukavele hitamında davalı 3'ün fuzuli şagil statüsünde- olduğu bulgusuna vararak tahliye kararı vermekle hata etmiştir.
2. İlk Mahkeme tahliye konusu yerin kamuya hizmet veren bir otel olduğuna yeterince ağırlık vermeyerek tahliye emrinin icrasını sadece 6 ay gibi kısa bir süre durdurmakla hata etmiştir.
3-. İlk Mahkeme 30.6.1987 tarihindeki duruşmada davalı 3'ün tehir talep ederken ileri sürdüğü gerekçeleri dikkate almayarak davalıya kısa bir süre tehir vermemek ve onun mahkemeye hitap için hazırlanmasına fırsat vermemekle hatalı hareket etmiştir.
Davacı -tarafından dosyalanan 38/88 sayılı istinaf ise, özetle; İlk Mahkemece kullanım hakkı (mesne profits) başlığı altında takdir edilen miktarın az olduğu ve fuzuli şagil durumunda bulunan davalı 3 lehine tahliye kararından sonra icranın durdurulması yönünde ka-rar vererek onu bir nevi kiracı yapmakla ve keza davacı lehine masraf verilmesine hükmetmemekle hata ettiğidir.
Birleştirilerek dinlenen istinaflarda davalı tarafından dosyalanan 39/88 sayılı istinaf tahliye kararından yapılmış olup esas istinaf konuları-nı içerdiği cihetle tarafların müracaatı üzerine davacı tarafından dosyalanan 38/88 sayılı istinaftan önce ele alınmıştır.
39/88 sayılı istinafın duruşmasında müstenif avukatı esas itibarı ile yukarıda özetlenen 1. sebep üzerinde durmuştur.
Müstenif av-ukatının iddiasına göre davalı 3 konu oteli davalı 2'den kiralamış ve ilgili tarihlerde ve özellikle, davacının bu yerin eşdeğer yolu ile mal sahipliğini aldığı zamanda mukaveleli kiracısı idi ve bu bina davalı 3'ün yasal tasarrufunda idi. Davacı bunu ve ö-zellikle bu mukavelenin 8.11.1985 tarihinde hitam bulacağını bildiği halde mukavele hitamından sonra davalı 3'ün bu binayı icarında bulundurmasını talep etmediği hususunda gerekli ihbarı göndermemiştir. Davacı bu ihbarı göndermediği cihetle mukavele hitam -bulmuş olsa dahi davalı 3 fuzuli şagil durumuna düşmemiştir. Müstenif avukatı bu iddia ve görüşlerini desteklemek için İngiliz içtihat kararlarına atıfta bulunarak X.L.Fisheries Ltd. v. Leeds Corporation 2 All E.R. (1955) p.875 at 877'ye ve Piper v. Muggl-eton (1950) 2 Q.B.D. p. 556 at p.578'den iktibaslar yapmıştır.
Bu kararlara göz atıldığında atıfta bulunulan 1. davada tahliye konusu yerin bir işyeri olduğu ve tahliye hükmünün Landlord and Tenant Act 1954 ve özellikle bu Yasanın 57(1) paragrafına dayan-dırıldığı görülmektedir. 2. dava ise ayni meyandadır ve bizde geçerli olmayan yasalara dayandığı cihetle önümüzdeki meselenin çözümüne ışık tutamayacağı açıktır. Davacının tahliye konusu yerin kesin tasarruf yolu ile mal sahipliğini aldığı sıralarda icarda- olduğunu bildiği ve mukavelenin hitama ereceği 8.11.1985 tarihinden önce ihbar verme mecburiyeti olduğu hususundaki iddiaya gelince; bu konuyu lâyıkı ile değerlendirebilmek için davalı 3'ün mukavele hitamından sonra statüsünün ne olduğuna karar vermek ger-ekir. Müstenif avukatı Halsbury's Laws of England III. baskı Vol.23 s.505 paragraf 1154'e atıfta bulunarak, belirli bir süre ile tahdit edilen icar mukavelesinin hitamında icara konu yer bir kira kontrol yasası ile korunmamış olsa dahi icarın sona ermesind-en sonra müstecirin, konu yeri davacı tarafından tahliyesi için ihbar verilinceye kadar tasarruf etmeye hakkı bulunduğunu ve bu ihbarın şart olduğunu ileri sürmüştür. Atıfta bulunulan paragraflara bakıldığında "Tenancy at Will" tanımına giren ve bir icar -mukavelesi hitamında icara konu yeri tasarruf etmeye devam eden müstecire ihbar verilmesi gerektiği görülmektedir. Ancak "Tenancy at Will" statüsünün doğabilmesi için mukavele hitamında müstecirin icara konu yerin tasarrufunu mal sahibinin en azından zımni- rızası ile tasarruf etmeye devam etmesi gerekmektedir. Şayet kanuni bir tasarrufun hitamında müstecir konu yeri mal sahibinin arzusu hilâfına tasarruf etmeye devam ederse "Tenancy at Will" durumu değil de "Tenancy At Sufferance" durumu doğmaktadır ki bu g-ibi halde herhangi bir ihbar gerekmemektedir. Halsbury's Laws of England III. edition vol.23 s.509 paragraf 1158'de "Tenancy At Sufferance" başlığı altında konu lâyıkı ile incelenmiştir. Keza Woodfall on Landlord and Tenant Twenty Seventh edition vol.1 s.2-87'de paragraf 687'de 'How a Tenancy on Sufferance is constituted' başlığı altında yine ayni konu incelenmekte ve 688. paragrafta "Distinction between tenant at Will and tenant on sufference" başlığı altında iki durum arasındaki fark incelenmektedir: Parag-raf 687'de şu görüşlere yer verilmektedir:
"687. How a tenancy on sufferance is constituted. A tenant on sufferance is one who entered by a lawful demise or title and, after that has ceased, wrongfully continues in possession without the assent or disse-nt of the person next entitled; as where a tenant for years holds over his term; or where anyone continues in possession without agreement after a particular estate is ended. If a tenant for years surrender and then hold over he will be either tenant on su-fferance or disseisor, at the election of the landlord. An under - tenant who is in possession at the determination of the original lease, and is suffered by the reversioner to hold over, is only a tenant on sufferance. Where a tenancy at will is determin-ed by the landlord exercising acts of ownership, and the tenant remains in possession, he becomes tenant on sufference only; ..."
Paragraf 688'de ise devamla iki durum arasındaki ayırım hakkında şu görüşler ileri sürülmektedir:
"688. Distinction betwee-n tenant at will and tenant on sufferance. There is a great difference between a tenant at will and a tenant on sufferance: the former is always in by right; but the latter holds over by wrong after the expiration of lawful title .."
Önümüzdeki meselede- davacının ne zımni ve ne de herhangi bir yazılı beyanla davalıların konu yeri mukavele hitamından sonra tasarruf etmesine riza gösterdiği ileri sürülmemiş ve bu hususta herhangi bir şahadet de ibraz edilmemiştir. Tahliye konusu yer bir oteldir ve 17/81 sa-yılı Kira (Denetim) Yasası kapsamında da değildir. Emare I olarak sunulan mukaveleye de bakıldığında 8.11.1985 tarihinde hitam bulacağı kesinlikle belirtilmekte, müstecire tekrar icar etmek için bir obsiyon da tanımamaktadır. Birçok mukavelelerde olduğu gi-bi ihbar verilmemesi halinde icarın belli bir süre daha devam edeceğine dair bir şart da içermemektedir. Bu durumda davalı 3'ün konu yeri davacının arzusu hilâfına tasarruf etmeye devam ettiği açıklıkla şahadette görülmektedir. Bu nedenlerle müstenif avuka-tının ileri sürdüğü gibi davacı tarafından herhangi bir ihbar verilmesi gerekmemektedir.
