-D.30/90 Yargıtay/Hukuk 43/90
(Dava No. 3273/86; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
İstinaf eden: Güner Tanyıl-, Lefkoşa
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Ali Dobran, Lefkoşa
(Davalı)
- A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Ali Dana ve Osman Ertekün
Aleyhine istinaf edilen namına: Fuat Veziroğlu ve Ali Rıza Görgün
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 30.3.1990 tarihinde verdiği- ve davacının (istinaf edenin) davasını reddeden hükmünden yapılmış bulunmaktadır. Olgular hususunda taraflar arasında önemsiz bir kaç ayrıntı dışında, görüş birliği yokur. Bu nedenle müşterek olgularla, davacının iddialarına, buna mukail davalının iddiala-rına ve sonunda da İlk Mahkemenin yaptığı bulgulara kısaca değinme gereğini duyuyoruz.
Davacı ile davalı (aleyhine istinaf edilen) bacanaktırlar. Bütün ilgili zamanlarda davacı İngiltere'de davalı ise Kıbrıs'ta ikamet etmekte idiler. Davalıya göre takrib-en Temmuz 1979 yılında karısı ile Kıbrıs'a geldiği zaman Lefkoşa'da Özlem Sokak'ta bulunan ve Kardeşler Apartmanı diye bilinen apartmanda bir daire satın aldı. Bu dairde kiracı oturmakta idi. Dairenin tahliyesini sağlamak için dava açılması gerektiğini ve -bu nedenle Kıbrıs'ta ikamet eden davalının bu işlerle uğraşabileceğini göz önünde bulunduran davacıya göre dairenin davalı adına satın alınmasının daha uygun olacağı hususunda taraflar görüş birliğine vardılar. Davacıya göre dairenin satın alınmasında dava-lı pazarlık etti. Neticede daire 10,000 sterline satın alındı. Davalıya ilkin 2000 sterlin depozito ödeyen davacı daha sonra geriye kalan 8000 sterlini satıcıya ödemek üzere elden davalıya gönderdi. Dairenin tapusunu ismine kaydettiren davalıdan, davacı uz-un bir süre dairenin devrini istemedi. Bu meyanda takriben 1983 yılında tarafların çocukları evlendi ve taraflar bu şekilde dünür oldular. Ne var ki gençler anlaşamadı ve 1984 yılında boşandılar. Davacıya göre, 1985 yılında dairenin devrini davalıdan talep- etti ancak davalı bu talebi reddetti. Davacı 1988 yılında dairenin bedelinin 18,675 sterlin olduğunu iddia etti.
Davalı ise davacının tüm iddialarını reddetti. Sözü edilen daireyi kendi parasıyla satın aldığını iddia eden davalı, davcının kendisine 1,00-0,000TL gönderdiğini doğruladı ancak bunu, davacının nam ve hesabına, özellikle davacının satın aldığı 4 arsa için ödediğini iddia etti.
İlk Mahkeme, taraflar ve tanıklarının sundukları şahadeti etraflı bir şekilde inceledi ve neticede, davacının davasın-ı ispat edemediği kanaatına vararak davayı reddetti. İstinaf İlk Mahkemenin bu ret hükmünden yapıldı. Dosyalanan istinaf ihbrnamesi 7 sebep içermekle birlikte davacının yaptığı gibi bunları bir ana başlık altında toplamak mümkündür. Şöyle ki:
İlk Mahkeme- gerek ispat külfeti konusunda ve gerekse taraflar ile tanıklarına inanıp inanmama konusunda takdir hakkını kullanırken, ibraz edilen şahadet ışığında, hatalı hareket etti.
Özetlenen bu istinaf sebebi içinde davacı bir takım ayrıntılara girmedi. Bunlar i-se, görüşlerimizle birlikte şöyle özetlenebilir:
1. Depozito oalrak mal sahibine ödenmek üzere davalıya verilen 2000 sterlin konusu
Davacıya göre daire üzerinde pazarlık bitince, depozito olarak davacı davalıya, davalının dükkânında ve Sedat Oygar huzur-unda 2000 sterlin ödedi. Bu iddiasını isbat için kendi şahadeti yanında Sedat Oygar'ı da tanık olarak celbetti.
İlk Mahkeme bu konuda davacı ve tanığının şahadetine itibar etmedi ve davacının bu babtaki iddiasını reddetti. İlk Mahkeme bu konuda şunları s-öyledi:
"Davacı tanığı Sedat Oygar'ın şahadetine gelince, bu tanığın şahadetinde ifade ettiklerine dayanacak bir bulguya varmakta, şahadeti tereddüte açık olduğu cihetle, tereddüt edei,z. Bu tanık, yukarıda belirttiğimiz gibi şahadetinde dava konusu dair-enin alımı ile ilgili davalı ile satıcı mal sahibi arasında ihtilâf çıktığını ve davalı ile birlikte satıcının evine gittiklerini, davalının konu dairenin fiatının yüksek olduğunu ve alımından vazgeçebileceğini söylediğini satıcı mal sahibinin de dairenin -satışı için davalının kardeşi Yılmaz'a komsiyonluk verdiğini, komisyonluğunun iade edilmesi halinde vazgeçebileceğini, söylediğini ifade etmiştir. Halbuki rahatlıkla tarafsız olarak kabul ettiğimiz satıcı malsahibi verdiği şahadette davalı ile Sedat Oygar'-ın evine gelmediklerini ve aralarında Sedat Oygar'ın iddia ettiği gibi bir konuşma olmadığını ifade etmiştir. Keza gerek Sedat Oygar'ın gerekse davalının şahadetinden Sedat Oygar ile davalıya göre bu olaylar nedeni ile aralarında bir kırgınlık vardır, Seda-t Oygar'a göre ise bu olaylar nedeni ile davalıya kırgın değildir, ancak şahadetlerinin teriminden en azından aralarında daha önce oldukça sıcak olan ilişkinin doğduğu ortadadır."
2000 sterlinin davacı tarafından davlıya ödendiği konusunda ispat külfetin-in davacıda olduğuna kuşku yoktur. Bu ispat külfetini ise davacı, kendisi ve celbettiği tanığı ile yerine getirmeğe çalıştı. İlk Mahkeme önündeki şahadeti değerlendirdi ve davacının bu iddiasını ispat edemediği kanaatına vardı. Böyle bir kanaata varabilmes-i için İlk Mahkemenin önünde yeterli şahadet olmadığı söylenemez. Bu konudaki şahadeti incelerken İlk Mahkemenin daha avantajlı bir durumda olduğunu vurgulamadığı gereksiz buluruz. Davacı, konu dairenin ilk mal sahibinin evinde geçiği iddia edilen ve mal s-ahibi tarafından reddedilen olay dolayısıyle Sedat Oygar'a inanılmamasının hata olduğunu çünkü bu olayın tali bir olay olduğunu iddia etti. Ziyaret olayının, 2000 sterlinin ödendiği iddiası çerçevesinde tali bir olay olduğuna kuşku yoktur. Ancak bir kişnin- esas konuda doğru söyleyip söylemediğini bazan tali konulardaki şahadetinin doğruluk derecesi ile ölçmek mümkün olabilir. Bu meselede de Sedat Oygar esas olaya oranla tali sayılacak bir olay anlattı ki bu olay daha sonra bitaraf olarak kabul edilen tanık -tarafından reddedildi. Bu husus haliyle Sedat Oygar'ın şahadetine gölge düşürdü. İlk Mahkeme de Sedat Oygar'ın şahadetini bu şekilde değerlendirmekle hata ettiğine ikna edilmedik. Dolayısıyle davacının bu konuaki iddiasını reddederiz.
2. Davalıya elden g-önderilen 8000 sterlin karşılığı 1,000,000TL konusu
Davacının yakınmasının esas merkezini bu konu teşkil etmektedir. Davacıya göre Mustafa Derviş isimli bir tüccara Londra'da 8000 sterlin ödediği ve tüccar da davacının talimatı ile bu miktarın karşılığı -olan 1,000,000TL'nı satış bedelinden geriye kalanın ödenmesi için davalıya gönderdi. Davalı 1,000,000TL'nı aldığını kabul etmekte, ancak bu parayı, davacının Vedat Kaner'den satın aldığı 4 arsa için ödediğini iddia etmektedir. Davacı, davalının arsalar içi-n ödediği paranın ayrı para olduğunu iddia etmektedir. Davacıya göre İlk Mahkeme bu konuda ispat külfetinin davacıda olduğu varsayımından hareket ettiğinden hatalıdır.
