-D.7/03 Yargıtay/Hukuk : 39/02
(Girne Dava No: 870/2000)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti :Taner Erginel,Başkan,Gönül Erönen,Seyit A. Bensen.
İstinaf eden :2.Ekonomi ve Maliye Bakanlığı vas.ile KKTC,L/şa. 3.Tasar-ruf Mevduatı Sigorta Fonu, KKTC Merkez
Bankası, Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen : 1. Haluk Avni Akman, Girne
2. Seval Akman, Girne
3.- Niyazi Akman, Girne.
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden no.2 namına : Kıdemli Savcı Ersoy Ölçter
İstinaf eden no.3 namına : Avukat Ali F. Yeşilada
Aleyhine- istinaf edilen 1,2,3 namına : Avukat Mustafa Güryel.
Girne Kaza Mahkemesinde 870/00 sayılı davada 17.1.01 tarihinde verdiği karara (İlker Sertbay Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı) karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
- --------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel : Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Seyit A. Bensen okuyacaktır.
Seyit A.Bensen : Aleyhine istinaf edilen davacılar, davalı No.1 Banka nezdinde 9.5.2000 tarihi itibarıyle davacı -No.1'in £5,666.24, Davacı No.2'nin £5,364.19 ve Davacı No.3'ün de £5,362.22 sterlin mevduat hesabı bulunduğunu, her üç hesabın da %4 faiz taşıdığını, 21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta fonu Yasasının 9. maddesi kapsamında olduklarını ve buna istinade-n söz konusu mevduatların 1/18'ini faizleriyle almaya hakları olduğunu, nitekim 12.4.2000 ve 9.5.2000 tarihinde mezkûr taksitlerin davacılara ödendiğini; ancak daha sonra ödenmediğini, yazılı talep ihbarına rağmen davalıların haksız ve kanunsuz olarak dav-acıların yasal olarak almaya hak kazandıkları mevduatlarının 1/18'ini ödemediklerini ileri sürerek davalılar aleyhine münferiden ve müştereken
Davacıların 21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasası kapsamında oldukları hususunda beyan edici bir -emir,
Davacılara ait mevduatların 1/18'nin mevduat
sahiplarine ödenmesi için emir için hüküm talep ettiler.
Davalı No.1 banka isbatı vucut muhtırası dosyalamış olmasına rağmen Müdafaa takriri dosyalamadığı gibi davanın duruşmasında da hazır bulunmamı-ştır.
Davalı No.2 ve 3 ise dosyaladıkları müdafaa takririnde özetle davalı No.1 bankanın 29.1.2001 tarihinde Şirket İstida No. 19/2000 sayılı istida ile Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından tasfiyesine karar verildiğini, bu nedenle davacıların dava açabilme-leri için Mahkemeden izin almaları gerektiğini, izin almadıkları nedeniyle bu davanın daha ileri gidemeyeceğini iptidai itiraz olarak ileri sürmüşlerdir. Davalılar müdafaalarına devamla davacı No.1'in davalı No.1 bankanın yönetim kurulu üyesi olduğunu, dav-acı No.2 ve davacı No.3'ün sırasıyle davacı No.1'in eşi ve oğlu olması nedeniyle davacıların 21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasasının 9. maddesinin 4. fıkrası kuralları kapsamında olmadıklarını ve davacılara yapılan ilk taksit ödemenin hatae-n yapıldığını ileri sürerek davanın iptalini talep ettiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme, davacı No.2 ve No.3'ün davacı No.1'in eşi ve oğlu olduğunu, davacı No.1'in davalı No.1 bankanın yönetim kurulu üyesi olduğunu ancak davacı No.1'in 1999 yılı Haziran-Te-mmuz ayında yapılan banka genel kurulunda yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, bu istifa kararının Şirketler Mukayyitliğine bildirilmesine rağmen işleme 9.12.1999 tarihinde konduğunu, bu tarih esas alınsa dahi 9.12.1999 tarihinden sonra davalı No.1 -bankanın yönetim kurulu üyesi olmadığını, keza davacı No.1'in davalı No.1 bankanın hissedarı olmasına rağmen bu hissesinin %10 ve daha fazlası olmayıp %1 civarında olduğunu, davalı No.1 bankanın yönetimine 21.1.2000 tarihinde yetkililerce el konduğunu ve b-ilahare yönetimin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçtiğini, davalı No.1 bankanın yönetimine el konulduğu tarihte davacı No.1, davalı No.1 bankanın yönetim kurulu üyesi olmadığını, 21/2000 sayılı yasanın 