- Yargıtay/Hukuk 4/77
(Yargıtay/Asli Yetki 7/75)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Ertekün, Başkan, Ülfet Emin ve Şakir
Sı-dkı İlkay.
İstinaf eden: Vakıflar ve Din İşleri Dairesi, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen:Hatice Özkan, Lefkoşa'lı müteveffa Fatma
Hafız Faiz 'Terekesinin İdare Memuru
- sıffatıyle.
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ümit S. Onan.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Vakıf - _Mülhak _Vakıf - Vakıfta gelir dağılımına (galle) ilişkin
istida - Vakfın g-alle (gelir) dağıtımında yapılan yanlışlığın
düzeltilmesi için yapılan istida - İlk Mahkemenin davadan
etkilenecek kişilere ihbar verdirdikten sonra onları davaya taraf
yapmadan talep uyarınca hüküm vermesi - İstinaf - Bir davada taraf
olmayan -kişilerin hak ve menfaatlerini etkileyen hüküm
verilemeyeceğinden hareketle hükmün iptal edilerek yeniden
görüşülmek üzere İlk Mahkemeye iadesi.
Estoppel prensibi - Vakıfta estoppel prensibi - Bir mülhak vakıftan
yararlanan kişi hayatta iken geli-rin dağıtımında yapılan hataya göz
yummuşsa ve/veya zımnen rıza göstermişse terekesinin gelir
dağıtımına itiraz edip edemeyeceği.
Vakıf - Vakfın Mütevellisi - Vakfın mütevellisinden Vakıflar ve Din
İşleri Dairesinin Vakıftan yararlanma hakkına sa-hip kişiler taraf
yapılmaksızın, dava edilebilmesi ve davada Mütevellinin bu kişileri
de temsil ettiğinin farzedilmesi.
Hukuk Usulü - Davaya taraf olmayan kişileri etkileyen hüküm verilmiş
olması - Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 9 Nizam l0.-
Fasıl 337 Evkaf ve Vakıflar Yasası - Yasanın 55. maddesi - Mülhak
Vakıf - Vakfın mütevellisinin Vakıflar ve Din İşleri Dairesi
olması - Menfaatı etkilenen kişilerin taraf olmadığı istidalarda
Müstedaaleyh Vakıflar ve Din İşleri Dairesi aleyhin-e hüküm ve-
rilip verilememesi.
İstinaf - İstinaf nedeni olmayan yasal bir konuda İstinaf Mahkemesinin
kara vermesi - Vakfın galleharı taraf yapılmadan hak ve menfaatı
etkilenecek şekilde İlk Mahkemece hüküm verilmiş olması -
Yargıtayın istina-f sebebi olmamasına rağmen yasal noktada emir
verme yetkisi bulunduğundan istinafı kabul ederek hükmü iptal
etmesi.
İstinaf - Yargıtayın İlk Mahkemece verilebilecek veya verilmesi
gereken bir emri verebilmesi - İstinaf ihbarnamesinde ileri
sür-ülmeyen ve İlk Mahkemede de ele alınmayan yasal noktaları
Yargıtayın karara bağlamaya yetkisi olup olmaması. (H.M. Usulü
Tüzüğü Emir 35 Nizam 3 ve 8)
OLAY: Mustafa Nafiz Efendi Vakfının galleharlarından müteveffa Fatma
Hafız Faiz Terekesinin ida-re memuru olan Müstedi Müstedaaleyh
Vakıflar ve Din İşleri Dairesi aleyhine bir istida dosyalayarak
Vakfın gallesinin (gelirinin) dağıtımına ilişkin hesapların
verilmesini ve gelir dağıtımında hata yapılmışsa fazla alandan geri
alınmasını ve/ve-ya ileride gelir dağıtılırken bu fazlalığın
gözönünde tutulmasını talep etti.
