-D.25/88 Yargıtay/Hukuk 43/87
(Dava No: 96/82; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut
İstinaf eden: Tankut M. Tevfik, -Girne.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Kuzey İnşaat Ltd. Lefkoşa.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Talat Kürşat.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.
Niyazi F. Korkut: İstina-f eden davacı, davalı aleyhine dosyaladığı bir dava altında 6.12.1977 tarihli bir satış sözleşmesi ile davalı şirketten Lefkoşa'da inşa edilmekte olan Kuzey Apartmanının 15 numaralı dairesini 16.000 Kıbrıs Lirasına satın aldığını ve davalının 14.5.1978 tar-ihine dek ya da en geç 14 Eylül 1979 tarihinde inşaatı tamamlayarak söz konusu daireyi davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiğini ancak davacı tüm satış bedelini ödediği halde davalının apartman dairesini teslim etmeyip 14 Mayıs 1980 tarihli bir ihbarname ile- satış sözleşmesini feshettiğini ve satış sözleşmesinin davalı tarafından noksan olarak feshedildiğini ileri sürerek davalıya ödediği miktarın iadesi ile tazminat talebinde bulundu.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, davacını-n daire bedelinden ayrı olarak konu apartmana takılalcak asansör bedelinin %10'unu da ödemeyi kabul ettiğini, asansörün 444.000TL'ye mal olduğunu fakat daire satış bedelinin son 44000TL'lik taksidini ödemekten kaçındığını ve bu nedenle mukavelenin davalı t-arafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davanın masraflarla reddedilmesini talep etti.
Davacı davasını isbat için şahadet verdi ve bir tanık dinletti. Müdafaa ile ilgili olarak davalı şirketin direktörü ile iki tanık şahadet verdi.
Davacı ş-ahadetinde, sair şeyler yanında, 6.12.1977 tarihli sözleşme ile dava konusu daireyi satın aldığını ve satış bedelini bir tamam ödediğini ancak asansörün %10 bedelinin ne olduğu hususunun kendisine bildirilmediğini, bu nedenle asansör için birşey ödemediğin-i, müdafaa takririnde ileri sürülen 4.4.1979 tarihli ihbarı almadığını ve sözleşmenin davalı tarafından haksız yere feshedildiğini ileri sürdü.
Davacı tarafıdan tanık olarak dinletilen emekli Tapu Müdür Muavini Turan Avni dava konusu apartman dairesinin -Mayıs 1980 tarihi itibarı ile 18.750 sterlin olduğunu ve tapuda tesbit edilip gösterilen değerlerin genelde gerçek değerden az olduğunu belirtti.
Davalı tarafından şahadete çağrılan şirketin odacısı Süleyman Tokyay 1979'dan beri davalı şirkette çalıştığı-nı ve işe girdiğinden birkaç yıl sonra kendisine verilen bir mektubu davacıya postaladığını ve postaladığı bu mektubun geri gelmediğini belirtti. Davalının ikinci tanığı İsmail Karagözlü emlâk ve değerlendirme uzmanı olduğunu, dava konusu dairenin 14.5.198-0 tarihindeki değerini saptamak üzere çalışmalar yaptığını ve bu çalışmalar sonucu konu dairenin değerini 1,500,000TL olarak saptadığını belirtti.
Şirket direktörü olan davalının üçüncü tanığı ise asansörün fiyatının tahminen Mart 1978'de belli olduğunu,- asansörden payına düşen miktarı ödemesini sözlü olarak davacıya bildirip talep ettiğini ve daha sonra 4.4.1979 tarihinde yazılı bir talepte bulunarak bu talebi şirketin odacısı vasıtasıyle davcıya posta ile gönderdiğini ve mektup geri gelmediğine göre dav-acı tarafından alınmış olması gerektiğini belirterek, davalının son ödemiş olduğu 44,000TL'nin asansör hesabına işlendiğini gösteren defteri de emare olarak ibraz etti.
