-D.41/88 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 42/88 ve 43/88
(Dava No. 900/81 ve 983/81; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
-
Yargıtay/Hukuk 42/88
(Dava No.900/81; Lefkoşa)
İstinaf eden: Erdoğan Şoförler
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Emine Topalolu
2. Soner Topaloğlu
- (Davacılar)
A r a s ı n d a
Yargıtay/Hukuk 43/88
(Dava No.983/81; Lefkoşa)
İstinaf eden: Erdoğan Şoförler
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edile-n: 1. Emine Topaloğlu
2. Soner Topaloğlu
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zeki Bayram
Aleyhine istinaf -edileneler namına: Tahir Seroydaş
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Birleştirilerek dinlenen işbu istinaflar Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bir trafik kazasından dolayı davacılar (aleyhine istinaf edileneler) lehine verdiği özel ve genel tazminat hükünden yapılmış -bulunmaktadır. Aksine belirtilmediği sürece bu hükümde aleyhine istinaf edilenler davacılar, istinaf eden de davalı olarak anılacaktır.
Davacılara göre trafik kazası şöyle ceryan etmişti:
Bütün ilgili zamanlarda C 366 plâka numaralı araç ikinci davacı -olan Soner Topaloğlu'na aitti. Davacılar tarafından dosyalanan talep takririne göre 20.6.1980 tarihinde C 366 plâkalı araç 1. davacının kızkardeşi Suzan Marangoz tarafından Lefkoşa-Güzelyurt anayolunun 5-6 milleri üzerinde sürülmekte idi. Yanında ise 1. da-vacı vardı. Bu sırada davalı tarafından sürülmekte olan TG 814 plâka numaralı kamyon çakıl yüklü olduğu halde karşı istikametten geliyordu. 1. davacıya göre (bundan sonra sadece davacı olarak anılacaktır) sözü edilen gözergahın 5-6. millerinde karşıdan gel-mekte olan kamyonun kendi araçlarının sürüş hattından üzerlerine doğru geldiğini görünce kamyona toslamaktan kurtulmak için Suzan Marangoz C 366 plâkalı aracı sağa kıvırdı ve bunu yaparken de hemen akabinde kamyon da sola yani Suzan Marangoz'un aracı kesti-ği yöne doğru kamyonu kesti ve bu şekilde Lefkoşa-Güzelyurt istikametine doğru sağ banketten yolun ortasına doğru 6. ayakta çarpışma oldu. Kaza neticesi davacı oldukça ciddi yararlar aldı, Suzan Marangoz ise vefat etti.
Davalı ise kendisinin kaza günü Gü-zelyurt'tan çakıl yüklü kamyonu ile gelirken karşıdan C 366 plâka numaralı aracın yalpa vurarak üzerine doğru geldiğini, bunu görünce yavaşlayıp daha da sol tarafı aldığını, hemen hemen durmak üzere iken C 366 plâkalı aracın Güzelyurt istikametine doğru yo-lun sol tarafında kendisine tosladığını söyledi. Davalıya göre C 366 plâkalı arabayı davacı kullanıyordu.
TG 814 plâkalı kamyonun sürücüsü olan davalı da davacılar aleyhine açtığı ayrı bir davada kamyonuna olduğunu iddia ettiği zarar ziyanı talep etti. D-uruşmaya geçildiğinde taraflar İlk Mahkemeye beyanda bulundular ve araçlarına olan zarar ziyan üzerinde vardıkları anlaşmayı kaydettiler. Buna göre C 366 plâkalı araca olan zarar 300,000.-TL TG 814 plâka numaralı kamyona ise 60,000.-TL zarar olmuştu. Her i-ki dava birleştirilerek dinlendi.
Taraflar gerek mesuliyet gerekse bedeni zarar için tanık celbettiler. Hayli uzun ve çekişmeli geçen duruşma sonunda tam kadrolu Kaza Mahkemesi davacının iddiasını kabul etti, davalının iddiasını ise reddetti. İlk Mahkeme- sözlü ve belgesel şahadeti esaslı bir şekilde inceledikten sonra kazanın meydana gelişi hakkında şunları söyledi:
"Yolda başka araç bulunmamakta idi. davalı yüklü kamyon ile düz ve görüş mesafesi uzun olan yolda kendi tarafında değil, C 366 plâkalı ara-cın seyir istikametini etkileyebilecek şekilde sağ tarafında gitmekte idi. C 366 plâkalı araç karışdan geldiğini görmekte idi. C 366 plâkalı araç davalının seyir istikametini karşıdan kesmekte olduğunu görünce çok kısa bir zamanda davranışta bulundu, ve di-reksiyonu sağa kesmiştir. Yapılan davranış ile ilgili olarak müteveffanın bu davaya taraf olmadığı cihetle daha fazla incelemenin doğru olamıyacağı görüşündeyiz. Davalı ne yapmıştır o anda? Karşıdan gelen aracı görünce ki bu durumlar saniye denebilecek zam-anda olmuştur. Tarafını almaya yönelmiştir ve geçmiştir ancak C 366 plâkalı araç sürücüsü sağa kırma davranışı tamamlanmıştır ve çarpışma anında şahadette belirtildiği şekilde araçların ilgili kısımları vurarak çarpışma anında şahadette belirtildiği şekild-e araçların ilgili kısımları vurarak çarpışma C 366 plâkalı araç seyir istikametine göre yolun sağ tarafında bankete 6 ayak önlenememiştir."
-Daha sonra tazminat kısmını da inceleyen İlk Mahkeme davacı 2 lehine 300,000.-TL özel zarar ziyan ve davacı 1 lehine de 6,000,000.-TL genel tazminata hükmetti.
Davacılar tarafından açılan dava bu şekilde sonuçlandıktan sonra davalı tarafından açılan ve -davacıların ikame ettikleri dava ile birlikte dinlenen dava da hali ile reddedildi. Davalı gerek kendi açtığı davanın reddinden ve gerekse davacılar tarafından açılan davada davacılar lehine verilen hükümden istinaf etmiş bulunmaktadır. Her iki istinaf bir-leştirilerek dinlendi. Davacı da mukabil istinaf dosyalayarak özetle lehine hükmolunan 6,000,000TL genel tazminatın müdahalemizi gerektirecek kadar az olduğunu ileri sürdü.
İlkin istinafın mesuliyet kısmını inceleyip bir karara bağlamayı uygun gördük. Ka-zanın nasıl meydana geldiğine dair bağımsız şahadet yoktur. Bu hususta davacı ile davalı arasında Mahkemeye sunulmuş şahadet ve olay yerinde tesbit edilen bir takım müşahadeler mevcuttur. Müteaddit kararlarımızda da belirttiğimiz gibi özellikle tanık olara-k çağrılan şahısların şahadetlerini incelerken bu hususta ilk mahkemelerin yapmış oldukları bulgulara genellikle Yargıtay müdahalede bulunmaz. Bunun nedeni de açıktır. İlk mahkeme şahit olarak önüne gelen kişilerin tavır ve hareketlerini müşahadesi altında- bulundurup ona göre değer vermek avantajına sahiptir. Bu konuda ilk mahkemelerin yapmış oldukları bulguların hatalı olabileceğini ileri sürmek kafi değildir. Bundan şikayetçi olan tarafın ilk mahkemenin yaptığı bulgularda kesin yanıldığını, tatminkâr bir -şekilde kanıtlaması gerekir. Bu meselede gerek davalının ve gerekse davacının iddiaları hakkında lehte ve aleyhte söylenecek hususlar mevcuttur. Ne var ki gerek davalı gerekse davacıyı ve sair şahitleri dinleyen İlk Mahkeme kendisine sunulan şahadeti titiz-likle inceledikten sonra davacının iddiasına itibar etmeyi uygun buldu. Davacının şahadetine inanmayı tercih ettikten sonra yapmış olduğu bulguya varabilmesi için önünde yeterli şahadet olmadığı söylenemez. Daha önce verilen kararlarımıza uygun olarak kaz-anın oluşu ile ilgili olarak İlk Mahkemenin varmış olduğu yargıya varabilmesi için önünde yeterli şahadet vardı ve bu hususta İlk Mahkemenin kesin bir şekilde yanıldığı söylenemez. Netice itibarı ile kazanın oluşumu ile ilgili olarak ve dolayısıyle mesuliy-et açısından istinafın reddolunması gerekir.
Mukabil istinafa gelince trafik kazası sonucu hastahaneye kaldırılan davacıya kırılan sol dirseği için kapalı redüksiyon yapıldı. Dalağı parçalandığı için ameliyat edilerek dalağı tamamen alındı. Yapılan ameli-yattan onbeş gün sonra iltihaplanma meydana gelmesiyle davacı ikinci bir ameliyat daha oldu. Sıhhi durumu iyiye gitmemesi üzerine davacı Sağlık Kurulu kararıyle İngiltere'ye gönderildi ve orada üçüncü kez ameliyat edilerek gerekli tedavi uygulandı. Davacın-ın kırık sol dirseği de İngiltere'de tedavi edildi. İngilteredeki hastahanede takriben 45 gün alıkonan davacı Kıbrıs'a dönüşünde kırılan dirseği için bir süre fizik tedavi gördü. İlk Mahkeme davalı tarafından çağrılan tıbbi şahadet ile davacının celbettiği- doktor şahadeti arasında bir çelişki olmadığını vurguladıktan sonra davacının yaralarını şöyle sıraladı:
" a) Travmatik şok mevcut idi.
b) Sol dirseğinde şişlik, sol dirseğinde çok parçalı kırık ve buna bağlı hematom.
c) Kol ve bacaklarda muhtelif -ebatlarda yararlar.
Dr. Kaya'nın bulgularına göre:
Kazaya bağlı içte ve dışta kan kaybı.
Kırık ve ezilmelere bağlı şok.
Dalak raptürü, batında ağrı.
Yapılan tedaviler ise şöyledir: Koldaki yaralar için:
Sol dirsekteki kırıklar için kapalı manupulasyo-n yapıldı.
Dirsek kol, alçı ile immobilize edildi.
İngiltere'de dirsek tekrar ameliyat edildi kırık parçalar çıkarıldı ve yerine konabilen konuldu (açık redüksiyon)
KKTC'de fizik tedavi 1 ½ süreyle uygulandı.
İngiltere'de fizik tedavi 2 ½ süreyle uygulandı-.
Karın hizasındaki yaralar için:
Kan transfuzyon yapıldı.
Karında kan bulunduğu cihetle temizlenerek dren (boru) takıldı.
3 ½ saat süren ameliyatta dalak çıkarıldı.
Ateş yükselmesinde pankreas kaza anında zedelendiği için iltihap-lanması ve apse yapması -neticesi 12.7.1980'de ikinci ameliyat yapılarak tekrar dren takıldı.
Gözetim altında 1 ½ ay süreyle hastahanede yatmak.
İngiltere'de pankreas yine iltihaplanarak apse teşekkül etti tekrar akıntı önlenmesi için ameliyat yapıldı.
Yaralardan ve uygulanan ted-avi sonucu fiziksel neticelere gelince:
Bilhassa kol, karın ve bacak üzerinde belirtilen kalıcı yara ve ameliyat izleri.
Sol dirseğinde %180'de %55 kalıcı ekstensuyon mehdudiyeti.
Sol dirsekte %65'de %20 kalıcı flexuyon mahdudiyeti.
Sol dirsekte %45'de %5 -kalıcı supinasyon mahdudiyeti.
Kol fonksiyonunda (iki kol) %45 fonksiyon kaybı, kalıcı.
Doğrduğu neticeler ise:
Batındaki ameliyatlardan 1 sene iyileşme süresi. (Yatakta) kesin hareketsizlik.
Bilâhare nekahat devresi.
2-3 senede fiziksel duruma ruhen adap-te olması.
Kazadan sonraki ilk 6 ayda kesin acı ve ızdırap.
Dalağın alınmasından ileri yaşlarda enfeksiyon ve thrombosis ihtimalinin yükselmesi.
Sol el bileğin sağdan daha incelmiş olamsı.
Sağ karıcularda kalıcı çıkıntı.
Tam immobilize olmadığı için sol ko-lda ağrılar, kalıcı.
İleride dirsek ortroplast ameliyat ihtimali.
Sol dirsekte kireçlenme, ankiloz (tutukluluk)
Kış aylarında koldaki kırıktan dolayı ağırlar.
Karındaki ameliyat yerinin kış ayalarında kaşıntı vermesi.
Dr. Erdinç ile Dr. Kaya'nın vermiş o-ldukları şahadet arasında çelişkiye rastlanmamıştır, ve hatta bazı yerlerde birbirlerini desteklemiş olup yukarıda serdettiğimiz hususlar hakkında bulguya varmamıza esaslı şahadet vermişlerdir. Her iki doktor bilhassa Dr. Kaya davacının uğradığı "multtiple- injury"den dolayı büyük acı ve ızdırabı olmuştur. Bu hususu davacı da şahadetiyle açıklamıştır. Yukarıda belirtilen mahdudiyeti ve izlerin kalıcı oldukları hususunda birleşmişler ve bu konularda vermiş oldukları şahadete inanmamak için neden bulamadık, ko-ldaki yaralar ile ilgili fizik tedavi de tam yapılmış olduğu ve bundan faydası olama-yacağını Dr. Erdinç beyan etmiştir.
Davacı 1'in düçar kaldığı yaralara, aldığı yaralar neticesi yapılan tedaviler ve tedavi sonu yaralardan ötürü çektiği ve çekeceklerin-e yukarıda özetle değindik ve huzurumuzdaki şahadetten de görülebilmektedir. Kendisinin de bu konuda dürüst şahadeti mevcuttur.
Davacı kaza tarihinde 24 yaşlarında halen 30 yaşında 2 çocuk annesi elinden terzilik gelen genç güzel bir ev hanımıdır. Yaz ay-larında yüzmeyi seven bir kişidir. Verilen şahadetten davacı uğradığı kazadan ötürü çok büyük acı ve ızdıraba düçar kalmıştır. Kolundaki (dirsek) kırıklardan dolayı 2 ameliyat, karnındaki yaralardan ötürü 3 ameliyat geçirmek mecburiyetinde olup, dalağı alı-nmıştır. Ömür boyu bu yaraları ve izlerin ızdırabını çekecektir. Eskisi gibi ailesine, iki çocuğuna ve kocasına karşı ev hanımı görevlerini yerine getirmede büyük zorluk ve mahdudiyet çekecektir ve bunun ızdırabını duyacaktır. İstediği sporları bilhassa yü-zmeyi gerçekleştiremeyecektir. Dalağının alınması kendisine ileri yaşlarda bazı enfeksiyon ve hastalıklara karşı direnme gücünü azaltacaktır. Huzursuzluk, sıkıntı, gaz ve hazımsızlık gibi durumlar yaratacaktır. Kolunda, dirseğinde, karnında bulunan yara ve- izlerden dolayı psikolojik olarak toplum içerisinde istediği şekilde giyinmesi, gezmesi, eğlenmesi engellenmiştir. Vücut çirkinleşmiştir. Duruşma safhasında mahkemenin de bu yara ve izleri görme fırsatı olmuştur. Koldaki mahdudiyet ev işlerinin yürütülmes-inde ve çocuklarının bakımında büyük engel teşkil edecektir."