Müstedaaleyh gelir dağıtımının geçmiş mütevellilerin takip
ettiği usul ve şekle uygun olarak yapıldığını ve bu dağıtımın
Müstedinin annesi müteveffa Fatma Hanımca -onay gördüğünü ve/veya
onun göz yumması ve/veya itiraz etmemesi sonucu gerçekleştiğini
savundu.
İlk Mahkeme vakfa gallehar olan şahıslara, istidanın duyurulması
için, tarafların uyuşacağı bir metnin gazetede 2 gün yayınlanmak ve
adresleri- bilinenlere yazmak suretiyle ihbar edilmesine emir verdi.
Bu ihbardan sonra sadece 1 gallehar istidaya itirazname
dosyaladı ve Müstedaaleyhin iddialarının benzeri iddialar ileri
sürdü.
Müstedi duruşmada Müstedaaleyhten hesapların istenme-sine ilişkin
talebinde ısrar etmeyerek diğer talepler üzerinde durdu.
İlk Mahkeme gallenin (gelirin) Müstedi ve diğer galleharlar
arasında eşit şekilde pay edilmesi gerektiği kanaatine vardı ve
buna aykırı yapılan dağıtımın düzeltilmesi için -yeni dağıtımlarda
fazlalığın dikkate alınmasına hükmetti.
Müstedaaleyh, müteveffanın ölünceye kadar şikâyet etmeden
vakıftan aynı şekilde pay aldığını öne sürdü ve İlk Mahkemenin
Estoppel ilkesini yanlış uygulamakla ve Nısfet Hukukuna aykırı-
hareket etmekle hata ettiğini ileri sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, hukuk ilkelerine göre ve Hukuk Muhakemeleri
Usulü Tüzüğü uyarınca bir davada sadece taraf olan kişiler lehine
veya aleyhine hüküm verilebileceğini, İlk Mahkem-enin verdiği hükmün
ise Müstedinin almaya hakkı olduğu gallenin (gelirin) diğer
galleharların hisselerinden çıkarılmasını öngördüğünû, bunun da
davaya taraf olmayan galleharları etkilediğini, İlk Makkemenin
diğer galleharlara sadece ihbar gönde-rtip onları taraf yapmamakla
hatalı hareket ettiğini, taraflardan birinin müracaatıyle
etkilenecek kişilerin davaya taraf yapılabileceğini belirtti.
Yüksek Mahkeme yargıçlarından biri İlk Mahkemenin resen etkilenecek
kişileri davaya taraf yepma-sı gerektiği görüşünde ısrar etti.
Yüksek Mahkeme hakimleri oybirliği ile hükmün iptal edilmesine ve
davanın yeniden görülmek üzere İlk Mahkemeye iadesine hükmettiler.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Gurtner v Circuit (1968) 1 All E.R. s.33-6.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- The Supreme Court Practice 1970, Volume 1, sayfa 197 ve 774.
H Ü K Ü M
M. Necati Münir Ertekün (Başkan): Bu istinafta ilk hükmü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir.
Şakir Sıdkı İlkay:- İşbu istinaf Yüksek Mahkemeye Yargıtay olarak verien ilk mahkeme yetkisini kullanan Yargıcın müstenif aleyhine vermiş olduğu hüküm ve emirden yapılmıştır.
Aleyhine istinaf edilen müstedi müteveffa Lefkoşalı Fatma Hafız Faiz Terekesiınin İdare Memuru v-e aynı zamanda Derviş Efendizade Mustafa Nazif Efendi vakfının galleharlarındandır. Müstenif (müstedaaleyh) ise 11.1.1966' dan beri sözü edilen vakfın mütevellisi bulunmaktadır. Aleyhine istinaf edilen müstedi mahkemeye yapmış olduğu istida ile (i) müsteda-aleyhin mütevelli olduğu tarihten itibaren vakıf ile ilgili hesapları vermesini ve vakfın gallesinin galleharlar arasında nasıl taksim edildiğinin bildirilmesini ve/veya yanlış taksim edilen gallenin galleharlar arasında yeniden düzenlenmesini ve (ii) isti-da tarihine kadar haksız olarak ve/veya yanlışlıkla fazla galle almış olan galleharlardan aldıkları fazlalığın geri istenmesini ve veya ileride kendilerine galle tevzi edilirken bu fazlalığın göz önünde bulundurulmasını telep etti.
Müstedaaleyh dosyala-dığı itirazname ile, diğer şeyler meyanında, istida konusu süre zarfındaki tevziatın geçmiş mütevellilerin takip ettiği usul ve şekle uygun olarak yapıldığını ve bu tevziatın müstedinin annesi müteveffa Fatma Faiz Hanım tarafından tasvip gördüğünü ve/veya -bu tevziata müteveffanın göz yumduğunu ve/veya herhangi bir itirazda bulunmadığını ileri sürdü. Müstedaaleyh, keza, müstedinin annesi müteveffa Fatma Faiz Hanımın mezkûr vakıftan yararlanma hakkının hayatta bulunduğu süre ile sınırlanmış (life interest) ol-duğunu ve onun vefatından sonra varislerinin onun nam ve hesabına bir hak talebinde bulunamayacağını iddia etti.
Sözü edilen vakfın gallesi, vakfiyeye göre, vakfı yapan Derviş Efendinin ölümünden sonra mumaileyhin evlâdı ve evlâdı evlâdına batnen ba'de- batnın ve mûtesaviyen kalır. Tevliyet ise mumaileyhin kızına ve kızının vefatından sonra da batnen ba'de batnın erkek evlâdının erşet ve kâmil olanına kalır. Derviş Efendi ölümtinde evlât olarak kızı Nazif Hanımı ve o da ölümünde evlât olarak (i) müstedin-in annesi Fatma Hafız Faiz Hanımı (ii) Derviş Hafız Faiz'i ve (iii) Mehmet Ali Beyi bıraktı.
Müstedinin annesi Fatma Hanım 20.7.1973 tarihinde vefat etti ve evlat olarak sadece müstediyi bıraktı.
Mehmet Ali Bey 1939 yılında vefat etti ve evlât olar-ak oğulları Ahmet, İbrahim ve Yunus'u bıraktı. Ahmet ise 1974 yılında vefat etti ve evlât olarak Mehmet, Hatice, Ayşe ve Fatma'yı bıraktı.
Nazif Hanımın ölümünden sonra Ekim 1961'e kadar vakfın mütevelliliğini Derviş Hafız Faiz yaptı. Bu süre zarfında -vakfın gallesi ilkin 3 kardeş arasında taksim edildi. Mehmet Ali Beyin 1939'da vefatından sonra ise galle sağ kalan 2 kardeş ve Mehmet Ali Beyin evlâtları arasında taksim edildi.
Derviş Hafız Faiz'in ölümûnden sonra müstedinin annesinin ve diğer varisl-erin mutabakat ve rızası ile vakfa mütevelli olarak Derviş Hafız Faiz'in oğlu Feyhan Derviş Onur tayin edildi ve bu şahıs adayı terkettiği 1966 yılına kadar vakfın mütevelliliğini yaptı. Bu süre zarfında vakfın gallesi müstedinin annesi ve müteveffanın kar-deşlerinin evlâtları arasında mütesaviyen taksim edildi.
Feyhan Onur'un adadan ayrılması üzerine müstedaaleyh 11.1.66'dan itibaren vakfın mütevellisi oldu. Müstedaaleyh mütevelli olduktan sonra da galle, geçmişte olduğu gibi, müstedinin annesi Fatma Ha-nım
ve onun ölü kızkardeşlerinin evlâtları arasında taksim edildi. Müstedi bu tevziatın vakfın şeraitine uymadığını ve istida konusu süre zarfında gallenin tümünün annesi müteveffa Fatma Hanıma verilmiş olması gerektiğini iddia ederek Mahkemeye sözü edilen- istidayı yaptı.
