-D.11/84 Yargıtay/Hukuk 43/83
(Dava No. 1/83; Girne. Deniz Hukuku Yetkisi)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: IMAC-U Ltd. KTFD'deki yetkili temsilcisi Philippe J.A. Lampaert
vasıtasıyle, Girne
(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Gidenay Denizcilik Şirketi Ltd. Girne.
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: A.M. Berberoğlu.
K A R A R
N.Ergi-n Salâhi: Müstedi (istinaf eden) tarafından dosyalanan 23.5.1983 tarihli istida ile o günlerde Mağusa Limanında bulunan ve tasarrufunda bulundurduğunu iddia ettiği "Girne" isimli gemiye davalı şirket ve/veya müstahdemlerinin ve/veya ajanlarının dava sonun-a kadar veya mahkemenin uygun göreceği bir süre için müdahale etmemesi, gemiye girmemeleri, gemiyi kullanmamaları veya müstedinin tasarrufunda herhangi bir şekilde müdahalede bulunmalarını men eden geçici bir ara emir talepetmiştir. Tek taraflı yapılan bu -istida 1893 Kıbrıs Deniz Hukuku yetkisi, Deniz Hukuku Nizamları 203, 204, 205, 206, 207, 208 ile 9/76 Mahkemeler Yasası madde 41, Hukuku Usulü Fasıl 6 madde 4(1) ve 9 ile Genel hukuk adale ve nisfet prensiplerine dayandırılmıştır. Tek taraflı olarak yapıla-n bu istidayı gözden geçiren İlk Mahkeme aynı gün talep edilen geçici ara emrini vermiş ve 25..5.1983 tarihine kesinleşmesi için konumuştu. O gün Mahkemede bulunan davalı avukatı istidanın kendilerine geç verildiğinden itiraz dosyalayamadıkları hususunda m-aruzatta bulunmuş ve geçici ara emri duruşma için 30.5.1983 tarihine bırakılmıştı. Ara emrinin duruşmasından önce davalı itiraz ve itiraza ekli yemin varakası dosyalayarak "Gine" feribotunun davalıya ait olduğuna dair 'bill of sale' bulunduğunu, konu gemin-in davalının adına kayıtlı olduğu, 730,000 Amerikan Doları davacıya ödenerek tasarruf ve kullanımının davalıya devir ve teslim edildiğini, davalının elindeki bilgilere göre davacının çok zayıf iddiaları olduğu, davacının 109/82 sayılı başvuruda Girne Ferib-otunun davalıya ait odluğunu ve buna göre geçici ara emri aldığını, geçici ara emri iptal edilmediği veya işletmeyi engelleyecek bir şekilde tadil edilmediği takdirde zarara uğrayacaklarını iddia ederek verilen ara emrinin tadil edilmesini ve o günlerde da-valının işletme hazırlığı içinde bulunduğu geminin davalıya verilmesi ile zararın hafifletileceğini, Girne ile Taşucu arasında sefer yaptığını ve bu seferlerin de geminin atıl vaziyette durması ile engellendiğini v.s. hususları ileri sürmüştür.
Davacı is-e özetle yemin varakasında söz konusu gemiyi 15.6.1981 ve 24.8.1981 tarihli satış anlaşmaları ile 730,000 Amerikan doları kaarşılığına davalı şirkete satmayı, satış bedeline ek olarak masraflar dolayısıyle 120,000 Amerikan doalrının tümünün faizleri ile bi-rlikte ödenmesinden sonra geminin yasal mülkiyetinin davalıya devredilmesini taahhüt ettiğini, satış senedi (bill of sale) verildiğini ancak bu meblağın tümünün ödenmesine kadar geminin yasal mülkiyetinin davacıya ait olacağını, davacının bu satış bedeline- tuta 255,000 Amerikan doalrının ödendiğini, müteebakiyi ödeme niyetinde olmadığını, davalının 15.6.1981 tarihli 'bill of sale'ı KTFD'ne göstererek Gemiler Mukayyitliği konu gemiyi isimlerine kaydettiklerini, geminin bedelini ödemeden gemiyi gasbetmeye çal-ıştıkalrını, davalı şirket temsilcilerinin anlaşmaya göre 680,000 dolar için 25 adet çek verdiklerini, vadeleri gelen bu çeklerin ödenmediğini, buna göre ara emri verilmmemesi halinde davalı şirketin geminin tasarrufunu eline geçirip işletmeye teşebbüs ede-ceğinin geminin şletilmesi halinde her an tehlikelere maruz kalabileceğini, davacı şirketin bu şekilde tamiri imkânsız zarar uğrayacağını, Ağustos 1982'den beri geminin tasarrufunun kendilerinde olduğunu ileri sürerek davalılar itiraz dosyaladıktan sonra b-u iddialarını yineleyerek geçiici ara emrinin kesinleşmesini talep etmişlerdir.
İstidanın duruşmasında müstedi şahit çağırmamıştır. Davalı lehine yemin varakası yapan Fehim Küçük Mahkeme önünde şahadet ererek istintaka tabi tutukmuştur. Tarafların iddial-arını dinledikten sonra mevcut şahadet ışığında İlk Mahkeme neticede 23.51981 tarihinde verilen geçici ara emrini değiştirerek aşağıdaki emri vermiştir.
"Dava konusu gemi, davalı tarafından her türlü yangın, kaza ve sair bütün muhtemel tehlikelere karşı -1983 sezonunda çaalışacağı devre zarfında full comprehensive olarak 200,000,000TL'na sigorta edilmesi halinde 23.5.1983 tarihinde davacı lehine verilmiş olan ara emri değiştirilir ve davalıların söz konusu gemiyi işletmelerie ve dava neticesine kadar gemin-in başkasına devredilmemesine, satılmamasına veya herhnagi bir şekilde elden çıkarılmamasıa ve işletmenin başkasına verilmemesine emir verilir ve;
Yapılan işletme neticesi elde edilecek gelirden geminin işletilmesi ile ilgili cari ve zaruri masraflar yap-ıldıktan sonra geri kalan miktarın herhnagi bir Bankada davalı tarafından açılacak bir hesaba yatırılmasına ve Mahkeme emri almadan herhangi bir miktar para çekilmmmemesine emir verilir.
Söz konusu gemi hakkında emredilen 200,000,000TL'lık full comprehen-sive sigorta yapılana kadar 23.5.1983 tarihinde verilmiş olan ara emri yürürlükte kalacaktır.
Davacının vermiş olduğu teminat aynen bu ara emrinde de geçerli olacaktır.
Meselenin ahval ve şeraiti göz önünde bulundurulduktan sonra istida masrafları için- emir verilmemesi uygun görülmüştür."
İstinaf yukarıda alıntısı yapılan karardan yapılmakta olup 4 istinaf sebebi içermektedir. Bu istinaf sebepleri üç başlık altında toplanabilir.
1- İlk Mahkeme Ağustos 1982'den beri davacı müstenifin tasarrufunda bulu-nmakta olan dava konusu gemiyi bazı şartlar ile davalı müstedilerin işletmelerine müsaade emri verirken mezkûr geminin davacı müstedinin tasarrufundan çıkarılıp davalı müstedaaleyhlerin tasarrufuna geçmesine emir vermiştir. Halbuki böyle bir emrin verilmes-i için maahkeme önünde istida mevcut olmadığı gibi geminin yasal tasarrufunun davacı müstedilerden alınıp davalılara verilmesi için yasal herhangi bir sebep mevcut değildir.
2- İlk Mahkeme davacı müstedinin düçar olabileceği tamiri imkânsız kaybı önlemek- gayesi ile dava konusu geminin davalı müstedaaleyh tarafından işletilmesi için ön şart oalrak sadece geminin sigortalanmasını şart koyması aslında davacının müstedinin haklarını korumaktan uzak olduğu gibi böyle bir sigortalama işlemi hususunda karar verm-eden önce davacı müstedilere söz tanınıp onların takdir ve görüşü de alınmştır.
3- İlk Mahkeme huzurunda mevcut olan şahadet ve olgular ışığında evvelce verilen geçici ara emrinin kesinleşmesi için emir vermesi gerekirken bunu yapmamakla hata ettiği gibi -son ara emrini verirken ara emri ile ilgili yasal prensipleri yanlış tefsir edip uygulamıştır.
İstinafın duruşması baladıktan sonra belirli bir safhada konu gemininKuzey Kıbrıs dışına kaçırıldığı ve halen geminin mahkemelerimizin yetki alanı dışında bulu-nduğu hususu mahkemenin bilgisine getirilmiştir. Ayrıca konu gemi Ada karasularından çıkarıldıktan sonra geminin tasarrufunun müstenife geçtiği ve halen onun tasarrufunda bulunduğu da kabul ve beyan edilmiştir. İstinafın duruşması esnasında knu gemi Ada ha-ricinde müstenifin tasarrufunda olduğuna göre ilk mahkeme emrine uymak maksadı ile ne sebeple tekrar Kuzey Kıbrısa getirilmediğinin izahı yapılmamıştır.
Bu bilgi ve beyanlar istinafın duruşması başladıktan sonra mahkemenin bilgisine getirilmiş ve başlatı-lmış istinafın görüşülmesine devam edilmiştir. İsinafın duruşması bitmiş olamsına rağmen bu hususlar mahkemenin bilgisine getirildiği ve halen müstenifin tasarrufunda bulunan bu gemiyi mahkeme emri hilâfına tasarrufunda bulundurmaya devam ettiğine göre müs-teniflerin ilk mahkeme kararını yakınma konusu yapamayacağı görüşündeyim. İlk mahkemelerce verilen bir ara emrine uymayan bir tarafın bu ara emrinden istinaf yapması halinde böyle bir istinafın ileri gidemeyeceği ve ancak ara emrine uyduktan sonra yakınma -konusu yapılan kararın tezekkür edilebileceği yerleşmiş bir prensiptir. Bak. Mavrommatis v. Cyprus Hotels C. Ltd. (1966) C.L.R. 1 sayfa 266. Ayrıca Hodkinson v. Hodkinson The Times Law Reports (1952) Part II page 416 at 418'de Church v. Ormer (1846) 1 Co-ot. 338 at page 343'deki bir davadan alıntı yaparak şu görüşe yer vermiştir:
' "A party who knows of an order, whether null or valied, ragular or irregular, cannıot be permitted to disobey it. ..... It would be most dangerous to hold that the suitors, or- their solicitors, could themselves judge whether an order was null orvalid -whether it was regular or irregular. That they should come to the Court and not take upon themselves to determine such a question. That the course of a party knowing of an order -which was null or irregular and who might be affected by it, was plain. he should apply to the Court that it might be discharged. As long as it existed it must not be disobeyed."
Such being the nature of this obligation, two consequences will, in general-i follow from its breach. The first is that anyone who disobeys an order of the Court (and I am not now cpnsidering disobedience or orders relating merely to matters or procedure) is in contempt, and may ve punished by committtal or attachment or otherwise-. The second is that no application to the Court by such a person will be entertained until he has ourged himself of his contempt. It is thesecond of these conse- quences which is of immediate relevance to this appeal. The rule, in its general form, cannot- be open to question. There ae many reported cases in which the rule has been recognized and applied, and I need refer only to Garstin v. Garstin and Gordon v. Gordon.'
Yukarıda alıntısı yapılan içtihat kararı ile yerleşmiş prensiplere göre davacı müsten-if tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin İlk Mahkeme tarafından verilen emirlere riayet etmedikleri ve etmemeğe devam ettikleri cihetle istinaf sebeplerine teker teker değinerek ilk mahkemenin kararının yanlıış veya hatalı olup olmadığını incelemem-izin yersiz olduğu görüşündeyim. Her halükârda konu gemi Ada haricinde bulunduğu cihetle bu hususta verilecek herhnagi bir emrin uygulama olasılığı yoktur. Mahkemelerin ise uygulama olasılığı bulunmayan bir emir vermekten kaçınmaları gerektiğini de yine ye-rleşmiş hukuk prensibidir.
Yukarıdaki nedenlerle istinafın reddolunması gerektiği görüşündeyim.
Niyazi F. Korkut: Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi tarafından okunan hükümde belirtilen yasal ilkelerle hemfikirim.
Sayın Yargıç Aziz Altay tarafından okunacak- hükmü önceden görme fırsatını buldum. Sayın Yargıç Aziz Altay hükmünde Sayın Yargıç N. Ergin Salâhiden farklı oalrak istinafı esasta da inceleyerek bazı görüşler belirtmiştir. Bu görüşler ile de hemfikirim.
Aziz Altay: İstinaf eden müstedi Girne Kaza Mah-kemesinin Deniz Hukuku Yetkisine giren 1/83 sayılı bir genel istida dosyaladı ve KTFD Gemiler Mukayyitliği sicilinde aleyhine istinaf edilen davalı şirket adına "Girne" ismi ile kayıtlı bulunan geminin müstediye ait olduğuna ve davalının konu geminin mülki-yet üzerinde hiçbir hakkı olamdığına dair bir Mahkeme ilâmı ve davalının söz konusu geminin tasarrufuna herhnagi bir şekilde müdahale etmesini men eden bir Mahkeme emri talep etti. Müstedi aynı gün bir de istida dosyaladı ve Mağusa limasında bulunan ve müs-tedinin tasarrufunda olan söz konusu gemiye davanın sonuçlanacağı tarihe kadar davalının veya müstahdemlerinin herhangi bir şekilde müdahale etmelerini men eden geçici bir ara emri talep etti. Müstedi istidaya ekli yemin varakasında geminin 1982 Ağustos'un-dan beri tasarrufunda bulunduğunu, gemiye milyonlarca liralık masraf yaptırdığını, karara bağlanacak konunun ciddiolduğunu, taleplerinde haklı olduğuna dair belirtiler bulunduğunu, ve talep edilen ara emri verilmediği takdirde telâfisi imkânsız zararlara u-ğrayacağını veya geri dönüşün çok zor olacağını iddia etti. İlk Mahkeme talep edilen geçici ara emrini verdi ve emrin kesinleşip kesinleşmeyeceğini kararlaştır- mak üzere istidayı 2.5.1983 tarihinde tayin etti. Davalı itiraznameyi geç dosyaladığından istid-a 30.5.1983 tarihine ertelendi. Davalı şirketin işletme memur ve hissedarlarından biri olan Fehim Küçük itiraznameye ekli yemin varakasında geminin mülkiyetinin davacıda olduğunu inkâr ettikten sonra verilen ara emrinde 500,000TL taahhütnamenin yetersiz ol-duğunu, geminin işletmeye konmasının engellenmesi halinde davalının büyük zarara uğrayacağını, bu nedenle davalı tarafından satılmamasıi başkasına devredilmememsi veya elden çıkarılmaması ve tam kapsamlı sigortaya konması koşulu ile ara emrinin işletmeyi e-ngellemeyecek şekilde tadil edilmesini istedi.
30.5.1983 günü, verilen geçici ara emrinin kesinleşip kesinleşmeyeceğini karar bağlamak üzere yapılan duruşma sırasında müstedi avukatının ralebi üzerine şahader veren geminin işletme memuru Fehim Küçük'ün d-ışında taraflar şahit çağırmadılar. Huzurumdaki şahadeti değerlendiren İlk Mahkeme 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41. maddesi uyarınca davacı tarafından isbat edilmesi gereken 3 unsurun müstedi tarafından isbat edildiğine kanaat getirerek bu hususta dava-cılehine her üç husus hakkında bulgu yaptıktan sonra aynen şöyle söyledi:
"Buna göre Yasanın ara emri bakımınan öngördüğü unsurlar davacı tarafından isbat edilmiş olduğunan gemi için ara emri almaya hakkı vardır."
İlk Mahkeme yapmış olduğu bulgulara ve- varmış odluğu bu sonuca rağmen 23.5.1983 günü verilen geçiici ara emrinin kesinleşmesi için emir vermekten kaçındı ve turizm sezonunda geminin limanda bağlı kalması tarafları olduğu kadar kanunun da zararına olduğunu belirterek 1983 sezonunda çalışacağı d-evre zarfında 200,000,000TL tam kapsamlı sigorta edilmesi koşulu ile davalı şirketin gemiyi işletmesini, ancak dava sonuçlanıncaya kadar geminin başkasına devredilmemesini, satılmamasını veya herhangi bir şekilde elden çıkarılmamasını ve işletme sonucu eld-e edilecek gelirden cari ve zaruri masraflar çıktıktan snra müteabki paranın bir bankada davalı tarafından açıalcak bir hesaba yatırılıp Mahkeme emri olmadan bu hesaptan para çekilmemesini ve sigorta yapılıncaya kadar 23.5.1983 tarihinde verilen ara emrini-n yürürlükte kalmasını emretti.
Müstedi, Mahkeme huzurunda buna dair bir istida bulunmamasına rağmen konu geminin bazı koşullar ile davalının tasarrufuna geçmesini emrederek mevcut statüyü değiştirmekle, ayrıca müstedinin zarara uğrmasını önlemek amacı i-le geminin sigorta edilemsini emrederken müstedinin haklarını korumak için yeterli şartlar koymamakla ve ara emri ile ilgili yasal prensipleri yanlış tefsir ederek uygulamakla İlk Mahkemenin hataya düştüğünü ileri sürerek istinaf etti.
Müstedi ara emri i-stidasını esas itibarı ile 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41. ve Hukuk Usulü Yasasının 4. maddesine dayandırmıştı. 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41. maddesi altında ara emi verebilmek için davacının açmış olduğu davada karara bağlanması gereken konunu-n ciddi olması, iddialarında haklı olduğuna dair belirtiler bulunması ve meni müdahale emri verilmediği takdirde ileride telâfisi mümkün olmayacak bir zararın doğacağı veya eski duruma dönüşün çok zorlaşacağı hususularında kanaat getirmesi gerekir. Bu gibi- ara emirlerinin başka bir amacı da ihtilâfın meydana geldiği tarihte mevcut olan durum (status quo) korumaktır. bak: Yargıtay/Hukuk 22/80).
Davacı istidasına ekli yemin varakasında açık bir şekilde 1982 Ağustos'undan beri gemiyi tasarrufuında bulundurdu-ğunu iddia ettiği halde davalının itirazına ekli yemin varakasında bu husus inkâr edilmiş değildir. İlk Mahkeme ise gerek dosyalanan yemin varakalarında ileri sürülen hususları ve gerekse verilen şahadeti inceledikten sonra tasarrufun müstedide olduğu husu-sunda kesin bulgu yaptı. Yine İlk Mahkeme karara bağlanması gereken konunun ciddi olduğğu, davacının iddiasında haklı olduğunu gösteren belirtilenlerin bulunuğu ve meni müdahale emri verilmediği takdirde ileride telâfisi imkânsız bir zararın doğacağı veya -eski bir duruma dönüşün çok zorlaşacağı hususunda bulgu yaptı ve davacının talep ettiği ara emrini almaya hakkı olduğu kanısına vardı. İlk mahkeme bu bulguları yaptıktan ve ara emri almaya hakkı olduğu kanaatına vardıktan sonra 23.5.1983 günü verdiği ara e-mrini kesinleştirmesi gerekirdi.
İlk Mahkeme davacınına ra emrini almağa hakkı olduğuna ve kesinleşmesi için gerekli tüm unsurların mevcut olduğuna dair bulgu yaptığı halde yine de tasarrufu davacıdan alıp davalıya vermiştir. İlk Mahkeme bunu yaparken 9-/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 41(2) maddesine dayandırmıştır Bu madde aynen şöyledir:
"41. (1) .....................
- (2) Bu maddenin (1). fıkrası uyarınca verilen geçici bir emri, mahkemenin haklı gördüğü kayıt ve mahkeme herhangi bir zaman, gösterilen makul sebebe dayanarak, böyle bir emri iptal edebilir veya değiştirebilir."
-
Görülebileceği gibi bu madde altında mahkeme makul bir sebeb dayanarak daha önce verilen bir ara emrini iptal edebilir veya değiştirebilir. Bu meselede ise mahkeme ara emrinin iptal edilmemesi ve kesinleşmesi gerektiğini gösteren unsurların mevcut olduğu-na dair kesin bulgu yaptığı halde, verdiği emir ile ara emrini değiştirmiş değil, ortadan kaldırılmıştır. Haddi zatında verilen emir ile mahkeme ara emrinin amaçlarından dışarıya çıkararak tasarrufu kendisinde bulunduran şahırtan alıp karşı tarafa verilmes-ine dair bir emir vermiştir. Kanımca mahkemenin bu şekilde bir emir vermeğe 9/76 sayılı Yasanın 41. maddesi altında yetkisi yoktur.
Yukarıda belirtilenler ışığında İlk Mahkemnin istinaf konusu kararının iptal edilerek 23.5.1983 tarihli geçici ara merinin- ksinleşmesi hususunda emşr verilmesi gerekirdi. Ne var ki istinaf konusu karardan sonra, Mahkemenin bilgisine getirildiğine göre, konu mal gemi ada dışına götürüldüğü ve halen Mahkemenn yetki alanı dışında bulunmaktadır. Mahkeemce verilen bir emre tarafla-rın uyması gerektiğine kuşku yoktur. Mahkeme emriden yakınan taraf ancak istinaf yoluyle veya sair yasal yollardan emrin iptalini veya düzeltilmeisni isteyebilir ama gerekçesi veya hakılık durumu ne olursa olsun emre uymazlık edemez ve emre uymadığı sürece- Mahkemenin yardımını isteyemez.
Bu meselede gemi istinaf konusu emirden sonra ada dışına götürülmüştür. Her ne kadar da geminin kimin tarafından ada dışına götürüldüğüne dair önümüzde bir yemin varakası yoksa da halen ada dışında bulunan geminin müstedi-nin tasarrufunda buludnuğu avukatı tarafından kabul edilmiş ancak Kıbrıs'a getirilmeyişi hakkında herhnagi bir izahat verilmemiştir. Bu durumda ada dışında bulunan konu gemi hakkında verilecek herhnagi bir emrin uygulama olanağı olamdığı açıktır. Mahkemele-r ise uygulanmasına olanak bulunmayan bir emri vermekten kaçınırlar.
Konu gemi Kıbrıs'ta olmuş olsaydı, istinafın kabul edilerek İlk Mahkemenin 3.6.1983 tarihinde vermiş olduğu emrin iptal edilerek 23.5.1983 tarihinde verdiği ilk ara merinin kesinleşmesi- için emir verilmesi gerekecek idiyse de geminin ada dışına götürüldüğü ve halen Mahkememizin yetki alanı dışında buludnuğu hususunda söylenenler ışığında istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
N. Ergin Salâhi: Sonuç olarak istinaf değişik görüş v-e gerekçe ile ve oybirliği ile reddedilir.
Masraflar hususunda herhangi bir emir verilmez.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç - Yargıç
15 Mayıs 1984
-
-9-
-
Full & Egal Universal Law Academy