-D.10/81 Yargıtay/Hukuk 5/81
(Dava No.lO52/79 Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay
İstinaf eden: Türk Bankası Ltd.
-ile -
Aleyhine istinaf edilen: Kemal Birgen
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza
Aleyhine istinaf edilen namına: A.M.Berberoğlu
Ek ve munzam tafsilat talebi - Sivil Mahkeme Nizamatı E.19 n.6 -ve 7 - Müdafaa vermeden önce bir mektupla karşı taraftan ek tafsilat istenmesi - Tafsilatın hangi hallerde istenebileceği - Mahkeme Nizamatı E.19 n.8 ve E.19 n.6 - Tafsilât talep edebilmek için müdafaanın hazırlanmaında tafsilatın lûzumlu olması veya özel -bir neden bulunması gereği.
Hukuk Usulû - E.19 n.6 layihalar hakkında ek tafsilat talep etme E.19 n.7 tafsilat talebi yapılmadan önce mektupla karşı taraftan ek tafsilat istenmesi - E.19 n.8 müdafaa verilmeden önce hangi hallerde ek tafsilat istenebileceğ-i.
Müdafaadan önce talep edilen ek ,tafsilatın verilmesine ilişkin prensipler - E.19 n.4 kapsamına girerı esasa ilişkin olgunun talep takririnde yer almaması ve Davalının E.19 n.6 altında ek tafsilat talebinde bulunması halinde ek tafsilat için emir veril-mesi.
OLAY: Davalı Davacıya bir mektup göndererek müdafaasını hazırlaması için gerekli olduğunu öne sürdüğü ek tafsilat talep etti ve tafsilatın verilmemesi üzerine bunu talep eden bir istida dosyaladı. İlk Mahkeme istenen tafsilatın müdafaanın hazırlanma-sı için elzem olmadığı sonucuna vararak istidayı reddetti. Davalı red kararı aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay dava korıusu ile ilgili hukuki durumu inceledi ve Hukuk İstinaf 3/75'e atıfta bulundu.
Davalının talep ettiği tafsilatı inceleyen Yargıtay -bu tafsilatın bir bölümünün esasa müteallik olduğunu talep takririnde
yer almamasının Davalının müdafaasının hazırlanmasını zorlaştırdığını belirtti. Talep takririndeki bazı iddiaların ise muğlak olduğunu dikkate alan Yargıtay bu hususlarda tafsilat verilm-esinin uygun olacağı kanısına vardı. Davalının talep ettiği diğer bir kısım tafsilatın ise teferruatla ilgili olduğunu göz önünde bulunduran Yargıtay bunlarla ilgili talebi reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Bruce v. Oldhams Press Ltd.l All E-.R. (1936) sayfa 295.
Spedding v. Fritzpatrick 38 Ch. D. p.413-414. 3- Philips v. Philips 4 Q.B.D. p.l38-139.
4- Turquand v. Farron (1879) 48 L.J.Q.B. s.704.
5- Monk v. Redwing (1942) 1 All E.R. s.l36.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Annual Pra-ctice 1963 s.471.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Müstenif 25.4.1980 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosya adığı bir istida ile aşağıda gösterilen ek veya mütemmim tafsilât verilmesi talebinde bulunmuştur:
"a)I'inci paragrafında belirtilen hizmet akdi- ve/veya sözlü ve/ veya yazılı hizmet mukavelesinin tam muhteviyatı ve/veya koşulları ve/veya tafsilâtı;
b)5'inci paragrafta belirtilen Emekli Sandığı ile ilgili hükümler ve/veya koşullar ve/veya kurallar ve/veya mezkûr Emekli Sandığının neden ve/veya nas-ıl ihdas edildiği ve/veya hangi şartlara bağlı olduğu;
9'uncu paragrafında belirtilen hizmet akdinin yazılı ve/veya sözlü mü olduğu, tarihi, nerede yapıldığı ve/veya Davalı adına kim ve/veya kimlerle yapıldığı, muhteviyatı ve/veya koşulları ve/veya tafsil-âtı;
9(b) paragrafına atfen Davalının Davacıya göndermesi gerekli ihbarın 6 aylık, 3 aylık ve/veya 1 aylık mı yoksa ne süreli olması gerektiği;
e) 10'uncu paragrafında belirtilen 'Bankacılıkta yerleşmiş' usulün ve/veya teammüllerin muhteviyatı, koşulları-, tafsilatı ve/veya neler olduğu;
f) 12'ci paragrafına atfen, Davacının ek tedbir olarak Ali Korun'un Bankaya ne zaman davet ederek kendisinden izahat
ve bilgi istediği, bunu yazılı mı yoksa sözlü olarak mı yaptığı
ve bu rnünasebetle Davacı- ile Ali Korun arasında teati edilen
yazıların muhteviyatı ve/veya Davacı ile Ali Korun arasında
geçen konuşmaların muhteviyatı."
