-D.8/94 Yargıtay/Hukuk 43/93
(Dava No.2126/91;Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı
İstinaf eden: Mumin İnce, Vadili.
- (Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: İbrahim Doğan, Vadili.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat İbrahim Özgür
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Orhan Z. Bilgehan
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: İşbu istinaf davacı müstenifin Mağusa Kaza Mahkemesinde açmış olduğu 2126/91 sayılı özel ve genel zarar zi-yan talep eden davasının İlk Mahkemece reddine karşılık dosyalanmıştır. İhtilâfsız olan olgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:
29.4.1991 tarihinde davacı müstenif, Vadili Köyünde kendisine ait koyun sürüsünü otlatırken davalı ile arasında geçen bir münaka-şa neticesi davalının fırlattığı taş davacının başına isabet etmiş, davacı başından yaralanarak yere düşmüş ve yarı şuursuz halde hastahaneye kaldırılmıştır. Davacının yarası ilk yardımda tedavi edildikten sonra şuurunun açık olmadığı ve durumunun ciddiyet-ini koruduğu göz önünde bulundurularak ileri tedavi ve bakım için hastahaneye yatırılmıştır. Davacı hastahanede tedavi altında iken şuurunun kapalı olduğu, atılan taş neticesinde kafasının oksipital bölgesinde 8 cm boyunda kenarları gayrı muntazam kesik bi-r yara, sağ kaş kenarında 1 cm boyunda cilt altı kesik bir yara tespit edilmiş ve şuur bulanıklığı, bulantı ve kusma görülmüştür. Yoğun bakımda takriben 24 saat müşahade altında tutulan davcının şuuru açılmış, ancak işitme kaybı olduğu, konuşulanları duyup- anlayamadığı tespit edildiğinden ilkin muayenesini yapan Doktor Sıdıka tarafından kulak-burun-boğaz uzmanı Doktor Şeherlioğlu'na tetkik ve tedavi için nakledilmiştir. Doktor Şeherlioğlu'nun bulgularına göre davacı aldığı darp ve yaralar neticeisnmde beyin- sarsıntısı geçirmiş ve bu darba bağlı olarak yapılan ön teşhiste işitme kaybı olduğu tespit edilmiştir. Ancak dış kulak muayenesinde her iki kulakta da herhangi bir yara ve araz bulunmamasına rağmen iç kulağı beyne bağlayan işitme sinirlerinde kopma veya -zedelenme olabileceği sonucuna varılmış, hasta belirli bir süre sonra taburcu edilerek ayakta tedavisine devam edilmiştir.
Sunulan şahadete göre hastanın ileri tetkik ve muayenesinde kafa röntgeni çekilmiş ancak işitme kaybının esas nedeni tespit edileme-diğinden ileri tedavi ve teşhis için Kurul kararı ile Türkiye'ye gönderilmiştir. Yine şahadete göre davacının iki kulağında 70-80 desibal civarında işitme kaybı mevcut olup konuşulanları dıymamakta veya algılamamaktadır.
Davanın İlk Mahkemedeki duruşması-nda davacı kendisi yazılı suallere şifahi cevap vermek suretiyle şahadet vermiş ve lehine 6 tane tanık çağırmıştır. Aleyhine istinaf edilen davalı ise tanık çağırmamış, kendisi şahadet vermiştir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme neticede davacınn izah edildiğ-i şekilde davalının attığı taşla başından yaralandığı bulgusuna varmış olmasına rağmen davacının özellikle Mahkemedeki tavır ve hareketlerini ve bazı yazılı suallere yazılı olarak sorulmasını beklemeden şifahi cevap verdiğini ileri sürerek davacının işitme-diği yönündeki şahadetine itibar etmemiş ve tıbbi şahadetini de bu olgu ışığında değerlendirerek davcının söz konusu darp neticesi işitme kaybı bulunmayacağı kararına vararak davcıyı sadece aldığı yaralar için 2,000,000TL.-genel tazminat ve yasal faiz ve y-asal faiz ile bu miktar esas alınarak dava masraflarının ödenmesine hüküm vermiştir. Davacının özel tazminat taleplerini ise makbuz ve sair delil iraz edilerek ispatlanmadığı gerekçesiyle bu başlık altındaki taleplerini de reddetmiştir. Yine İlk Mahkeme ko-nunun istinafa götürülebileceği düşüncesinden hareketle davacının iddia ettiği işitme kaybının doğru olduğu ve ispatlandığının kabul edilmesi halinde de bu başlık altında kendisine 80,000,000TL.- genel tazminat verilmesinin uygun olabileceği görüşünü belir-tmiştir.
İstinaf, davacı tarafından bu karara karşı yapılmış olup istinaf ihbarnamesi 7 sebep içermekle beraber istinafın duruşmasında istinaf sebepleri müstenif avukatı tarafından aşağıdaki şekilde 3 başlık altında toplanarak özetlenmiştir:
1) İlk Mahk-eme huzurunda gerek bilimsel gerek olgusal şahadet mevcut olmasına ve davacının davalının haksız fiili sonucu her iki kulağının tama yakın işitme kaybına uğradığı gerek celbetmiş olduğu olgusal ve bilimsel şahadetle ispatlanmasına ve gerekse davalının isti-ntakında işitme kaybı olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen İlk Mahkemenin işitmediği veya işitme yeteneğini kaybettiğini kanıtlaması halinde bunun darp fiili ile meydana gelmediği kanaatına varmakla hata etmiştir.
2) İlk Mahkeme davacının istintakı esnas-ında birkaç yazılı soruya yanıt vermeğe çalışırken davalı avukatının davacının yanıtını almayı bekelmeden maksatlı olarak aynı cevabı vermesini gerektirecek sözlü soru sormasının bir tezahürü olarak davcının cevap vermesi durumunu sanki davacı duyuyormuş g-ibi kabul ederek bu yönde bulguya varmakla hata etmiştir.
3) İlk Mahkeme, davacının uğradığı bedensel yaraların mahiyeti, çektiği ve ileride çekmesi muhtemel sızı ve ızdırabın mahiyeti, şimdiki halde ve istikbalde hayat nimetlerinden düçar olacağı mahrum-iyetler, tedavi süresi ve paranın satın alma gücü nazarı dikkate alındığında İlk Mahkemece takdir edilen 2,000,000TL.- genel zarar ziyan aşikâr surette azdır. Keza davacının iki kulağında tama yakın işitme kaybının kabul edilmesi halinde genel tazminat ola-rak öngörülen 80,000,000TL.- tazminat da bu olgular ışığında aşikâr surette azdır.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatı özetlenen 1. ve 2. istinaf sebebini birlikte ele alarak müstenifin taşla darp olayından önce kulaklarının duyduğu ve hastahaneye ya-rı baygın vaziyette kaldırıldığı zaman kulaklarının duymadığı yönünde kendisini ziyaret eden tanık numara 2'nin şahadeti bulunduğunu ileri sürerek zabıtlarda Mavi 21 ve 22'nin ilgili kısımlarına atıfta bulunmuştur. Yine müstenif avukatı, olgusal şahadet ya-nında müstenifin izah edildiği şekilde taşla darp edilmesinden sonraki durumu hakkında şahadet veren tanık numara 4 Dr. Sıdıka Kayınbaşıoğlu, müstenifin şuuru açıldıktan sonra konuşulanları duymadığı veya algılayamadığını tespit ettiğinden müstenifi Beyin -Cerrahı Dr. Hüseyin Çelik ile tanık numara 5 Kulak, Burun Boğaz Mütehassısı Dr. Erol Şeherioğlu'na aktardığı hususunda şahadet verdiğini ve tanık numara 5'de Mavi 31'deki şahadetinde müstenifin ileri tetkik ve muayenesinde her iki kulakta dışta hasar görül-mediğini, ancak kulağı beyne bağlayan işitme ile ilgili damarların bu şiddetli darptan zarar görmüş olduğu ihtimali üzerinde durdurklarını, müstenifin konuşulanları duymadığı ve alıgılayamadığını tespit ettiklerini şahadetinde açıkça söylediğini ileri sürm-üştür.