9(4) maddesi ve diğer ilgili maddeleri incelendiği -zaman davalı No.1 bankanın yönetimine el konulduğu tarihten önceki yönetim kurulu üyelerinin tasarruf mevduatlarının da Fonun Sigortası kapsamı dışında olduğuna dair hüküm mevcut olmadığını veya yasanın geriye dönük uygulanacağına dair açık veya zımni bir -kural mevcut olmadığını, bu nedenle davacıların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamı dışında tutulmalarının yasal olmadığını belirterek davacıların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında olduklarına karar verdi. İlk Mahkeme, ayrıca, talep takririnin (-a) paragrafı gereğince emir verildiği cihetle talep takririnin (b) paragrafı gereğince emir vermeyi gereksiz buldu. Davalıların iptidai itirazını da inceleyen İlk Mahkeme, talep takririnin isteme ilişkin paragrafı dikkate alındığında davacıların davalı No.-1 bankadan herhangi bir istemin söz konusu olmadığını, ilaveten Fasıl 113 Şirketler Yasası, madde 220'ye göre tasfiye emri verilmiş bir şirket için mahkemenin izni olmadan açılmış bir davanın devamının mümkün olmadığını belirtti ve davalı No.1 banka için -29.1.2002 tarihinde mahkemece tasfiye emri verildiğine ve davanın devamı için de mahkemeden herhangi bir izin alınmadığı cihetle de bu davada davalı No.1 banka aleyhine karar verilmesinin mümkün olmadığından davalı No.1 banka aleyhine olan davaları ret ve -iptal etti.
İstinaf eden davalı No.2 ve No.3 İlk Mahkemenin hükmünün aşağıdaki sebeplerden ötürü hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi.
Muhterem Mahkeme, tüm şahadet ve emareler ışığında davacı No.1'in ve/veya davacıların Tasarruf Mevduatı Sigort-a Fonu kapsamında olduklarına karar vermekle hatalı hareket etmiştir.
Muhterem Mahkeme, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasasını yanlış yorumlayıp davacıların yasa kapsamında olduklarına ve özellikle yasanın 9(4) maddesi kapsamında olmadıklarına karar verm-ekle hatalı hareket etmiştir.
Muhterem Mahkeme davalı No.2 ve No.3 aleyhine masraf vermekle hatalı hareket etmiştir.
1 ve 2. istinaf sebepleri birbiri ile bağlı olduğu ayni husus ve noktayı ilgilendirdiği cihetle her ikisini birlikte tezekkür etmeyi uyg-un gördük.
Mahkemeye dosyalanan layihalardan görüleceği gibi davacılar 21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasası kapsamında olduklarını iddia ederken davalı No.2 ve No.3 ise davacıların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasası kapsamında olmadıkl-arını iddia etmektedirler.
21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasasının 9(1) ve (4). maddeleri aynen şöyledir.
"9(1). Bankalardaki tüm tasarruf mevduatları Fonun
sigortası altındadır.
(2). ..............
(3). ..............
(4-). Bir bankanın sermayesinin %10 (yüzde on)
ve daha fazlasına sahip ortakları ile Yönetim
Kurulu Başkan ve üyelerine, Genel Müdür ve Genel
Müdür Yardımcılarına, Denetçilerine ve bunların
ana, baba, eş ve çocuklarına ait o bankadaki
tasarruf mev-duatı, fonun sigortası kapsamında
değildir."
Bu yasanın 18. maddesine göre yasa Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten başlayarak yürürlüğe girer. Yasa 10.3.2000 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu durumda 21/2000 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği- tarih 10.3.2000'dir. Ancak bu yasa 23.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 40/2001 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasası ile yürürlükten kaldırılmıştır. 40/2001 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasasının 9(1) ve (4). maddeleri de aynen şöyl-edir.
"9(1). Bankalardaki tüm tasarruf mevduatları Fonun
sigortası altındadır.
(2). ..............
(3). ..............
(4). Bir bankanın sermayesinin %10 (yüzde on)
ve daha fazlasına sahip ortakları ile Yönetim
Kurulu Başkan ve üyeler-ine, Genel Müdür ve Genel
Müdür Yardımcılarına, iç ve dış denetçilerine ve
bunların ana, baba, eş ve çocuklarına ait o
bankadaki, tasarruf mevduatı, fonun sigortası
kapsamında değildir."