Müstenif böyle bir istida dosyalamadan önce 15.4.3980 tarihinde davacılara bir mektup göndererek bu tafsîlâtı- talep etmiş ancak verilmemiş ve 18.4.1980 tarihinde davacılar talap takriri mucibince hüküm almak için mahkemeye müracaat etmişlerdir. Müstenif de yukarıda tarihi verilen konu istidayı dosyalayarak müdafaanın hazırlanması için gerekli olduğunu iddia ettiğ-i tafsilâtı talep etmiştir.
İstidayı dinleyen bidayet mahkemesi tüm tafsilât taleplerini ayrı ayrı ve farklı nedenlerle reddetmiştir. İstinaf bu red kararından yapılmakta ve aşağıdaki 5 istinaf sebebini içermektedir:
"l.Muhterem Mahkeme, istidanın (a) v-e (c) paragraflarında
istenen tafsilât ve hususların Talep Takririnde değil de Mü-
dafaada yer alması gereken gerekli hususlar olduğu ve/veya
E.19, n.4'ün kapsamına giren olgular veya tafsilât olmadığı
cihetle Müdafaanın dosyalanmasından önce isten-mesinin
Müdafaanın hazırlanması için elzem (materiai facts) olgular
olmadığı kanaatına varmakla ve/veya ancak Müdafaa dosya-
landıktan sonra istenebileceğine karar vermekle hata etmiş-
tir; Muhterem Mahkeme, keza, Hukuk/İstinaf 3/75'teki
ilkeleri- yanlış değerlendirdi ve/veya uyguladı.
2.Muhterem Mahkeme, istidanın (d) paragrafında istenilen
tafsilâtın hukuki bir husus olduğu kanaatına varmakla ve/
veya Müdafaanın hazırlanmasına hiçbir engel teşkil etmediğine
karar vermekle hata etmişt-ir:
3.Muhterem Mahkeme, istidanın (e) ve (f) bendinde istenilen-
lerin Müdafaanın hazırlanması için lûzumlu ' material facts'
olmayıp şahadet ile ilgili hususlar olduğu kanaatına varmak-
la ve/veya bu nedenle talebin uygun olmadığına karar ver-
m-ekle hata etmiştir; Muhterem Mahkeme; keza, Mouk v.
Redwing davasındaki ilkeleri yanlış değerlendirdi ve/veya
uyguladı; Muhterem Mahkeme, ayrıca, Talep Takririndeki
sürelere yanlış mana verdi.
4.Muhterem Mahkeme, istidanın (b) bendinde istenilen ta-fsilâtın verilmesini, Müstedaaleyhin bu hususları bilmediği iddiasına binaen emretmemekle hata etmiştir.
5.Muhterem Mahkeme, huzurunda yapılan iddialar muvacehesinde, istidada talep edilen mütemmin tafsilâtın tümünün verilmesini emretmemekle hata etmişti-r."
Yukarıda görüldüğü gibi istinaf ayrı ayrı talep edilen tafsilâtın verilmesinin bidayet mahkemesinde reddedilmesine karşı yapılmıştır. Bu istinaf sebeblerini ele almadan önce konu üzerindeki hukuki durumu incelemek yerinde olur.
Müstenif istidasında S-ivil Mahkeme Nizamatı E.19 n.6 ve 7 ile, E.48 n.4'e dayandırmıştır. E.19 n.6 tarafların verdikleri lâyihalar hakkında ek ve munzam tafsilât talep etmekle ilgilidir. E.19 n.7 ise böyle bir tafsilât talebinin yapılmazdan önce talep eden tarafın bir mektupla -karşı taraftan bu tafsilâtı istemesini öngörmektedir. Önümüzdeki meselede müstenif müdafaasını vermeden önce karşı taraftan tafsilât istemiş ve istediği tafsilâtı da istinaf konusu istida'dan önce bir mektupla karşı taraftan isteme yönüne gitmiştir. Müdafa-a lâyihası verilmeden önce davalı tarafından ne gibi hallerde tafsilât istenebileceğini içeren emir ise E.19 n.8 olup aşağıda görüldüğü gibidir:
"8. Particulars of a claim shall not be ordered under rule 6 of this order to be delivered before defence unle-ss the Court or Judge shall be of opinion that they are necessary or desirabie to enabie the defendant to plead or ought for any other special reason to be so delivered."
