- Yargıtay/Hukuk 46/78
(Dava No. 38/77; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet, Şakir Sıdkı İlkay.
İstinaf eden: Hü-seyin Mustafa, Çayırova, Mağusa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Halil Hulûsi, Beylerbeyi, Girne.
(Davalı)
- a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Mustafa Güryel.
Aleyhine istinaf edilen hazır değil.
Taksit istidası - Hükümlü borcun taksitlerle ödenmesi talebi - Hükümlü
borçlu olan Müstedaaleyhin istida tebliğ edilmesine rağmen
- Mahkemede hazır olmaması - Mahkemenin taksit istidalarında
Müstedaaleyhin hazır bulunmasının şart olduğunu belirterek
Müstedaaleyhe şahit merkezi çıkarılmasını emretmesi - Yargıtayın
çoğunluk kararına göre hukuk davalarında Mahkemenin bi-r tanığın
Mahkemeye celbini emretme yetkisi olmakla birlikte Y/H.31/73 ve
13/76 ışığında taksit istidalarında hükümlü borçlunun Mahkemede
bulunmasının şart olmaması ve Mahkemenin bu yetkisini herhangi
bir konu hakkında huzurunda en ufak- şahadet verilmezden önce
kullanmasının doğru olmadığı görüşüne vararak İlk Mahkemenin
verdiği emri hatalı bulması ve iptal etmesi.
9/76sayılı Mahkemeler Yasası - Yasanın 56. maddesi - Taksit istidası
Mahkemenin bir hukuk işleminin herhangi bir- safhasında, resen
veya taraflardan birinin müracaatı üzerine tanıklık yapmak üzere
herhangi bir kişiyi Mahkemeye celbini emredebilme yetkisi - Hukuk
Muhakemeleri Yasasına göre taksit istidalarında da Mahkemenin
aynı yetkiye sahip olmas-ı - Ancak Y/H.31/73 ve 13/76 ışığında
taksit istidalarında hükümlü borçlunun Mahkekemede hazır
bulunmasının şart olmaması.
OLAY: Müstedi hükümlü borçlunun borcunu taksitlerle ödemesi için
Mahkemeye bir istida dosyaladı.
İstida-nın Mahkeme huzuruna geldiği gün Müstedaaleyh
Mahkemede hazır değildi. Mahkeme, taksit istidalarında
Müstedaaleyhin hazır olmasının şart olduğunu belirterek
Müstedaaleyhe şahit merkezi çıkarılabilmesi için istidayı 31.5.78
tarihine erte-ledi.
31.5.78 tarihine kadar Müstedaaleyhe şahit merkezi
çıkarılmadı. 31.5.78 tarihinde Müstedi avukatı Mahkemeye şahit
merkezi çıkarılması ve tebliğ edilmesi gerektiğine inanmadığını
ve istidayı ispata hazır olduğunu beyan etti.
-
Bunun üzerine Mahkeme gerekçeli kararını vererek taksit
istidalarında hükümlü borçlunun mutlaka Mahkemeye gelmesi
gerektiğini, bir şahit celbnamesi çıkararak Müstedaaleyhin
Mahkemeye celbedilmesinin uygun olduğunu belirtti. Ancak -şahit
celbnamesinin kimin tarafından çıkarılması gerektiğini
belirtmedi.
Müstedi İlk Mahkemenin hükmünü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, çoğunluk kararında, Fasıl 6 Hukuk Muhakemeleri
Usulü Yasasının 86-91. maddelerine göre M-ahkemenin herhangi bir
tanığın Mahkemeye gelip sorgulanabilmesi için emir
verebileceğine, ancak Yargıtayın daha önce vermiş olduğu 31/73 ve
13/76 sayılı kararlar ışığında hükümlü borçlunun Mahkemeye
gelmesinin şart olmadığına; Kaza Mahk-emesi yargıcının Yüksek
Mahkeme kararlarını hiçe sayarak karar vermekle hata ettiğine
karar verdi.
