-D. 14/2001 Yargıtay/Hukuk 48/2000
(Dava No: 253/97; Magosa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf eden: 1. Şerife Gökay, Gülseren Sk. Gökay Apt. Kar-akol-
Magosa
2. Berna Gökay, Gülseren Sk. Gökay Apt. Karakol-
Magosa
3. Mağusa Tapu Dairesi, KKTC Başsavcılığı
vasıtasıyle
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Aydan Erel, yetkili v-ekili Hasan
Keskin vasıtasıyle, Magosa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden Davalı 2 namına: Avukat Alper Dede
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Tevfik Pilli.
İstinaf, Gazi Mağusa Kaza Mahkemesi Baş-kanı Mustafa Güzoğlu'nun 253/97 sayılı davada 15/6/1999 tarihinde verdiği karara karşı Davalı 2 tarafından yapılmıştır.
-----------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönü-l Erönen: Davacının,Davalılar aleyhine açmış olduğu işbu davada, ileri sürmüş olduğu iddialar özetle şöyledir:
Davacı aslen Kıbrıslı Türk olup, İstanbul'da ikamet etmektedir ve Mağusa Aşağı-Maraş, 55 Gazi Baf Caddesinde kain kayıt no 7871, pafta no XXXIII-,Harita No. 20.3.1, parsel no. 850 olan konut veya taşınmaz malın sahibidir.
Bu taşınmaz mal babadan miras yolu ile yapılan taksimat sonucu Davacı adına kaydedilmiştir. Bu amaca matuf olarak Davacı 5.6.1995 tarihli bir vekâletname tanzim edip Davalıya ve-rmiştir (Emare 2). Davalı işbu vekâletname ile 5.7.1995 tarihinde, konu edilen taşınmazı Davacı adına kaydetmiştir.
Burada sözü edilen taşınmaz maldan bundan sonra "dava konusu mal" olarak söz edilecektir.
Davacı, Davalı No (1)'in kızıdır. Davalı No 1, D-avacının annesidir. Davalı No 2, Davacının kardeşi olan Altan Gökay'ın eşidir. Davalı No 3 ise KKTC'de taşınır malların kaydını tutan Tapu Dairesidir ve KKTC Başsavcılığı vasıtası ile dava edilmektedir.
Davacı dava konusu malı satışa çıkarmış ve bir emlâk-çı vasıtasıyle Hasan Keskin isimli bir şahıs ile mezkûr taşınmaz malı alım-satım konusunda anlaşmış olup satış muamelesinden önce konuyu Davalı 1 ve Davalı 2'nin eşi yani kardeşine açmıştır. Davalı No.1 (Davacının annesi) ve oğlu Altan Gökay buna karşı çık-mış ve bu satışı yaptırmayacaklarını Davacıya söylemişlerdir. Davacı buna rağmen dava konusu malın satış işlemlerine devam etmiş ve 12.2.1997 tarihinde devir maksadı
ile Tapuya gittiğinde Davalı No 1'in konu taşınmaz malı Davalı 2'ye devrettiğini öğrenm-iştir.
Davacının iddiasına göre bu devir işlemi hileli ve muvazaalıdır. Davacı bu iddiaları konusunda da tafsilât vermiş olup yine özetle, Davalı 1 ile Davalı 2 arasında yapılan dava konusu taşınmaz malın devir işlemlerinin kendi bilgisi dışında
gerçekle-ştiğini, Davalı 1 ve 2'nin bu devir işlemini hile, kötü niyet altında ve kanunsuz olarak gerçekleştirdiklerini, Davalı No 1'in, Davalı No 2'den herhangi bir karşılık veya satış bedeli almadan ancak almadığı halde almış gibi gösterdiğini,Davalı 1 ve 2'nin d-ava konusu malı, haksız ve kanunsuz olarak gasp ettiklerini, ileri sürmektedir. Davalı 1
ve 2'nin, Davacının konu malı Hasan Keskin isimli bir şahsa satacağını bildikleri halde,buna engel olarak iyi niyetten yoksun ve hileli hareketlerle keza herhangi bir- bedel ödemeden malını gasp etmişlerdir.
Davacı, Davalı No 3 Tapu Dairesinin de, 5.6.1995 tarihli olup daha önce dava konusu malın kendi adına devir maksatları için verilen ve bu maksatla kullanılan, daha da önemlisi 2 yıl önce verilen bir vekaletnamey-i dava konusu malın Davalı 1 tarafından Davalı 2'ye devri sırasında geçerli saymakla veya Davalı 1 ve 2 nin Davacının malını almaya çalıştıklarını farketmeyerek hatalı davrandığını, devir işlemlerini bir gün sonraya erteleyip, Davacının gelmesini beklemeye-rek ve/veya yeni bir vekaletname talep etmeyerek ihmalde bulunduğunu ileri sürmektedir.
Davacı, Davalılar aleyhine müştereken ve münferiden Davacıya ait olduğu halde,dava konusu malın 12.2.1997 tarihinde ve/veya o tarihlerde Davalı 1 tarafından Davacının- vekili
sıfatı ile Davalı 2'ye satışını ve/veya devrini öngören Davalı 1,2 ve 3 arasında yapılan hukuki işlemin ve/veya satışın haksız ve yetkisiz olduğu cihetle iptal edilmesini ve konu taşınmaz malın yeniden Davacı adına kaydedilmesi için emir ve hüküm- verilmesini talep etmiştir.
Davacının iddia ve taleplerini bu şekilde tesbit ettikten sonra şimdi de Davalının iddialarına bir göz atalım. Davalı No.1 müdafaa ve mukabil talep takriri dosyalamış ve bu takrirde Davacının yukarıda özetlediğimiz iddiaların-ı reddetmiştir. Davalı 1 daha da ileri giderek, davanın yanlış açıldığı, esaslı olgu, unsur ve tafsilâtın talep takririnde eksik olduğu nedenleriyle davanın reddini talep eden bir de ön itirazda bulunmuştur.
Davalı 1 müdafaasına devamla, Davacının tüm i-ddia ve taleplerini reddederken özetle şu iddia ve savunmada bulunmuştur; Davacının iddia ve talepleri düzmece ve gerçek dışıdır. Kendisine verilen 5.6.1995 tarihli vekaletname satış yapmasına engel değildir, dolayısıyle bu satış işlemini yapmasında da eng-el yoktur. Dava konusu satış işlemini yapmaya yetkili olduğunu ileri sürmekte olan Davalı 1, dava konusu konutun, Hasan Keskin isimli şahsa satılacağından haberi olmadığını, 5.6.1995 tarihli vekaletnamenin yürürlükte olduğunu ve Davacı tarafından vekili ol-maktan azledilmediğini, dava konusu konutu, Davalı No.2'ye uyuşulmuş piyasa ederi üzerinden satıp, mülkiyetini de devrettiğini, Davalı No.3 Tapu Dairesi nezdindeki işlemlerin yasal olduğunu, dava konusu malı Davalı No.2'ye satarken iyi niyetle hareket etti-ğini, Davacının malını elinden almak ve Davacıya zarar vermek niyeti olmadığını sadece vekaletnameye istinaden hareket ettiğini, ortada hile, kötü niyet ve gaspın söz konusu olmadığını iddia etmektedir.
Davalı 1 müdafaa ve mukabil talep takririnde iddial-arına devam ederek, Davacının, Davalı 1'den 1993 yılında konut almak maksadı ile borç para talep ettiğini ve Davalı No.1'in Davacıya oğlu Altan Gökay (Davacının kardeşi) vasıtasıyle 12.500 Sterling gönderdiğini, bilahâre Davacının, Davalı No.1'den yine
bo-rç istediğini ve yine Davacıya 8.500 Sterling daha borç verdiğini, yani Davacının toplam 21.000 Sterling borç aldığını bu borcunu Davalı No.1'e ilk talepte ödeyeceğini beyan etmesine rağmen ödemediğini; Dava konusu malı Davalı No.2'ye devrederken muvazaa-lı satmadığını, gerçek piyasa ederi üzerinden 700.000.000TL mukabili sattığını ve parayı da ödediğini, konu parayı Davacıya vermek istediğini, ancak Davacının almadığını, bahse konu satışın muteber ve yasal olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep et-miştir ve mukabil dava yolu ile Davacıdan 21.000 Sterling ve bu meblağ üzerinden yasal faiz talep etmiştir.
Davalı No.2, dosyaladığı müdafaa takriri ile sair şeyler yanında özetle: Öncelikle ön itiraz olarak işbu davanın ikâme edildiği şekli ile ileri gid-emeyeceğini, Davalı No.2'nin iyi niyetli 3. şahıs olduğunu, bu nedenle Davalı No.2 aleyhine bu davanın ileriye gidemeyeceğini, ve ayni nedenle davanın iptalini talep etmiştir, Davalı 2 müdafaasına devamla; Davacının talep ve iddialarını reddetmiş, Davalı N-o.1'in, dava konusu malı yetkili olarak, Davalı 2'ye sattığını Davalı 2'nin konu malı 700.000.000.TL'ye satın aldığını, işbu satışta muvazaa olmadığını ve dava konusu malı Davacının adından kaçırmak niyeti ile hareket edilmediğini, Davacının KKTC'ye geldi-ği zaman ne Davalı No.1'i ne de Davalı 2'yi ziyaret etmediğini, konu malın Davacı tarafından Hasan Keskin'e satılacağını bilmediklerini,Davalı 2'nin kocasının (Davacının kardeşinin) bu satışa karşı çıkmadığını, Davacının iddialarının
hayali olduğunu, Dava-lı 2'nin satış bedelini Davalı No.1'e ödediğini iddia edip, Davacının tüm iddialarını reddetmiş ve, Davalı 2 leyhine, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı No.3, dosyaladığı müdafaa takriri ile sair şeyler yanında özetle; iptidai itiraz olarak, davanın -ünvanının yazılış şekli ile hatalı olduğunu ve aleyhlerine dava sebebi olmadığı nedeniyle, davanın reddini talep etmiştir. Davalı 3 müdafaasına devamla; Davacının tüm iddia ve beyanlarını reddetmiş, Davalı No.1'in 5.6.1995 tarihli vekaletname tahtında, kon-u malın satışını yapabileceğini, yani muteber ve geçerli bir vekaletnamenin gereklerini yerine getirerek muteber bir muamele yaptıklarını,bu olayda, Davalı No.3'ün hata ve ihmalinin bulunmadığını, ve devir işleminin yapılacağı ana kadar 5.6.1995 tarihli ve-kaletnamenin iptal edilmediğini, dolayısıyle kendileri açısından devir işleminin yasal olduğunu
ileri sürerek, Davalı No.3 leyhine davanın masraflarla reddini talep etmiştir.
Davacı, Davalıların müdafaalarına verdiği yanıtta Davalıların beyan ve iddiala-rını reddedip özetle: Davacının, Davalı No.1,2 ve Altan Gökay ile 11.2.1997 tarihinde görüştüğünde, 5.6.1995 tarihli vekaletnameyi unuttuğunu, yani Davalı No.1'e satış yetkisi verdiğini unuttuğunu ve kendisine danışılmadan bu malı kötü niyetle sattıklarını- iddia edip, talep takririndeki iddia ve beyanlarını tekrarlamış ve leyhine hüküm talebinde bulunmuştur.
Davanın duruşması sırasında Davacı bizzat şahadet vererek 3 tanık dinletmiş ve 4 adet emareyi Mahkemeye ibraz etmiştir. Davalı 1 ve 2 şahadet vermiş D-avalı 3 vermemiştir.
Davalı 1 ve 2 şahadetlerini 19.10.1998 tarihinde vermişlerdir.
Davalı 1 ve 3 ayrıca birer tanık dinletmiş ve 2 adet emare ibraz etmişlerdir.
Duruşmanın hitap safhasında 24.11.1998 tarihinde Mahkemeye ihbarlı bir istida dosyalay-an Davacı, Davalı 1'in yeniden dinlenmesi talebinde bulunmuş Mahkeme de bu doğrultuda 18.3.1999 tarihinde bir emir vermiştir. Davalı 1'de 18.12.1998 tarihli ayrı bir istida ile ayni talepte bulunmuştur ve Mahkeme yine ayni tarihte istidayı dinledikten sonr-a Davalı 1'in yeniden dinlenmesine emir vermiştir. Bunun üzerine davanın duruşması 26.4.1999 tarihine ertelenmiştir.
18.12.1998 tarihli istidayı destekleyen yemin varakasının 3.ve 4. paragrafında Davalı 1 yeniden dinlenme konusundaki talebini temin etmek -için özetle, davanın duruşması sırasında daha önce verdiği ifadenin doğru olmadığını,gerek gelini Davalı No 2 Berna Gökay'ın gerekse oğlunun kendisini dışarı atacağı tehdit ve baskısı ile ayrıca çok yaşlı olan annesiyle birlikte sokakta kalacağı tehdit, ba-skı ve korkusu ile daha önce duruşma esnasında vermiş olduğu şahadeti sırasında doğruları söylemediğini, ayni zamanda kızı olan Davacının kendisine herhangi bir borcu olmadığını belirterek Davacının tüm iddialarını doğrulamış ve doğru olmadığı halde daha ö-nce Mahkemede vermiş olduğu şahadetten pişmanlık ve nedamet duyduğunu ileri sürerek doğruları söylemek için yeniden Mahkeme huzuruna çıkıp şahadet vermeyi ve yeniden istintaka tabi tutulmayı arzu ettiğini, beyan etmiştir.
Duruşma gününden önce 5.4.1999 -tarihinde Davalı No 1 Mukayyitliğe gönderdiği bir yazı ile Avukat değişikliğinde
bulunduğunu ve Mahkemeye daha önce sunduğu şahadetinin aynen kabulünü ve Mahkemeye tekrar gelip şahadet vermesinin söz
konusu olmadığını gerçeklerin daha önce Mahkemede sunm-uş olduğu şahadet doğrultusunda olduğunu beyan etmiştir. Konu yazı Mahkemeye 26.4.1999 tarihinde emare 7 olarak kaydedilmiştir. Davanın duruşması daha sonra tamamlanmıştır.
Huzurunda sunulmuş olan şahadeti değerlendirmiş olan Alt Mahkeme kararının bir kıs-mında aşağıdaki bulgulara değinmiştir.
"Dava konusu olay, Davacının, Davalı No 1'e dava konusu malı Davacı adına miras yolu ile kaydedilmesi için 5.6.1995 tarihinde verdiği ve Mahkemeye emare (2) olarak ibraz edilen bir vekaletnameden kaynaklanmaktadır.
.-........
Davacı, Davalı No 1'e emare 2 vekaletnameyi 5.6.1995 tarihinde verdiği hususunda bulgu yaparım. Tarafların hiçbirisinin bu konuda aksi bir iddiası yoktur."
Mahkeme daha sonra varmış olduğu bulgular ışığında, Davacının 5.6.1995 tarihinde Davalı -1'e vermiş olduğu ve genel mahiyette olan keza halen geçerli olan emare 2 vekaletname tahtında dava konusu malın Davalı 1 tarafından Davalı 2 adına dönmesi için Davalı 3 nezdinde işlem yapıldığı konusunda bulguya vardıktan sonra huzurundaki şahadeti değerl-endirerek aşağıdaki görüşlere yer vermiştir.
"İnandığım şahadet doğrultusunda, muvazaa kelimesinin anlamından da anlaşıldığı gibi,Davalı (1) ve (2) anlaşarak yalandan veya danışıklı dövüş ile dava konusu malı gerçek değerinden aşağı bir rakama,aslında ara-larında satım akdi olmaksızın olmuş gibi göstererek, Davacının malını,
Davacının bilgi ve onayı olmadan daha önceden elinde bulundurduğu Emare (2) vekaletnameye istinaden, Davalı
No.(1)'in Davalı No.(2)'ye devrettiği hususunda bulgu yaparım.
Davacının -inandığım şahadeti doğrultusunda dava konusu malın Davalı No.(1), Davalı No.(2) ve Davalı No.(2)'nin kocası tarafından Davacının bilgisi ve onayı alınmadan ve de talimatı olmadan elinde bulundurdukları Emare (2) vekaletnameye istinaden hile ile muvazaalı o-larak ve de Davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ve de
kötü niyetle gerçekte bir satış işlemi olmaksızın varmış gibi göstererek Emare (6)'yı düzenleyip, konu malın mülkiyetini Davacının adından çıkardıkları hususunda bulgu yaparım. Davalı No.(1)'in Davacı-ya herhangi bir borç verdiği hususunda da ikna edilmiş değilim. Dolayısıyle, Davacının Davalı No 1'e borcu olmadığı hususunda bulgu yaparım ve Davalı No 1'in satış bedelini alacağıma kestim iddialarına da itibar etmiyorum.
................................-.
Dolayısıyle Davalı No 3 aleyhine açılan davada Davacı tarafından Davalı No.3'ün herhangi bir ihmal, kötü niyet veya hilesinin isbatlanmadığı hususunda bulgu yapar ve Davalı No.3 aleyhine açılan bu davanın reddedilmesi yönünde bulgu yaparım. Davacı tanı-ğı Hasan Keskin ve emlakçı Asım Çelebi'nin şahadetlerinde tapu'ya gidiş-geliş
saatleri arasında ufak tefek tenakuzlar bulunmasına rağmen, inandığım şahadetlerinden dava konusu malın Davacı tarafından Hasan Keskin'e 11.000 sterlinge satılacağı hususunda bu-lgu yaparım. Bu bulgum ışığında;
dava konusu malın Davalı No.1 tarafından Davalı No.2'ye malın değerinin çok çok altında bir miktara yani 700.000.000TL'ye satıldığı ve Tapunun kabul etmemesi üzerine 2 milyar TL'ye satıldığı hususunda bulgu yaparım. Bu da -Davalı No.1'in kötü niyetle Davacıyı zarara uğratmak için aslında Davalı No.2'ye satış olmadığı halde satış gibi göstererek Emare 6 muameleyi yaptığı hususunda bulgu yaparım.
.....................
Bu beyannamenin içeriği incelendiği zaman Davacının, dava-sının ne denli haklı olduğu ve ispat edildiği ortaya çıkmaktadır. Davalı No.1 bu beyanı ile Davacının dava konusu evi satmak istediğinde oğlu Altan Gökay'ın buna karşı çıktığını, bu eve kendisinin yerleşeceğini ve oğlunun halen oturdukları evi satacağını,o-ğlunun kendisine baskı ve tehditte bulunarak,konu evden atacağını söyleyerek aslında konu evi satma hususunda hiçbir yetkisi
olmadığı halde konu evi kızı adına tapulamak için Davacının verdiği Emare 2 vekaletnameyi kullanarak gelini
Davalı No.(2)'ye s-atmış gibi göstererek satmasını oğlunun istediğini ve kendisinin de sokakta kalmaması için kızının (Davacının ) iradesi dışında ve Davalı No.2'den hiçbir karşılık almadan bu evi Davalı No.2'ye devretmek mecburiyetinde kaldığını beyan etti ve keza Davacıdan- da tek bir kuruş alacağı olmadığını beyan etti.
.....................
Bu davanın uzamasının tek müsabibi, Davalı No.1'dir. Davalı No.1'in inanmadığım şahadeti ve 5.11.1998 tarihinde Tastik memuruna yapılan beyanname ve Davacının inandığım şahadeti doğrul-tusunda; dava konusu malın,Davalı No 1 tarafından Davalı No 2'ye muvazaalı olarak veya hile ile Davalı (1 + 2) ve de Davalı 2'nin kocasının baskı ve tehdidi ile meşveretleşerek veya danışıklı dövüşle Davacının yetki ve onayı olmadan konu malın herhangi bi-r bedel ödenmeden gerçek olmadığı halde 700.000.000TL'ye Davalı No 1 tarafından Davalı No.2'ye kötü niyetle satıldığı hususunda bulgu yaparım ve yukarıdaki bulgu ve gerekçelerim ışığında;Davacının Davalı (1+2) aleyhine açmış olduğu davasında haklı olduğuna- ve bunu ispat ettiği hususunda bulgu yapar ve konu satışın iptal edilip dava konusu malın Davacı adına tekrar devredilmesi veya kaydedilmesi gerektiği hususunda bulgu yaparım."
Bidayet Mahkemesi bu bulgulara vardıktan sonra Davacı leyhine hüküm vererek -Davacıya ait dava konusu olan Mağusa'da Aşağı-Maraş 55, Gazi Baf Caddesinde kain kayıt no.7871, pafta no.XXXIII, harita No. 20.3.1 parsel no. 850 deki taşınmaz malı 12.2.1997 tarihinde veya o tarihlerde Davalı No.1 tarafından Davacının vekili sıfatı ile Da-valı No.2'ye veya o tarihte anılan ismi ile Berna Tomruk veya Tonruk adına satışını veya devrini öngören Davalı No.1, No.2 ve No.3 arasında yapılan hukuki işlemin veya satışın hükümsüz ve etkisiz olduğu cihetle iptaline, konu malın yeniden Davacı adına kay-dedilmesine, Davalı 3 aleyhindeki davanın red ve iptal edilmesine ve Davalı 1'in mukabil talebinin reddine ilişkin bir hüküm vermiştir.
Davalı 2, Alt Mahkemenin yukarıda belirttiğimiz bulgularının hatalı olduğundan yakınarak bu hükümden istinaf etmiş ve- bu doğrultuda Mahkemeye hitapta bulunmuştur.
Davalı 2'nin istinaf sebepleri şöyle özetlenebilir:-
1.Bidayet Mahkemesi yasal mevzuatı hatalı uyguladı ve Davalı 1 tarafından Davalı 2'ye yapılan satış muamelesini iptal etmekle hatalı davrandı.
2.Huzurunda- olmayan bir belgeye değer vererek ve ona dayanarak hüküm vermekle hata etti.
3.Davacının layihasında hile iddiaları olmamasına rağmen Davalı 1, Davalı 2'ye malın devrini yaparken Davalı 2'nin iyi niyetli 3 şahıs olmadığı veya Davalıların hileli davrandığı- veya nüfuz suistimali yapıldığı bulgusuna varmakla Mahkeme hatalı davrandı.
İstinafın duruşması sırasında tarafların Mahkemeye bu istinafa ilişkin yapmış oldukları beyanlar değerlendirilmiştir.
İlk önce 2. istinaf sebebini ele alalım.
Bidayet Mahkeme-sinin görüş ve bulgularını teyit etmek bakımından davanın duruşması safhasında 24.11.1998 tarihli tekrar şahadete çağırma istidasına ekli olan ancak Mahkemeye şahadet olarak sunulmayan 5.11.1998 tarihli beyannameye değindiği anlaşılmaktadır. Duruşmada sunu-lmayan ancak ilgili dava dosyasında bir istidaya ilişik bulunan beyannameye Alt Mahkemenin neden atıfta bulunma ihtiyacı duymuş olduğunu anlamakta zorlanmaktayız. Bu hatalı bir davranıştı ve yapılmaması gerekirdi. Bu noktada karar vermemiz gereken soru
ş-u olmalıdır. Acaba Alt Mahkemenin bu hatası davanın neticesini değiştirebilecek nitelikte bir hata mıdır?
Duruşmanın tamamlanıp Bidayet Mahkemesi tarafından kararın okunmasından önce Davalı 1 tarafından yukarıda değinilen 18.12.1998 tarihli istida ve -ona ekli yemin varakası dosyalanmıştır. Söz konusu yemin varakasında Davalı 1 esas davanın duruşması sırasında vermiş olduğu şahadette taban tabana zıt hatta bazı "kötü niyet" unsurlarına ilişkin beyanda bulunmuştur.
Esas davada hitap safhasına gelindiği- bir sırada dosyalanan 18.12.1998 tarihli bu istida ve ona ekli yemin varakasını değerlendiren Bidayet Mahkemesi "tekrar şahadet verme" istemine olumlu bakmış ve istida mucibince emir vermiştir. Tekrar şahadet vermesine izin verilen Davalı 1 bu izne rağmen- tanık kutusuna yeniden dönmemiş ve yukarıda atıfta bulunduğumuz yemin varakasında belirtilen iddialarını şahadet olarak Mahkeme huzurunda serdetmemiştir.
Davacı Avukatı Bidayet Mahkemesindeki hitabı safhasında, Davalı 1'in Mahkemede verdiği şahadet ile -18.12.1998 tarihli yemin belgesinde yapmış olduğu beyanlar arasındaki çelişkiyi ortaya koymak için 18.12.1998 tarihli yemin belgesinde Davalı 1 tarafından yapılmış beyan veya itiraflara atıfta bulunmuştur.
Dolayısıyle Bidayet Mahkemesi de, kararını verir-ken bu yemin varakasına değinmek durumunda kalmıştır. Bidayet Mahkemesinin tekrar şahadet vermesi için Davalı 1'e izin verdikten sonra, çok kesin olmamakla birlikte, bu yemin varakasının içeriğinden etkilenmiş olması muhtemeldir. Ancak bu hususa kararının -esasında yer verdiği görülmemektedir.
Değinmek yerinde olur ki, Bidayet Mahkemesinin huzurundaki davanın duruşması sırasında dinlediği şahadete tam zıt
hususları içeren bir yemin varakasının ibraz edilmesinden sonra Davalı 1'in tekrar tanık kutusuna celb-edilerek istintaka tabi tutulması en doğru yöntem olacaktı. Ancak, maalesef böyle yapılmamış ve Davalı 1'in Mahkemeye yemin tahtında vermiş olduğu şahadet ile Mahkeme Mukayyitliği nezdinde yemin
varakasında yapmış olduğu itiraflar arasındaki çelişki ortad-a kalmıştır.
Bidayet Mahkemesi, gerek Davalı 1'in kötü niyetle davranmış olduğu gerekse Davalı 1'in Davalı 2'ye satış yapmadığı halde yapılan devir işlemini satış gibi göstermiş olduğu hususundaki bulgularını, duruşma esnasında sunulan diğer şahadet ve e-marelere dayandırmıştır. Bidayet Mahkemesinin kararında temas ettiği bulgularını ne huzurunda bulunan Davalı 1'in yukarıda değinilen 18.12.1998 tarihli yemin varakasındaki itiraflara ne de konu beyannameye dayandırdığı görülmemektedir.
Tüm bu hususlar d-ikkate alındığında, Bidayet Mahkemesinin esas bulguları ve varmış olduğu sonuçların, huzurunda bulunan şahadet veya emarelerden kaynaklandığı söylenebilir, ancak bu bulgularını 18.12.1998 tarihli yemin belgesine dayandırdığı söylenemez. Nerde kaldı ki Mahk-eme emare olmayan bahsi daha önce geçen beyannameye dayanarak herhangi bir bulguya vardığını kararında belirtmemiştir. Bu nedenle emare olmayan beyannameye, varmış olduğu bulguları teyit amacıyla değinmiş
olması yanlış olmasına rağmen, esasen varılmış ola-n sonuç üzerinde etken olmadığı görüşündeyiz. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi kararında müdahalemizi gerektirecek nitelikte bir hata veya adaletsizlik olmadığı görüşündeyiz.
1. ve 3. istinaf sebepleri başlıkları altında durum incelendiği zaman ise Bidayet M-ahkemesinin hukuki ve yasal durum ile ilgili etüd yaptığı ve elde ettiği sonuçları huzurunda bulunan davaya uyguladığı görülmektedir. Başka bir anlatımla, huzurunda şahadet vermiş olan tanıkları yakından izleme fırsatına sahip olan Bidayet Mahkemesinin sun-ulan
şahadet ışığında yapmış olduğu hukuksal ve olgusal değerlendirmeler keza varmış olduğu bulgulara varması için huzurunda yeterli şahadet olduğu görüşündeyiz ve gerek yasal durumun davaya uygulanmasında gerekse tanıklara inanma ve güvenilir bulma konus-unda adaletin tecellisi açısından müdahalemizi gerektirecek nitelik veya nicelikte hata yapılmadığı kanaatindeyiz.
Tüm yukarıdakiler ışığında yapılan istinaf reddedilir.
İşbu istinaf masraflarını Davalı 2, Davacıya ödeyecektir.
Taner Erginel -Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
Yargıç Yargıç Yargıç
7 Aralık, 2001
14
Full & Egal Universal Law Academy