-D. 4/2004 Yargıtay/Hukuk 39/01
(Dava No: 937/97; Magosa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Gerhard Neuhuber, Temel Yolc-u Apt. No.4, Magosa
(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: 1.Ahmet Gazioğlu, n/d Ahmet Mehmet
Ali Gazioğlu, Levent Sokak, No.29,
Magosa
2.A. Mehmet Gazioğlu- & SONS Ltd.
Levent Sokak No.29, Magosa
(Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına:Avukat Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Fuat Veziroğlu.
Magosa Kaza Mahkemes-i Başkanı Necmettin Bostancı ile Kıdemli Yargıç Çetin Veziroğlu'nun 937/97 sayılı davada 19.1.2001 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılan istinaftır.
-----------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Y-argıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen:Davacı,19.1.2000 tarihinde tadil edilmiş tafsilatlı talep takririnde, elektrik teknisyeni ve/veya mühendisi olup, içki üretimi ile iştigal ettiğini, davaya ilişkin zamanlarda Davalılarla birlikte çalıştığını -ve/veya muhtelif işlerde işbirliği yaptığını, Mart 1990 tarihinde ve/veya o tarihlerde Davalılarla varılan bir mutabakat sonucu, Davalılara ait içki fabrikasının kurulması ve/veya modernize edilmesi maksadı ile geri ödemelerin en erken iki yıl sonunda yapı-lmaya başlanması kaydı ile, Avusturya'dan müştereken ve/veya münferiden Davalılar adına muhtelif tarihlerde ve/veya takriben 1990 ve 1991 yıllarında belli meblağlar gönderdiğini, keza 3.7.1990 tarihinde Davalıların bankası vasıtasıyle Davalılara 30,000,00A-TS (Otuz bin Avusturya Şilingi), 1.9.1990'da 1,000,000.00 ATS,(bir milyon Avusturya şilingi) 11.2.1991'de 280,000.00 ATS(ikiyüzseksen bin Avusturya şilingi) transfer ettiğini,bu meblağları Akdeniz Garanti Bankasının 9514225 no'lu hesabı vasıtasıyla Davalı -No.1 ve/veya Davalı No.2'nin 160001 ve/veya 170345 numaralı hesaplarına gönderdiğini,konu paraların bu hesaplar vasıtasıyla da Davalılara intikal ettiğini,bu meblağlarla ilgili olarak havale masrafı olarak toplam 18,336.00 ATS(onsekiz bin üçyüz otuzaltı bi-n..) ödediğini,bu meblağları temin babında mallarını rehin ve/veya ipotek verdiğini ve bu işlemler için 13,862.00 ATS (onüçbin sekizyüz altmış iki bin..) masraf ve vergi verdiğini, Davalıların tüm bu meblağları,keza kendisinin bankaya ödeyeceği faizin %2 f-azlasını kendisine ödemeyi Davalıların beyan ve taahhüt ettiklerini, kendisinin bankaya %10 faiz ödediğini,bu nedenle Davalıların kendisine ödemesi gereken faiz oranının %12 olduğunu,takriben Ağustos 1996 tarihine kadar Davalılara yardımcı olduğunu, gerek-li makine ve/veya ekipman tedariki için muhtelif defalar Almanya'ya seyahat ettiğini, ilişkilerinin iyi olması nedeniyle Ağustos 1996 tarihine kadar ödemeler hususunda ihtilaf çıkmadığını, Davalıların bu tarihe kadar kendisine ödemeler ve/veya harcamalar y-aptıklarını, ilişkilerinin bozulduğu tarihten itibaren herhangi bir ödeme yapmadıklarını, Davalıların kendisine yaptığı ödemelerden sonra halen 1 milyon, 325bin, 697 ATS borçları bulunduğunu belirterek, işbu meblağı, faizini ve/veya zarar-ziyan ödenmesini -talep etmektedir.