Görülecektir ki 40/2001 sayılı yasanın 9(4) maddesi ile- ilga edilen 21/2000 sayılı yasanın 9(4) maddesi, altı çizilen sözcüklerden küçük bir ayrıntı dışında, hemen hemen aynidir. Gerek 10.3.2000 tarihinde yürürlüğe giren 21/2000 sayılı yasa, gerekse 23.11.2001 tarihinde yürürlüğe giren 40/2001 sayılı yasanın 9-(4)maddeleri bankanın sermayesinin %10 (yüzde on) ve daha fazlasına sahip ortakları ile Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine ......... ve bunların ana, baba, eş ve çocuklarına ait o bankadaki tasarruf mevduatı, fonun sigortası kapsamında değildir. Bu maddeni-n içeriğinde geriye dönük olarak uygulanacağına dair herhangi bir ibare olmadığı açıktır. 10.3.2000 tarihinde yürürlüğe giren 21/2000 sayılı yasanın 18. maddesinde yasanın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten başlayarak yürürlüğe gireceği belirtilmektedir.- Bu durumda yasanın 9(4) maddesi ileriye dönük olarak yürürlüğe girmiştir.
Yasanın 9(4) maddesinde belirtilen kişiler dışında, yasanın 9(1) maddesine göre bankalardaki tüm tasarruf mevduatları Fonun sigortası altındadır.
Davacı No.1, İlk Mahkemede v-ermiş olduğu şahadette, davalı No.1 bankanın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, ancak Şirketler Mukayyitliği kayıtlarına göre 9.12.1999 tarihinden sonra, yani davalı No.1 bankanın yönetimine el konulduğu 21.1.2000 tarihinden önce davalı No.1 bankanın Yönetim K-urulu üyesi olmadığını isbat etmiştir. Keza, davacı No.1, davalı No.1 bankanın hissedarı olmasına rağmen bu hissesinin yasanın aradığı %10 ve daha fazlası olmayıp %1 civarında olduğunu da isbat etmiştir. Davalı No.1 bankanın yönetimine yetkililerce 21.1.20-00 tarihinde el konulmuş ve bilahare bankanın yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçmiştir. Bu durumda davacı No.1, davalı No.1 bankanın yönetimine el konulduğu 21.1.2000 tarihinde bankanın Yönetim Kurulu üyesi değildi, 21/2000 sayılı yasanın 9(4) m-addesi ve diğer maddeleri incelendiği zaman davalı No.1 bankanın yönetimine el konulduğu 21.1.2000 tarihinden önceki Yönetim Kurulu eski üyelerinin tasarruf mevduatlarının da Fonun sigortası kapsamı dışında olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm mevcut değild-ir. Başka bir ifade ile yasanın geriye dönük uygulanacağına ilişkin açık veya zımni bir hüküm yoktur. Kanımızca, 21/2000 sayılı yasanın 9(4) maddesinde yer alan hükümler yasanın yürürlüğe girdiği 10.3.2000 tarihinden itibaren bankanın sermayesinin %10 ve d-aha fazlasına sahip ortakları ile Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine ve bunların ana, baba, eş ve çocuklarına ait o bankadaki, tasarruf mevduatı fonun sigortası kapsamında değildir. Yasanın bu hükmü istifa etmiş Yönetim Kurulu eski başkan ve üyelerini kaps-amına almak istemiş olsaydı ayni yasada sarih olarak belirtilmesi gerekirdi. Bu hükümde veya yasada böyle açıklık olmadığı cihetle bu hüküm Yönetim Kurulu eski Başkan ve üyelerini kapsamamaktadır. Dolayısıyle davacı No.1'in davalı no.1 banka nezdindeki tas-arruf mevduatı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun sigortası altındadır. Davacı No.1 Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında olduğundan haliyle davacı No.1'in karısı ve oğlu olan Davacı No.2 ve No.3'ün de tasarruf mevduatları, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fo-nu kapsamında olması gerekir.
İlk Mahkeme davacıların tasarruf mevduatlarının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında olduklarına karar vermekle hata işlemiş değildir. Bu nedenle 1 ve 2. istinaf sebepleri ret ve iptal olunur.
İstinaf edenin dava ma-srafları ile ilgili 3. istinaf sebebine gelince, mahkemelerin masraflar hususunu karara bağlarken geniş takdir yetkileri vardır. Ancak bu takdir yetkisi adli bir takdir olduğundan bu yetki keyfi veya hissi olarak kullanılamaz. Prensip olarak kusurlu olmaya-n taraf davayı kazanmışsa masraflarını bir hak olarak alması gerekir. Bu nedenle İlk Mahkeme davacıları haklı bulup leyhlerine hüküm verdikten sonra dava masrafı için de davacılar lehine hüküm vermekle hatalı hareket etmiş değildir. Bu nedenle 3. istinaf s-ebebi de iptal olunur.
