-D.5/92 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 51/91 ve 52/91
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı
Yargıtay/Hukuk 51/91
(Lefkoşa D-ava No. 2001/87)
İstinaf eden: Güneş Menteş Avukat, Merhume Lefkoşa'lı Şerife İbrahim
Arif veya Şerife Hacı Mustafa Emir Ali terekesi idare memuru
Ad Litem sıffatıyle, Lefkoşa.
İle
Aleyhine istinaf edilen: 1. İrdelp Soykan, Lefkoşa -ve diğerleri.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Boysan Boyra ve Belgin Boyra.
Yargıtay/Hukuk 52/91
(Lefkoşa -Dava No.2306/87)
İstinaf eden: Güneş Menteş Avulkat, Merhume Lefkoşa'lı Şerife İrahim
Arif veya Şerife Hacı Mustafa Emir Ali terekesi tereke idare
Memuru Ad Litem sıffatıyle, Lefkoşa.
İle
Aleyhine istinaf edilen: İbrahim Aytan veya -İbrahim Aytan Arif, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Boysan Boyra ve Belgin Boyra.-
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta Mahkemenin kararını Sayın Yargıç Metin A. Hakkı okuyacaktır.
Metin A. Hakkı: İşbu istinafların kökeninde yatan olgular ihtilâf konusu olmayıp şöyle özetlenebilir: Merhume Şerife İbrahim Arif namı diğerle Şerife -Hacı Mustafa Emir Ali, 86 yaşında iken 11.1.1986 tarihinde herhangi bir vasiyetname bırakmadan vefat etti. Merhumenin kızı Aliye Uğurhan, oğlu Feruh Aslım, oğlu İrdelp Soykan, merhumeden önce 1985'de vefat eden oğlu merhum Arif İbrahim'in çocukları Işın Öz-ay ile İbrahim Aytan, yine kendinden önce 1981'de vefat eden oğlu Hüseyin İbrahim Soygürdal'ın çocukları Şerife M. Özkan, Hatice Tunakan ve Bilge Hüseyin Soygürdal kanuni varisleridir. Merhume çok okuma yazması olmayan ancak eski Türkçe Arap harflerini bil-en ve bazen imzasını atabilen bazen imza yerine parmak basan birisi idi. Merhume maldar bir kadındı ve hayatı boyunca yukarıda sözü edilen varislerine zaman zaman hibe yolu ile vefatından önce muhtelif gayri menkullerini devretmişti. Bunlar ihtilâf konusu -değildir. Merhume 30.7.1985 tarihinde de kamilen kayıtlı mal sahibi olduğu Lefkoşa Kazasının Güzelyurt kasabasında Kallinikos mevkiinde Kayıt No. B 193, parsel 210, Ada B'de olan ve takriben 1 dönüm 2 evlek 2200 ayak kare alanı olan bir tarlayı torunu İbra-him Aytan'a hibe yolu ile Lefkoşa Kaza Tapu Dairesinde devretti. Aynı şekilde merhume, oğlu İrdelp Soykan'a da kamilen kayıtlı mal sahibi olduğu Lefkoşa Kazasının Nikita köyünde Hasanoz mevkiinde Kayıt No. C 254, parsel 270, Ada C'de olan ve takriben 8 dön-üm 2 evlek 3200 ayak karelik alanı olan bir tarlayı da 28.11.84 tarihinde Lefkoşa Kaza Tapu Dairesinde hibe yolu ile devretmişti. Merhume söz konusu tapu muamelelerini gerçekleştirdiğinde, yaşlı olması hasebi ile yaşlılığın verdiği bunama emarelerini taşıy-ordu, ancak tapu muamelelerini kendi bizzat Lefkoşa Tapu Dairesine gelerek gereçekleştirmişti. Tapu muamelelerini Tapu Dairesinde görevli, Kaza Mahkemesinde şahadet veren kişiler önünde yaptı, ve İlk Mahkemenin bulgusuna göre merhume hibeleri yaparken ne y-aptığının bilinci içerisinde idi.