Bu nizam İngiliz Nizamatı E.19 n7(B)'den alınmıştır. İngiliz Nizamatının evveliyatın-a baktığımızda, Şubat 1919 tarihine kadar, Ek ve munzam tasilât ile ilgili, E.19 n.7'den başka bir nizam mevcut değildi. Şubat 1919'da geçirilen ve Kıbrıs nizamatına bilâhare 0.19 r.8 olarak ilâve edilen Ingiliz Nizamatı 0.19 r.7(b) hakikatte 0.19 r.7'ye (-Kıbrıs muadili n.6'dır) müdafaadan önce talep edilen tafsilât hakkında bir nevi kısıtlama getirilmiştir. Bu amaç nizamın içeriğinde görüldüğü gibi Annual Practice 1963 sayfa 471'de nizamın amaç kısmında da açıklıkla şu şekilde izah edilmektedir:
"To preve-nt Delay . - This rule was added to prevent applications for particulars being employed to gain time for defence."
Nizam 6 altında, müdafaadan önce talep edilecek tâfsilâtın verilmesi, mahkemenin takdirine bağlı olarak, müdafaanın verilebilmesi için, tafs-ilâtın lüzumlu olması gibi münasip hallere veya başka bir hususi sebebin mevcudiyetine bağlanmıştır.
Ancak E.19 n.4 kapsamına giren ve davanın esasına inen olgu (material facts) talep takririnde yer almamış ise durum farklıdır. Davalı ya E.27 n.3 altında -strike off için bir müracaat eder veya E.19 n.6 altında tafsilât isteyebilir, bu durumda mahkemenin E.19 n.7(B) altındaki takdir yetkisi yoktur.
Bu hususta Bruce v. Oldhams Press Ltd. 1 All E.R. 1936 sayfa 295'de Scott L.J. şöyle demektedir:
"In the pres-ent case, if it be assumed that the words cantained in para.3 of the statement of claim "published of the plaintiff" are an insufficient statement of material facts within rule 4, the defendants mihgt have applied under R.S.G. Ord. XXV, r.4, to strike out -the statement of claim as disclosing no cause of action, to take a middle course by applying under R.S.C. Ord XIX, r.7, for "a further and better statement of the nature of the claim," and in either case would have been entitled as of right to the order as- asked. But plaintiffs are so often in practice allowed to cure an ommision to state some "material fact" in the statement of clain-; by delivering particulars, that the fact that the defendants here asked for particulars instead of adopting either of the -above twa courses ought not to be prejudice their rights; it does not covert an issue of right into a mere exercise of discretion."
-Ancak birçok hallerde 0.19 r.4 kapsamına giren esasa müteallik olgular (material facts) ile n.6 kapsamına giren tafsilât arasında ayırım yapmak çok güçtür Yine aynı kararda sayfa 293-294'de şöyle denmektedir:
"The determination of the appeal, which was we-ll argued on both sides, involves a careful consideration of R.S.C. Ord. XIX and especially of the true meaning of "statements of material facts" under rule 4 and of "particulars" under rulo 6. That order draws no express line of demarcation between the tw-o, and I am not sure that in some of the judgments in the reported cases the distinction between the two has always been kept as celar as is desirablo; but that there is a radical distinction is beyond question, and none the less so that in eases near the -dividing line there is a penumbra where the twn may and often do overlap, just as between night and day thera is a zone of doubt which we eall dusk."
Genellikle ne gibi tafsilâtın verilmesi lâzım geldiği Annual Practice 1963 Vol.l sayfa 458'de şöyle izah -edilmektedir:
"In every pleading a certain amount of deatil is necessary to ensure clearness, and to prevent "surprise" at the trial. Each party must state his case with precision; otherwise his opponent will not know for certain what is the real point in- dispute, and therefore will not be able to properly prepare his evidence for the trial."
.................................................................
"What particulars are to be stated must depend on the facts of each case. But in my opinion it -is absolıutely essential that the pleading not to be embarrassing to the defendants, should state those facts which will put the defendants on their guard and tell them what they will have to meet when the case comes on for trial."
