-D.11/86 Yargıtay/Hukuk 52/85
(Dava No. 224/84; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: Kemal Küfi, Alsancak.-
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ahmet Ergören, Alsancak.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Işın Çelebi ve Sadi Çelebi.
Aleyhine istinaf edilen namına: Mustafa Güryel.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta hükmü yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.
Niyazi F. Korkut: istinaf eden davacı ile al-eyhine istinaf edilen davalı Alsancak'ta aynı parsel içinde bulunan yabancıya ait olup adlarına tahsisli iki ayrı evde ikamet etmektedirler. davacının başvurusu üzerine ilgililerce konu evlerin avlularının sınırları saptanaral hudut direkleri kondu. davalı-nın saptanan konu hududt ayarlamasına uymayarak davacıya ayrılan avluya tecavüz etmesi üzerine davalı aleyhine bir dava açarak davalının ve aile bireylerinin davacıya ait avluya girmelerini men eden bir emir ile genel zarar ziyan isteminde bulundu.
Daval-ı ise dosyalamış odluğu müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, yapılan hudut ayarlamasının usulsüz ve gayrı yasal odluğunu ve konu avluyu 1975 yılından beri yasal olarak kullandığını ileri sürdü. yapılan duruşma sonunda alt mahkeme hükmünde ilk önce yapı-lan hudut ayarlamasının yasal olup olmadığını inceleyerek sınır tesbitinin Fasıl 244 M.58 uyarınca yapılabileceğini ve sunulan şahadete göre M.58'e uygun bir işlem yapılmadığını ve yapılanın Fasıl 96 altında bir işlem olduğuna ilişkin bulgu yaptı; ve sonuç-ta yasaya uygun bir hudut tesbiti yapılmadığı cihetle dava sebebi olmadığı kanaatına vararak davacının istemini reddetti.
Alt Mahkeme 32/75 ve 41/77 sayılı Yasalar kapsamında bulunan başvuru konusu taşınmaz maal ile ilgili olarak avlu hudutu tesbitinin i-dari tasarrufla yapılabileceği varsayımından hareketle de konuyu inceleyerek davalının mütecaviz olmadığı ve davalı mütecaviz olsa bile bu hususta ancak devletin dava açabileceğine ilişkin bulgu yapıp davacının dava açma hakkı olmadığından davanın bu nokta- üzerinden de iptale dilmesi gerktiği kanaatına vardı. Alt Mahkeme ayrıca davacının Talep Takririnde zarar ziyanının ne olduğu izah edilmediği gibi bu hususta şahadet de bulunmadığuı hususunda da bulgu yapıp davacının bu talebini de reddetti.
Davacı bu k-arar aleyhine istinaf etti. Davacı istinafında özetle alt mahkemenin ilgililerce yapılan avlu ayarlamasını geçersiz saymakla, 41/77 sayılı iskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 19(3) maddesine uyulmadığı kanaatına varmakla, davalıyı mütecaviz saym-amakla, müştekinin sadece devlet olabileceği bulgusuna varmakla ve davacıya herhangi bir zarar ziyan vermemekle hata ettiğini ileri sürdü.
İstinafın duruşması sırasında da istinaf eden, sair şeyler yanında, yabanccıya ait konu taşınmaz mal içerisindeki e-vlerden birinin davacıya ve birinin davalıya tahsisli olduğunu, davacının iskân Bakanlığına bir yazı göndererek evinin avlusunun tesbitini istediğini ve ilgili Bakanlığın da taraflara davada Emare I olan yazıyı göndererek avlunun yazıya ekli krokiye göre a-yarlandığını bildirdiğini, alt mahkemenin kararında Fasıl 224, M.58'e atfen yapılan işlemin geçersizz olduğu kanaatına varmakla hata ettiğini çünkü bu maddenin sınır ihtilafları ile ilgili olduğunu haluki yapılan işlemin bir sınır tesbiti olmadığını, 32/77-5 sayılı yasa uyarınca konu taşınmaz malın kontrol ve yönetimi devlete ait olup avlu ayarlaması hususunda iskân Bakanlığının yetkili olduğunu beyanla hazırlanan krokinin de idari bir işlem olduğunu, bunun davalının bilgisine getirildiğini ve bu idari işle-min iptali için bir müracaat almadığına ve bu işlem iptal edilmediğine göre de geçerli olduğunu ve alt mahkemenin de bu işlemi geçerli bir işlem olarak kabul etmesi gerektiğini ileri sürdü.
İstinaf eden ayrıca 32/75 sayılı yasa uyarınca konu malınkontrol- zilyetliğine sahip olarak iskân Bakanlığı emare kroki ile avluyu böldüğü halde davalı bu krokiye uymayarak konulan direkleri sökerek davacıya ait böülme müdahele etmekle mütecaviz durumunda olduğu halde alt mahkemenin davalıyı mütecaviz saymamakla da hata-lı hareket ettiğini ileri sürdü. davacı savlarına devamla ilgili kroki ile davacıya avlunun bir bölümü için iskân Bakanlığınca tasarruf hakkı verildiğine göre dava hakkı da bulunduğunu savundu.
Aleyhine istinaf edilen ise, sair şeyler yanında, alt mahkem-enin kararının Fasıl 224, M.58 uyarınca bir sınır ihtilâfı odluğu bulgusuna varmakla hata etmediğini; bu bulgusu hatalı olsa bile alternatif olarak da İskân Bakanlığının denetiminde olan konu mala kanunsuz bir tecavüz var ise bile bu hususta davacının dava- hakkı olmadığı bir yana davada Talep Takririnde tecavüz edilen yeri alanı da belli olmadığı için bu hususta bir emir verilemiyeceğini ileri sürdü.
Özetlenen olgulardan da görülebileceği gibi alt mahkeme öncelikle konuyu bir hudut tesbiti olarak görüp so-nuçta da Fasıl 224 M.58'e uygun olarak işlem yapılmadığı gerekçesine dayanarak davacının davasının reddedilmesi gerektiği kanaatına varmıştır.
Bu nedenlerle önce bu hususu incelemeyi uygun bulduk.
Fasıl 224 M.58(1) aynen şöyledir:
"Herhangi bir kayıtl-ı arazinin sınırları konusunda bir ihtilâf çıktığında bu ihtilâf taraflara on dört gün öncesinden tebligatta bulunarak ihtilâflı sınırların hangi tarihte denetleneceğine dair ekndilerine bilgi verdikten sonra ilk önce Müdür tarafından karara bağlanır ve ih-tilâf ilk önce bu maddede öngörüldüğü şekilde karara bağlanmadıkça hiçbir Mahkeme böyle bir ihtilâfla ilgili dava veya başka işlem görmeye kabul etmez."
-Alıntısı yapılan maddenin içeriğinden de görülebileceği gibi bu madde herhangi bir arazinin sınırları ile ilgili bir ihtilâf olması halinde uygulanacak yöntemi belirlemektedir. Halbuki istinaf konusu davada Fasıl 224 M.58 anlamında bir sınır ihtilâfı söz -konusu değildir. Bütün yapılan işlem bidayette zilyetliği devlete ait olan bir parsel içinde buluna iki ev ile ilgili tehasislerin kapsadığı alanı belirlemekten öteye gitmeyen yönetsel bir işlemdir. Bu nedenle alt mahkemenin bu husustaki bulguya hatalıdır.-
-
Alt mahkeme hükmünde ayrıca yapılan işlemin 41/77 sayılı yasanın 19. maddesinin (3). fıkrasına da ters düştüğü yönde de bulgu yapmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi yapılan yönetsel bir işlem olduğuna göre bu madde altında bir ifraz değildir. Bu nedenle a-lt mahkemenin bu husustaki bulgusu da hatalıdır.
Alt mahkeme kararında davalının mütecaviz olmadığı ya da olsa bile bu hususta davacıdan dava etme hakkı bulunmadığına ilişkin bir bulguya varmıştır.
Yukarıda da değindiğimiz gibi iskân Bakanlığı davacını-n başvurusdu üzerine zilyetliği devlete ait olup taraflara tahsisli aynı parsel içindeki iki konut arasında iki konutun tahsislerinin kapsadığı alanın belirlenmesini yapıp tarafların bilgisne getirmiştir. davalı bu ugulamaya karşı herhangi bir yasal işlem- başlatmadığına göre Bakanlıkça yapılan yönetsel işlem geçerlidir ve alt mahke- menin de bu işlemi geçerli olarak kabul etmesi gerekirdi. Alt mahkemeye emare olarak sunulan krokide belirlenen davacıya ait avlunun bir kısmına davalının müdahalede bulunduğu -tartışma konusu değildir. Ancak davalı müdahalede buldunduğu şikâyet konusu yapılan avluyu 1975 yılından beri kullanmakta olduğunu ileri sürmektedir. davalı alınan yönetsel karar sonunda şikâyetçi idiyse bu karar aleyhine İdare Mahkeemsine başvurması gerek-irdi. Böyle bir başvuruda bulunmadığına göre de krokiye uygun olarak hareket etmesi gerekirdi. krokiye göre davacıya ayrılan avluya müdahale etmekle de davacının tasarrufuna bırakılan konu avluda mütecaviz durumundadır.
Böyle bir durumda dava açma hakkın-ın kimde olduğu konusuna gelince, kroki ile avlular ayrıldığına göre davacıya ayrılan kısım davacıya tahsisli vin bir parçası durumundadır. Yargıtay/Hukuk 57/85'de vurgulanduğu gibi de bir tahsis sahibinin adındaki tahsis iptal edilmediği sürece konu taşın-maz malın tasarruf hakkı tahsis sahibinindir ve tasarrufu elde etmek için dava açmak ancak onun hakkıdır.
Bu nedenle alt mahkeme dava açma hakkınınd evlete ait olduğu bulgusuna varmakla da hatalı harket etmiştir.
Zarar ziyan hususunda ise, alt mahkemen-in de belirttiği gibi, herhangi bir şahadet olamdığına göre bu talebin kanıtlanmadığı aşikârdır.
Sonuç olarak davacı istinafında kısmen başarılı oduğu cihetle alt mahkemenin zarar ziyan dışındaki kararının iptali gerekir. Ancaka leyhine istinaf edilenin -de vurguladığı gibi davacının Talep Takririnde davalının müdahalede bulunduğu yerin açıklıkla belirtilmesi gerekirdi. Em ideal yöntem bu olmakla beraber Bakanlıkça hazırlanan krokide davacıya ayrılan kısım belirlenip arazide de bu krokiye uygun olarak dire-kler konduğuna göre davacıya ait bölüm bellidir ve davalının davacıya ait avluya müdahale etmemesi yönünde bir karar verilemsi gerekir.
Sonuç olarak istinaf kısmen kabul edilerek davalının davacıya ait avluya müdahaleden men olunmasına ilişkin emir veril-ir.
İstinafe denin, alt mahkemedeki masrafları ile istinag masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
10 Nisan 1986
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy