-D.10/88 Yargıtay/Hukuk 54/87
(Lefkoşa Şirket/İstida No.13/86)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel
Şirketler Yasası Fasıl 113. -Hakkında.
Narin Agricultural Marekting Ltd. Hakkında.
İstinaf eden: KKTC Başsavcısı, Lefkoşa.
İstinaf eden namına: Ali Fevzi Yeşilada
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta mahkemenin hükmünü sayın yaargıç Tner Erginel verecektir.
Taner Erginel: L-efkoşa Kaza Mahkemesi, Başsavcılığın talebi üzerine 27.2.1987 tarihinde Narin Agricultural Marketing Ltd. isimli bir şirketin tasfiyesini emretti. Mahkeme tasfiye emrini verirken emrin yürürlüğe gireceği tarihi de belirleme gereği duydu ve emrin, kararın o-kunduğu gün yürürlüğe girmesini emretti. Başsavcılık, emrin yürürlüğe girme tarihinin hatalı olarak belirlendiği görüşündedir ve tasfiye emrinin bu bölümüne karşı istinaf etmiş bulunmaktadır.
Narin Agricultural Marketing Ltd. Şirketi 9.10.1980 tarihinde -tarım ürünleri üretmek, satın almak ve ihraç etmek gibi gayelerle kurumuş bir şirkettir. Bir süre amacına uygun tatminkâr faaliyet gösteren şirketin işleri 1984 yılından sonra bozulmaya başladı. Şirkete ürünlerini teslim eden üreticilerin alacaklarını alam-ıyacakları kaygısına kapılan Bakanlar Kurulu 14.8.1985 tarihinde şirketin durumunu araştırmak için müfettişler görevlendirdi. 14.10.1985 tarihinde müfettişlerin raporlarını dikkate alan Bakanlar Kurulu şirketin gelir ve giderlerini kontrol etmek için bir D-evlet Denetim Kurulu oluşturdu. 15.10.1986 tarihinde Devlet Denetim Kurulunun hazırladığı raporları gözden geçiren Bakanlar Kurulu şirket alacaklarının haklarının tehlikeye düştüğü kanısına vararak şirketin tasfiyesini sağlamak için Mahkemeye başvurmaya ka-rar verdi. Başsavcılığın 17.10.1986 tarihinden dosyaladığı ve şirketin tasfiyesini talep eden dilekçeye şirket yöneticileri itiraz ettiler. Yapılan duruşmada şirketin borçlarının 1 milyar 200 milyon TL'yi aştığı, tüm mal varlığının ise sadece 265 milyon TL- civarında olduğu, şirketin borçlarını ödeyemediği anlaşıldı ve bu gerekçeleri dikkate alan Mahkeme şirketin tasfiyesini emrederek Şirketler Mukayyidini tasfiye memuru tayin etti. Duruşmada ayrıca şirket aleyhine yalnız Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 147 sivil -dava açlıldığı, bu davalardan 140 kadarının neticelendiği, neticelenen davalardan bir bölümünün icra edildiği, bir bölümünün icrasının Mahkeme emriyle durdurulduğu, bir bölümünün ise "şirketin mal varlığı olmaması" nedeniyle icra edilmediği ortaya çıktı. D-iğer bir sorun ise şirket borcunun önemli bir kısmının teminat altında olması ve teminatlı alacaklarının alacağını öncelikle alması halinde diğer alacaklılara birşey kalmama ihtimali olarak ortaya çıktı.
Bir tasfiye emrinin sonuçlarına ilişkin Palmer's C-ompany Law sayfa 749'da şunlar yer almaktadır:
"The effect of a winding-up order is to avoid all dispositions of the property (including tings in action) of the company made between the commencement of the winding-up the presentation of the petition -and -the winding-up order, unless the court otherwise orders. Likewise any atatchment or execution against the property of the company after the commencement of the winding-up is void. After presentation of the petition the court may satay any proceedings again-st the company and such paroceedings are automatically stayed on ther making of the winding-up order, and cannot be continued except by leave of the court."
Yukarıdki alıntıya kararında yer veren Alt Mahkeme daha sonra kararına şunları ekeldi:
"Bu pasa-jdan ihtibas edilen hükümler veya benzeri bizim Fasıl 113 Şirketler Yasasının 213-221 maddelerinde de mevcuttur. Bu pasajın içerdiği hükümlerden tatbikatta karşılaşılması olası müşkilâtları da önlemek maksadıyle, bu kararın okunduğu gün yürürlüğe girmesini- emretmeyi de uygun görmekteyiz. Böyle bir emir vermememiz halinde, emir Başsavcının istidasının dosyalandığı 17.10.86 tarihinde yürürlüğe girmiş addolunur ve 17.10.86 tarihinden bugüne kadar şirketten icra yolu ile elde edilen alacaklar da tehlikeye gireb-ilirdi. Başında da değindiğimiz gibi şirket aleyhine yalnız bu Mahkemede bir çok davalar vardır veya bu davalarda verilen hükümlere istinaden 17.10.86 tarihinden sonra alacaklılara bir takım ödemeler yapıldığı neticelendirdiğimiz davalar nedeni ile bilgimi-zdedir."
Tasfiye emrinin dilekçesinin dosyalandığı gün değil de kararın okunduğu gün yürürlüğe girmesinin hatalı olduğunu iddia eden Başsavcılık, istinafın duruşmasında görüşlerini tartışacak muhatap bulamadı. Çünkü şirketin tasfiye emri yürürlüğe girmiş- ve Şirketler Mukayyidi, şirketi temsil etmeye başlamıştı. Şirketler Mukayyidinin, başsavcılığın görüşünü reddetmesi veya bu görüşten farklı görüşler öne sürmesi için herhangi bir neden yoktu. Halbuki tasfiye emrinin dilekçe tarihinden başlaması halinde bu- karardan etkilenecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Yani Yüksek Mahkeme, kararından etkilenecek kişileri dinlemeden ve onların görüşünü almadan bir karar verme durumuyla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. Daha ilk bakışta adaletsiz görünen bu durum tasf-iye dilekçelerinin özelliği nedeniyle ortaya çıkmıştır ve daha önce Alt Mahkemenin de aynı sorunla karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Şöyle ki: Alt Mahkemede tasfiye emrini talep eden ve buna karşı koyan olmak üzere iki taraf mevcuttu. Ancak bu taraflard-an başka, tasfiye emrinin başlama tarihinden etkilencek taraflar vardı. Tasfiye dilekçesinin dosyalandığı tarihten sonra bir kısım hükümler icra edilmiş ve bu alacaklılar tatmin olurken diğer alacaklılara birşey kalmamış veya çok az şey kalmıştı. Tasfiyeni-n dilekçe tarihinden başlaması halinde tamamlanmış icraların geçersiz hale gelmesi söz konusu idi. Diğer bir deyişle dilekçe tarihi ile karar tarihi arasında hükümlerini icra ettirebilenler ve diğer alacaklılar diye ayırabileceğimiz iki taraf olmuştu ve bu- iki tarafın tasfiyesinin başlama tarihine göre kazanma veya kaybetme durumları ortaya çıkmıştı. Karardan bu kadar çok etkilenecek taraflara Mahkemede hazır bulunma ve görüşlerini anlatma fırsatı vermeden, tasfiyenin başlama tarihinin tesbit edilmesi yargı-lamaya adaletsiz bir görünüm vermiştir.
İstinafın duruşmasında Başsavcılık iki alternatif iddiada bulundu:
A) Tasfiyenin başlama tarihini tesbit etme konusunda Mahkemenin takdir hakkı olsa bile bu meselede Makeme takdir hakkını hatalı kullandı.
B) Ta-sfiyenin başlama tarihini tebsit etme konusunda Mahkemenin hiç takdir hakkı yoktur. Yani tasfiyenin dilekçenin dosyalandığı tarihte yürülüğe girmesi gerekir.
Önce yukarıdaki birinci iddia üzerinde duralım. Herhangi bir konuda karar vermek mahkemenin takd-irine kalmışsa, Mahkemeye yol gösterecek olan adalet kavramıdır. Herhangi bir konuda adil karar verebilmek için öncelikle bu karardan etkilenecek olanları dinlemek gerekir. Diğer bir deyişle tarafları dinleyip görüşlerini aldıktan sonra karar vermek, adil -karar verebilmenin ön koşuludur. Bu meselede Alt Mahkemenin, tamamlanmış icraları, yapılmamış farzetmenin doğuracağı güçlükler üzerinde durması son derece yerindedir. Ancak Mahkemenin karar verirken göz önünde tutması gereken tek faktörün bu olmama ihtimal-i vardır. Alt Mahkeme kararından etkilenecek olan tarafları dinlemediği için göz önünde tutması gereken tüm faktörlerin neler olabileceğini de öğrenememiştir. Bu koşullar altında verdiği kararın, adil olması mümkün değildi. Dolayısıyle takdir hakkını isabe-tli kullanmadığı görüşündeyiz.
