- Yargıtay/Hukuk 42/78
(Dava No. 639/78; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay ve Salih S.
Dayıo-ğlu:
İstinsf eden: Tahsin Doğan ve diğerleri
ile
Aleyhine istinaf edilen:1. Harson Şirketi Ltd. Lefkoşa.
2. Hasan Ali Riza ve Oğlu Firması, Lefkoşa.
a r- a s ı n d a .
İstinaf edenler namına: Naci Talât ve Aytekin Musa.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç M. Riza
Ara Emri - İş uyuşmazlığa - İş uyuşmazlığı sonucu işten çıkarmaiş-
leminin yasal olmadığı iddiası - Grev esnasında dışarıdan yabancı
- işçi çalıştırılmasını önlemek için yapılan ara emri müracaatı-
İlk Mahkemenin grev esnasında başka işçi çalıştırmakla Müstdaaleyhin
kanunsuz işlem yapmadığı kanısına varması ve meni müdahale emri
vermeyi reddetmesi - İstinaf - YargıtayınAnayasanı-n 44 ve 39.
maddelerinde öngörülen grev hakkı ve çalışma hayatını düzenleyen
Yasalar yapılmadığı için bu haklarınhalen sınırsız olduğu görüşü.
İş uyuşmazlığı - İş uyuşmazlığında yabancı işçi çalıştırmanın
önlenmesi ve engellenmesi için ara emri ta-lebi - İstidanın İlk Mah-
kemece reddi - İstinaf - Yargıtayın ara emri şartlarının bulun-
madığı kanısına vararak istinafı reddi. (Ayrıca Bak. Ara Emri -
İş Uyuşmazlığı)
Grev hakkı - Grev esnasında işverenin grevcilerin işine sonvererek
yaban-cı işçi çalıştırması.
OLAY: Davalılara ait işyerinde çalışan Davacılar greve gittiler. Bunun
üzerine Davalılar Davacıları işten çıkarıp yerlerine başka işçi
çalıştırmaya başladılar. Davacılar açtıkları davada Davalıların
grev hakkına müdahale et-memesini ve tazminat talep ettiler.
Davacılar ayrıca yabancı işçilerin işyerinde çalışmasını önleyen
Mahkeme emri talep ettiler.
İlk Mahkeme, toplu sözleşme ve grevin Anayasal haklar olduğunu
ancak bu hakları düzenleyen yasanın henüz yapılma-dığını, Anayasada
işçilerin grev hakkı olduğu gibi diğer çalışanların da çalışma
hakkı bulunduğunu belirtti ve grev esnasında başka işçi istihdam
etmekle işverenin kanunsuz işlem yapmadığı kanısına vararak ara
emri talebini reddetti.
Müst-ediler grev sırasında işverenin yabancı işçi çalıştırmasının
Anayasanın 44. maddesinde belirlenen grev hakkını fiilen ortadan
kaldırdığını iddia ederek hükmü istinaf ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme Anayasanın 37 ve 44. maddelerinde belirtilen ve
ç-alışma hayatı ile grev hakkını düzenleyen Yasalar henüz
yapılmadığına göre her iki konuda sınırsız özgürlük bulunduğunu
belirtti.
Grev halinde işverenin grevciler dışında başka işçi istiham
etmesini meneden herhangi bir yasa veya sözleşme ol-madığı için
Davacıların taleplerinde haklı olmadığı kanısına varan Yüksek
Mahkeme istinafı reddetti.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan: Davacılar davalılar aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtıkları davada aşağıdakilerini talep- ettiler.
A. Davalıların 8 Mayıs 1978 tarihinde kendilerine uyguladığı işten çıkarma işleminin kanunsuz olduğuna dair bir mahkeme beyanı.
B. Davacılar ile davalılar arasında bir iş uyuşmazlığı olduğuna dair bir mahkeme beyanı.
C. Bu iş uy-uşmazlığına bağlı olarak davacıların davalılara ait Harson Deterjan Fabrikası iş yerinde kullandıkları grev hakkına davalının müdahale etmemesi hususunda bir mahkeme beyanı.
Ç. Kanunsuz işe son verme nedeni ile özel ve genel zarar ziyan.
D. İş-bu dava masrafları.
Davacılar 12 Mayıs 1978'de dosyaladıkları bir istida ile davacıların grev haklarını kullandıkları Harson Deterjan Fabrikası iş yerinde 8 Mayıs 1978 tarihi itibarı ile sözkonusu iş yerinin işçisi durumunda olmayan şahısların davalı-larca çalıştırılmasının engellenmesi yönünde bir men'i müdahale emri ve/veya bir ara emir isdarını talep ettiler.
Davalılar sözkonusu istidaya bir itirazname dosyaladılar ve davacıların herhangi bir ara emri almağa hakları olmadığını iddia ettiler.
