- Yargıtay/Hukuk 5/78
(Dava No. 349/77; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin
Salâhi-.
İstinaf eden: Mustafa Gümüş, Karşıyaka, Girne.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Olgun Durmuş, Karşıyaka, Girne
(Davacı)
- a r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Mustafa Güryel.
Aleyhine istinaf edilen namına: Tevfik Mut, Derviş Akter tarafından.
Gıyaben verilen hükmün iptali - Gıyaben verilen hükmün iptal
süresinin uzatılmas-ını İlk Mahkemenin reddi - Hukuk Muhakemeleri
Usulü Tüzüğü E.33, n.5'te öngörülen 15 günlük süre geçirilmiş
olduğundan öncelikle sürenin uzatılması için Davalı tarafından
istida yapılması - İstidanın 1 ay 22 gün gecikmeyle yapılması ve
yemin va-rakasında bu gecikmeyi haklı kılacak bir neden
gösterilmemesi.
Sûreuzatma istidaları - Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 57 nizam
2 - Bu emir ve nizama göre Mahkemelerin Tüzükte varolan süreleri
uzatma ve kısaltma yetkisi olması - Davalının g-ıyabında verilen
hükmün iptali için Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.33 n.5'te
öngörülen 15 günlük süre geçirildiğinden sürenin uzatılması için
istida - İlk Mahkemece istidanın reddi Yargıtayın yemin varakasında
süre uzatımını haklı kılacak "m-akul veya tatminkâr" neden bir yana
hiçbir neden gösterilmediğinden İlk Mahkeme kararını onaylaması.
Hukuk Usulû - Davalının gıyabında verilen hükmün 15 günlük iptal etme
süresinin uzatılması müracaatı - Müracaatın İlk Mahkemece reddi -
Gıyabi hü-kmün iptali süresinin uzatılması ile istinaf etme
süresinin uzatılması arasında fark olup olmaması - Yargıtayın
müracaata (istidaya) ekli yemin varakasında sürenin niçin
geçirildiğine ilişkin açıklama bulunmadığından İlk Mahkemenin adli
takdiri-ni yanlış kullanmadığı kanaatine varması.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü - Tüzüğün E.33 ve n.5 ile Emir 57
nizam 2 ve 5'i - İngiliz Mahkemeler Nizamatı 0.64 r.7 ve 064 r.7'
den bilâhare alınıp düzenlenen O. 3 r. S' in aynısı olması ve
Mahkemeler-e süre uzatma ve kısaltma yetkisi vermesi - E.33 n.5'teki
15 günlük gıyaben verilen hükmün iptal etme süresi ge-
çirildiğinden Davalının süreyi uzatma müracaatı.
OLAY: Davacı haksız kazanç sağladığı gerekçesiyle Davalıdan 1500TL
talep etti.
- Duruşma günü Davalı Mahkemeye gelmediğinden dava ispat için
başka güne ertelendi. Ertelendiği günde Davacı şahadet verip
davasını ispat etti ve Mahkeme de talep ettiği şekilde Davacı
lehine hüküm verdi.
Davalı hükümden 19 gün sonra haberda-r oldu ve avukatına gıyaben
verilen hükmün iptali için talimat verdi. Hukuk Muhakemeleri Usulü
Tüzüğü E.33 n.5'in öngördüğü 15 günlük süre geçirildiği için Davalı
avukatı öncelikle bu sürenin uzatılmasını talep etti. İlk Mahkeme
Davalı avukatın-ın bu talebini uygun görmeyerek reddetti.
Davalı İlk Mahkemenin ret kararının hatalı olduğunu öne sürerek
istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, çoğunluk kararında süre uzatmalarda takdir
yetkilerini hukuk ilkelerine uygun olarak makul ve ikna e-dici bir
nedenin bulunması halinde kullanmaları gerektiğini belirtti.
Davalının gıyabında verilen bir hükmün iptali için müracaatın makul
bir süre içinde yapılması, Davalının hükmü öğrendiği andan itibaren
harekete geçmesi ve karşı tarafa adale-tsizlik olmaması gerektiğini
vurgulayan çoğunluk kararı bu olayda Davalının hükmü öğrendikten 1
ay 22 gün sonra harekete geçtiğini ve yemin varakasında sürenin
niçin geçirildiğini açıklayan bir izahat bulunmadığını dikkate aldı
ve İlk Mahkemeni-n ret kararı vermekle adli takdirini yanlış
kullanmadığı sonucuna vardı.
Azınlık kararı ise Davalının tebliğin hatalı olduğunu iddia
ettiğini, sürenin hangi nedenlerle geçirildiği hususunda kâfi ve
makul mazaretler ileri sürdüğünü bu tür ist-idalarda ana ilkenin
taraflara haksızlık yapılmaması olduğunu belirtti ve Davalının
haksızlığa uğramasını önlemek için istinafın kabul edilmesi
gerektiği sonucuna vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Aysel Cahit, babası ve en yakın arkad-aşı Cahit Hilmi vasıtası ile
Salâhi Kâzım ve diğerleri arasında Yargıtay/Hukuk 10/75 sayfa 3.
2- Edwards v. Edwards (1967) 2 All E.R. s.1032.
Georgios Christofi v. Polyvios Socratous (1963) 2 C.L.R. s.71.
Aredi Pavlu and Another v. George P. Kokoyianni-s and others
(1963) 2 C.L.R. s.405.
Schafer v. Blyth (1920) 3 K.B. s.143.
6- Atwood v. Chihester 3 Q.B.D. s.723.
7- Ratman v. Cumarasamy (1965) 1 W.L.R. s.8.
8- Stavros Lauka.ises and Co. Ltd. of Nicosia v. Principal Officer for
Land Registration for -district of Nicosia 16 C.L.R. s.108.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar
Supreme Court Practice (1973) Volume 1 sayfa 16 (0.64- r.7 ve O. 3
r. 5.)
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan: Bu istinafta ilk hükmü Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu: Davacı, Girne Kaza Mahkemesinde davalı aleyhine ikame ettiğı 349 77 sayılı bir dava ile d-avalının haksız kazanç sağladığı gerekçesiyle davalıdan 1500'TL talep etti. Davanın ilk duruşması 7 Ekim 1977'ye tayin edildi. O gün davalı Mahkemede bulunmadı ve davanın isbatı 20.10.1977 tarihine ertelendi. 20.10.1977' de davacı şahadet verip davasını is-bat etti ve Mahkeme de talep ettiği şekilde lehine hüküm verdi.
Davalı gıyabında ve aleyhine verilen sözü edilen hükümden 9.11.1977'de haberdar oldu ve hükmün iptal edilmesini sağlamak için avukatına talimat verdi. Emir 33 nizam 5'in öngördüğü 15 gün-lük süre geçtiği için davalı ilkin sözü edilen sürenin uzatılması için Mahkemeye 3.1.1978' de müracaatta bulundu. 6.1.1978' de müracaatı dinleyen Mahkeme 10.1.1978'de verdiği kararla müracaatı reddetti. Önümüzdeki istinaf işbu ret kararındandır.
Emir- 57 nizam 2 mahkemelere nizamlar altında konulan süreleri uzatma veya kısaltma yetkisi vermektedir. Bu hususta Yargıtay/Hukuk 10/75 Yeşilırmaklı Aysel Cahit, babası ve en yakın arkadaşı Cahit Hilmi vasıtası ile Salâhi Kâzım ve diğerleri arasında, Yargıtay,- hükmünün 3. sayfasında şöyle dedi:
"Mahkeme kendisine verilen uzatma yetkisini kullanırken, bir
takdir hakkına sahiptir. Ancak işbu takdir hakkını kullanırken
hukuk ilkelerine uyarak kullanması gerekir. Herhangi bir kanuni
veya- nizamnamede belirtilen bir müddetin uzatılması için makul
sebeplerin varolması ve bu hususta Mahkemenin tatmin edilmesi
gerekir. Herhangi bir meselede makul ve ikna edici sebep yoksa,
herhangi bir sürenin Mahkeme tarafından uzatılmaması ger-ekir.
