-D.29/89 Yargıtay/Hukuk 5/89
(Dava No. 1167/85 Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak.
İstinaf eden: Mustafa Ulu, Le-fkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ayhan Mustafa Kanuni vekili Hüseyin Gedikoğlu
vasıtasıyle, Sehatköy.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Fuat Veziroğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Tevfik Pilli.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 21.6.1988 tarihi-nde vermiş olduğu hükümden yapılmış bulunmaktadır. İstinafı ilgilendirdiği oranda olgular özetle şöyledir:
Davacı (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açmış olduğu bir dava ile davalı (istinaf eden) dan zarar ziyan talebinde bulundu. Daval-ının isbatı vücut muhtırası dosyalamasını müteakip davacı tarafından dosyalanan ayrıntılı talep takririnden görülebileceği gibi davacı Lefkoşa Kazasına bağlı Gaziveren köyünde takriben 9 dönümden müteşekkil iki tarlanın kayıtlı mal sahibidir. Davacıya göre- davalı "1964 yılının Mart-Nisan-Mayıs tarihinde ve/veya o tarihlerde" davacının sözü edilen tarlalarına buldozer ve/veya benzeri motorlu araçlar ile haksız olarak müdahalede bulundu ve bu arazilerin verimli ve tarıma elverişli mümbit toprağını kaldırıp to-prak altında bulunan çakılları almak sureti ile sözü edilen tarlaların verimsiz hale gelmesine veya çoraklaşmasına sebep oldu. Davacıya göre davalının bu yasa dışı eyleminden ötürü tarlaların eski haline dönüştürülebilmesi için 4,200,000.-TL'lık bir meblağ-a ihtiyaç vardır. Davacı bu meblağı zarar ziyan olarak davalıdan talep etti. Davacı ayrıca davalının sözü edilen yasa dışı hareketlerinden ötürü sözü edilen tarlalarını kiralamadığı ve bu yönden de senede 22,500TL zararı olduğunu iddia ederek 4 yıl için to-plam 90,000TL zarar ziyan olarak talep etti.
Davalı dosyladığı müdafaa takririnde davacı tarafından ileri sürülen ve yukarıda özeti verilen iddiaları reddetti ve alternatif olarak her halükârda iddia edildiği gibi davacının tarlalarına müdahalede bulundu-ğunun isbat edilmesi halinde ikna edilen zararın iddia edildiği kadar olmadığını ve ayrıca alınan toprağın yerine yeni toprak getirilmesi sureti ile davalıya olan muhtemel zararı tazmin etmeye hazır olduğunu belirtti.
Dava, müteaddit defalar zaptı dava o-larak İlk Mahkemece tayin edildiği halde taraflar arsında uzlaşmaya varılamdı. Son olarak tarafların anlaşmaması üzerine dava duruşma olarak 21.6.1988 tarihine ertelendi. O gün davacı ve avukatı hazır idi fakat davalı ve avukatı çağrıldığı halde Mahkemede -hazır değillerdi. Davacının talebi üzerine Mahkeme davacı ve çağırdığı şahidini, davalının ve avukatının gıyabında dinledikten sonra davacı lehine ve davalı aleyhine 4,290,000 TL zarar ziyan ve ayrıca 300,000TL masraf için hüküm ve emir verdi.
Davalı 12.-7.1988 tarihinde dosyaladığı bir istida ile 21.6.1988 tarihinde gıyabında verilen hükmün bertaraf edilmesi için müracaatta bulundu. Ayrıca davalı 29.7.1988 tarihinde işbu istinafı dosyaladı. İlk Mahkeme 30.12.1988 tarihinde verdiği bir karar ile bertaraf -istidasını Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatının öngördüğü süre zarfında yapılmadığı gerekçesi ile reddetti.
Davalı tarafından dosyalanan istinaf ihbarnamesi beş sebep içermekle birlikte istinafın duruşması esnasında davalı esas itibarı ile bir sebep üzer-inde durdu. Bu sebep ise şöyle özetlenebilir:
İlk Mahkeme davalının gıyabında ibraz edilen şahadete istinat ederek davalı aleyhine hüküm veremezdi, çünkü ibraz edilen şahadet davacının talep takriri ile bağdaşmamaktadır.
