-D.9/98 Yargıtay/Hukuk 50/97
(Dava No: 3036/96; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel,Metin A. Hakkı,Nevvar Nolan.
İstinaf eden: Everest Bank Ltd., Lefkoşa
(Davalı)
- ile -
Aleyhine- istinaf edilen:Horts Günter, Horbusch'un
yetkili vekilleri sıfatıyle,
l. M. Zeki Ziya, 22 Mahkemeler
Önü Onar İŞhanı Kat 2, Lefkoşa
İbrahim Çangar, İsmail
Beyoğlu Caddesi, Levent
Sitesi, Apt. -2 Daire 6,
K.Kaymaklı, Lefkoşa
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 3036/96 sayılı davada 12.6.1997
tarihinde verdiği karara (Hüseyin Besimoğlu Kaza
Mahkemesi Kıdemli Yargıcı, Mehmet Türker Kaza Mahkemesi
Yargıcı) karşı Davalı -tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilenler namına:Avukat Erden Algun
adına Avukat Süleyman
Dolmacı.
-----------------
K A R A R
Taner Erginel: İlk -Mahkemede davanın duruşması yapılırken Davacı, bir vekâletname ile bir banka teminat mektubunu Mahkemeye ibraz etmeye teşebbüs etti. Davalı avukatının belgelerin pullanmadığını öne sürerek itiraz etmesi
üzerine Mahkeme vekâletnamenin 1 haftaya kadar pulla-nmasını emrederek ibrazına izin verdi. Teminat mektubunun ise kimin tarafından pullanacağına dava sonunda karar vereceğini belirten İlk Mahkeme bu belgenin de ibrazına izin verdi. Bu kararlara karşı önümüzdeki istinafı dosyalayan Davalı, pullanmamış belgel-erin ibrazının Pul Yasasına aykırı olduğunu öne sürmektedir.
Davanın olguları özetle şöyledir. Davacı, vekilleri vasıtasıyla açtığı bu davada United Garments Ltd. isimli bir şirketin kendisinden 1 Milyon Alman Markı
borçlandığını, bir banka olan Davalını-n ise Davacıya bir
teminat mektubu vererek borcun ödenmesini garanti
ettiğini, Davalının teminat mektubunda 1 Milyon Alman
Markını aylık 20,000 Alman Marklık taksitlerle talep
yapılmaksızın ve şartsız olarak ödemeyi taahhüt ettiğini,
ilk 5 aylık taksi-di ödeyen Davalının, Ekim, Kasım, Aralık
1996 taksitlerini ödemediğini iddia etti ve muaccel olmuş
60,000 Alman Markı için hüküm talep etti.
İlk Mahkemede duruşma başlayınca Davacının
vekillerinden biri şahadet verdi ve vekil olduğunu
gösteren bir vek-âletnameyi ibraz etmek istedi. Davalı
avukatının bu vekâletnamenin pullanmadığı için ibraz
edilemiyeceğini öne sürmesi üzerine İlk Mahkeme
şöyle dedi:
"Mahkeme: Yapılan itiraz, verilen cevap tarafımızdan incelenmiştir. İlgili vekâletnamenin pullanma-mış olduğu görülmektedir. İbrazında sakınca yoktur. Vekâletname emare 1 olarak kaydedilir.
1 hafta içerisinde pullanmasına emir verilir."
Daha sonra Davacının vekili, Davalının Davacıya
vermiş olduğu banka teminat mektubunu ibraz etmek istedi. Davalı av-ukatının aynı itirazı öne sürmesi üzerine Davacı avukatı teminat mektubu üzerindeki pulların Davalı banka tarafından yapıştırılması gerektiğini öne sürdü. Yapılan tartışma sonunda İlk Mahkeme şöyle dedi:
"Mahkeme: Yapılan beyanlar tarafımızdan tezekkür ed-ilmiştir. İlgili bankanın pullamadığı görülmektedir. İbrazında herhangi bir engel yoktur. İbrazına izin verilir. Pullanması ile ilgili karar dava sonunda karara bağlanacaktır. Banka teminat mektubu emare 2 olarak kaydedilir."
Bu kararlara karşı istinaf do-syalayan Davalı avukatı 19/63 sayılı Pul Yasasına göre bir belgenin pullanmadan
önce ibrazının mümkün olmadığını öne sürmektedir.
-Pullanmamış bir belgenin Mahkemeye hiçbir koşulda ibraz edilemiyeceği konusunda İstinaf Eden avukatı ile aynı görüşte değilim. Pul Yasasının amacı Mahkemelerde delil olarak kullanılan belgelerin pullanmasını sağlamaktır. DuruŞma esnasında pullanmamış bir b-elge ibraz edilmek istendiği zaman Mahkemenin yapılan itiraz
-
üzerine belgenin pullanmasını beklemeye başlaması ve davayı ertelemesi büyük zaman ve enerji kaybına neden olabilir. Bu nedenle daha sonra pullanma koşuluyla bir belgenin ibrazına izin verilmesi uygun ve yerinde bir yaklaşımdır. Ancak Mahkemenin da-ha sonra belgelerin pullanmasını garanti eden ve dolayısıyle Pul Yasasının amacını gerçekleştiren bir tutum içerisine girmesi gerekir. Bu ise kanaatimce belli bir süre içerisinde pullanmadığı takdirde belgelerin emare olarak dikkate alınmıyacağını belirtme-kle olur. Bu görüşler ışığında İlk Mahkemenin vekâletnameye ilişkin kararını mükemmel değilse bile doğru buluyorum. Teminat mektubuna ilişkin karar ise önemli bir belgenin delil olma özelliğine kesinlik kazandırmayarak pullama işlemini askıda bıraktığı ve -belgenin pullanmadan kalmasına neden olabileceği için hatalıdır.
l963 Pul Yasasının 35 ve 36. maddeleri şöyledir:
(Tercüme hatalarından korunmak için maddenin
İngilizce metninden alıntı yapıyorum.)