İlk Mahkeme davalı 3'ün durumunu incelerken kanuni durumlara lâyıkı ile girmeden şu bulguya yer vermiştir:
"Davalı No.3 ise bu otele emare IX olarak ibraz olunan -ve davalı 2 ile davalı 3 arasında aktedilen kira mukavelesi tahtinde girdiği ve mezkûr kira mukavelesinin 22.10.1985 tarihinde sona erdiği ve sona erdiği tarihte aylık kirasının 328.125 TL olduğu görülmektedir. Davalılar da bu hususları kabul etmektedirler-. Davalı No.1 ve 2 dosyaladıkları müdafaa takririnde de tahliye emri verilmesini kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Burada incelenmesi gereken husus 22.10.1985 tarihinden itibaren yani davalı 2 ile aktettiği mukavele sona erdiği zaman davalı No.3'ün stat-üsünün kanuni kiracı mı yoksa fuzuli şagil (mütecaviz) mi olduğu anlaşılır. Halen yürürlükte olan 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası hükümlerine göre denetim bölgesi ilan edilen yerlerdeki gayrımenkullerle ilgili kira mukavelesi sona ermesi veya erdirilmes-i halinde kiracı kanuni kiracı statüsünü kazanmakta ve tahliye hükmü bu yasada öngörülen koşulların varlığının ispatı halinde sağlanabilmektedir. Ancak 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 3(2) maddesi tahtında çıkarılan ve 10.12.1982 tarihinde Resmi Gaze-te Ek III'de A.E. 575 olarak yayınlanan kararnameye göre hoteller ile sair tesisler 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası kuralları kapsamı dışında bırakılmıştır...."
İlk Mahkeme hukuki duruma bu şekilde değindikten sonra yine kararının müteakip bölümünde -şu hususa yer vermektedir:
"Bu durumda 12.6.1981 tarihinde A.E. 308 olarak yayınlanan kararname tahtında denetim bölgesi ilân edilen Girne Belediye hudutları dahilinde bulunan dava konusu otel 10.12.1982 tarihinde 575 sayı ile yayınlanan kararname ile 1-7/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamı dışında bırakılmıştır. Diğer bir deyişle 308 sayılı kararname ile denetim bölgesi ilân edilen yerlerde bulunan otellere 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası hükümleri uygulanmadığı cihetle bu durumda olan kişilerin m-ukavelesi sona erdiği zaman statüleri kanuni kiracı değil fuzuli şagil (mütecaviz) olmaktadır.
Bu durumda dava konusu hotel ile ilgili davalı 2 ile aktettiği kira mukavelesi 22.10.1985'de sona eren davalı 3 kanuni kiracı değil fuzuli şagil (mütecaviz) st-atüsüne girmiştir. Yani davalı No.3 22.10.1985 tarihinden sonra dava konusu hoteli mütecaviz sıfatı ile tasarruf ve kontrolunda bulundurmaktadır kanaatindeyiz ve bu hususta bulgu yaparız."
Yukarıdaki İlk Mahkeme kararından görülebileceği gibi müstenifin- 1. istinaf konusunu teşkil eden argümanları İlk Mahkemenin incelememiş olmasına rağmen yukarıdaki görüşlerimiz ışığında yanlış bir sonuca vardığı söylenemez. Bu nedenlerle 1. istinaf sebebinin reddedilmesi gerekir.