-Yukarıda özetlendiği gibi davacı talep takririnde tarlasından çakıl alınmak sureti ile yapılan zarar ziyanın davalı tarafından yapıldığını iddia etmektedir. İbraz edilen şahadet ise tarlaya yapılan zarar ziyanın davalının çocukları tarafından yapıldığı do-ğrultusundadır. Bu hususta M.21'de şahadet şöyledir:
-
"Gittim orada gördüm şiroyla kazar. Nedir yaptığınız dedim. İcar ettiler bize dediler. ben çektim Güneşköy'de şikâyette bulundum. Aldım polisi gittim tarlaya. Ondan sonra ben tekrar geldim. Polis gitti orada işleyen adamı buldu. Dürttü kendini. Ben geldim- orada bir de arakadaş aldım ki o da gördü beraber. şahit oalrak. Ben mecbur oldum Mahkemeye vereyim bu işi.
S. Niçin?
C. Bütün tarlayı allem gallem ettiler.
S. Kim yaptı?
C. Mustafa Ulu'nun çocukları yaptığını tesbit ettim. Lefkoşa'ya geldim Davalıyı buld-um. Anlattım durumu. tarla halinden çıktı dedim. Biz mecburuz kazalım dedi. Motoru gördüğünüz zaman kazmamamız gerkir dedim. Gel dedi çakıl, kum vereyim, kapatalım dedi. 5-10 kamyon vereyim dedi. Olmaz dedim."
-Yukarıda iktibas edilen şahadetten de görülebileceği gibi esas zarar ziyan davalı tarafından değil de davalının çocukları veya ajanları tarafından yapılmıştır. Halbuki talep takririnde zarar ziyanın davalı tarafından yapıldığı iddia edilmektedir. Talep ta-kririnin hiçbir yerinde davacı bu zarar ziyanı davalının ajanları veya işçileri veya çocukları veya onun nam ve hesabına hareket eden kişiler tarafından yapıldığı ve dolayısıyle davalının onların eylemlerinden mesul olduğu iddia edilmemektedir. Her ne kada-r da yukarıda iktibsı yapılan şahadet alıntısından davalı bir yerde sorumluluğu kabullendiği anlamında söz kullanmışsa da bu kabulün bir dava sebebi oluşturması nedeniyle talep takririnde, esasa ilişkin bir olgu olduğu gerekçesine binaen, iddia edilmesi ge-rekirdi. Bu durumda İlk mahkemeye ibraz edilen şahadet talep takririnde iddia edilmeyen olgular üzerine idi. Oysa ki geçmiş birçok içtihat kararlarımızda da vurgulanmış olduğumuz gibi Mahkeme önüne serdedilen şahadetin takrirler ile uyum içerisinde olması -gerekir. Takrirlerde yer almayan alınamaz. Dikkate alınmaması gerken bu şahadet üzerine verilen karar ise iptal edilmeye mahkûmdur.
Yargıtay Hukuk 12/89 sayılı içtihat kararında tarafların gıyabında verilen bir hükmün ortadan kaldırılması için en uygun y-öntemin o kararın iptal edilmesi için İlk Mahkemeye müracaat etmek olduğu vurgulanmıştır. Bu yöntemin doğru ve uygulanması gereken bir yöntem olduğunu betekrar vurgulamakta yarar görürüz. Ne var ki bir tarafın gıyabında bir mahkeme bu meselede olduğu gibi -mevzuata aykırı bir şekilde hüküm vermesi halinde mağdur olan tarafın istinaf yolunu tercih etmemesi için herhangi bir neden yoktur.
Sonuç olarak yukarıda söylenenler ışığında istinaf kabul edilir ve 21.6.1988 tarihinde İlk Mahkeme tarafından verilen hük-üm iptal edilir. Davanın eski bir dava olduğu dikkate alınarak erken bir zamanda duruşması yapılmak üzere İlk Mahkemeye iade edilir.
İstinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) - (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
9 Haziran 1989
-
-
-4-
-
Full & Egal Universal Law Academy