"35(1) Upon the production of any instrument chargeable- with any duty as evidence in any action, suit or other proceeding in any court of civil jurisdiction, or before any arbitrator or referee, it shall be the duty of the Registrar, or other officer of the Court, to call the attention of the Judge to, and of -the arbitrator or referee to take notice of, the fact that such instrument is unstamped or insufficiently stamped under this Law,
and, if the instrument is one which may legally be
stamped after the execution thereof, it may,
(a)in the case of -an instrument before a Court, on payment before the Registrar or other officer of the Court; and
(b)in the case of an instrument before an arbitrator or referee, on payment before a Revenue Officer,
of the unpaid duty and the penalty payable unde-r the provisions of section 20 and of a further penalty of 3000 TL, be received in evidence, saving all just exceptions on other grounds.
(2) In case an unstamped or insufficiently
stamped document shall have been received in evidence in any action or proc-eeding in any Court without payment of the amount of the unpaid stamp duty and a penalty as prescribed in the preceding sub-section, the Court or Judge before whom such document was received in evidence shall have power at any time to cause a notice in wri-ting to be served on the person who produced such doCument or on whose behalf such document was produced calling upon such person to pay within the perzod of time specified in such notice the unpaid stamp duty and penalty; and on failure to make such payme-nt within the period of time specified in such notice, the person on whom such notice was served shall be guilty of an offence and shall be liable on convzction to the payment of double the amount so unpaid.
(3) The decision of the Jud e as to the necessit-y or sufficienc of a stamp upon any document, or as to the amount payable as stam duty thereupon, shall be final.
36. Subject to the provisions of section 35, no instrument chargeable with any duty shall, except in criminal proceedings, be pleaded or given- in evidence, or be available for any purpose whatever, unless it is duly stamped as in this Law provided."
Bu maddeleri yoruml-amadan önce çok önemle
belirlememiz gereken bir husus vardır. Her Mahkemenin
önündeki davayı yönetme görev ve yetkisi vardır. Bu
Mahkemenin doğal (inherent) görev ve yetkisidir. Mahkeme
davayı yönetme görevini kısa yönlendirici kararlarla
(rulinglerle-) yerine getirir. Yönlendirici kararları
verirken Mahkeme takdir hakkını kullanır. Yargılamanın
amacı adaleti sağlamak olduğu için Mahkeme takdir hakkını keyfi değil âdil kararlar vererek kullanmak zorundadır. Şüphe yok ki yasa koyucu Mahkemeni-n davayı nasıl yöneteceğine ilişkin bir düzenleme de yapabilir. Yargı erkinin özüne ve dolayısıyle Anayasaya ters düşmeme koşuluyla böyle bir düzenlemeye saygı duymak ve uygulamak gerekir. Ancak yasa koyucunun çok farklı amaçlar için yaptığı bir yasayı dav-anın nasıl yönetileceğine ilişkin
bir yasa farzederek yorumlamaya kalkmak ve Mahkemenin
takdir hakkını ortadan kaldıran ve âdil yargılamayı zorlaştıran sonuçlara varmak doğru değildir.
Pul Yasası devletin gelir elde etmesini sağlamak için yapılmış bir -yasadır. 35 ve 36. maddeler incelendiği zaman bu maddelerin Mahkemeye ibraz edilen belgelerin pullanmasını ve devletin gelir elde etmesini amaçlayan maddeler olduğu görülür. 35. madde Mukayyide dava dosyalarındaki pullanmamış veya eksik pullanmış belgeleri- Yargıcın dikkatine getirme görevi vermiştir. Konu bilgisine getirilen Yargıcın harekete geçmesi ve 35. maddeye uygun olarak belgelerin pullanmasını sağlaması gerekmektedir. Bu maddelerde Mahkemenin davayı yönetme yetkisine müdahale etme veya Mahkemenin ta-kdir hakkını sınırlama doğrultusunda en küçük bir belirti yoktur. Aksine 35(3) paragrafta bir belgenin pullanmasının
gerekip gerekmediği veya pullanmasının yeterli olup olmadığı konusunda Yargıç kararının nihai olduğu vurgulanmıştır. Duruşma esnasında pul-suz bir belgenin ibrazına itiraz edilmesi halinde Yargıcın nasıl karar vereceği konusu bu maddelerde düzenlenmemiştir. Bu
durumda zorlama yorumlarla 35 ve 36. maddelerden katı anlamlar çıkarmak doğru değildir. Kanımca Yargıç bir taraftan kendi kur-allarına uygun hareket etmeli, yani âdil kararlar vererek davayı yönetmeye çalışmalı, diğer taraftan ise Pul Yasasının.amacını gerçekleştirmelidir. Buna göre Yargıç âdil ve uygun gördüğü hallerde tarafların pûlladıktan sonra belgeleri ibraz etmelerine izin- verebilir. Uzun bir duruşmanın sonunda taraflardan birinin pulsuz bir belge ibraz etmeye teşebbüs ettiğini farzedelim. Bu durumda Yargıç "dava zaten erteleniyor gelecek celseye kadar belgeyi pullayarak geliniz." diyebilir. Buna karşılık duruşmanın başında- yapılan bir tartışmada Yargıç "Ben bu belgenin ibrazına şartlı olarak izin veriyorum. Belli bir süreye kadar pullanmadığı takdirde belgeyi ibraz edilmemiş kabul edeceğim." diyerek duruşmaya devam edebilir.Yargıcın böyle bir karar vermesini önleyecek hiçbi-r kural yoktur. Okuduğum ve anladığım kadarıyla İngiliz hukuk sisteminin özü de bu şekilde karar verilmesini gerektirmektedir. Bir taraftan âdil ve uygun kararlar vererek davayı yönetmek diğer tarâftan yasaların amacını gerçekleştirmeye çalışmak bu sisteme- tamamen uygundur. Yargıtay yorumlarıyla âdil yargılamayı kolaylaştırmalı Mahkemelerin önünü açmalıdır. Özellikle Lord Denning'in kararlarında bu düşünceyi hissetmemek mümkün değildir.
Yargılamada önemli olan diğer bir husus Mahkemenin gerçek anlaşmazlık- noktasını görmesi ve bu noktayı
dikkate alarak karar vermesidir. Bu istinafta gerçek
tartışma konusu nedir? Davacının iddiasına göre bir banka
pullaması gereken belgeleri zamanında pullamadı sonra da karşı tarafa "belgeler pullanmadan ibraz ed-ilemez" itirazını yapmaktadır. Yani kendi kusurundan yararlanmak ve davanın dinlenmesini önlemek istemektedir. Esas borç
1 Milyon Mark olduğu, dolayısıyle pul parası çok yüksek bir miktara ulaştığı için Davacının şikâyetini gözardı edemeyiz. Bu kadar para-yı bulamıyan Davacının davasından vazgeçmek zorunda kalması söz konusudur. Davacıya
"belgeleri pullamadan ibraz edemezsin" dendiği takdirde
Davacı haklı olması muhtemel davasını dinletme olanağını
yitirebilir. Bu olasılığın gerçekleşmesi halinde belgeler-
pullanmamış kalacağından Pul Yasası da ihlâl edilmiş
olacaktır.
Taraflar arasındaki diğer tartışma konusuna yani
belgenin kimin tarafından pullanması gerektiğine gelince, kanımca ilk aşamada belgeyi pullamak ibraz etmek isteyene
düşer. 36. maddenin bö-yle bir yorumu haklı kılacak ifade
taşıdığını kabul ediyorum. Şüphe yok ki Davacı ayrı bir
dava açarak Davalının bu belgeleri pullaması gerektiğini
öne sürebilir ve harcadığı pul parasını Davalıdan talep
edebilir.
Önümüzdeki davada sorunun özü 1 Milyo-n Alman Markı
değerinde olan bir belgenin pul parasının çok yüksek
olması ve bu pulu sağlıyamıyan Davacının davasını
dinletemiyecek duruma düşme olasılığının bulunmasıdır.
Kanımca iyi bir Mahkeme yukarıda belirttiğim ilkelere
sadık kalarak bu soruna bir -çözüm bulabilir. Bir an için
Davacının iddiasının doğru olduğunu ve teminat mektubunu
Davalı bankanın zamanında pullamak zorunda olduğunu varsayalım. Davacı Davalı aleyhine bu belgeyi pullamasını talep eden bir dava açabilir. Açılan dava ile di-nlenmekte olan esas dava birleştirilebilir. Pullamaya ilişkin
davada ara emri veya diğer bir kararla belgenin
pullanması sağlandıktan sonra esas davaya geçilebilir. Böylece hem Davacı haklı olabileceği bir davayı dinletme olanağını yitirmemiş hem de Devl-et gelirini kaybetmemiş olur. Bunun gibi bir çok davada âdil yargılamaya ve yasaların amacını gerçekleştirmeye özen gösterildiği takdirde bir çözüm yolu bulunabileceği görüşündeyim.
Bu nedenlerle istinafın kabul edilmesi ve İlk
Mahkeme kararlarının iptal- edilerek sözkonusu belgelerin daha farklı koşullara bağlı olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündeyim. Kanımca İlk Mahkeme belli bir süre içerisinde pullanmadıkları takdirde belgelerin ibraz edilmemiş kabul edileceklerini açıklığa kavuşturarak belgelerin- ibrazına izin vermeliydi.
Bu istinafın koşullarını dikkate alınca istinaf masrafları için de bir emir verilmemesi yani tarafların kendi masraflarını ödemeleri gerektiği görüşündeyim.
Metin A. Hakkı: Bu iştinafın kökeninde yatan ihtilâfsız
olguları şö-yle özetlemek mümkündür.