Davalılar ise dosyaladıkları müdafaa takrirlerinde kısaca, Davacının mühendis olduğunu ve içki üretimi ile iştigal ettiğini, ilgili zamanlarda Davalılarla birlikte çalıştığını, fabrikanın kurulması veya modernize edilmesi amacıyla, tara-flar arasında bir mutabakat olduğunu,Avusturya'dan(2) yıl içinde ödenmek üzere para transferi yapıldığını, Davacının 3.7.1990 tarihinde Davalılar adına veya Davalıların bankaları vasıtasıyla takriben 30.000 ATS(otuz bin) 21.9.1990 tarihinde 1,000,000 ATS,(-bir milyon..) 11.2.1991 tarihinde takriben 280,000 ATS(ikiyüz seksen bin gönderdiğini, bunun için mallarını rehin veya ipotek ettiğini,bu işlemler için vergi ve masraf yaptığını,bu parayı %2 faiz fazlası ile Davacıya ödeyeceklerini taahhüt ettiklerini red -ve inkar ettikten sonra, Davacı kendileri adına yurt dışına gitmişse,tüm masraflarının kendilerince karşılandığı,Davacıya herhangi bir borçları olmadığı için, ödeme konusu ve/veya ödemede ihtilaf diye birşeyin söz konusu olamayacağını, Davacıya ödemede bul-unup,sonra iş ilişkileri bozulunca, borç ödemekten vazgeçtikleri iddiasının uydurma olduğunu, Davacıya pek çok ödeme yapıp, para verdiklerini ve masraf yaptıklarını,ancak bunların herhangi bir borçla ilişkisi olmadığını, yaptıkları bu ödeme veya harcamalar-ın tutarının, Davacının iddia ettiği miktarlardan çok fazla olduğunu,Davalı No.1'in Davacıyla takriben 1989 yılı Mart ayında tanıştığını, Davacının kendilerine talep takririnde iddia edildiği şekilde hizmet verdiğinin doğru olmadığını,ancak Davalı no.2'ye -ait fabrikada bir süre çalıştığını,Davacının 1989 yılı Mart ayında Davalı
No 1'in ofisine gelerek kendisiyle görüştüğünü, bir Avusturya firmasının temsilcisi olduğunu ve/veya bu firmanın bira ürettiğini belirttiğini,Davacının bu birayı Kuzey Kıbrıs'a itha-l edip satmasını önerdiğini, ancak Davalının bu öneri ile ilgilenmediğini Davacıya ifade ettiğini ,sözü edilen görüşmede, Davacının Kuzey Kıbrıs'ı çok sevdiğini, bir iş bulursa buraya yerleşmek istediğini, makine ve elektrik mühendisi olduğunu söylediğini -ve Davacıya iş imkanı yaratmasını Davalı No.1'den talep ettiğini, bilahare 3-5 defa daha ziyaret ettiğini, taraflar arasında samimiyet doğduğunu, hayat hikayesini anlattığını, Davalı No.1'in bundan etkilendiğini, Davacıyı fabrikaya aldığını ve bütün masraf-larını ve otel parasını da karşılamaya başladığını, zamanla dostluk ilişkisinin ilerlediğini, Davalı No.1'i "baba" gibi görmeye başladığını ve ömür boyu Davalı No.1 ile birlikte kalıp, ona hizmet etmek istediğini söylediğini, takriben 1990 yılında Avustury-a'da annesinin öldüğünü belirtmesi üzerine, Davacıya uçak bileti temin edip harçlık da vererek, Avusturya'ya gönderdiğini, Davacının ailenin bir ferdi gibi muamele gördüğünü, yatı, iaşe-ibate, giysi masraflarının kendileri tarafından karşılandığını, gününü- fabrikada geçiren Davacının yeri geldikçe bazı işler de yaptığını, miras işleri için Davacının tüm masrafları karşılanarak Avusturya'ya gönderildiğini, ordan Davalı no.1'i arayarak minnettarlığını belirttikten sonra, Avusturya'daki daireyi sattığını, elde- ettiği parayı Davalı 1'e hibe etmek istediğini bildirdiğini, para transferi için Davacıya hesap numarası verilmesini istediğini, Davalı No.1'in iki hesap numarası verdiğini ve Davacının 160001 numaralı hesaba önce 4,211.80 mark,(dörtbin ikiyüz onbir sekse-n) bilahare 142,050,00 mark(yüz kırk iki bin elli) ve 170345 numaralı hesaba 39,619.84 mark(otuzdokuz bin altıyüz ondokuz.seksen dört) hibe olarak transfer ettiğini, bu arada Davacının masraflarının karşılanmaya devam edildiğini, bu masrafların gün geçtikç-e arttığını, fuzuli masraflar yapmaya başladığını, otel hayatından usanarak, bir barınak temini istediğini, bunun üzerine fabrikanın üst katında Davacı için merkezi ısıtmalı bir özel lojman inşa ettirildiğini, kaliteli eşyalarla donatıldığını, bu arada Dav-acıya kullanması için sıfır kilometre yeni bir araba tahsis ettiğini, Davacıyı evlendirdiğini, masrafları Davalıların karşıladığını, Davacının dinini değiştirip, müslüman olduğunu, bunun için gerekenleri yapıp yardımcı olduklarını, Davacı evlendiği zaman, -evleneceği kadına hediye edeceği ziynet eşyasının bedelini, bu kadının annesinin ameliyat parasını, Davacının üvey çocuklarına aldığı hediyelerin parasını da Davalı No.1'in ödediğini, Davacı ile eşini balayına yurt dışına gönderdiğini, vatandaş olmasını sa-ğladığını,ikinci bir ev temin edip, kiralarını ödediğini, eşyalarını döşediğini, bu arada ilk zamanlarda anlayışlı ve yumuşak davranan Davacının, zaman geçtikçe kavgacı ve geçimsiz mizacını ortaya koyup, fabrika personeli ile uyarılara aldırmayarak, olayla-r yarattığını, takriben 1996 yılı içinde ve/veya Şubat ayında Almanya'da ve/veya Polonya'da iş bulduğunu beyan ederek, oraya gitmek için yardım istediğini, Davalı No.1'in Davacıyı Almanya'ya gönderdiğini ve Kıbrıs'ta kalan eşine de ödemelerde bulunduğunu, -Davacının takriben 1996 Haziran'da Kıbrıs'a döndüğünü ve fabrika personeli ile kavgalar çıkardığını, Davalıları Avrupa firmalarına kötülemeye başladığını, bunun üzerine Davalı No.1'in Davacı için satın alınan daireye Davacının taşınmasını temin edip, fabri-ka ile ilişkisini kestiğini beyanla, davanın masraflarla reddini talep etmişlerdir.
Davanın duruşmasında, Davacı bizzat şahadet vermiş ve çevirmen tanık dahil, lehine üç tanık dinletmiştir. Davalı da bizzat şahadet verip, lehine iki tanık dinletmiştir. B-u arada Mahkemeye 46 adet emare sunulmuştur.
Taraflar Alt Mahkemedeki şahadeti sırasında talep ve savunmaları doğrultusunda şahadet sundular, keza Davalılar, Davacının iddiaları karşısında 1 Şubat 1996 tarihinde içki fabrikasının kurulmasına ilişkin oriji-nal borç verme anlaşması yerine, Davalılarla ev ve ofisi ömür boyu kullanma karşılığında alacağına karşılık 1 milyon şilingle iktifa etmek suretiyle bir yeni anlaşma yaptığını iddia ettiler ve ilk anlaşma ortadan kalktığından Davacının orijinal anlaşma tah-tında dava açamayacağı, iddiasındadırlar.
Davanın olgularının özetle şöyle olduğu anlaşılmaktadır:-
Davacının iddialarına göre takriben Mart 1990 tarihlerinde Davacı, geri ödemeleri en erken iki yıl zarfında yani 1992 yılında yapılmaya başlanması kayd-ıyle Davalılara borç vermiştir. Ancak ilişkilerin iyi olması nedeniyle Davalılar 1990 ile 1991 yıllarında belli meblağları Davacıya ödedikten sonra geri ödemeler konusunda Ağustos 1996 tarihine kadar taraflar arasında ihtilaf çıkmamıştı ve o tarihe kadar D-avalıların kendisine yaptığı ödemelerden sonra Davalıların hala 1,325,697 ATS (bir milyon üçyüz yirmi beş bin altıyüz doksan yedi Avusturya şilingi)borçları bulunmakta idi. Bu arada taraflar 1 Şubat 1996 tarihinde yaptıkları bir mutabakatla Davalıların Dav-acıya 1 milyon Avusturya şilini ödemeleri ve Davalılara ait fabrika üstünde bulunan dairenin ve ofisin ömür boyu kullanma hakkını Davacıya bahşetmeleri halinde Davacı geri kalan alacağından vazgeçecekti.