Yine müstenif avukatı, İlk Mahkemedeki duruşmada, müstenifin daha önce başından av tüfeği ile yaralandığı ve işitme kaybının bu yaralara bağlanabileceği iddiasının ileri sürüldüğünü, ancak şahit olarak çağrılan doktorların verdiği şahadeti dikkate- alan İlk Mahkemenin mavi 53'deki bulgusunda müstenifin işitme kaybının geçmiş yara ile bir ilgisi olmadığı bulgusuna vardığını ve bu durumda müstenifin işitme kaybının son darp olayına bağlı olduğunun açıklık kazanmasına rağmen İlk Mahkemenin müstenifin d-uruşma sırasında yazılı sorulara verdiği bazı cevaplar ile yazılı soruların sorulmasını beklemeden verdiği yanıtları dikkate alarak müstenifin işitme kaybı olmadığı veya işitme kaybı mevcut olsa dahi son darp olayına bağlanamayacağı bulgusuna vararak müste-nifin esas işitme kaybı başlığı altındaki zarar ziyanını reddetmekle hata ettiğini ileri sürmüştür.
3. istinaf sebebi üzerinde ise müstenif avukatı, İlk Mahkemenin işitme kaybı ile ilgili olarak böyle bir kaybın ispatlanması halinde müstenifin 80 Milyon -TL.- tazminat alma hakkı olduğu yönündeki görüşünün hatalı olduğu ve takdir edilmesi öngörülen bu rakamın çok düşük olduğu üzerinde durarak bazı içtihat kararlarına değinmiştir.
Davalı avukatı ise, İlk Mahkemenin olguları gayet titizlikle incelediğini ve- özellikle müstenifin İlk Mahkemedeki tavrı hareketini yakından izleyerek müstenifin kulaklarının duymadığı yönündeki iddialarına itibar etmediğini ve İlk Mahkemenin bulgusunda yanılmadığını ileri sürmüştür.
Yapılan argümanlar ışığında mevcut şahadete gö-z atıldığında çobanlıkla iştigal eden ve vasat bir zekâ düzeyine sahip olan müstenifin 29.4.1991 tarihinde Vadili'de koyun sürüsünü otlatırken davalı ile aralarında geçen bir münakaşayı müteakip, davalının attığı taşın davacı müstenifin başının arka kısmın-a isabet ettiği ve müstenifin aldığı yaradan yere düşerek bayıldığı, şuurunu kaybettiği ve derhal hastahaneye kaldırıldığı ihtilâfsız olgudur. Yine sunulan şahadete göre atılan taşa müstenifin başının oksipital bölgesinde 8 cm boyunda, kenarları gayrı munt-azam kesik derin bir yara açtığı, sağ kaş kenarında 1 cm boyunda şuur bulanıklığı, mide bulantısı ve kusma da olduğu, hastahanede yarasına ilk tedavi yapıldıktan sonra 24 saat müşahade altında tutulduğu ve 30.4.1991 tarihinde şuurunun açıldığı yine ihtilaf-sız bir olgudur. Müstenifin şuuru açıldığı zaman kendisini muayene ve tedavi etmekte olan tanık numara 4 Dr. Sıdıka Kayınbaşıoğlu'nun müstenifin konuşulanları anlamadığı veya işitmediğini saptadığı şahadette görülmektedir. Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı olara-k şahadet veren ve aynı hastahanede ileri tetkik ve tedavisini yapan tanık numara 5 Dr. Erol Şeherlioğlu ise şahadetinde Mavi 32'de işitme kaybının bu travma sonucuna bağlandığı kanaatına vardığını, müstenifin kulaklarını dıştan muayene ettiğini, ancak her-hangi bir tahribat veya araz bulunmadığını, buna rağmen müstenifin işitme kaybının aldığı yaralarla dış kulağı beyne bağlayan damarların hasar görmüş olmasından kaynaklana-bileceğini söylemektedir. Kafa röntgeni çekildiğinde ise sinirlere yapılan tahribat -tam anlamı ile tespit edilememiş, işitme kaybı devam ettiğinden hasta ileri tetkik ve tedavi için Türkiye'ye gönderilmiş, ancak orada da tedavi edilememiştir. Bu şahide göre müstenifin 70-80 desibalin üzerinde işitme kaybı mevcuttur. Bu uzmana göre normal -işitme gücü 40-50 desibaldir. 90 desibalin üzerinde bir işitme kaybı olması halinde bir kimsenin hiç duymadığı kabul edilmektedir. Müstenifin ise işitme kaybı 70-80 desibal olduğuna göre bazı sesleri duyabileceğini, ancak algılayamayacağını söylemiş ve tam- bir işitme kaybı olmamasına rağmen oldukça ileri derecede bir işitme kaybı olduğu hususunda şahadet vermiştir.