İlk Mahkemenin şahit merkezini kimin çıkaracağına açıklık
getirmediğini ancak karardan Müstedinin mecbur olduğunun
anlaşıldığını- belirten çoğunluk kararı konu hakkında en ufak bir
şahadet verilmezden önce Mahkemenin resen bir kişiyi tanıklık
yapmak için Mahkemeye celbetmesinin hatalı olduğu kanısına vardı
ve istinafı kabul ederek İlk Mahkeme kararını iptal etti.
- Azınlık kararı ise Mahkemenin Fasıl 6 madde 86-91'e göre
hukuk davalarında bir şahidin Mahkemeye gelmesini zorlama
yetkisine sahip olduğunu, aynı yetkinin taksit istidalarında da
bulunduğunu belirtti. Ayrıca geç yapıldığı için istinafı-n
reddedilmesi gerektiği görüşünü belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
31/73 sayılı istinaf kararı.
2- 13/76 sayılı istinaf kararı.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin BAşkan: İstinaf eden (müstedi) aleyhine istinaf edil-enin müstedaaleyhin hükümlü borcunu aylık taksitlerle ödemesi hususunda
emir verilmesi için Girne Kaza Mahkemesine 22 Şubat 1978'de müracaat etti. İstida, aleyhine istinaf edilene tebliğ edilmekle berabeı duruşma günü olan 14 Mart 1978'de Müstedaaleyh Mahk-emede hazır bulunmamıştır. Müstedi isbat için istidanın ertelenmesini talep etti ve Mahkeme de istidanın isbat edilmesi için istidayı 16.5.1978'e erteledi. Ancak istida zabıtlarına göre istida 8 Mayıs 1978'de ele alınmış ve Mahkeme şu kaydı yapmıştır. "Bu -istida isbat için bugüne tayin edilmiştir. Ancak taksit istidası olduğunda.n müstedaaleyhin Mahkemede hazır olması şarttır. Müstedaaleyhe şahit merkezi çıkarılabilmesi için istida 31.5.1978'e tayin edilir." Mahkemenin 8.5.78'de dosyada yaptığı kayıt muğlak-tır. İlk Mahkeme hakiminin "müstedaaleyhe şahit merkezi çıkarılabilmesi için" söz ibaresinden neyi kastettiği sarih değildir. Mahkeme acaba bu kaydı yapmakla müstedaaleyhe mutlaka bir şahit merkezinin çıkarılmasını mı istedi? Eğer istemişse şahit merkezini-n kimin tarafından çıkarılmasını istediği hususunda herhangi bir kayıt yoktur. Benim anladığım Mahkemenin kesin emri şahit merkezinin çıkarılabilmesi için istidanın kesinlikle 31 Mayıs 1978'e ertelendiğidir. Bu emir sadece istidanın ertelenmesi ile ilgilid-ir. 31 Mayıs 1978'de müstedinin avukatı istidada şahit merkezinin çıkarılması ve tebliğ edilmesi gerektiğine inanmadığını, istidayı şahitlerle isbatlamaya hazır olduğunu Mahkemeye bildirdi. Mahkeme ise 14 Haziran 1978 tarihinde verdiği bir kararla hükümlü -borcun taksitle ödeme istidalarında hükümlü borçlunun mutlaka mahkemeye celbedilmesi gerektiğini belirterek hükümlü borçlu olan müstedaaleyhin bir şahit celbnamesi ile mahkemeye celbedilmesini uygun gördüğünü belirtti. Yine bu kararda da şahit celpnamesini-n kimin tarafından çıkarılması gerektiğini açıklıkla söylemiş değildir. Ancak tüm karar incelendiğinde Mahkemenin hükümlü borçluya şahit merkezi çıkarmak için müstedinin mecbur olduğunu kastettiği anlaşılıyor.