Merhumenin vefatından sonra Avukat Güneş Menteş varislerden Aliye Uğurhan ve Feruh Aslım'ın müracaatları üzerine Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafınan tereke idare memuru (Ad Litem) olarak terekenin menfaatlarını korumak amac-ı ile ve bu istinaf konus davaları dosyalayabilmek için atandı. Lefkoşa Kaza Mahkemesinde İbrahim Aytan aleyhine 2306/87 sayılı davayı dosyalayarak yukarıda tafsilâtı verilen Güzelyurt'da B 193 kayıt numaralı gayrı menkulü merhumeyi kandırmak (fraud) veya -etki altında (undue influence) bulundurmak suretiyle elde ettiği iddiası ile merhumenin vefatından önce tapuda yaptığı muamelenin iptal edilmesi ve söz konusu gayrı menkulün tekrar merhumenin terekesi ismine kaydedilmesini talep ederek bir dava dosyaladı. -Aynı şekilde, terke idare memuru (Ad Litem) sıffatıyle yine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 2001/97 sayılı bir davayı da İrdelp Sokan ve çocukları Özlem Soykan, Özal Soykan ve İbrahim Soykan aleyhine dosyalayarak, yukarıda tafsilâtı verilen C 254 kayıt numaralı -gayrı menkulün merhume Şerife İbrahim Arif'den hibe yolu ile oğlu İrdelp Soykan'a 28.11.94'de devredilen ve bilâhare de İrdelp Soykan'dan onun çocuklarına hibe yolu ile intikal eden gayrı menkulün koçanının, isminde kayıtlı olan bu kişilerden silinip, söz -konusu gayrı menkulün merhume Şerife İbrahim Arif terekesi adına tekrar kayıt olmasını talep etti. Davacı ve istinaf eden tarafın dava sebebi de 2306/87 sayılı dava sebebi ile aynıdır, yani İrdelp Soykan'ın C 254 kayıt numaralı gayrı menkulü merhume Şerife- İbrahim Arif'ten hile yolu ile (fraud) veya yanlış etki (undue influence) ile elde ettiği iddia edilmektedir Keza her 2 davada da bir ek neden olarak müteveffiyenin söz konusu tapu muamelelerinin yapıldığı zamanlardaki akıl hastalığına varacak derecede, (-Talep Takririndeki ayni kelimelerle) 'akli yeteneklerinin yerinde olmadığı' da iddia edilmekte ve bu nedenle de muamelelerin geçersiz olduğu iddia edilmektedir. Mezkûr davaların içerdiği iddialar, olgular ve kanuni noktalar aynı olduğu cihetle her iki dava-da Lefkoşa Kaza Mahkemesinde birleştirilerek dinlenmiş ve neticede davayı dinleyen tam teşekküllü Lefkoşa Kaza Mahkemesi 9.5.1991 tarihinde verdiği karar ile her iki davadaki talebi de reddetmiştir.
Bunun üzerine Avukat Güneş Menteş aynı sıfatla, yani me-rhumenin Tereke İdare Memuru (Ad Litem) sıfatı ile, yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen istinafları dosyalamıştır. Her iki istinafın da aynı olgulardan neşet ettiği, içerdikleri kanuni noktaların müşterek olduğu, ve istinaf sebeplerinin de benzer olması ne-deniyle sözü edilen istinaflar Yargıtayca konsolide edilerek 14.1.1992 tarihinde dinlenmiş ve karar için bilâmüddet ertelenmiştir. İstinaflar her biri birbirine benzer 10 istinaf sebebi içermekle birlikte istinafın Yargıtay önündeki duruşmasında istinaf ed-enin avukatı haklı olarak istinaf sebeplerin 2 başlık altına toplamış ve istinafı o şekilde yürütmüştür. Mezkur avukatın 2 başlık altında toparladığı istinaf sebepleri aynen şöyledir:
1) 51/91 sayılı istinafta, aleyhine istinaf edilen İbrahim Aytan'ın il-gili gayrı menkulü merhumeden hibe yolu ile alırken kendini yâni merhumeyi yanlış etki altında bıraktığı (undue influence), hususunu Lefkoşa Kaza Mahkemesi kabul etmemekle hata etti.
