- Yargıtay/Hukuk 50/78
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi.
İstinaf eden: 1. Hasan Özkan (Asıl) c/o Emniyet Müdürlüğü, Girne. - 2. Binnaz Süleyman (Kefil)c/o Emniyet Müdürlüğü,Girne.
ile
Aleyhine istinaf edilen:Hasan Y. Dellaloğlu, Asmaaltı Sok.No.44-46,
Lefkoşa.
(Davacı)
- a r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Mustafa Güryel.
Aleyhine istinaf edilen namına: Mustafa Menteş.
Sözleşme - İcar satış sözleşmesi - Mobilya satımı ile ilgili icar
satış sözleşmesi - Sözleşmeye göre borcun ayda K.L.l5.-
taksitle-rle ödenmesi - Barış Harekâtı nedeniyle ifanın imkânsız
hale geldiği müdafaası - İlk Mahkemenin Davacıya inanması ve 1.
Davalının Kuzeye geçişinden sonra eşyaların 1. Davalının
kayınvalidesi tarafından Rumlara satıldığını kabul etmesi -
- İfanın imkânsız hale geldiği müdafaasının reddi - Sözleşmede
eşyaların herhangi bir şekilde kaybolması veya hasara uğraması
halinde alıcının sorumlu olacağı şartının bulunması - Yargıtayın
sözleşme şartlarına uygun olarak Davalının sorunlul-uğunun devam
ettiği görüşü.
İmkânsızlık prensibi (Frustration) - İcar satış sözleşmesi ile möble
satımı - Taksitlerin ödenmemesi üzerine kalan borcun ödenmesi
için dava açılması - 1. Davalıya teslim edilen mobilyaların
Güneyde kalması -- Sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği
müdafaası - İlk Mahkemenin 1. Davalının Kuzeye geçmesinden sonra
eşyaların kayınvalidesi tarafından Rumlara satıldığı kanısına
varması - Yargıtayın sözleşme şartlarına göre eşyanın zayolması
-halinde dahi bedelini ödeme yükümlülüğü altına giren Davalı 1
alıcının sorumluluktan kurtulamayacağı görüşü.
Şahedet - Şahadetin değerlendirilmesi - İlk Mahkemenin Davacının
şahadetine inanması - İlk Mahkemenin Davacıya inanmakla hata
ettiğ-i nedeniyle istinaf - Yargıtayın İlk Mahkemenin Davacının
şahadetine inanmakla hata ettiğine ikna olmaması.
OLAY: Mobilya ticareti yapan Davacı bir icar satış sözleşmesiyle
Davalı 1'e mobilya sattı. Davalı 2 de Davalı 1'in kefili olarak
sözl-eşmeyi imzaladı.
Davalı 1, K.L.150.- peşin ödemede bulundu ve sözleşmeye göre
geriye kalan K.L.304.- borcu K.L.l5.- aylık taksitlerle
ödeyecekti.
Davacı talep etmesine rağmen Davalıların taksitleri
ödemediğini iddia ede-rek Girne Kaza Mahkemesinde dava açtı ve
K.L. 304.-ile faizlerinin ödenmesini talep etti.
Davalılar, 1974 Barış Harekâtından sonra eşyaların Güneyde
kaldığını ve Rumlar tarafından zay veya tahrip edildiğini, bu
yüzden mukavelenin -icra kabiliyetini yitirdiğini veya icranın
imkansız hale geldiğini iddia ettiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme dava konusu mobliyaların Davalı
1'in kayınvaldesi tarafından Rumlara satıldığı kanısına vardı.
Davacıya ve şahidine inan-an İlk Mahkeme ifanın imkansız hale
geldiği müdafaasını reddederek Davacı lehine hüküm verdi.
Davalılar İlk Mahkemenin Davacı ve şahidine inanmakla ve
ifanın imkansız hale geldiği müdafaasını reddetmekle hata
ettiğini ileri sgırer-ek hükmü istinaf ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin şahitlerin şahadetine ilişkin
bulgusunun doğru olduğu kanısına vardı.
Mukaveleye göre eşyaların herhangi bir şekilde zayolması
veya hasara uğraması halinde Davalı 1'in so-rumluluğunun devam
ettiğini dikkate alan Yüksek Mahkeme, beklenmeyen bir durum
neticesi eşyalar elden çıktığına göre Davalının yükümlülüğündevam ettiği kanısına vardı ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- David Contract-ors Ltd v. Fareham U.D.C. (1956) A.C. s.696.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Chitty. on Contracts, 33rd Edn. Vol.I, s.588.
2- Hire Purchase Law and Practice by Goode 2. baskı sayfa 337.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay: İşbu isti-naf Girne Kaza Mahkemesinin müstenifler aleyhine K.L.304.- için verdiği hûkümden yapılmıştır:
Mûstenif davalılar baba ve evlât olup 1974 Barış Harekâtından önce Larnaka'da ikamet etmekte idiler. Aleyhine istinaf edilen davacı ise, ilgili vakitlerde, -Lârnaka'da ikamet etmekle beraber Lefkoşa'da mobilya ticareti ile iştigal etmekte idi ve halen de etmektedir.
Davacı, Lârnaka'da aktedilen 5.6.1974 tarihli yazılı bir icar-satış mukavelesi tahtında, 1. davalıya muhtelif parçalardan oluşan K.L.454.kıy-metinde mobilya icar edip teslim etti. 2. davalı da aynı mukavelenameyi 1. davalının kefili sıfatıyle imza etti. l. davalı, mukavelenin aktedildiği gün, davacıya K.L.150.- peşin ödedi ve mütebaki K.L.304.yı %9 faiz ile birlikte 5.8.1974 tarihinden itibaren- ayda K.L.l5.- taksitlerle ödemeği kabul etti. Mukaveleye göre davacının, davalının mukavele şartlarından herhangi birini ihlâl etmesi halinde, konu eşyaları geri almağa hakkı olacaktı.
Davacı, müteaddit taleplerine rağmen davalıların kendisine herha-ngi bir taksit ödemediğini iddia ederek Girne Kaza Makemesinde açtığı davada K.L.304.- ve faizini talep etti.
Davalılar, dosyaladıkları müdafaa takririnde herhangi bir taksit ödemediklerini kabul etmekLe beraber 1974 Barış harekâtından sonra eşyaları-n Rumlar tarafındarı çalındığını veya tahrip edildiğini veya Gûney' de kalarak zayolduğunu ve bu yüzden icar-satış mukavelesinin kendilerinin kusuru olmaksızın icra kabiliyetini yitirdiğini veya bunun olanaksız hale geldiğini iddia ettiler. Davalılar, ayrı-ca, Ağustos 1974'de, davacıya mukaveleyi feshettikleriııi bildirerek eşyaların kendisine teslim edilmesi için yer göstermesirıi istedikleri halde davacının burıa uymaması nedeni ile mukavele tahtında herhangi bir mükellefiyetleri kalmadığını ileri sürdüler-. Davalılar, mukabil dava yolu ile de, icrasının olanaksız hale gelmesi (Frustration)- nedeni ile mukavelenin hükümsüz olduğuna veya sona erdiğine dair Mahkemenin bir beyanda bulunmasını talep ettiler.
Davanın duruşmasında gerek davacı gerekse 1. dav-alı şahadet verdi ve ayrıca her biri birer de şahit çağırdı. Davayı dinleyen Girne Kaza Mahkemesi 1. davalıya inanmayıp davacı ve şahidine inandı. Kaza Mahkemesi davalımn ileri sürdüğü beklenmeyen durum neticesi ifa imkânsızlığı müdafaasını reddetti ve dav-acı lehine K.L.304.- ve bu miktar üzerinden 5.8.1974 tarihinden itibaren %9 faiz için hüküm verdi. İstinaf işbu hûkümden yapılmıştır.
İstinaf ihbarnamesinin içerdiği sebepler şöyledir:
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi davacı ile şahitlerine-
inanmakla ve davalı aleyhine hüküm vermekle hataya düşmüştür.
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi, dava konusu icar-satış
senedinin icra kabiliyetini yitirmediği ve/veya imkânsız hale
gelmediği (that the said contract was not frustrat-ed) hususunda
bulgu yapmakla ve/veya karar vermekle hataya düşmüştür."
İlkin 1. istirıaf sebebini ele alalım. Şahitlerden hangisinin doğruyu söyleyip söylemediği hususunda karar vermek bakımından bir İstinsf Mahkemesi, şahadet verirken şahitleri- görûp tavır ve hareketlerini müşahade etmediği cihetle, bir Bidayet Mahkemesinden daha az avantajlı bir durumdadır. Bunun içindir ki bir Bidayet Mahkemesinin bu husustaki kararına bir İstirıaf Mahkemesi prensip ıtibarı ile mûdahale etmez meğer ki gerçekte-n Bidayet Mahkemesinin hata ettiğine ikna edilmiş olsun. Bu meselede şahadet verirken kendilerini görûp tavır ve hareketlerini müşahade eden ve 1. davalı ile şahidinin söyledikleri arasındaki çelişkiyı gözönünde bulunduran Bidayet Mahkemesi 1. davalıya irı-anmayıp davacı ve şahidine inandı. Bidayet Mahkemesinin bu hususta hata etmiş olduğuna ikrıa edilmedik. Bilâkis tutanakların tetkikinden Bidayet Mahkemesinin bu hususta doğru bir karar verdiği kanısına vardık- Bu nedenle 1. istinaf sebebi geçerli değildir.-
Şimdi de 2. istinaf sebebini ele alalım. Beklenmeyen durum neticesi ifa imkânsızlığı (frustration) müdafaasının geçerli olabilmesi için anlaşma tarihinden sonra, tarafların kusuru olmaksızın, ahvalin o kadar değişmiş olması gerekir ki bu değişik ahv-al içinde yerine getirilecek yûkümlülüğün anlaşmanın öngördûğû yükümlülükten esaslı surette farklı bir yükümlülük olsun. Gör.-Davis Contractors Ltd. v. Fareham U.D.C. (1956) A.C. 696 ve Chitty on Contracts, 33r Edition Vcı .I, p.588.
Bidayet Mahkemes-i, huzurundaki şahadet muvacehesinde, sözü edilen eşyaların, 1. davalının Kuzey' e geçişinden sonra, kayınvalidesi tarafından Rumlara satıldığına dair bulgu yaptı ve bunu ve tarafların arasındaki mukavelenin 6. maddesini rıazarı ıtibara alarak ileriye sûrü-len beklenmeyen durum neticesi ifa imkânsızlığı müdafaasını reddetti. Bidayet Mahkemesi hükmünde şöyle demiştir:
"Züğürt'ün Türklerin Rumlara eşya satmalarında aracılık
yaptığı ve 1. davalının kayın validesinin de bu eşyaların Rum
kamy-onuna yüklenmelerinde yardımcı olduğuna göre davanın bütün
ahval ve şeraiti ışığında bu eşyaların Ruma satıldığı sonucuna
varmamağa imkân yoktur. Bu bakımdan 1. davalının kayın validesini
şahit olarak çağırmamasının da hayli manidar olduğuna- işaret
etmekle yetineceğım. . . . . . . . . . . . . . . . -. . - - - -
Bu eşyaların l. davalının bilgisi dışında satıldığını ve
parasını da kendisinin almadığını kabul etsem dahi, eşyaları
Güneyde bırakıp Kuzeye gelen 1. davalını-n Emare I mukavelesinin
6. maddesi ışığında sorumluluktan kurtulmaları olanaksızdır. 6.
madde aynen şöyledir.
' 6. Mezkûr mal her ne suretle olursa olsun kaybolur,
çalınır veya hasar ve zarara uğrarsa icar alan mezkûr malın
k-ıymetini mal sahibine ödemeğe mecbur olackatır.' "
Bidayet Mahkemesinin işaret ettiği 6. maddeye ilâveten gözönde bulundurulması gereken diğer bir madde de mukavelenin 5. maddesidir. Bu madde şöyledir:
"5. Vade hitamında veya işbu sened fe-sholunduğu takdirde
icar alan mezkûr malı iyi çalışır ve muntazam haliyle mal
sahibine iade edecektir."
Bu iki madde beraberce ve anlaşmanın tüm sair şatları ışığında tezekkür edildiğinde 1. davalının, vade hitamında veya mukavelenin fesh-edilmesi halinde, eşyaları mal sahibine iade etmek veya eşyaların herhangi bir şekilde zayolması veya hasara uğraması halinde ona eşyaların kıymetirıi ödemek hususunda mutlak bir mesuliyet yüklendiği anlaşılmaktadır. Bu böyle olduğurıa göre de beklenmeyen -bir durum neticesi eşyaların elden çıkmış veya zayolmuş olması davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi için bir sebep teşkil etmez. Hire Purchase Law and Practice by Goode isimli eserin 2. baskısının 337. sayfasında şöyle denmektedir:
"Where -complete or substantial performance of the agreement
becomes impossible by reason of some act or event occuring
subsequent to the formation of the agreement, the supervening
impossibility will in certain circumstances automatically
dete-rmine the agreement and discharge the parties from further
liabilty thereunder. . .. . .. . .. . But the terms of the
agreement may be such as to indicate that destruction of the
subject matter is not to be a frustrating event and that the
- hirer's obligation to re-deliver is absolute. Where, for example,
the agreement provides that the hirer is to be responsible for
all loss or damage to the goods, whether or not caused by his
negligence, the hirer will not be able to avoi-d liability in
damages by pleading that he exercised all reasonable care, nor
will he be able to rely on the accodental destruction of the
goods as frustrating the contract."
-Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi müstenif yapmış olduğu istinafta muvaffak olmamıştır.
Sonuç olarak istinaf reddolunur. İstirıaf masraflarını müstenif ödeyecektir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Yarg-ıç Yargıç Yargıç
5 Aralık, 1978
Full & Egal Universal Law Academy