Davalıların iddialarına göre ise, Davalılar tarafla-r arasında bir iş ilişkisi olduğunu ve Davacının kendilerine para verdiğini kabul etmelerine karşın, bu meblağın karşılığını Davacı için yaptıkları masraflar nedeniyle ödediklerini, bu nedenle yaptıkları ödemeler Davacıya olabilecek herhangi bir borç mikta-rını da geçmiştir. Keza Davalıların iddilarına göre Davacı ile aralarındaki ilişki iş ilişkisinden farklı bir boyutta olup Davacı kendilerine borç değil, hibe vermiştir.
Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi 19/01/2001 tarihinde vermiş olduğu kararında, ik-inci anlaşma sadece değişiklik mi, yoksa Davalıların iddia ettiği gibi orijinal anlaşmayı ortadan kaldıran bir iptal mi olduğunu incelerken şu görüşlere yer vermiştir :-
"Davacı bizzat şahadetinde Davalılarla 1 Şubat 1996 tarihinde orjinal anlaşma dışında -yeni bir anlaşma yaptığını söylemektedir. Buna göre Davalılar Davacıya 1 milyon Avusturya şilini ödeyecekler ve Davacı daha fazlasından vazgeçecektir. Buna karşılık Davalılar Davacıya oturduğu evi ve ofisi ömür boyu kullanma hakkını bahşedecektir.
Acaba bu- yeni sözleşme bir değişiklik mi yoksa orijinal anlaşmayı ortadan kaldıran bir iptal midir? Eğer bir iptalse ivazı varmıdır?
Davacının alacağının bir kısmından vazgeçmesine karşılık ömür boyu evde ve ofiste oturma biçimindeki anlaşmanın orijinal sözleşmeyi- esaslı bir biçimde değişikliğe uğrattığına ya da orijinal sözleşmeyi temelden değiştirdiğine kuşku yoktur. Bunun ise bir değişiklik (variation)değil bir iptal(recession) olduğu aşikardır. Çünkü ortada orijinal sözleşmenin iptaline müncer olacak derecede b-ir değişiklik söz konusudur. Yeni sözleşmenin acaba ivazı varmıdır? Davacının şahadeti ışığında sözü edilen evde ve ofiste ömür boyu ikamet karşılığında Davacı alacağını 1 milyon Avusturya şilini ile sınırladığını ve bu şekilde anlaştıklarını açıkca ifade -etmektedir. Bu durumda yeni bir sözleşmenin ivazının da mevcut olduğu hususunda da bir tereddüt olamaz.
Taraflar arasında Şubat 1996'da yeni bir anlaşma yapıldığı hususunda bulgu yapmamızın bu davada herhangi bir yararı olmıyacağı gibi, ileride açılması m-uhtemel bir davaya da müdahale anlamı taşıyacağı için bu hususla ilgili bu safhada bir bulgu yapmayı gereksiz görürüz.
Bu çerçevede Davacının talep takririni incelediğimizde Davacının şahadeti sırasında belirttiği bu sözleşme yerine iptal edilmiş orj-inal sözleşmeye dayanarak dava ikame ettiği görülmektedir.Bunun ise mümkün olmadığı sarihtir. Çünkü orjinal dava sebebi iptal edildiğinden ortada dava sebebi kalmamıştır. Bu belirtilenler ve yapılan değerlendirmeler ışığında Davacının davasının reddedilmes-i gerekmektedir."
Bidayet Mahkemesi bu görüşler ışığında, Davacının davasını varolan yeni bir anlaşma ile ortadan kalkan bir önceki anlaşmaya dayandırdığı için dava sebebi bulunmadığı bulgusuna vardıktan sonra muhtemel bir istinafı göz önünde tutarak dav-ayı incelemeye devam etti ve Davacı tarafından Davalılara aktarılan paranın, Davacının iddia ettiği gibi borç olarak mı yoksa Davalıların iddia ettiği gibi hibe olarak mı verilip verilmediğini inceledi. Bu konuda tarafların üzerlerine düşen ispat külfetini- değerlendirdi. Bidayet Mahkemesi Davacının dava konusu parayı borç olarak verdiği konusunda ispat külfetini yerine getirdiği kanaatine vardıktan sonra Davalıların bu parayı hibe olarak aldıkları hususundaki iddialarını kanıtlamak üzere ispat külfetinin Da-valılara geçtiğine değinerek Davalıların bu husustaki ispat külfetlerini yerine getiremedikleri görüşüne vardı.
Neticede, Bidayet Mahkemesi Davacının davasını yukarıda izah edilen teknik bir hususta başarılı olamadığı bulgusuna vararak masrafsız reddetmiş-tir.
