-D.51/88 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 56, 58, 79 ve 80/87
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
Yargıtay/Hukuk 57/87
(Dava No: 463/8-3;Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Merhum Erdoğan Sonsal Terekesi İdare Memuru sıfatıyle
Gülşen Sonsaal ve Kayhan Sonsal, Lefkoşa.
2. Gülşen Sonsal, Şahsen Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Mehmet Gagari, Karşıyaka.
2. Halil -İbrahim Göktepe, Yayla.
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu ve Türkay Saadetoğlu.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Zeki Bayram.
Yargıtay/Hukuk 58/87-
(Dava No: 461/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Hale Taşkın, Özer Haftabaşı, Merhum Necati Taşkın
Terekesi İdare Memurları, Lefkoşa.
2. Hale Taşkın, şahsen, Lefkoşa.
3. Mert Taşkın, annesi ve en yakın arkadaşı Hale Taşın vası-tası
ile, lefkoşa.
4. Zafer Taşkın,a nnesi ve en yakın arkadaşı Hale Taşkın vasıtası
ile, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Gagari, Karşıyaka.
Halil İ-brahim Göktepe, Yayla.
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu ve Ahmet Kalkan
Aleyhine istinaf edileneler namına: Zeki Bayram
Yargıtay/Hukuk 79/87
(Dava No:461/83-; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet M. Gagari, Karşıyaka.
2. Halil İbrahim Göktepe, Yayla.
(Davalı 1 ve 2)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Hale Taşkın
- 2. Özer Haftabaşı
3. Mert Taşkın
4. Zafer Taşkın
(Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namı-na: Zeki Bayram
Aleyhine istinaf edilen namına: Cahit Yılmazoğlu ve Ahmet Kalkan
Yargıtay/Hukuk 80/87
(Dava No: 463/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet Gagari, Karşıyaka.
2. Halil İbrahim Göktepe, Yayla.
ile
Aleyhine istinaf edil-en: 1. Gülşen Sonsal, Lefkoşa.
2. Kayhan Sonsal, Lefkoşa.
3. Hale Taşkın, Lefkoşa.
4. Özer Haftabaşı, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Zeki Bayram
Aleyhine -istinaf edilen namına: Cahit Yılmazoğlu ve Ahmet Kalkan
Yargıtay/Hukuk 80/87
(Dava No:463/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet Gagarı, Karşıyaka.
2. Halil İbrahim Güktepe, Yayla.
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Gülşen Sonsal, Lefko-şa.
2. Kayhan Sonsal, Lefkoşa.
3. Hale Taşkın, Lefkoşa.
4. Özer Haftabaşı, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Zeki Bayram
Aleyhine istinaf edilenler namına: -Cahit Yılmazoğlu ve Ahmet Kalkan.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: 58/87 sayılı istinafta davacı müstenifler, 12.1.1983 tarihinde Lefkoşa-Gazi Mağusa ana yolunda Necati Taşkın'ın kullanmakta olduğu G 979 plâkalı araç ile davalının kullandığı aracın çarpışmas-ı neticesinde vefat eden Necati Taşkın'ın Tereke İdare Memurları, eşi ve çocukları olup Kaza Mahkemesinde 461/83 sayılı davayı açmışlardır.
Yine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açılan 463/83 sayılı davada ise davacılar, merhum Necati Taşkın'ın kullanmakta oldu-ğu araçta seyahat eden ve kaza neticesi hayatını kaybeden sendikacı Erdoğan Soysal'ın Tereke İdare Memurları ile eşi olup bu davayı terekesi ve müteveffaya muhtaç kimseleri olarak uğradıkları zarar ziyanı elde etmek için açmışlardır.
İlk Mahkemede her ik-i dava da birleştirilerek ele alınmıştır. Duruşmanın belirli bir aşamasında mesuliyet karara bağlanmış ve bu karara bağlanan mesuliyetten istinaf yapılmış ve istinafın neticesinden sonra dava tazminat miktarının tespiti için geri İlk Mahkemeye gönderilmişt-ir. Dava çeşitli aşamalardan geçtikten sonra en sonunda duruşma neticelendirilmiş, 461/83 sayılı davayla ilgili İlk Mahkeme davacılar lehine ve davalılar aleyhine müştereken veya münferiden özel zarar ziyan olarak 30,000 TL, hayat intizarı kaybından ötürü- 750,000 TL, merhumun eşi Hale Taşkın'a genel zarar ziyan olarak 6,000,000 TL ve müteveffanın çocukları küçük Mert ve küçük Zafer'e eşit olarak kullanılmak üzere 3,500,000 TL genel zarar ziyan için hüküm verilmiştir.
463/87 sayılı davada ise davacılar le-hine ve davalılar aleyhine müştereken ve münferiden 30,000 TL özel zarar ziyan, merhumun terekesine hayat intizarını kaybetmesinden ötürü 750,000TL ve merhumun eşi Gülşen Sosyal'a 2,500,000 TL genel zarar ziyan için hüküm verilmiştir.
56/87 sayılı istina-f davacıların avukatı tarafından 463/83 sayılı davada müteveffanın eşi için hükmedilen tazminatın az olduğu ileri sürülerek bu karara karşı yapılmış, 58/87 sayılı istinaf 461/83 sayılı davada davacıların avukatı tarafından İlk Mahkemenin davacılar lehine t-espit etmiş olduğu zarar ziyanın az olduğu ileri sürülerek dosyalanmıştır.