Mahkemenin tasfiyenin başlama tarihi konusunda hiç takdir hakkı olmadığı iddiasına gelince Fasıl 113 Limited Şirketler Yasasının 216 ve 218'inci maddeleri şöyledir:
"216. Mahkeme tarafından tasfiyelerde, tasfiyenin başlama-sından sonra, dava yolu ile elde edilebilen mallar dahil, şirket mallarının elden çıkarılması, payların devri veya şirket üyelerinin statüsünde değişiklik yapılması, Mahkeme başka bir emir vermedikçe, geçersiz olur.
Tasfiyenin Başlatılamsı
- 218. (1) Bir şirketin Mahkemece tasfiye için dilekçe sulunmadan önce, gönüllü tasfiye için şirketin karar aldığı durumlarda, şirketin tasfiyesinin, kararın alındığı vakitte başladığı sayılır ve Mahkeme, hile veya hata yapıldığının ispatlanması üzerine, ba-şka bir emir vermeyi uygun görmedikçe gönüllü tasfiyede başlatılan tüm işlemler geçerli olarak başlatılmış sayılır.
(2) Başka herhangi bir durumda şirketin Mahkemece tasfiye dilekçesinin sunulduğu vakitte başlamış sayılır."
Görüleceği gibi 218'-inci maddede gönüllü tasfiyelerin karar tarihinden, diğer tasfiyelerin ise dilekçe tarihinden başlamasını hükme bağlamıştır. Gönüllü tasfiyelerde başlama tarihinin hangi hallerde değiştirilebileceğini belirten yasa, zorunlu tasfiyelerde herhangi bir istisn-a göstermemiştir. 218''nci maddede, zorunlu bir tasfiyede başlama tarihini değiştirme konusunda Mahkemenin takdir hakkı olduğunu gösteren herhangi bir ima yoktur.
Mahkemeye takdir hakkı veren 216'ıncı madde ise tasfiyenin başlamasından sonra bazı elden -çıkarmaların geçerli olmasına ilişkindir. Bu iki maddeyi birlikte yorumladığımız zaman Mahkemenin takdir hakkının, tasfiyenin başlama tarihini tesbit etme konusunda değil sadece tasfiye başladıktan sonra yapılmış bazı elden çıkarmaları geçerli kabul etme k-onusunda olduğu sonucuna varırız. Bu durumda yasanın kabul ettiği prosedürün, dilekçe tarihinden sonraki tüm elden çıkarmaları geçersiz kabul etmek ve daha sonra bu işlemleri geçerli hale getirmek için yapılan müracaatları tek tek ele alarak karara bağlama-k şeklinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu prosedür takip edildiği takdirde, Mahkemenin kararından etkilenecek tarafları dinlemeden bir sonuca varması ihtimali de ortadan kalkacaktır. İngiliz içtihatlarının da bu prosedürü takip ettiklerini görmekteyiz. Bak: A-ll England Law Reports 1950, Volume I sayfa 21. Re Steanes Ltd. ile All England Reports 1954 Volume I sayfa 745 Re T.W Constraction Ltd.
Yukarıdaki nedenlerle istinaf kabul edilerek tasfiyenin tasfiye dilekçesinin dosyalandığı 17.10.1986 tarihinde başlam-ası emrolunur.
Bu karardan sonra 17.10.1986 tarihinden sonraki elden çıkarmalar ve icralar geçersiz hale gelmektedir. Bu durumda Tasfiye Memuruna 15 güne kadar karardan etkilenecek taraflara durumu bildirmesi ve onların da 17.10.1986 tarihinden sonraki i-şlemleri geçerli hale getirmek istiyorlarsa, öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içinde Mahkemeye başvurmaları için talimat veririz.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Eginel)
Yargıç - Yargıç Yargıç
25 Mart 1988
-
-
5
-
Full & Egal Universal Law Academy