İstidanın duruşmasından önce tarafların mutabakatı ile aşağıdaki şekilde bir emir verildi:-
"Müstedaaleyh istidaya ilişik yemin varakasında isimleri
geçen ve şimdiye kadar gallehar olarak addolunan şahıslara bu
ist-idanın mevcudiyetini, taraflarca mutabakata varılacak bir
metin halinde, günlük iki gazete vasıtası ile iki gün arka arkaya
neşretmek suretiyle ve adresleri bilinenlere yazıyle bildirmek
suretiyle ihbar edecektir."
Yukarıdaki emirden son-ra müteveffa Mehmet Ali Beyin oğullarından Yunus Kenan istidaya karşı bir itirazname dosyaladı ve diğer şeyler meyanında şikâyet konusu olan galle tevziatının vakfiyenin şeraitine uygun olarak yapıldığını ve tevziatın müstedinin annesi mûteveffa Fatma Hanı-mın ve hatta müstedinin bilgisi dahilinde ve onların rıza ve tasvibi ile yapılmış olduğunu iddia etti. İstidanın mevcudiyeti hakkında kendilerine ihbar edilen diğer kişiler ise herhangi bir girişimde bulunmadılar ve Mahkemeye gelmediler.
İstidanın duru-şmasında müstedi müstedaaleyhten hesap sorup istemedi ve bu husustaki talebini ileri götürmedi. Müstedi istidayı sadece diğer talepler açısından takip edip ileri götürdü.
İstidayı dinleyen Yargıç 1.1.1966 ile 20.7.1973 tarihleri arasında gallenin tümün-ün müstedinin annesi müteveffa Fatma Hanıma ödenmiş olması gerektiğine, 20.7.1973 tarihinden Mehmet Ali Beyin vefatına kadar onun haricindeki diğer galleharlar arasında ve Mehmet Ali Beyin vefatından sonra da müstedi, Müjgân, Şermin, Feyhan, Peyman, İbrahi-m ve Yunus arasında eşit şekilde tevzi edilmiş olması gerektiği kanaatıne vardı ve müstedaaleyhin mütevelli olarak tayin edildiği tarihten itibaren yanlış olarak yapılan galle tevziatının yukarıdaki şekilde düzeltilmesi ve bunun neticesi çıkacak hesapların- göz önünde bulundurularak müstedinin annesinin terekesine ödenmemiş olan fakat ödenmesi gereken farkın ödeninceye kadar galle tevziatında dikkate alınması ve istida masraflarının müstedaaleyh tarafından ödenmesi hususunda hüküm ve emir verdi.
Müstenif-, aleyhine verilen yukarıdaki hükümden istinaf etmiş ve istinaf ihbarnamesinde aşağıdaki sebepleri ileri sürmüştür.
"1. Muhterem Mahkeme, Müteveffa Fatma Hafız Faiz'in 1939
yılından beri ölünceye kadar (20/7/73) gallehar olarak almağa
-hakkı olduğu hisse ve/veya haklarını almadan ve/veya talep
ve/veya şikâyet etmeden 1939'dan önce almakta olduğu şekilde
ve nisbette almasını ve/veya almağa devam etmesini lasches
prensibine istinad ettirmemesi ve/veya bu davada lasches
- prensibini uygulamamakla hata etmiştir.
2. Muhterem Mahkeme Müteveffanın 1961 ve 1966'dan sonra
kendisi Mehmet Ali ve Derviş Onur varislerini gallehar olarak
tanıyarak mezkûr Vakıftan hisse almalarına ve yine 1966 yılından
sonra- daha Mehmet Ali Beyin oğlu Ahmet Mehmet Ali'yi mezkûr Vakfa
mütevelli olarak tayin ettirmek hususunda müracaatını
Müteveffanın galle dağıtımına göz yumması (Condonation) ve/veya
kabul etmiş olması (Acquiescene) prensibini bu davada kabul
- etmemek ve/veya yanlış yorumlamakla hata etmiştir.