2) Söz konusu gayrı menkulü merhumeden hile (fraud) ile elde ettiğini L-efkoşa Kaza Mahkemesi kabul etmemekle hata etti.
52/91 sayılı İrdelp Soykan ve çocukları aleyhine dosyalanan istinafta ise Nikita köyündeki C 254 kayıt numaralı gayrı menkulü merhumeden oğlu İrdelp Soykan'ın merhumeyi kandırmak sureti ile (fraud) veya mer-humeyi yanlış etki (undue influence) altında bırakarak elde ettiğini ve bilâhare bunu kendi çocuklarına hibe ettiğini Lefkoşa Kaza Mahkemesinin kabul etmemekle hataya düştüğünden yakınılmaktadır. İstinafın duruşamsında Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bu hususlar- ile ilgili olarak hataya düştüğü iddia edilirken, diğer istinaf ihbarnamesinde yer alan istinaf sebepleri ve bilhassa Kaza Mahkemesi önündeki duruşma esnasında verilen şahadet muvacehesinde merhumenin söz konusu hibeleri yaptığı vakit akıl hastalığından m-uzdarip olduğu, dolayısıyle hibelerin geçersiz olduğu iddialarını ve buna yönelik istinaf sebeplerini de istinaf eden taraf, istinafın duruşmasında geri çekmiştir.
İstinafın içerdiği hukuki noktaları incelemezden önce bir hususa değinmeyi faydalı görük ş-öyle ki; Yargıtayın geçmişte bir çok kararında vurguladığı, son olarak da Yargıtay/Hukuk 39/91 (D.19/91) dediği gibi, Kaza Mahkemelerinin bir davada, şahitleri dinettikten sonra yaptığı bulgulara Yargıtay genellikle müdahale etmez meğer ki zabıtlardan apa-çık bir hata görülsün. Takriben 200 sayfayı mütecaviz yapraktan oluşan bu istinafların dosyaları incelendiğinde öyle görülüyor ki Kaza Mahkemesinde iddialı bir duruşma yapılmış ve 16 kişi şahadet vermiştir. Verilen bu şahadetleri Kaza Mahkemesi değerlendir-di ve bir takım bulgular yaptı. Kaza Mahkemesinin yaptığı bulgularda Mahkemenin duruşma esnasında ibraz olunan şahadetler muvacehesinde herhangi bir hata yaptığını müşahade etmedik. Müteveffiyenin istinaf konusu hibeleri yaptığında akıl hatası olmadığına y-önelik Kaza Mahkemesinin bulgusu şahadet ile bağdaşmaktadır. Dolayısı ile istinafın duruşmasında, istinaf edenin avukatının buna matuf istinaf sebepleri üzerinde fuzuli durmayıp, Yargıtayın vaktini boşuna almadığından bu hareketini takdirle karşıladığımızı- belirtmek isteriz.
İstinafın içerdiği kanuni noktalara gelince, bu durum şöyle özetlenebilir: Malûm olduğu gibi K.K.T.C. Mahkemeleri tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 38(d) maddesi uyarınca önündeki bir davaya şamil olması halinde- Nasfet Hukuku (Equity) prensiplerini de uygulamak zorundadır. Bu prensipler arasında "Persumption of Advancement" prensibi de yer almaktadır. Bu istinaflara şamil olarak Nathan's Equity Through The Cases, 4th ed. By O.R. Marshall (1961) sayfa 426'da "Tran-sfer from one to Another" başlığı altında aynen şöyle denmektedir:
"..... If X is the father of Y o stands in loco parentis (patris) to Y, there will be a rebutatable presuption of advancement in favour of Y."