79/87 sayılı istinaf 58/87 sayılı istinafa mukabil istinaf olarak dosyalanmış, 80/87 sayılı istinaf ise 56/87 sayılı istinafa mukabil istinaf olarak dosyalanmıştır.
İstinafın du-ruşmasında tarafların yaptığı müracaat üzerine yukarıda sayı ve ünvanı verilen istinaflar birleştirilerek ele alınmıştır. 65/87 sayılı istinaf 7 sebep içermekle beraber istinafın duruşmasında üzerinde durulan hususlar başlıca 3 başlık altında toplanabilir:-
İlk Mahkeme müteveffa için hükmettiği 12 yıllık çoğaltıcı rakamını tespit ederken yanlış metod uygulamış, dikkate alınması gereken faktörleri dikkate almamış ve çoğaltıcı rakamını düşük tespit etmiştir.
İlk Mahkeme duruşma gününde merhumun aylık net ger-liri belli olduğu halde bu geliri esas almayıp duruşma gününden önceki 3 yıl için ayrı ve duruşma gününden sonraki baki kalan yıllar için ayrı hesaplamakla hata etmiştir.
Müteveffanın kazanmış olduğu emeklilik hakları ve menfaatlerinin, sağlığında ödediği- emeklilik katkıları ve sosyal sigorta primlerine karşılık ödendiğini, bu nedenle eşine emeklilik ikramiyesi olarak ödenen 1.097.635 TL ikramiye ile eşinin almaya başlamış olduğu dulluk maaşının ve ayrıca müteveffaya ait arabanın ederi olan 300,000 TL'nin -ölüm dolayısıyle sağlanan menfaatlar olarak neticelendirilip bu miktarların alınacak tazminattan tenzil edilmesi gerektiği yönündeki İlk Mahkeme yargısı hatalıdır.
58/87 sayılı istinaf ihbarnamesi ise 11 istinaf sebebi içermekle beraber genel hatları ile- 56/87 sayılı istinafta yukarıda özetlenen ayni argümanları içermekte sadece bu istinaf konusu davada, 500,000 TL ederindeki araba sendikanın olup merhum kullanmakta idi. Ayrıca genel tazminattan tenzil edilen 1,700,000 kıdem tazminatının da aynı nedenlerl-e tenzil edilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür.
İlk Mahkeme tüm geçerli şahadet ışığında 9,500,000 TL zarar ziyana hükmetmekle hata etmiştir ve bu zarar ziyana hükmederken gerek çoğaltıcı rakamın tesbiti ve gerekse bunu uygulamada yerleşmiş prensipleri y-eterince değerlendirmeden karara vararak 13. çoğaltıcı rakamı tespit etmekle hatalı hareket etmiştir.
Tespit edilen zarar ziyan rakamından 2,950,000 TL tenzil edilmesi gerekirken İlk mahkeme sadece 1,593,456 TL tenzil edilmesine karar vermekle hatalı harek-et etmiştir.
İlk Mahkeme merhumun eşi ve çocuklarının devletten aldığı ve devamlılık arzeden büyük bir miktarda aylık veya maaş halinde ödenen cemile yardımı başaldığı altındaki miktarları zarar ziyandan tenzil etmemekle hata etmiştir.
56/87 sayılı istina-fa karşı yapılan mukabil istinaf niteliğinde olan 80/87 sayılı istinaf da 79/87 sayılı istinafta genel hatları ile özetlenen ayni sebepleri içermektedir.
İstinaflar üzerinde yapılan argümanlara değinmeden önce ihtilaflı olmayan olgulara özetle değinmeyi -uygun buldu. Kaza günü G979 plâkalı arabayı kullanan Türk-Sen Genel Başkanı öldüğünde 45 yaşında, sıhhatli birisi idi. Eşi bu tarihlerde 37, büyük oğlu Metin 12, küçük oğlu zafer ise 7 yaşında idiler. Müteveffa bu tarihlerde tam mesai (full-time) olark Tür-k-Sen Genel Başkanlığını yapmakta ve sendikadan maaş almakta idi. Ölüm tarihi itibarı ile maaşı brüt 64,722 Tl net 46,814 Tl idi 1984 yılı emekli maaşı brüt 142.372 net 96.796 TL olup Aralık 1985 tarihi itibarı ile maaşı brüt 244.762 Tl net 167,493 TL 40 k-rş.'du. Duruşma safhasında ise Curcioğlunun şahadetine göre brüt 278,000 TL net 250,000TL olacaktı. Merhumun maaşı devlet pesoneli esasına göre ödenemkte olup aynı zamanlarda ve aynı oranlarda artırılmakta ve hayat pahalılığı da bu oranlara paralel olarak -ödenmekte idi. Müteveffa uzun senelerden beri bir sendikacı olup devamlı olark sendika genel sekreteri seçilmekte idi. Örneğin, 1976 ve 1979'da Türk-Sen Genel Sekreteri ve en son 1982 tarihinde de Türk-Sen Genel Başkanı seçilmişti. Yine olgulara göre mütev-effa iyi Rumca ve İngilizce bilmekte olup genel başkanlığa tekrar seçilme ve bu işini devam ettirme olasılığı çok yüksekti.