Çünkü kanun ve kanun gereğince yapılan nizamların esas amacı bu
gibi kanun ve nizamlarda belirtilen zamana uyulmasıdır.
Uyulmadığı takdirde zararı uymayan taraf çeker. Kanun veya
nizamnamelerde belirtilen süreye uyulmaması için ma-kul ve geçerli
sebep varsa, Mahkemeler takdir hakkını kullanarak belirtilen
süreyi makul bir müddet için uzatabilirler."
Daha sonra Yargıtay Edwards v. Edwards (1967) 2 All E.R. 1032 ,
Georgios Christofi v. Palyvios Socratous 1963) 2 C.L.R.- 71 ve Aredi and Another v. George P. Kakoyiannis and Others davalarından
pasajlar iktibas etti.
Sürenin uzatılması için yapılan istidaya ekli yemin varakasında müstenif, aleyhine verilen hükmün 9.11.1977'de bilgisine geldiğini beyan etmiş fakat isti-dasını niçin 3.1.1978'den evvel dosyalamadığını, aradan geçen 1 ay 22 günlük süreyi niçin geçirdiğini yemin varakasında herhangi bir gerekçeye dayandırmamıştır. Yargıtayın sözü edilen 10/75 sayılı davasında sayfa 5'de dediği gibi "istinaf edebilme süresini-n uzatılmasını sağlamak için gereken emrin verilebilmesi gecikmenin makul ve tatminkâr bir şekilde izahına bağlıdır." Bu meselede aleyhine verilen gıyabi hükmün bilgisine geldikten sonra müracaatını 1 ay 22 gün geciktirmesini haklı kılacak veya "makul ve t-atminkâr" bir neden bir yana, herhangi bir neden müstenifin yemin varakasında görülmemektedir. Bu durumda İlk Mahkeme yargıcının adli takdirini kullanırken hataya düştüğü söylenemez.
Netice itibarıyle istinafın reddolunması ve istinaf masraflarının m-üstenif tarafından ödenmesi taraftarıyım.
N. Ergin Salâhi: Önümüzdeki meselede, müstenif davalı gıyabında aleyhine 20.10.1977 tarihinde hüküm verilmişti. Davalı 3.1.1978 tarihinde müracaatta bulunarak E.33 n.5'in öngördüğü 15 günlük süreyi geçirdiğini bey-anla davanın iptali için bu öngörülen müracaat süresinin uzatılmasını talep etmişti. Mahkeme 6.1.1978 tarihinde müracaatı dinledikten sonra temdit talebini reddetmiştir. Önümüzdeki istinaf sebebi bu ret kararındandır.
Kıbrıs Mahkemeler Nizamatı E.57 -n.2 altında Mahkemenin, tesbit edilen süreleri, takdir hakkını kullanarak uzatma yetkisi vardır. Ancak Mahkeme takdir yetkisini kullanırken yerleşmiş hukuk ilkelerine uyarak cari prensipleri gözönünde tutması gerekir.
Doğru bir yargıya varabilmek için bu k-onu üzerindeki mevzuatı incelemek yerinde olur.
Kıbrıs Mahkemeler Nizamatı E.57 n.2 İngiltere Mahkemeler Nizamatı 0.64 r.7 ile bilâhare düzenlenen ve 0.64 r.7'den alınan 0.3 r.5'in aynısıdır. 1973 The Supreme Court Practice Volume 1 s.16'da ilgili ni-zamatın amaçlarını açıklayan kısımda şöyle denmektedir:
"The object of the rule is to give the Court a discretion to
extend time with a view to the avoidance of injustice to the
parties. . . . . . . . " When an irreparable mischief wou-ld be
done by acceding to a tardy application, it being a departure
from the ordinary practice, the person who has failed to act
within the proper time ought to be the sufferer, but in other
cases the objection of lateness ought not to- be listened to and
any injury caused by delay may be compensated for by the payment
of costs."
Bu prensipler Schafter v. Blyth (1920) 3 K.B. p.143 il-e oldukça eski bir dava olan Atwood v. Chihester 3 .B.D. .723'de vazedilmiştir. Genel mahiyette olan bu prensipler taraflardan birisine tamiri imkânsız haksızlık olmaması halinde umumiyetle talep edilen uzatma süresinin verilebileceği görüşlerini ileri sür-mekte ve esas ilke olarak haksızlık olmaması düşüncesinden hareketle Mahkemenin yetkisini kullanmasını öngörmektedir.
Umumiyetle gıyabında hüküm verilen bir davalının, kararı iptal için talep ettiği mehil istidası, makul sayılabilecek bir zamanaşımı -içerisinde yapılmış, öğrenildiği andan itibaren harekete geçilmiş ve karşı tarafa adaletsizlik olmayacaksa verilmesi gerekir. Tabiatı ile her meselede davanın kendine has olgularını gözönünde tutarak hareket etmek gerekir.
Diğer yönden istinaf etme s-üresini geçirenler ve uzatma talebinde bulunanlar için durum oldukça farklıdır ve konuya bu açıdan bakarak bir ayırım yapmak gerekir.
Yine The Supreme Court Practice 1973 s.16'da az önce iktibas edilen aynı paragrafın sonunda şöyle denmektedir:
- "On the other hand application to enlarge the time for an
appeal when the litigant has had his trial and lost, will not
generally be granted unless there is material on which the court
can exercise its discretion."
İstinaf süresi-ni geçirenler ve uzatma talebinde bulunanlar için görülebileceği gibi durum farklıdır. Gıyaben aleyhlerine hüküm verilenler ve verilen hükmün iptali için nizamların öngördüğü süreyi de uzatma talebinde bulunanlar için nisbeten daha az katı davranılması ger-ekir. Bu durumda süre uzatma istidalarını tezekkür ederken ne maksatla talep edildiği hususu da gözönünde tutulmalıdır.
Ratman v. Curmarasam (1965) 1 W.L.R. s.8 davasında; Atwod v. Chichester davasının yukarıda iktibas edilen genel prensiplerini eleş-tiren Lord Guest bu prensiplerin gıyaben hüküm verilenlerin süreyi uzatma talebi hususundaki istidaların da geçerli olduğunu kabul etmekle beraber istinaf süresi uzatma taleplerinde geçerli olmadığını ileri sürerek bir ayırım yapmakta ve şöyle demektedir:
-
"The principle for which the appellant's counsel contended
was that the application should be granted unless to do otherwise
would result in irreparable mischief. This was said to be
extracted from the judgment of BRAMWELL, L.J., -in Atwood v.
Chichester (4), when he said;
"When sitting at chambers I have often heard it argued
that when irreparable mischief would be done by acceding to
a tardy application, it being a departure from the ordina-ry
practice, the person who has failed to act within the proper
time ought to be the sufferer, but that in other cases the
objection of lateness ought not to be listened to, and any
injury caused by the delay may be -compensated for by the
payment of costs. This I think a correct view."
Their lordships note that these observations were made in
reference to a case where the application was to set aside a
judgment by default, which is on a -different basis from an
application to extend the time for appealing. In the one case the
litigant has had no trial at all; in the other he has had a trial
and lost. Their lordships do not regard these observations as of
general applica-tion."
Konu üzerinde Kıbrıs içtihat kararları da mevcuttur. Örneğin Yargıtay/Hukuk 10/75, Georghios Chistofi v. Polivis So-cratous 81963) 2 C.L.R. 71. Aredi Pavlou and Anather v. George P. Kakoyanni and cosia v. Principal Officer for Land Registration for district of Nicosia 26 C.L.R. 103 s.108.