Davacı bu karardan istinaf etmiştir. Davacının istinaf ihbarnamesinde dört istinaf sebebi yer almış olmakla beraber bunları aşağıda özetlediğimiz şekilde değerlendirmeye tabii tutmayı uygun gördüğümüz iki başlık altına toplamak mümkündür:
1.Taraflar -arasında 1 Şubat 1996 tarihinde gerçekleşen mutabakat, orijinal anlaşmadaki ödeme şekillerini düzenleyen bir değişiklik olup bunun orijinal anlaşmayı iptal eden ve yerini alan yeni bir anlaşma olduğu hususundaki Mahkeme bulgusu yanlış ve hatalıdır.
2.Mahk-eme huzurundaki tüm şahadet neticesinde taraflar arasındaki orijinal anlaşmada 01.02.1996 tarihinde meydana gelen değişikliğin taraflar arasındaki orijinal anlaşmadaki ödemelerin bir düzene bağlanması veya kısmı bir değişiklik olduğu orijinal anlaşmayı ort-adan kaldıran bir değişiklik olmadığı konusunda bulguya varmaması nedeniyle Bidayet Mahkemesi kararı hatalıdır.
Bidayet Mahkemesi yapılan iddialar karşısında özetle,
1 Şubat 1996 tarihinde Davacının daire ve ofisi ömür boyu kullanma karşılığında alacağın-ı 1 milyon şilingle sınırlandırması hususunun taraflar arasında olan orijinal anlaşmaya esaslı bir değişiklik teşkil ettiğini, bunun da değişiklik (variation)değil, iptal(recission) niteliğinde olduğuna kanaat getirdi ve davanın reddedilmesi gerektiği neti-cesine vardı. Ancak Davacının davasını kabul etmiş olsaydı Davacı tarafından Davalılara verilen paranın borç olduğu konusunda ispat külfetini yerine getirmiş olduğu bulgusuna da vardı.
Acaba Bidayet Mahkemesinin görüşleri doğrultusunda orijinal anlaşm-a gerçekten iptal(rescinded)edilmiş miydi? İptal etme niyeti varmıydı?
Davacının davasında başarılı olamıyacağı görüşüne vardıktan sonra muhtemel bir istinafı göz önünde tutarak olguları inceleyen Bidayet Mahkemesi, taraflar arasındaki ilişkinin bir borç--alacak ilişkisi olduğu hususunda bulgu yapmıştır. İstinaf konusu yapılmadığı cihetle bu bulgu geçerli bir bulgu olarak önümüzde durmaktadır.
Bidayet Mahkemesi, Davacının Davalılara vermiş olduğu paraların hibe olduğu hususundaki ispat külfetini Davalıla-rın yerine getirmediği hususunda da bir bulgusu vardır. Bu da bir istinafla konu edilmemiştir. Dolayısıyle Davacının Davalılara verdiği paraların hibe olduğu hususunda Davalıların ispat külfetini yerine getirmedikleri kabul edilmelidir.
Bu durumda ilgili t-arihlerde Davacının Davalılardan bir alacağının mevcut olduğu ve bu alacağının tatmin edilmediği kabul edilmelidir.
Huzurumuzdaki istinafa konu olgulara bakıldığı ve sunulan şahadet incelendiği zaman Davacı bu alacağına karşılık 1,325,697ATS talep ettiği-ni, daha sonra ise daire ve ofiste ömür boyu ikamet etmesi karşılığında bu alacak hakkını 1 milyon şiligle sınırlandırılmasını kabul ettiğini görüyoruz. Başka bir ifadeyle, alacağı olan 1,325,697.ATS'ye karşılık Davacı, 1 milyon şiline ek olarak Davalılar -ile daire ve ofiste ömür boyu ikamet etme hususunda anlaştığını, bu yüzden alacağının geriye kalan kısmının tatmin olacağını kabul etmiştir.
Bu durumda, her ne kadar da ikinci bir anlaşmanın varlığından söz etsek de bu husustaki anlaşma, Bidayet Mahkemes-inin bulguları doğrultusunda taraflar arasındaki
esas orijinal anlaşmayı, yani orijinal borç ilişkisini ve bu anlaşma tahtındaki Davacının haklarını sona erdirip, yerine yeni bir anlaşmanın geldiğini gösterir nitelikte olduğu söylenemez. Orijinal borç ili-şkisi tahtında Davacının alacağı halen baki olduğu nedeniyle taraflar Şubat 1996 da ikinci bir anlaşmaya varmıştır ve bu ikinci anlaşma orijinal anlaşmadaki alacağın nasıl gerçekleşeceğine yönelik yapılan bir anlaşmadır. Bu husus davaya has olgulardan ve B-idayet Mahkemesi huzurundaki şahadetten neşet eden sarih bir husustur.
Bidayet Mahkemesi kararında yasal durumu incelemeye tabii tutmuş ve özetle, tarafların Şubat 1996 da vardıkları borcun ödeme şekli anlaşmasının orijinal anlaşmayı ortadan kaldıran v-e yerine yeni bir anlaşma yaratan bir anlaşma olduğu, keza, Davacının bu yeni anlaşmanın gerisine gidemiyeceğini, Davacının sadece bu yeni anlaşma tahtında dava açma hakkı olabileceği nedeniyle, orijinal anlaşma tahtında dava hakkı artık bulunmadığı ancak -istinaf konusu davasını orijinal anlaşmaya dayandırdığı noktasından hareket ederek, Davacının davasını red etmiştir.
Yukarıda değindiğimiz gibi, Davacının da varlığını kabul ettiği ikinci anlaşma, orijinal anlaşmayı ortadan kaldırmadan sadece ödeme şeklin-deki şartlarda değişiklik veya ödemenin bir kısmından anlaşma ile sarfınazar edilmesine ve Davacının alacağını tatmin etmeye yönelik bir anlaşmadır. Neticede Davacı orijinal anlaşma tahtında öngörülen ödeme şeklinde ısrar etmemiştir. Bu ikinci anlaşma ile -orijinal anlaşmanın yerine getirilmesinde, değişik bir ödeme şekli amaçlandığına göre, ikinci anlaşmanın orijinal anlaşmayı tamamen ortadan kaldıran (rescission)ve taraflar arasında yeni bir borç ilişkisine dönüştüren bir anlaşmadan bahsedilemez. Bu durumd-a borç ilişkisi ortadan kalkmadığına göre, orijinal anlaşma tahtında Davacının hakları elinden alınmamıştır ve halen devam etmektedir. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin bu konudaki bulgusu hatalıdır.
Davacı tafsilatlı talep takririnde ve şahadetinde, tar-aflar arasındaki orijinal borç ilişkisi tahtındaki ödemelerin Ağustos 1996 tarihine kadar devam ettiğini ve Davalılar tarafından yapılan "ödemeler veya harcamalar"(ki bunlar arasında tafsilatlı talep takririnin 4(d)paragrafında belirtilen ve Davalılar tara-fından ödenen 28000 sterlinglik Davacı adına kaydedilen dava konusu olmayan bir evi de kapsamaktadır) düşüldükten sonra, geriye 1 milyon üçyüz yirmi beş bin altı yüz doksan yedi bin avusturya şilin alacağı olduğunu iddia etmekte ve bu meblağı talep etmekte-dir.
Halsbury's Laws of England 4th ed. Vol 9(1) at page 764 Para 1024:-
"Whether the parties intended to rescind or vary is to be determined in the light of all circumstances of the case;but the parties will be presumed to have intended to rescind the ol-d contract and to have substituted a new one wherever the new agreement is inconsistent with the orijinal to an extent which goes to the very root of it."
Gerek dava ile ilgili olgular gerekse Bidayet Mahkemesi bulgularına bakıldığında ne Davacı ne de Dav-alıların hiç bir zaman orijinal anlaşma tahtındaki sorumluluklarını ortadan kaldırmak niyetinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar ödemelerine devam etmekle ve Davacıyı ilgili daireye yerleştirmekle her iki tarafın da borç ilişkisini sona erdirme niyeti o-lmadığı görülmektedir. Taraflar arasında Şubat 1996 da varılan ödeme şekline ilişkin mutabakatın yeni bir anlaşmaya ivaz oluşturduğu söylenebilse bile Şubat 1996 dan sonra meydana gelen yeni ödeme şekli, esasa müteallik değildir ve esas borç ilişkisini ort-adan kaldırmadan sadece orijinal anlaşma tahtındaki alacağın geri ödenmesini gerçekleştirmek için bir ödeme yöntem ve şeklini belirleyen aranjman niteliğinde bir anlaşmadır ve tarafların müşterek rızasıyle yapılmıştır. Ayni şekilde Davacı alacağından hiç b-ir zaman vaz geçmediği gibi taraflar arasındaki esas borç ilişkisinin Şubat 1996 tarihinden sonraki dönemde de devam ettiğini göstermektedir.