Normal olarak bir dava veya istidada tar-af olan bir kişiye diğer tarafın böyle bir kişiye şahit celbnamesi çıkararak böyle bis kişiyi mahkemede şahadet vermek mecburiyetinde tutması olanaksızdır. Ancak Mahkeme, Fasıl 6, Hukuk Usulü Yasasının 87. maddesi tahtında hükümiü borçlunun, ödeme kabiliye-ti hakkında tahkikat yapılması için, mahkemede hazır bulunmasını hukuk davalarında tanıklarda olduğu gibi, mecbur edebilir. Fasıl 6, Hukuk Usulü Yasasının 86. maddesi uyarınca herhangi bir hükümlü borcun taksitlerle ödenmesini sağlamak amacıyle hükümlü bor-çlunun ödeme kabiliyetinin tahkik edilmesi için mahkemeye müracaat ettiğinde aynı yasanın 87. maddesi tahtında müstedi hükümlü borçluya mahkemede hazır bulunması için bir şahit celbnamesi çıkarılabileceği hususunda Yüksek Mahkeme 31/73 sayılı hukuk istinaf-ında karar vermiştir. Aynı yasanın 88. maddesine göre hükümlü borçlu mahkeme huzurunda olduğunda yemin tahtında alacaklı ve mahkeme
tarafından ödeme kabiliyeti hakkında sorguya tabi tutulabilir. Aynı Yasanın 89. maddesi tahtında ise hükümlü borçlunun mahke-mede hazır bulunup bulunmamasına bakılmaksızın, mahkeme, alacaklıyı ve mahkemenin uygun ve gereksinme duyduğu diğer bütün şahitleri yemin tahtında hükümlü borçlunun ödeme kabiliyeti hususunda sorguya tabi tutabilir. Aynı Yasanın 91. maddesine göre gereken -tahkikatı yaptıktan sonra mahkeme ödenmemiş hükümlü borcun uygun gördüğü miktar ve taksitlerle ödenmesine hüküm verebilir. Yasanın herhangi bir yerinde hükümlü borçlunun ödeme kabiliyeti hususunda tahkikat yapılırken hükümlü borçlunun mutlaka mahkeme huzur-unda hazır olmasının şart olduğu hususunda herhangi bir hüküm yoktur. Kaldı ki Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak, 13/76 sayılı hukuk davasında 11 Mart 1976 tarihinde verdiği kararlar ödeme imkânlarının tetkik edilmesi istenen hükümlü borçlunun mahkemeye gelm-esi şart olmadığı hususunda karar vermiştir. Yasaya ve Yüksek Mahkemenin Yargıtay olarak verdiği kararlara rağmen Kaza Mahkemesi yargıcı bu gibi hallerde hükümlü borçlunun mahkemede tahkikat esnasında hazır olmasının şart olduğu hususunda karar vermiştir. -Yasanın anlamının ne olduğunu bir tarafa bırakarak kaza mahkemelerinin Yüksek Mahkemenin verdikleri kararı aynen uygulaması ve Yüksek Mahkemenin verdiği kararlarda belirtilen ilke dışına çıkmaması, onları harfiyen uygulaması gerektiğini belirtmekte büyük y-arar görüyorum. Kaza Mahkemesi hakimlerinin Yüksek Mahkemenin kararlarını hiçe sayarak karar vermeleri doğru olmadığı gibi, bu kararlar hususunda görüş dahi belirtmemeleri gerekir. Son zamanlarda bazı kaza mahkemesi hakimlerinin Yüksek Mahkeme kararlarını -hiçe sayarak ona aykırı kararlar verdiği görülmüştür. Bu gibi işlemlere san verilm.esi gcrektiğini büyük bir titizlikle belirtmekte yarar görüyorum.
9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 56. maddesine göre mahkeme huzurundaki bir hukuk işleminin herhangi- bir safhasında mahkeme resen veya tarafların veya herhangi birinin müracaatı üzerine Devlet sınırları içinde bulunan herhangi bir kişiyi tanıklık yapmak için mahkemeye celbetmeye yetkili olmakla beraber mahkemenin herhangi bir hukuk işleminde tarafların b-irine veya herhangi bir kişiye şahit merkezi çıkarması için bu madde veya herhangi bir yasa uyarınca emir vermeye yetkisi yoktur. Mahkeme bazı istisnai hallerde gerekli gördüğü takdirde herhangi bir tanığı tanıklık yapmak üzere mahkemeye celbedebilir. Anca-k bu durumlarda tanıklık celpnamesi bizzat mahkeme mukayyitliği tarafından mahkemenin emrine uyularak çıkarılması gerekir. Kanımca mahkeme bu yetkisini kullanabilmesi için bir tarafın veya tarafların şahadet vermesi ve verilen şahadet ışığında mahkeme başk-a kişi veya kişilerin tanıklık yapması zorunlu olduğu hususunda kanaat getirmesi gerekir. Kanımca mahkeme huzurunda herhangi bir konu hakkında en ufak bir şahadet verilmezden önce mahkemenin resen herhangi bir kişiye tanıklık yapmak için celpname çıkarrılm-ası için emir vermesi doğru değildir.
