-D.6/88 Yargıtay/Hukuk 46/87
(L/şa Dava No. 1199/85)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel
İstinaf eden: KKTC Bakanlar Kurulu v-e/veya KKTC Ekonomi ve Maliye
Bakanlığı vasıtasıyle KKTC Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Birgen, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Yaşar Cemal Boran-
Aleyhine istinaf edilen: Ali Rıza Görgün
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta mahkemenin hükmünü sayın yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.
Niyazi F. Korkut: Aleyhine istinaf edilen davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu bir dava ile 1.-1.64-1.6.75 tarihleri arasında Polis (Genel) Nizamnamesi uyarınca almaya hak kazandığı kira tahsisatlarının ödenmesine ilişkin istemde bulundu. İstinaf eden davalı dosyalamış olduğu müdafaa takririnde bir ön itiraz ileri sürerek dava konusu ihtilafın özel -hukuk kapsamı dışında kamu hukuku alan ve kapsamında bir konu olduğu cihetle davanın ileri gidemeyeceğini ve reddedilmesi gerektiğini ileri sürdü. Davalı daha sonra bir istida dosyalayarak müdafaa takririnde ileri sürülen ön itirazın davanın duruşmasından -önce dinlenip karara bağlanmasını istedi. Davacı müstedaaleyh bu istidaya itiraz dosyaladı. İstidanın duruşmasında taraflar şahadet çağırmayıp mahkemeye hitap etmekle yetindiler.
Davalı müstedi adına konuşan savcı Mahkemeye hitabında, sair şeyler yanında-, davacının bir kamu görevlisi olduğunu ve istihdamının yönetsel hukuk alanında gerçekleşen bir hukuksal işlem olduğunu, davacının aylık ve sair ödeneklerinin onun istihdamının doğal sonucu olduğunu ve bu nedenle dava konusu istemin kamu hukuku kapsamında -olduğu cihetle de bu sorunun çözümünün sadece yönetim hukuku çerçevesinde mümkün olabileceğini ve çözüm yerinin de Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu ileri sürerek yetkisizlik nedeni ile davanın iptâl edilmesini istedi.
Davacı müstedaaleyh avukatı ise hitab-ında, sair şeyler yanında, davacının talebinin 1.1.1964 ile 1.6.1975 tarihleri arasında 1958 Polis (Genel) Nizamnamesi uyarınca almaya hak kazandığı kira tahsisatları ile ilgili olup, Mahkeme huzurunda karara bağlanması gereken idari dava konusu yapılabile-cek herhangi bir idari karar bulunmadığını, kamu görevlilerinin istihdamları ile ilgili mali ve sair menfaatları hususunda alınan kararlar idari yargı kapsamına girmekle beraber, kamu görevlilerinin fiilen işleyip almaya hak kazandıkları parasal menfaatler-inin bu kurala istisna teşkil ettiğini ve alacak durumuna girdiğini ve bunun çözüm yerinin de Kaza Mahkemesi olduğunu ve Mahkemenin konu davaya bakmaya yetkisi olduğunu savundu.
Alt Mahkeme ise kararında, davacının talebinin herhangi bir yönetsel eyleme -dayanmadığına ve talep ettiği meblağın kendi şahsına verilmiş olan bir kira tahsisatı ile ilgili olduğuna ilişkin bulgu yaparak varmış olduğu bir bulgu sonucunda da konunun özel hukuk kapsamında olduğu gerekçesi ile müstedinin istidasını reddetti.
Müsted-i bu karara karşı istinaf dosyaladı. İstinaf eden müstedi istinafında Alt Mahkemenin yerleşmiş idare hukuku ilkelerini ve içtihat kararlarını hatalı yorumlayarak dava konusu ihtilafı özel hukuk kapsamı içerisinde mütalâa etmek ve bu bulguya varmakla hata e-ttiğini ileri sürdü.
İstinafın duruşması sırasında da istinaf eden Alt Mahkemede ileri sürdüğü savları yineliyerek aslında davacının talep ettiği kiranın bir nizama dayandığını, bunun da davacının istihdamının bir sonucu olduğunu ve ondan ayrı olarak düş-ünülemiyeceğini ve istemin kamu hukuku sahasına girdiğini ve bu tür ihtilâfların çözüm yerinin de Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu ileri sürdü.
Aleyhine istinaf edilen de alt mahkemede söylediklerini yineliyerek ilâveten objektif kaidelerden doğan bir hak- tahakkuk ettikten sonra bundan kişisel haklar doğduğunu, davacının da 1958 Polis (Genel) Nizamnamesi tahtında fiilen işlenmiş hizmetleri için doğan hakları bulunduğunu ve bunun talep yerinin de Kaza Mahkemesi olduğunu savundu.
Bir kamu görevlisinin ödenm-emiş maaşları ile ilgili olarak açtığı bir davanın istinafı ile ilgili olan Yargıtay/Hukuk 12/85'de bir kamu görevlisinin maaşının devletce ödenmemesinin bir tekasül olduğu ve bunun da 1975 Anayasası'nın 118. maddesi altında bir ihmâl olduğu ilkesinden har-eketle konunun Yüksek İdare Mahkemesi yetkisinde olduğu vurgulanmıştı. Ancak kanımzıca konuyu sadece bir ihmâl olarak değerlendirmek yeterli değildir. Nitekim Prof. Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukuku'nun Umumi Esasları isimli yapıtının 2. cildinde saya 1224 -ve 1225'de şu görüşe yer verilmektedir:
"Memurlara temin edilen bu mali menfaatler de, memur statüsünün diğer hükümleri gibi, objektif kaidelerinden çıkan umumi bir hukuki duruma dayanır. Yani bu haklar ve menfaatler akidden doğan ve hususi bir hukuki dur-uma dayanan alacaklar mahiyetinde olmayıp hizmete ayrılmış bir masraftan, tahsisattan hizmet menfaatine olarak memura temin edilmiş menfaatlerdir. Binaenaleyh memurların mali haklarıyle ilgili kaideler de hizmetin diğer kaideleri gibi bir taraftan o kamu h-izmeti statüsünün, diğer taraftan da kamu hizmetlerinin müşterek bir statüüsü durumunda bulunan memur statüsünün hükümlerini teşkil eder ve bu sebepten dolayı objektif mahiyettedir.
............................. .............................
Fakat bu menf-aatler işleyip tahakkuk ettikten sonra istihkak kesbeden memur veya ailesinin sübjektif birer hakkı, adi birer alacak haline gelir. Yani henüz işlenmemiş olan maaş, ikramiye ve saire, objektif ve umumi bir hukuki durumundan ibaret oldukları halde bunlar iş-leyip geçmiş zamana ait hale gelince istihkak kazanan hak sahibinin patrimuanına girmiş olur. Bu sebepten dolayı da memur ve ailesinin mali hak ve menfaatlerine dair statüye konulacak yeni kaideler ancak ileride tahakkuk edecek haklara tesir eder, tahakkuk- etmiş ve bu suretle hükmen iktisap edilmiş, birer alacak şeklinde patrimuana iltihak etmiş bulunanlara tesir etmez. Kanunda bunun aksine bir sarahat varsa bu statünün ve kadienin mahiyetinden değil makabline yani geçmişe şâmil bir hüküm doğuran, maziyi, g-eçmişi tasfiye etmeği istihdaf eden yeni bir kanunun mevcudiyetinden ileri gelir.
............................. .............................
Danıştaya göre işlemiş ve tahakkuk etmiş olmaları itibarıyle patrimuana girmiş olan bu nevi alacaklardan doğacak- ihtilâflar adliye mahkemelerinde görülür ve bu alacaklar beş senelik bir müruru zaman tâbidir.
............................. .............................
Bu sebeplerden dolayı idare, işlemiş maaş üzerinde re'sen hareket yetkisini kullanarak bir tasarru-fta bulunamaz, meselâ işlemiş aylıkların ödenmemesi hakkında idari bir karar veremez. Böyle bir tasarruf ancak adli makamlardan alınacak haciz kararıyle olabilir."
-İstinaf konusu meselede de davacının talebi bir nizama dayalı olarak işleyip tahakkuk etmiş olan bir kira tahsisatıdır. Yukarıda alıntısı yapılan kararda maaşla ilgili olarak söylenenlerden yasal bir Nizamnameye dayanan bir ödenek için de aynen geçerli ol-duğu görüşüneyiz ve bu nedenle Alt Mahkemenin davaya bakmaya yetkili olduğuna ilişkin kararı hatalı değildir.
Sonuç olarak istinaf reddolunur. Aleyhine istinaf edilenin masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(N. Ergin Salâhi) - (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
7 Mart 1988
-
-
-4-
-
Full & Egal Universal Law Academy