İlk Mahkeme önündeki şahadet incelendiğinde, müteveffanın Sosyal Sigortaya ne kadar katkıda bulunduğu ve 1.1.1983 ile 31.12.1985 t-arihleri arasında aldığı maaş kesintileri ve İhtiyat Sandığı ile Sosyal Sigorta kesintileri hususunda geniş şahadet mevcut olduğu görülür. Bu olgulara göre eşine tazminat olarak 625,214Tl ödenmiş, yaşamış olsaydı 1,700,000Tl kıdem tazminatı almış olması ge-rektiği iddia edilmiştir. Yine kıdem tazminatı ölüm halinde veya çalışmaktan vazgeçtiği zamanki brüt maaşı hesaplanarak ödeneğine dair Özay Andıc'ın şahadeti vardır. Davacılar bu husus üzerinde durmamışlar ve İlk Mahkemece alınan mutlak kıdem tazminatını 1-,700,000TL olarak hesaplamış ve genel zarar ziyan tespit edilirken dikkate alarak genel tazminattan bu rakamı tenzil etmiştir.
Yine olgulara göre müteveffa evine bağlı olup sigara alışkanlığı yanında başka bir alışkanlığı yoktu ve almış olduğu paranın 2/-3'ünü evinde harcamakta idi. Müteveffanın gayri menkul geliri yoktu, sadece güneyde bırakmış olduğu mallarından 140,000 kadar puanı vardı ve bu puanlara karşılık da eşdeğer almamıştı.
463/83 sayılı davadaki olgulara göre müteveffa Erdoğan Sonsal müessif -kazada, hayatını yitirdiği tarihte 44, hanımı ise 40 yaşlarında idi. Çocukları mevcut olmakla beraber ölüm tarihinde çocukları büyümüş, kızlar evlenmiş ve evden ayrılmış olup yardımına muhtaç değillerdi. Müteveffaya muhtaç sadece hanımı idi. Müteveffa send-ika görevi yanında Sivil Havacılık Dairesinde itfaiye amiri olarak çalışmakta ve birleşik barem 14-15 baremin 14'ün tavanı olan brüt 53,040 TL net 44,356 TL almakta idi. 31 Aralık 1985'de sağ olsaydı maaşı brüt 188,591 TL net ise 144,490 TL olacaktı. Ocak -1986'da sağ olsaydı brüt maaşı 218,590 TL net ise 174.490 TL olacaktı. Müteveffa bu maaşa ilâveten tabiatıyle diğer kamu görevlileri gibi 13. maaş alamkta idi. Yine olgulara göre müteveffa görevine bağlı, çalışkan ve dürüst bir kişi olup kıdem olarak 15. b-aremin tavanına kadar çıkabilecekti. Ölüm tarihindeki hizmet yılı mücahitlik dahil 28 yıl 5 ay 11 gün idi. Bunun 7 sene 10 ay 5 günü devlete mecburi hizmet borcu olup 10 senen fiili hizmeti tamamlayıp emekliye ayrılmasına 2-3 yıl kalmıştı. Müteveffa öldüğü-nede terekesine ikramiye olarak 1.097.635 TL ödenmiştir. Müteveffa 1.1.1986 tarihine kadar yaşamış olsaydı bu ikramiyeyi 5,000,000 TL'ye ulaşacaktı. Yine ölüm tarihinde eşinin dulluk maaşı 19,026 TL'den başlamış ve 1985 yılı Ocak ayında 57,938 TL'ye, Mayıs- 1985'de 61,360 TL ve 1985 sonunda ise 73.947 TL'ye ulaştı. I Ocak 1986 tarihi itibarı ile dulluk maaşı 94.404 TL'ye çıkmıştır. Bu dulluk maaşına ilâveten Bakanlar Kurulunun 1 Ekim 1983 tarihinden itibaren eşine Cemile yardımı olarak ödeme yapılmaya başlan-mış olup 1.9.1985 tarihi itibarı ile bu cemile yardımı 49.875 TL olarak ödenmekte idi. Müteveffanın ölüm tarihi itibarı ile 300,000 TL değerinde bir arabası vardı. Aileye tahsisli bir evde oturmakta ve kira vermemekteydiler. Yine olgulara göre müteveffa ka-zancının %30'unu kendisi harcamakta geriye kalan %70'ini evine harcamakta idi.
İstinafın duruşmasında müstenif davacıların avukatı 463/83 sayılı davada İlk Mahkemenin çoğaltıcı rakamını 12 yıl olarak tespit ederken yanlış mevzuat uygulandığını ileri süre-rek bu husustaki içtihat kararlarına ve bu kararlarda belirlenen prensiplere değinmiştir. Ayrıca tespit edilen bu çoğaltıcı rakam üzerinden hesaplama yapılırken duruşma gününe kadar geçen ilk 3 yılın hesaplanmasının ayrı, duruşma gününden sonra geriye kala-n yılların hesaplanmasının da ayrı yapılmasının hatalı bir yöntem olduğunu ileri sürmüştür. 3. istinaf sebebinin konularına eğilen müstenif davacıların avukatı emeklilik ikramiyesi olarak ödenen 1.097.635 TL'nin müteveffanın emeklilik katkılarına karşılık -ödendiğini, hayatta kalmış olsa idi her halukarda belirli bir aşamada bunu almaya hak kazanacağını ve bunun ölüm nedeniyle olan bir gelir olmadığı üzerinde ısrarla durmuş ve bu husustaki İngiliz içtihat kararlarına değinmiştir. Yine müstenif davacıların av-uaktı, Mahkemenin gözönünde bulundurduğu Hukuk İstinaf 5/75 sayılı davadaki prensipleri bu meseleye uygulamaması gerektiğini ve bu nedenle konunun şimdiki durumundan farklı olduğuna değinmiş, kazanılan bu hakların müteveffanın katkıları ile devletin belirl-i katkıları netciesinde kazanılmış bir hak olduğunu ve ölüm nedenine bağlı bir kazanç olmadığını ve bu nedenle bu başlık altında ödenen gerek ikramiye ve gerekse dulluk maaşının genel tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, yapılması gerken en adil ve doğ-al işlemin de böyle bir gelirin ek gelir olduğu gözönünde bulundurularak çoğaltıcı rakam tespit edilirken dikkate alınması gerekmekle beraber Türk parasının enflasyon hızı karşısındaki değer kaybının da dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca -müstenif avukatı, aile arabası olarak kullanılan arabanın gelirinin genel tazminattan düşürülmesinin hatalı olduğunu herhâlûkârda bu arabayı hanımının kullanmasının kaza neticesine bağlana-mayacağını, müteveffa ölmemiş olsa dahi ailesinin kullanımında olan- bu arabayı ailece kullanmaya devam edeceklerini ileri sürerek bu rakamın genel tazminattan tenzil edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Müstenif davacıların avukatı 461/83 sayılı davadan yapılan 58/87 sayılı istinafta da ayni argümanları yinelemi-ştir.
Mukabil istinaf mahiyetinde olan 79/87 ve 80/87 sayılı istinaflara gelince; Müstenif davalıların avukatı İlk Mahkemece 1. davada tespit edilen 12 yıllık çoğaltıcı rakamı ile 2. davada tespit edilen 13 çoğaltıcı rakamının fazla olduğuna değinmiş ve -2. davada yani 463/83 sayılı davada bakıma muhtaç kimse olarak sadece müteveffanın eşi bulunduğunu, bu hususun bile çoğaltıcı rakama etki yapması gerektiğini, alınan paraların yekün olarak verildiğini ve sair hususlar ile müteveffaların maaşları dikkate al-ıdnığında bu çoğaltıcı rakamların çok fazla olduğunu ileri sürmüştür. Yine bu istinaftaki müstenifler avukatı, İlk Mahkemenin genel tazminattan kıdem tazminatı, emeklilik ikramiyesi ve dulluk maaşı gibi para ve gelirlerin tenzil edilmesi gerektiği kararına- varmış olmasına rağmen bir kısmını tenzil ettiğini ve haksızlık olacağı gerekçesi ile tam detaylı bir gerekçe vermeden bir kısmını tenzil etmediğini ileri sürerek bu hususta İlk Mahkemenin yanılgıya düşütüğü savını ileri sürmüştür. Müstenifler avukatı ayr-ıca, Bakanlar Kurulu Kararınca müteveffaların ailelelerine ödenmekte olan cemile yardımı olarak nitelendirilmiş olmasına rağmen devamlılık arzettiğinden bu miktarların genel tazminattan tenzi edilmemiş olmasının bir hata olduğunu ileri sürmüştür.
Bu olg-ular ışığında her iki istinafta da müşterek olan 1. istinaf sebebi ele alınıp İlk Mahkeme kararına göz atıldığında İlk Mahkemenin çoğaltıcı rakamı tespit ederken yerleşmiş içitihat kararlarını teker teker incelediği, olguları bu içtihat kararlarındaki yerl-eşmiş prensiplere tatbik ettiği ve gözönünde bulundurması gereken tüm faktörleri dikkate alarak bir yargıya vardığı görülmektedir. Kanaatimizce İlk Mahkemenin tespit etmiş olduğu gerek 1. davadaki 12 çoğaltıcı rakamı ve gerekse 2. davadaki 13 çoğaltıcı rak-amı bu olgular ışığında fazla veya az değildir. İlk Mahkeme bu karara varırken müteveffaların ölüm tarihinde almakta oldukları maaşların duruşma tarihine kadar geçen 3 yıllık süre zarfında artış oranlarını, Türk Parasının değer kaybını, bu kişiler ölmemiş -olsa geçen yıllar zarfında maaşlarının bir hayli yüksek olacağını, aldıkları maaşların %70'ini ailelerine harcadıklarını dikkate almış öte yandan yaşamış olsalar işlerine devam edip edemiyecekleri olsılıklarını da inceledikten sonra bir yargıya varmıştır. -İlk Mahkeme kararının bu husustaki uzun bulgu ve eleştirilerine burada tekrar değinmeyi lüzumsuz buluyoruz. Bu nedenlerle 1. istinaf sebebinin reddedilmesi gerekir. Aynı nedenlerle mukabil istinaf mahiyetinde olan istinaftaki 1. istinaf sebebinin de redded-ilmesi gerekir.
2. istinaf sebebine gelince; Müstenif davacıların avukatı İlk Mahkemenin duruşma gününe kadar geçen 3 yıllık süredeki gelirin ayrı geriye kalan yıllardaki muhtemel gelirlerin ayrı olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
-Kanaatimizce bu yaklaşım ve hespalama yanlış değildir. Kemp and Kemp 2 ed. vol.1 sayfa 47'de The Plaintiff's Loss başlığı altında şöyle denmektedir:
"Loss prior to trial can usually be scertained exactly. Future loss cannot and its estimate must be made "-on broad lines, even though it maybe decribed as rough and ready." It is desirable that the parties agree the figures, if necessary with the help of accountants. bearing this general approach in minde, the principal matters to be considered are as follows.-"
-Görülebileceği gibi davadan önce ve mümkünse duruşma gününde kesin hatları ile belli olan gelir kaybının tespit edilmesi, hatta bu hususta tarafların uyuşması arzu edilen bir husustur. Ancak duruşmadan sonra kesin hatları ile belirlenemeyecek rakamlar içi-n muhtemel gelirlerin hesaplanmasında ayrı bir hesaplama yapılması daha idealdir ve İlk Mahkeme bu yolu seçmiştir. Ancak duruşma gününe kadar geçen 3 yılın kazanç kaybını tespit ederken İlk mahkeme her iki davada da merhumların kaza tarihindeki net maaşlar-ını esas almıştır. Halbuki şahadetten de görülebileceği gibi kaza tarihinde olduğu gibi duruşma gününe kadar müteakip yıllarda da her yıl brüt ve net maaşlarının ne olduğuna dair açık ve ihtilâfsız şahadet mevcuttur. Bu şahadet dikkate alınarak duruşma gün-üne kadar olan kazanç kaybı daha sıhhatli bir şekilde hesaplanabilirdi. Aynı şekilde kaza gününeki maaşaları esas alınarak hesaplanan emeklilik ikramiyeleri ile kıdem tazminatları duruşma günündeki maaş esas alınarak hakiki kayıpları hesaplanabilirdi. Bunl-ar yapılmamıştır. Amaç tespit edilen fiili ve hakiki kaybın hesaplanması olduğuna göre İlk Mahkeme duruşma gününe kadar mevcut olan hakiki kaybın hesaplanmasında bazı hatalar yapmıştır. Ayrıca yine dava konusu olan merhum Necati Taşkın'ın duruşma günündeki- brüt maaşının 278.000 TL net maaşının ise 250.000 TL olması gerektiğine dair sarsılmamış şahadet mevcut iken İlk Mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak bu yönde şahadet olmadığı gerekçesi ile çoğaltıcı rakamına merhumun 1985 maaşını tatbik etmekle de hesap- ve bulgu hatası yapmıştır.
3. istinaf sebebine gelince; ilkin karar verilmesi gereken husus emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı ile dulluk maaşlarının ölüm nedeni ile ödenip ödenmediğine karar verilmesi gerekir. Müteveffaların hayatta bulunup çalıştı-kları süre zarfında prim ödedikleri ve hayatta kalmış olsalardı yine ayni hakları kazanabilecekleri dikkate alındığında bu gibi gelirleri ölüm nedenine bağlı bri gelir olarak mütalâa etmemiz gerekir. Kemp and Kemp Vol. I Second edition sayfa 73'de pension-s başlığı altında Payne v. Railway Executive 1874 L.R. 10 ex. p.2'ye atıfta bulunularak şöyle denmektedir:
"In payne v. Railway Executive the court of Appeal, affirming the judgment of Selelrs J., held that ins assessing the damages to be awarded for pers-onal injuries to the plaintiff, a sailor serving in the Royal Navy, the plaintiff's disability pension could not be taken into account to reduce the damages. Sellers J. reached this conslusion by applaying the principleof Bradburn v. great Western Ry. He s-aid:
"The plaintiff has become entitled to the pension by reason of his naval service, it being one of benefits such service affords. The pension would have been paid without any negligence on the part of the railway's servants. It was argued for the pla-intiff that a pension must be disrearded in making the assesment just as insurance is to be disregarded,a nd that as a matter of principle a wrongdoer should not get the benefit of the fortutions circumstance that the palintiff was serving in the Royal Nav-y at the time and had consequently received a pension I agree with that contention. Just as the wrongdoer cannot apporpriate to himself the benefit of the premiums paid by the injured party to cover accident risks so he cannot. I think, appropriate the ben-efşits accuring from the injured party's service which similarly entitles him to those benefits."
Hukuk istinaf 5/75'de sayfa 21'de dulluk tegaüdiyesi başlığı altında temin edilen gelirlerin genel tazminattan tenzil edilmesi görüşüne yer verilmiştir. Anc-ak o tarihlerde mevzuat bulunmadığı için ve bunların Bakanlar Kurulu kararı ile devamlılık arzetmeyen bir nevi cemile yardımı olduğu nedeniyle tenzil edilmesinin kabul edildiği görülmektedir. 5/75 sayılı Hukuk istinaf kararının 23 ve 24. sayfasında bir gö-rüş olarak şu görüşe yer verilmiştir.
"Nitekim, Fasıl 148, 58(b) maddesinin şart bendlerinde hayat sigortası ve cenaze masrafı için ödenen meblağların maddi yarar olarak nazarı itibare alınması gerektiği hususunda hüküm vardır. Sırası gelmişken şunu da bel-irtmek yerinde olur ki Haksız Fiiller Kanunu getirildiğinde Sosyal Sigorta Kanunu meriyette değildi ve Sosyal Sigorta Kanunu geçirildiğinde Sosyal Sigorta tahtında sağlanan herhangi bir maddi yararın tazminat tespit edilirken, nazarı itibara alınmaması hus-usnda herhangi bir hüküm yoktur. İngilterede Sosyal Sigorta tahtında verilen herhangi bir yarar veya dulluk tekaüdiyesinin tazminat tespit edilirken maddi yarar olarak nazarı itibara alınmaması hususunda hüküm mevcuttur."
Bu görüşe göre dulluk tegaüdiyes-i ve benzeri gelirlerin genel tazminattan düşürülmemesi gerektiğine dair mevzuatta şart bulunmadığına göre bunların genel tazminattan tenzil edilmemesi gerekir. Konuyu incelediğimizde yukarıda alıntısını yaptığımız İngiliz içtihat kararları İngiliz yasalar-ına dayanılarak verilmiş olmayıp Common Law'dan kaynaklanan içtihat kararlarıdır ve bu kararlarda değinilen yasada hayat sigortası gibi istisnalar yanında ikramiye ve benzeri gelirer ölüm sebebine bağlı olmadan elde edilen gelirler olarak nitelendirildiği -ve bunların genel tazminattan tenzil edilmemesi gerektiği ilkesi vurgulanmıştır ki bu husus bizdeki yasalarda açıklıkla belirtilmemiş olmasına rağmen bu istisnaların, zikredilen içtihat kararları ışığında, kalle alınarak genel tazminattan düşürülmemesi ger-ektiği görüşündeyiz. İlk nazarda dulluk tegaüdiyesinin genel tazminattan tenzil edilmemesi merhumun ailesine çifte ödenek verildiği izlenimini uyandırabilir. Ancak gözden kaçırılmaması gerken bir husus mevcuttur. O da çoğlatıcı rakamın merhum hayatta kalmı-ş olsaydı geriye kalan tüm yıllarını kapsamadığı ve sadece makul tazminat tespitinde kullanılan ortalama bir rakam olduğudur. Her halûkârda merhum hayatta kalmış olsaydı belirli bir süre sonra yaş haddi ile emekliliğe hak kazancağı gibi kazaya bağlı olmada-n da ölümü halinde ailesi dulluk tegaüdüyesine hak kazanmış olacaktı. Bu hususlar dikkate alındığında dulluk maaşının genel tazminattan tenzil edilmemesi ailesine çifte ödenek verileceği anlamına gelmemektedir. Ancak bu gibi durumlar çoğaltıcı rakamın tesp-itinde dikkate alınması gerken bir faktördür. Önümüzdeki meselede yukarıda belirttiğimiz görüşler ışığında İlk Mahkemece tespit edilen sırası ile 12 ve 13 çoğaltıcı rakamlarının ilk bakışta yüksek olabileceği izleniminde isek de Türk parasının büyük ölçüde- değer kaybettiğini ve bu davalara has olguları da dikkate aldığımızda yukarıda kabul edilen çoğaltıcı rakamlarına müdahale etmemeyi uygun gördük.
Bu nedenlerle 3. istinafın da kısmen kabul edilmesi ve İlk Mahkemece tenzil edilen ikramiyenin genel tazmi-nattan düşürülmemesi gerektiğine karar verilir. Tabiatıyle bu yöntem uygulanırken bu gibi gelirlerin çabuklaştığı gözönünde tutularak çoğaltıcı rakam tespit edilirken bu hususun da dikkate alınması gerkir. Ancak önümüzdeki meselede Türk Parasının devamlı d-eğer kaybettiği dikkate alındığında yukarıda değindiğimiz gibi İlk Mahkemece tespit edilen çoğaltıcı rakama müdahale etmeyi uygun bulmuyoruz. Araba ederlerinin genel tazminattan düşürülüp dürüşülemeyeeği hususuna gelince; Bu arabaların aile için kullanıldı-ğı merhum kişiler hayatta olsalardı yine ailelerin bunlardan faydalanmaya devam edeceği dikkate alındığında bunların da genel tazminattan düşürülmemesi gerekir. Bu nedenlerle 3. istinaf sebebi kabul edilir. Tabiatıyle bu istinaf sebebi kabul edildiği cihet-le mukabil istinaf mahiyetinde olan ve karşı argumanlar içeren davalının 3. istinaf sebebinin de reddedilmesi gerekir.
Bakanlar Kurulunca ölen kişilerin ailelerine yapılan cemile yardımlarına gelince; bu yardımların bir nevi devamlılık arzettiği açıktır.- Ancak ne kadar süre devam edeceği belli olmadığı ve bu sıffatı itibarı ile cemile yardımı olduğu ve herhangi bir zaman durdurulabileceği dikkate alındığında bunların da genel tazminattan tenzil edilmemesi yönündeki İlk Mahkeme kararının da doğru olduğu gö-rüşündeyiz.
Netice olarak 79/87 ve 80/87 sayılı istinaflar reddolunur. 56/87 ve 58/87 sayılı istinaflar kısmen kabul edilir.
Şimdi de yukarıda serdettiğimiz görüşler doğrultusunda istinaf konusu olan davalardaki davacıların almaya hak kazandıkları gene-l tazminat miktarının yeniden hesaplanması gerekir.
58/87 sayılı istinafın konusunu teşkil eden 461/83 sayılı davadaki şahadete göre merhumun ölüm tarihindeki net maaşı 46,814TL, 1984 yılındaki maaşı brüt 142,372TL net 96,796.30TL, 1985 sonu itibarı ile -brüt 244.726Tl net 167,493TL idi. En son duruşma gününde ise maaşı brüt 278,000Tl net 250,000TL olcaktı. İlk Mahkeme, çoğaltıcı rakamını tespit ettikten sonra duruşma gününe kadar geçen ilk 3 senenin tazminat miktarını ayrı son 10 senenin ise ayrı olarak t-espit etmiştir. Daha önce değindiğimiz gibi bu yöntem hatalı değildir. Ne var ki İlk Mahkeme ilk 3 senenin zarar miktarını tespit ederken merhumun ölüm günündeki net maaşını esas almış müteakip artışları dikkate almadan bir hesaplama yapmıştır. Merhumun du-rşma günü dahil olmak üzere duruşma gününe kadar her sene için alacağı maaş kesin olarak belli olduğuna göre bu 3 yılın tazminat miktarını hesaplarken bunların dikkate alınması gerekirdi. Merhumun net maaş artışları dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığı-nda ilk sene 608,528TL müteakip senedeki maaş kaybı 1,258,348 TL, 3. senedeki maaş kaybı ise 2,177,409TL'dir. Bunların toplamı ise 4,404,339TL'na ulaşmaktadır. Merhumun elde ettiği maaşın %70'ini ailesine harcadığı yönündeki İlk Mahkeme bulgusu dikkate alı-ndığında bu 3 yıl zarfında ailesinin kaybı 2,831,037TL'nı bulmaktadır.
Kıdem tazminatına gelince; şahadete göre merhum kamu görevlileri gibi zaman be zaman yapılan maaş artışlarındn faydalanmakla beraber emeklilik maksatları açısından emekli sandığına ba-ğlı idi. Bu nedenle görevden vazgeçmesi halinde kamu emeklilerine verilen ikramiye niteliğinde olan kıdem tazminatı aldığı hususunda şahadet vardır. Yine bu şahadete göre kıdem tazminatı kişi tarafından elde edilen senelik brüt maaş esas alınarak hesaplanm-aktadır. İlk Mahkeme merhumun ölüm tarihindeki maaşı esas alınarak ailesine ödenen 625,214TL'nı kıdem tazminatından ayrı olarak mütalâa etmiş ve alması muhtemel kıdem tazminatını ise 1,700,000 TL olarak hesaplamış ve bu rakamı genel tazminattan tenzil etmi-ştir. Hakikaten şahadet dikkatlice incelenip yapılan hesaplamalar gözden geçirildiğinde merhumun ailesine ödenen 625,214TL kıdem tazminatından başka birşey değildi. Aldığı veya almaya hak kazandığı iddia edilen 1,700,000TL ise ailesine ödenmemiştir. Esasen- 625,214TL ödendiğine göre daha sonra daha yüksek bir miktar ödenmesi sözkonusu olamazdı. Buna ilâveten merhum duruşma gününe kadar yaşamış olsa veya bu tarihte görevden vazgeçmiş olsaydı net maaşı 250,000TL olduğuna göre 3,250,000TL kıdem tazminatı almaya- hak kazanacaktı. kanaatimizce dikkate alınması gereken bu rakamdı. daha önce elde edilen 625,214TL bu rakamdan tenzil edildiğinde 2,624,786TL kalmaktadır. Tabiatıyle elde edeceği kıdem tazminatının %70'ini ailesine harcayacağı düşünüldüğünde ailesinin bu -başlık altındaki kazanç kaybı miktarının 1,837,350TL olarak tespit edilmesi gerekir.
Duruşma tarihine kadar geçen ilk 3 yılda ailesinin maaşları dikkate alındığında uğradığı zarar olan 2,831,037TL'na kıdem tazminat farkı olarak uğrayacakları 1,837,350TL -eklendiğinde 4,668,387TL'na ulaşmaktadır.
Tespit edilen 13 çoğaltıcı rakamını makul bulduğumuza ve duruşma gününe kadar geçen ilk 3 yılın genel tazminatı miktarı tespit edildiğine göre geriye kalan 10 yıllık zarar ziyanın tespit edilmesi kalmaktadır. Mer-hum duruşma gününe kadar yaşamış olsaydı aylık net maaşı 250,000TL olacaktı. Bu durumda 10 yıllık kazanç kaybı 25,000,000TL'dır. Bu miktarın %70'ini ailesine harcayacağı dikkate alındığında ailesinin son 10 yıllık kaybı 17,500,000TL olarak görülmektedir. D-aha önce duruşma günlerine kadar ailesinin uğradığı tespit edilen 4,668,387TL son on yıllık tazminat rakamına ilâve edildiğinde genel tazminat tespit edilir. İlk Mahkemenin merhumun terekesine verilmesini öngördüğü 750,000TL bu rakamdan tenzil edildiğinde -21,418,382TL genel tazminata hümedilmesi gerekir.
Müşahade ettiğimiz kadarıyle İlk Mahkeme merhumun hanımının iki küçük çocuğa bakacağını da dikkate alarak genel tazminatın 2/3'ünün hanımına verilmesini geriye kalan 1/3'ünün de diğer iki çocuk arasında -eşit olarak bölünmesini uygun görmüştür. Biz de yukarıda tespit edilen genel tazminatın aynı şekilde bölünmesini, tereksine ödenmesi gerken 750,000TL ve 30,400TL özel zararın da aynen tasvip edilmesinin uygun olduğu görüşündeyiz.