Ancak bu davaların tümü de istinaf süresinin uzatılması ile ilgilidir ve önü-müzdeki meseleye uygulanması doğru değildir kanaatindeyim.
Meselenin hakikatlerine göz attığımızda davalının aleyhine hüküm 20.10.1977'de verilmişti ve E.33 n.5'in öngördüğü 15 günlük süre 4.11.1977' de dolmakta idi. Davalı müstenif 9.11.1977 tarihli- yemin varakasında diğer şeyler meyanında kendisine davanın tebliğatının yapılmadığını, baldızı diye tebliğatın başka birisine yapıldığını, hakikatte böyle bir baldızı bulunmadığını ve davadan bihaber olduğunu, davayı ve neticesini 9.11.1977'de rastgele öğ-rendiğirıi ileri sürmektedir. Bu hususta bilâhare istidanın duruşmasında şahadet de vermiştir. Yine müstediye göre öğrendiği gün derhal avukatırıa müracaat ederek gerekli işlemleri yapmak için kendisine talimat vermiş ve aynı gün istidaya ilişik yemin vara-kasını imzalamıştır. Avukat istidayı 3.1.1978 tarihinde Mahkemeye dosyalamıştır. Yemin tanzim edildiği tarih ile istidanın dosyalandığı gün arasında geçen 1 ay 22 günlük sürenin izahatı verilmemiştir. Kanaatımca bunun izahatı davalı tarafından değil de avu-katı tarafından verilebilirdi. Davalı karar tarihinden sonra geçen esas 15 günlük sürenin ne sebeple geçirildiği hususunda kâfi ve gayet makul mazaretler ileri sürmüştür. Bu nedenle yemin varakasının tanzimi ile istidayı dosyalama tarihi arasında geçen ve -pek uzun olmayan süreye yeterinden fazla ağırlık vermek doğru değildir kanaatindeyim.
İstidayı dinleyen Alt Mahkeme Yargıcı celbnamenin davalıya kanuni şekilde veya ahar surette tebliğ edilmediği hususunun hükmün iptali ile ilgili olduğunu ileri süre-rek bunu müstedinin mehil talebi için bir mesnet veya mazaret olarak kabul etmemiştir. Halbuki aşikâr olarak görülebileceği gibi davalı müstenif neticeyi öğrendiği zaman E.33 ,n.5 altındaki süre dolmuştu ve ileri sürdüğü bu mazaretler kanaatımca davanın ip-tali için geçerli olabileceği gibi mühlet talebi için de geçerli olması ve gözönünde tutulması gerekirdi. Bu hususların Alt Mahkeme Yargıcı tarafından süre talebi için nazarı itibare alınmadığı görülmektedir.
Bu gibi istidalarda, yukarıda değindiğim -gibi esas arıa ilke istidanın kabulü veya reddi neticesinde taraflara yapılacak haksızlıktır. Karşı tarafa yapılacak haksızlık istida dinlenirken hiç konu edilmemiş olup Alt Mahkemenin bu hususta herhangi bir bulgusu yoktur. Bütün olgular ve ileri sürülen -mazaretler değerlendirildiğinde kanaatımca bilhassa davalıya yapılacak haksızlık da göz önünde tutularak talep edilen süre temdidinin verilmesi gerekirdi.
Kanaatımca Alt Mahkeme istidayı dinlerken gereken titizliği göstermemiş, olguları lâyıkı ile inceleme-miş ve takdir yetkisini kullanırken bunu lâyıkı ile değerlendirmeden kullanmıştır.
Netice olarak istinafın masraflarla kabul edilmesi gerekir kanısındayım.
Ülfet Emin, Başkan: Yargıç Sayın Salih S. Dayıoğlu'nun verdiği hükümle hemfikirim.
Sonu-ç olarak istinaf oyçokluğu ile reddolunur. Masrafların istinaf eden tarafından ödenmesi emrolunur.
(Ülfet Emin) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç Yargıç
25 Nisan, 1978
-
Full & Egal Universal Law Academy