-D.6/82 Yargıtay/Hukuk 56/81
- (Dava No. 187/89 Lefkoşa)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay
İstinaf eden: Osman Nizami, Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Havva Mustafa Hüsnü, Mehmetçik, Mağusa
- A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: İlkay Hikmet
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye - Makul surette ihtiyaç - İlk Mahkemenin emekliye ayrılmak isteyen Davacının eve mak-ul surette ihtiyacı olduğu bulgusuna varması.
Müşülât - Tarafların mali durumları ve karşılaşacakları zorlukların karşılaştır- ması - İlk Mahkemenin her ay 4 aylık alan Davalı tarafın daha az güçlükle karşılaşacağı bulgusu - İlk Mahkemenin tahliye emri ve-rilmemesinin Davacıyı daha çok müşkülâta uğratacağı bulgusu.
Yaal kiracı - Yargıtayın kira sözleşmesi sona ermesine rağmen Davalının evde ikamet etmesinin ve bu konuda şahadet ibraz edilmesinin Davalının yasal kiracı olduğunu gösterdiği bulgusu.
Tahliye -emrinin icrasının durdurulması - İlk Mahkemenin icrayı 6 ay süreyle durdurması - Yargıtayın, evde yaşayan 4 kişinin yaşlı olması nedeniyle yeni bir ev bulmaları için normalin dışında bir süreye gereksinim duya- caklarını dikkate alarak bu süreyi 12 aya çık-arması.
OLAY: Davacı kiracısı olan Davalıya bir ihbar göndererek kira ilişkilerini feshettiğini bildirdi ve evi tahliye etmesii istedi. Davacı evi boşaltmayan Davalı aleyhine makul surette ihtiyacı odluğunu ileri sürerek tahliye davası açtı. Davalı müdaf-aa dosyalayarak tahliye emri verilmesinin Davacıya nazaran kendisine daha büyük müşkülât yaratacağını ileri sürdü.
-İlk Mahkeme, davalının kanuni kiracı olduğu, davacının ikamet edecek başka bir evi bulunmadığı ve Davacının eve makul surette ihtiyacı olduğu bulgusuna vararak tahliye emri verdi. İlk Mahkeme ayrıca tahliye emrinin icrasının 6 ay süreyle durdurulması iç-in emir verdi.
Davalı, kanuni kiracılığın ispatlanmadığını, İlk Mahkemenin tahliye emri neticesi kendisinin daha çok müşkülâta uğradığını bulgu bulmakl, makul surette ihtiyaç tabirinin istikbale yöelik yorumlamakla tahliye emrinin icrasını 6 ay kısa sür-eli durdurmakla hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
-
SONUÇ: Yargıtay yazılı sözleşmenin 1976'da sona erdiğini, 1980 yılında Davacının kira sözleşmesinin bir ihbar göndererek feshettiğini Davalıya bildirdiğini ve Davalının 1980'den itibaren evde kanuni kiracı olarak devam ettiğini ve bu yönde Davacının şahad-et ibraz ettiğini belirtti ve kanuni kiracılığın ispat edildiği sonucuna vardı.
-Yargıtay, İlk Mahkemenin tarafların karşılaşabileceği müşkülâtı enine boyuna incelendiğini ve takdir hakkını Davacı lehine kullandığını belirterek İlk Mahkemenin bulgusunun hatalı olmadığı kanısına vardı.
Yargıtay, İlk Mahkemenin makul surette ihtiya-ç talebini geleceğe yönelik yorumlamakla hata ettiğine ilişkin istinafı inceledi. Yargıtay Davacının emekliye ayrılacağı hususunun Davalı tarafından ciddi bir şekilde ihtilaf konusu yapılmadığının zabıtlardan görüldüğünü, İlk Mahkemenin Davacının tahliye e-mri verildiği takdirde emekliye ayrılacağını ve konu evde ikamet edeceğini bir bulgu olarak bulduğunu, böyle bir bulguya varabilmesi için İlk Mahkemenin huzurunda yeterli şahadet odluğu sürece Yargıtayın müdahale etmediğini, makul ihtiyacın da bir bulgu me-selesi odluğunu belirtti. İlk Mahkemenin Davacının emekliye ayrılacağı hususundaki iddiasını inanılır bulduğunu vurgulayan Yargıtay, böyle bir snuca varabilmesi için huzurunda yeterli şahadet olduğunu belirtti ve İlk Mahkemenin hata etmediği sonucuna vardı- ve bu istinaf sebebini de reddetti.
