-D.17/93 Yargıtay/Hukuk 56/92
(Dava No. 1953/88; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Taner Erginel, Özkan Tunçağ
İstinaf eden: Ali Demirağ, Lefkoşa.-
(Davalı No:3)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Alba Holding Co. Ltd. Sanayi Bölgesi, Haspolat.
2. Alba Export Co. Ltd. Sanayi Bölgesi, Haspolat.
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Gürsel Kadri
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Ali Dana
H Ü K Ü M
Celâl Karaab-cak: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Taner Erginel okuyacaktır.
Taner Erginel: Limited şirketler olan Davacılar 29 Temmuz 1988 tarihinde açtıkları istinaf konusu davada Davalıların Haspolatta Dormen Konfeksiyon veya Alba Gömlek Fabrikası diye- bilinen fabrikada işgalci olduklarını iddia ettiler ve fabrikanının kendilerine iadesi ile tazminat talep ettiler. Davanının ünvanında yer alan 3 Davalıdan ilk ikisi limited şirketler olup üçüncüsü davalı Ali Demirağ bu şirketlerin yöneticisidir. Talp tak-ririne göre dava konusu fabrika Haspolat Sanayi Bölgesinde bulunan ve gömlek imal eden bir fabrikadır. 22.2.1979 tarihinde Maliye Bakanığına bağlı Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi tarafından Davacı No.1'e kiralanan fabrikanın kira sözleşmesi daha sonra 2017- yılına kadar uzatılmış bulunuyordu. Davacı No:2 ile davalı No.1 5.2.1986 tarihinde bir araya gelerek fabrikanın bir bölümünde gömlek imal etmek için bir iş sözleşmesi imzaladılar. Bu sözleşmeye göre gömlek imalâtı Davacı No.2'nin kontrol ve himayesinde ya-pılacaktı. Davalı No.1 üretim sahası ve makineler üzerinde herhangi bir hak talebinde buluna-mayacaktı. Davalı No.1 fabrikada imal edilen gömlekler için Davacı No.2'ye ayda 3000 Amerikan Doları ödeyecekti. İmal edilen gömlek adedi ayda 36000'i geçtiği takd-irde Davalı No.1 36000'in üstünde imal edilecek her düzine için 1 Amerikan Doları prim ödeyecekti. Söz konusu iş sözleşmesi 1.3.1988 tarihinde son bulacaktı.
Talep takririnden anlaşıldığına göre daha iş sözleşmesi sona ermeden taraflar arasında ihtilâflar- başgösteri ve Davalı No.1 Davacılar aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 1411/1986 sayılı bir dava açtı. Davacıların işyerine müdahale etmemeleri ve girmemeleri için Mahkeme emri talep edilen bu davada önce Davacılar aleyhine bir ara emri verildi. Davacılar- verilen emre itiraz ettiler ve taraflar tekrar tekrar istinafa giden uzun yasal tartışmalara girdiler. Sonunda verilen emir iptal edildi. Aradan geçen süre içinde iş sözleşmesi sona erdiğinden bu dava önemini yitirmiş oldu.
İş sözleşmesinin 1.3.1988 tar-ihinde son bulmasından sona taraflar arasındaki ihtilaf daha da kızışark polise intikal eden kavgalara neden oldu. Sonunda Davacılar önümüzdeki davayı açarak Davalıların 5.2.1986 tarihli sözleşmesinin 1.3.1988 tarihinde sona ermesine rağmen haksız yere fab-rikayı işgal ettiklerini öne sürdüler ve fabrikanın iadesi ile tazminat talep ettiler.