Konuya ilişkin olarak Halsbury's Laws of Eng-land, Fourth Edition, Vol.20, sayfa 5, paragraf 4'de ise aynen şöyle demektedir:
"Prima facie everyone who is sui juris can dispose by way of gift of any property or of any estate or interest in it, to which he is absolutely entitled. It is clear on legal- and equitable principles that a person sui juris acting freely, fairly and with sufficient knowledge ought to have and has the power to make, in a binding and effectual manner, a voluntary gift of any part of his property, whether capable or incapable of -manual delivery, whether in possession or reversion, and howsoever circumstanced."
Önümüzdkei istinafların olgularında sarihtir- ki merhume şikayet ve dava konusu gayrı menkulleri 52/92 sayılı istinafta oğluna, 51/91 sayılı istinafta da torununa hibe etmiştir. Bu gerçekler muvacehesinde hibeyi alan kişiler lehine "Presumption of Advancement" doğmuştur. Nitekim, Halsbury's Laws of E-ngland, Fourth Edition, Vol.23 sayfa 221 paragraf 253'de "presumption in favour of gift" başlığı altında aynen şöyle demektedir:
"As a parent stands in a fiduciary relation towards a child, any quetsion whether a transaction constitutes a gift by a parent- to his child is construed favourably towards the child, and any quetion whether a transaction isto be upheld as a gift y a child to his parent, or is to be set aside as obtained by undue influnece or for any other reason, is construed unfavourably as agai-nst the parent." (underline supplied).
Yukarıda Nathan's Equity's Through The Cases'den alıntı yapılırken "Presumption of Adva-ncement" prensibinin uygulanabilmesi için bunun sınırlarının sadece ebeveyinden onun çocuklarına transfer muamelesinin yapılması ile sınırlı olmadığı ve "Presumption of Advancement" prensibinin bir tapu muamelesinde ilgili gayrı menkulü alan ile ilgili gay-rı menkulü veren arasında "in loco parentis" münasebetlerini de kapsadığına değinmiştik. Kimler "in loco parentis" dır? Bu husus H.G. Hanbury'de (Bak: Modern Equity by H.G. Hanbury, 8th ed sayfa 518) incelenmiştir. Konunun muhim olması hasebi ile sayfa 18'-de "Meaning of 'in loco parentis' " ile ilgili yazıyı aynen aktarmayı uygun gördük:-
"Nothing is ahrder than to lay down wit any precision what circumstances will constitute this relationship. The introduction of a regular legal system of adoption by the- Adoption of Childeren Act, 1926, has theded to diminish the importance of the older cases, but they are still worthy to stody, for it is possible to place oneself in loco parentis to a child whose real parents are alive, without havimg any intention of pr-oeeding to a legal adoption.
In Powys v. Mansfield, Lord Cottenham held that a rich unmarried uncle, taking under his protection the family of his brother, who had not the means of adequately providing for them, and furnishing, through their father, the- means of their maintenance andf education, may be said to put himself, for the purpose in question, in loco parentis to those childeren, though they never left, nor did he intend that they should leave, tehir farther's roof.
In Pym v. Lockyer, a wealthy- grandfather was held to have placed himself in loco parentis to his granschildren, though their father was living."
