D. 12/2014 Yargıtay/Hukuk 52/2011
Lefkoşa Dava No: 3586/2004)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Narin F. Şefik Hüseyin Besimoğlu Mehmet Türker.
İstinaf eden: Fuat Veziroğlu Lefkoşa
(Davalı No. 1)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Yalım Eralp İstanbul (Davacı)
Arasında.
İstinaf eden şahsen hazır
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Talat Kürşat.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Peri Hakkı’nın 3586/2004 sayılı davada 23.3.2011 tarihinde verdiği karara karşı Davalı No. 1 tarafından yapılan istinaftır.
---------
HÜKÜM
Narin F. Şefik: Huzurumuzdaki istinaf Bidayet Mahkemesinin 23.3.2011 tarihli zem ve kadih davasında Davacı lehine verdiği hükümden kaynaklanmaktadır.
Davada zem ve kadih içerdiği iddia edilen sözler Davalı No.1 tarafından yazılan ve Davalı No.2 tarafından yayınlanan “Annan Planı ve Yalan Makinaları” adlı kitapta yer almaktadır.
Davacı Talep Takriri ile Davalı No.1’in kitabın yazarı olduğunu Davalı No.2’nin ise kitabı KKTC’de ve Türkiye’de “yayınlayan ve/veya basımını yapan Akdeniz Haber Ajansı Yayınlarının sahibi ve/veya mezkur kitabın yayımcısı” olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı Davalı No.2 aleyhindeki davasını 23.2.2006 tarihinde geri çekmiştir. Bidayet Mahkemesi Davacı ve Davalı No.1 arasındaki davayı dinlemiş ve 23.3.2011 tarihli kararı ile Davacı lehine ve Davalı No.1 aleyhine 3000 TL tazminat ve 1500 TL dava masrafı için hüküm vermiştir.
İstinaf Eden/Davalı No.1 bu karardan 8 istinaf sebebi ile istinaf etmiştir. İstinafın dinlenmesi aşamasında istinafını 4 başlık altında toplamıştır.
1.Davacı Talep Takririnde Davalı No.1’in kitabı yayınladığı veya yayınlamasına katkı koyduğu iddiasında bulunmadığından Davalı aleyhine herhangi bir dava sebebi yokken Davacı lehine karar vermekle Bidayet Mahkemesi hata yaptı.
2.Huzurundaki şahadet ışığında “Papyonlu Şarlatan” söz dizisinden Davacıya karşı zem ve kadih haksız fiilinin oluştuğunu kabul eden Bidayet Mahkemesi hata yaptı.
3.Bidayet Mahkemesi Davalı tarafından tanıtma olarak ibraz edilmek istenen Annan Planı ve Doğu Perinçek’in kitabının ibrazına izin vermemekle Davalının müdafaa hakkını engelledi ve hata yaptı.
4.Bidayet Mahkemesi KKTC’de Davacının tanındığı doğrultusunda şahadet yokluğunda Davacı lehine herhangi bir tazminata hükmetmekle tazminat miktarını 3000 TL gibi fahiş bir rakam saptamakla ve dava masrafı olarak 1500 TL tespit etmekle hata yaptı.
1.istinaf sebebi:
Davacıya karşı zem ve kadih haksız fiilinin oluşması için tatmin edilmesi gerekli unsurlar Fasıl 148 madde 17’de yer alır. Zem ve kadih haksız fiilinin oluşması için “publication” yani yazının 18. maddede serdedilen anlamda yayınlanması gerekmektedir.
18. madde aynen şöyledir:
“18. (1) A person publishes defamatory matter if he causes the print writing painting effigy gestures spoken words or other sounds or other means by which the defamatory matter is conveyed to be dealt with either by exhibition reading recitation description delivery communication distribution demonstration expression or utterance or otherwise so that the defamatory meaning thereof becomes known or is likely to become known to any person other than(a)the person defamed thereby; or (b)the husband or wife of the person publishing the defamatory statement so long as the marriage is subsisting.
(2) For the purposes of this section communication by open letter or postcard whether sent to the person defamed or to any other person constitutes publication.”
“18.(1) Bir kimse zem ve kadih içeren baskıyı yazıyı boyanmış şeyi resimi maketi jest ve mimikleri söylenen sözleri veya başka sesleri veya zemmedici malzemeyi veya ifadeyi başka yöntemle ileten şeyleri teşhir etme veya sergileme okuma dinleti ezbere okuma tarif etme teslim etme iletme veya ulaştırma tevzi etme veya dağıtma gösterme veya gösteri düzenleme ifade etme veya ağızdan ses çıkarma veya başka biçimde hareketle bunların zemmedici anlamının - (a) zemmedilen kişiden başka herhangi bir kişi tarafından ; veya (b) evlilikleri yürürlükte bulunduğu sürece zem ve kadih içeren beyanı yayımlayan kişinin karısı veya kocası dışında herhangi bir kişi tarafından öğrenilmesine veya öğrenilmesi olasılığının yaratılmasına sebep olursa zemmedici malzeme yayımlamış olur.
(2) Bu madde amaçları bakımından açık mektup
veya kartpostalla yapılan iletişim ister zemmedilen kişiye isterse başka bir kişiye gönderilmiş olsun yayınlama oluşturur.”
Zem ve kadih haksız fiilinin oluşması için zem ve kadih ihtiva ettiği iddia edilen metnin yazarın kendisi eşi ve hakaret edilen kişi dışında en az bir kişinin daha bilgisine getirilmesi gerekir.
Davacı Davalı ve Davalının eşi dışında bir kişi yazıyı görmediği takdirde yazının madde 18’de belirtildiği şekilde yayınlanmış olduğu kabul edilemez. Haksız fiilin oluşması için yazının yazıldığı ve yazının yayınlandığı iddialarının esasa müteallik olgu olarak talep takririnde yer alması gerekir.
Davacının talep takririne bakıldığı zaman talep takririnin 2. paragrafında Davalı No.1’in kitabın yazarı Davalı No.2 ise kitabı yayınlayan ve/veya basımını yapan Akdeniz Haber Ajansı Yayınlarının sahibi ve/veya mezkûr kitabın yayımcısı sıfatı ile dava edildikleri görülür. Talep takririnin içerisinde Davalı No.1’in kitabı yazdığı ve/veya kaleme aldığı Davalı No.2’nin ise kitabı yayınladığı ve/veya yayınlanmasını sağladığı yer alır. Talep takririnde kullanılan yayınlama kelimesi madde 18 anlamında değil kitabın basım işlemini yaptırdığı anlamında kullanılmıştır.
Bir zem ve kadih davasında talep takririnde nelerin yer alması gerektiği Gatley on Libel and Slander 8th ed. Paragraf 1061’de şu şekilde izah edilir:
“1061. Material facts. The statement of claim must contain a concise statement of the material facts on which the plaintiff relies but not the evidence by which they are to be proved. The material facts are the publication by the defendant the words published that they were published of the plaintiff where necessary the facts relied on as causing them to be understood as defamatory or as referring to the plaintiff and knowledge of these facts by those to whom the words were published and where the words are slander not actionable per se any additional facts making them actionable such as that they were calculated to disparage the plaintiff in an office etc. held by him or that they had caused special damage.”
(Esasa ilişkin olgular. Talep takririnde esasa müteallik olguların yer alması şarttır. Bu olguları ispat edecek şahadetin talep takririnde yer alması gerekmez. Esasa müteallik olgular Davalı tarafından yayınlama yayınlanan kelimeler bu kelimelerin Davacı hakkında yayınlandığı gerektiği hallerde sözlerin zem ve kadih ihtiva ettiğini veya Davacıyı ilgilendirdiği gösteren olgular ile sözlerin yayınlandığı kişiler tarafından bu hususların bilindiği ........” dir.)
Talep takririnde Publication ile ilgili ne tür detayın olması gerektiği ise 1065.paragrafta yer alır:
“1065. Details of publication. The statement of claim must in principle show that the words were published on a stated occasion to a named person or persons other than the plaintiff. Thus in an action for libel on a letter or memorandum the plaintiff should specify the date on which and the person or persons to whom the libel was published. But the principle requires only that the defendant be given due notice of the case he has to meet and there is no fixed general rule. Where the publication complained of is in a newspaper or book it is not usual to plead particular acts of publication unless the plaintiff is relying on special facts not generally known.”
Burada açıkça zem ve kadih teşkil eden yazının bir kitapta yer aldığı takdirde Davacının davasını “publication” yayımlama ile ilgili olarak genelde bilinmeyen özel olgulara dayandırmadığı sürece davada detay verilmesi gerekmediği ifade edilmektedir.