Yargıtay, İlk Mahkemenin dava konusu evde yaşayanların dördünün yaşlı olduğu ve bunların uygun bir konut bulmaları için normalin dışında bir süreye gereksinimleri olabileceğini dikkate almadığı kanısına vararak tahli-ye emri icrasını 12 ay süreyle durdurulmasına emir verdi ve bu istinafı kabul etti.
-
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Yargıtay/Hukuk 20/81.
2- Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 35/81 ve 37/81.
3- Sins v. Wilson (1946) 2 AER 261.
4- Smith v. Penny (1946) ' AER 627.
5- Aitken v. Shaw (1933) S.L.T. s.21, sayfa 23.
Atıfta Bulunula-n Bilimsel İçtihatlar:
1- The rent Acts, by R.E. Megarry Q.C. Temst 1 tenth Edition sayafa
296 ve 297.
2- Halsbury's Law of England 3rd. Ed. Vol.23 sayfa 823 ve 824.
____________________
-H Ü K Ü M
-
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemsinin 8.7.1981 tarihinde vermiş olduğu tahliye kararından yapılmıştır. Olgular özetle şöyledir:
Davacı (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa'da Meriç Sokağında bulunan bir evin kayıtlı mal sahibidir. davalı- sözü edilen evi 25.10.1971 tarihinde yazılı bir mukavele ile daavcıdan kiraladı. yapılan yazılı mukavele 1.10.1976 tarihinde sona erdi. Daha sonra davacı, davalıya gönderdiği 17.1.1980 tarihli bir ihbarname ile aralarında olması muhtemel her türlü kira il-işkisini feshetti ve evi 1980 senesinin Şubat ayı sonunda tahliye etmesini talep etti. davalıya gönderilen tahliye ihbarnamesinin özü davacının söz konusu eve makul surette ihtiyacı lmasına dayanmakta idi. Davalı kendisine gönderilen ihbarnameye rağmen evi- boşaltmadı ve bunun üzerine davacı evin tahliyesini sağlamak için davalı aleyhine dava açtı. davalı tarafından dosyalanan müdafaa takririnde özetle daavcının söz konusu eve ihtiyacı odluğunu reddetti ve alternatif olarak tahliye emrinin verilmesi halinde -tahliye emrinin davacıya nazaran davalı için daha büyük müşkülât yaratacağı iddiasında bulundu. Davayı dinleyen Kaza Mahke- mesi, davanın açıldığı tarihte davalının kanuni kiracı odluğunu, davacının Mağusa Kazasına bağlı Mehmetçik köyünde Sağlık Merkezinde- herhangi bir bedel karşılığı olmaksızın yaşlı annesi ile beraber ikamet etmekte olduğunu, kamu görevince 25 yılını doldurduğunu her an için 30 yıl üzerinden emekliye ayrılma hakkına sahip olduğunu, dava konusu evden başka herhnagi bir evi bulunmadığını, d-avacının emekliye ayrılma isteminde samimi bulunduğunu fakat emekliye ayrıldığı takdirde kendisi ve yaşlı annesi için barınacak bir evi bulunmadığını, davacının sözü edilen eve makul surette ihtiyacı odluğunu, tahliye emri verilmesinin makul olacağını ve b-öyle bir emir verdiği takdirde davalı ve onun ile birlikte dava konusu evde ikamet etmekte olan iki kızı, kayınpederi ve kayınvalidesinin davacıya nazaran daha fazla müşkülâtla karşılaşmayacağını bir bulgu olarak buldu ve icranın 6 ay süre ile ertelenmesi -koşuluna bağlı olarak tahliye emri verdi. Davalı işbu emirden istinaf etmiş bulun- maktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi 8 sebeb içermekle beraber davalı esas itibarı ile aşağıdaki sebepleri ileri sürdü:
1. Davalının kanuni kiracı odluğu hususu isbatla-nmamıştır.
2. İlk Mahkeme tahliye emri neticesi doğacak olan müşkülâttan davalının daha çok mağdur olacağını bulmamakla hata etmiştir.
3. İlk mahkeme yasanın 7(1)(g) maddesinde yer alan "makul surette ihtşyaç" tabirini istikbale matuf olarak yorumlamakla- hata etmiştir.
4. İlk Mahkeme tahliye emri verirken bu emri sadece 6 ay gibi kısa bir süre için durdurmakla hata etmiştir.
Şimdi de yukarıda özetlenen istinaf seveplerini incelememiz gerekir:
1. istinaf sebebi:
Davacının talep takririnde dava konu-su evin yazılı sözleşmesinin 30.10.1976'da sona erdiği, buna rağmen davacının davalıya 17.1.1980 tarihinde ihbarname gönderip muhtemel her türlü kira münasebetini sona erdirdiğini ve evin tahliyesini 1980 Şubat sonuna kadar yapması, 1.3.1980'den itibaren d-avalının evde kanuni kiracı olarak oturmağa devam ettiği iddiaları yer aldığı ve bu doğrultuda davacının şahadet ibraz ettiği ve şahadete İlk Mahkemenin itibar ettiği görülmektedir. Bu durumda davalının kanuni kiracı olduğu hususu kanıtlanmadığı iddiasının- reddedilmesi gerekmektedir.
2. istinaf sebebi:
İlk Mahkeme dava konusu evde davalı, eşi, kayınpeder ve kayınvalidesi ve çalışmakta olan iki kızının toplam gelirlerinin davacının emekliye ayrılmasıyle eline geçecek emeklilik maaşından çok fazla olduğu-nu, kızlarının birinin hasta olduğu için devamlı borçlandığını, diğerinin evlenme hazırlığı içinde bulunduğunu, davalı ailesinin sorunlarının bulunduğunu bunları anlayışla karşıladığını buna rağmen tahliye emri verilmesi halinde bu hususun davacıya nazaran- davalıya daha fazla müşkülât yaratacağına kanaat getirmediğini belirterek tahliye kararına hükmetti. İlk Mahkeme hükmünde bu hususta şunları söyledi:
"Tahliye emri verilmesinin kiralanacak yerin kirasının yüksekliği, işyer- lerinden uzaklığı ve büyüklüğü- bakımalrından güçlük çıkaracağını kabul ediyorum. Ancak dört aylık alan bir ev halkının sık sık aylık düzenlemelerin yapıldığı bir ülkede kısa zamanda bu güçlükleri giderebileceğine inanıyorum. Diğer taraftan tahliye emri verilmemesi davacının yaşamı boyu-nca biriktirdiğini elinden almak ve onu sokakta bırakmak demek oalcaktır. Bu nedenle tahliye emri verilmesi halinde davalının daha bütük güçlükle karşılaşacağı doğru değildir."
"Müşkülât" hususunda yasal durum 18/73 Kira >Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası-nın 7(1)(g) maddesinin şart bendi ile düzenlenmektedir. Sözü edilen şart bendi şöyledir:
"7.(1)(g) .....................................................................................
Ancak, meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde, tahliye hükmü- veya emri verilmesini böyle bir hüküm veya emir verilmesine nazaran daha büyük müşkülât yaratacağı hususunda müstecir Mahkemeyi tatmin ettiği takdirde bu bend hükümleri tahtında tahliye emri veya hükmü verilmez.
.......................................-...............................................
..................................................................................... "
Görülüyor ki davalı tahliye emri verildiği halde kendisnin karşılaşacağı müşkülât tahliye emri verilmemesi halinde d-avacının karşılaşacağı müşkülâttan daha fazla olacağı hususunda mahkemeyi tatmin etmesi gerekir. Bu isbat külfeti bendin metninden de görüleceği gibi ve geçmiş birçok içtihatlarda da belirlendiği üzere davalıya aittir. (Gör: Sins v. Wilson (1946) 2AER 261,- CA, Smith v Peny (1946) 2AER 627 CA).