Aleyhine İstinaf Edilen Davacılar, 17.12.1996
tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Usulü Mahkeme
Nizamları Emir 2 Nizam 6'ya istinaden ikâme etmiş
oldukları bir dava ile, özetle İstinaf Eden Davalıların Kıbrıs'ta tescil ed-ilmiş Limited bir şirket olduklarını, Davacıların, United Garments Ltd., isimli şirket ile yaptıkları bir anlaşma neticesi United Garments Ltd.'in, Davacılara 1.5.1996 tarihinden itibaren her ay 20.000 Alman Markı ödemeyi kabul ve deruhte ettiğini, bu obli-gasyonun yekün bedelinzn 1.000.000 Alman Markı olduğunu, İstinaf Eden Davalıların Unzted Garments Limited'in mezkûr borcuna tuta United Garments Limited'in taksitleri ödemesinde kusur etmesi halinde, bunları ödemeyi kabul ve deruhte ettiğini ve bu maksatla- bir teminat mektubu ısdar ettiğini, United Garments Limited'in Davacılara olan borcunun 1.5.1996 tarihinden 1.9.1996 tarihine kadar olan 5 aylık taksitlerinin (yekün 100.000 Alman Markı) muntazaman ödendiğini Ekzm, Kasım ve Aralık 1996 aylık taksitleri ol-an ceman 6Q.000 Markı ne United Garments Ltd.'in ne de Davalı Bankanın
ödemediğini, sözü edilen 60.Q00 Markın muaccel olduğunu,
bu borcun United Garments Ltd. tarafından ödenmediğinin
Davacılar tarafından İstinaf Eden Davalılara bildirip
onlar tarafından- ödenme5inin talep edildiğini, ancak
İstinaf Eden Davalı Bankanın bunu ödemekte yine kusur
ettiğini iddia ederek İstinaf Eden Davalı Banka aleyhine
60.000 Alman Markı, faiz ve masraflar için hüküm talep
etmiştir.
İstinaf Eden Davalı Banka ise sözü ed-ilen davaya
26.3.1997 tarihinde bir Müdafaa ve Mukabil Talep Takriri
dosyalamış, özetle bu istinafı ilgilendirmeyen nedenlerle
ilgili teminat mektubunun geçersiz olduğu iddia edilmiş,
ve bir hata neticesi ilgili Bankanın Davacılara ceman 100.0-00 Alman Markı ödediğini kabul edip Davacıların, İstinaf Eden Davalılar aleyhine ikâme ettikleri davanın iptal edilmesini, ve Mukabil Talep yolu ile Davacılar aleyhine hata neticesi ödendiği iddia olunan 100.000 Alman Markı için hüküm talep etmiştir.
Dav-anın duruşması bu çerçevede Kaza Mahkemesinde 12.6.1997 tarihinde başlamış, Davacılar davalarını ispat amacı ile Mahkemeye tanık çağırmış ve o tanık şahadet verirken Davacılar dosyada görülen vekâletname, banka teminat mektubu, ve ilgili Bankaya Davacıları-n avukatı tarafından gönderilen ihbarname, sırası ile emare l,
emare 2 ve emare 3 olarak ibrâz edilirken, İstinaf Eden Bankanın avukatı emare 1 vekâletnamenin pullanmamış
olması hasebi ile ibraz edilemeyeceğini öne sürüp
ibrazına itiraz etmiş, Alt Mahke-me ise bu konu ile ilgili aynen şu kararı vermiştir:
"Yapılan itiraz verilen cevap tarafımızdan incelenmiştir. İlgili vekâletnamenin pul-
lanmamış olduğu görülmektedir. İbrazında
sakınca yoktur. Vekâletname emare 1 olarak kaydedilir. Bir hafta içerisinde- pullanma-
sına emir verilir."
Emare 2 olarak neticede kabul edilen banka teminat ,
mektubunun da ibrazına, yeterince pullanmış olmaması nedeni ile İstinaf Eden Davalılar yine itiraz etmiştir. Alt Mahkeme ise bu konuda aynen şu kararı vermiştir:
-
"Yapılan beyanlar tarafımızdan tezekkür edilmiştir. İlgili Banka teminat mektu-
bunun pullanmadığı görülmektedir. İbra-
zında herhangi bir engel yoktur. İbrazına
izin verilir. Pullanması ile ilgili
karar dava sonunda karara bağlanacaktır.
Banka tem-inat mektubu emare 2 olarak kaydedilir."
Davanın duruşması Alt Mahkemede devam ederken Davacıların avukatı Talep Takririnde taciilât yapma düŞüncesinde olduğunu beyan edip durumunu tezekkür etmek için Mahkemeden tehir talep etmiş, Davalılar da tehire iti-raz etmemiş ve Alt Mahkeme duruşmayı Davacıların avukatının talebi doğrultusunda ileri bir tarihe ertelemiştir. Davalıların avukatı bu durumdan
yararlanarak yukarıda sözü edilen ve aynen alıntısı
yapılan 2 ara kararın hatalı olduğunu öne sürüp bu
kararl-ar aleyhine önümüzdeki istinafı dosyalamıştır.
İstinaf Eden Davalının istinafı 2 yakınma
içermektedir ve istinaf ihbarnamesine göre aynen şöyle kaleme alınmıştır.
"l.Muhterem Mahkeme, bu davada emare 1 ve 2 durumunda olan Vekaletname ile Teminat Mektub-unun pullanmamış olmalarına rağmen ibrazlarında sakınca görmemekle hata etmiş-
tir, çünkü, 19/63 sayılı 1963, Pul Yasası kurallarına ve özellikle bu Yasanın 35 ve 36'ncı maddelerine göre, söz konusu Vekâlet-name ile Teminat Mektubu 35'inci maddede öngö-rüldüğü şekilde ve/veya zamanda pullan-madan önce emare ve/veya şahadet olarak
kabul edilemezlerdi.