Davalılar müdafaa takririnde Davacıların iddia ve taleplerini genel ifadelerle reddettiler. Ayrıca dava konusu fabrikanın Devlete ait olduğunu, Anayasanın 159(1)(b) ma-ddesi gereğince bu taşınmaz malın eşdeğerden hak sahiplerine verilmesi gerektiğini, bu fabrikanın Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi tarafından Davacı 1'e kiralanmasının Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiler. Müdafaa takririnin yazılış şeklinden Davalıların- spesifik olgulardan çok, yasal konulara ağırlık verdikleri anlaşılıyordu. Nitekim davanın duruşmasına başladıktan sonra Davalıalrın avukatı Davacılarla Devlet arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu işyerinin Devlet tarafından Davacılara kira-lanmasına olanak veren mevzuatın Anayasaya aykırı olduğunu iddia etti ve bu konunun Anayasa Mahkemesine havalesini talep etti. İlk Mahkeme havalesi istenen konunun davanın sonuçlanmasına etken olmadığı kanısına vararak havale müracaatını reddetti. Davalıla-r bu ret kararını istinaf ettiler. 3.6.1991 tarihinde hükmünü veren Yargıtay istinafı kabul etti ve böylece Davalılara iddialarını Anayasa Mahkemesinde tartışma olanağı tanıdı. Ne var ki Anayasa Mahkemesi A.M. 20/91 (D.11/91) sayılı kararında Davalıların a-rgümanlarına iltifat etmedi. Anayasa Mahkemesi kararında şöyle dedi:
"Devletin Davacı 2'ye konu fabrikayı icar edip edememesi keyfiyetinin davlıları ilgilendirmemesi gerekir. Davalıları ilgilendiren konu davacıların veya herhangi birisinin dava açmaya ha-kkı olması halinde, ilgili fabrikada veya bir kısmı üzerinde davacılardan daha üstün hakları olup olmadığıdır. Bu konular Kaza Mahkemesinin yetkisi dahilinde olduğu için bunlar hakkında daha fazla birşey söylememeyi uygun bulduk...."
Böylece Davalıların -Davacılardan daha üstün hakları olup olmadığını tartışmak için dava yeniden İlk Mahkemeye geldi. Duruşma sonunda İlk Mahkeme kararında şöyle dedi:
"Davacının Davalıdan önce konu malı tasarruf etmiş olması normal olarak Davacının konu taşınmaz malı tasarr-uf etmeye Davalıya nazaran daha üstün hakkı olduğunu gösterir. Üçüncü bir şahsın konu taşınmaz malı tasrruf etmeye Davacıdan daha üstün hakkı olduğu Davalıya bir savunma sağlamaz, ancak Davalı konu taşınmaz malı tasarruf etmeye kendisinin daha üstün bir ha-kkı olduğunu ileri sürebilir."
"Davacıların konu taşınmaz malı gerek Davalı No.1 Dercom'dan erek Davalı No.3 Ali Demirağ'dan önce tasarruflarında bulundurmaları, konu taşınmaz malı tasarruf etmeye Davalı No.1 ve Davalı No.3'e nazaran daha üstün hakalrı -olduğunu ortaya koymaktadır."
Tazminat konusunda ise İlk Mahkeme aşağıdaki sonuçlara vardı:
"Davacıların bu davada yukarıda da belirttiğim gibi Davalılardan 1.3.1988 tarihinden itibaren konu yerin kendilerine teslim edilmesine değin ayda 3000 Amerikan D-oları mesne profits talepleri vardır. Davacı şirketler tasarruf etmeye hakları olduğu Alba Gömlek Fabrikasının üretim alanını tasarruf etmekten, kullanmaktan Davalı No.3 Ali Demirağ ve adamları tarafınan engellenmişlerdir. Davalı No.3 Ali Demirağ da işgalc-i, tecavüz eden (tresoasser) olarak 1.3.1988 tarihinden beri adamlar ile davaya konu üretim alanında bulunmaktadır. Bu durumda Davacıların Davalı No.3 Ali Demirağ'dan mesne profits talep etme hakları vardır. Davalı No.3 Ali Demirağ 1.3.1988 tarihinden beri- davaya konu üretim alanını haksız, yanlış olarak işgal etmekte, kullanmaktadır, Davacı şirketlerin konu üretim alanını tasarruf etmelerini, kullanmalarını engellemektedir. Davacı No.2 şirket ile Davalı No.1 şirket arasında aktedilen Emare 1 iş sözleşmesi -huzurumuzdadır ve özetini daha önce yukarıda vermiştik. Davalı No.3 Ali Demirağ'ın Davalı No.1 şirketin kefili olarak da Emare 1 iş sözleşmesini imzaladığını da belirtmiştik. Emare 1 iş sözleşmesi altında Davacı No.2 her ay en az 3000 Amerikan Doları gelir- sağlamkta idi. Davacı şirketlerin makûl olarak bu geliri elde edebilecekleri konfeksiyon, gömlek üretim ve ihracatı ile ilgili sunulan şahadetten de görülmektedir."
Bu bulgulardan sonra İlk Mahkeme fabrikanın 1.3.1988 tarihinden sonra Davalı 3'ün işgali-nde olduğu sonucuna vardı ve Davalı 3'ün fabrikayı Davacılara teslim etmesini ve 1.3.1988 tarihinden teslim tarihine kadar ayda 3000 Amerikan Doları ödemesini emretti. Bu hükmü istinaf eden Davalı 3'ün istinaf nedenlerini 2 ana başlık altında toplamak mümk-ündür.
