-D.3/92 Yargıtay/Hukuk 46/91
(Dava No. 1122/911, Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı
İstinaf eden: Yüksel Ahmet Raşi-t Ltd., Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Kargılı, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Hasan Balman
Aleyhine istinaf edilen şahsen hazır.
K A R A R
N. Ergin- Salâhi: Davacı Müstenif Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 18.3.1991 tarihinde dosyaladığı 1122/81 sayılı bir dava ile davalıya 10.1.1986 tarihinde fatura karşılığı veresiye olarak 286.200TL'ye satmış olduğu bir halının ödenmemiş bakiye olarak kalan 86.299TL'sını,- faizlerini ve dava masraflarını talep etmiştir.
Davalıya Mahkeme Nizamatı Emir 65 n.2 altında dosyalanan celpname ve talep takriri tebliğ edilmiş, isbatı vücut için tayin edilen günde ise davalı Mahkemede hazır bulunmamış, müdafaa dosyalamamış ve dava i-spat için 22.4.1991 tarihine tayin edilmiştir. Davalının gıyabında davasını ispat etmeye çalışan davacı müstenif satış konusu halının satış tarihi ve bedelini gösteren faturayı Emare 1 olarak Mahkemeye ibraz etmiştir. Ayrıca sunulan şahadetten ve lâyihalar-dan görüldüğü kadarı ile 10.1.1986 tarihinde yer alan satıştan sonraki davalı 27.2.1986 ve 24.5.1986 tarihlerinde 100.000TL'ye baliğ olan bir miktar ödemiş ve baki 86.200TL borcu kalmıştır. Davalı son ödeme tarihi olan 24.5.1986'dan sonra herhangi bir ödem-ede bulunmadığı gibi borcunu kabul edip ödeyeceğine dair bir beyanda da bulunmamıştır.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme davalının davacıdan 286.200TL'lık Emare 1 de belirtilen malı 10.1.1986 tarihinde satın ve teslim aldığı, 27.2.1986 ve 24.5.1986 tarihlerind-e 100.000TL'lik ödemelerde bulunduğu ve baki 86.200TL borcu kaldığı hususuda bulgu yapmıştır. Ancak Mahkeme davacının 86.200TL'lik alacağını zaman aşımına uğradığı için Mahkeme vasıtası ile talep etmeye hakkı bulunmadığı kararına vararak davacının talebi y-önünde hüküm vermeyi reddetmiştir.
İstinaf bu ret kararına karşı yapılmakta olup 5 istinaf sebebi içermekle beraber istinaf sebepleri iki başlık altında özetlenebilir.
1. İlk Mahkeme, davalının Mahkemede ispatı vücut dosyalamamasına, davalının müdafaa l-âyihası dosyalayıp zaman aşımı iddiasını yapmamış olmasına rağmen davalının müdafaa yolunu tercih edip etmiyeceği ihtimalini de göz önünde bulundurmadan re'sen hareket ederek davacının davasını reddetmekle hata etmiştir.
2. İlk Mahkeme iddia edilmeyen zam-an aşımı hususunu re'sen değerlendirerek davacının davasını reddetmekle hata etmiştir.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatı istinaf sebeplerini birlikte ele alarak Mahkeme Nizamatı Emir 19 n.13'e değinerek zaman aşımının def'i olduğuna ve dosyalanan m-üdafaada yer alması gerken esasa müteallik bir olgu olduğuna değinmiştir. Böyle bir müdafaa dosyalanmadığı ve müdafaada zaman aşımı iddiası yer almadığına göre Mahkemenin re'sen Fasıl 15 Zaman Aşımı Yasasının madde 3(1)(f)'sine dayanarak davacının davasını- re'sen reddetmeye yetkisi bulunmadığını ileri sürmüştür. Keza Halsbury's Laws of England 3. ed. Vol 24'ün 370 ve 371. paragraflarına atıfta bulunarak zaman aşımının def'i bir çare veya müdafaa olduğunu ve bunun lâyihalarda ileri sürülmesi gerektiğine deği-nmiştir. Keza müstenif avukatı İlk Mahkemenin Halsbury's Laws of England 3. ed. Vol.24 de paragraf 369 da yer alan zaman aşımı ile ilgili kriterleri yanlış değerlendirdiğini ileri sürmüştür.
Mahkemede şahsen hazır bulunan davalı ise Yargıtaya yardımcı ol-abilecek bir görüş ileri sürememiş sadece İlk Mahkeme kararının doğru olduğuna ve davacının talebinin zaman aşımına uğradığına değinmiştir.
Yapılan argümanlar ışığında birlikte ele alınan istinaf sebeplerini incelediğimizde hukuki durumun gözden geçirile-rek bu hususların karara bağlanması gerektiği görüşündeyiz.
1. Fasıl 15 Zaman Aşımı Yasasının ilgili maddeleri ve özellikle 3(1)(f) bendi dikkate alınarak davacını zaman aşımına uğrayan bir meselede talebini dava açmak yolu ile elde edip edemeyeceği;
2-. Sivil Mahkeme Nizamatı Emir 19 n.13 ile Fasıl 15'in ilgili maddeleri birlikte okunduğunda hakikaten zaman aşımının bir müdafaa çaresi olup olmadığı ve sadece böyle bir def'i veya müdafaa niteliğinde ileri sürülebilecekse bunun lâyihalarda yer almaması ha-linde davacının talebinin kabul edilerek davacı lehine karar verilip verilemeyeceği;
3. Üçüncü husus ise Mahkemenin müdafaa verilmeyen ve zaman aşımının ileri sürülmediği meselelerde re'sen bu hususu dikkate alarak davayı reddetmeye yetkisi bulunup bulun-madığına karar verilmesi gerekir.
Yukarıdaki hususlarda bir karar vermeden önce hukuki duruma değinmek yerinde olur.
Zaman Aşımı Yasası Fasıl 15 (Limitation of Actions)'ın 3(1) maddesi aynen şöyldir:
" 3(1) Subject to the provisions of this Law, no ac-tion shall be brought upon, for or in respect of-
any bond in customary form or any mortage, after the expiration of fifteen years form the date on which the cause of action accrued;
any judgment, after the expiration of fifteen years from the date on wh-ich judgment became enforceable;
any claim to the estate of a deceased person or to any share or interest therein, whether under a will or on intestacy, after the expiration of twelve years from the date when the claim to the estate or the right to receiv-e the sahre or interest therein accrued;
any book debt due to or from a bank,a fter the expiration of six years from the date on which the cause of actio accrued;
any remuneration, fee or charge of any advocate, medical practitioner, dentist, midwife or -teacher, after the expiration of three years from the date on which the cause of action accrued;
any goods sold and delivered, shop bill, hotel bill, book debt, (other than a book debt as mentioned in paragraph (d) hereof) work and labour done, wages or a-rtisans, labourers or servants, after the expiration of two years from the date on which the cause ofa ction accrued."
1945 yılında geçirilen Zaman Aşımı (Limitation of Actions Law) Yasası lafzı ve ruhu itibarı ile 1939'da geçirilen İngiliz Yasasından alı-nmış olup bizim yasamızın 3(1) maddesine tekabül eden 2(1) maddesi aynen şöyledir:
"2(1) The following actions shall not be brought after the expiration of six years from the date on which the cause of action accrued, that is to say:-
Görülebileceği gi-bi maddenin girişinde değişik bir ifade kullanılmakla beraber aynı anlama gelmekte ve bu maddedeki fıkralar içerisinde belirlenen zaman geçirildikten sonra dava açılamayacağı vurgulanmaktadır. Sadece atıfta bulunduğumuz bu maddenin lafzı kaale alınacak olu-rsa önümüzdeki meselede 2 yıl geçirildikten sonra talep zaman aşımına uğradığı için dava açılamaması gerekmektedir. Ancak bu konuyu derinliğine incelediğimizde ve özellikle daha sonra değineceğimiz yerli ve İngiliz içtihat kararlarına bakıldığında zaman aş-ımı ile ilgili yasa kuralları, hakkı ortadan kaldırılmayan hallerde dava açılmaması yönünde değil de açılan davaya yasanın bir müdafaa teşkil edeceği yönünde tefsir edildiği görülmektedir. Keza böyle bir müdafaanın müdafaa lâyihasında özellikle yer alması -gerektiği de vurgulanmaktadır. Halsbury's Laws of England 4. baskı, vol. 28 sayfa 291 paragraf 647 de şöyle denmektedir:
" 647. Positin where remedy barred not right. Where a statute of limitation bars the remedy and not the right the defence of the statu-te must normally be specially pleaded, even if it appears on the face of the statement of claim that since the cause of action accrued the period of limitation has expired."
Görülebileceği gibi talep takririnde talebin zaman aşımına uğradığı açıklıkla gö-rülmesi halinde dahi bunun müdafaa yolu ile davalı tarafından ileri sürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Keza aynı kitabın 648. paragrafında böyle bir müdafaadan yararlanmak isteyen davalının Zaman Aşımı Yasasındaki müdafaayı ileri sürmesi gerektiğine değ-inilmekte ve zaman aşımı ile ilgili kuralların hak düşürücü bir kural olmayıp ancak müdafaa olarak ileri sürülebileceğine değinmektedir. Kıbrıs Sivil Mahkeme Nizamatı E.19 n.13'e bakıldığında ise zaman aşımı ile ilgili iddiaların esasa müteallik bir olgu o-lduğu ve lâyihalarda yer alması gerektiği vurgulanmaktadır. Yine konu ile ilgili olarak Bullen & Leake Precedents of Pleadings 12 Ed.'de zaman aşımı ile ilgili bölümler incelendiğinde 1939 yılında geçirilen yukarıda bir maddesinden alıntı yaptığımız yasaya- rağmen Zaman Aşımı Yasası kurallarının bir def'i çare veya müdafaa olarak görüldüğü ve bunun, yararlanmak isteyen taraf tarafından müdafaada ileri sürülmesi gerektiğine değinilmektedir. Aynı kitabın 1354. sayfasında bu hususta şöyle denmektedir:
" A par-ty desiring to rely upon any of these statutory provisions to defeat the defence that the action is statutebarred mus expresly plead the facts relied on to take the case out of the statute. If he has not already done so in his Statement of Claim (see pp.63-8*639, ante), and the defence raises the plead that the action is tatute-barred, the plaintiff must expressly lead such facts in his Reply (see Ord. 18, r.8(1)(c)."
Yine Halsbury's Laws of England 4. b-askı, vol.28 paragraf 646 da 1939 da geçirilen yasanın tefsirine değinilirken şu görüşe yer verilmektedir:
"646. Cases where remedy barred and not right. Except in the cases previously mentioned, the Limitation Act 1939 onyl takes away, the remedies by a-ction or by set-off, it leaves the right otherwise untouched, and if a creditor whose debt is statute-barred has any means of enforcing his claim other than by action or set-off the Act does not prevent him from receiving by those menas."
Bu alıntıdan gö-rülebileceği gibi zaman aşımına uğrayan bir talep hususunda dava açma hakkı ortadan kalktığı ancak başka şekillerle davacının talebini elde edebileceği görüşü belirtilmiş olmasına rağmen İngiliz içtihat kararlarına bakılıdğında zaman aşımına uğrayan talepl-er hususunda açılmış davalarda zaman aşımı ile ilgili yasanın bir müdafaa teşkil edebileceği ve bunun davalı tarafından ileri sürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu husus Halsbury's Laws of England 3. Ed. Vol. 24 para 370 ve 371 de de açıklıkla görülmekt-edir:
"370. Position where remedy not right barred. Where a statute of limitation bars the remedy and the right the defence of the statute must normally be specially pleaded, even if it apperas on the face of the statement of claim that since the cause o-f actiona ccrued the perid of limitation has expired."
"371. Actions of contract and tort. In actions of contracst and tort, when it is wished to take advantage of the statute, it must be pleaded, except where the plea of the general issue by statute was- admissible."
Kıbrıs içtihat kararlarına bakıldığında ise durum daha farklı değildir. Zaman aşımı ile ilgili yasalarda yer alan sürenin bir hak düşürücü süre olmadığı ve ancak müdafaa olarak ileri sürülebileceği yerli kararlarda da vurgulanmaktadır. Örne-ğin A.M. 13/77 de sayfa 3' de Yüksek İdare Mahkemesine yapılan başvurularda bir hak düşürücü süre olan 75 günlük süre ile sivil davadaki zaman aşımı süreleri mukayese edilerek şu görüşe yer verilmektedir:
"Tarafların duruşmada ileri sürdüğü iddia ve görü-şler ilgili Anayasa kuralları okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü. Hukuk davalarındaki süre aşımı ile idari davalardaki süre aşımı anlamları arasında bir fark vardır. Normal hukuk işlemlerindeki süre aşımı genellikle yasalarla düzenlenir -ve süre aşımı konan hallede davacının hakkı ortadan kaybolmaz ancak davacının hakkını araması, hakkının yerine getirilmesini veya hakkının tanınmasını veya hakka uyulmasını isteme yetkisini etkiler. Başka bir deyimle davacının hakkı devam etmekle beraber d-avalı geçerli süre aşımı dolayısıyle davacının istem hakkının düştüğünü ileri sürebilir. Hukuk davalarında davalı davacının hakkının süre aşımı nedeni ile düştüğünü müdafaasında ileri sürmediği hallerde davacı davalı aleyhine hüküm alabilir. Mahkemeler bu -gibi davalarda süre aşımını res'sen nazarı itibare almazar. Halbuki idari davalardaki süre aşımı hak düşürücü niteliktedir."
Görülebileceği gibi Fasıl 15 Zaman Aşımı Yasasının ilgili maddeleri ve özelliklle 3(1) maddesinin sadece lâfzı dikkate alındığınd-a İlk Mahkemenin yaptığı yorum gibi bir yoruma açık olmasına rağmen bu durum Kıbrıs mevzuatının mehazını teşkil eden gerek İngiliz İçtihat kararlarında ve gerekse Kıbrıs içtihat kararlarına Yüksek İdare Mahkemesi davalarında olduğu gibi bir hak düşürücü sü-re niteliğinde alınmamış ve sivil davalarda Zaman Aşımı Yasasında yer alan kuralların bir def'i diğer bir ifade ile müdafaa şeklinde ileri sürülebileceği vurgulanarak şimdiye dek çok uzun zamandan beri bu şekilde yorumlanıp uygulanmıştır. Bunca sene yer al-an uygulama ile bu yöndeki içtihat kararlarının değiştirilmesinin uygun olmadığı görüşündeyiz. Bu durum yukarıdaki kararda gayet açık olarak görülmektedir. Keza alıntısı yapılan bu kararda Zaman Aşımı Yasasının müdafaa olarak lâyihalarda ileri sürülmemesi -halinde Mahkemelerin Yüksek İdare Mahkemesi davalarındaki 75 günlük süre gibi bu süreleri de re'sen nazarı itibare alarak davayı reddetme hakları olmadığı da vurgulanmıştır.
Önümüzdeki meselede davalı taraf hazır bulunmamış ve davacı onun gıyabında davas-ını ispat etme yönüne gitmiştir. Davalı kendisine açık olan bu müdafaa yolunu müdafaa takriri dosyalayarak kullanmadığına göre yukarıda incelediğimiz içtihat kararlarında ve özellikle A.M.13/77 de vurgulandığı gibi Mahkemenin re'sen Zaman Aşımı Yasasını di-kkate alarak davacının talebini reddetmeye hakkı yoktu ve İlk Mahkeme bunu re'sen kullanmakla hata etmiştir.
Biz bu kararda, hakkın ortadan kalkmadığı ve Mahkemeye başvurma çaresinin zaman aşımına uğradığı halleri incelemiş bulunmaktayız. Zaman aşımı ile- hakkın ortadan kaldırıldığı halleri incelemiş değiliz. Ayrıca Zaman Aşımı Yasası dışında olan, Yasalara aykırı (illegal) düşen kontratlarda durum tamamen farklıdır. Bu gibi durumlarda gerek ivaz (consideration) veya gerekse kontratın kendisinin yasalara a-ykırı olması, kamu menfaatı dikkate alındığında bu gibi kontratlardaki talep ileri gidemeyeceği gibi bu gibi durumların Mahkemelerce de re'sen dikkate alınabileceğini vurgulamak isteriz.
Yukarıda söylenenler ışığında istinafın kabul edilmesine karar veri-lir ve davacının davalıdan ispat edilen baki alacağı bulunan 86.200TL'sı ve karar tarihinden itibaren yasal faiz için davacı lehine ve davalı aleyhine hüküm verilmesine karar verilir.
Masraflar hususuna gelince tüm olgular dikkate alındığında masraflar h-ususunda herhangi bir emir verilmemesine karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
21 Şu-bat 1992
Full & Egal Universal Law Academy