İlk Mahkeme bu şahide yöneltilen bazı sorulara verilen yanıtlarda, kafa içerisindeki işitme sinirlerinin zedelenme oranını tam anlamı ile tesp-it edeme- diklerini teslim etmiş, ancak uzun boylu istintakında bir bilirkişi olarak kanaatinin müstenifin işitme kaybının bu travmaya bağlı olduğunu kesin olarak söylemiştir. Bazı faraziye ve ihtimallere verdiği cevaplarda ise bu gibi hallerden de olabile-ceğini kabul etmiştir. Ancak şahadeti tetkik ettiğimizde 29.4.1991 tarihinde yaralanan, darp olayından sonra şuursuz vaziyette hastahaneye kaldırılan müstenifin, ateşli hastalık ve sair faraziye olarak bu şahide sorulan ve normal şartalrda ihtimal dahilind-e olan diğer sebeplerin hiçbirisinin bu müstenifte bulunmadığı ve kısa süre içerisinde bunların olması ihtimali olmadığı da görülmektedir. Esasen faraziye olarak sorulan bu soruların var olduğu hususunda herhangi bir şahadet de yoktur. Doktorların bilirkiş-i olarak sundukları şahadet müstenfin atılan taş neticesinde aldığı yaraya bağlı olarak sözü edilen işitme kaybına düçar olduğu yönündedir. Bu şahadete ek olarak bir polis mensubu olan tanık numara 2, müstenifi olaydan önce tanıdığını, aynı köyde kaldığını- ve olaydan önce müstenifin herhangi bir işitme kaybı bulunmadığını, olaydan hemen sonra onu hastahanede şuuru daha yeni açıldığı zaman ziyaret ettiğinde ise konuşulanları duymadığı veya anlamadığı yönünde şahadet vermiş ve sunulan tıbbi şahadeti olgusal y-önden de desteklemiştir.
Mahkemenin bulgusuna gelince; İlk Mahkeme Mavi 53'de şu bulyuya varmıştır:
"Huzurumuzda bulunan tüm şahadeti inceledik. Şahadet ışığında davacının darp olayından önce işittiği, yıllar önce geçirdiği av kazasında işitme fonksiyo-nlarının etkilenmediği hususunda bulgu yaparız."
İlk Mahkemenin kararı incelendiğinde, müstenifin Mahkemede yazılı sorulara cevap şeklinde şahadet verirken bazı cevapları erken verdiği hususunu dikkate alarak İlk Mahkeme müstenifin işitebileceği izlenimi-ni edinmiş ve bunun tesiri altında kalarak sarsılmamış olgusal ve tıbbi şahadeti kabul etme yönüne gitmemiştir. Kanaatimizce bu mevcut olgular ışığında İlk Mahkemenin müstenifin işitme kaybı olmadığı yönündeki bulgusu hatalı olduğu gibi, İlk Mahkemenin yuk-arıda değinilen alıntısından görülebileceği gibi bu işitme kaybının başka bir olaya bağlanamayacağı yönündeki bulgusuna rağmen son olaya bağlanamadığı yönündeki bulgusu da hatalıdır. Bu nedenlerle 1. ve 2. istinaf sebebi kabul edilir.
3. istinaf sebebine- gelince; müsteif avukatı, İlk Mahkemenin, müstenifin her iki kulağında tamama yakın işitme kaybı mevcut olmasına ve bu hususu destekleyici görgü tanığı bulunmasına rağmen müstenifin Mahkemede yazılı sorulara cevap veriş şeklini yanlış değerlendirerek kend-ileri şahit gibi hareket edip, mevcut şahadeti dikkate almadan bir bulguya varmakla hata ettiğini ileri sürmektedir. Keza müstenif avukatı İlk Mahkeme müstenifin kulağında mevcut olan tamama yakın işitme kaybını bu bulguya dayanarak genel zarar ziyana dahi-l etmemiş ve müstenifin sadece aldığı yaralardan ötürü çektiği sızı ve ızdırabı dikkate alarak 2 Milyon TL.- genel zarar ziyan takdir etmiş, ancak meselenin istinafa götürülebilmesi olasılığını dikkate alarak kulaktaki işitme kaybı için 80 Milyon TL.- tazm-inat ödenmesi gerektiği görüşünü belirtmiştir. Müstenif avukatı, gerek 2 Milyon TL.- genel zarar ziyanın ve gerekse 80 Milyon TL.- olarak kulaktaki işitme kaybı için öngörülen miktarın aşikâr surette az olduğunu ileri sürmüştür.
