-D.8/88 Yargıtay/Hukuk 50/87
(Dava No: 3109/86; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
İstinaf eden: Ahmet Soyutürk, L-efkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Halil Tunççevik, Lefkoşa.
Sedat Simavi Yapı Endüstri ve Meslek Lisesi, Lefkoşa.
A r a- s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ergin Ulunay
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Fevzi Yeşilada
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta Mahkeme hükmünü sayın yargıç Taner Erginel verecektir.
Taner Erginel: 1985 yılında Sedat Simavi Yapı ve Endüstri -Meslek Lisesinde fizik öğretmeni olan davacı öğrencileri dövdüğü iddiasıyla Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından geçici olarak görevinden durduruldu. Aleyhine başlatılan soruşturmanın bir sonuca ulaşmaması üzerine görevine iade edilen davacıya okul müdürü fii-len öğretmenlik yaptırmadı. Okul müdürü davacıyı yaptığı ders programının dışında tutarak onun ders vermesini önledi.
Öğretmenler odasında oturarak, okul avlusunda gezinerek vaktini geçirmek zorunda kalan davacı zamanla öğretmenler, öğrenciler ve halkın -gözünde saygınlığını yitirdi ve alay konusu oldu. Davacı okul müdürünün haksız karar ve davranışı sonucu onur ve şerefinin zedelendiği görüşündedir ve bu nedenle okul müdürü aleyhine bir tazminat davası açmış bulunmaktadır. Davacının açtığı davaya Başsavcı- adına bir savcı önce isbatı vücut muhtırası sonra müdafaa dosyaladı. Savcının müdafaa takririne göre okul müdürü davacıya ders verdirmeme kararını şahsen vermiş değildir. Eğitim ve Kültür Bakanlığının talimatıyle hareket etmiş olan okul müdürünün bu mesel-ede herhangi bir şahsi kusur veya sorumluluğu yoktur. Davacının şahsen okul müdürünü değil, doğrudan Eğitim ve Kültür Bakanlığını dava etmesi ve bunu da Yüksek İdare Mahkemesine başvurarak yapması gerekirdi. Bu nedenle müdafaa takririne başvurularak yapmas-ı gerekirdi. Bu nedenle müdafaa takririne ön itirazlarla başlıyan ve davanın yasal yönden hatalı olup iptal edilmesi gerektiğini iddia eden Savcı daha sonra Eğitim ve Kültür Bakanlığının davacıya ders verdirmemesinin de yerinde olduğunu, Bakanlığın kararın-a karşı davacının tepki göstermeyerek razı olduğunu ve herhalükarda davacının maaşını muntazam alarak herhangi bir zarara uğramadığını iddia etti.
Savcının bu müdafaasından sonra şikâyetçi olduğu ders verdirmeme kararının gerçek sorumlusunu bulan davacın-ın devleti davaya katması, okul müdürünü bir tarafa bırakarak tazminatını devletten almaya çalışması gerekirken, oldukça farklı bir mücadele yolu izlemeye başladı. Davacı avukatı, bu davada okul müdürünün şahsen dava edildiğini ve bir savcının davalıyı müd-afaa etmeye hakkı olmadığını iddia ederek Savcının dosyaladığı isbatı vücut muhtırasının iptal edilmesini talep etti. Davacı avukatının bu amaçla dosyaladığı istidaya Savcı bu meselede okul müdürünün şahsi sorumluluğu olmadığı ve bir sorumluluk varsa bunun- Devlete ait olduğu görüşünü tekrarlayarak itiraz etti.
İstidanın duruşmasında Savcı Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın gönderdiği bir yazıyı mahkemeye ibraz etti. Emare 1 olan bu yazıda şöyle denmektedir.
"KKTC Başsavcılığı,
Lefkoşa.
Bakanlığımız Mesleki- Teknik Öğretim Müdürlüğüne bağlı Sedat Simavi Yapı ve Endüstri Meslek Lisesi'nde Okul Müdürü olarak görev yapan Halil Tuççevik aleyhine, öğretmen Ahmet Soyutürk tarafından 3109/1986 No'lu dava açılmıştır.
Görevi ile ilgili konudaki bu davada gerekli sav-unmanın Dairenizce üstlenilmesini saygılarımla rica ederim.
Müsteşar"
-Duruşma sonunda tarafları dinleyen Alt Mahkeme istidayı haklı bulmayarak masraflarla iptal etti. Davacı avukatı Alt Mahkemenin kararına karşı bu istinafı dosyalayarak Alt Mahkeme kararının değiştirilmesini yani şahsen okul müdürü aleyhine açılmış bir davay-ı bir Savcının savunamıyacağının karara bağlanmasını talep etmektedir.
Alt Mahkemenin kararında "fuzuli, boşuna vaktimizi alan bir istida" diye nitelediği bu istida gerçekten tutarlı olmıyan sonuçları içermektedir. Şöyle ki dava ettiği okul müdürünü kimi-n savunacağı davacıyı pek fazla ilgilendirme-melidir. Davacı avukatının da kabul ettiği gibi mahkemelerde ceza veya hukuk davalarında devlet organlarını temsil etme yetkisi Başsavcılığa aittir. Anayasanın 158(3)(5) ve (6) maddeleri şöyledir:
" (3) Kuzey K-ıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcısı, Devletin, Cumhurbaş-kanının, Bakanlar Kurulunun, bakaların ve diğer devlet organlarının hukuk danışmanıdır. kendisine bu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya emrolunan diğer bütün yetkileri kullanır ve görevleri yap-ar.
(5) Başsavcı, devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organalrını da temsil etme yetkisine sahiptir.
başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcılar, herhnagi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılamsı-nda, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişilere karşı öncelik kazanırlar."
Fasıl 2 Avukatlar Yasasının 11'inci maddesinin (1). paragrafı ise şöyledir:
"İcrai meslek etme koşulları:
Bu veya daha önce yürürlükte bulunan herhangi bir yasa uyarınca avukat ola-rak kayıt yaptırmamış; veya
Yüksek Mahkemenin zaman saptayacağı şeklinde ve bundan böyle "yıllık ruhsat" olarak anılan bir yıllık ruhsat almayan herhangi bir kişi avukatlık mesleği icra edemez.
Ancak, bu fıkradaki herhangi bir kural, aşağıda-kilere uygulanmaz:
Herhangi bir hukuk memuru,
Devlet, Hükümet veya bir kamu görevlisinin resmi görevinden ötürü taraf teşkil ettiği herhnagi bir işlemde hazır bulunmak, yanıt vermek ve hareket etmek için Başsavcısının yetkilendirdiği herhangi bir kamu gö-revlisi."
Anayasamız Fasıl 2 Avukatlar Yasasının 11'inci maddesini kısmen değiştirmiştir. Ancak bu maddenin son paragrafında ifade edilen öz, yani kamu görevinden ötürü açılan davaları savunma yetksinin Başsavcılıkta olması değişmemiştir. Bu prensibin değ-iştiğini gösteren ne herhangi bir Anayasa Mahkemesi kararı ne de herhangi bir belirti yoktur.
Bu yasal durumu dikkate alan Başsavcı okul müdürünün resmi görevi nedeniyle dava edildiği görüşünü paylaştığı için bir Savcıyı onu savunmakla görevlendirmiştir.- Savcı daha da ileri giderek bu davanın yanlış açıldığını, okul müdürünün davada hiç yer almaması gerektiğini ve doğrudan devletin dava edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Okul müdürünün görevini yerine getirmekten başka birşey yapmadığını düşünen Başsavc-ılığın daha farklı davranması mümkün değildi. Bu koşullarda Başsavcılık davalının savunmasını üzerine almasa görevini yerine getirmemiş olurdu. Bu gerekçelere karşılık davacı avukatının iddiası tamamen şekle yönelik bir iddiadır. Davacı avukatı "madem ki d-avada devletin ismi yok ve sadece okul müdürünün ismi var, Başsavcılığın davalıyı savunmaya hakkı yok" demektedir. Davacı avukatının görüşüne göre Başsavcılığın okul müdürüne "görevini yerine getirdiği için dava edildiğini kabul ediyoruz, fakat dava yanlış- açıldığı içn başının çaresine bakmak zorundasın" yanıtını vermesi gerekir. Ancak davacı avukatı Başsavcılığı bu kadar tutarsız bir yanıt vermeye itecek ve görevini yapmaktan alıkoyacak yasal nedeni Mahkememize göstereme- miştir.
Bu davada karar verilece-k önemli konulardan biri davacıya ders verdirmeme kararından okul müdürünün şahsen mi sorumlu olduğu yoksa Devletin mi sorumlu olduğu konusudur. Belki de davacı avukatı daha davanın başında okul müdürünü şahsen sorumlu satüsüne koyup sorumluluk konusunun t-artışılmasını önlemek için bu istidayı dosyalamıştır. Ancak bu da bir davada davayı dinlemeden karar verilmesini istemek gibi kabul edilemiyecek bir tutumdur.
Davacı avukatının değindiği diğer bir konu da bir Savcının avukat tutma varakası dosyalamaya ha-kkı olmadığına ilişkindir. Başsavcılığın okul müdürünü savunabileceğini kararlaştırdıktan sonra bunun yöntemini tesbit etmek ayrıntıyı ilgilendirir. Başsavcılığın diğer hukuk davalarında taraf olurken takip edeceği usulü bu davada da takip etmesi yerinde b-ir hareket olur. Fakat her davada olduğu gibi bu davada da Mahkemenin uygun direktifler vererek usulü kolaylaştırma ve usule açıklık getirme yetkisi vardır. Mahkeme bu yetkisini kullanarak Savcının avukat tutma varakası dosyalamasını emretmiştir. Bu direkt-ifin davacıya en küçük olumsuz bir etkisi olmamıştır. Dolayısıyle hatalı bir direktif olmadığı görüşündeyiz.
Yukarıdaki nedenlerle istinaf reddolunur.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yar-gıç Yargıç Yargıç
23 Mart 1988
-
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy