-D.22/89 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 53/88 ve 54/88
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
Yargıtay/Hukuk 53/88
(Dava No.- 994/86; Girne)
İstinaf eden: Mustafa İrtem, Zafer Çarşısı, Ordu Pazarı karşısı, Girne.
(Girne)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Edith Lilian Reed, Edremit.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Selçuk Gürkan ve Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilen namına: -Mustafa Güryel
Yargıtay/Hukuk 54/88
(Dava No. 993/86; Girne)
İstinafe den: Mustafa İrtem, Zafer Çarşısı, Ordu Pazarı karşısı, Girne
(Davalı)
ile
Aleyhine i-stinaf edilen: Edith Lilian Reed, Edremit
(Davacı)
A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Selçuk Gürkan ve -Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilen namına: Mustafa Güryel
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Birleştirilerek dinlenen bu istinaflar tam kadrolu Girne Kaza Mahkemesinin 12.2.1988 tarihinde vermiş olduğu hükümden yapılmış bulunmaktadır. Olgular taraflar arasın-da büyük ölçüde ihtilaf konusu olduğu cihetle bu konuda tarafların iddialarına ve Mahkemenin bulgularına değinmekte yarar vardır.
Bütün ilgili zamanlarda davacı (aleyhine istinaf edilen) Girne Kazasına bağlı Edremit'te, davalı (istinaf eden) ise Girne'd-e ikamet etmekte idi. Davacının iddiasına göre 7.5.1985 tarihinde davalının istemi üzerine davalıya üç ay zarfında geri ödenmek üzere 4.000 sterlin borç verdi. İşbu borç davacı tarafından National Westminister Bank P.L.C. Ashfort, kent Şubesi üzerine keşid-e olunan 000070 numaralı çek ile verildi. Davalı bu çeki aldığını kabul etmekle birlikte davacının kendisinden aynı gün bu miktarın muadili olan Türk Lirasını aldığnı, diğer bir deyimle davacının kendisinden 4000 sterlin bozduğunu iddia etti.
Davacı tara-fından davalı aleyhine açılan ikinci bir dava ile davacı, davalı ile aralarında 6.6.1985 tarihinde aktolunan bir senet tahtında davacıya borç olarak vermiş olduğu 2,640,000TL ile bu miktar üzerinden 30.10.1986 tarihinden itiabren ödenmek üzere %40 faiz tal-ep etti. Davalı davacının bu talebine karşılık olarak aralarında aktolunan borç sözleşmesini kabul etmekle birlikte sözü edilen borç senedinin vacüb-ül tediye olmadığını çünkü konu sözleşmede öngörülen üç aylık yazılı ihabrın davacı tarafından verilmediğin-i ve bu nedenle davanın mevsimsiz açıldığını iddia etti. Her iki dava tarafların istemi ve İlk Mahkemenin de bu istemi olumlu bulması üzerine birleştirilerek dinlendi.
Davacı kendisi şahadet verdi ve ayrıca tanık olarak üç kişi celbetti. Davalı da bizza-t kendisi şahadet verdi ve ayrıca bir tanık çağırdı. İlk Mahkeme, önüne serdedilen sözlü ve belgesel şahadeti inceledikten sonra davacıya ve şahitlerine inanmayı tercih etti ve talep doğrultusunda ve davacı lehine hüküm verdi. Davalı işbu hükümden ayrı ayr-ı istinaf etti. İstinaflar Mahkemece birleştirilerek dinlendi.
İlk Mahkemenin doğru olarak işaret ettiği gibi davacı çek ile 4000 sterlini davalıya verdiğini isbatladıktan sonra bu miktarın karşılığını Türk Lirası olarak ödediğini iddia eden davalı bu id-diasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı bizzat kendisi şahadet verirken davacının kendisine 4000 sterlinlik çeki verirken çekin kökünü bizzat kendisinin doldurduğunu kabul ve teslim etti. Davalının iddiasına göre 7.5.1985 tarihinde olan bu işlemin karşılığ-ı olarak davacıya "aşağı yukarı, 2,650,000TL" ödediğini iddia etti. Hatta davalı esas sorgulamasına bu miktarın davacı tarafından İş Bankasına vadeli olarak yatırıldığını bildiğini dahi iddia etti. Ne var ki bu son derece önemli olgu davacıya hiçbir zaman -sorulmadı ve davacıdan bu miktar paranın iddia edildiği gibi İş Bankasına yatırılıp yatırılmadığı hususunda bilgi istenmedi. Dolaysııyle davalıdan önce şahadet veren davacı, böyle bir iddiaya cevap vermek ve ayrıca gereksinme duyulması halinde ilgili banka-yı tanık olarak çağırmak fırsatından mahrum bırakıldı. Davalı bu babtaki iddiasına devamla davacının bu parayı İş Bankasına yatırmaya giderken kendisine eşlik eden kişinin o zaman yanında çalışan Mustafa isimli bir kişi olduğunu da iddia etti. Bu husus da -davacıya aynı şekilde sorulmadı. Bu nedenle davacıya 4000 sterlin karşılığı olan 2,650,000 civrında Türk Lirası ödediğini iddia eden ve bunu isbat etmekle yükümlü bulunan davalının gerek ilgili zamanda yanında çalışan Mustafa'yı ve gerekse özellikle İş Ban-kasını şahadet makamına çağırmamasının nedenini anlamakta cidden güçlük çekmekteyiz. Bir taraftan 2,650,000 TL'nın sadece verildiğini iddia etmekle kalmayan fakat aynı zamanda 2,650,000TL'nın nereye yatırıldığını dahi bilecek durumda olan ve bildiğini kabu-l eden davalının Bankayı çağırmaması, bu husustaki iddiasının son derece ihtiyatla karşılanması gerekir. Bir iddiayı kanıtlamakla yükümlü bir kişinin özellikle bu iddianın red ve inkâr edildiği durumlarda elinde iddiasını destekleyecek mahiyette şahadet bu-lunması hainde kendi şahadetine ek olarak bu tür destekleyici şahadeti çağırması ondan beklenen doğal bir harekketir. Hal böyle olmasına rağmen ilgili kişi bu tür şahadeti çağırmazsa artık bunun sonucuna katlanması gerekir. Elbette ki bu gibi destekleyici -şahadeti çağırmaması makul bir nedene bağlanabiliyorsa böyle bir şahadeti ibraz etmemesi o gibi şahsın aleyhine alınamaz. var olması halinde destekleyici şahadetin verilmesi hususu Philippos Charalambous v. Sotiris Dimitriou 1961 C.L.R. p.14 davasında zama-nın Baş Hakimi M. Zekâ Bey tarafından vurgulanmıştı. Sözü edilen davada sayfa 18'de Zekâ Bey şöyle demişti:
"Assuming that in this particular appeal regerence could be made to the increased powers of this Court by virtue of section 25(3) of the Courts o-f Justice Law, in the light o the local conditions obtaining in this Island I am inclined to engraft acting on the uncorroborated evidence of a single witness, especially when he is a party to the proceedings, in cases where ita ppears that the judge is no-t thoroughly satisfied with such evidence or, although corroborative evidence is available, such evidence is not forthcoming and the failure to adduce such evidence is not satisfactorily explained by the party in default. On the other hand one has to consi-der this matter in conjunction with the power of the High Court to rehear a witness who has already been heard by the trial court."
Merhum Zekâ Bey'in yukarıda belirtilen görüşlerini aynen benimsediğimizi bu vesile ile vurgulamak isteriz. Bu durumda iddi-asını destekleyecek mahiyette son derece önemli bir şahadet mevcut iken ve böyle bir şahadetin Mahkemeye ibrazı hususunda herhangi bir engel de söz konusu değilken davalının bu şahadeti Mahkemeye sunmaması aleyhine alınması gereken bir faktör olduğuna kuşk-u yoktur. Bu nedenle İlk Mahkemenin ona inanmakla ve iddiasını kanıtlamadığı sonucuna varmakla hata etmediğine hükmetmek kaçınılmazdır. Binaenaleyh 53/88 sayılı istinafın reddolunması gerkir.