56/87 sayılı istinafın- konusunu teşkil eden 463/83 sayılı davaya gelince; Şahadete göre merhumun ölüm tarihinde net maaşı 44,356TL idi. Duruşma tarihine kadar geçen 3 yıl zarfında ölmemiş olsaydı maaşı artarak mütakip yıllaarda merhum sırası ile net 144,490TL ve duruşma tarihin-de ise net 174,490Tl maaş alacaktı. İlk mahkeme çoğaltıcı rakamını 12 olarak tespit ettikten sonra genel tazminatı hesaplarken duruşma tarihine kadar ilk üç yılı ayrı son dokuz yılı ise ayrı olarak hesaplanmıştır. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yöntem uygun- olmakla beraber İlk mahkeme ilk üç yılın kaybını hesaplarken ölüm tarihindeki net maaşı esas almıştır. Halbuki kesin olarak merhumun duruşma gününe kadar alacağı maaş artışları belli olduğuna göre bu artışlar esas alınarak daha sıhhatli bir hesaplama yapı-lması gerekirdi. Bunun yapılmaması bir hatadır. Bu rakamlar dikkate alınarak duruşma tarihine kadar 3 yıl maaş kaybı şu şekilde hesaplanabiir; 1. yıl 576,628TL, 2. yıl 1,878,370TL ve 3. yıl 2,268,370TL etmektedir ki bunların toplamı 4,723,368TL'na baliğ ol-ur. Şahadete ve İlk Mahkemenin bulgusuna göre merhum aldığı aylığın %70'ini ailesine harcadığı dikkate alındığında 3 yıllık ailesine yapılacak yardım miktarı 3,306,358TL tutmaktadır.
Emeklilik ikramiyesi hususuna gelince; Merhumun ölüm tarihindeki maaşı- esas alınarak ailesine 1,097,635TL ödendiği şahadette görülmeketdir. Duruşma tarihindeki maaşı dikkate alınarak bir hesaplama yapılması halinde alacağı ikramiye miktarı 4,341,122TL etmektedir. Fiilen almış olduğu 1,097,635TL bu rakamdan çıkarıldığında 3.2-43,487TL ikramiye farkı kalmaktadır ki bu fark merhumun ikramiye açısından fiili ziyanıdır. Ancak bu miktarın tümü değil de %70'ini ailesine harcayacağı gözönünde bulundu-rulduğunda ailesinin bu başlık altındaki ziyanı 2,270,441TL tutmakatdır. Bu durumda i-lk 3 yıllık genel tazminat miktarı 3,306,358+2,270,441TL= 5,576,799TL'na ulaşmaktadır.
Geriye kalan 9 yıllık kazanç kaybına gelince; Merhumun duruşma tarihindeki net maaşı 174,490TL olduğuna göre 13. maaşlar da dikkate alınarak 9 yıllık kazanç kaybı 20,4-15,330TL'na ulaşmaktadır. Bu miktarın %70'ini ailesine harcadığı gözönünde bulundurulduğunda ailesinin bu yıllardaki kaybı 14,290,731TL etmektedir. Bu durumda genel tazminat miktarı 5,576,799TL+14,290,731TL=19,867,530TL'na ulaşır. Bu rakamdan terekeye öden-mesi öngörülen 750,000TL tenzil edildiğinde genel tazminat miktarı 19,117,530 olarak tespit edilir.
İlk Mahkeme genel tazminata ilâveten merhumun tereksine 750,000TL, özel zarar ziyan olarak da 30,000TL ödenmesini öngörmüştü. Bunlarına aynen tasvip edil-meleri uygundur. Bu davada merhumun hanımından başka bakımına muhtaç birisi olmadığına göre genel tazminatın tümünün hanımına verilmesi hususunda emir verilir.
Netice olarak, daha önce karara bağlanan mesuliyet esasına tabi olarak,
1. 58/87 sayıklı is-tinafın kısmen kabul edilmesine, bu istinafa mukabil olarak dosyalanan 79/87 sayılı istinafın reddedilmesine, 58/87 sayılı istinafın konusunu teşkil eden 461/83 sayılı davada merhum Necati Taşkın'ın, bakımına muhtaç ailesine İlk Mahkemece ödenmesi öngörüle-n 9,500,000TL genel zarar ziyanın 21,418,387TL'na çıkarılmasına, bu tazminatın üçte ikisinin hanımına geriye kalan üçte birinin ise evlâtları küçük Mert ve küçük Zafer arasıda eşit olarak bölünmesine; Merhumun terekesinde ödenmesi öngörülen 750,000TL ile 3-0,000TL özel zarar ziyanın aynen tasvibine;
2. 56/87 sayılı istinafın kısmen kabul edilmesine, bu istinafta mukabil olarak dosyalanan 80/87 sayılı istinafın reddine; 56/87 sayılı istinafın konusunu teşkil eden 463/83 sayılı dava merhum Erdoğan Sonsal'ın- eşine İlk Mahkemce ödenmesi karar bağlanan 2,500,000TL genel tazminatın 19,117,530TL'na yükseltilmesine, merhumun terekesine hayat intizarı için ödenmesi öngörülen 750,000TL ile 30,000TL özel zarar ziyanın aynen tasvibine;
4. İstinaf masraflarının 56/8-7 ve 58/87 sayılı istinaflarındaki müsteniflere, aleyhine istinaf edilenler tarafıdnan ödenmesine
oybirliği ile karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
23 Kasım 1988
-
-
16
-
Full & Egal Universal Law Academy