Özellikle hukuk davalarında, ispat külfetinin konuya göre değiştiği ve zaman zaman dav-acıda olduğu gibi davalıda da olabileceği bilinen bir hukuk ilkesidir. İlk Mahkeme bu konuda spesifik olarak ispat külfetinin davacıda olduğu görüşünü izhar etmedi. Zabıtlardan görebildiğimiz kadarıyle İlk Mahkeme konuyu ayrıntılarla değil de bir bütün ola-rak ele almayı uygun gördü.
Davacı talep takririnde davalıya 8000 sterlin gönderdiğini iddia ederken, şahadetinde 7000 sterlin karşılığı 1,000,000TL gönderdiğini söyledi. Gerçek olan ve davalı tarafından da kabul edilen miktar 1,000,000TL'dır. Acaba bu m-iktar dairenin geriye kalan satış bedelinin ödenmesi için mi, yoksa 4 arsanın taksitlkerinin ödenmesi için mi gönderildi? Davalının davacı adına Vedat Kaner'e 26.5.80 - 29.5.80 tarihlerinde toplam 977,490 TL ve ayrıca 29.5.90 tarihinde arsalar için tapu ha-rcı olarak 72,020 TL ödediği belgelerle kanıtlanmıştır. Bu miktarların davalıya gönderilen 1,000,000TL'ndan başka miktarları temsil ettiği doğrultudaki davacının iddiası ise İlk Mahkemece kabule şayan bulunmadı. Ayrıca davalıya gönderilen 1,000,000 TL'nın -dairenin satış bedelinden geriye kalanı temsil ettiğine dair davacının iddiası da itibar görmedi. İlk mahkeme böyle bir kanaata varırken birçok nedenler ileri sürdü. Örneğin; davacı talep takririnde 8000 sterlin gönderdiğini ileri sürerken, şahadetinde 700-0 sterlinin karşılığı olan 1,000,000 TL gönderildiğini iddia etti. Bu çelişki gönderilen miktarın maksadını saptamada önemlidir. Saniyen deposito olarak 2000 sterlin daha sonra 1,000,000TL'nın karşılığı olan 7000 sterlin gönderilmişse satış bedelinin 10,0-00 sterlin olduğunu iddia eden davacı 1000 sterlinin akıbeti hakkında tatminkâr izahatta bulunmadı.
Bütün bunlardan başka, esas ihtilâf konusu dairenin davacı adına davalı tarafından satın alınması ile ilgili olarak yazılı belge yokluğunda, İlk Mahkemeni-n kendine ibraz edilen sözlü şahadet arasında bir tecih yapması gerekirdi. Tarfların ibraz ettikleri şahadeti biz de inceledik. Zabıtlardan görebildiğimiz kadarıyle her iki tarafın a şaahdeti dieal olmaktan hayli uzaktır. Her iki tarafın bazı konulardaki t-utumlarına bir anlam vermekte cidden güçlük çektik.
İlk Mahkeme önündeki şahadeti olanaklar içinde inceledi ve neticede davacının davasını ispat edemediği kanısına vardı. Diğer bir ifade ile İlk Mahkeme dairenin davalı tarafından davacı nam ve hesbaına s-atın alındığını iddia eden davacıya inanmadı. Böyle bir kanaata varabilmek için önünde yeterli şahadet olmadığını söylemek olası değildir. Davalının şahadetinin bir kısmına inanmanın oldukça zor olduğunu kabul etmekle birlikte, unutulmaması gerekir ki tara-fları ve tanıkları dinleyen, onları görüp gözetimleri altında bulunduran İlk Mahkeme idi. Deneyimli bir heyetten oluşan İlk Mahkemenin taraflar ile tanıkları hakkında söyledikelrinde ve vardığı sonuçta hatalı olduğu hususunda davcının bizi tatmin etmesi ge-rekir. İlk mahkemenin kararının hatalı olduğuna ikna edildiğimizi söyleyemeyiz.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
Davalının şahadetinin bir kısmı ile ilgili olarak yukarıda belirttiğimiz görüş ışığına istinaf masrafları için herhangi bir emir vermemeyi -uygun gördük.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
29 Kasım 1990
Full & Egal Universal Law Academy