1. Davalı 3 şirketin direktöü sıfatıyle dava edildiğine göre İlk Mahkemenin davalı 3'ü şahsen sorumlu tutarak Davalı 3 aleyhine hüküm vermesi hatalıdır.
2. İlk Mahkemenin ayda 3000 doları tazminat veya mesne profits hükmü vermesi hatalıdır.
Önce- 1'inci istinaf nedenini ele alalım. İstinaf eden avukatının öne sürdüğü argümana göre Davalı No.3 Davalı No.1'in kefili idi. Kefili aleyhine bir hüküm verebilmek için öncelikle esas borçlu aleyhine hüküm vermek gerekir. Burada İlk Mahkeme esas borçlu olan- Davalı No.1 aleyhine hüküm vermeden Davalı No.3 aleyhine hüküm vemekle hatalı hareket etmiştir.
Davanın ünvanını incelediğimizde Davalı No.3'ün kefili sıfatıyle değil şahsen dava edildiğini görürüz. Talep takririnin 1. paragrafında Davalı No.3'le ilgili- bir açıklama bulunmaktadır.
".... Davalı No.3 ise Davalı No.1 ve No.2 Şirketlerin direktörüdür ve/veya direktörlerden biridir, ve söz konusu şirketlerin işlerini yürütür görünmektedir bu nedenle şahsen de dava edilmektedir."
Davalılardan tazminat iste-nmesine yol açan olguların anlatıldığı talep takririnin 6. paragrafında ise şöyle denmektedir:
"Söz konusu iş sözleşmesi süresi 1/3/1988 tarihinde hitam bulmuş olmasına rağmen davalılar söz konusu fabrikanın üretim bölgesini ve üretim bölümlerine açılan -davacıların ambarlarını ve/veya Davacı No.1'in ambarlarını haksız ve/veya kanunsuz olarak işgal etmektedirler ve/veya tecavüzde bulunmaktadırlar."
Görüleceği gibi Davalı 3 bu davada diğer davalılarla birlikte 1.3.1988 tarihinde fabrikayı işgal etmekle it-ham edilmektedir. Gerçi Davalı 3, 5.2.1986 tarihli sözleşmeyi Davalı 1'in kefili olarak imzalamamıştı ve talep takririnin 3. paragrafında bu kefil ilişkisinden söz edilmektedir. Ancak davanın ünvanından ve yukarıdaki alıntılardan Davalı 3'ün kefil sıfatıyl-e değil şahsen dava edildiği ve 1.3.1988 tarihinde diğer Davalılarla birlikte fabrikayı işgal etmekle itham edildiği anlaşılmaktadır. Duruşma sonunda İlk Mahkeme de fabrikayı Davalı 3'ün adamları ile işgal ettiği hususunda bulgu yapmıştır. İlk Mahkeme kara-rında bu konuda şöyle demektedir.
"Davalı No.3 Ali Demirağ ve adamlarının 1.3.1988 tarihinden itiabren demir parmaklıklar koymak sureti ile kapıları kapatarak Davacı şirketlerin konu fabrikanın üretim alanına girmelerini engelledikleri ve Davacı şirketle-rin rızası hilâfına konu fabrikanın üretim alanında bulundukları, Davacı şirketleri konu fabrikanın üretim alanını tasarruf etmekten engelledikleri şahadetle ortadadır."
Bu gerekçelerle İlk Mahkeme Davalı No.1 ve 2'nin değil Davalı No.3'ün fabrikayı işga-l ettiği sonucuna varmış ve sadece Davalı No.3 aleyhine hüküm vermiştir. Zabıtlar incelendiği zaman İlk Mahkemenin bu sonuca varabilmesi için yeterli şahadet olduğu görülmektedir. Bu durumda istinaf eden avukatının Davalı No.3 kefil sıfatıyle dava edilebil-irdi, bu yapılmadığı ve asıl borçlu aleyhine hüküm verilmediği için Davalı No.3 aleyhine hüküm verilemezdi iddiaları havada kalmaktadır. Dolayısıyle 1. istinaf nedenini reddederiz.
2. istinaf nedenine gelince talep takririnde tazminat veya mesne profits -olarak kesin bir miktar yani ayda 3000 Amerikan Doları talep edilmiştir. Talep takririnin bu açık ifadesine karşılık müdafaa takriri tazminat talebini genel ifadelerle reddetmekle yetinmiştir.