Müstenif avukatına göre- İlk Mahkeme Türk Lirasının değer kaybını ve emsal alınan İngiliz içtihat kararlarındaki Sterlinin değer kaybını dikkate almadan bu karara vardığını ileri sürmektedir. Yine müstenif avukatı, müstenifin alıdğı yaralar neticesinde belirli bir süre şuur kaybı-na uğradığını, hastahanede kaldığını ve buna bağlı olarak her iki kulakta da tamama yakın işitme kaybı meydana geldiğini, ileri tedavi için Türkiye'ye gönderildiğini, orada da bir süre gördüğü tedavi sırasında iyileşmediğini, neticede yaralanmadan sonra uy-gulanan tedaviler sırasında çektiği sızı ve ızdırabı da Mahkemenin lâyıkı ile değerlendirmediğini ileri sürmüştür.
Yukarıda 1. ve 2. istinaf sebepleri kabul edildiğine ve davacı müstenifin her iki kulağında almış olduğu yaraya bağlı olarak 70-80 desibal -oranında işitme kaybı olduğu sabit olduğuna göre müstenife genel zarar ziyan takdir edilirken bu hususun da dikkate alınması gerekirdi. İlk Mahkeme kulaktaki işitme kaybını dikkate almadığından müstenifin aldığı yaralar neticesinde çektiği sızı ve ızdırabı- ayrı olarak değerlendirmiş ve 2 Milyon TL.- genel zarar ziyan takdir etmiştir. Müstenifin davalı tarafından izah edildiği şekilde başından yaralanması basit bir darp olayı olarak görülmekle beraber doğurduğu neticeler oldukça ciddidir. Zabıtlardan görüleb-ileceği gibi müstenif yaralandığı andan itibaren şuursuzca yere düşmüş, hastahaneye kaldırılmış ve orada belirli bir süre şuurunun açılabilmesi için tedavi görmüştür. Tedavi süresi kısa olmasına rağmen gerek hastahanede gerekse daha sonra oldukça ağır sızı- ve ızdırap çektiği, uzman doktorlara aktarıldığı, orada da muayene ve yapılan denemeler sırasında ve keza ileri tedavi için gönderildiği Türkiye'de yapılan tedavi denemelerinde de sızı ve ızdırap çektiği görülmektedir. Bu süreleri ve çektiği sızı ve ızdır-abı dikkate aldığımızda kulakta mevcut olan işitme kaybını ayrı olarak mütalâa etsek dahi müstenife İlk Mahkemece takdir edilen 2 Milyon TL.- genel zarar ziyanın bu olgular ışığında aşikâr surette az olduğu kanaatindeyim.
1. ve 2. istinaf sebebinde kulakt-a mevcut olan işitme kaybının bu kazaya mebni olduğu kararına varıldıktan sonra çekilen sızı ve ızdırap ile kalıcı arazların ayrı ayrı mütalâa edilmesi gerekmeyip bunları bir başlık altında tezekkür ederek genel zarar ziyanı ona göre takdir etmemiz daha uy-gundur.