Fullam V. Newcastle Chronicle Journal Ltd (1977) I W.L.R 651 sayfa 654’de bu konu ile ilgili şu sözler yer almıştır:
“If the plaintiff relies on the natural meaning of the words (pleading what is called a “popular”
innuendo so as to show what in his
view is the natural and ordinary meaning) he must in his statement of claim specify the person or persons to whom they were published: save in the case of a newspaper or periodical which is published to the world at large when the persons are so numerous as to go without saying-or book I would add.”
(Kelimelerin doğal anlamında kullanıldığını ileri süren bir Davacının genelde talep takririnde bu kelimelerin kim veya kimlere yayımlandığını da belirtmesi gerekir. Ancak tüm dünyaya yayımlanan bir gazete veya mecmua ve bir kitap olduğu zaman bu yayımın çok kişiye yapıldığı iddia edilmesine gerek olmayacak kadar açık olduğu için buna gerek yoktur)
Davalı No.1 kitabı oluşturan metni yazmış Davalı No.2 metnin kitap olarak yayınlanmasını sağlamıştır. Davalı No.1 Emare No.1 Kitabın 9 ile 11. sayfaları arasında yer alan bir ön sözü de kaleme almıştır. Bu Emarenin 11. sayfasında Davalı No.1’e ait ifadeler aynen şöyledir:
“Bu küçük kitapta tek amacımız bir yandan Annan plânını izah ederken diğer yandan İlter Türkmen ve benzerlerinin yalanlarını kendi yazdıklarından ve Annan plânından alıntılar yaparak sergilemek.
Yalancının mumunu söndürmek.
Hepsi bu.
Fuat Veziroğlu
24 Temmuz 2003
Lefkoşa”
Emare No.1 Kitabı yazan Davalı No.1 bu kitap vasıtasıyla bazı hususları kamuoyuna sunmak istediğini kendi ön sözünde vurgulamaktadır. Davalı No.1 bu kitabın fiili basımında yer almamış ancak kitabın Davalı No.2 tarafından basılması için kitabı oluşturan metni Davacı kendisi ve eşi dışında birisi olan Davalı No.2’e vermiştir. Fasıl 148 madde 18 maksatları bakımından bu davranış mevzuatın aradığı bir yayımdır (publication) ve bunu destekleyecek şahadet Bidayet Mahkemesi huzurunda mevcuttur. Talep takririnde Davacı Emare No.1 Kitabı Davalı No.1’in yazdığını Davalı No.2’nin yayınladığını belirtmektedir. Davalı No.1’in Davalı No.2’ye kitabı vermekle yayınlamış olduğu talep takririnde yoktur. Talep takririnde kitabı oluşturan metni Davalı No.1’in yayınladığı iddiası da yoktur. Fasıl 148 madde 11 altında Davalı No.1 ve 2 (joint tortfeasor) müştereken ve müteselsilen sorumlu konumundadır-lar. Böyle kişiler aynı dava ile dava edilebilecekleri gibi ayrı da dava edilebilirler. Bu konu ile ilgili Gatley paragraf 1006’da şu sözler yer alır:
“....the author of the libel and the proprietor editor printer and publisher of the newspaper in which it appeared are jointly and severally liable and the plaintiff can join any or all of them as co-defendants in one and the same action. If he brings separate actions two or more of the defendants may apply to have the actions consolidated.”
(Zem ve kadihin yazarı ve bunun yayınlandığı gazetenin sahibi editörü basımcısı ve yayımcısı tümü müştereken ve müteselsilen sorumludurlar ve Davacı onları Davalı olarak aynı davada dava edebilir. Davacı bu kişiler aleyhine ayrı dava açtığı takdirde 2 veya daha fazla Davalı davaların konsolide edilmesi için müracaat edebilir.)
Bu nedenlerle İstinaf Edenin Davacının Davalı No.1 aleyhine talep takririnde herhangi bir dava sebebi ihtiva etmediğini ve kitabın Davalı No.1 tarafından yayımlandığını gösterecek şahadet sunulmadığı iddiaları yersizdir ve 1. istinaf sebebi ret ve iptal edilir.
2.istinaf sebebi:
Davacı talep takririnde 3. paragrafta Emare No.1 Kitapta zem ve kadih teşkil ettiğini ileri sürdüğü ifadeleri sıralamıştır. Mavi 11 aynen şöyledir:
“Şöyle ki;
a.“... Bu utanç verici gizli mesajda isim vermeden zikredilen “bir grup eski büyükelçi” kim acaba?
Tabii ki İlter Türkmen ve papyonlu şarlatan Yalım Eralp (Sayfa 15)
b.“...papyonlu şarlatan Yalım Eralp ise...”(Sayfa 40)
c.“...ve papyonlu şarlatan Yalım Eralp...”(Sayfa 43)
d.“...Annan belgesinin şampiyonları arasında papyonlu şarlatan Yalım Eralp’in ayrı ve özel bir yeri var. Onun neresini anlatsam ki?(Sayfa 53)
e.“...Karen Fogg bataryasının topçu subaylarından Yalım Eralp ...”(Sayfa 53)
f.“...Papyonlu şarlatan iddia ve yalanlarında o kadar ileri gitmişti ki...”(Sayfa 54)
g.“... ve papyonlu şarlatan Yalım Eralp’in...”(Sayfa 60)”
Davacı talep takririnde bu sözlerin “kendiliğinden ve/veya sade ve/veya doğal anlam itibarı ile ve/veya kitapta olduğu şekliyle hakaret ve/veya iftira ve/veya zem ve kadih teşkil ettiğini bu sözlerin “açık ve sarih bir şekilde Davacıya yönelik yazılmış olup zaman zaman ise bu sözler ve/veya cümleler ve/veya ibareler ve/veya sıfatlar ve/veya ifadeler ve/veya iddialardan Davalı No.1’in Davacıyı ima ettiğini (innuendo) kolayca” anlaşıldığını ileri sürmüştür.
Davacı talep takririnde sadece şikayet ettiği sözlerin yer aldığı cümlelerin kısımlarına yer vermiştir.
Gatley paragraf 1069’da zem ve kadih teşkil ettiği iddia edilen pasajın yazılmasının ve hangi sayfada bulunduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu tüm yazı veya mektubun yazılmasının gerekmediği yer almaktadır:
“1069. Libellous passages only to be set out. If the plaintiff is suing in respect of certain libellous passages in an article or letter he should not set out the whole article or letter;
it is sufficient to set out the libellous passages only provided their meaning be clear and distinct.
But if the meaning of the passages needs clarification from the context or if the imputation conveyed by the libellous passages is materially altered or qualified by other passages in the article or letter the plaintiff should specify those other passages which as he contends are the context from which the natural and ordinary meaning is derived. He should not plead the whole article or letter. On the other hand semble he cannot pick and choose between libellous passages which are not in severable parts of the work. And there may be cases in which the plaintiff can set out a whole article in the statement of claim and rely on the effect it makes as a whole; in such a case the defendant would not be entitled to particulars or which parts of it are alleged to be defamatory.
If the libellous passages are contained in a
book the plaintiff should set them out as separate passages indicating in each case the page at which it is to be found.”
Innuendo zem ve kadih teşkil ettiği ileri sürülen kelimelerin doğal anlamı ile değil de yayınlanan kişilerde olan özel bilgiler ışığında zem ve kadih teşkil ettiği durumu kapsar. Davacı talep takririnde yukarıda alıntısı yapılan paragrafta innuendo kelimesini kullanmış olmakla beraber talep takririnin 4. paragrafının devamında davasını kelimelerin doğal ve sade anlamı üzerine kurduğu görülmektedir. Alıntı yapılan paragrafta innuendo kelimesi sözlerin Davacıya atıfta bulunduğunun anlaşılabileceği anlamında kullanılmıştır. Ancak bu zem ve kadih ile ilgili mevzuatta yer olan innuendo olmadığından talep takririnde şikayet konusu yapılan sözlerin innuendo ihtiva ettiği ile ilgili bir talep bulunduğu kabul edilmez.
Şikayet konusu kelimelerin doğal ve sade anlamı ile kullanıldığı iddia edilmesi halinde bu kelimelerin makul zeka düzeyi bulunan makul ölçüde genel kültür ve hayat tecrübesine sahip makul bir vatandaş konumundan incelenmesi gerekir.
Davacının veya Davalının kullanılan kelimelere ne anlam verdiği önem arz etmez yan
Bu içtihat kararının tamamını okumak, çevirmek ve arşivinize eklemek için aktif bir abonelik gereklidir.