Müdafaa takririnin 8(2) paragrafında tazminat konusuna değine-n bir iddia yapılmıştır. Bu iddiaya göre Davacıların zararlarını Amerikan Doları olarak gösterip talep etmeleri mümkün değildir. Ne var ki daha sonra duruşma aşamasında bu iddia üzerinde durulmamış ve İlk Mahkeme kararında bu konuya değinilmediği gibi bu i-ddia istinaf konusu da yapılmamıştır.
Halsbury's Law of England Third Edition Vol.23 sayfa 561'de şöyle denmektedir:
"The landlord may recover in an action for mesne profits the damages which he had sufferd through being out of possession of the land. -Mesne profts being damages for trespass can only be claimed from the date when the defendant ceased to hold the premises as a tenant anmd bcame a trespasser (f). The action for mesne profits does not lie unless either the landlord has recovered possession,- or the tenant's interest in the land has come to en end (h), or his claim is joined with a claim for possession (1). The landlord is not limited toa claim for the profits which the defendant has received from the land, or those which he himself has lost; -he may recover all the loss which has resulted from the dispossession (k)."
Winfield on Tort sixth edition sayfa 402'de ise Mesne Profits şöyle tanımlanmaktadır:
"The action for mesne profits is another species of the action for trespass and lies to re-coup thepalintiff for the damages which he has suffered through having been out of possession of the land..."
Görüleceği gibi mesne profits taşınmaz malı işgal edilen kişinin malını kullanmaktan mahrum bırakılması nedeniyle ortaya çıkan zararını tazmin i-çin ödenen paradır. Bu olayda 1.3.1988 tarihinde fabrika davacılara teslim edilmediği için Davacıların ne kadar zarar gördüğü sorusunu sorarsak yanıtlamamız gerekmektedir. Davalı No.3 fabrikayı gününde boşaltmış olsa Davacılar fabrikayı kendileri çalıştıra-bilecekleri gibi yeni bir iş sözleşmesi yaparak fabrikadan yararlanma yönüne de gidebileceklerdi. İlk bakışta Davacıların daha önceki gibi ayda 3000 Amerikan Doları gelir getirecek bir anlaşma yapmamaları için herhangi bir neden görünmemektedir. Davacılar -daha önce bu fabrikadan ayda 3000 Amerikan Doları sağlamaları yine bu kadar gelir ağlıyabileceklerinin bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Şüphe yok ki bu varsayımı karşı tarafın çürütmesi mümkündü. Davalılar müdafaalarında tartışma konusu yapsalar ve ş-ahadet ibraz etseler muhtemelen Davacılar lehine oluşan bu varsayımı çürütmeyi başarabileceklerdi. Yani Davacıların gelir kaybının 3000 Amerikan Doları değil daha az olduğunu kanıtlayabileceklerdi. Ne var ki, Davalılar bu yönde yeterli bir çaba harcamamışl-ar ve yeterli şahadet ibraz etmemişlerdir. Davalıların Anayasal konuya ağırlık vermeleri yani fabrikayı tümüyle elde etmeğe çalışmaları bu konuya niçin önem vermediklerini izah edebilir. Bu nedenlerle İlk Mahkemenin tazminat miktarını ayda 3000 Amerikan Do-ları olarak tespit etmesinin hatalı olmadığı görüşündeyiz.
Yukarıda ele alıp değerlendirdiğimiz istinaf nedenlerine ek olarak Davalı 3'ün öne sürdüğü bir istinaf nedeni de İlk Mahkemenin dava karara kaldıktan sonra resen tanık dinletmesinin hatalı olduğu- iddiasıdır. İlk Mahkeme davanın duruşması tamamlandıktan sonra Mahkemeye tanık celbederek Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi ile Davacı 1 arasında yapılmış 22.2.1979 tarihli kira sözleşmesi hakkında bilgi almıştır. İlk Mahkemenin 9/76 sayılı Mahkemeler Yasas-ının 56. maddesine göre resen tanık celbedip belge ibraz ettirmeye yetkisi vardır. Kaldı ki burada İlk Mahkemenin bu yönde hareket etmesinin Davalılara bir zararı da olmamıştır. Davalılara herhangi bir adaletsizlik olmadığı için bu istinaf nedenini de redd-ederiz.
Sonuç olarak yukarıdaki nedenlerle istinaf reddolunur. İstinaf masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(Celâl Karabacak) (Taner Erginel) (Özkan Tunçağ)
Yargıç - Yargıç Yargıç
25 Haziran 1993
Full & Egal Universal Law Academy