-D.14/85 Yargıtay/Hukuk 52/84
(Genel İstida No. 55/81 Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin salâhi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf eden: Ali Mehm-et Boda, Doğancı.
(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Salih Hüseyin, Doğancı.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Taşkent M. Akif.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ahmet M. Berberoğlu.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin iptidai itiraz üzerine- 16.3.1984 tarihinde verdiği ve bununla genel istidayı reddettiği kararından yapılmıştır. Olgular özetle şöyledir:
Müstedaaleyh (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa Kaza Tapu Dairesine yaptığı bir dilekçe ile Doğancı (elye) köyünde Pafta/harita 25/5 Parsel -165 üzerinde 18/96 oranında bir hissenin satış yolu ile ve nizasız ve ihtilâfsız bir şekilde zaman aşımı dolayısıyle atsarrufunda (adverse possession) bulunduğu gerekçesi ile adına koçan edilemsini istediği anlaşılmaktadır. (Bu safhada iken müstedinin yemi-n varakasında Pafta/harita 26/5 oalrak geçtiğini ve yenin varakası ile istidanın istem kısmının bu konuda çelişkili bulundğuna işaret etmek isteriz).
mahallinde gerekli araştırmayı yapan Tapu Dairesi 24.12.1980 tarihli bir yazı ile yukarıda özeti verile-n durumu müstedinin (istinaf edenin) bilgisine getirdi ve itiraz etmesi halinde 30 gün zarfında Mahkemeye müracaat etmesi gerektiğine işaret etti. Bu yazı aynen şöyledir:
" D 60/80 sayılı Dosya ile yapılan Tasarruf Dilekçesinde 18/96 hisse sahibi Mehmet- Salih Hüseyin ismine koçan çıkarılmasına itirazınız varsa bu yazının taşıdığı tarihten itibaren otuzgün (30) zarfında Mahkemeye müracaat etmeniz gerektiği tarafınıza saygı ile bildirilir."
Bunun üzerine, müstedi, genel istida yolu ile 29.1.1981 tarihind-e Lefkoşa Kaza Mahkemesine başvurdu ve istidasına ekli temin varakasında birt takım iddialarda bulundu.
Müstedaaleyh dosyaladığı itiraznamesine ekli yemin varakasında bir takım iddialar yanında iki iptidai itirazda bulundu. Bunlar özetle şöyledir:
-1. Müstedi Fasıl 224 madde 75(3)'ün öngördüğü süre yani 30 gün zarfında Mahkemeye müracaat etmedi ve bu yüzden istidanın iptali gerekir.
-
2. İstida şekil itibarı ile hatalıdır çünkü müstedaaleyhe ek olarak, kararından istinaf edilen, Kaza Tapu Amiri de taraf yapılmalı idi.
Tarafların rızası ile Mahkeme ilkin müstedaaleyh tarafından ileri sürülen iki iptidai itirazı ele aldı. taraflar bu -konuda şajhadet çağırmadılar ve Mahkemeye hitabede bulunmakla yetindiler.
İlk Mahkeme verdiği hükümde müstedi tarafuından yapılan istidanın Fasıl 224 madde 75(3)'ün öngördüğü 30 günlük süre zarfında yapılmadığı kanaatına vardı ve istidayı reddetti. İlk M-ahkeme bu konuda şöyle söyledi:
"Müstedi avukatı Lefkoşa Kaza tapu Dairesinin kararını ihtiva eden 24.12.1988 tarihli ihbar veya yazının müstedinin eline 2.1.1981 tarihinde geçtiğindeen gerekli 30 günlük yasal sürenin 2.1.1981'den itibaren geçerli olabil-eceği iddiasını savunmuştur. Fasıl 224 madde 75(3) ıhbarın yapılmadığı, mektubun postalanma tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır; istidaya ilişik Tapu Dairesinin yazısı da bu hususu belirtmektedr. Bu nedenle de 24.12.1988 tarihli yazı v-eya ihbarın 2.1.1981 tarihinden itibaren 30 günlük yasal sürenin başlaması görüşü olanaksızdır ve bu hususta bulgu yaparım.
Her ne kadar da madde 75(3) sub-paragrafı mektubu postalayan kişinin mektubun postalanma tarihini belirten bir belgeyle böyle bir -postalanmanın yapıldığı ilk nazarda (prima facie) bir kanıt sayılacağından bahsedilmekte ise de, müstedi gerek yemin varakasında gerekse mahkemeye yapılan hitabede bu hususta herhangi bir itiraz veya iddiada bulunmuş değildir; bu nedenle 24.12.1980 tarihli- yazının aynı atrihte postalandığına kanaat getirmiş bulunuyorum."
2. iptidai itirazı ise Mahkeme reddetti. 2. iptidai itirazın istinaf ile bir ilgisi bulunmadığı için bunun üzerinde daha fazla durmayacağız.
Müstedi, İlk Mahkemenin istidasını iptal ede-n kararından istinaf etmiş bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi iki sebep içermektedir; Bunlar özetle şöyledir:
-1. Müstedinin İlk Mahkemeye yaptığı müracaatı yasanın öngördüğü 30 günlük süre zarfında dosyalandığı iddiasını yapan müstedaaleyh olduğuna göre bu konuda isbat ve mahkemeyi tatmin etme külfeti müstedaaleyhte idi. Müstedaaleyh ise bu konuda herhangi bir şah-adet ibraz etmedi. Buna rağmen İlk mahkeme istidasını reddetmek yönüne gitmekle hata etmiştir.
-
2. İlk Mahkeme istidayı iptal ederken istida masraflarının müstedi tarafından ödenmesine hükmetmekle hata etmiştir.
Kısa olduğu için ilkin 2. istinaf sebebini ele almayı uygun bulduk. Birçok kararımızda da değindiğimiz gibi istinaf ihbarnamesi sadece s-ebeplerini değil aynı zamanda bunların dayandığı nedenleri de içermesi gerekir. Nedenleri içermeyen istinaf sebeplerinin Hukuk Nizamatının E.35 n.4 hükümleri ışığında bu nizamın öngördüğü bir istinaf sebebi olamaz. Gör. yargıtay/Hukuk 67/83. Bu bir yana, g-enelde masraflar yargısal işlemin sonucunu takip eder meğer ki özel bir takım geçerli ve makul nedenler ile Mahkeme başka türlü emir vermiş olsun. Bu meselede de İlk Mahkeme istidayı iptal ederken masrafların müstedi tarafından ödenmesini emretmişti. Diğer- bir deyimle masraflar yargısal işlem sonucunu takip etmiştir. Şayet daha sonra inceleyeceğimiz 1. istinaf sebebinde istinaf edenin haklı çıkmasması halinde bu istinaf sebebinin reddolunması gerekecektir.
-1. istinaf sebebine gelince önümüzdeki meselede Lefkoşa Kaza Tapu Amiri tarafından gönderilen bir ihbar vardır. Bu ihbarın Fasıl 224 madde 80 hükümleri çerçevesinde bir ilân (notice) olduğu ve bundan müstedinin olumsuz yönde etkilendiği ihtilâf konusu deği-ldir. Bu maddeye göre mutazarrır olan bir kişi böyle bir ilânın kendisine iletildiği (communicated) tarihinden sonra 30 gün zarfında Mahkemeye istinaf etmesi gerekir. Aynı Fasılın 75(3) maddesine göre ise iletilme (communication) ilânının postalandığı tari-h olarak belirlenir. Müstediye yazılan yazının 24.12.1980 tarihini taşıdığı açıktır. Müstedinin başvurduğu tarihin ise 29.1.1981 olduğu ihtilâf konusu değildir. İlânın yazıldığı tarihten 35 gün sonra Mahkemeye istinaf etmiştir. Ancak madde 75(3) hükümleri -30 günün hesaplanmasında başlangıç tarihi oalrak ilânın yazıldığı tarih değil de postalandığı tarih oalrak alınmasına amirdir. Bu durumda ilânın hangi tarihte postalandığının saptanması gerekir. Bu sorun ise bizi, ilânın postalanması tarihini hangi tarafın- kanıtlaması gerektiğine götürür.
-
Bir hususun kanıtlanması, genelde, onu olumlu bir şekilde iddia eden tarafca yerine getirilir. Bu hususta Odgers on Pleadings and Practice 15. baskı s.289'da şöyle denmektedir:
"As a rule (but not inveriably) it lies upon the party who has in his plead-ing maintained the affirmative of the issue, for a negative is in general inccapable of proof. E ı incumbit probatio qui decit, non qui negat. The affirmative is generally, but not necessarily, maintained by the pary who first raises the issue. Thus, the o-nus lies, as a rule, on the plaintiff to establishe every fact which he has asserted in the statement of claim, and on the defendant to prove all facts which he has pleaded by way of confession and avoidance, such as fraud, performance, release, rescission-, etc."
Bir yargısal işlem zaman aşımına uğradığı davalı tarafından iddia edildiği zaman bu gibi iddianın davalı tarafından yapılmasına bakılmaksızın dava sebebinin mevzuatın izin verdiği süre zarfında doğdığunu davacı kanıtlamalıdır. Bu hususta Odgers o-n Pleading and practice 15. baskı safya 290'da şunlar yer almaktadır.
"In some cases the onus les one party, although the issue was first raised by his opponent. Thus, if a defendant pleads the Limitation Act, the onus lies on the plaintiff to prove that- his cause of action cross within the prescribed period, it does not lie on the defendant to prove the negative."
Yukarıdaki alıntıdan görülebileceği gibi bir konunun zaman aşımına uğrayıp uğramadığının anlaşılması dava sebebinin doğuşundan sonra belirli- bir sürenin geçmesine bağlıdır. dava sbebinin doğuşunu ise en iyi bilecek ve kanıtlayabilecek durumda olan davacı olduğuna göre bu hususun da hali ile davacı tarafından ispatlanması gerekir. Önümüzdeki istinafta ise dava sebebinin doğuşuna neden olan ilân-ın postalanma tarihini en iyi bilecek durumda olan kuşkusuz Tapu Dairesidir. Bu daire ise, daha önce değinildiği gibi, müstediye nazaran müstedaaleyh ile daha yakın ilişki içindedir. Bu nedenle postalandığı tarihin kanıtlanmasının müstedaaleyhe ait olduğu -kanısındayız. İlk mahkemenin hükmü bir bütün olarak incelendiğinde bu konuda ispat külfetinin müsteide olduğu ve müstedinin bunu kanıtlamadığı görülmektedir. Böyle bir yaklaşımın hatalı olduğuna kuşku yoktur. Bu konuda phipson on Evidence 10. baskı para.93-'ün bazı ilgili kısımlarını aktarmakta yarar vardır:
"In deciding which party asserts the affirmative, regard must of course be had to the substance of the issue and not merely to its gramatical form, which latter the the plead or can frequantly at will;- moreover, a negative allegation must not be confounden with the mere traverse of an affirmative one. The true meaning of the rule is that where a given allegation, whether affirmative or negative, forms an essential part of a party's case, the proof of su-ch allegation rests on him."
İlk Mahkeme ispat külfetinin müstedide olduğu kanaatına varması ve bu doğrultuda karar vermesi müstediye esaslı bir adaletsizlik tevlit ettiği şüphesizdir. Çünkü böyle bir sonuca varmakla müstedinin istidası iptal edilmişti.
-
İspat külfetinin hangi tarafta olduğu hususunda yanılması ve bunun sonucu mağdur tarafa esaslı bir adaletsizlik olduğu hallerde yargılamanın yeniden yapılması gerekir. Phipson on Evidence 10. baskı para.96 bu konuda şunlar yer almaktadır:
"An arraneous- decision as to the onus of proff will, if it has accasioned substantial injustice, entitle the injured party to a new trial."
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi istinafın kabul edilmesi gerekir.
Sonuç olarak İlk Mahkemenin hükmü iptal edilir ve- ilânın postalanma tarihinin saptanmasında ispat külfetinin müstedaaleyhte olduğu dikkatealınarak istida, duruşması yaniden yapılmak üzere, İlk Mahkemeye iade edilir. Müstedaaleyh uhdesine düşen ispat külfetini yerine getirmesi neticesi ilânın postalanma t-arihinden sonra istidanın 30 gün zarfında dosyalanmadığı sonucunun belirlenmesi halinnde İlk Mahkeme istidayı ret ve iptal edebilir. Aksi takdirde istidanın esasına inerek olgular üzerinde karara varması gerekmektedir. İstidanın geçirmiş olduğu safahatı di-kkate alarak masraflar hususunda herhnagi bir emir verilmemesini uygun gördük.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut)
Yargıç Yargıç Yarg-ıç
5 Nisan 1985
-
-6-
-
Full & Egal Universal Law Academy