Davalı isinafın duruşmsı esnasında davacının kendisine 6.6.198-5 tarihinde ödediği ve 54/88 sayılı istinafın konusunu teşkil eden sözleşmede zikredilen 2,640,000 TL'nın yaklaşık 4000 sterlini karşıladığını iddia etti. Bu hususta davacı bu iddiayı reddederken davalıya 6.6.1985 tarihinde vermiş olduğu 2,640,000 TL'nı, 2-,500 sterlin bozdurmak ve bunun üzerine 140,000 TL eklemek sureti ile verdiğini söyledi. Keza ilgili zamanda 1 sterlin'in karşılığının 600-700TL olduğunu da beyan etti. Öte yandan davacının şahidi 6.6.1985 tarihinde 1 sterlin'in yaklaşık karşılığının 950TL- olduğunu söyledi. Özellikle bu konuda davacı ile şahidi arasında tenakuz vardır. İsbat külfeti davacıda olmuş olsaydı tezat teşkil eden bu şahadet önemli sayılabilir ve davanın kaderini değiştirebilirdi. Ne var ki geçmişte verilen birçok içtihat kararları-nda vurglandığı gibi bir kişi davasını karşı tarafın zayıf davasına dayanmak sureti ile isbatlayamaz. İddiayı yapan kişi iddiasını haklılığına dayanmak sureti ile kanıtlamakla yükümlüdür.
54/88 sayılı istinafa gelince; bu konuda davalı emare olarak sunul-an sözleşmeyi kabul etmektedir. Aynı zamanda bu sözleşmeye uygun olarak 1.12.1986'ya kadar faiz ödendiği taraflar arasında kabul edilmeketdir. Ne var ki sözleşmenin bir koşulu faizin her ay ödeneceğini öngörmekle birlikte ana paranın vecib-ül tediye edileb-ilmesi için davacının üç aylık yazılı bir ihbar vermesini öngörmektedir. Böyle bir yazılı ihbarın verilip verilmediği hususunda İlk Mahkeme herhangi bir bulguda bulunmuş değildir. Bu durumda normal olarak konunun betekrar görüşülmesi için davayı İlk Mahkem-eye iade etmek gerekirse de davalının şahadeti esaslı bir şekilde incelendiğinde böyle bir yazılı ihbarın verilip verilmediğini hatırlamadığı görülecektir. Bu hususta M.25'te zabıtlarda şunlar yer almaktadır:
" S. Mukaveleye göre yazılı olması gerekirdi d-oğru mu?
C. Evet öyle diyor fakat ben yazılı verip vermediğimi hatırlamıyorum.
- S. Ben sana derim ki yaızlı ihbar vermediniz davalıya yazılı ihbar verdiniz?
-
C. Hatırlamıyorum.
S. Ben derim ki yazılı ihbar vermediniz.
C. Zannetmiyorum, hatırlamıyorum."
Bu durumda davalının şahadeti de dikkate alındığında sözleşmede öngörülen üç aylık yazılı ihbarın davacı tarafından verilmediği sonucuna kolaylıkla var-ılır. Böyle bir sonuca vardıktan sonra da 54/88 sayılı istinafın konusunu teşkil eden sözleşmedeki miktarın vacib-ül tediye olmadığı ve bu durumda davanın mevsimsiz açıldığı açıktır. Neticede mevsimsiz açılan davada davacının hüküm alması da sözkonusu olam-az. Dolayısıyle 54/88 sayılı istinafın kabul edilmesi gerekir. Hemen ilâve etmek gerekir ki davacı söz konusu sözleşme uyarınca gerekli yazılı ihbarın verilmesi ve davalının buna icabet etmemesi halinde davalı aleyhine Mahkemeye betekrar başvurmakta serbes-ttir.
Sonuç olarak 53/88 sayılı istinaf reddolunur. 54/88 sayılı istinaf ise kabul edilir ve bu istinaf ile ilgili olarak İlk Mahkemenin verdiği hüküm iptal edilir.
Masraflar ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (N-iyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
9 Mayıs 1989
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy