-D.48/88 Yargıtay/Hukuk 51/88
(Dava No: 3197/85; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı, İlkay, Başkan, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
İstinaf eden: Selva B-ilhan, Pervin Abdullah n/d Pervin Bilhan'ın yetkili vekili
sıfatı ile, Lefkoşa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinafe dilen: Zehra Erol, Lefkoşa.
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Boysan Boyra
Aleyhine istinaf edilen namına: Güner Çakın.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinde müste-nifin davasını reddeden karardan yapılmıştır.
Müstenif davacı, Lefkoşada 11 Kurtbabadaki köşe dükkânı, 5 Kasım 1971 tarihli bir icar mukavelesi altında davalıya 6 ay süre ile 12 Kıbrıs Lirası kira bedeli ile icar etti. Daha sonra icar süresi, mukavelenin- 8. maddesi altında, 4.5.1973 tarihine kadar uzatıldı. Aleyhine istinaf edilen davalı 4.5.1973 tarihinden itibaren, ilk mahkemenin de bulduğu gibi, konu dükkânı yasal kiracı olarak tasarrufnda bulundurmaktadır.
Davalı konu dükkân için 1974 Aralığından it-ibaren davacıya ayda 540 Türk Lirası ödemekte idi. 1985 de dosyalanan bir kira tespit istidası sonucu mahkeme davalının davacıya ödemesi gerektiği kirayı ayda, 1.8.1985 tarihinden itibaren olmak üzere, 15000TL olarak tespit etti.
Davacı, vekili vasıtası -ile Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı bir dava ile davalının kendisine Mart 1984'den Temmuz 1985'e kadar olan 17 ayın kirası olarak, ayda 540TL'den olmak üzere, toplam 9180TL borcu olduğunu ve bunu kendisine 5.12.1985 tarihinde tebliğ edilen 21 günlük ihbar-a rağmen ödemediğini ileri sürerek konu dükkânın tahliyesini talep etti. Davayı dinleyen kaza mahkemesi davalının davacıya iddia edildiği şekilde bir kira borcu olmadığı kanaatına vararak davayı reddetti. İstinaf işbu ret kararından yapılmıştır.
Kaza mah-kemesi huzurunda davacı tarafından kızı olan vekili ve iki tanık şahadet vermiştir. Ayrıca konu dükkânın kirasının 1.8.1985 tarihinden itibaren 15000TL olarak tespit edildiğini gösteren 116/85 sayılı Genel İstidanın dosyası mukayyit tarafından mahkemeye em-are olarak ibraz edilmiştir.
Davacının kızı olan vekili konu dükkânın kiraları ile daha önce babasının ilgilendiğini babasının vefat ettiğini, kendisinin 1983 Aralığından sonra kiralar ile ilgilendiğini ve davalının sözü edilen 17 ayın kirasını ödemediği-ni söylemiştir.
Davacı namına şahadet veren Belgin Boyra avukat olup davacının avuklatı olan eşi ile birlikte çalışmaktadır. Tanığın vermiş olduğu şahadete göre davalı 5.12.1985 tarihinde yazıhanelerine gitmiş ve Ekim, Kasım ve Aralık aylarının, yeni tes-pit edilen ayda 15000 lira üzerinden, kira bedelleri tutarı olan 54000TL'yi ödemek istemiştir. Davacının avukatı kendisine ödenmemiş eski kiraların mevcut olduğunu ve onların ne vakit ödeneceğini sormuş, davalı da daha sonra onları da getireceğini söylemiş-tir. Bunun akabinde, tanığa göre, 21 günlük ihbarname hazırlanmış ve bu ihbarname davalıya avukat Süleyman Candar tarafından orada tebliğ edilmiştir. Davalının, ihbarnamenin ne için olduğunu sorması üzerine kendisine gerekli izahat verilmiştir.
Davacı ta-rafından şahadet veren avukat Süleyman Candar da, şahadetinde, 5.12.1985 tarihinde davacının avukatının yazıhanesinde davalıya mahkemeye emare olarak ibraz edilen 21 günlük ihbarnamenin aslını tebliğ ettiğini, tebliğ edilen ihbarnamenin mahiyetini davacını-n avukatının davalıya anlattığını ve davalının da ihabrname konusu olan kiraları ödeyeceğini söylemiş olduğunu ifade etti.
Kaza mahkemesi huzurunda müdafaa tarafından sadece davalı şahadet verdi. Davalı şahadetinde kendisine 21 günlük ihbarname verilmedi-ğini ve davacıya kira borcu bulunmadığını söyledi.
Burada iken belirtmek yerinde olur ki müdafaa takririnde davalının konu dükkânın yasal kiracısı değil de mukaveleli kiracısı olduğu iddia edilmişe de kaza mahkemesi, daha önce de belirtildiği gibi, daval-ının konu dükkânın 4.5.1973 tarihinden itibaren yasal kiracısı olduğu hususunda bulgu yapmıştır. Kaza mahkemesinin bu bulgusunun önündeki şahadetle desteklendiği ve doğru olduğu bir yana taraflardan herhangi biri tarafından istinafta ihtilâf konusu yapılma-mıştır.
Kaza mahkemesi hükmünü verirken sadece davacı vekili ile davalı tarafından verilen şahadeti tezekkür etti, davacı tarafından çağrılan iki avukatın şahadetine ise herhangi bir şekilde temas etmedi. Kaza mahkemesi davalının davacıya kira borcu bulu-nup bulunmadığı hususunda davacının vekilinin şahadetine inanmayıp bu hususta davalının söylediklerine inandı ve davalının davacıya kira borcu bulunmadığı hususunda bulgu yaptı. Mahkeme hükmünde bu hususta şöyle demiştir:
-"Tüm bu hususlarla ilgili davacı vekili Selva Bilhan'ın vermiş olduğu şahadet tarafımdan iyice tezekkür edilmiştir.... Davalının 9180TL. kira borcu olduğu ile ilgili şahadet veren bu şahıstır ve bu konuda başka tanık dinletmiş değildir... Bu tezekkür sonu-cu işbu tanığın mahkemede davalının 9180TL. kira borcu olduğu ile ilgili söylemiş olduğu hususun ve yapılan iddiaların doğru olduğuna ikna olmadım... Kaldı ki işbu tanık istintakında dava konusu dükkân ile ilgili kayıt belgesini mahkemeye getirebilmesi ile- ilgili bir soruya olumlu cevap vermesine rağmen bilâhare verilen bir tehirden istifade ederek mahkemeye getirmiş olduğu emare 4 kayıt belgesinin işbu dükkân ile ilgisi olmadığı görülmektedir. Bu husus tanığın doğruyu söylemek istemediği veya bu hususta be-lgesi olmadığı kanaati mahkemede hasıl olmuştur. Tabii ki bunlar dışında başka bir hususun da 21 günlük ihbarın davalıya gönderilmesi ile ilgili talimatın kendisi tarafından verildiği ile ilgilidir ki emare 5 ihbar incelendiği zaman, ihbarda hiçbir şekilde- talimatın Selva Bilhan'dan alındığına dair bir kayıt veya ihbar görülmemektedir.....
-
-Bu şartlar tahtında bu tanığın söylemiş olduğu hususlara ve yapmış olduğu iddialara inanmak olası değildir. Bunlar yanında 116/85 sayılı kira tespit istidası ile davalının dava konusu dükkân ile ilgili 1.8.1985 tarihinden itibaren ayda 15000TL ödemekte ol-duğu Aralık 1985'e kadar olan tüm kiraları ödemiş olduğu tekzip edilmemiş bir şekilde huzurumda olup bu hususu doğru olarak kabul eder ve bulgu yaparım."
Yapılan iktibastan görülebileceği gibi kaza mahkemesinin davacı tarafından çağrılan iki avukatın şah-adetine hiç temas etmediği bir yana davalının kira borcu bulunduğu hususunda davacı vekilinden başka tanık dinletilmemiş olduğunu söylemiştir. Halbuki iki avukatın vermiş olduğu şahadet, doğru olduğu takdirde, davalının kira borcu bulunduğunu göstermeğe yö-neliktir.
Kaza mahkemesi davacının vekilinin konu dükkânın davacıya ait olduğunu göstren kayıt belgesini (koçanı) mahkemeye ibraz etmediğini de belirtmiş ve bunu davacının aleyhine almıştır. Davanın duruşması esnasında konu dükkânın davacıya ait olup olm-adığı hususu davalı tarafından ihtilâf konusu yapılmış ve tanıktan dükkânın koçanının itirazı istenmiştir. Halbuki davalı, konu dükkânı işgal etmek hakkını mahkemeye emare olarak ibraz edilen bir icar mukavelesi tahtında davacıdan elde etmiş olduğuna göre,- davacının konu dükkâna ilişkin hak ve sıfatını veya diğer bir deyimle mülkiyet veya tasarruf hakkı (title)'nı inkâr edemez ve davacının böyle bir hakkı olmadığını iddia edemezdi. -Gör: Y/H 11/84 s.3 ve 4. Bu böyle olduğuna göre de dükkânın koçanının ibraz- edilmemesi davacı aleyhine alınacak bir husus değildir.
Kaza mahkemesinin kime inanıp inanmayacağına karar verirken dikkate aldığı diğer bir husus da davacı vekilinin 21 günlük ihbarın gönderilmesi hususunda avukata kendisinin talimat verdiğini söylemes-ine rağmen ihbarnamede talimatın onun tarafından verildiğini gösteren bir kayıt bulunmamasıdır. Kuşkusuz bir vekilin verdiği talimat temsil ettiği asil namına verilir. Bu böyle olduğuna göre de davacının vekili tarafından verilen bir talimat uyarınca avuka-tın davalıya gönderdiği ihbarnamede sadece asilden yani davacıdan bahsedilmiş ve talimatın vekilden alındığının belirtilmemesi davacı vekilinin doğru söylediğini gösteren bir husus değildir.
Yukarıda belirtildiği gibi kaza mahkemesi kime inanıp inanmaya-cağı hususunda karar verirken davacı tarafından çağrılan iki avukatın şahadetine hiçbir şekilde temas etmemiş ve bunları göz önünde bulundurmamıştır. Bu iki şahidin şahadetini tezekkür etmiş olsa idi, doğru olduğuna kanaat getirmiş olması halinde, kime ina-nıp inanmayacağı hususunda farklı bir karar verebilirdi.
Kaza mahkemesi 21 günlük ihbarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği hususunda ise hükmünde şöyle demiştir:
"Davalının 9180TL kira borcu olmadığı sabit olduktan sonra davalıya Emare V ihtarın -tebliğ edilip edilmediği hususunu incelemenin gerekli olmadığı kanaatindeyim."
Biz kaza mahkemesinin belirtmiş olduğu görüşle hemfikir değiliz. Kaza mahkemesi, kararından istinaf edilebileceğini göz önünde tutarak bu hususta da bir bulgu yapması gerekird-i.
Yukarıda belirtilenler ışığında bizim Yargıtay olarak ne yapmamızın doğru ve uygun olacağını tezekkür etmemiz gerekir. Bir davada şahadet veren tanıkları dinlemek ve tavır ve hareketlerini müşahade etmek fırsatına Yargıtay değil ilk mahkemeler sahipti-r. Bu böyle olmakla beraber Yargıtay bir ilk mahkemenin hangi tanıklara inanıp inanmayacağı hususundaki takdir hakkına, uygun ve gerekli hallerde, müdahale edebilir ve davada verilen şahadet üzerine olgularla ilgili kendi bulgularını yapabilir. Bu meselede- ise ilk mahkeme önemli iki tanığın şahadetini hiçbir surette incelememiş ve bunların şahadetine hükmünde herhangi bir şekilde temas etmemiştir. Bu durumda ve davanın bir tahliye davası olduğu ve sözü edilen iki tanığın şahadetinin mahiyeti göz önünde bulu-ndurulduğunda, bizim doğru olarak yapmamız gereken davayı başka bir yargıç tarafından, davalının kira borcu bulunup bulunmadığı ve kendisine 21 günlük ihbarnamenin tebliğ edilip edilmediği hususlarına ilişkin olarak, yeniden duruşması yapılmak üzere kaza m-ahekemsine iade etmektir. Dava eski bir davadır ve bu nedenle en erken bir zamanda dinlenip sonuçlandırılması için de direktif verilmesi doğru ve uygundur.
İstinafın duruşmasında müstenif kaza mahkemesinin hatalı hareket ettiğini ve hükmüne müdahale edi-lmesi gerektiğini ileri sürmüş, aleyhine istinaf edilen ise tamamen aksini savunmuştur. Bu nedenle istinaf masraflarının aleyhine istinaf edilen tarafından ödenmesinin doğru ve uygun olacağı görüşüne varmış bulunuyoruz.
Sonuç olarak istinaf kabul edilir,- ilk mahkemenin davayı ret kararı iptal edilir ve dava, başka bir yargıç huzurunda, davalının kira borcu bulunup bulunmadığı ve kendisine 21 günlük ihbarnamenin tebliğ edilip edilmediği hususlarına ilişkin olarak yeniden duruşması yapılıp karara bağlanmak -üzere, kaza mahkemesine iade edilir.
İstinaf masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
Davanın en erken bir zamanda dinlenip sonuçlandırılması için de direktif verilir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Niyazi F. Korkut) - (Celâl Karabacak)
Başkan Yargıç Yargıç
9 Kasım 1988
-
-
6
-
Full & Egal Universal Law Academy