-D.12/83 Yargıtay/Hukuk 5/83
(Dava No. 502/80; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Sal(hi, Aziz Altay.
İstinaf eden: Houshons Trading ve- Manufacturing Ltd. Lefkoşa.
(Davacı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: 1. Türk Bankası Ltd. Lefkoşa.
2. Ekonomi ve Maliye Bakanlı-ğını temsilen
KTFD Başsavcılığı, Lefkoşa.
(Davalı)
A r -a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen No.1 namına: Kıvanç M. Riza.
Aleyhine istinaf edilen No.2 namına: Yaşar Boran.
Yetki - Dava konusu kararnamenin idari veya kanun niteliğinde bir kararname olup olmadığı ve Kaza Mahk-emesinin davaya bakmağa yetkili olup olmadığı tartışması.
Emirname - 4/79 sayılı Döviz İstikrar Fonu Yassı altında çıkarılan 25.1.1980 tarihli İthalat ve İhracatı Düzenleme ve Denetim Kararnamesi - Yargıtaya göre bu emirnamenin bir tasarruf olmayıp yasal -bir tasarruf olduğu görüşü.
İdari tasarruf - Bakanlar Kurulu kararının bir idari tasarruf olup olmadığı tartışması - Kaza Mahkemesinin davaya bakmağa yetkili olup olmadığı tartışması - Yargıtayın Bakanlar Kurulu kararnamesinin kanun niteliğinde bir kararn-ame olduğu görüşü - Bir kararın yönetsel veya yasa mahiyetinde bir karar olup olmadığının güdülen maksata tatbikat sahasına, sebeplerine ve sair hususlara bakarak tayin edilmesi gerekir.
Akreditif - Akreditif hesabın açıldığı gün doğan kur farklarının öde-nmesi istemi - İthalat ve İhracatı Düzenleme ve Denetim Kararnamesi uyarınca Davalının kur farkı istei - Davacının akreditifin Emirname yürürlüğe girmeden açıldığı iddiası.
Ön itiraz - Davalının dava konusu karar veya işlemin kamu hukuku kapsamında ve ida-ri bir karar olduğu bu nedenle yetkili mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi olduğu ön itirazı - İlk Mahkemenin Bakanlar Kurulu Kararının ve karar altında yapılan işlemlerin idari nitelikte olduğu bu nedenle davaya bakmağa yetkisi olmadığı bulgusu.
OLAY: Da-vacı yurtdışından mal satın alabilmek için döviz talep etti ve kendisine döviz tahsis belgesiyle döviz tahsis edildi. Davacı o günkü geçerli kur üzerinden iki akreditif hesabı açtı ve bankaya ödedi. davacı akreditif karşılığını resmi kurdan ödenmesine rağm-en 12.5.1980 tarihli 9 sayılı İthalatı ve İhractı Düzenleme ve Denetim Kararnamesi uyarınca davalı kur farkı talep etti. Davacı Emirname yürürlüğe girmeden önce akreditif hesabı açıldığını ve bedelinin ödendiğini ileri sürerek Davalının kur farkı almaya h-akkı olamdığını ileri sürdü. Davalı ise doğabilecek kur farklarının ödenmesinin akreditif anlaşmasında ileri sürdüğünü iddia etti.
Davaya üçüncü şahıs olarak eklenen Maliye Bakanlığı ise konunun kamu hukuku kapsamında olduğunu ve Kaza Mahkemsinin davaya- bakmaya yetkisi olmadığını ön itiraz olarak ileri sürdü.
Ön itirazı dinleyen İlk Mahkeme Bakanlar Kurulu Kararı veya Bakanlar Kurulu Kararı altında yapılan işlemlerin yönetsel bir işlem olduğunu davaya bakmağa yetkili olmadığı sonucuna vararak dayayı i-ptal etti.
Davacı, İlk Mahkemenin davayı idari dava niteliğinde değerlendi- rerek yetkisiz olduğuna karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay bir kararın idari veya kanun mahiyetinde bir karar olup olmadığını anlayabi-lmek için güdülen maksada, tatbikat shasına, sebeplerine ve sair hususlara bakarak tayin edilmesi gerektiğini belirtti.
yargıtay dava konusu kararnamenin içeriği, tatbik sahası ve çıkarılış sebepleri dikkate alındığında idari bir karar olmadığı ve kanun- niteliğinde olduğunun kendiliğinden ortaya çıktığını dolayısıyle Kaza Mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olduğu kanısına vardı ve istinafı kabul ederek davayı İlk Mahkemeye geri iade etti.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
İdare Hukukunun Umumi Esa-sları, Sıddık Sami Onar, 3.baskı, cilt I s.356-400
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta mahkemenin hükmünü sayın yargıç N. Ergin Sal(hi verecektir.
N. Ergin Sal(hi: Davacı lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı 502/80 sayılı dava ile Hongkong'daki Wit-ra Trading Co. Ltd.'den satın almaya kararlaştırdığı belirli emtia için KTFD Sanayi ve Ticaret Bakanlığından döviz talep etmiş ve 23.8.1979 tarihli ve 9646 numaralı döviz tahsis belgesi ile kendisine 15,070 US doları tutarında döviz tahsis edilmiştir. Yine- davacı Taiwan'da (Çin Cumhuriyeti) bulunan Nam Ya Plastics Corporation isimli ithal(tçı firmadan satın almaya kararlaştırıldığı belirli ticari emtia için döviz talep etmiş ve 10.8.1979 tarihli KTFD Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 09651 numaralı döviz tahsi-s belgesi ile 13800 US doları döviz tahsis edilmiştir. Davacı, 20.10.1979 tarihinde o günkü geçerli kur olan 1 US doları = 47.80TL üzerinden 15,070 US doları karşılığı olan 718,434TL'nı bir tamam davacı bankaya ödeyerek akreditif açmiştır. Daha sonra aldığ-ı ikinci döviz tahsisi için aynı işlemi ve 17.9.1979 tarihinde o günkü geçerli kur olan 1 US doları = 47.80TL üzerinden 654,943TL'nı davalı bankaya ödeyerek gerekli akreditifi açmıştır. davalı banka nezdinde açılan akreditif numaraları sırası ile 13460 ve -13491'dir.
Davacı, akreditifin açıldığı gün resmi kurdan hesaplanmak üzere akreditif tutarını Türk lirası oalrak bir tamam ödemesine rağmen bil(hare 25.1.1980 tarihli ve 9 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İthal(t ve İhracatı Düzenleme ve Denetim Kararnam-esi uyarınca tesbit edilen 1 US doları = 71.40TL üzerinden daha önce açılan akreditif yeniden hesaplanarak davalı, davcıdan kur farkı olarak sırası ile birinci akreditif için 354,708TL ve ikinci akreditif için de 323.361TL kur farkı talep etmiştir. Davacı,- talep takririnde iddia edilen konu Emirname yürülüğe girmezden önce açılıp bir tamam ödenen akreditif için davalının kur farkı almaya hakkı olmadığını iddia etmektedir. Davalı ise, müdafaa takririnde, ileride doğabilecek kur farklarının davacı tarafından -ödenmesinin akreditif anlaşmasında taahhüt edildiğini esas müdafaa olarak ileri sürmekte, alternatif olarak ise Yasa niteliğinde olan konu Emirname altında bu kur farkının alındığını ve Devlete intikal ettiğini iddia etmektedir.
L(yihlar teati edildikten- sonra, kur farklarının intikal ettirildiği KTFD Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, davaya üçüncü şahıs olarak eklenmiştir. Üçüncü şahıs müdafaasında sair şeyler yanında, esas itibarı ile dava konusu karar veya işlemlerin özel hukuk dalında olmayıp kamu hukuku k-apsamında odluğunu, KTFD Anayasasının 118. maddesinin öngördüğü anlamda yönetsel mahiyette olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Kaza Mahkemesi olmayıp, Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu ön itiraz olarak ileri sürmüştür.
Davanın duruşmasında ilkin ön iti-razın dinlenmesi için müracaat yapılmış ve ön itiraz üzerinde ilk mahkeme, tarafların argümanlarını dinledikten sonra gerek konu Bakanlar Kurulu kararının gerekse bu Bakanlar Kurulu kararı altında yapılan işlemlerin yönetsel bir işlem olduğu ve Kaza Mahkem-esinin yetkisi dahilinde olmadığı yönünde karar vererek davayı yetkisizliğe istinaden iptal etmiştir.
Üzerinde durulan istinaf sebepleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
1. İlk mahkeme huzurundaki iddiaları yanlış ve hatalı olarak değerlendirdi ve iler-i sürülen olgular ile iddialar davanın bu safhasında iptal edilmesini mucip yeterli veya geçerli sebep değildi çünkü davanın mevzuu esas itibarı ile Akitler Yasası veya Haksız Fiiller Yasasına istinat etmekte idi. Davanın esası dinlenmeden ve durum lAyıkı -ile tebellür etmeden sadece ön itiraz üzerinde bir karara varmak hatalıdır.
2. İlk mahkeme davacının davasını bir nevi idari dava niteliğinde değerlendirerek bu safhada bu nedene biaen yetkisizliğe karar vermekle hataya düşmüştür.
İstinafta esas itibar-ı ile yukarıda özetleen ikinci istinaf sebebi üzerinde durulmuştur. İstinaf edenin iddiasına göre 4/79 sayılı Döviz İstikrar Fonu Yasası altında çıkarıldığı görülen 25.1.1980 tarihli Emirname idari bir tasarruf olmayıp yasalbir tasarruftur ve bu Emirname a-ltında yapılan işlemler de idari işlemler değildir. Ayrıca davalı Banka devlet bağlı bir resmi kuruluş değildir ve yapılan işlemler idari bir tasarruf gibi addedilse dahi devlete bağlı bir kuruluş tarafından yapılmadığı cihetle idari tasarruf sayılamaz.
-Davalı ise davacı ile aynı görüşü savunarak esas müdafaalarının Akitler Yasası altında olduğunu iddia etmiştir. Alternatif olarak ileri sürdüğü hususa gelince, kur farkının Devlete intikal etmiş olmasını, şayet haksız olarak bu kur farkları alınmışsa kendi-leri tarafından alınmadığı ve devlet tarafından alındığı cihetle, davalının haklılığı durumunda devletin davacıyı tazmin etmekle mükellef olduğunu göstermek bakımından ileri sürdüğünü iddia etmiştir. Keza davalı 4/79 sayılı Yasa ile 25.1.1980 tarihli Emirn-ame dikkatlice incelendiğinde konu Emirnamenin 4/79 sayılı Yasaya dayanmadığı ancak durum böyle olmakla beraber konu Emirnamenin bir idari tasarruf olmayıp yasa gücünde bir kararname olduğunu iddia etmiştir.
Üçüncü şahıs tarafından bulunan Savcı ise 4/79- sayılı Döviz İstikrar Fonu Yasası altında çıkarılan ve 25.1.1980 tarihli ve 9 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Emirnamenin idari tasarruf olduğunu, bu idari tasarrufa istinaden davalı bankanın, devlet organı olmamasına rağmen, devlet nam ve hesabına bu ku-r farklarını tahsil edip devlete intikal ettirdiği cihetle devletin bir nevi ajanı veya görevlisi addedilebileceğini, durum bir bütün olarak mütal(a edildiğinde konu işlemlerin idari işlemler olduğunu ve Kaza Mahkemesi yetkisi dahilinde olmayıp Yüksek İdar-e Mahkemesi yetkisi dahilinde bulunduğunu, bu nedenle ilk mahkeme kararının hatalı olmadığını iddia etmiştir.
Bu istinafta esas itibarıyle üzerinde durulması gereken konu 25.1.1980 tarihli ve 9 sayılı resmi Gazetede yayınlanan K 25 sayılı Bakanlar Kurulu- kararının idari bir karar olup olmadığı ve neticede davacının davasının Kaza Mahkemesi önünde görülüp görülemeyeceğidir. K 25 sayılı karar esas itibarı ile döviz sayılan yabancı paraların değerini yeniden saptamış ve geçici (1). maddesi ile de kararın yür-ülüğe girdiği tarihte gümrüklenmemiş emtianın yeni saptanan kur üzerinden hesaplanarak işlem görmesini öngörmüştür.
Anayasamıza göre devletin 3 ana organından biri olup Yönetimin bir parçası olan bakanlar Kurulu Anayasanın verdiği yetkiye dayanarak yürüt-sel yetkiler yanında yönetsel ve icabı halinde yasama yetkikerini de kullandığı görülmektedir. Bir çok halde yasama yetkisini, gerek Anayasanın verdiği 88. maddeye istinaden ve gerekse bazı yasaların verdiği yetkiye dayanarak Talimatname, Tüzük, kararname -gibi yasadan daha dun seviyede olup yasa niteliğinde sayılan teşrii tasarruflar yapmak sureti ile kullandığı görülmektedir. Bir çok halde bu yetkiye dayanılarak çıkarılan Emirname, Talimatname ve Kararname gibi mevzuatın idari bir karar veya yasa niteliğin-de olup olmadığını tayin etmek çok güçtür. Ekseriyetle kısıtlı olarak bir ferdi veya fertleri bağlamayan geniş tatbikatı olan kararların teşrii olduğu kabul edilmektedir. Bir kararın yönetsel bir karar veya kanun mahiyetinde bir karar olup olmadığının güdü-len maksada, tatbikat sahasına, sebeplerine ve sair hussulara bakarak tayin edilmesi gerekir.
Konu Kararnamenin dayandırıldığı esasları, tatbikat sahasını tetkik ettiğimizde bunun bir idari karar olamdığı, kanun niteliğinde bir kararname olduğu görülmekt-edir. Türkiyede de kur ayarlamaları ve kambiyo işleri ile ilgili olarak çıkarılan kararnamelerin kanun niteliğnde kaide-tasarrfu addedikleri görülür. Sıddık Sami Onarın İdare Hukukunun Umumi Esasları 3. baskı, Cilt I s.400'de şöyle denmektedir:
"Bu nevi -kararnameler son zamanların iktisadi ve siyasi buhranlar doğuran fevkal(de hadiselerden çıkmıştır: Harplerin, harp tehlikelerinin neticesi olan iktisadi buhranlara karşı cele ve teknik tedbirler almaya ve bunların gerektirdiği kaideleri koymaya teşri' orga-nının siyasi ve ağır işyelen bünyesi k(fi gelmediği için bu uzuv muayyen sahalarda icra uzvunun tanzim sal(hiyetini genişletmeye l(zum görmüş ve bunun için de bir kanunla İdareye bu sahaları tanzim edecek kaide-tasarruf ahiyetinde idari tasarruflar yapmak -iktidarını tanımıştır. ......... Mesel( Türk parsının kıymetini koruma kanununun 1. maddesinde 'kambiyo, nukut, esham ve tahvil(t alım satımının ve memleketten ihracının tanzim ve tehdidi ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazı' s-al(hiyeti vermekte, bu kararların istisnat edeceği esasları, mevzuu ve muhtevaları görtermemektedir."
