-D.14/97 Yargıtay/Hukuk 41/95
(Dava No: 1557/92;Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel,Mustafa H. Özkök,Gönül Erönen.
İstinaf eden: Mithat Baştuğ, 41 Asmaaltı, Lefkoşa
- (Müstedaaleyh)
ile
Aleyhine istinâf edilen: Düriye Orhon, Mehmet Yusuf Saraç
Hüseyin "Mehmet" Vakfı n/d Mehmet
Yusuf Saraç Hüseyin Bakkâl
"Meh-met" Vakfı Mütevel1isi
sıfatıyle, Lefkoşa
(Müstedi)
A r a s ı n d a .
Lefkoşa Kaza Mahkemesinin l557/92 sayılı davada 14.4.1995
tarihinde verdiği karara (Hasan Sözmener, Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı Da-valı tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M. Riza adına Avukat
Mustafa Asena
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Hali1 Dinç Onur.
--------------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel : İstinaf konusu davada İlk Mah-keme,
Davalının (kiracının) ödeme ihbarına rağmen kira borcunu ödememesi nedeniyle Davalı aleyhine tahliye emri verdi. Davalı bu emre karŞı önümüzdeki istinafı dosyalamıştır.
Davanın olguları özetle şöyledir:
Lefkoşa'da 41, Asmaaltı Sokakta buluna-n dükkân
Mehmet Yusuf Saraç Hüseyin "Mehmet" Vakfına aittir. Bu vakfın mütevellisi olan Duriye Orhon açtığı tahliye davasında Davalının dükkânı 23.8.1989 tarihli kira
mukavelesi ile iki yıllığına kiraladığını, kira süresinin 31.8.1991 tarihinde son buldu-ğunu, bu tarihten sonra Davalının yasal kiracı statüsüne girdiğini, Davalının
Mart-Aralık 1991 kiralarını ödemediğini, kendisine gönderilen 6.1.1991 tarihli ihbara rağmen ödeme
teklifinde de bulunmadığını öne sürdü ve Davalının
dükkânı tahliye etmesini -talep etti. Davalı müdafaa takririnde ödeme ihbarına rağmen kirayı ödemediğini kabul etmekle birlikte Davacının kendisinden ayda 50O,0OO.TL
kira istediğini, halbuki ödemesi gereken kiranın ayda 200,OOO.TL olduğunu, çünkü ayda 500,0OO.TL kira ödemesini öng-ören kira sözleşmesi geçersiz olduğunu, dükkâna
ayda 200, 000.TL ile aydan aya kiracı sıfatıyle tasarruf ettiğini ve bu miktarı ödemeyi teklif ettiğini iddia
etti.
Davada tartışılan ve karar verilmesi gereken husus,
23.8.1989 tarihli kira sözleşmesinin g-eçerli olup
olmadığı ve buna bağlı olarak Davalıdan ayda 500,000.-TL
talep eden ihbarın geçerli olup olmadığıdır.
Mukavelenin 2. ve 3. maddeleri şöyledir.
"2. Kira müddeti 1.9.1989 tarihinde
başlayıp 31.8.1991 tarihinâe sona ermek üzere
2 senedir.
3-. Kiracı mal sahibine kira bedelli olarak
her ay başında peşin ödenmek şartı ile ayda
50O,OOO.TL (Yalnız beş yüz bin Türk lirası)
ödeyecektir. Ancak, kiracı mecur için gerekli
her türlü tamiratı kendi masrafı ile yapacağı
cihetle, tam kira olarak 1.9.-1989 tarihinden
28.2.1991 tarihine kadar (1 sene 6 ay) ayda
sadece 20O,OOO.TL (Yalnız iki yüz bin Türk lirası) ödeyecektir."
Yukarıdaki alıntılardan anlaşılacağı gibi sözleşme 2
yıllıktır. Sözleşmenin sona erdiği tarihte Davalının
ödemesi gereken- kira 500,000.-TL idi. Şu halde yasal kiracı olduktan sonra da Davalının ayda 500,000.-TL
ödemeye devam etmesi gerekiyordu. Bu nedenle ilk bakışta Davacının kira talep eden ihbarında hata olmadığı
görülmektedir.
Bu yasal görüntüye karşı Davalı şu s-avunmalarda
bulunmaktadır.
1)İki yıllık olan mukavele iki tanık tarafından imzalanmadığı için geçersizdir.
2) Mukavele, Evkaf İdare Heyetinin onayı alınmadan
imzalandığı için geçersizdir.
Özetle Davalı kira mukavelesinin yukarıdaki nedenlerle
ge-çersiz olduğunu, dükkânı 20O,OOO.TL kira ile aydan aya kiracı olarak kullandığını, ihbarda talep edilen miktarın
hatalı clmadığı nedeniyle Davacının tahliye emri almasının
mümkün olmadığını iddia etmektedir.
Davalının öne sürdüğü iddiaları bir bir ele ala-rak
yanıtlamaya çalışalım.
1) Mukavelenin 2 tanık tarafından imzalanmadığı için
geçersiz olduğu iddiası.
Mahkemeye emare 6 olarak ibraz edilen kira
mukavelesinin 2 yıllık olduğu ve 2 tanık tarafından
imzalandığı görülmektedir. Mukavelede tanıkların a-çık
isimleri değil sadece imzaları vardır. Mukavelenin 2
tanık tarafından imzalanmadığı hususunda Davalı şahsen
şahadet vermiş fakat baŞka herhangibir şahit
dinletmemiştir. İlk, Mahkeme Davalının şahadetini
güvenilir bulmamıştır. Davalının Şahadeti konusu-nda İlk
Mahkeme şöyle demiştir.
"Davalıyı Şahadeti esnasında izledim.
Davalı kira miktarının ne olduğunu dahi
bilmemektedir. Ayda 60O.OOOTL. teklifte
bulunduğunu söylemiştir. Davalının
şahadeti sırasındaki tavırları karşısında
davalının şahadeti-ne herhangi bir değer
vermeği güvenilir bulmamaktayım."
Yazılı bir belgenin aksini iddia eden tarafın çok
ciddi şahadet ibraz etmek zorunda olduğunu belirten İ1k
Mahkeme Davalının bunu yapamadığı sonucuna vardı.
İlk Mahkeme kararında şöyle dedi.
-"Davalı şahadetinde mukavelenin Kıvanç Beyin yazıhanesinde avukat Kıvanç bey ve sekreteri Şengül hanım huzurunda merhumla imzaladıklarını, mukavelenin
-şahit kısmının yalnızca Şengül hanım
tarafından imza edildiğini, 2. şahidin kim olduğunu bilmediğini ve 2. şahidin
mukavele imza edilirken hazır olmadığını
söyledi. Keza davalı mukavelenin 2
nüsha halinde yapıldığını ve bir
nüshanın kendisine verildiğini- de söylemiştir. Aneak davalı kendisinde
olan nüshayı kaybettiğini söylerek Mahkemeye ibraz etmedi. Bu konuda
Avukat Kıvanç Bey ve sekreteri
şahadete çağrılmadı. Yazılı bir dökümanın aksini iddia eden tarafın bu iddiasını çok
ciddi şahadetle ve şahadet-ini teyit
edecek Şahadet sunma fırsatı var ise
teyit ediei şahadeti de sunarak isbat
etmesi gerekir."
.......................................
bir hukuk davasıdır ve
iddiasını isbat etmek durumunda olan taraf iddiasını ihtimaller dengesi esasına göre isb-atla mükelleftir. Deneyimli ve tecrübeli bir avukat olan Kıvanç M. Riza beyin hazırladığı ve onun da hazır olduğu bir ortamda imzalandığı iddia edilen emare 6'n.ın en az 2 şahit huzurunda taraflarca imzalandığı çok
daha büyük bir ihtimâldir.
Bu- değerlendirmelerde herhangi bir hata bulamıyoruz. Yazılı mukavelede iki tanık bulunduğuna göre mukavelenin iki tanık tarafından imzalamadığını kanıtlamak Davalıya düşen bir yükümlülüktü.
Şahadetten anlaŞıldığırLa göre merhum Mehmet Cemal Yusuf Bakkal iki- yıllık bir sözleŞme yapmak için Avukat Kıvanç Beyin yazıhanesine gitti. Hukukçu olmayan merhumun iki yıllık sözleŞmelerin iki tanık tarafından imzalanması gerektiği konusunda herhangi bir bilgisi olamazdı. Çünkü bu yasal nokta ancak hukukçuların bilebilec-eği bir husustur. Muhtemelen merhum da teknik bir hataya düşmemek için mukaveleyi kendisi hazırlamamış ve bir avukat yazıhanesine gitmişti. Merhum daha sonra iki tanık tarafından imzalanmış bir mukavele bırakarak öldü. Mukavelenin yasal bir hata nedeniyle -tek tanığa imzalattırıldığı ve geçersiz olduğu iddiasına karşı mukavelevi hazırlavan avukat ofisinin merhumun eşinin yanında yer alması ve "biz bir hata yapmadık mukavele tamamdır" demesi beklenirdi. Maalesef böyle olmadı ve aynı ofis yasal bir hata nedeni-yle mukavelenin geçersiz olduğu iddiasını öne sürmeye başladı. Bu çelişki bir
yana İlk Mahkemenin de vurguladığı gibi yazılı bir belgenin aksini iddia eden tarafın çok ciddi deliller öne sürmesi gerekir. Davalı a) mukavelenin kendinde kalan suretini ibraz- ederek ve burada tek tanık bulunduğunu göstererek iddiasını kanıtlayabilirdi. b) mukaveleyi hazırlayan kişi veya kişileri tanık olarak
dinletebilirdi. Şüphe yok ki onların da iki değil tek
tanık imzaladığını kanıtladıktan sonra mukavelenin niçin
yasalar-a uygun yapılmadığını izah etmeleri gerekecekti.