H.L.(E) 1992. British and Beningtons,LTD. V. N.W. Cachar Tea Co. and Others.1923 L.R.,48,at page 68 davasında yaz-ılı anlaşmalarda yapılan sözlü değişikliklerle ilgili şöyle demektedir:-
"The change does not go to the very root of the orijinal contracts nor is it inconsistent with them: it merely varied the written contract by parol,the situation of the parties is bei-ng otherwise unchanged therefore, think that the agreement....has no effect on the orijinal contracts....and not having superseded the orijinal contracts. ..................
It was, however argued before your Lordships that, even so, the old contracts wer-e discharged because a varied contract is not the old contract,and as you cannot have a new and varied contract and an old and unvaried contract regulating the same thing at the same time, the old contract, like other old things, must be disregarded. As a -matter of formal logic, this may possibly be so but such was not the view taken by this House in Morris v. Baron(1) since, if their Lordships had thought that any variation whatever would make a new contract and discharge the old one, they would have said -so expressly and would not have dealt with the extent and completeness of the changes, as they did........but the discharge of the old contract must depend on intention tested in the manner settled in Morris v. Baron & Co."
Bir başka ifadeyle, Bidayet -Mahkemesi huzurundaki olgular, taraflar arasındaki Şubat 1996 tarihli yeni mutabakatın, sadece orijinal ödeme şeklinde taraflar arasında anlaşarak varılan bir değişiklik (consensual variation) olduğunu göstermektedir.
"A consensual variation is where the -parties to a contract agree in a subsequent simple contract to vary its terms as between the parties to the orijinal contract by way of a second contract."
-Halburys Laws of England 4th ed. Vol 9(1) Para 1019)
Huzurumuzdaki meselede esas anlaşmanın yazıl-ı anlaşma olmadığı gerçeği karşısında Bidayet Mahkemesi farklı ve eskiyi ortadan kaldıran ikinci anlaşmanın olduğu görüşüne varmadan tarafların niyetleri konusunda daha titiz olması gerekirdi. Davacı bu konuda şahadetinin bir kısmında şöyle şahadet vermiş-tir.(Mavi 83) :-
.....................
"S. Bu anlaşma ne içeriyordu, ne idi anlaşmanız?
C.Kendisinden alacağıma karşılık nakit olarak bir milyon
şilin ödeyecekti ve evi ve ofisini ömür boyu
kullanacaktım. Bedel ödemeden.
S. Bu anlaşma bundan ibaret midir- yoksa başka üçretlerin
de var mıdır anlaşmanız tam bu muydu?
C. Almanca olarak ajandamdadır 1.2.96'da yazdığımı
ingilizce olarak tercüme ediyorum.Ahmet ile yaptığımız
toplantı bir milyon şilin üzerinde anlaşmaya vardık.
Üzerinde anlaşmaya bilahare v-ereceğimiz ekstra faiz nakit
olarak 10 milyon TL. Nakit aldım.
S. Anlaşma ne idi onu söyle
C. Ajandama yazılı olanları vereyim. Daire beleş Mağusa
içerisindeki ev bana kalacak, Araba beleş olarak.
Elektrik saati satın alınacak. Gelen hafta Viyana'ya -uçuş.
Cumartesi Avusturya yolları ile Viyana'ya uçuş ve hafta
sonu dönüş. Elektrik saatini Avusturyadan satın almam
gerekir, ofise de bir tane. Bütün odalar benim için
hayatım boyunca bunun tapu dairesinde teyidi,
konuştuklarımız bunlardır.
S. Anlaşma-nız budur?
C. Bunun için kendisine ben şeyleri veriyordum bedel
olarak kendisine 1.961.332.83 bir milyondan üstünü
bırakıyordum.
S. Yani bir milyonun üzerinden fazlasını istemeyecektin.
C. Eğer anlaşmadaki bana verilecek olanı almış olsaydım."
..........-...........
Bu son mutabakatın taraflar arasındaki orijinal anlaşmanın köküne inen ve onu ortadan kaldıran esasa müteallik bir değişiklik olmadığı görüşündeyiz. Şubat 1996'daki mutabakat, taraflar arasındaki esas borç ilişkisini sona erdirmek vey-a herhangi bir şekilde mezkur anlaşmayı iptal etmek niyetiyle yapılan bir anlaşma veya mutabakat değildir. (Ayrıca Bak Morris v. Baron 1918 L.R. 1)
Davacının da şahadetinde kabul ettiği gibi,taraflar arasında meydana gelen yeni ödeme şekline ilişkin anla-şma neticesinde,Davalılar orijinal anlaşma tahtındaki borçlarına mahsuben değişik şekillerde ödemeye gittiler ve Davacıda şahadetinde belirtiği gibi bu ödemeler ve de borcuna mahsuben Davalılar tarafından yapılan harcamalar, tadil edilmiş talep takririnde -belirttiği şekilde alacağından düşüldükten sonraki taleplerini içermektedir. Bu meselede değişik ödeme şekli, Davacının orijinal anlaşmadaki hukuki haklarından vazgeçtiği veya ortadan kalktığı nitelikte yorumlanamaz.
Tüm bu görüşlerimiz neticesinde Bidaye-t Mahkemesinin bu davaya has olgular çerçevesinde ikinci anlaşmanın birinci anlaşmayı ortadan kaldırdığına yani iptal(rescind)ettiğine dair görüş ve bulgusu, hatalıdır.
Son olarak şu hususu da belirtmekte fayda vardır.Bidayet Mahkemesinin Davalıların Dav-acıya borçları bulunduğu konusunda bulguya vardıktan sonra Davacının faiz talebiyle ilgili olarak herhangi bir görüş beyan etmemesi bir hata ve eksikliktir. Yukarıdaki görüşlerimiz ve istinafın kabul edildiği noktasından hareket ederek adaletin tecellisi -açısından bu eksikliği gidermemiz gerekmektedir.
Davacı şahadetinin bir kısmında verdiği paraya karşılık Davalıların faiz ödemeyi de taahhüt ettiklerini,6 Ağustos 1996 tarihinden itibaren herhangi bir ödeme yapmadıklarını,keza ilgili tarihlerde 1,7-00,000 ATS artı faiz alacağı bulunduğunu,bu rakamın muhasebeci vasıtasıyle hesaplandığını
ve talep ettiği meblağın ise ödenen ve kendisine Davalılar tarafından yapılan harcamalar çıkarıldıktan sonra kalan meblağ olduğunu söylemiştir. Davacı talep takririn-de faiz oranının %12 olduğunu ileri sürmekte ve %12 faiz talep etmektedir. Ancak sunulan şahadet Davalıların faiz ödemeyi kabul ettiklerini ortaya koymasına rağmen uyuşulmuş faiz oranının %12 olduğunu kanıtlamaktan uzaktır. Keza tadil edilmiş talep takriri-nin 4.paragrafının son cümlesinde yer alan 36bin 239.26 ATS faiz veya zarar ziyanla ilgili belirtmiş olduğu hususun kanıtlandığı veya şahadetle yeterince desteklendiği görüşünde de değiliz. Bu konu ile ilintili olarak tesbit edilebilen yegane husus ise tar-aflar arasında meydana gelen ciddi ihtilaf nedeniyle, Ağustos 1996 dan itibaren Davalılar tarafından Davacıya ödeme yapılmamasıdır. Bu nedenlerle Davacıya 1milyon,325bin,697 ATS (Avusturya şilingi) üzerinden yasal faizin ödenmesi ve bu faizin Ağustos 1996 -tarihinden itibaren uygulanmaya başlamasının adil ve yerinde olacağı görüşündeyiz.
Neticede, yapılan istinaf kabul edilir. Bidayet Mahkemesinin 19/01/2001 tarihli kararı iptal edilerek Davacı leyhine Davalılar aleyhine müstereken ve münferiden 1milyon,32-5bin,697 ATS (Avusturya şilingi)ile bu meblağ üzerinden 31/8/1996 tarihinden itibaren yasal faiz ve dava masrafların ödenmesine hüküm ve emir verilir.
İşbu istinaf masraflarını, Mahkeme Mukayyidi tarafından takdir edildikten sonra Davalılar Davacıya ödeye-cektir.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
16 Mart, 2004
-
16
-
Full & Egal Universal Law Academy