Spedding v. Fritzpatri-ck 38 Ch.D. P.413-414'de şöyle denmektedir:
"The object of particulars is to enable the party asking far them to know what case he has to meet at the trial, but under the present syctem it is our duty to see that a party so states his case that his oFıpoı-ıont will not be taken by surprise. The order therefore will stand with the alterations I have mentioned."
Philips v. Philips 4 Q.B.. P.138-139'da şöyle denmektedir:
"The plaintiff must state the facts which are matorial for the purpose of enabling tlı.-e defendant to go to trial, knowing what the issue 12e really has to meet is, and what is the question between him and the plaintiff, so that he may not be zhere taken by surprise, and the real question between the parties fail to be decided in consequence- of insufficient allegations of the plaintiff. The statement of claim, of necessity, must set out all the facts material to prevent the defendant being taken by sıtrprise, because it is the first pleading, and that which ought to be referred to for the pur-pose of seeing whether there is a eause of action.
What particulars are to be stated must dopend on the facts of each case. But in my opinion it is absolutely essential that the pleading, nnt to be embarrassing to the defendants, should state thoss facts -which will put the defendants on their guard and tell them what they have to meet when the case comes on for trial."
Kıbrıs içt-ihatlarına bakıldığında ise, özellikle atıfta bulunulan Hukuk istinaf 3/ı5'te esasa ilişkin algular (material facts) ve esasa ilişkin tafsilâtın ayırımı ve nitelikleri uzun boylu eleştirilerek karara bağlanmıştır.
Yukarıda atıfta bulunduğumuz tafsilat (pa-rticulars) ile ilgili genel prensiler, mahkemelere, talep edilen tafsilâtın önemini takdir etmede ve potkilerini kullanmada yardımcı olabilir. Ancak, müdafaadan önce tafsilât talep edilmesi halinde mahkemelerin talep edilen tafsilâtın önemini ve davaya ola-n otkisini gözönünde tutmaları ve takdir yetkilerini kullanırken E.19 n.8'in ruhuna sadık kalmaları gerekir.
Bruce v. Oldhams 1 All E.R. 1936 p.290 davasında Greer L.J. müdafaadan önce talep edilen tafsilat hususunda şu görüşü belirtmektedir:
"Mr. Field a-lso eontended that in any event the particulars ought not to have been ordered before defence, and he cited in support of this contention R.S.C. Ord. XIX, r.7(b), but in my judgment the particulars of clainı ordered by the Master are necessary or desirable- to enable the defendants to plead or to enable them to decide how to plead; they may have to decide whether they ought to deny the claim entirely, put in a complete defence to the claim, or whether they should admit and apologise and if so advised pay mon-ey into court. I think the agrument based on R.S.C. Ord. XIX r.7(b) also fails."
Müdafaadan önce talep edilen tafsilâtın verilm-esine emir verilip verilmeyeceğine ilişkin prensipler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
E.19 ız.4 kapsamına giren esasa ilişkin olgu (material facts) talep takririnde yer almamış ve davalı E.27 n.3 altında strike off için bir müracaat yapmayarak E.1.9 n.6 -altında tafsilât talep etme yönünü seçmiş ise talep edilen tafsilâtın verilmesine emir verilmesi gerekir. Esasen bu durumda n.6 altında istenen tafsilât esasa ilişkin olgudur.
Müdafaadan önce talep edilen tafsilât E.19 n.4 veya E.19 n.6 kapsamına girip gi-rmeyeceği hususunda ayırım yapılamayacak derecede hudut olan meselelerde, mahkemelerin takdir yetkilerini kullanarak bıı gibi tafsilâtın müdafaadan önce verilmesine karar vermeleri daha doğru bir hareket olur.
Tamamen E.19 n.6 kapsamına giren tafsilâtın m-üdafaadan önce istenmesi halinde böyle bir talebin olumlu karşılanması için, n.8'in içeriğinde belirlendiği gibi davalının müdafaasını vermesi için gerekli olan tafsilâtın talep takririnde mevcut olmaması, davacının talebinin ne olduğunu belirleyecek yeter-li tafsilatın mevcut olmaması veya sair özel sebeplerin bulunmamasına bağlıdır.