c) kendine göre mukaveleyi imzalamış olan tek tanığı
dinleterek iddiasını kanıtlamaya çalışabilirdi. Davalı
bunlardan hiçbirini yapamamıştır. Mukavelede bulunan tanık imzaları kolay okunamadığı iç-in Davacı avukatının tanıkların kimliğini tespit etmesi kolay değildi. Davalının da mukavelede tek tanığın Şengül hanım olduğunu söylemesi üzerine imzalardan birinin o tarihte Kıvanç Beyin ofisinde çalışan Gülşen Ahçıoğlu'na ait olabileceği düşünüldü ve bu- tanık Mahkemeye celbedildi. İmzanın ona ait olmadığının anlaşılması üzerine taraflar bu hususta Mahkemeye müşterek bir beyanda bulundular. Bu beyan mukavelenin iki değil tek tanık tarafından imzalandığını kanıtlamaya yeterli değildir. Sadece GülŞen Ahçıoğ-lu'nun imzalamadığını ve Davalının mukaveleyi imzaladığını iddia ettiği tek tanığı dahi hatırlayamadığını göstermeye yeterlidir.
Bu nedenlerle Davalının mukavelenin tek tanık
tarafındam imzalandığını kanıtlayamadığı görüşündeyiz.
Şunu da eklemekte yar-ar görürüz ki, 2 yıllık bir
sözleşmenin 2 tanık tarafından imzalanmaması halinde
geçersiz olduğu geçmiŞ Y/H 42/83, (D.3/83) sayılı davada belirtilmiŞti. Böyle bir sözleşmenin 1 yıllık sözleşme
olarak geçerliliğini koruyup korumadığı önümüzde
tartışılma-mıştır. Bu nedenle bu konuda bir görüş
belirtmemeyi tercih ederiz.
2) Mukavelenin Evkaf İdare Heyetinin onayı alınmadan
yapıldığı iddiası.
Bu konuda da İlk Mahkeme kararında doyurucu açıklama bulunmaktadır.
"Adı geçen merhumun, emare 9'a- göre dava konusu dükkânı ölene kadar dilediği şekilde tasarruf etme hakkı vardı. Dolayısıyle dava konusu 23.8.89 tarihli kira mukavelesinin adı geçen merhum tarafından yapılabilmesi için Evkaf İdare Heyetinin onayı gerekmemekte idi. Keza, kira mukavelesin-in Evkaf Dairesi "akit forumları" üzerine yapılması veya ona uygun yapılması da gerekmemektedir.
Yukarıdaki nedenlerden ötürü emare 6 mukavelenin Evkaf İdare Heyetinin onayı olmadığı veya akit forumları üzerine veya onlara uygun yapılmadığı için geçersiz o-lduğu söylenemez."
İlk Mahkemerrin bu açıklamalarında da herhangi bir
hata yoktur. Çünkü dava konusu dükkân Mehmet Bakkal Yusuf
tarafından ölünceye kadar Şahsen kendisi tarafından yönetilme koşuluyla vakfedilmişti. Böyle bir kişinin
malını kiralarken ö-lümden sonra mütevellilerin başvurmak zorunda olduğu formalitelere başvurması gerektiğini
gösteren ne bir yasa maddesi ne de içtihat mevcut
değildir.
Malını ölünceye kadar kendisi yönetme koşuluyla
vakfeden bir kişinin kiralarken Vakıflar ve Din İşleri-
Dairesinin onayını istemesinin bir anlamı da yoktur. Daha
doğrusu böyle bir onayı istemesi malı Şahsen yönetme
iradesi ile çelişmektedir.
Yukarıdaki nedenlerle 2 yıllık sözleşmenin geçerli olduğu, sözleŞmenin'sona erdiği tarihte dükkânın kirasının ayda- 50O,OOO.TL olduğu ve gönderilen ihbara rağmen
Davalının kira borcunu ödemediği görüşündeyiz. Bu koşullarda İlk Mahkemenin Davalı aleyhine tahliye emri vermesi gerekiyordu. Dolayısıyle İlk Mahkeme kararını cnaylar ve istinafı reddederiz. Davalının dava kon-usu
dükkânı 1 aya kadar tahliye etmesi emrolunur. Tahliye
tarihine kadar Davalı yasal kirayı ödeyecektir.
İstinaf masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
Taner ErginelMustafa H. ÖzkökGönül Erönen
YargıçYargıç Yargıç-
1 Aralık 1997
-1
8
-
Full & Egal Universal Law Academy