Görüleceği gibi davacının aldığı yaralar oldukça ciddidir ve bunların tedavisi de hayli uzun sürmüştür. Yaraların ciddiyeti davacının Sağlık Kurulu kararı ile İngiltere'ye gönderilmesinden de -anlaşılmaktadır.
Davalı dalak kaybından ötürü davacının 1000 sterlin civarında bir rakam ile tazmin edilmesinin makul olacağını ileri sürerek bu konuda bazı İngiliz içtihatlarına atıfta bulundu. Davalının atıfta bulunduğu dava Briant v. Glenister davasıd-ır. Gör.- Kemp and Kemp 1975 Vol.2 Quantum of Damages 4. baskı sayfa 7971. Bu dava 1958'de neticelenmiş ve orada dalak kaybı için 1000 sterlin tazmimata hükmedilmişti. Bir başka dava ise Giacomelli v. British Drug Houses, (aynı eser aynı sayfa). 1969'da s-onuçlanan bu davada da dalak kaybı için 500 sterlin tazminata hükmedilmişti. Yukarıdakilere ilâveten daha da içtihat kararı bulmak mümkündür. Hemen ifade edilmesi gerekir ki dalak kaybı için öngörülen tazminatın nisbeten az olduğu görünümü vermesi dalağın -vücuttaki fanksiyonunun başka sair bir takım organlara oranla daha az hayati öneme haiz olmasıdır. Nitekim aynı eserin 1971. sayfasında Hamilton v. Burdon davasında şöyle ilginç bir ibare mevcuttur:
" . No damages awarded for loss od spleen as there was n-o evidence that the sspleen was or is desirable; it was - like ana ppendix- of no aparent use."
Biz bu kadar ileri gidip, sıhahtli bir dalağın vücutta hiçbir fonksiyon olmadığı görüşüne katılmıyoruz. Dalak kaybı için İngiliz Mahkemelerinin takdir ettikle-ri tazminat miktarları nisbeten az görülmekle birlikte bu tazminatların 1960 ve 1970 yıllarında verildiği gerçeği gözardı edilemez. 20-30 yıl öncesi sterlinin satın alma gücü herhalde şimdikinden çok fazla idi. Öte yandan davacı lehine takdir edilecek tazm-inat ise Türk Lirası olarak ödenecektir. Türk Lirasının her gün dahi değer kaybına uğradığını adli ihbar olarak alabiliriz.
Davacıya takdir edilecek tazminat miktarının makul olması gerektiğinden hareketle geçirdiği ameliyatları, aldığı yaraları, sol dir-seğin hareket mahdudiyeti, kalıcı nitelikte yara izleri, çektiği sızı ve ızdırap ve sair tüm hususları ve özellikle Türk Lirasının satın alma gücünün hayli azaldığını da dikkate aldıktan sonra takdir edilen 6,000,000.-TL tazminatın müdahalemizi gerektirece-k kadar az olduğu kanaatına varmış bulunyoruz. Kanımıza en makul tazminat miktarı 12,000,000.-TL olmalıdır.
Hükmün sonuna gelmeden gözlemlediğimiz bir hususa dikkat çekmek isetriz. İlk Mahkemenin hükmü daktiloya çekilirken sayısız daktilo hatası yapıldığ-ı görülmektedir. Bazan yapılan hatalar cümlenin manasını değiştirecek mahiyet dahi arzetmektedir. Mukayyitlerin bu tür hataların tekerrür etmemesi hususunda gereken tedbirleri alacaklarını ümit ederiz.
Sonuç olarak davalı tarafından yapılan istinaflar re-ddolunur. Davacı tarafından yapılan mukabil istinaf ise kabul edilir ve İlk mahkemenin Yargıtay/Hukuk 42/88 sayılı istinafa konu olan Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 983/81 sayılı davadaki hüküm uyarınca davacı lehine verilen genel tazminat miktarı 12,000,000.-T-L olarak değiştirilir.
İstinaf masrafları davalı tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç - Yargıç
5 Ekim 1988
-
-
8
-
Full & Egal Universal Law Academy