Yukarıda belirlenen yasal durum ışığında önümüzdeki istinaf sebeplerini ele aldığımızda; Müstenif istidanın (a) ve (c) paragraflarında talep ettiği tafsilâtın E.19 n.4 kapsamı-na giren olgular olduğunıı, bidayet mahkemesi bu yönde değerlendirme yapmamakla hata ettiğini ve/veya 3/75 sayılı Hukuk İstinaf ilkelerini yanlış değelendirerek bu tafsilâtın müdafaadan sonra verilmesine karar vermekle hata ettiğini ileri sürmüştür. Hukuk -istinaf 3/75'de önümüzdeki meseleye benzer olarak, bir işten çıkarma konusu ile ilgili idi. Bu istinafta kontratın yazılı olup olmadığı ve genel mahiyetteki içeriği hususundaki olguların "material facts" olmadığını fakat talep takririnde yer alması gereken- tafsilât olduğuna karar verilmişti. Bu mülâhaza ışığında, Bidayet Mahkemesi, (a) ve (c) paragraflarında
talep edilen tafsilâtı esasa ilişkin olgu (material facts) olarak nitelendirmemekle hata etmiş değildir. Ancak bunlar material facts olmasa bile talep -takririnde, yer alması gereken, bu denli önemli tafsilâtın eksikliği, davalıyı müdafaasını hazırlamakla müşkilâta sokacağı da bir gerçektir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi, talep edilen bu tafsilâtın müdafaadan önce verilmesi gerekmediğine karar vermekle hat-a etmiştir. Ancak hemen şunu da belirtelim ki verilmesi uygun görülebilecek tafsilat kontratın yazılı olup olmadığı ve yazılı ise genel mahiyette muhteviyatından ibaret olması gerekir.
Turquand v. Farron (1879) 48 L.J.Q.B. s.704 verilecek tafsilâtın mikta-r ve niteliği hakkında şöyle denmektedir.
"The result is, that it is not as a rule necessary to set out the agreemont verbatirrı, but it is necessary to state whether the agreoment is in writing or by parol, and if it was in writing, to set it out so far -as to show the effect of it."
2. istinaf sebebini teşkil eden istidanın (b) paragrafındaki tafsilât talebine gelince; Talep takririnin 9(b) paragrafı aynen şöyledir:
"Davalı banka, davacıya 6 aylık, 3 aylık, 1 aylık veya herhangi bir ihbar göndermeden ke-ndisinin tart edildiğini bildirdi. Yanz 40 yılık hizmet aktini feshetti."
Davalı müdafaadan önce tafsilât isteyerek bu durumun açıklığa kavuşmasını talep etmiştir. Bidayet Mahkemesi ise kararında bu hususta şöyle demektedir:
"Davacı en fazla 6 en az 1 ay-lık bir ihbar süresinin kendisine tanınmasının beklediğini, belirtmekle ortaya bir 'zaman' koymakla bu zaman süresi kati olmamakla beraber, belirtmiş olduğu asgari bir ay sürenin en az beklenebilecek veya kabul edilecek bir zaman ortaya koymuştur. Bu neden-le huzurumdaki dava ile Monk v. Redwing davası arasındaki olguların tafsilat ve olguları farklıdır. ................................. Bu nedenle bu husustaki talebin bu safhada gereksiz olduğu kanısındayım.
Kanaatimizce Bidayet Mahkemesi değerlendirmesini- hatalı yapmıştır. Talep takririnin 9(b) paragrafı, davalının bu yöndeki müdafaasını hazırlamasına cevaz vermeyecek şekilde muğlaktır ve müdafaa dosyalanmazdan önce açıklığa kavuşturulması gerekirdi.
Yukarıda atıfta bulunduğumuz talep takririnin 9(b) para-grafından açıklıkla en fazla 6 en az 1 aylık bir ihbarın talep edildiği de görülmemektedir. Davalı müdafaasında, bu husustaki talebi kabul etme yönüne gidecekse 6 aylık, 3 aylık, l aylık ihbar talebini mi kabul edecek: Reddedecekse neyi reddedeceği belli d-eğildir. Bu nedenle Müdafaadan önce talep edilen ihbar süresinin açıklığa kavuşturulması gerekirdi.