Keza davacıya veya davalıya doğacak müşkülât konusu bir olgu meselesidir ve bu gibi durumlarda, istisnaların dışında, İlk Mahkemelerin vardıkları bulgulara müdahale edilmez. The Rent Acts, by Megarry Q.C. Temst 1 te-nth Edition sayfa 296 ve 297'de şunlar yer almaktadır:
"(f) Appeals. On an appeal, the court will be slow to interfere with the decision of the trial Judge on the balance of hardship; for this is primarily a question of fact. To succeed., an appellant m-ust "show that the country judge misdirected himself on a question of law or that he bassed hıs judgment on some finding of fact of which what was no evidence. "If in drawing up the 'statotory balance sheet' there is some evidence of hardship on each side,- the decision of the trial judge is final."
Keza halsbury's Laws of Engand 3rd Ed. Vo.23 sayfa 823 ve 824'de şunlar yer almaktadır:
"1606. Greater hardsip. The question of greater hardship is preeminently one of for the county court judge whose decis-ion will only be upset if there was no evidence upon which he could properly have based his conclusion. The burden of proof is on tenent. The whole of the circumstances are to be considered the existence of alternative accomodation on both sides being an i-mportant but not decisive factor."
Önümüzdeki istinafta da İlk Mahkeme yargıcı tarafların karşılaşabilecek- leri müşkülâtı en-ine boyuna incelemiş ve takdir hakkını davacı lehine kullanmağı yeğlemiştir. Böyle bir bulguya varabilmek için İlk Mahkemenin önünde kâfi derecede şahadet vardı ve İlk Mahkemenin böyle bir bulguya varmakla hata ettiğine ikna edilmedik.
3. istinaf sebebi:-
İstinafın duruşmasında esas itibarıyle üzerinde durulan bu istinaf sebebi olmuştur. davalıya göre davacının konu eve ihtiyacı varsa bile bu ihtiyacın davanın duruşma gününde olmadığı ve bu ihtiyacın ancak davacının emekliye ayrılması ile doğabileceğini -ileri sürdü. Öte yandan davacı henüz emekliye ayrılmadığını kabul etmekle beraber, emekliye ayrılmaı halinde kalacak başka bir konutu bulunmadığını, tahliye davalarının çok uzayan davalar olduğunu, emekliye ayrıldığı ve aynı zamanda evinin tahliye edilmeme-si halinde kendisi ve yaşlı annesinin perişan olacaklarını ve emekliye ayrılmasında samimi olduğunu ve evinin tahliyesi halinde hemen emekliye ayrılıp bu evde ikamet edeceğini ileri sürdü.
Yasanın öngördüğü "makul surette ihtiyaç"tan hiç şüphesiz, dava g-ünündeki ihtiyaç murat edilmektedir. (Gör Aitken v. Shaw S.L.T. s.21)
Zabıtlar dikkatli tetkik edildiği zaman görülecektir ki davacının emekliye ayrılacağı hususu davalı tarafından ciddi bir şekilde ihtilâf konusu yapılmamıştır. Aksine, davacının emekliy-e ayrılacağı hususu onun istintakından da görülebileceği gibi davalı tarafından da bir olgu olarak kabul edildiği görülmektedir. Davalı, sadece, emekliye ayrıldıktan sonra şehir hayatını sevmediği için köyde oturacağı veya İngiltere'de bulunan kardeinin ya-nına gidip kalacağı için davacının konu eve gelip oturmayacağı üzerinde durmuş ve bu nedenleri ileri sürerek davacının konu eve ihtiyacı olmadığını iddia etmiştir. Bu durumda ilk mahkemenin de haklı olarak bulduğu gibi davacının emekliye ayrılma hususunda -samimi ve kararlı odluğu ve bu nedenle konu eve ihtiyacı olduğu, bu ihtiyacın da dava gününde mevcut olduğu ancak kalacak başka evi olmadığı nedeniyle emekliye ayrılmak için müracaatta bulunmadığı bulgusuna varılmasının kaçınılmaz olduğu ve bunun bir gerçe-k olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündeyiz. Bu böyle odluğuna göre davacının konu eve Yasanın öngördüğü şekilde ihtiyacı (present need) olmadığı söylenemez.
Bu istinafta da davacı açıkta kalacağı korkusu ile tahliyeden önce emekliye ayrılmayı göze al-mamaktadır. İlk Mahkeme davacının tahliye emri verildiği takdirde emekliye ayrılacağını ve konu evde ikamet edeceğini bir bulgu olarak bulmuştur. Bulgular hususunda genel prensibe uygun olarak, bir bulguya varabilmesi için İlk Mahkemelerin huzurunda yeterl-i şahadet olduğu sürece bu lgu ve bulgu meselesidir. Aitken v. Shaw (1933) S.L.T. s.21, sayfa 23'de mahkeme şunları söyledi:
"I think the question of what is reasonable is essentially a jury question and so regarding it, I am of opinion that an appeal c-ourt should not redily interfre with the result at which the court of first instance has arrived."
İlk Mahkeme, davacının emekliye ayrılacağı hususundaki iddiasını makul ve inanılır buldu ve bu hususta davacıya inandı. İlk Mahkemenin böyle bir bulguya v-arabilmesi için huzurunda davacının şahadeti vardı. Böyle bir bulguya müdahale etmemiz için geçerli herhangi bir neden göremiyoruz. Tabiatıyle emeklilik hususunda İlk Mahkeme yanıltılmış ise davalının davacıya karşı tazminat hakkı daima açıktır. Bu nedenle- bu istinaf sebebinin de reddolunması gerektiği görüşündeyiz.
4. istinaf sebebi:
İstinaf eden İlk Mahkemenin tahliye emrinin sadece altı ay gibi kısa bir süre için durmasına emir vermekle hata ettiğini iddia etti. Tahliye emri verilirken tahliye emrin-i durdurma süresini ilk etapta saptama yetkisi kuşkusuz İlk Mahkemelerindir ancak İlk Mahkemelerin bu takdi yetkilerine müdahalede bulunmaz, meğer ki İlk Mahkemeler dikkate alınması gerekenleri dikkate alsınlar veya dikkate alınması gerekenleri dikkate alm-asınlar veya uygun görülen süre, davanın tüm ahval ve şeraiti dikkate alındığında aşikâr surette az veya çok olsun.
Önümüzdeki meselede İlk Mahkemenin dava konusu evde yaşayanların sayılarının altı, bunlardan dördünün yaşlı olduklarını, bunlardan ötürü u-ygun bir konut bulmaları için normalin dışında bir süreye gereksinimleri olabileceğini gerektiği kadar dikkate almadığı ve bunlara gereken değeri vermediği görüşündeyiz. Kanımızca tahliye emrini durdurma süresi yukarıdaki nedenlerle ve bu davaya özgü sair -nedenlerle on iki ay olması en uygundur. Bu nedenle bu istinaf sebebinin kabule dilmesi gerekir.
Sonuç olarak istinaf kısmen kabule dilir ve İlk Mahkemenin tahliye emri- nin icrasının durması hususunda saptadığı 6 aylık süre iptale dilip onun terine 12 a-y süre konur. Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 35/81 ve 37/81 ve Yargıtay/Hukuk 20/81 sayılı davalarda da değinildiği gibi İlk Mahkemeler tahliye emrinin icrasını bir süre durdutma doğrultsuunda emir verirken buna kira veya ödeme bedelinin her ay ödenmesi koş-uluna bağlamadılar. Bundan hareketle 8.7.1981'den itibaren verilen 12 aylık tahliye emrinin icrasının duruşması istinaf edenin o güne kadar ödediği kira ve kullanım bedelini 7 gün süreyle her ay muntazaman ödemesi şartına bağlıdır. Herhangi bir aylık kiran-ın veya kullanım bedelinin anılansüre zarfında ödenmemesi halinde tahliye emri derhal icra edilebilecektir. Diğer konularda istinaf reddolunur.
Masraflar hakkında herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) - (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
12 Şubat 1982
Full & Egal Universal Law Academy