3. Mûteveffanın ölümüne kadar talep etmediği ve/veya kabul
etmiş olduğu galle dağıtımını Terekesinin talep etmeğe hakkı
olmadığı (Estoppel) hususunu Muhterem Mahkeme yanlış
yo-rumlamıştır ve/veya (Equity Law) Nesafet hukuku prensiplerine
aykırı hareket etmiştir.
4. Muhterem Mahkeme bu dava ile ilgili olarak kanuni
prensipleri yanlış yorumlamış ve/veya yanlış uygulamıştır.
5. Muhterem Mahkeme, ma-srafların mezkûr Mülhak Vakıftan
ödenmesi yerine Davalılar tarafından ödenmesini emretmekle yanlış
hareket etmiştir."
Görüleceği gibi verilen hüküm müstedaaleyhten fazla kendilerine yanlış galle tevziatı yapıldığı iddia edilen kişileri ilgile-ndirir. Haddi zatında verilen hüküm bu kişilerin aleyhine verilmiş bir hüküm niteliğini taşımaktadır. Bu böyle olduğuna göre bu kişilerin istidaya taraf yapılmış olması gerekip gerekmediği, onların taraf yapılmadan istidanın ileriye götürûlüp karara bağlan-masının doğru olup olmadığı ve bu kişilerin istidaya taraf yapılmadan kendilerine sadece istidanın mevcudiyeti hakkında ihbar verilmesinin kâfi görülüp görülemeyeceği sorunları ortaya çıkar.
Yukarıda sözü edilen sorunların kapsadığı hususlar istidanın -duruşmasında ele alınmadı. İstinaf ihbarnamesinde ileri sürülen sebepler de bu sorunlarla ilgili değildir. Mamafih, istinafın duruşmasında bu sorunlarla ilgili olarak taraflara soru tevcih edilmiş ve cevapları alınmıştır. Durum bu merkezde olduğuna göre il-kin tezekkür edilmesi gereken husus taraflar arasında ihtilâf konusu yapılmayan ve istinaf ihbarnamesinde ileri sürülen sebeplerin kapsamadığı bu gibi kanuni noktaların İstinaf Mahkemesi tarafından incelenip karara bağlanıp bağlanamayacağıdır.
Bir mese-lenin dinlenip karara bağlanabilmesi için meseleye taraf olmayan kişilerin taraf yapılması gerektiği hallerde meselenin huzurunda bulunduğu Bidayet Mahkemesinin bu gibi kişilerin taraf yapılması hususunda res'en gerekli emri vermeğe yetkisi vardır.- Gör: H-ukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.9 n.10; The Supreme Court Practice 1970, Volume 1, 0.15 r.6(2). Bidayet Mahkemesinin tarafların müracaatı olmaksızın böyle bir emri vermeğe res'en yetkisi bulunduğuna, istinafın duruşmasının meselenin evrak üzerinde yeniden- dinlenmesinden ibaret olduğuna ve İstinaf Mahkemesinin Bidayet Mahkememesince verilebilecek veya verilmesi gereken bir emri verebileceğine göre İstinaf Mahkemesinin istinaf ihbarnamesinde ileri sürülmeyen ve alt mahkemede ele alınmayan kanuni noktaları te-zekkür edip karara bağlamaya yetkisi, kanımca, vardır. -Gör: Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.35 n.3 ve 8; The Rules of Supreme Court 0.59 r.3(1) and 10(3)(4). Bu hususta The Supreme Court Practice 1970, Volume 1, p.774'de şöyle denmektedir:-
"-By way of rehearing". . . . indicate that the Court is not
even limited to consideration of the points raised in the notice
of appeal (per Jessel, M.R., in Purnell v. G.W'. Ry. (1876), 1
Q.B.u. at p.640), but will consider (so far as may be -relevant)
the whole of the evidence given in the Court below and the whole
course of the trial It is, as a rule, a rehearing on the
documents (including the judge's notes and transcript of the
shorthand notes of the evidence) but it is -a rehearing
. . . . The words further indicate that the Court is not even
confined to making an order which should have been made by the
Court below, but may. . . . . . make such further or other order
as the case may require."
İstin-af Mahkemesinin sözü edilen sorunları tezekkür edip karara bağlamaya yetkisi bulunduğuna göre, ilkin bunların ele alınıp kararlaştırılmasının doğru ve adil olacağı ve gerektiği görüşündeyim.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.9 n.8'e göre bir mütevelli,- vakıftan yararlanma hakkına sahip kişiler taraf yapılmaksızın, dava edip edilebilir ve davada bu gibi kişileri de temsil ettiği addolunur. Fakat Mahkeme, yine aynı nizama göre, herhangi bir safhada sözü edilen kişilerin meseleye taraf yapılması hususunrla- emir verebilir. Bizdeki bu nizamın İngiltere'deki muadili 0.15 r.14'dür. Bu nizamla ilgili olarak The Supreme Court Practice 1970, Volume 1, p. 197'de şöyle denmektedir:-
"In actions brought by persons interested under the trust it
may be -found expedient and even necessary to join beneficiaries:
e.g., action by one trustee against the others claiming
realisation of improper investments, in a case where the
beneficiaries have a right to elect to retain same (Butler v.
But-ler, 7 Ch. D.116). So where beneficiaries are accounting
parties (May v. Newton (1887), 34 Ch. D. 347). In many cases in
which trustees are in Iitigation between themselves as to the
proper course to be pursued with reference to the trust pr-operty,
the joinder of beneficiaries may be found to be necessary."
Yukarıda yapılan iktibastan görülebileceği gibi vakıfta menfaatı olan bir şahsın dava açması halinde ve sair durumlarda vakıftan yararlanan diğer kişilerin taraf yapılması doğru h-atta lûzumlu olabilir. Gurtner v. Circuit (1968) 1 A.E.L.R. at p.336, Diplock, L.J. şöyle demiştir:-
"Clearly the rules of natural justice require that a person
who is to be bound by a judgment in an action brought against
another part-y and directly liable to the plaintiff on the
judgment should be entitled to be heard in the proceedings in
which the judgment is sought to be obtained. A matter in dispute
is not, in my view, of effectually and eompletely "adjudicateri
- upon" (my italics) unless the rules of natural justice are
observed, and al1 those who will be liable to satisfy the
judgment are given an opportunity to be heard."
-İçerdiği taleplerden görüleceği gibi müstedinin istidası kendilerine yanlış galle tevziatı yapıldığı iddia edilen kişilerin hukuki ve maddi menfaatlarını ve sözü edilen süreler zarfında vakıfla ilgili olarak kişisel durumlarını (ahvali şahsiyesini) ilgilen-dirmektedir. Verilen hüküm ise müstedaaleyhten fazla bu kişileri ilgilendirmekte ve bunların aleyhine verilmiş bir hüküm niteliğini taşımaktadır. Durum bu merkezde olduğuna göre istidayı dinleyen Yargıç'ın Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.9 n.10 tahtındak-i yetkisini kullanarak bu kişilerin istidaya taraf yapılması hususunda re'sen olsun emir vermesi ve bu yapılmadan istidayı dinleyip karara bağlamaması gerekirdi. Bu kişilere sadece istidanın mevcudiyeti hakkında ihbar verilmesi, kanımca, kâfi değildir. The- Supreme Court Practice 1970, Volume 1, p.197'de şöyle denmektedir:-
"If the questions which render the joinder of benecifiaries
necessary or proper are questions which require to be dealt with
at the trial, they should be joined in th-e writ or added before
trial."
Yukarıda söylenenler ışığında, kanımca, takip edilmesi gereken en doğru yol istinaf konusu hükmün iptal edilmesi ve istidanın, sözü edilen kişilerin taraf yapılarak yeniden aynı yargıç veya başka bir yargıç tarafında-n dinlenmek üzere, Bidayet Mahkemesine iadesi ve istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmemesidir.
Yukarıda varmış olduğum karar ışığında Bidayet Mahkemesinin hükmünün sair şekilde hatalı olup olmadığını tezekkür etmem gerekmemektedir.
