-D.37/86 Yargıtay/Hukuk 49/86
(Dava No: 885/85; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: Hüseyin Songur, Lefk-oşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Leman N. Özkan, Fethiye Mehmet Şah Vakfı Mütevellisi
olarak, Lefkoşa.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Rıza adına Mustafa Asena.
Tahliye - Esasa müteallik tadilât nedeniyle tahliye -talebi - Davacı kiracısı olan Davalıya bir ihbar göndererek Vakfa ait dükkânlarda esasa müteallik tadilat yapacağını bildirdi ve tahliye etmesini istedi - Davalının dükkânları tahliye etmemesi üzerine Davacı tahliye davası açtı - Davalı müdafaasında, ön i-tiraz olarak Davacının Evkaf Dairesinin onayı olmadan avukat tutup dava açamayacağını, Vakıflar ve Din İşleri Dairesinin veya Bakanlar Kurulunun izni olmadan vakıf mal üzerinde tadilât yapılamıyacağını ileri sürdü - İlk Mahkeme ön itirazı reddederek tahliy-e emri verdi - Davalı bu hükmü istinaf etti - Yargıtay Davacının avukat tutup dava açmak için önceden onay almadığını ancak daha sonra gerekli onayı aldığını, Evkaf Dairesinin verdiği onayın geçerli olduğunu ve davanın açıldığı tarihte verilmiş gibi kabul- edildiğini belirtti - Bakanlar Kurulu onayı ile inşaat ruhsatının yasal açıdan geçerli olduğu kanısına varan Yargıtay tahliye emrini onayladı.
Dava açmak için onay - Dava açmak için Vakıflar Din İşleri Dairesinden onay alınması gereği - Davanın açıldığı -tarihte mevcut olmayan fakat sonradan verilen onayın geçerli kabul edilmesi.
Vakfa ait malda tadilât - Tadilât için Bakanlar Kurulunun onayının gerekli olması - Davanın açıldığı tarihte mevcut olmayan fakat duruşmadan önce verilen Bakanlar Kurulu kararını-n geçerli kabul edilmesi.
İnşaat ruhsatı - Dava açıldıktan sonra fakat duruşmadan önce temin edilen inşaat ruhsatının geçerli olması.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Daimler Co. Ltd. ve Continental Tyre and Rubber Co. (Great Britain) Ltd. Reprint -(1916 - 1917) All E.R. 191.
Danish Mercantile Co. Ltd. and Others v. Beaument and Another (1951) I All E.R. 925 at 928.
Mürüde Mehmet Ali v. Hasan Remzi Şenlikli, (1956) 20 CLR Part II, p.68.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta Mahkemenin hükmün-ü Sayın Yargıç Aziz Altay verecektir.
Aziz Altay: Aleyhine istinaf edilen davacı, Fethiye Mehmet Şah vakfı mütevellisidir. İstinaf eden davalı ise söz konusu Vakfa ait olan ve Lefkoşa'da İplik Pazarı Sokağında bulunan 18 ve 20 numaralı dükkânlarda yasal k-iracı olarak oturmaktadır. Davacı 18.12.1984 tarihinde davalıya gönderdiği yazılı bir ihbarla konu dükkânlara esasa müteallik tadilât veya müessir yeni inşaat veya yıkmak maksadı ile ihtiyacı olduğunu bildirdi ve en geç Mart 1985 ayı sonunda dükkânları tah-liye etmesini istedi. Davalı davacının bu isteğine uymadığından davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde bir dava açtı ve davalının konu dükkânları tahliye ederek davacıya teslim etmesi hususunda bir emir verilmesini talep etti.
Davalı dosyaladığı müdafaa ve muk-abil talebinde davacının Evkaf Dairesinin onayı olmadan avukat tutup dava açmaya, Vakıflar ve Din İşleri Dairesinin veya İdare Heyetinin veya Bakanlar Kurulunun onayı olmadan vakıf mal üzerinde inşaat veya esasa müteallik tadilât veya müessir yeni inşaat y-apmaya veya inşaat yapmadan sadece binayı yıkmaya yetkisi olmadığı hususunda ön itirazda bulundu ve bu yüzden gönderilen ihbarın ve alınan inşaat ruhsatının geçersiz olduğunu öne sürdü. Davalı ayrıca davacının inşaat yapabilecek mali olanakları bulunmadığı- gibi borçlanma yetkisi de olmadığını ve Yüksek Mahkemeden böyle bir yetki almadığına göre davanın reddedilmesi gerektiğini iddia etti. Davalı her halûkârda tahliye emri verilmesi halinde konu dükkânda meydana gelecek peştemallık nedeni ile davacıdan mukab-il dava yolu ile 2.5 milyon TL. tazminat talebinde bulundu.