Monk v. Redwing davasına gelince; bu davadaki olgular ve tafsilât ile önümüzdeki meselenin olgularıııın farklı olduğu kanaatinde değiliz. Olgular farklı gi-bi görülmekle beraber esas itibarıyle aynıdır. Bunun yanında atıfta bulunulan davadaki prensiplerin bu davaya da uygulanırıası gerekir.- Monk v. Redwin 1 All E.R. 1942 sayfa. 136' da Lord Greene M.R. şöyle demektedir:
"Particulars of a claim shall not be -ordered under r.7 to be delivered before defence unless the court or judge shall be of opinion that they are necessary or desirable to enable the defendant to plead or ought f or any other special reason to be so delivered. ................................-....... It seems to me, in the first place, that, when a question of payment into court arises, as it does here, one must remember that payment into court is a plea. It used to be pleaded, but, under the present rules, of course, it must not be pleaded. Ne-vertheless, it is a plea, although it is, so to speak, a secret plea. It always was a secret plea so far as the jury were concerned. It is now a secret plea so far as the judge is concerned. Nevertheless, it remains a plea. It seems to me that, in the pres-ent case, the delivery of these particulars is necessary or desirable in order to enable the defendants to plead."
Görülüyor ki- yukarıda atıfta bulunulan davada talep edilen ihbar süresi belli değildi ve davalı ihbar süresi belli olması halinde Mahkemeye para yatırma yönünü seçecekti. Mahkemeye para yatırmayı bir nevi müdafaa şekli olarak gören hakim talep edilen tafsilâtın müdafa-adan önce verilmesi gerektiği kararını vermiştir. Paranın mahkemeye yatırılmasını bir nevi müdafaa şekli kabul ettiği cihetle bu yönü seçmiştir. Hakikatten para yatırma yönü seçilsin veya seçilmesin müdafaa için gerekli ise istenilen tafsilatın verilmesi y-önünde kararın verilmesi gerekir.
Kanaatimizce Bidayet Mahkemesi takdir yetkisini müdafaadan önce talep edilen tafsilatın verilmemesi yönünde kullandığı cihetle hata etmiştir.
3. istinaf sebebi ise istenen tafsilâtın (e) ve (f) paragrafları ile ilgilidir-. (e) paragrafında davalı müdafaa dosyalamazdan önce bankacılıkta yerleşmiş usul ve teamüllerin muhteviyatı, koşulları ve tafsilâtın neler olduğunu öğrenmek istemektedir. Bankacılıkta yerleşmiş ısul ve teamüller çok geniş olduğu cihetle davacının neyi kas-tettiğini talep takririnde ortaya koyması gerekirdi. Talep takririnin gayet muğlak ve geniş olan bu kısmının da müdafaa verilmezden önce açıklığa kavuşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Bu yapılmış olsaydı talep takririnde belirlenecek teamülleri davalı ka-bul edebilir veya reddedebilirdi. Davalı tarafından iddia edilen teamüllerin ne olduğu belirlenmediği cihetle davalının müdafaasında neyi kabul edip reddedeceği de belli değildir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi takdir yetkisini bu yönde değerlendirerek daval-ı tarafından talep edilen tafsilatın verilmesine karar vermesi gerekirdi.
(f) paragrafına gelince; bu paragrafta talep edilen tafsilat Bidayet Mahkemesinin de takdir ettiği gibi tamamen teferruatla ilgilidir ve bunların müdafaadan önce verilmesi gerekmedi-ği görüşünü paylaşmaktayız.
4. istinaf sebebine gelince; talep edilen tafsilat istidanın (b) paragrafında görülmektedir. Bu paragrafta talep edilen tafsilata göz atıldığında istenilen tafsilat hukuki durumdan ibarettir. Davalının müdafaasını vermesi için -elzem olmadığı yönündeki Bidayet Mahkemesi kararı kanaatimizce hatalı değildir.
5. istinaf sebebi ise tamamen genel mahiyettedir ve birden dörde kadar olan istinaf sebeblerine bağlanmıştır.
Netice olarak bu istinaf kısmen kabul edilir. İstidanın (a) ve (-c) paragraflarında talep edilen tafsilatın, yukarıda değindiğimiz gibi, müdafaanın dosyalanması için lûzumlu olduğu kadarının verilmesine; keza istidanın (d) ve (e) paragrafİarında talep edilen tafsilatın verilmesine karar verilir.
İstinaf kısmen kabul ed-ildiği için istinaf masraflarının yarısının aleyhine istinaf edilen tarafından istinaf edene ödenmesine emir verilir.
(N. Ergin Salâhi)(Niyazi F. Korkut)(Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
20 Nisan 1981
Full & Egal Universal Law Academy