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı Girne Kaza Mahkemesirıin 14 Haziran 1978 tarihinde verdiği kararın iptal edilmesi gerekir.
Ahmet İZZET:
Sayın Başkanın belirttiği görüşler ve verdiği hükümle hemfiki-rim.
Şakir Sıdkı İlkay: Müstenif, Girne Kaza Mahkemesinin, bir taksit istidası üzerine, hükümlü borçlunun şahit olarak celbedilmesi hususunda verdiği emirden istinaf etmiştir.
Müstenif, Girne Kaza Mahkemesine yaptığı 22.2.1978 tarihli bir istida il-e aleyhine istinaf edilen müstedaaleyhin kendisine olan hükümlü borcunu taksitlerle ödemesi hususunda emir istedi. İstidanın Mahkeme huzuruna geldiği 8 Mayıs, 1978 tarihinde müstedaaleyh hazır değildi ve Mahkeme, tutanaklardan görüldüğüne göre, müstedinin -müracaatı olmaksızın, aşağıdaki şekilde bır karar verdi:
"Bu istida isbat için bugüne tayin edilmiştir. Ancak taksit
istidası olduğundan Müstedaaleyhin Mahkemede hazır olması
şarttır. Müstedaaleyhe şahit merkezi çıkarılabilmesi için is-tida
31 Mayıs, 1978'e tayin edilir."
Yukarıda iktibas edilen kararın içerdiği emir gereğince şahit merkezi çıkarılmamış ve istidanın Mahkeme huzuruna betekrar gittiği 31.5.1978 tarihinde müstedinin avukatı konu meselede müstedaaleyhe şahit merke-zi çıkarılması ve tebliğ edilmesi gerektiğine inanmadığı ve istidayı isbata hazır olduğu hususunda beyanda bulundu ve Mahkeme de bu hususta gerekçeli kararını vermek üzere istidayı 14.6.1978'e erteledi.
Bidayet Mahkemesi, 14.6.1978 tarihinde verdiği -kararda; şöyle demiştir:-
"8.5.78 tarihinde dosys önüme gelince Müstedi avukatı tanık
dinleterek istidayı isbata hazır olduğunu beyan etti. Ancak
Müstedaaleyh hazırda yoktu ve kendisine şahit celbnamesi
çıkarılmadığından tutuklana-rak Mahkemeye getirilmesi mümkün
değildi. Müstedaaleyhin gıyabında istidayı dinlemeyi doğru
görmediğimden istidayı 31.5.1978 tarihine tayin ettim. 31. 5.78
tarihinde şahit celbnamesi yine çıkarılmamıştı ve Müstedi avukatı
istidayı Müste-daaleyhin gıyabında isbat etmek için yeniden
teşebbüste bulundu. Müstedi avukatı ayrıca 13/76 sayılı Yargıtay
Hukuk kararını getirerek Mahkemenin şahit celbnamesi
çıkarılmasında ve müstedaaleyhin hazır bulunmasında ısrar
etmesinin hatal-ı olduğunu iddia etti. Müstedi avukatı şahit
celbnamesi çıkarmadan ve müstedaaleyhi Mahkemeye getirmeden
taksit istidası dinlemenin Girne Mahkemesinin uyguladığı bir usul
olduğunu, bunu değiştirmeye teşebbüs ederken gerekçeli karar
verm-enin uygun olacağını çünkü bu konuda bir prensip kararının
çıkmasını arzu ettiğini belirtti. Sayın avukatın prensiplerin
ortaya çıkması hususundaki gayretini takdirle karşıladığımı
belirtmek isterim."
Bidayet Mahkemesinin gerek 8.5.78 -tarihinde verdiği kararın metninden gerekse 14.6.78'de verdiği ve yukarıda kısmen iktibas edilen kararından anlaşılacağı gibi müstedaaleyhin bir şahit olarak celbedilmesi hususundakî emir 8.5.1978'de verilmişti. İstinaf ise 26.6.1978'de dosyalanmış ve bina-enaleyh vaktinde yapılmamıştır.
İstinafın duruşmasında müstenifin avukatı, kendisine tevcih edilen bir soruya karşılık, "gerçek durum budur ki 8.5.78'de namıma stajyer arkadaşlardan birisi bulundu. Bana arkadaş gelip söyleyince bu defa ben giderim de-dim. 3.5.1978'de ben gittim. Kendisine böyle bir usul 3 seneden beridir bu Mahkeme'de uygulanmaz ve bu hususta Yüksek Mahkemenin verdiği bir karar vardır dedim" demiştir. Müstenifin avukatı her ne kadar da istinaf konusu olan esas emrin 31.5.78'de verildiğ-ini iddia etmiş ise de kendisinin yukarıda sözü edilen beyanı esas emrin 8.5.1978'de verilmiş olduğu hususundaki bulgu ve görüşümü teyid eder niteliktedir.
İstinaf konusu emir 8.5.78'de verildiği cihetle, daha önce de belirttiğim gibi, istinaf vaktin-de yapılmamıştır ve binaenaleyh ileri gidemez ve reddedilmesi gerekir.
Yukarıda varmış olduğum karar ışığında istinafın duruşmasında ele alınan diğer hususları tezekkür edip karar vermem gerekmemekle beraber önemine binaen bunlardan bir tanesine tema-s etmeği uygun buldum. Temas etmek istediğim husus Bidayet Mahkemesinin bir taksit istidası üzerine hükümlü borçlunun Mahkemeye şahit olarak çağrılmasını re'sen emretmeğe yetkisi bulunup bulunmadığıdır. Müstedinin istidası Fasıl 6 Hukuk Usulü Yasasının 86--91'inci maddelerine dayandırılmıştır. Bu yasanın 87. maddesi şöyledir:-
"87.The Court shall have the same powers to compel the
attendance of a judgment debtor for examination as it
has to compel the attendance of a- witness in a civil
action."
Görüleceği gibi, Mahkeme, bir hukuk davasında bir şahidin mahkemeye gelmesini zorlamak hususunda sahip olduğu aynı yetkilere bir
taksit istidası üzerine bir hükümlü borçlunun, soruşturulması yapılmak üzere,- mahkemeye gelmesini zorlamak hususunda da sahiptir. 9/1976 sayılı 1976 Mahkemeler Yasası'nın 56. maddesine göre ise Mahkeme, huzurundaki bir hukuk işleminin herhangi bir safhasında, re'sen veya taraflardan herhangi birinin müracaatı üzerine, herhangi bir -kişiyi tanıklık yapmak için mahkemeye celbedebilir. Bundan da anlaşılacağı gibi Mahkemenin, bir hukuk davasında, herhangi bir kişiyi tanıklık yapmak için mahkemeye re'sen celbetmek yetkisi vardır. Bu böyle olduğuna göre de Mahkeme, bir taksit istidası üzer-ine bir hükümlü borçlunun, soruşturulması yapılmak üzere, mahkemeye celbini re'sen emredebilir. Tabüdir ki Mahkemenin bu yetkiyi adli olarak kullanması gereklidir.
Sonuç olarak istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ülfet Emin Başkan: Sonuç -olarak istinaf oyçokluğu ile kabul edilir ve lk Mahkemenin 14.6.1978 tarihinde verdiği karar oyçokluğu ile iptal edilir. Aleyhine istinaf edilenin istinaf edene istinaf masraflarını ödemesi oyçokluğu ile emrolunur.
(Ülfet Emin) (Ahmet İzzet) - (Şakir Sıdkı İlkay)
Başkan Yargıç Yargıç
2 Kasım, 1978
-- 319 -
Full & Egal Universal Law Academy