Görülüyor ki bu gibi hususlarda çıakrılan kararnamelerin Türkiye'de kaide-tasarruf mahiyetinde olduıkları kabul edilmiştir. Yine Sıddık Sami Onara göre -kaide-tasarruflar iari organdan çıkmış olamsına rağmen bir çok halde kanun mahiyetindedirler. Kaide-tasarrufu Sıddık Sami Onar aynı kitabın 339. sayfasında "Kaide-tasarrufu" başlığı altında şu şekilde tarif etmektedir:
"Umumi, gayri şahsi, mücerret bir k-aideyi ihtiva eden tasarruf- lardır. Bunlar doğrudan doğruya umumi ve mutlak mahiyette bir hukuk kaidesini ihtiva ettikleri için kaide tasarruf adını alırlar. Bu nevi tasarruf- lar tabiatı ile objektif bir tasarruf mahiyetindedir ve objektif hukuk aleminde- yeni bir durum ihdas veya mevcut bir durumu tanzim eden veya böyle bir durumu değiştiren yahut kaldıran tasarruflardır: Kanun, nizamname, talimatname ve objektif kararname gibi tekmil objektif hukuki tasarruflar bu kategoriye girer."
Yine Sıddık Sami On-ar aynı kitabın 356. sayfasında teşrii durumunda olan bu kaide-tasarruflar hususunda şunları söylemektedir:
"Yukarıda söylediğimiz gibi (Yasama) teşrii, ve tanzim fonksiyonuna İdare de nizamnameler; talimatnameler; kararnameler isdar etmek sureti ile işt-irak eder. Anayasa, idareye bu neviden kaideler koymak sal(hiyeti tanımıştır. Binaenaleyh kaide-tasarrufların bir kısmını İdarenin bu tasarrufları teşkil eder, fakat bunlar kanun kuvevtinde değildirler; normlar hiyerarşisinde kanundan sonra gelirler ve kan-unlara aykırı hükümleri ihtiva edemezler. Bununla beraber sal(hiyetli bir makam tarafından isdar edilen ve unsurlarında iptali mucip bir sakatlık bulunmayan bu ikinci derece kaide-tasarruflar da hukuk nizamı içinde ve tatbikat aleminde riayet mecburiyetler-i ve tatbik kuvvetleri itibarı ile kanunlarla aynı kuvvette sayılırlar ve umumilik vasfı bakımından da kanundan farklı değillerdir."
Bu durumda yukarıda değindiğimiz gibi konu Kararnamenin içeriğini ve tatbik sahasını ve çıkarılmış sebepelrini göz önünde- tutuuğumuzda bu Kararna- menin idari bir karar olmayıp kanun niteliğinde olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Yukarıdaki nedenlere binaen 2. istinaf sebebi kabul edilir. İlk mahkemenin yetkisizlik hususunda verdiği karar hatalıdır.
2. istinaf sebe-bi züerinde istem kabul edildiği cihetle 1. istinaf sebebi üzerinde durmaya gerek görmüyoruz.
Sırası gelmişken ilk mahkemelere ışık tutmak bakımından faydalı olabileceği görüşünden hareketle bir konuya daha temas etmeyi yerinde buluyoruz. Konu Kararnamen-in dayanıklık ettiği mevzuata zıt olup olmadığı veya yasal bir dayanaktan yoskun olup olmadığı ilk mahkemeler önünde konu edilmiş olması halinde bu gibi hususları karara bağlamak ilk mahkemenin yetkisi dahilindedir. Anayasa Mahkemesi 18/78 s.3'te bu husust-a şöyle denmektedir:
"Bir emirnamenin yasal dayanağı olup olmadığı hususundaki karar vermek yetkisi davaya bakan mahkemelerin yetkisi dahilindedir. herhangi bir suçun dayandığı hernagi bir emirnamenin yasal olup olmadığı ilk önce ilk mahkeme huzurunda id-dia edilmesi ve ilk mahkemenin o hususta karar vermesi gerekir. İlk Mahkeme o hususta kararını verdikten sonra kararın hatalı olduğunu iddia eden yan, karara karşı istinafta bulunabilir ve konu yargıtayda karara bağlanabilir. Bu gibi hallerde karar verme m-ercii davaya bakan mahkemedir."
Netice oalrak dava görülmek üzere betekrar geri ilk mahkemeye iade edilmesi hususunda karar verilir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Sal(hi) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç yargıç
1 Nisan 1983
8
Full & Egal Universal Law Academy