Davacı müdafaa ve mukabil davaya verdiği müdafaada davalının onay ile ilgili iddialarına katılmadığını ve konu onayların alındığını veya duruşma gününe kadar alınmış olacaklarını, ayrıca herhang-i bir peştemallığın da söz konusu olmadığını ileri sürdü.
Davayı dinleyen ilk mahkeme müdafaada ileri sürülen ön itirazlarla sair iddiaları kabul etmeyerek davacı lehine tahliye emri verdi.
Davalı bu hükümden istinaf etti ve ilk mahkemenin Evkaf Daires-inin önceden onayını almadan davacının dava açabileceğini, Bakanlar Kurulunun kararı olmadan konu dükkânları yıkıp yeniden inşa edebileceğini veya esasa müteallik tadilât yapabileceğini kabul etmekle ve davacının mali durumunun böyle bir inşaat yapmaya müs-ait olmadığı ve inşaatın Ziya Necati Özkan tarafından yapılacağı ve ahkamül evkafa göre ona ait olacağı hususunda bulgu yapmamakla hataya düştüğünü öne sürdü.
Davalı avukatı Evkaf ve Vakıflar (Mülhak Vakıflar) Nizamatı 1957 madde 6(x)'e göre davacının Fe-thiye Mehmet Şah Vakfı mütevellisi sıfatı ile dava açmak üzere bir avukat tutmak için önceden Evkaf Dairesinin onayını alması gerektiğini ileri sürdü. Davanın açıldığı tarihte böyle bir onay alınmadığı için dava hiç açılmamış gibi işlem gördüğünden sonrada-n onay alınsa dahi davanın ileri gidemeyeceğini iddia etti.
Davalı avukatı bu iddiasını desteklemek üzere Daimler Co. Ltd. v. Continental Tyre and Rubber Co. (Great Britain) Ltd. Reprint (1916-1917) All E.R. 191. sayfasına atıfta bulundu. Ne var ki bu da-vanın olguları bizim meselemizdeki olgulardan tamamen farklıdır. Daimler davasında davacı şirketin hissedarları Almanya'da oturan ve Birinci Dünya Savaşı nedeni ile düşman bir ülke vatandaşı oldukları için düşman addedilen kimselerdi. İngiltere'nin düşmanı- sayılan bir kimse ise İngiliz mahkemelerinde dava açamadığı gibi dava açmak için başkasına yetki de veremezdi. Bu yüzden davacı şirket namına dava açan şahsın dava açmaya yetkisi olmadığı, sonradan yetki verilse dahi belirtilen nedenlerden dolayı geçersiz- sayıldığından dava reddedilmişti. Halbuki önümüzdeki meselede davacının, Evkaf Dairesinin onayını alması koşulu ile, dava açmaya yetkisi vardır. Onay verecek olan Evkaf Dairesinin ise onay vermede herhangi bir yasal engeli bulunmamaktadır.
Bu istinafta -ilkin karara bağlanması gereken husus önceden Evkaf Dairesinden onay alınmadan açıldığı kabul edilen bu davanın sonradan onay alınması halinde davanın ileri gidip gidemeyeceğidir. Yasal durum odur ki, bir davanın açılması başka bir şahıs, makam veya organı-n onayına bağlı olması halinde böyle bir onay yokluğunda açılan dava ileri gidemez meğer ki sonradan gerekli onay verilmiş olsun. Sonradan verilen onay davanın açıldığı tarihte verilmiş gibi kabul edilir. Hatta mahkemelerdeki uygulamaya göre gerekli onayın- alınmasına imkân vermek için dava bir süre sonraya ertelenmektedir. Danish Mercantile Co. Ltd. and Others v. Beaumont and Another (1951) 1 All E.R. 925 at 928'de Jenkins L.J. şöyle demektedir:
"... The question in the present case is a question between- the company and the defendants, and the question is whether the company has effectively adopted the proceedings brought in its name. It is not a case where some successor of the original plaintiff, the original plaintiff never having authorised the procee-dings, seeks to adopt and carry them on. There is no cange of party in the present case. ...."
Sayfa 929'da şöyle devam etmekte-dir:
"I find nothing in any of those cases to constrain me to hold that the issue of a writ and the commencing of an action without the authority of the purported plaintiff is a matter which admits of no validation by subsequent ratification of the act o-f the solicitor concerned. So to hold would be to introduce, as I see it, an entirely novel doctrine into the ordinary law of principal and agent, and to make a new exception to the general rule that every ratification relates back, and is deemed equivalen-t, to an antecedent authority. In the absence of any decision compelling me to do so, I, speaking for myself, decline so to hold ......"
-Jenkins L.J. s.930'da şöyle demektedir:
".... It is common practice in such cases to adjourn any motion brought to strike out the company's name with a view to meeting being called to see whether the company desires the action to be brought or not .....-.