2. istinaf sebebine gelince: İlk Mahke-me kira mukavelesinin hitamından sonra mütecaviz durumda bulunan davalı 3'ün davacıya ayda 328.125 TL kullanma bedeli (mesne profits) ödemesine karar verdikten sonra tahliye hükmünün icrasının 30.6.1987 tarihine kadar 6 ay süre ile durdurulmasına hükmetmiş-tir. İlk Mahkeme mesne profits ödeme tarihinin başlatılmasını 8.11.1985 olarak tespit etmiş, bunun nedeni ise esas mukavele Ekim 1985'de sona ermiş olmasına rağmen son bir aylık kira 328.125 TL olarak taraflarca tespit edildiği cihetle bu yargıya varmış ve- son kirayı esas alarak 8.11.1985 tarihinden itibaren tahliye gününe kadar bu miktarın ödenmesine hükmetmiştir.
Müstenif avukatı takdir edilen kullanma bedeline (mesne profits) karşı bir istinaf dosyalamış değildir. 2. istinaf sebebinde yakınma konusu ya-ptığı tahliye hükmünün icrasının, konu yerin kamuya hizmet veren bir otel olduğu dikkate alındığında 6 ay gibi kısa bir süre durdurulması kararının hatalı olduğu yönündedir. Bu kararın hatalı olup olmadığına karar vermeden önce Kira (Denetim) Yasası kapsam-ında bulunmayan dava konusu oteli bir mütecaviz olarak tasarruf eden tasarruf sahibine Mahkemenin tahliye hükmünden sonra belirli bir süre tanımaya yetkisi olup olmadığıdır.
17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası altında İlk Mahkemelerin böyle bir takdir yet-kisi olduğu yasada açıklıkla belirtilmektedir. Ancak bu yasa dışında resen Mahkemenin, özellikle taraflarca müracaat yapılmadan ve bu konu üzerinde arguman dahi dinlemeden tahliyeye emir verdikten sonra, tahliye emrini durdurması için belirli bir süre tanı-ma yetkisi bulunduğu herhangi bir yasada görülmemektedir. Tahliyesine emir verilen bir yerin tahliyenin icrası safhasında doğabilecek güçlükler dikkate alınarak yapılacak müracaat üzerine tarafları dinledikten sonra karardan ayrı olarak İlk Mahkemenin icar-ının durdurulması için kısa ve makul bir süre vermeye yetkisi olabileceğini düşünsek dahi bu hususta arguman dinlemediğimiz ve bu hususun önümüzde karara bağlanması gerekmediğinden, bir görüş belirtmeyi uygun bulmuyoruz. Ancak hemen şunu belirtelim ki Kira- (Denetim) Yasası kontrolunda bulunan taşınmaz malların tahliyesi sırasında hüküm icrası için verilebilecek icrayı durdurma emri bu yasa kaspamı dışında bulunan mallar için hüküm safhasında karar verilmesi sözkonusu değildir. Bu nedenlerle 2.istinaf sebebi-nin reddedilmesi gerekir.
3. istinaf sebebine gelince; İstinafın duruşmasında müstenif avukatı bu sebep üzerinde ciddiyetle durmamıştır. Esasen zabıtları tetkik ettiğimizde, tehir maksat ve nedeni dikkate alındığında, keza bu müracaatın önceki safahatı g-özönünde bulundurulduğunda İlk Mahkemenin böyle bir tehir müracaatına itibar etmemekle haklı olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle de 3. istinaf sebebinin de reddedilmesi gerekir.
