-D.35/90 Yargıtay/Hukuk 51/89
(Genel istida No: 92/80; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Sakir Sıdkı İlkay, Başkan, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay
İstinaf edenler: 1. -Dr. Athanes Philip, İngiltere, vekili ve temsilcisi avukat
Peyman Erginel vasıtasyle, Girne
2. Brenda Mary Lindsay, İngiltere, vekili ve temsilcisi avukat
Peyman Erginel vasıtasıyle, Girne
- (Müstediler)
ile
Aleyhine istinaf edilenler: 1. KTFD
2. KTFD Ekonomi ve Maliye Bakanlığı vasıtasıyle
KTFD veya devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi
vasıtasıyle, KTFD'ni temsilen KTFD Başsavcısı
- (Müstedaaleyhler)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Peyman Erginel
Aleyhin-e istinaf edilenler namına: Derviş Akter
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinaf Girne Kaza Mahkemesinin müsteniflerin başvurularını reddeden kararından yapılmıştır.
Müstenif müstediler Girne Kaza Mahkemesinde dosyaladıkları bir Genel İstida -ile Çatalköyde bulunan ve bir Rumdan 30.5.1969 tarihli bir icar satış mukavelesi ile satın aldıklarını iddia ettikleri 3203 sayılı koçan tahtındaki 415 parsel sayılı taşınmaz malın kendi isimlerine kaydedilmesi için mahkemeden bir emir talep ettiler.
Mes-ele ile ilgili olgular kısaca şöyledir: Müstedi (1) İngilz uyruklu pek yaşlı biri olup müstedi (2)'nin babasıdır. Müstedi (1), tekzip edilmeyen kendi ifadesine göre, Irlandalı bir babanın oğlu olup Yugoslavya doğumludur. Müstedilerin taleplerinin üzerine d-ayandığı ve Emare I olarak mahkemeye ibraz edilen 30.5.1969 tarihli mukavele altında Çatalköyde kâin 7 dönüm 3 evleklik bir tarla içindeki ağaçlarla birliktre Julia Macrides isimli bir Rum tarafından müstedilere, peşinen ödenmiş olan 4500 Kıbrıs Lirası kar-şılığı, 99 yıllığına icar edildi. Aynı mukavele altında müstedilere icar süresi zarfında herhangi bir zamanda 10 Kıbrıs Lirası ödeyerek konu malı satın alma hakkı tanındı. Konu malın koçanı Julia Macrides tarafından Emare I mukavelenin aktinden sonra müste-di (1)'e verildi ve müstedi (1) de konu araziye derhal bir ev yaptırıp 1974 Barış Harekâtına kadar içinde oturdu. Müstedi (1), 1970 de gerekli izni alarak konu arazi içinde bir de kuyu kazdırdı. Barış Harekâtından sonra müstedi (1) bir süre evden çıkarıldı- fakat akabinde£2500 sarfedreek evi tekrar tamir etti ve halen içinde ikâmet etmektedir. Müstedi (1), mahkemeye vermiş olduğu şahadetinde, icar bedelinin mukavelenin imzalanması ile birlikte Julia Macrides'e bir tamam ödendiğini söylemiştir.
Müstedi (1),- Barış Harekâtından sonra, sözleşme tahtındaki hakalrını kaydettirmek için Türk tarafındaki İrtibat ve Azınlıklar Dairesine gerekli müracaatta bulundu ve kendisine gönderilen 13.6.1975 tarihli Emare VI yazıda konu sözleşme altındaki haklarının not edildiği- bildirildi.
Girne Kaza Mahkemesi, yapılan duruşmadan sonra, müstenif müstedilerin istidalarını reddetti. Mahkeme istidayı, esas itibarı ile, müstedilerin taleplerinin üzerine dayandığı mukavelenin bir icar mukavelesi olduğu, bir satış mukavelesi olmadığ-ı ve konu malın yasanın 6(a) kapsamında 'satın alınan mal' kapsamında olmadığı gerekçesi ile reddetmiştir. Mahkeme, ayrıca, müstedi (2)'nin haklarını, yasanın 6(c) maddesinde öngörüldüğü şekilde, kaydettirmiş olmadığı ve bu nedenle de istidanın onun açısın-dan ileri gidemeyeceği kanaatına vardı.
Müstenifler Girne Kaza Mahkemesinin yukarıda izah edilen kararından istinaf etmişlerdir. Müstenifler, dosyaladıkları istinaf ihbarnamesi ile İlk Mahkemenin kararının üzerine dayandığı gerekçelerin hatalı olduğunu i-leri sürmüşlerdir.
Bu istinafta ilkin karar verilmesi gereken husus müstenif müstedilerin taleplerinin üzerine dayandığı mukavelenin bir satış mukavelesi olarak sayılıp sayılamayacağıdır. Emare I mukavele incelendiğinde bunun bir icar - satış mukavelesi -olduğu açıktır. Bir icar mukavelesinde malın satın alınması için müstecire bir hak tanındığında bu husustaki anlaşma icar mukavelesinde ayrı bir satış mukavelesi tekamül eder ve icar muakvelesi de ortadan kalkar. Bu böyle olduğuna göre müstedilerin bu muka-velede kendilerine verilen satın alma hakkını kullanıp kullanmadıkları ve dolayısıyle mukavelenin bir satış mukavelesine dönüştürülüp dönüştürülmediğinin tezekkür edilmesi gerekir.
Müstedilerin, mesele ile ilgili tüm hal ve koşullarda, mukavelede kendile-rine tanınan satın alma hakkını kullanıp mukaveleyi bir satış mukabelesine dönüştürdükleri kanaatındayız. Bu böyle olduğu içindir ki müstediler mukaveleden sonra konu arazi içerisine kuyu açmışlar, ev yapmışlar ve Barış Harekâtından sonra da büyük bir mebl-ağ sarfederek evi tamir etmişlerdir. Esasen Emare I mukavele bir bütün olarak incelendiğinde tarafların esas amacının konu malın müstediler tarafından satın alınması ve satın alınabilmesi için Hükümetten gerekli izin alınamadığı takdirde de bu malın icar y-olu ile müstedilerin tasarrufunda uzun bir süre kalmasının sağlanması olduğu anlaşılır. Ancak, durum bu merkezde olmakla beraber, bu nokta ile ilgili olarak tezekkür edilmesi gereken diğer bir husus vardır o da müstedilerin opsiyon haklarını kullanıp mukav-eleyi bir satış mukavelesine dönüştürdüklerine dair başvurularda yeterli şekilde iddia yapılıp yapılmadığı veya diğer bir deyimle yapmış olduğumuz bu bulgunun başvuruda iddia olunan olgularla desteklenip desteklenmediğidir. Bu hususu daha sonra ele alıp in-celemeyi uygun gördük.
Şimdi de istidanın (2). müstedi açısından ileri gidip gidemeyeceği hususunun incelenmesi gerekir. İlk Mahkeme, daha önce de belirtildiği gibi, Müstedi (2)'nin haklarını, yasanın 6(c) maddesinde öngörüldüğü şekilde, kaydettirmiş olm-adığı ve bu nedenle istidanın onun açısından ileri gidemeyeceği kanaatına vardı. Ne var ki müstedi (2)'nin talebi müstedi (1) ile müştereken olup müstedi (1)'in zamanında Türk tarafındaki İrtibat ve Azınlıklar Dairesine not ettirdiği Emare I mukaveleye ist-inat etmektedir. Bu nedenle müstedi (1) tarafından yapılan müracaatın müstedi (2) namına da yapılmış olduğunun varsayılmış olması gerekir. Bu böyle olduğuna göre de tadil edilmiş şekli ile yasanın 6(c) maddesi müstedi (2) açısından da tatmin edilmiş bulunm-aktadır.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi İlk Mahkemenin müstedilerin başvurularını reddetmek için üzerine dayandığı gerekçeler hatalıdır ve bu nedenle istinafın kabul edilmesi gerekir.
İstinafı kabul etmezden önce ise, yukarıda da belirtildiğ-i gibi, müstedilerin taleplerini üzerine dayandırdıkları mukaveleyi opsiyon haklarını kullanarak bir satış mukavelesine dönüştürdüklerine dair dilekçelerinde yeterli derecede iddia yapılıp yapılmadığını incelememiz gerkir.
Müstedilerin Mahkeme önündeki i-stidaları incelendiğinde taleplerinin Emare I'in içerdiği satış anlaşmasına dayandığı açıkça görülür. Başvuru sebebi bu olmakla beraber istidaya ekli yemin varakası incelendiğinde müstedilerin mukaveldeki opsiyon haklarını kullandıklarının ve bu şekilde sa-tış anlaşmasının tekamül etmiş olduğunun olgu olarak zikerdilmediği görülür. Bu ise başvuru sebebinin üzerine dayandığı esasa müteallik bir olgudur ve talep takriri niteliğinde olan yemin varakasında zikredilmiş olması gerekirdi. Böyle bir olgu yemin varak-asında yer almadan müstenif müstediler lehine karar verilmesi olanaksızdır. Ancak müstenifler, istinafın duruşmasında, bu yöndeki bir iddiayı eklemek üzere yemin varakalarını tadil etmek için Mahkemeden izin talep ettiler. Mahkeme ise yapılan müracaatı ist-inafın sonunda tezekkür etmeği uygun gördü.
Hemen belirtmek yerinde olur ki müstedilerin haklı olduğu ve bu kadar önemli bir meselede yemin varakası gerektiği şeklinde hazırlanmayıp esasa müteallik olgulara yeterli şekilde yer verilmemiş ve bunun bir net-icesi olarak dilekçe, mahkeme önünde, gerektiği şekilde takip edilip savunulmamıştır. Buna ilaveten müstedilerin avukatı, biraz sonra değineceğimiz gibi, hatalı olarak başvuruya hem başvuru sahipleri namına müstedi olarak hem de onların avukatı olarak katı-lmıştır. Ne var ki müstedaaleyhler tarafından dosyalanan itiraznamenin de daha iyi bir şekilde hazırlanmış olduğu söylenemez. İtiraznamede müstedaaleyhlerin müdafaası, esas itibarı ile, müstedilerin ileri sürdüklerinin yasanın 2 ve 6. maddelerinin içerdiği- hususları kanıtlayıcı mahiyette olmadığı şeklinde pek genel ve muğlak bir iddiaya dayandırılmış, esas müdafaa olarak ileri sürülmesi gerken bir husus ise iptidai itiraz olarak ileri sürülmüştür.
Yemin varakasının hazırlanışında ve dilekçenin Mahkeme önü-nde ileri sürülmesinde yapılan hatalar ve düzeltme için yapılan girişimin pek geç yapılmış olduğu gerçeği muvacehesinde yemin varakasının tadil edilmesini kabul edip etmeme hususunda epeyce tereddüt ettik. Fakat müstedilerin esasta haklı olduklarını, yapıl-acak tadilât ile başvuru sebebinin değiştirilmeyeceği ve yemin varakasının böyle bir safhada tadil edilmesi ile müstedaaleyhlere bir adaletsizlik yapılmayacağını göz önünde bulundurduk ve adaletin tecellisi bakımından belirtildiği gibi bir tadilât yapılmas-ının doğru olacağı kanaatına vardık. Tadilât için önümüzde, Mahkeme Nizamatının öngördüğü şekilde, yazılı bir müracaat olmadığı cihetle belirtildiği doğrultuda bir tadilât yapılması hususunda Mahkemece bir direktif vermeği, mesele ile ilgili tüm hal ve koş-ullarda, doğru ve uygun gördük.
Son olarak bir hususa daha değinmek istiyoruz. Bu meselede Bayan Peyman Erginel, İlk Mahkeme huzurunda, müstenifleri temsilen hem müstedi olarak hem de avukat olarak bulunmuştur. Bu kesinlikle olamaz. -Gör: Birl. Y/H 61/8-3 ve 37/84. Bu nedenledir ki biz Peyman Hanımı, istinafın başında da belirttiğimiz gibi, müstenif müstedilerin avukatı olarak değil de müstenif olarak kabul etmiş bulunuyoruz. Tabiidir ki bu durumda Peyman Hanımın müstenif müstedilerin avukatı olarak ücret- almağa hakkı olmayacaktır.
Sonuç olarak istinafın kabul edilip İlk Mahkemenin kararının iptal edilerek başvuru konusu taşınmaz malın müsteniflerin isimlerine kaydedilmesi için hüküm ve emir verilir.
Verilen hüküm ve emir, tadil edilmiş yemin varakası-nın ve bu husustaki direktifi içeren Mahkeme emrinin müstenifler tarafından dosyalanması koşuluna bağlı olarak deftere geçirilecek ve icra edilebilecektir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Niyazi F. Korkut) Aziz Altay)
- Başkan Yargıç Yargıç
6 Aralık 1990
Full & Egal Universal Law Academy