-M. Necati Münir Ertekün (Başkan): İstinaf konusu hükmün dayandığı müstedinin talebi ve müstedaaleyhin müdafaası ve bunlar ile ilgili gerekçe ve olgular biraz önce Yargıç Sayın Şakir Sıdkı İlkay'ın hük- münde açıklıkla belirtilmiştir.
Müstedinin istidas-ına bakıldığında müstedinin talebinin ne olduğu açıkça görülmektedir. Müstedinin istidasının (a) paragrafında müstedaaleyhin vakıf ile ilgili hesapları vermesi ve mezkûr vakfın gallesinin galleharlar arasında nasıl taksim edildiğinin bildirilmesinin talep -edildiği görülmektedir. Bu talep direkt olarak müstedaaleyhi ilgilendirdiği aşikârdır. Aynı paragrafta daha sonra yanlış taksim olunan gallenin galleharlar arasında yeniden düzenlenmesi talep edilmektedir. Bu talebin yerine getirilebilmesi için müstedaaley-hin dışında halen galleharların menfaatları da etkilenmektedir. Müstedinin istidasının (b) paragrafındaki talebinin "bugüne kadar hakkı olmayan ve/veya yanlışlıkla fazla galle alan galleharlardan bu miktarın geri istenmesi ve/ veya bundan böyle kendilerine- galle tevzi edilirken bu miktarların göz önünde bulundurulması" olduğu görülmektedir. Bu talep ile istenen hal çaresinin müstedaaleyh dışında kalan galleharların menfaatlarını etkilediği aşikârdır.
Hukuk ilkelerine göre bir mahkeme bir davada veya ist-idada ancak Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü uyarınca taraf olan kişiler lehine veya aleyhine bir karar verebilir. İlk Mahkemenin verdiği hüküm incelendiğinde müstedinin almaya hakkı olduğu addolunan gallenin diğer galleharların hisselerinden çıkarılması ön-görülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün Emir 9 nizam 10'una göre bir mahkeme sadece huzurunda taraf olan kişilerin hak ve menfaatlarını ilgilendiren hususlarda karar verebilir. Taraf olmayan herhangi bir kişi aleyhine veya büyle bir kişinin menfa-atını etkileyecek nitelikte olan bir hüküm veremez. Bidayet Mahkemesinin verdiği hüküm Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün hükümleri uyarınca taraf olmayan kişilerin hak ve mentaatını etkilediğinden hükmün iptal edilmesi gerektiği kanısındayım. İstida konu-su Mahkeme tutanakları incelenâiğinde Mahkemenin bazı hususlar hakkında Fasıl 337 Evkaf ve Vakıflar Yasasının 55. maddesi altında Müstedaaleyhin aleyhine hüküm verebileceği aşikârdır.
Bu nedenle istinaf konusu hükmün iptal edilmesi ve istidanın yeniden- aynı yargıç tarafından dinlenmesi için emir verilmesi gerektiği kanısındayım. Ancak istidanın dinlenmesinden önce veya istidanın dinlenmesi sırasında taraflardan herhangi biri uygun gördüğü takdirde hak ve menfaatları etkilenebilecek olan kişileri Hukuk M-uhakemeleri Usulü nizamları uyarınca taraf yapmak için Mahkemeye müracaat edebilir.
Ülfet Emin: Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın M. Necati Münir Ertekün'ün verdiği hükümle tamamen hemfikirim.
M. Necati Münir Ertekün (Başkan): Sonuç olarak istinaf konusu hük-üm oy birliği ile iptal edilir ve istidanın yeniden aynı yargıç tarafından dinlenmesi için oyçokluğu ile emir verilir. Masraf için herhangi bir emir verilmemesine oybirliği ile karar verilir.
(M.Necati Münir Ertekün) (Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı -İlkay)
Başkan Yargıç Yargıç
23 Aralık, 1977
- 17 -
Full & Egal Universal Law Academy