2. Muhterem Mahkeme, yukarıda mezkûr teminat
mektubunu pullanmadan önce emare ve/veya
şahadet olarak kabul etmekle -ve pullanması ile ilgili kararı dava sonuna bırakmakla hata etmiştir, çünkü, 1963, Pul Yasasının 35'inci maddesinin 2'nci fıkrası urallarına göre, Muhterem Mahkeme, söz konusu teminat mektubunu pullanmadan önce emare ve/veya şahadet olarak kabul ettikten s-onra olsun, teminat mektubunu ibraz eden şahsa veya teminat mektubunun lehine ibraz edildiği şahsa gerekli pullamayı yapması için ihbarda bulunması gerekirdi."
Bu istinafı karara bağlamak için ilgili mevzuatı inceleyip Alt Mahkeme kararlarının bu mevzuat-la uyum içinde olup olmadığını tespit etmemiz gerekmektedir. Yürürlükte bulunan konuya şamil ilgili mevzuat ise yerini, tadil olunmuş şekli ile 19/63 sayılı Pul Yasasında bulmaktadır. Bu Yasa yapıldıktan sonra 10 kere tadilâta uğramış olmakla beraber konuy-a şamil 35 ve 36. maddeleri 1963 yılında yürürlüğe girdiği şekilde küçük bir değişiklikle aynen yürürlüktedir, şöyle ki 35(1)(b) maddesinde öngörülen `one pound' sözcüğü, 12/87 sayılı Yasa ile tadil olunmuş ve 3000 Türk Lirası olarak değiştirilmiştir. 19/6-3 sayılı Yasanın ilgili 35 ve 36. maddeleri bugün tadil olunmuş şekli ile aynen şöyledir:
"35(1) Upon the production of any instrument chargeable with any duty as evidence in any action, suit or other proceeding in any court of civil jurisdiction, or bef-ore any arbitrator or referee, it shall be the duty of the Registrar, or other officer of the Court, to call the attention of the Judge to, and of the arbitrator or referee to take notice of, the fact that such instrument is unstamped or insufficiently st-amped under this Law, and, if the instrument is one which may legally be stamped after the execution thereof, it may,
(a)in the case of an instrument before a Court, on payment before the Registrar or other officer of the Court; and
(b)in the c-ase of an instrument before an arbitrator or referee, on payment before a Revenue Officer,
of the unpaid duty and the penalty payable
under the provisions of section 20 and of a further penalty of 3000 TL, be received in evidence, saving all just exceptio-ns on other grounds.
(2) In case an unstamped or insufficiently stamped document shall have been received in evidence in any action or proceeding in any
Court without payment of the amount of the
unpaid stamp duty and a penalty as prescribed
in the prec-eding sub-section, the Court or
Judge before whom such document was received
in evidence shall have power at any time to
cause a notice in writing to be served on the person who produced such document or on whose behalf such document was produced callin-g upon such person to pay within the period of time specified in such notice the unpaid stamp duty and penalty; and on failure to make such
payment within the period of time specified
in such notice, the person on whom such notice was served shall be gui-lty of an offence and shall be liable on conviction to the payment
of double the amount so unpaid.
(3) The decision of the Judge as to the necessity or sufficiency of a stamp upon any document, or as to the amount payable as
stamp duty thereupon, shall b-e final.
36. Subject to the provisions of section
35, no instrument chargeable with any duty
shall, except in criminal proceedings, be
pleaded or given in evidence, or be available for a-ny purpose whatever, unless it is duly stamped as in this Law provided."
Yukarıda iktibas edilen yasa hükmü muvacehesinde istinaf konusu Alt Mahkeme kararları tezekkür edildiğinde pullanması gereken bir evrağın yeterince pullanmamış olması -halinde, o evrağın geçerlzliğine gölge düşürmediği görülmekle beraber pullanması gereken bir evrağın pullanmadan ibrazına itiraz edildiği ve Mahkemenin dzkkati bu hususa çekildikten sonra gerekli pullama ve formalitelerinin tamamlanmadan ibraz edilemeyeceğ-i görülmektedir. Bu meselede bu hükmün hilâfına Alt Mahkemenin işlem yaptığı ve emare 1 vekâletnamenin pullanmadan emare 2 banka teminat mektubunun yine pullanmadan bunların emare olarak (Mahkemenin dikkati buna çekilmesine rağmen) kabul edildiği görülmekt-edir.
Bu bir hatadır. Bu hatayı gidermek de bu Mahkemenin görevidir, dolayısıyle yakınma konusu olan Alt Mahkeme kararlarına Yargıtay olarak müdahalemiz gerekmektedir.
Şayet emare 1 vekâletnamenin pulsuz şekilde ibrazına itiraz olmamış olsa ve Mahkemeni-n dikkati bu konuya çekilmemiş olsa idi, ibraz edildikten sonra Yasanın öngördüğü gibi Mukayyidin veya davaya taraf kişinin ikazı üzerine eksik pulların tamamlanmasını Mahkeme
emredebilirdi. Ancak Mahkemenin dikkati ilgili evrak emare yapılmadan pullanması- gerektiğine ve pulların eksik olduğuna çekildikten sonra ve ibrazına itiraz yapıldıktan sonra, Mahkeme onu emare olarak kabul etmeden
pullanmasını sağlamalı ve ondan sonra emare olarak kabul etmeli idi.
Alt Mahkemenin emare 2 olarak kabul ettiğ-i pulsuz banka teminat mektubuna gelince; Bu konuda Mahkemenin
yine hataya düştüğü görülmektedir. Şöyle ki; pullanması gereken bir evrağın yani ilgili banka teminat mektubunun pulsuz olduğuna Mahkemenin dikkati celbedildikten sonra, Mahkeme onu yine de em-are kabul etmiş ve ilgili evrağı kimin pullayacağı ile ilgili kararı dava sonunda karara bağlayacağını belirtmiştir. Mahkemeleri, kararlarını en sağlıklı bir şekilde verebilmek için anında karar vermeye zorlamak doğru değildir. Mahkemeler önlerindeki konu- ile ilgili ihtilâfı çözmek için tüm tarafların söylediklerini tezekkür etmeye fırsat bulmalı, gerekirse araştırma yapmaya fırsatları olmalı ve ondan sonra kararlarını vermeyi uygun görebilirler. Sağlıklı bir karar vermek zaman gerektirebilir, dolayısıyle -zaman açısından bir Mahkemenin karar vermesini kısıtlamak ve o Mahkemenin yetkisine müdahale etmemek doğru bir prensip olmamakla beraber bu meselede Alt Mahkemenin verdiği kararın doğru olduğu görülmemektedir. İlgili teminat mektubunu
teminatı veren Banka-nın mı yoksa başka birinin mi yapıldığı zaman pullaması gerekirdi? Bu araştırma konusu olabilir. Ancak istinaf bu konuyu değil de `procedural' bir konuyu içermektedir ve bununla sınırlıdır. Konu
şudur: Banka teminat mektubunu kim ibraz etmek istedi? Davac-ı taraf ibraz etmek istedi. Demek ki yasa gereği ilgili evrağı kimin pullaması gerekirdi bzr yana (ki bu istinaf konusu değildir) istinaf konusu bu evrağı kim ibraz etmek istedi sorusuna yanıt bulmak gerekmektedir. Davacı taraf ibraz etmek istediğine göre -Mahkemenin dikkati bu noktaya çekildikten sonra ilgili evrağı emare
olarak kabul etmeden, Davacı tarafı ilgili evrağı emare yapmak isteyen olduğuna göre pullarını tamamladıktan sonra, Mahkeme ilgili evrağı emare olarak kabul etmeli idi. Mahkemen-in dikkati bu konuya çekildikten sonra yeterince pullanmamış bir evrağı emare kabul edip
tezekkür etmesi dahi hatalıdır. Dolayısıyle Mahkemenin `procedural' ihtilâfı atlayıp işin esasına girip ilgili evrağı kimin pullaması gerekirdi konusunu bilâhare kara-ra bağlama yolunu seçmesi gereksizdi. `Procedural' olarak pullanması gereken ve pulları eksik olan bir evrak ibraz edilmezden önce pullanması gerekmektedir. Bu pullama görevi de evrağı ibraz edip emare yapmak isteyen tarafa düşer. 0 öder, pulları tamamlar -evrak emare olur,
bilâhare işin esasında yine Pul Yasasının bir başka maddesi veya başka Yasa hükmüne istinaden pullama görevi karşı tarafta ise, ödediği ücreti karşı taraftan talep edebilir. Doğru usül budur.
Hataen Mahkemenin gözünden kaçarak pullanma-sı
gereken ve pullanmamış bir evrak emare olarak kabul edilirse, Mahkeme o zaman pullama yükümlülüğünde olan kişiye konuyu ikaz üzerine ihbar eder ve formaliteler bilâhare tamamlanabilir.
Bu açıdan olayabaktığımızda Alt Mahkemenin
kararları hatalıdır -ve iptal edilmesi gerekir
görüşündeyim. İlgili evrakları ibraz edecek olan tarafın eksik formaliteleri tamamlayıp eksik harçları ödedikten sonra ibraz edebileceğini tekrarlar, dosyanın Alt
Mahkemeye, duruşmaya bırakıldığı yerden devam edilmek
üz-ere gönderilmesi görüşünü izhar ederim.
Nevvar Nolan: M.Zeki Ziya ile İbrahim Çangar, Horst Günter Harbusch'un yetkili vekilleri sıfatıyle Everest Bank Ltd. aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 3036/96 sayılı hukuk davasını ikâme ettiler. Duruşmada şahadet- veren İbrahim Çangar, M.Zeki ile birlikte Horst Günter Harbusch'un vekilleri olduklarını, davayı vekil sıfatı ile açtıklarını ifade edip bir vekâletnameyi ibraz etmek istedi. Davalı avukatı pullanmadığı gerekçesi ile vekâletnamenin ibrazına itiraz etti. K-aza Mahkemesi pullanmamış vekâletnamenin ibrazında sakınca olmadığına karar verdi ve emare olarak kaydettiği vekâletnamenin bir hafta içerisinde pullanmasına da emir verdi. İbrahim Çangar daha sonra Davalı Everest Bank Ltd. tarafından verilen bir banka tem-inat mektubunu ibraz etmek istedi. Davalı avukatı bu banka teminat mektubunun da ibrazına, pulsuz olduğu gerekçesi ile, itiraz etti. Davacı avukatı 1963, Pul Yasası altında bu teminat mektubunu Davalı bankanın pullaması gerektiğini iddia edip, Mahkemenin, -bu banka teminat mektubunun pullanması hususunda emir verecek olması halinde, Davalı banka tarafından pullanması için emir verilmesi isteminde bulundu. Kaza Mahkemesi ibrazı istenilen banka teminat mektubunun pullanmadıqının görüldûğünü ifade ettikten sonr-a ibrazında herhangi bir sakınca olmadığına karar verip ibrazına izin verdi, pullanması ile ilgili kararı ise dava sonuna bıraktı.
Davalı avukatı Kaza Mahkemesinin yukarıda verdiğim her iki kararından istinaf etmiştir. Hukuk Usul Kuralları 0.35,-r.4 tüm istinaf sebeplerinin, dayandıkları gerekçeler ile birlikte, istinaf ihbarnamesinde ifade edilmesini öngörmektedir. Davalının istinaf
ihbarnamesinin yukarıdaki kurala iyi bir örnek oluşturduğu kanısında olduğum için istinaf sebeplerini, istinaf ihba-rnamesinden, aynen kaleme alındığı gibi, aktarmayı uygun görürüm.
"l.Muhterem Mahkeme, bu davada Emare
1 ve 2 durumunda olan Vekâletname
ile Teminat Mektubunun pullanmamış olmalarına rağmen ibrazlarında
sakınca görmemekle hata etmiştir, ç-ünkü, 19/63 sayılı 1963, Pul Yasası kurallarına ve özellikle bu Yasanın
35 ve 36'ncı maddelerine göre, söz konusu Vekâletname ile Teminat Mektubu 35'inci maddede öngörüldüğü şekilde ve/veya zamanda pullanmadan önce emare ve/veya şahadet olarak kabul
-edilemezlerdi.
Muhterem Mahkeme, yukarıda mezkûr
Teminat Mektubunu pullanmadan önce emare ve/veya şahadet olarak kabul etmekle ve pullanması ile ilgili kararı dava sonuna bırakmakla hata etmiştir, çünkü, 1963, Pul Yasasının 35'inci maddesinin 2'nci fık-rası kurallarına göre, Muhterem Mahkeme, söz kontisu Teminat Mektubunu
pullanmadan önce emare ve/veya şahadet
olarak kabul ettikten sonra olsun,
Teminat Mektubunu ibraz eden şahsa
veya Teminat Mektubunun lehine ibraz edildiği şahsa gerekli pullama-yı
yapması için ihbarda bulunması
gerekirdi."
"Pullanması gereken ancak pullanmamış bir belge, bir hukuk davasında, Mahkemeye ibraz edilmek istenirse,
Mahkeme böyle bir belgeyi şahadet olarak kabul edebilir
mi? Bu sorunun yanıtı 19/63 sayı-lı 1963, Pul Yasasının 35
ve 36. maddelerinde getirilen düzenleme içerisinde aranmalıdır. 1963, Pul Yasasının 35 ve 36. maddeleri,
Sayın Yargıç Metin A. Hakkı'nın kararında, tam metin halinde, verildikleri cihetle burda tekrarlarını gerekli görmüyorum. M-adde 36'da, pullanması gereken bir belgenin Pul Yasası hükümlerine göre pullanmadıkça, bir hukuk davasında delil olarak gösterilmeyeceği ifade
edilmektedir. Madde 35(1) de pullanması gereken ancak pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgenin bir
hukuk- davasında Mahkemeye ibraz edilmesi halinde bu belgenin ancak pul ederinin ve cezalarının ödenmesinden sonra Mahkeme tarafından delil olarak kabul
edilebileceğini düzenlemektedir.
Aleyhine İstinaf Edilen Davacılar avukatı kanunen pullanması gerektiği ha-lde pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgenin 1963, Pul Yasasının 35(2) maddesi altında Mahkeme tarafından delil olarak alınabileceği, Hukuk İstinaf 7/74 ve Yargıtay Hukuk 6/75 sayılı
davalarda Yüksek Mahkemenin kararlarının bu doğrultuda olduğu gö-rüş ve iddiasındadır.
1963, Pul Yasası madde 35(1) ve 36'da gayet açık ve anlaşılır bir lisanla, pullanması gerektiği halde pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgenin, bir
hukuk davasında, delil olarak ibrazının kabul
edilemeyeceği, anca-k pul ederinin ve cezalarının ödenmesinden sonra böyle bir belgenin şahadet olarak kabul edilebileceği ifade edilmektedir. Madde 35(2)'de ise pullanması gerektiği halde pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgenin Mahkemede delil olarak alınmış olması -halinde, böyle bir belgeyi delil olarak alan Mahkemenin, belgeyi ibraz eden veya adına ibraz edilen kişiye tebliğ edilecek yazılı bir bildiri ile, bu kişiden bildiride belirlenen süre içerisinde, ödenmemiş pul ederini ve cezalarını ödemesini talep etmeye y-etkili olduğu, ayrıca, böyle bir ödemenin belirlenen süre içerisinde yapılmamasının suç, cezasının da ödenmemiş miktarın iki katı olduğu ifade edilmektedir.