I think the true position is simply that a solicitor who starts proceedings in the name of a company without verifying whether he has proper authority to do so, or under an erroneous assumption as to the authority, does so at his own peril, and, so lon-g as the matter rests there, the action is not properly constituted. In that sense it is a nullity and can be stayed at any time, providing the aggrieved defendant does not unduly delay his application, but it is open at any time to the purported plaintiff- to ratify the act of the solicitor who started the action, to adopt the proceedings, and to say: "I approve of all that has been done in the past and I ınstruct you to continue the action." When that has been done, then, in accordance with the ordinary la-w of principal and agent and the ordinary doctrine of retification, the defect in the proceedings as originally constituted is cured and it is no longer open to the defendant to object on the ground that the proceedings thus ratified and adopted were in th-e first instance brought without proper authority. ...."
Yukarıdaki alıntılardan da görülebileceği gibi konu asıl, vekil açıs-ından ele alınmakta ve yetkisi olmayan bir şahsın açtığı dava daha sonra davayı açmağa ehil şahsın onay vermesi halinde dava başlangıçtan onay varmış gibi işlem görmektedir. Önümüzdeki meselede ise avukat tutup dava açma hakkı davacı mütevellide olup bu h-ak Evkaf Dairesinin onayının alınması koşuluna bağlı olarak kullanılabilmektedir. Bu nüans farkı, kanımızca, yasal durumu etkilememektedir.
Bu meselede davacı avukat tutup dava açmak için önceden onay almamakla beraber davanın açılmasından bir süre sonra- gerekli onayı almıştır. Yukarıda yapılan alıntılar ışığında davacının avukat tutup dava açmak için sonradan Evkaf Dairesinden aldığı onay geçerli ve davanın açıldığı tarihte alınmış gibi kabul edildiğinden davanın ileri gitmesi için herhangi bir yasal eng-el yoktur ve ilk mahkemenin bu konudaki kararı hatalı değildir.
Şimdi de davacının söz konusu Vakfa ait dükkânları yıkıp yeniden yapmak veya esasa ilişkin tadilât yapmak için Bakanlar Kurulunun onayına gerek olup olmadığını incelemek gerekir.
Fasıl 337- Evkaf ve Vakıflar Yasasının 36. maddesine göre bir mütevelli vakfa ait arazi üzerine yapılacak inşaat için Yüksek Meclisin (High Council) onayını alması gerekir. Ancak 12/60 sayılı Türk Cemaat Meclisi Vakıflar ve Dinişleri Dairesi Teşkilât Kanununun 55. m-addesi, Fasıl 337 altında ihdas edilen Yüksek Meclisi ilga etti ve söz konusu kanunla, açıkça başka bir makam veya organa verilmeyen görev ve yetkiler Türk Cemaat Meclisi İcra Heyetine verildi. 12/60 sayılı kanun incelendiğinde daha önce Fasıl 337 madde 36- altındaki Yüksek Meclisin onay yetkisinin açıkça başka herhangi bir makam veya organa verildiği gözükmemektedir. Bu durumda bu yetkinin 12/60 sayılı Yasanın 55. maddesi ile Türk Cemaat Meclisi İcra Heyetine verildiğini kabul etmek gerekir. 1967'de yürürl-üğe giren Temel Kuralların 7. maddesi ile Türk Bölgelerinde yürütme görevi sadece Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna verildi. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası altında Türk Cemaat Meclisi yetkilerine giren konularda yürütme görevi yapan Türk Cemaat Meclisi -İcra Heyetinin yürütme görevi de Temel Kurallar ile Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna devredilmiş oldu.
13.10.1970 tarihinde yürürlüğe giren 31/70 sayılı Vakıflar ve Dinişleri Dairesi Teşkilat Kuralı, Vakıflar ve Dinişleri Dairesini günün koşullarına uygun -olarak yeniden düzenlemiştir. Bu kuralın 28. maddesi, Fasıl 337 Evkaf ve Vakıflar Yasası ile 12/60 sayılı Türk Cemaat Meclisi Vakıflar ve Dinişleri Dairesi Teşkilat Yasası ve bu yasalar gereğince yapılan nizamnamelerin bu kurala aykırı olan hükümlerini kal-dırdı. Bu madde, korunan kısım ve maddelerdeki hükümlerin, Temel Kurallara, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına ve yürürlükteki yasa, kural ve tüzüklere göre yorumlanmasını veya uygulanmasını öngörür. Kural, Vakıflar ve Dinişleri Dairesinin idaresini bir başkan- ve en az 4 en fazla 6 üyeden oluşan bir idare heyetine vermiştir. İdare heyeti, görevini kural, yasa, tüzük ve Yürütme Kurulu kararlarına tabi olarak yapar. Birçok hallerde de Yürütme Kurulu Başkanı ile istişare etmek veya Yürütme Kurulunun onayını almak -koşuluna bağlı olarak yapar. Bu kuralın mali işlerle ilgili hükümler içeren IV. kısmında İdare heyetinin Yürütme Kurulunun onayı olmadan borçlanma yetkisi bulunmadığı gibi Vakıf malların icarı dahi 10 sene ile sınırlanmış olup daha uzun süre söz konusu old-uğu zaman Yürütme Kurulunun onayı gerekmektedir. 30 yılı mütecaviz icarlar için ise Meclisin onayı istenmektedir. İdare heyetinin görevleri arasında ise Vakıf malların üzerine inşaat yapmak veya mevcut binaları yıkıp yeniden yapmak yetkisi bulunmamaktadır.- Durum bu olduğuna göre ve kuralın 28. maddesi ile korunan kısım ve maddelerdeki hükümlerin Temel Kurallara, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına ve yürürlükteki kanun, kural ve tüzüklere göre yorumlanacağı ve uygulanacağı öngörüldüğüne göre, 12/60 sayılı Yasanı-n 55. maddesi ile Türk Cemaat Meclisi İcra Heyeti ve daha sonra da Temel Kurallar ile Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna verilen Fasıl 337 madde 36 altındaki inşaat yetkisi halen Türk Yönetimi Yürütme Kurulunun yerini alan KKTC Bakanlar Kuruluna geçmiştir.
D-avacı mütevelli Vakıflar ve Dinişleri Dairesine söz konusu vakfa ait dükkânlar inkişaf ettirmek maksadı ile Ziya Necati Özkan'la anlaşıp 20 yıllığına kiralamak istediğini bildirdi ve ilgili inkişaf planlarını da sundu. Vakıflar ve Dinişleri İdare Heyeti 11-.11.1985 tarih ve K/183/85 sayılı kararı ile konu vakfa ait emlâkın inkişafı için Ziya Necati Özkan'a 20 yıllığına kiralanması için gerekli yetkiyi verdi ve bu karar Bakanlar Kurulunun 8.1.1986 tarih ve E(K-1)22-86 sayılı kararı ile onaylanıp 17.1.1986 tar-ihli Resmi Gazetenin Ek IV'ünde yayınlandı. Davanın açıldığı tarihte Bakanlar Kurulunun onayı alınmamış olmakla beraber, davanın duruşmasının başladığı 14.1.1986 tarihinde Bakanlar Kurulu onayının verildiği yukarıda belirtilen Resmi Gazete'nin tetkikinden -görülmektedir. Resmi Gazetede yayınlanmış olan konu onay kararı hakkında adli ihbar alınabileceğine de kuşku yoktur.
Binanın yıkılıp yeniden inşaası veya esasa ilişkin tadilât nedeni ile binaya ihtiyaç olduğu hallerde davanın duruşmasının yapıldığı tarih-te inşaat ruhsatının alınmış olması gerekir. Başka bir deyişle davanın açıldığı tarihte inşaat ruhsatı olmamakla beraber duruşmanın yapıldığı tarihte böyle bir ruhsat alınmış ise yasal açıdan yeterlidir. (Bak: Mürüde Mehmet Ali v. Hasan Remzi Şenlikli (195-6) 20 C.L.R. Part II p.68). Vakıf mallar üzerinde yapılacak inşaat için Bakanlar Kurulunun vermesi gereken onay davanın duruşması tarihinde, inşaat ruhsatlarında olduğu gibi, verilmiş bulunursa, kanımızca, yeterlidir ve yasanın gereği yerine getirilmiş say-ılmalıdır.
Önümüzdeki istinafta Bakanlar Kurulu onayını 8.1.1986 tarihinde verdiğine göre duruşmanın başladığı 14.1.1986 tarihinde onayın bulunmadığı iddiası geçerli olamaz.
Davalı, mütevellinin konu inşaatı yapacak mali olanaklara sahip olmadığını idd-ia etmiştir. Ne var ki şahadetten mütevellinin adında bulunan bazı taşınmaz mallardaki hisselerini Ziya Necati Özkan'a, konu inşaat masraflarını yapmasına karşılık, hibe ettiği hususunda şahadet vardır ve ilk mahkeme de bu şahadeti doğru ve geçerli saymışt-ır. İlk mahkeme gerek davacının, gerekse oğlu Ziya Necati Özkan'ın şahadetini doğru olarak kabul edip davalının bu konudaki iddialarını reddetmekle hata etmiş değildir. Bu durumda yapılacak inşaatın ahkâmül evkafa göre Ziya Necati Özkan'a ait olacağı iddia-sı varit olamaz.
Sonuç olarak istinaf reddedilir.
İstinaf eden, istinaf masraflarını ödeyecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç - Yargıç
26 Aralık 1986
-
300
-
Full & Egal Universal Law Academy