Bu iktibst-an açıkca görülmektedir ki "Presumption of Advancement" prensibi sadece ebeveyin ile evlât arasındaki muameleler ile sınırlı olmayıp torunları da kapsar. Netice itiabrıyle müteveffiye Şerife İbrahim Arif'in öksüz torunu İbrahim Aytan ve oğlu İrdelp Soykan'-a yaptığı istinaf konusu hibeler ve tapu muamelelerinin, bu kişiler lehine Nasfet Hukukunun öngördüğü ve KKTC Mahkemelerinin de uygulamakla yükümlü olduğu bir "Presumption of Advancement"ın doğduğu sonucuna varmak kaçınılmazdır. Bu kişiler lehine doğan bu -karineyi istinaf eden taraf ortadan kaldırmış mıdır? Tüm zabıtlar incelendiğinde ortadan kaldırılmadığı görülmektedir. Bu açıdan istinaf konusu Kaza Mahkemesi kararını incelediğimizde söz konusu karara müdahalemizi gerektirecek herhangi bir neden veya hata- görmedik. İstinafın duruşması esnasında, istinaf eden tarafın avukatı ebeveyin ile evlât arsında, (aynen avukatın kelimeleri) ile bir "fiduciary relationship" olduğu ve ebeveynin evlâdın etkisi altında kaldığına dair bir karine (presumption) olduğunu iddi-a etmiştir. Halbuki iyi yerleşmiş Nasfet Hukuku prensiplerine göre bu karine istinaf eden tarafın avukatının iddia ettiği gibi olmayıp tam tersidir, yâni ebeveyin evlâda bir koçan çevirirse evlât lehine bir karine (presumption) vardır. Aynı durumda evlâdın- aleyhine ve ebeveynin lehine bir karine yoktur.
Aleyhine istinaf edilen kişilerin merhume Şerife İbrahim Arif Terekesinden haklarına düşecek olan miktarı alırken, veya bu miktar tesbit edilirken istinaf konusu gayrı menkullerinde 'Hotchpot'a getirilip g-etirilmiyeceği bu istinafı ilgilendirmeyen ayrı bir husustur. Biz de kısmen istinafı ilgilendirmediği için o konuda bir şey söylememe yolunu tercih ettik. Bunun yanı sıra merhumenin terekesinin mal varlığının değeri nedir? Terkenin borcu var mıdır? Yok mud-ur? Veraset vergisi ödendi mi? Ödenmedi mi? gibi mühim hususlar bizce meçhul olduğundan bu konuda herhangi bir yorum yapmaktan kaçınmayı da uygun gördük.
Kararımızı noktalamazdan önce Yargıtay kararları arasında yeknesaklık olması gerketiğine inanarak, i-stinafın duruşmasında istinaf eden tarafın üzerinde durmuş olması hasebi ile Yargıtay/Hukuk 16/88 (D.34/88) ile ilgili bir kaç söz söylemeyi de uygun gördük. Mezkûr istinaf bu istinaftan farklı olarak 'Presumption of Advancement' prensibine dayanılarak ver-ilmiş bir karar değildir. Olgusal olarak da 2 istinaf çok farklıdır. Yargıtay/Hukuk 16/88 de malı veren kişi dünyada yegane mal sahibi olduğu ve içinde oturduğu evi de ihtva eden koçanı hibe olarak devretmişti. Halbuki bu meselede müteveffiyenin maldar kiş-i olduğu ve hayatı boyunca zaman zaman tüm varislerine hibeler yaptığını kararımızın başında da vurgulamıştık. A fortiori, bu meselde müteveffiye hayatta iken tasarruf edip bilfiil kullandığı gayrı menkulleri hibe etmemiştir. Olgusal durum böyle olmasaydı -durum değişebilirdi. Nitekim, Halsbury's Laws of England, 3 rd ed. Vol.17, paragraph 1299 da 'Transaction by aged or infirm pesons' başlığı altına aynen şöyle denmektedir:
"There is no presumption of imposition or fraud merely because a donor is old or of- weak charater; but where and illiterate or an aged an infirm person purports to give all his property to another ..... the court must be satisfied that he knew what he was doing before the gift will be enforced." (underline supplied).
Yukarıdakilerden a-nlaşılabileceği gibi istinaf eden taraf, istinaflarında muvaffak olmamıştır ve Lefkoşa Kaza Mahkemesinin istinaf konusu kararına müdahale etmemiz gerektiğine ikna olunmadık. Netice olarak istinaf reddolunur.
İstinaf masraflarına gelince meselenin tüm ahv-al ve şeraiti göz önünde bulundurarak bu konuda herhangi bir emri vermemeyi uygun gçrdük.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç - Yargıç
21 Şubat 1992
Full & Egal Universal Law Academy