1963, Pul Yasasının 35(2) maddesi, Mahkemeye, kanunen pullanması gerektiği halde pullanmamış veya- yetersiz pullanmış bir belgeyi, bir hukuk davasında, delil olarak alma yetkisi mi vermektedir? Kanımca madde 35(2) Mahkemeye böyle bir yetki vermemektedir. Madde 35(2)'de kullanılan ifade, bu maddenin Mahkemeye Davacılar avukatının iddia ettiği gibi bir y-etki verdiği bulgusuna varılmasına açık değildir. Yüksek Mahkemenin, Hukuk İstinaf 7/74 ve Yargıtay Hukuk 6/75 sayılı davalarda, kanunen pullanması gerektiği halde pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgeyi, Mahkemenin delil olarak alabileceği doğrult-usunda karar ürettiği görüşünde değilim. Yukarıdaki davalarda kanunen pullanması gerektiği halde pullanmamış belgelerin delil olarak ibraz edilmelerine duruşmada itiraz edildiği görülmemektedir.
Yüksek Mahkeme yukarıdaki kararlarında, bir Mahkemen-in, pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgeyi duruşmada alıp şahadet olarak kabul ettikten sonra, davada hüküm verirken, emare olarak aldığı belgenin pulsuz olduğunu ve Pul Yasasına göre ibraz edilemeyeceğini gerekçe gösterip ibrazını geçersiz sayama-yacağını söylemektedir. Pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belgenin delil olarak kabul edilmiş olması halinde, böyle bir belgeyi delil olarak alan Mahkeme daha sonra belgenin pulsuz veya yeterince pullanmamış olduğunu gerekçe gösterip ibrazını geçersi-z kılamaz, belgeyi şahadetin bir parçası olmaktan çıkaramaz; Mahkemenin yapabileceği madde 35(2)'de gösterildiği gibi belgeyi ibraz eden veya adına ibraz edilen kişiye yazılı bir bildirimde bulunup ödenmemiş pul ederini ve cezalarını talep etmektir.
Bir -hukuk davasında bir belgenin ibrazına, kanunen pullanması gerektiği halde pullanmamış veya yetersiz pullanmış olduğu gerekçesi ile, itiraz edildiğinde 1963, Pul Yasasının 35(1) ve 36. maddeleri ışığında o belge delil olarak alınamaz; belge ancak 35(1)'de ö-ngörüldüğü gibi pul ederi ve cezaları ödendikten sonra delil olarak kabul edilebilir. Madde 35(2) pullanmamış veya yeterince pullanmamış bir belgenin pul ederi ve cezaları ödenmeden de delil olarak alınabileceğini söylememektedir; madde 35(2) şu veya bu ne-denle böyle bir belgenin delil olarak
alınmış olması halinde bu belgeyi kabul eden Mahkemenin o belge ile ilgili yetkisinin ne olduğunu ifade etmektedir.
Horst Günter Harbusch'un yetkili vekili sıfatı ile dava ikâme eden İbrahim Çangar'ın ibraz- ettiği, kanunen pullanmaları gereken ancak pulsuz olan, bir adet vekâletname ile bir adet banka teminat mektubunu, Davalının itirazına rağmen, pul ederleri ve cezaları ödenmeden, delil olarak kabul eden Kaza Mahkemesinin kararları hatalıdır.
Pulsuz bank-a teminat mektubunu, pul ederi ve cezaları ödenmeden, delil olarak kabul eden ancak bu belgenin kimin tarafından pullanacağı konusunu dava sonunda karara bağlamayı uygun gören Kaza Mahkemesinin bu uygulaması ile ilgili görüşümü de açıklamak isterim. Önce ş-unu ifade edeyim ki Kaza Mahkemesinin uyguladığı bu yöntemin 1963, Pul Yasasında dayanağı yoktur. Kanunen pullanması gerektiği halde pullanmamış veya yetersiz pullanmış bir belge ibraz edileceğinde, eksik pul
ederinin ve cezalarının, böyle bir belgenin ib-razını isteyen tarafından ödenmesi gerekir. Mahkeme düzenlendiği tarihte belgenin kanunen kimin tarafından pullanması gerektiği sorusunu yanıtlamaya gitmemeli, taraflar arasında bu konuda bir anlaşmazlık var ise, bunun
çözümünü huzurundaki dava içerisinde- aramamalıdır. Pulsuz belgeyi ibraz etmek isteyen pul ederini ve cezalarını öder, belgenin düzenlendiği zaman, kanunen karşı tarafça
pullanması gerektiği iddiasında ise ödediğini karşı taraftan talep eder.
Yukarıda belirttiklerim ışığında istinafın kabul-
edilerek, kanunen pullanmaları gerektiği halde pulsuz
olan vekâletname ile banka teminat mektubunu, pul ederleri ve cezaları ödenmeden, delil olarak kabul eden Kaza Mahkemesi kararlarının iptal edilmeleri gerektiği görüşündeyim. İstinaf masraflar-ına gelince tarafların kendi masraflarını ödemelerini uygun görürüm.
Mahkeme: Netice olarak istinaf oy birliği ile kabul edilir. İlk Mahkemenin vekâletname ve teminat mektubunun kabulüne ilişkin kararları Taner Erginel'in karşı oyu ve oy çokluğu ile ipta-l edilir. Taner Erginel vekâletname ile teminat mektubunun farklı şartlarla kabul edilebileceği görüşündedir.
Oy birliği ile istinaf masrafları için emir verilmez.
Taner Erginel Metin A. Hakkı Nevvar Nolan
Yargıç Yargıç - Yargıç
9 Mart 1998
-
24
-
Full & Egal Universal Law Academy