Makul tazminatın ne olabileceğini tezekkür ederken yerli ve İngiliz içtihat kararlarından yararlanmayı uygun buldum. İngiliz içtihat kararlarına bakıldığında 1991 baskı Kemp and Kemp, The Quantun of Damages'deki bezer v emsal olabilecek davalard-a genel tazminat verildiği görülmektedir. 30000 Sterlin gibi yüksek rakamların verildiği davalarda kulakta tamama yakın işitme kaybı olmasına rağmen, o davadaki müsteniflerin başında yararlar olduğu, kendilerini rahatsız edici, tedavisi mümkün olmayan kula-k çınlamalarından muzdairp dikkate alınarak bu rakamlara ulaşıldığı görülmektedir. Örneğin: Re Okine, Kemp and Kemp, The Qunatum of Damages, 1991 baskı, paragraf D3-001/1'deki davaya 30000 Sterlin genel tazminat takdir edilirken davacının 30 yaşında bir ha-nım olduğu ve işitme kaybı yanında dişlerini kaybettiği, dizinde, belinde ve boynunda muhtelif yaralar olduğu, bunların yarattığı komplikasyonlar ve kulaktaki çınlamanın rahatsızlığı dikkate alınarak 30000 Sterlin genel zarar ziyan takdir edilmiştir ki bu -dava tam anlamı ile bizim meselemizde emsal alınacak bir dava değildir. Yine Abramowicz v. The Carborundum Co. Ltd. olarak aynı kitabın D3-012. paragrafında görülen davada 15000 Sterlin genel zarar ziyan takdir edilirken davacının 65 yaşında olmasına ve 70--85 desibal işitme kaybı bulunmasına rağmen kulaktaki şiddetli çınlamalar ve bu şiddetli çınlamakar neticesinde baş ağrıları ve baş ağrılarının yarattığı rahastsızlık, uykusuzluk ve sair komplikasyonlar dikkate alınarak bu rakama ulaşıldığı görülmektedir. -Sözü edilen bu davada kulaktaki işitme kaybı miktarı önümüzdeki meseleye oldukça benzer miktarda olmasına rağmen müstenifin bu işitme kaybına bağlı başka şikâyet ve komplikasyonları bulunmadığı dikkate alındığında sözü edilen içtihat kararının tam anlamı i-le emsal alınamayacağı görüşündeyim.
6000, 7000 Sterlin gibi daha düşük miktarların takdir edildiği davalarda ise davacıların işitme kaybının önümüzdeki meseleye kıyasla dah az miktarda olduğu veya tek kulakta işitme kaybı olduğu görülmektedir. Bu durumd-a bu davaların da tam anlamı ile emsal alınamayacağı kanaatindeyim. Önümüzdeki meseleye en yakın olabilecek ve emsal alınabilecek dava Kemp and Kemp, The Quantum of Damages, Tripp v. Ministry of the Defence, 1991 baskı, paragraf D3-017'de görülen davadır. -Bu meselede davacı 65 yaşında idi ve aldığı yararlar neticesinde kulaklarında 60-70 desdibal işitme kaybı mevcuttur. Bu husus dikkate alınarak 5500 Sterlin genel tazminat takdir edilmiştir. Ancak bu davanın olguları da tam anlamı ile önümüzdeki meseleye uy-mamaktadır. Keza bu dava 1982'de karara bağlanmış ve dolayısıyle 1982 yılı ile duruşma tarihi arasındaki sürede Sterlinin değer kaybının dikkate alınması gerekir.
Hemen şunu da belirteyim ki gerek yerli gerekse yabancı içtihat kararlarından faydalanılıp -bu davalar emsal alınırken davaların genel mahiyetinin de emsal alınması ve takdir edilen miktarlar yön verici olarak kullanılırken İngiltere'deki hayat standartı ile Kıbrıs'taki hayat standartının da dikkate alınarak makul bir rakama ulaşılmasının gerekti-ğini vurgulamak isterim. Yukarıda değinilen karar ve benzeri kararlarda takdir edilen rakamlar, serdedilen kriterler ışığında konu incelenip önümüzdeki meselenin olgularına tatbik edildiğinde, müstenife çektiği sızı, ızdırap ve kulakta 70-80 desibale varan- oldukça ciddi işitme kaybını da dikkate alarak 8000 Sterlin esası üzerinden, bunun karar gününde ifade ettiği Türk parası oranında bir rakam takdir etmenin uygun ve adil olacağı kanaatidneyim. Bu nedenlerle 3. istinaf sebebinin de kabul edilmesi gerektiği- görüşündeyim.
Kararın verildiği 30.6.1993 tarihindeki Resmi Gazeteye bakıldığında 1 Sterlin 16,260.055TL.- idi. 8000 Sterlinin ederi ise 130,14,400TL.-'ye baliğ olmaktadır.