Davalı no.3 avukatı istinafın duruşması esnasında davalı No.3'ün kamu tüzel kişiliği haiz bir organ olduğunu ve vermiş olduğu kararın veya yaptığı işlemin mahiyeti özel hukuk dalında olmayıp kamu hukuku kapsamında olduğunu KKTC A-nayasasının 152. maddesinin öngördüğü anlamda yönetsel mahiyette olduğunu, bu nedenle yetkili Mahkemenin Kaza Mahkemesi olmayıp Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu ileri sürmüştür. Davalı No.3 bu iddiasını İlk Mahkemede ileri sürmedi. İlk Mahkemede ileri sürül-meyen bu iddia Yargıtay'da ileri sürülebilir mi? Mahkemenin yetkisine ilişkin itirazların İlk Mahkemede öne sürülmese ve istinaf sebepleri arasında yer almasa bile, bu istinafta olduğu gibi, Yargıtay'da öne sürülebileceğini ve hatta öne sürülmese bile Yarg-ıtay tarafından doğrudan dikkate alınabileceğini belirten içtihat kararları vardır. Gör. Yargıtay/Hukuk 71/99 (D.7/2001). Bu nedenle yetkiye yapılan itiraz Yargıtay dahil, yasal işlemin herhangi bir safhasında yapılabileceği kanısındayız.
KKTC Anayasası-nın 152. maddesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir karar, işlem veya ihmalinden meşru menfaati etkilenen kişi tarafından Yüksek İdare Mahkemesine başvurulabileceğini hükme bağlamaktadır. Kıbrıs Cumhuriyet-i Anayasa Mahkemesinin Savvas Yianni Valena v.The Republic of Cyprus, 3 RSCC 91. içtihat kararına göre de, maddede belirtilen karar veya işlemin kamu hukuku sahasına giren bir mesele olması gerekmektedir. Başka bir ifade ile, yönetimin özel hukuk sahasına -giren bir meselede verdiği herhangi bir kararı veya yaptığı herhangi bir işlemi Anayasanın 152. maddesindeki karar veya işlem sayılmamakta, dolayısıyle, bunlar Yüksek İdare Mahkemesinin görev ve yetki sahasına girmemektedir. Bu gibi kararlar şikâyet konusu- yapılacaksa, özel hukukun tanıdığı hak arama yollarına başvurulmalıdır.
Davacıların davaları incelendiğinde, davanın esas itibarıyle 21/2000 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yasasının 9(1) maddesi tahtında bir beyan talep etmektedir. 9(1) maddesin-e göre Bankalardaki tüm tasarruf mevduatları Fonun Sigortası altındadır. Ayni yasanın 3. maddesine göre Yasanın amacı, bankalara yatırılan tasarruf mevduatlarını sigorta ettirmek ve tasarruf mevduatı sahiplerinin tüm haklarını korumaktır. Yine ayni yasanın- 11. maddesine göre "Bir Bankanın Denetim Organlarınca mali bünyesinin zayıfladığı tesbit edilerek Bakanlıkça Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bankalar Yasasının 37. ve 38. maddeleri kapsamına alınması halinde, bu bankanın hisseleri ile, Bankacılık işlemleri -yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yönetim ve denetimini Fon Yönetimi devralır." Davalı No.1 banka 21.1.2000 tarihinde acze düşmesi nedeniyle yönetimine el konulmuş ve bankanın yönetimi yasa gereği davalı No.3 Tasarruf Mevduatı Sigorta -Fonu tarafından devralınmıştır. Başka bir ifade ile Fon davalı No.1 bankanın yönetiminin yerine geçmiştir. Konu yasanın içeriğini, tatbikat sahasını ve çıkarılış sebeplerini tetkik ettiğimizde Fonun yasa altında yaptığı işlemlerin idari bir tasarruf olmayı-p yasal bir tasarruf olduğu ve bu yasa altında yapılan işlemlerinde idari işlemler olmadığı görülmektedir.
Belirtilenlerin tümü ışığında yetkili Mahkemenin Kaza Mahkemesi olmadığı yönünde yapılan itirazın reddolunması gerekmektedir.
Yukarıda izah olu-nan sebeplerden dolayı istinaf reddolunur. İstinaf edenlerin aleyhine istinaf edilenlere istinaf masraflarını ödemelerine emir verilir.
Taner Erginel Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç Yar-gıç
20 Haziran, 2003
-
2
-
Full & Egal Universal Law Academy