38/88 sayılı istinafa gelince: bu istinaftaki müstenif avukatı, İlk Mahkemenin -davalı 3 aleyhine mukavele hitamından tahliye gününe kadar ayda 328.125 TL kullanma bedeli (mesne profits) ödemesine hükmederken icar mukavelesindeki bir şarta bağlı olarak son aylığın %100 oranında artırılıp 328,125TL'ye çıkarıldığını dikkate aldığı ve ku-llanma bedelini (mesne profits) bu esas üzerinden takdir ettiği görülür. İlk Mahkemenin binanın tahliye edilip davacıya teslim edilmesi halinde dava gününde makul olarak ne gibi gelir getirebileceğini, tahliye edilinceye kadar mal sahibinin makul zarar ziy-anının ne olabileceğini tezekkür etmesi gerekirdi. Müstenif avukatı, İlk Mahkemenin mevcut şahadete rağmen bu konuyu tezekkür etmediğini ve bu yöndeki şahadeti lâyıkı ile değerlendirmeyerek bir karara vardığını iddia etmiştir. Davacı müstenif avukatına gör-e bu hususta şahadet veren expert Turgut Süleymanın sarsılmamış ve tekzip edilmemiş şahadeti mevcuttu ve bu şahidin şahadetinde de tahliye konusu binanın otel olmasına rağmen şehir merkezinde geniş bir alan kapladığını, çok yönlü kullanıma açık olduğunu v-e çeşitli metodlarla yapılan hesaplamalarda bu yerin makul olarak kirasının 1.047.000TL ayda, dükkân veya başka maksat için kullanılması halinde 1.898.740 TL kira getirebileceğine dair şahadeti mevcut olduğunu; talep takririnde ise konu yerin 2.000.000TL k-ira getirebileceği iddia edildiği ve bu hususun yaklaşık olarak şahadetle desteklendiğini, icar edilmeyip davacı tarafından kullanılması halinde ise 3,000,000TL kazanç temin edilebileceğinin iddia edildiğini; her halûkarda İlk Mahkemenin bu şahadet ışığınd-a ayda 1.898.740 TL aylık (mesne profits) kullanım bedeli için hüküm vermemekle hata ettiğini ileri sürmüştür.
Müstenif avukatı yukarıdaki sebebe ilâveten mütecaviz durumunda bulunan davalı 3'e icrayı durdurma yolu ile tasarruf hakkı tanınmasının yasal o-lmadığını ve herhalûkarda böyle bir süre tanınırken bu sürede binanın selâmeti için sigortalama veya başka yöntemlerle binanın emniyete alınması yönünde koşul koymamakla da İlk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürmüştür.
Yapılan iddiaları incelememiz sonuc-u 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası altında olmayan tahliye konusu binanın tahliyesine karar verirken Mahkemenin, zabıtlarda görülebileceği gibi, bir müracaat vaki olmadan veya bu hususta arguman dinlemeden resen icrayı 6 ay gibi bir süre durdurmasının ha-talı olduğunu yukarıda karara bağlamıştık. Ayni nedenlerle bu istinaf sebebinin kabul edilmesi gerekir.
Kullanma bedelinin (mesne profits) yanlış takdir edildiği ve makul miktarının ne olabileceği hususuna gelince; şahadete göz atıldığında İlk Mahkemenin- son kira bedelini esas aldığı ve bu esas üzerinden kullanım bedelini karara bağladığı görülmektedir. Halbuki expert kişi olan Turgut Süleymanın şahadeti lâyıkı ile değerlendirilmiş olsa daha makul bir kullanım bedeline hükmedilmesi gerekirdi. Kullanma bed-eli (mesne profits) hususunda karar verirken Yargıtay/Hukuk 15/83, 10/80 ve 12/82'deki yerleşmiş prensiplere göre tahliyesine karar verilen malın mal sahibine iade edilmesi halinde mal sahibinin bu maldan makul surette elde edebileceği kârı mal sahibine ar-a kâr toplamı (mesne profits) olarak ödemesi gerekir. İlk Mahkemenin de bu hususu karara bağlarken davacının taraf olmadığı kira aktindeki son kira bedelini değil de sunulan şahadet ışığında bu binanın tahliyesine emir verilmesi ve mal sahibine iade edilme-si halinde davacı mal sahibinin bu maldan ne gibi gelir elde edebileceğini incelemesi ve buna göre bir karar vermesi gerekirdi. İlk Mahkemenin bu konuya lâyıkı ile eğilmediği ve bu yönde sunulan şahadeti lâyıkı ile değerlendirmediği kanaatindeyiz. Bu husus-ta sıhhatli bir yargıya varabilmemiz için önümüzde kâfi şahadet vardır ve bu konuyu karara bağlanması için İlk Mahkemeye göndermeyi lüzumsuz görüyoruz.
Şahadete göz atıldığında binanın otel olmasına rağmen Girnenin merkezi yerinde ve en işlek ana caddele-ri üzerinde çok yönlü kullanıma açık bir bina olduğu görülmektedir. Civarda bulunan ve turizm işletmelerinden kiralanan ancak lâyıkı ile işletilmeyen bazı küçük otellerin kirasını emsal alarak bir karara varmanın bizi sıhhatli bir yargıya vardıracağı söyle-nemez. Kanaatimizce Turgut Süleyman'ın expert olarak hesaplama yöntemleri ve emsal aldığı işyerleri ile verdiği şahadet son derece olumludur ve bu şahadetin lâyıkı ile değerlendirilmesi halinde sıhhatli bir yargıya varılabilir. Turgut Süleyman'ın şahadetin-e göre bu yerin asgari olarak getirebileceği aylık kira 1.047.000.-TL'dir. Dükkânlara çevrilebilmesi ve başka maksatlarla kullanılması halinde daha fazla kira getireceği ve 1.898.740 TL veya bunun üzerinde bir rakama ulaşabileceği ifade edilmektedir. Herha-lûkârda bu bina davacıya teslim edilmiş olsa idi 1.047.000 TL aylık kira getirmesinin makul olduğu kanaatindeyiz. Daha yüksek bir kira getirebilmesi için yapılacak masraf, tadilât ve gecikmelere dayanmaktadır ki ara kâr (mesne profits) tespit ederken buna -itibar etmemiz uygun değildir. Şahadete göz attığımızda davalı tanığı olarak çağrılan Osman Güvenir de şahadetinde bu otelin bakımsız, pislik içinde ve kapatılma kararı alınan bir otel olduğunu ifade etmiştir ki bu yerin otel olarak işletilebilmesi için bü-yük tamirata ihtiyacı vardır ve davacının iddia ettiği gibi kendisi işletmesi halinde 3,000,000 TL kâr temin edebilmesi için belirli bir zamana ihtiyacı olacağından yakın bir gelecekte böyle bir kar temin etmesi olası değildir ve bu iddiaya itibar etmemiz -uygun olamaz. Ancak bu yerin çok yönlü maksatlar için kullanılabileceğini dikkate aldığımızda Turgut Süleyman tarafından ifade edilen asgari meblâğ olan 1.047.000 TL aylık kira gelirinin (mesne profits) ara kar olarak makul bir ölçü olduğu kanaatindeyiz.
-Müstenif avukatı ayrıca İlk Mahkemenin tahliyeye karar verirken masraflar için emir vermemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
İlk mahkeme kararına göz atıldığında davacının meslekten bir avukat olduğunu, konunun 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasası ka-psamında olmamasına rağmen bir tahliye konusu olduğunu ve genelde tahliye meselelerinde masraf verilmediğini dikkate alarak bu meselede masraf vermeyi uygun görmemiştir.
Kanaatimizce bu gerçekler ışığında İlk Mahkemenin bu hususta yanıldığına ikna edilme-dik.
Netice olarak yukarıda söylenenler ışığında 39/88 sayılı istinafın reddedilmesi, 33/88 sayılı istinafın ise, İlk Mahkemenin kullanma bedeli veya ara kâr (mesne profits) olarak vermiş olduğu 328.125TL'nin 13.11.1985 tarihinden itibaren tahliye gününe- kadar 1.047.000TL'ye yükseltilmesine karar verilir. Ayrıca İlk Mahkemenin tahliye kararı verdikten sonra icranın 30.6.1988 tarihine kadar durdurulması yönündeki kararı da iptal edilir.
Masraflar hususunda ise herhangi bir emir verilmesinin uygun olmadığ-ına karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
30 Haziran 1988
-
-
228
-
Full & Egal Universal Law Academy