- İstidanın duruşması esnasında taraflar olgular üzerinde aşağıdaki mutabakata vardılar.
1. İlgili zamanlarda 1-8 davacılar davacı 9'un üyesi idiler ve halen üyesidirler.
2. 4.5.1978 tarihinde davacılar ile davalılar arasında iş uyuşmazlığı -başladı. Bu tarihte toplu sözleşme müracaatında bulunuldu ve davalılar bunu reddettiler.
3. Davalılar toplu sözleşmeyi reddetme yanında davacı 1-8'in işierine son verdi.
4. 9.5.1978 tarihinde davacı 1-8, davacı 9'un organizasyonu altında greve -gittiler.
5. Aynı tarihte davalılar iş yerinin işçisi olmayan şahısları getirip Harson Deterjan Fabrikasında çalıştırmaya başladılar.
6. Sendika her grevciye halen haftada 400TL ücret ödemektedir. İşçilerin aldıkları bu ücret grevden önce aldık-ları ücretin kat kat altındadır.
İlk Mahkeme toplu sözleşme ve grev hakkının anayasal bir hak olduğuna karar verdikten sonra bu hakların nasıl, ne zaman ve ne şekilde kullanılacağını içeren bir yasanın henüz yapılmadığını, işverenlerin haklarının da -yasa ile düzenleneceğinin Anayasada öngörülmesine rağmen böyle bir yasanın da henüz yapılmadığını belirtti. Mahkeme Anayasada işçilerin grev hakkı olduğu gibi diğer çalışanların da Anayasa gereğince çalışma hakları olduğunu belirtti ve Anayasanın 39. madde-sine atıfta bulundu. İlk Mahkeme hükmünde Anayasa tarafından kişi ve müesseselere tanınan hakların sonsuz olmadığını ve başkalarının haklarının başladığı yerde sınırlandırılmış olduğunu da gözden uzak tutumamak icab ettiğini belirtti. İlk Mahkeme işverenin- grev esnasında başka işçi istihdam etmekle bir kanunsuz işlem yapmadığı kanısına vardı ve müstedilerin men'i müdahale emri taleplerini reddetti.
Müstediler İlk Mahkemenin müstedaaleyhler tarafından yapılan müdahalenin ciddi bir müdahale olmadığı hus-usunda bir bulgu yapmakla hataya düştüğünü, grev sırasında işverenin dışarıdan işçi getirip çalıştırmasının Anayasanın 44. maddesinde belirlenen grev hakkını fülen ortadan kaldırdığını, onun özüne dokunan bir haksız müdahale olmadığı bulgusuna varmakla hat-aya düştüğünü ve işverenin dışarıdan işçi getirtmekle davacıların herhangi bir zarara uğramadıkları hususunda Mahkeme bulgu yapmakla hataya düştüğünü, çalışma hayatının teamüllerini dikkate almamakla hataya düştüğünü ileri sürerek istinaf eylediler.
-İstinafın duruşması esnasında istinaf edenler Anayasal olan grev hakkı kullanılırken işveren tarafından yeni işçi alınması ve iş yerini çalıştırmasının grev hakkını ortadan fiilen kaldırdığını iddia etti. Bu nedenle aleyhine istinaf edilenlerin grev esnası-nda yeni işçi almaları davacıların grev hakkına müdahale olduğunu ve bu müdahalenin ciddi olduğunu, bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar bir ara emri ile bu müdahalenin durdurulması gerektiğini iddia ettiler.
Sosyal ve ekonomik haklar, özgürlükler v-e ödevler Anayasamızın III. bölmünde yer almaktadır. Anayasanın 37. maddesine göre her Türk yurttaşı dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir. Özel girişimlere girmekte serbesttir. Yasa bu özgürlüğü ancak kamu yararı amacı ile kısıtlayabilir. Anayasanı-n 43. maddesine göre çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurmak, bunlara serbestçe üye olmak ve üyelikten ayrılmak hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanılışında uygulanacak şekil ve usuller yasada gösterilir.- Anayasanın 44. maddesine göre çalışanlar işverenle olan ilişkilerinde ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacı ile toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptirler. Grev hakkının kullanılması yalnız ulusal güvenliği, kamu güvenliğini, anayasal -düzeni veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacı ile konacak bir yasa ile düzenlenebilir. Görülüyor ki çalışma özgürlüğü ancak kamu yararı amacı ile kısıtlanabilir ve grev hakkının kullanılması da ancak ulusal güven-liği, anayasal düzeni, kamu güvenliğini ve Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacı ile konacak bir yasa ile düzenlenebilir. Bugüne kadar maalesef gerek Anayasanın 37. maddesi uyarınca gerekse 44. maddesi uyarınca öngörüle-n yasa yapılmış değildir. Anayasanın 37. maddesine bakıldığında, yasa yapılmadığı cihetle, her Türk yurttaşının dilediği alanda çalışma özgürlüğü vardır, her Türk yurttaşının özel girişimler kurmak serbestisi vardır. Bu özgürlük yasa yapılmadığı cihetle kı-stılanmış değildir. Diğer taraftan Anayasanın 44. maddesi uyarınca verilen grev hakkı da, herhangi bir yasa yapılmadığı cihetle, herhangi bir şekilde kısıtlanmış değildir. Her iki madde tahtında halen sınırsız özgürlük mevcuttur. Her iki maddeye bakıldığın-da çalışanların dilediği an greve gitmeğe hakkı olduğu gibi, işverenin de dilediği anda işi ile ilgili istediğini yapmakta serbesttir. Kişinin özgürlükleri hakları sınırsız ve mutlak değildir, başkalarının haklarının korunması için bu hakların yasa ile sın-ırlanması gerekir. Yasa yapılmadığı müddetçe bu haklar kullanılabilir. Greve gidildiğinde işverenin başka işçi istihdam edemeyeceği hususunda herhangi bir yasa mevcut olmadığına göre greve gidildiği hallerde işveren grevciler dışında başka işçi istihdam ed-erse herhangi bir yasaya aykırı hareket etmiş olmaz ve Anayasa gereği kendisine verilen hakkı kullanmış olur, Kişilere Anayasa
uyarınca verilen haklar ya bir yasa ile veya kendi aralarında yaptıkları bir sözleşme ile sınırlanıp düzenlenebilir. Yasa ile her-hangi bir sınırlama olmadığı gibi taraflar arasında greve gidildiği hallerde işyerinde grevciler dışında başka işçi istihdam edilmeyeceği hususunda herhangi bir sözleşme olmadığı hususunda da Mahkeme huzurunda kâfi derecede şahadet vardır. Müstediler iddia-larını herhangi bir sözleşmeye dayandırmamakla beraber çalışma hayatında grev olduğu hallerde işverenin grevciler dışında başka işçi çalıştıramayacağı hususunda bir teamül olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mahkeme ise huzurunda olan şahadet ışığında böyle bir t-eamülün var olduğuna kanaat getirmemiştir. Mahkeme huzurunda olan şahadet nazarı itibara alındığında Mahkemenin teamül hususunda vardığı kanaat hatalı değildir. Çalışanlar ile işverenlere Anayasa uyarınca verilen haklar yasa yapılmadığı cihetle birbiri ile- çelişki halindedir. Çalışma hayatının düzenli ve kamu yararına olmasını sağlamak için çelişki halinde olan haklar arasında bir denge getirilmasi gerekir. Bu denge getirilmediği takdirde ortaya bir kaotik durum çıkar ve bundan anayasal düzen, kamu güvenliğ-i, kamu yararı ve Anayasa uyarınca kişilere tanınan haklar zedelenir. Bunu önlemek Devletin görevidir. Bu nedenle çalışanlar ile işverenler arasındaki çalışma koşullarını ve grev hakkını düzenleyen bir yasanın bir an önce yapılmasının gerektiğini önemle be-lirtiriz.
İlk Mahkeme talep olunan emrin verilmemesi halinde müstedilere ileride telâfisi imkânsız olacak bir zararın doğacağına veya eski duruma dönüşün çok zorlaşacağına da kanaat getirmemiştir. Mahkeme huzurunda verilen şahadet veya yapılan iddial-ar göz önünde tutulduğunda talep olunan ara emrin verilmemesi halinde ileride telâfisi imkânsız olacak bir zararın doğacağına veya eski duruma dönüşün çok zozlaşacağı hususlarında kanaat getirmemekle İlk Mahkeme hata etmiş değildir.
Yukarıda belirtil-enler ışığında bir geçici meni müdahale emrinin verilmesi için gereken ögelerin istinaf, konusu meselede mevcut olmadığı aşikârdır. İşverenin, grev halinde grevciler dışında başka işçi istihdam etmesini men eden herhangi bir yasa veya sözleşme mevcut olmad-ığına göre bu konuada karara bağlanacak ciddi bir konu yoktur. Buna ilâveten müstedilerin iddialarında haklı olduklarına dair herhangi bir belirti yoktur. Kaldı ki karara bağlanacak ciddi bir konu ve müstedilerin iddialarında haklı olduklarına dair belirti-ler mevcut olduğu kabul edilse dahi talep olunan meni müdahale emrinin verilmemesi nedeni ile ileride telâfisi mümkün olmayacak zarar doğacağına veya eski duruma dönüşün zorlanacağına dair müstediler Mahkemeyi ikna etmiş değildirler.
Yukarıda izah ol-unan sebeplerden dolayı istinaf reddolunur.
İstinaf edenin, aleyhine istinaf edilene istinaf masraflarını öde- mesine emir verilir.
(Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
-
15 Eylül, 1978
Full & Egal Universal Law Academy