Netice olarak yukarıda serdettiğim kriterler emsal alınan davalarla birlikte i-ncelendikten sonra davanın olguları göz önünde bulundurularak İlk Mahkemenin sızı ve ızdırap için genel zarar ziyan olarak takdir ettiği 2 Milyon TL.- ile kulakta bulunan işitme kaybı için İlk Mahkemenin öngördüğü 80 Milyon TL.-'nin aşikâr surette az olduğ-u kararına varılması ve istinafın kabul edilerek bu rakamların sızı ve ızdırap ile kulaktaki işitme kaybı dahil müstenife genel tazminat ve zarar ziyanın bir başlık altında 130,140,400TL.-'ye yükseltilmesine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
İstina-f masraflarının ise aleyhine istinaf edilen tarafından istinaf edene öndemesi gerketiği görüşündeyim.
Taner Erginel: Sayın N. Ergin Salâhi'nin hazırlamış olduğu kararı önceden okuma fırsatını buldum. Bu kararın büyük bir bölümüne katılmaktayım ve Sayın N.- Ergin Salâhi ile aynı görüşteyim. Ayrıldığım noktalara ise çok özetle değinmek istiyorum.
Bu davada Davacı yaralanması sonucu iki kulağında tamama yakın işitme kaybı olduğunu idda etmiş ve bu iddiasını kanıtlamaya çalışmıştır. Davacının ibraz ettiği şah-adetin normal koşullarda iddiasını kanıtlamak için yeterli olabileceği kanısındayım. Ne var ki bu davada Davacı şahadet verirken Mahkeme salonunda olan olaylardan Mahkeme Heyeti Davacının sağır olmadığı, sağır taklidi yaptığı kanısına varmış ve işitme kayb-ı için tazminat talebini reddetmiştir. Bir davada Mahkeme Heyetinin kendi gözlemlerini gözardı etmeye olanak yoktur. Sağır bir kişinin duymaması gereken soruları duyduğunu ve cevap verdiğini gören Mahkeme Heyeti bu gerçeği dikkate almak zorundaydı. Uzman d-oktorların şahadeti ile kendi gözlemleri arasıda bir çelişki ortaya çıktığını gören Mahkeme Heyetinin yapacağı en uygun davranış belki de Davacının tarafsız uzmanlar tarafından yeniden muayenesini sağlamaktı. Daha doğrusu ortaya çıkan çelişkiyi gören Davac-ı avukatının davayı ertelemesi ve çelişkiyi izah eden daha güçlü delillerle Makemeye gelmesi gerekiyordu. Buna rağmen ülkemizde sağır taklidi yapan bir kişnin gerçekten sağır olup olmadığını saptayacak aletler bulunmadığı dikkate alındığında daha iyi bir s-onuca varılamama olasılığının da bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Kanımızca bu davada Davacı ve şahitlerinin mübalağalı olduğu ve Davacının iddialarını kısmen kanıtlayabildiği sonucuna varmamız en isabetli yol olacaktır. Diğer bir deyişle Mahkemede ibraz- edilen şahadetle Mahkeme Heyetinin kendi gözlemleri karşılaştırıldığında Davacının işitme kaybı olmakla birlikte bu kaybın iddia edildiği ölçüde olmadığı sonucuna varmamız gerekir. Hukuk davalarında ispat yükümlülüğünün ihtimaller dengesine göre olduğunu -ve bu davada en büyük olasılığın Davacıda kısmen işitme kaybı olduğunu dikkate aldığım zaman bu sonuca varmayı daha salim buluyorum. Bu nedenle Davacının talep ettiği tazminat miktarına kısmen hak kazandığı görüşündeyim. Dolayısıyle para değerindeki düşüşl-er de dikkate alındığında Davacı lehine 60,000,000TL.- için hüküm verilmesinin uygun ve adil olacağı kanısındayım.
Metin A. Hakkı: Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi'nin görüşünü paylaşır ve vardığı neticeye katılırım.
N. Ergin Salâhi: Netice olarak istinafın -kabul edilmesine ve İlk Mahkemenin sızı ve ızdırap için genel zarar ziyan olarak takdir ettiği 2 Milyon TL.- ile işitme kaybında tuta takdir etmiş olduğu 80 Milyon TL.-'nin yukarıda serdedilen kriterler ve emsal alınan davalar incelendikten sonra 130,140,0-00TL.-'ye yükseltilmesine Sayın Yargıç Taner Erginel'in karşıoyu ve oyçokluğu ile karar verilir.
İstinaf masrafları ise aleyhine istinaf edilen tarafından istinaf edene ödenmesine, oybirliği ile, karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (T-aner Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
30 Mart 1994
Full & Egal Universal Law Academy