Alt Mahkeme kararında Mahkemenin üzerinde durup karar vereceği iki nokta bulunduğunu,- bunlardan birinin davalının 6.12.1977 tarihli satış sözleşmesini ihlâl edip etmediği ve ikinci nokta ise eğer davalı sözleşmeyi ihlâl etmişse ödemesi gereken tazminatın ne kadar olması gerektiği olduğuna değinerek daha sonra şahadeti değerlendiren Alt Mah-keme sonuçta, ihlâl konusundan davacının şahadetinin tercih edilmesini uygun bularak satış sözleşmesinin davalı tarafından ihlâl edildiğine ilişkin bulgu yaptı. Davacıya verilecek tazminatı da değerlendiren Alt Mahkeme, davalı satış sözleşmesini ihlâl etti-ğine göre davacıdan aldığı parayı iade etmesi ve ilâveten bir de tazminat ödemesi gerektiğini vurgulayarak, davalının ödemek zorunda olduğu tazminatın da sözleşmedeki satış bedeli ile sözleşmenin ihlâli tarihinde konu dairenin değeri arasındaki farkın olma-sı gerektiğini ve keza sözelşme 14.5.1980 tarihli fesih ihbarı ile yürürlükten kalktığına göre ihlâl tarihinin de bu tarih olduğuna ilişkin bulgu yaptı. Alt Mahkeme daha sonra konu dairenin değeri ile ilgili olarak şahadet veren iki tanığın şahadetlerini i-nceleyerek kararında aşağıda belirtildiği şekilde bir bulgu yaptı.
"Her ikisi de kendi açılarından gerçeği ifade etmişlerdir. Mahkememizin her iki şahadeti dikkate alarak bir rakam tesbit etmesi uygun olacaktır. Böyle hareket ederek 14.5.1980 tarihinde ma-lın değerini 1.800.000TL olarak tesbit ederiz. Dolayısıyle davalının ödemesi gerken tazminat 1.800.000 - 576.000= 1.224.000TL'dir."
-Bu bulgu ışığında Mahkeme davacı lehine 1.224.000TL tazminat ve davacının ödemiş olduğu 576.000TL'nin iadesi ve dava masrafları için hüküm verdi.
-
Davacı bu hükme karşı istinaf dosyaladı. Davacı, istinaf ihbarnamesinde, özetle, tazminat miktarını saptarken Alt Mahkemenin sözleşmenin ihlâl tarihindeki malın piyasa değerini dikkate alması gerkirken, bu hususta şahadet veren davacının uzman tanığının -şahadetini gerektiği şekilde nazarı dikkate almayıp, davlının uzman tanığının şahadetine daha çok ağırlık vemekle ve keza saptanan miktar üzerine herhangi bir faiz vermemekle hatalı hareket ettiğini ileri sürdü.
İstinafın duruşmasında Mahkemeye hitap ede-n davacı avukatı tarafından, sair şeyler yanında, satış sözleşmesinin 1977 yılında yapıldığı, sözleşmenin ihlâlinin ise 14.5.1980 tarihinde olduğu ve dava konusu dairenin söz konusu ihlâl tarihindeki değeri hususunda iki uzman tanığın şahadet verdiği, dava-cının tanığına göre ilgili tarihdeki değerin 3,562,000TL ve davalının tanığına göre ise 1,500,000TL olduğu, Mahkemenin davacı tanığının şahadetini tercih etmesi gerektiği, halbuki Mahkemenin saptanan iki değerlendirmenin ortalamasını alarak bir miktar buld-uğu ve böyle bir bulgunun hatalı olduğu ileri sürüldü. Davacı avukatı, ilâveten talep takririnde davacı tarafından davalıya ödenen paranın iadesi ile birlikte faiz de istendiği halde Mahkemenin kararında bu hususa hiç değinmediğini, halbuki faiz vermek hus-usunda da Alt Mahkemenin yetkisi olduğunu ve faiz de vermesi gerektiğini savundu.
