-D. 3/97 Yargıtay/Hukuk: 48/96
(Genel İstida No: 4/96; Güzelyurt)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak,Nevvar Nolan,Seyit A. Bensen
İstinaf eden: Everest Bank Ltd., Lefkoşa
- (Müstedi)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Kıbrıs Meyve Sebze (Cypfruvex)
İşletmecilik Ltd., Güzelyurt
(Müstedaaleyh)
- A r a s ı n d a.
Güzelyurt'ta oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 4/96 sayılı Genel İstidasında 13.6.1996 tarihinde verdiği kararına (Taşkent M. Akif Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı) karşı Müstedi tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden na-mına: Avukat Kıvanç M. Riza
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Ümit Özdil
-----------
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Önümüzdeki istinaf, Güzelyurt'ta oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 11.6.1996 tarih-li ve 4/96 sayılı tek taraflı olarak yapılan ve bu konuda direktif istenen Genel İstidanın 29.5.1996 tarihli müzekkerenin icra olanağı bulunmadığı nedeni ile reddedilerek konunun Lefkoşa Kaza Mahkemesine iade edilmesi yönündeki kararına karşı yapılmıştır.
-
İstinaf eden KKTC Şirketler Mukayyitliğine kayde- dilmiş olan Limited bir şirkettir ve halen bankacılıkla iştigal etmektedir.
Aleyhine istinaf edilen ise aynı şekilde KKTC Şirketler Mukayyitliğinde kayıtlı Limited bir şirket olup genelde ticare-t, özelde de meyve ve sebze alım satımı ile uğraşmaktadır.
Aleyhine istinaf edilen, ilgili tarihlerde, istinaf eden bankanın müşterilerinden olup cari hesabı vasıtası ile konu bankadan borçlanarak işlerini yürütmekte idi. Bilâhare bu borçlanmaları s-ırasında borçlarını ödeyemeyen aleyhine istinaf edilene karşı istinaf eden, Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün Emir 2 nizam 6 hükümlerine dayanarak 4.3.1996 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 605/96 sayılı davayı dosyalamış ve özetle; aleyhine istinaf edi-lenden mevcut borcu yanında, bu borcun faizlerini, Mahkemenin uygun göreceği başka bir emri ve tüm dava masraflarını da talep etmiştir.
Bunun üzerine aleyhine istinaf edilen 15.3.1996 tarihinde isbat-ı vücut muhtırası dosyalamıştır. Akabinde ise 19.-3.1996 tarihinde istinaf eden bu kez çift taraflı bir istida dosyalamak sureti ile talep takriri gereğince seri usulde hüküm (summary judgment) verilmesini talep ederken, aleyhine istinaf edilen konu istidaya 5.4.1996 tarihinde bir itirazname dosyalamış ve- istinaf edenin seri usulde hüküm almasını gerektirecek bir durumun mevcut olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, gerçek durumun açığa çıkması yanında adaletin tecellisi yönünden de kendilerine müdafaa dosyalama hakkı verilmesini öngören esaslı sebepler bulundu-ğunu ve istinaf edenin müdafaa hakları bulunmadığı yönündeki iddiasının doğru olmadığından istidasının masraflarla ret ve iptalini talep etmiştir.
Mahkemece muhtelif tarihlere tayin edilen konu istidada en son 8.5.1996 tarihinde tarafların muvafakatı- ile istinaf eden lehine ve aleyhine istinaf edilen aleyhine 2,170,150 Amerikan Doları ile bu rakam üzerinden karar tarihi esas alınarak nihai tediye tarihine kadar %20 faiz ve ilâveten dava masrafı olarak 250,000,000TL.- için hüküm ve emir verilmiştir.
- Olay bu şekilde gelişirken aleyhine istinaf edilenden başka sebeplerle alacaklı durumda olan 24 narenciye üreticisi 20.5.1996 tarihinde Güzelyurt'ta oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkemesine başvurup 1/96 sayılı Şirket İstidasını dosyalamışlar ve aleyhine -istinaf edilenin borcunu ödemediğini, bu bedelleri
ödemek için herhangi bir kabiliyete de sahip olmadığı nedenlerini ileri sürerek tasfiyesini istemişlerdir. Ancak konu istidada henüz herhangi bir tasfiye emri verilmiş değildir.
İstinaf eden 8.5.199-6 tarihinde lehine verilen karar uyarınca alacağını alabilmek için 29.5.1996 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde bir menkul emval müzekkeresi ısdar ettirmiştir. Buna bağlı olarak Mahkemece uygun görülen dava ve müzekkere masrafları aleyhine istinaf edilen- tarafından istinaf eden avukatına 4.6.1996 tarihinde ödenirken, icrayı yapmakla görevlendirilen
icra memuru Güzelyurt'ta oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkemesinde aleyhine istinaf edilenden başka sebeplerle alacaklı olan kişilerce 20.5.1996 tarihinde dosyal-anmış bulunan 1/96 sayılı Şirket Tasfiye İstidasının varlığı nedeni ile Fasıl 113 Şirketler Yasasının 217 ve 218.
maddelerine dayanarak esas borç ile faizlerini icra etmeyip durumu yazılı olarak 6.6.1996 tarihinde istinaf edene bildirmiştir.
Durumdan- haberdar edilen istinaf eden Güzelyurt'ta görevli Lefkoţa Kaza Mahkemesine 11.6.1996 tarihinde
tek taraflı olarak başvurup Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün Emir 40 nizam 15'ine dayanarak 4/96 sayılı Genel İstidayı dosyalamış ve icra memurunca gerçekleş--
tirilmeyen esas borç ve faizler ile ilgili icranın yapılmasına cevaz veren bir direktif talep etmiştir.
Konu istidayı dinleyen Mahkeme ise, zorunlu tasfi-
yelerde Mahkemelere icranın başlama tarihini saptama veya değiştirme hakkı verilmediğini, Fas-ıl 113'ün 218(2) maddesine bakıldığında da tasfiyenin başlama tarihinin tespitinde Şirket Tasfiye İstidasının dosyalandığı tarihin dikkate alınacağının belirtildiğini, konu meselede ise Şirket Tasfiye İstidasının 20.5.1996 tarihini taşıdığını, aleyhine ist-inaf edilene karşı istinaf eden tarafından 605/96 sayılı davada dosyalanan menkul emval müzekkeresinin tarihinin 29.5.1996 olduğu cihetle, yani tasfiye istidasından sonra dosyalandığı nedeni ile geçerli sayılamayacağını ve bu durumda da
icra edilme olanağı- bulunmadığından iptal edilip Lefkoşa Kaza Mahkemesine iade edilmesi gerektiğine dair karar vermiştir.
Mahkeme, ayrıca, 605/96 sayılı davadaki Davacı avukatı (İstinaf eden avukatı) ile 1/96 sayılı Şirket Tasfiye İstidasındaki Müstedi avukatlarından (-İstinaf eden avukatlarından) birisinin aynı avukat olduğunu ve bu durumda her iki davada sözü edilen Davacı ile Müstedilere hak ve menfaat sağlanmasında birtakım çatışmalar olduğunu söylemiş ve eğer 605/96 sayılı davadaki writ icra edilirse bu davadaki Dav-acının (İstinaf edenin) tasfiye istidasına gerek kalmadan alacağını tahsil edeceği cihetle konu istidanın dinlenmesine gerek olmayacağını
ve bu istidadaki Müstedilere adaletsizlik yaratacağını belirtmiştir.
İstinaf eden bu karara karşı huzurumuzda- bulunan Yargıtay/Hukuk 48/96 sayılı istinafı dosyalamış ve istinaf ihbarnamesi ile 2 sebep ileri sürmüştür.
Bunlar özetle ţöyledir:
1. Güzelyurt'ta görevli Lefkoşa Kaza Mahkemesi istinaf eden tarafından aleyhine istinaf edilene karşı 605/96 sayıl-ı davada 29.5.1996 tarihinde dosyalanan menkul emval müzekkeresinin geçerli olmadığından icra-sına olanak bulunmadığına dayanarak müzekkereyi iptal etmekle hatalı hareket etmiştir.
2. Konu Mahkeme icranın gerçekleştirilmesi halinde 1/96 sayılı Şirket- İstidasının dinlenmesine gerek olma- yacağı yargısına varmakla hataya düşmüştür.
İstinafın duruşmasında taraflar herhangi bir tanık çağırmayıp sadece Mahkemeye hitap etmekle yetinmişlerdir.
İstinaf eden avukatı 1. istinaf sebebi altında Alt Ma-hkemenin konu müzekkerenin geçerli olmayıp icrasına da olanak bulunmadığına karar verirken bu kararını dayan-dırdığı Fasıl 113 Şirketler Yasasının 216, 217 ve 218. maddelerindeki kuralları meseleye yanlış uyguladığı gibi,
atıfta bulunduğu Yargıtay/Hukuk 54-/87 (D.10/88) sayılı davada belirtilen prensipleri de yanlış tefsir ettiğini söylemiştir.
İstinaf eden avukatına göre, bir meselede icra hükmü verildikten sonra bu icranın genelde gerçekleştirilmesi gerekir. Alt Mahkemece dayanılan Fasıl 113'ün ilgi-li maddelerinin İngiltere'deki The Companies Act, 1948'in 226, 228 ve 231. maddelerine tekabül ettiğini ve tatbi-katta İngiltere'de ve dolayısıyle bizde Mahkemece bir tasfiye emri verilir veya geçici bir tasfiye memuru tayin edilirse tüm işlemlerin otomati-k olarak durdurulduğunu, ancak bundan mağdur olan tarafca Mahkemeye yapılan bir müracaat üzerine işlemlerin devamına izin verilebile- ceğini belirtmiş ve devamla, bir meselede tasfiye istidası sunulmasından ancak tasfiye emri verilmeden
önce ise otomatik -durdurmanın söz konusu edilemeyeceğini, bu olay esnasında aleyhine icra emri verilenlerce Mahkemeye müracaat edilerek şirket veya mameleki ile ilgili işlemlerin durdurulmasının istenebileceğini ve Mahkemenin de Fasıl 113'ün 215. maddesine dayanarak icranın- veya işlemlerin durdurulmasını emretmeye yetkisi olduğunu ileri sürmüştür. Bizim meselemizde ise Alt Mahkemenin bu maddeleri yanlış tefsir ederek menkul emval müzekkeresini geçersiz (void) sayarak iptal etmeye yetkisi olmadığını iddia etmiştir.
İ-stinaf eden avukatı, yine, Alt Mahkemenin kararında değindiği YİM: 54/87 (D.10/88) sayılı davadaki prensip-
leri de yanlış yorumlayarak meseleye uyguladığını, o meselede tasfiye emri verildikten sonra tasfiye işleminin
ne zaman başladığı hususunun tartışıl-dığını, bizim meselemizde ise henüz herhangi bir tasfiye emri verilmediğini söylemiştir.
İstinaf eden avukatı 2. istinaf sebebinde ise Alt Mahkemenin menkul emval müzekkeresi hayata geçirilirse tasfiye istidasının bir manası kalmayacağını, eğer icra -gerçekleştirilse bile 1/96 sayılı Şirket İstidasında tasfiye emri verilmesi halinde Fasıl 113'ün 217. maddesine göre elde edileceklerin tümünün geçersiz olacağını ve istidanın yapıldığı tarih ve emrin verileceği tarih arasında kalan sürede şirket aktif- le-rinin yöneticilerce çarçur edilmesini önleyeceği
nedeni ile kendilerinin de lehine olacağını, çünkü emri almayı başarmaları durumunda icra edilen aktiflerden kendilerinin de paylarını alacaklarını söylemiştir.
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise F-asıl 113'ün meseleyi ilgilendiren maddelerini tek tek izah etmiş ve 213-217. maddelerinin Tasfiye Dilekçesi ve Etkileri başlığını taşıdığını, bu kapsam içerisinde bulunan 217. maddenin bir şirketin tasfiye işlemleri başlayınca tüm icraların da geçersiz ola-cağını hükme bağladığını, meselemizde ise Fasıl 113'ün 218. maddesi altında şirket tasfiye istidası dosyalanmakla şirketin tasfiyesine başlandığına göre bu şekilde Mahkemenin tasfiyenin esas gayesini dikkate alıp icrayı durdurması gerektiğini, kaldı ki Mah-kemenin bunu herhangi bir müracaat olmaksızın re'sen dahi yapabileceğini belirtmiş ve Mahkemenin konu icrayı iptal etmekle doğru ve tüm taraflara adaletli olacak bir karar verdiğini savunmuştur.
Aleyhine istinaf edilen avukatı, iddialarına devamla, ş-irket tasfiye hükümlerinde esas amacın tüm teminatsız alacaklıları eşit seviyede tutmak olduğunu, halbuki icra gerçekleştirilirse diğer alacaklılara
adaletsizlik doğacağını, bunun yanısıra istinaf eden avukatının bir yandan şirketten başka bir sebeple al-acaklı olan üreticiler adına tasfiye talep ederken diğer yandan bu meseledeki müvekkili Everest Bank adına icraya gitmeye çalıştığını, icrayı gerçekleştirmesi halinde kendi alacağını alıp gerisini ilgililere vere-ceğini söylediğini, tasfiyelerin ise banka -aracılığı ile değil Mahkemelerce yapıldığını eklemiştir.
Yukarıda 1. istinaf sebebi hakkında belirtilenlerden anlaşılabileceği gibi, istinafa konu meselede can alıcı ve en önemli olan husus Fasıl 113 Şirketler Yasasının 217. maddesinin yorumudur. Bu- madde aynen şöyledir:
"217. Where any company is being wound up by
the Court, any attachment, sequestration,
distress or execution put in force against the estate or effects of the company after the commencement of the winding up shall be- void to all intents."
İngiltere'de bu maddenin benzeri The Companies Act, 1948'in 228. maddesidir. Buckley On The Companies Acts, 13. baskı, sayfa 479'da ise bu madde hakkında aşağıdaki görüşlere yer verilmiştir:
"It was dec-ided in 1864 (Re Exhall Coal Mining Co. (1864), 4 De G. J. & Sm. 377), under the corresponding sections of the Act of 1862, that s. 228 was to be read with, and was controlled by, ss. 226 and 231, ........................................"
Bu alınt-ıdan görüleceği üzere bahse konu 228. madde İngiltere'de 1864 yılında yorumlanarak 226 ve 231. maddelerle birlikte okunması ve bunlara tabi olması gerektiği belirtilmiştir. Yine yukarıdaki alıntıda geçen 226 ve 231. maddeler Fasıl 113'ün 215 ile 220. madd-ele-rine tekabül etmekte olup aşağıda görüldüğü gibidirler:
"215. At any time after the presentation of a winding-up petition, and before a winding-up order has been made, the company, or any creditor or contributory, may -
(a) Where any a-ction or proceeding
against the company is pending
in any District Court or the
Supreme Court apply to the Court
in which the action or procee-
ding is pending for a stay of
- proceedings therein; and
(b) where any other action or procee-
ding is pending against the com-
pany, apply to the Court having
jurisdiction to wind up the
company to -restrain further
proceedings in the action or
proceeding,
and the Court to which application is so made may, as the case may be, stay or restrain the proceedings accordingly on such ter-ms as it thinks fit."
"220. When a winding-up order has been made or a provisional liquidator has been appointed, no action or proceeding shall be proceeded with or commenced against the company except by leave of the Court and subject to such terms as- the Court may impose."
İngiltere'de konu maddelerin yorumu konusunda Buckley On The Companies Acts isimli eserin 479 ve 480. sayfalarında şöyle denilmektedir:
"... and that their joint effect was to put the creditor who desired to proceed to ex-ecution after the winding up order to the necessity of coming to the Court and asking for leave, and that whether he should be allowed to proceed or not was for the discretion of the Court..................
.........................................
-In the interval between presentation of petition and order, it is conceived that the creditor may issue execution, or enforce an execution previously issued, provided he is not restrained (Re Universal Disinfector Co. (1875), L. R.20 Eq. 162, 163), just- as he may during the same inter- val proceed with an action until stopped under this section; but, in the absence of special circumstances, the Court will stay such executions under this section (Bowkett v. Fuller's United Electric Works, (1923) 1 K. B.16-0)."
Bu konuda Palmer's Company Law, 21. baskı, sayfa 768'de de aşağıda görülen açıklamalar yapılmıştır:
" 'The object of the winding-up provisions of the Companies Act 1862,' said Lindley L.J. in Re Oak Pitts Colliery Co., ((1882) 21 Ch. D.322, -329) 'is to put all unsecured creditors upon an equality and to pay them pari passu.' To accomplish this it was indispensable that proceedings against the company by way of action, execution, distress or other process should be suspended; otherwise the win-ding up would resolve itself into a scramble for the assets. Section 226 gives the court jurisdiction after presentation of the petition to restrain proceedings, and by sections 228 and 231, on a winging-up order being made, or a provisional liquidator app-ointed, proceedings are automatically stayed and cannot be proceeded with without leave of the court. In this way creditors and others are compelled to come in and prove their claims in the winding up, and a rateable and just distribution of the company's- assets is effected. (Re Interna- tional Pulp Co. (1876) 3 Ch. D.594) 'Proceedings' under section 231 is given a wide meaning, and includes executions (Re Artistic Colour Printing Co. (1880) 14 Ch. D.502, 505) and interpleader summonses....
.............-............................
All that is necessary, where an action is pending against the company in the High Court, is to apply to the particular branch of the court in which it is pending for an order to stay proceedings. (Re Artistic Colour Printing -Co. (1880) 14 Ch. D.502) As regards inferior courts injunctions can be granted. This is, generally speaking, only necessary where a winding-up petition is pendings (S. 226). Where a winding-up order has been made, the combined effect of sections 231 and- 228 is that such order operates automatically as a stay of all actions, executions, distresses, sequestrations, etc., against the company, subject to the discretion of the court to allow such actions, executions, etc., to proceed notwithstanding the windi-ng up. (Re Vron Colliery Co. (1882) 20 Ch. D.442)"
Tüm alıntısı yapılan eserlerdeki içtihat ve görüş- lerden anlaşılabileceği gibi, bir meselede herhangi bir şirket aleyhine tasfiye dilekçesi sunulmasından, ancak tasfiye emri verilm-ezden önceki süre zarfında konu şirketten bir vesile ile alacaklı olan kişi veya kişiler alacaklarını alabilmek için icraya gidebilmekte ve icra gerçekleştirilebilmektedir. Bu icrayı durdurabilmek veya yapımını menedebilmek için konu şirket hakkındaki yar-gı işleminin askıda bulunduğu Mahkemeye başvurularak 226. madde altında işlemlerin durdurulması istenebilir ve Mahkeme de, özel nedenlerin bulunmaması halinde, bazı şartlara bağlı olarak icranın durdurulması veya menedilmesi için emir verir.
Ancak, t-asfiye dilekçesindeki istemler haklı görülür ve istenen emir verilirse ve yahut da bir tasfiye memuru tayinine gidilirse, icra bu kez 231. madde altında otomatikman durur. Bu durumda, alacaklılar Mahkemeye başvurup icranın devamı için emir ister ve Mahkem-e de icranın ileri gitmesi için emir verirse icra devam eder.
İngiltere'de 100 kusur yıldan beri uygulanagelen bu yorum şekli ile görüşleri iyice etüt ettikten sonra biz de bunları aynen benimsemeyi uygun görüyoruz.
Yasal durumu bu şekilde açık-ladıktan sonra şimdi de meselemizdeki durumu inceleyelim.
İstinafa konu meselede Şirket Tasfiye İstidası 20.5.1996 tarihinde dosyalanıp henüz istenen emir verilmeden önce bu kez istinaf eden tarafından 29.5.1996 tarihinde bir menkul emval müzekkeresi- (writ) ısdar edilmiştir. Yani, bir başka deyişle, writ tasfiye istidasından sonra, ancak tasfiye emri verilmezden önce dosyalanmıştır. Bu şekilde aleyhine istinaf edilen şirket Fasıl 113'ün 215. maddesine dayanarak bu writin icra edilmesinin durdurulmas-ını isteyebilirdi, ancak istememiştir. Ayrıca, o tarihte Mahkemece henüz tasfiye emri verilmediği gibi bir tasfiye memuru da tayin edilmemişti. Hâl böyle iken writ pek tabii ki icra edilebilirdi. Bu durumda Güzelyurt'ta oturum yapan Lefkoşa Kaza Mahkeme-si Kıdemli Yargıcı yukarıda belirtilen yasa maddeleri ile içtihatları yanlış yorumlayarak writi geçersiz (void) saymak ve onu iptal etmekle hatalı hareket etmiştir. Dolayısıyle, 1. istinaf sebebinin kabul edilerek 29.5.1996 tarihli menkul emval müzekkeres-ini geçersiz sayıp iptal eden kararın iptal edilmesi gerektiği görüşündeyiz.
2. istinaf sebebine gelince; istinaf eden bu başlık altında Alt Mahkemenin icranın gerçekleştirilmesi halinde 1/96 sayılı Şirket İstidasının dinlenmesine gerek kalmayacağı ş-eklinde görüş belirtmekle hata ettiğini
ileri sürmüştür. Ancak önümüzdeki istinaf dinlenirken bahse konu Şirket İstidası geri çekildiğinden bu
istinaf sebebinin incelenip bir karara bağlanması gerekmemektedir.
Sonuç olarak, 1. istinaf s-ebebinin kabul edilerek 29.5.1996 tarihli menkul emval müzekkeresini geçersiz (void) sayıp iptal eden Alt Mahkeme kararının iptal edilmesine; ve
2. istinaf sebebinin ise önümüzdeki istinaf dinlenirken söz konusu Şirket İstidası geri çekildiği cihetle- incelenmesine gerek kalmadığına, oybirliği ile, karar verilir.
İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
Celâl Karabacak Nevvar Nolan Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
29 Nisan 1997
-
2
Full & Egal Universal Law Academy