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise konuşmasında davalının uzman tanığının şahadetinin daha gerçekçi olduğunu, davacı tanığının raporunun ise bir şirketten aldığı satış kon-tratına göre hazırlandığını ve bir araştırma yapmadığını ve bu nedenle Alt Mahkeme tarafından saptanan tazminatın yerinde olduğunu savundu. Davalı avukatı faiz ile ilgili olarak ise bugüne dek var olan uygulamaya göre Mahkemenin faiz verebilmesi için böyle- bir istemin ya belli bir sözleşmeden ya da belli bir yasadan neşet etmesi gerektiğini, bu meselede talep takririnde faiz talebi ileri sürülmediği bir yana, bu hususta şahadet de verilmediğini ve sadece talep takririnde paragraf 12(c) altında faiz istendiğ-ini ve bunun Mahkemenin faiz verebilmesi için yeterli olmadığını savundu.
Alıntı yapılan istinaf ihbarnamesinden de görüleileceği gibi bu istinafta incelenmesi gereken 2 husus vardır. İncelenmesi gerken 1. husus Alt Mahkemenin şahadet veren iki uzman tan-ığın hangisine inandığını belirtmeden ikisi ortası bir rakam saptanmasının doğru olup olmadığını, ikinci husus ise saptanan rakam üzerine faiz verilip verilmeyeceğidir.
Hükümden yapılan alıntıdan da görülebileceği gibi Alt Mahkeme uzman tanıklarından han-gisine inandığını belirtmeyip her ikisinin de kendi açılarından gerçeği ifade ettikleri şeklinde bir görüş belirtip her iki şahadeti de dikkate alarak bir rakam saptamasının uygun olacağı sonucuan vararak dava konusu malın fesih tarihindeki değerini 1,800-,000TL olarak saptadı ve bu saptamayı yaparken bu yönteme başvurması ile ilgili herhangi bir gerekçe vermedi. Alt Mahkeme önünde konu malın ilgili tarihlerdeki değeri hakkında iki ayrı şahadet olduğuna göre Alt Mahkemenin bu 2 tanığın şahadetinden birini t-ercih ederek bir karara varmasının en doğru yol olduğu görüşündeyiz. Tanıkların saptadığı rakamlar arasında fark olduğunu gör her iki tanığın da Alt Mahkemenin belritildiği gibi gerçeği söyledikleri inancına varmak olası değildir.
Tanıklara inanıp inanma-ma bakımdan Alt Mahkeme Yüksek Mahke-meden daha avantajlı olmakla beraber aradan geçen uzun süreyi dikkate alarak böyle bir değerlendirme yapması için davayı tekrar Alt Mahkemeye iade etmemeyi ve bu tanıkların şahadetini Yüksek Mahkeme olarak değerlendirme-yi uygun bulduk.
Tutanaklardan her iki tanığın şahadetini incelendiğimizde davacı tanığının şahadetinin davalı tanığın şahadetine nazaran daha gerçekçi ve inandırıcı olduğu görüşündeyiz. Bu görüş ışığında fesih tarihindeki sterlinin resmi kur değerini al-dığımızda bu tanığın saptandığı 18.750 sterlin karşılığı 3.411.375TL olur. Bu meblağdan dava konusu malın satın alındığı değer olan 16.000 KL'sının TL olarak karşılığı olan 576.000TL çıktığında geriye 2.835.375TL kalır. Bu durumda davacının almağa hak kaza-ndığı tazminatın 2.835.375TL olması grekir.
Faiz hususuna gelince aleyhine istinaf edilenin de ileri sürdüğü gibi talep takririnde ileri sürülüp böyle bir istemde bulunması ve böyle bir istemin belli bir yasadan neşet etmesi gerekir. Davacının talep takr-irini incelediğimizde davacının faiz talebi ile ilgili bir iddiası olmayıp sadece en sonunda tazminata ilâveten faiz de istendiği görülür. Kanımızca Mahkemnin davacı leyhine faiz verebilmesi için bu şekilde bir talebin yeterli olmadığı bir yana talep takri-rinde istendiği şekilde faiz verilmesine olanak tanıyan bir mevzuat da yoktur. Bu nedenle istinaf edenin bu istinaf sebebinin ileri gitmesi olanaksızıdır.
Sonuç olarak 1. istinaf sebebi kabul edilerek Alt Mahkemenin 576.000TL'ye ilâveten saptamış olduğu -1.800.000TL tazminat 2.835.375TL olarak değiştirilir.
İstinaf edenin istinaf masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut)
Yargıç - Yargıç Yargıç
31 Mayıs 1988
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy